Kur’an’daki Inanilmaz Hatalar – II – Matematik Hatasi
Kur’an’daki Inanilmaz Hatalar Serisinin ikinci yazisinda, Tanri’nin basit bir kesir toplama cikarma isleminde yaptigi hataya deginecegim. Herseyin yaraticisi Tanri hata yapabilir mi? Islam’a gore ve ayni zamanda mantiga gore yapmamali. Peki esi benzeri olmayan, gokten inen mucize kitap Kur’an’da cok net bir matematik hatasi var ve bu yaziyla size bunu ispatlayacagim dersem???
Yasar Nuri Ozturk cevirisiyle “Nisa Suresi, 11. ve 12. ayetleri” soyledir:
11. Allah size çocuklarınızla ilgili olarak şunu öneriyor: Erkek için, iki dişinin payı kadar. İkiden fazla kadın iseler ölenin bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer çocuk sadece bir kadınsa, mirasın yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığından ana-babanın her biri için altıda bir hisse olacaktır. Ölenin çocuğu yoksa ve kendisine ana-babası mirasçı olmuşsa bu durumda anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının payı, yapacağı vasiyetten ve borcundan arta kalanın altıda biridir. Babalarınız var, oğullarınız var. Siz bunlardan hangisinin yarar bakımından size daha yakın olduğunu bilemezsiniz. Allah’tan gelen bir buyruğu önemseyin. Hiç kuşkusuz Allah herşeyi bilir, tüm hikmetlerin sahibidir.
12. Zevcelerinizin geriye bıraktığının yarısı sizindir, eğer onların çocuğu yoksa. Eğer onların çocuğu varsa, vasiyet ettikleri ve borçları ödendikten sonra geriye bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Eğer sizin çocuğunuz yoksa bıraktığınızın dörtte biri zevcelerinizindir. Eğer sizin çocuğunuz varsa bu durumda, yaptığınız vasiyet ve borcunuz ödendikten sonra geriye kalanın sekizde biri zevcelerinizindir. Eğer miras bırakan erkek veya kadının ana-babası ve çocuğu yok da erkek kardeşi veya kız kardeşi varsa, bu kardeşlerden herbirine altıda bir düşer. Kardeşler bundan fazla ise bu takdirde onlar, yapılmış bulunan vasiyet ve borç ödendikten sonra üçte bire ortaktırlar. Kimseye zarar verilmemelidir. Allah’tan bir öneridir bu. Allah Alîm’dir, Halîm’dir.
Islam Hukukunca yukaridaki aciklamalar bir emirdir. Zaten ayette Kur’an’in Tanri’sinin kendisi de belirtmistir ki herseyi kendisi bilir, hikmetlerin sahibidir. Bu durumda miras durumunda gercek bir Musluman yukaridaki hesaplamaya gore hareket etmelidir. Peki bir misal verelim.
Adam olur ve geride karisi, 3 kizi, anne ve babasini mirasci olarak birakir. (Bu durumu ilgilendiren yukaridaki cumleleri ayet icerisinde koyulastirdim ki bu anlasilmasi guc ayetin icerisinde bogulmayasiniz)
Üç kız evlada mirasın 2/3′ü, ana ve babanın her birine 1/6, karısına 1/8 kalacaktır. Bu durumda basit bir toplama bize olenin tum mirasinin yuzde yuzunu, yani 1′i vermelidir degil mi? Deneyelim:
2/3 + 1/6 + 1/6 + 1/8 =? (Paydalari esitleyelim)
16/24 + 4/24 + 4/24 + 3/24 = 27/24 = 1.125
Maalesef, cok aci ama gercek olan sudur ki, ayette net bir sekilde matematik hatasi yapilmistir. Muhammed’in iddiasina gore esi benzeri olmayan Kur’an, ‘miras’ gibi cinayetlere sebep olabilecek kadar onemli bir hususta koydugu kanunda matematik hatasi icermektedir.
Bunca yildir kimse farketmemis mi peki bu hatayi?
Boyle bir hata farkedilmez olur mu hic? Hz. Omer, Halife, Avl yontemiyle bu hatanin ustunu ortmustur. Halen, Islam hukukunda bu yontem kullanilmaktadir.
Yukarida 24 olarak esitlenen payda 72′ye (3 kat daha buyutulmus hali) yukseltilir.
48/72 + 12/72 + 12/72 + 9/72 = 81/72
Sonra Omer’in dahiyane bir uydurumasiyla payda da 81′e yukseltilir ki toplam 81/81, yani 1 olsun.
Boylece yeni oranlar Kur’an’da belirtildigi gibi olmaz ama Omer’in belirttigi gibi olur:
Kur’an’a gore kizlara dusen oran 48/72 (yani 0.667)
Omer’e gore kizlara dusen oran 48/81 (yani 0.593)
Kur’an’a gore anne ve babanin her birine dusen oran 12/72 (yani 0.167)
Omer’e gore anne ve babanin her birine dusen oran 12/81 (yani 0.148)
Kur’an’a gore ese dusen miras orani 9/72 (yani 0.125)
Omer’e gore ese dusen miras orani 9/81 (yani 0.111)
Boyle basit bir hata Kur’an’in insan yazimi oldugunu gosterir mi?
Bunun cevabini size birakiyorum. Kusursuz bir Tanri mi boyle basit bir matematik hatasi yapar, yoksa okuma yazma dahi bilmedigi iddia edilen Muhammed mi? Bu sorunun cevabi sanirim asil sorunun da cevabidir.
Ben yine de size kararinizda yardimci olabilecek bazi cikarimlarimi listeleyeyim:
1. Tanri matematik hatasi yapmistir
2. Muhammed’e vahyi aktaran Cebrail’in dalginligi sonucu oranlar yanlis aktarilmistir
3. Muhammed vahyi yanlis anlamistir
4. Aslinda oranlar dogrudur ama Kur’an tahrifata ugramistir.
5. Yukaridaki islemlerde bir hata yoktur. Bunlar seytan uydurmasi hurafelerdir…
Bir sonraki yazimda gorusmek uzere
(Yukaridaki ayetlerin Diyanet Cevirisi de soyledir:
11. Allah size, çocuklarınız (ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır.4 Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa anasının hissesi altıda birdir. (Bu paylaştırma, ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. Bunlar, Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
12. Eğer çocukları yoksa, karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir. Eğer çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte biri sizindir. (Bu paylaştırma, ölen karılarınızın) yaptıkları vasiyetlerin yerine getirilmesi, yahut borçlarının ödenmesinden sonradır. Eğer sizin çocuğunuz yoksa, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. Eğer çocuğunuz varsa bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. (Yine bu paylaştırma) yaptığınız vasiyetin yerine getirilmesinden, yahut borçlarınızın ödenmesinden sonradır. Eğer kendisine varis olunan bir erkek veya bir kadının evladı ve babası olmaz ve bir erkek veya bir kız kardeşi bulunursa ona altıda bir düşer.5 Eğer (kardeşler) birden fazla olurlarsa, üçte birde ortaktırlar. (Bu paylaştırma varislere) zarar vermeksizin6 yapılan vasiyetin yerine getirilmesinden, yahut borcun ödenmesinden sonra yapılır. (Bütün bunlar) Allah’ın emridir. Allah hakkıyla bilendir, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)
1500 tl yi bölelim buyur.
İlk önce ;
Karısına da 1/8 kalacaktır yani 187,5 YTL.
Geriye kalan 1312,5
Üç kız evlada mirasın 2/3′ü yani 875
Geriye kalan 437,5
Ana ve babanın her birine 1/6 yani 72,9166667 duser.
bunun kuralı budur sapıtmayınız. Kuran-ı Kerim’de hata yoktur. Nasıl bakarsan öyle görürsün. İncildede Hz.İsa Meryemin Oğlu Hristiyanlığa göre Tanrı kabul edilir. Madem Hristiyanlığa görede tanrı herşeyin yaratıcısı madem Hz. Meryemin oğluysa Hz.İsa’da Hz.Meryemi kim yarattı
İşin bu dağıtım kısmından çok dikkatimi çeken bir unsur oldu.Allah ki insanlara özgür irade veriyor ve dünyada sınıyor ki hata yapacaklar mı diye,bunun sonucunda iyi olan cennete kötü olan cehenneme gidecek.Yani özgür bir irade olmalı ve biz doğru olanı bulmalıyız.Her konuda bu kadar hassas olan Allah bu miras konusunda neden özgür iradeye bırakmamış da özellikle oranlarını belirtmiş?????Normal esaslara göre yapması gereken ölen kişinin ardından insanların yapacağı paylaşımı izleyip hak yiyeni cezalandırması,hakkını verene de sevap yazması gerekmiyor mu???? Herşeyde sınayan Allah söz konusu miras olunca neden işin kuralını veriyor??? Kuran madem evrensel bugünde geçerli,herkesin hakedip haketmeyeceği ölçüleri belirtmiş olması lazım gelmez mi? Şirket hukuklarından tut da toprak paylaşımlarına kadar.Herkesi eşit yaratan Allah kızlarla erkekleri eşit yapmayı da sevmiyor anlaşılan??? İşin özünde sanırım herkes inandığı şeye sımsıkı bağlandığı zaman kendini huzurlu hissediyor.Sorgulama yapınca bugüne kadar inandığı şeylerin bir anda yıkılabileceği ihtimali gerçeklerden uzaklaştırıyor.Kimse ”size şah damarından yakın olan sonsuz merhamet sahibi Allah’ın” neden derimizi yüzüp,irinli sulardan içireceğini düşünmeye yada sorgulamaya cesaret edemiyor.
peki,
başka bir örnek de verelim o zaman:
vefat edenin 3 kızı, 1 oğlu, anne ve babası mirasçı olsun:
3 kıza 2/3, oğula 1/3, anneye 1/6, babaya 1/6
Toplam = 8/6
Haydi yine 1 i aştık! Hem de sadece Nisa 11. ayete göre. Anlaşılan Hz. Muhammed aynı ayetteki basit hatayı bile görememiş bak sen..
Oysa olay böyle değildir. Nisa 14. ayeti kelime de bu “sınırların aşılmaması” isteniyor. Sınır kelimesi “hudud” kelimesi ile ifade edilmiş, ülke sınırı da ifade edilse aynı kelime kullanılır ve bu sınırın aşılmaması isteniyor. Ayrıca Nisa 11. ayeti kelimede bu hükümlerin vefat edenin bıraktığı mirasın ve varsa borcun düşülmesinden sonra olduğu belirtiliyor.
Biraz da dilbilgisi, Nisa 11. ayette geçen “veledun” ifadesi Arapça da “bir çocuğu” ifade eder, çocuklar ise “evladun” şeklinde yazılır, yani “veledun” kelimesinin çoğulu “evlad” dır. Bu dilbilgisine göre Nisa 11. ayetin meali şu şekildedir:
“Çocuklarınız konusunda Allah, erkeğe iki dişinin hissesi kadar tavsiye eder. Eğer onlar ikiden çok kadın ise (ölünün) geride bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Kadın (veya kız) bir tek ise, bu durumda yarısı onundur. (Ölenin) Bir çocuğu varsa, geriye bıraktığından anne ve babadan her biri için altıda bir, çocuğu olmayıp da anne ve baba ona mirasçı ise, bu durumda annesi için üçte bir vardır. Onun kardeşleri varsa o zaman annesi için altıda bir’dir. (Ancak bu hükümler, ölenin) Ettiği vasiyet veya (varsa) borcun düşülmesinden sonradır. Babalarınız, oğullarınız, siz onların hangilerinin yarar bakımından size daha yakın olduğunu bilmezsiniz. (Bunlar) Allah’tan bir farzdır. Şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır.” (Meal Ali Bulaç, Nisa 11)
Bu şekilde 3 kıza 2/3 verdikten sonra anne ve babaya 1/6 + 1/6 = 1/3 veremezsiniz, çünkü bu oranlar “bir çocuk” olması durumu içindir. Bir çocukta geride vasiyet bırakılmamışsa ve erkekse en fazla 1/2 oranında mirastan alabilecektir. Ayetlere bu şekilde baktığınızda zikredilen mirasçılara verilen oranların 1 i hiç aşmadığını göreceksiniz.
Tabii bu oranlar mirasçılara göre çoğu zaman tam 1′ i vermemektedir. Hz. Muhammed bunu da mı görememiş hayret.. Halifelerin ve islam alimlerinin bu konuda değişik yaklaşımları olmuştur, avliye ve reddiye gibi. İçtihadlarında Hz. Muhammed in sağlığında yaptığı uygulamaları örnek almaları da muhtemeldir. Bu uygulamaları uzun uzun yazıp mesajı uzatmak istemiyorum, buralardan takip edebilirsiniz:
http://www.frmtr.com/islami-sorular-ve-cevaplar/3354523-kurandaki-hesap-hatasi.html
Müslümanlar din konusunda çoğu hususu peygamberin uygulamalarından öğrenmişlerdir. Örneğin Kuran da namaz kılınması istenir, ama namazın nasıl kılındığı ayrıntısıyla açıklanmaz. Bunu namazı, abdesti uygulamasını peygamberden öğrenmişlerdir. Namazda kıyamda Fatiha ile başlanmasını müslümanlar peygamberden öğrendiler. Miras ayetleri ve miras hukuku konusunda bunu da göz önünde tutmak gerekir.
Şimdi bir soru, 1 ayette bile basit hesap hatası yapan Hz. Muhammed şu linklerdeki hesaplamaları nasıl yapmış acaba?
http://www.simetrikkitap.com/
http://www.mucizeler.com/19lar/
http://blog.chess.com/Rayyan/chapter-16–the-honey-bees-and-no16
http://www.answering-christianity.com/fakir60/prime_numbers_in_the_holy_quran.htm
Şimdi, ya bakkal hesabı ve alicengiz kurnazlığı yada yüksek matematik, seçim sizin
allah kuranı kerimi indirmis insanları yaratmıs insanlarda matematiği bulmus belkide bu bulunan matematik yanlıstır
sunu unutmayalımki insanlar ancak kuranın gösterdiği isıktan öteye gidemeyiz
öncelikle şunu belirtmek isterimi ki eğer Allah isteseydi o sonsuz ilmiyle gerçeği bütün çıplaklığıyla peygambere anlatırdı ve o zaman da akıl sahibi herkes inanırdı imtihana gerek kalmazdı ben bir matmematikçi olarak şu yorumu yapıyorum nisa süresinin 11….e 12. ayetler beraber düşünüldüğün de binlerce ihtima(durum)l söz konusu ve eğer hepsi bir çıkarsa kur’anın kesin kes Allah kelamı olması ortaya çıkarçünkü bu olağan üstü hesap kesin olarak Allahı gösterir ozaman da herkes inanır ve imtihana gerek kalmaz bu yüzden kasti imtihan gereği olarak bazı durumlar bire eşit olmayabilir yani tam olamaya bilir ama sonuç avliye ve reddiye yöntemiyle itibari ile yine herkes ayette verilen oranda kendi payını almaktadır ne eksik nede fazla…
dinde hata arıyorsanız merak etmeyin Allah kendi zatında ve dininde kusur varayanlara bol bol yanıltıcı delil koymuştur…
Bu cumleniz cok guldurdu beni
Inanmak icin akildan yoksun olmak gerektigini agzinizla soylemissiniz, tebrik ederim
bunu idida etmet bence her akıl sahibinin yapacağı bir şey dir yani ister inan ister inanma şunu herkes kabul ederki aklın sınırları vardır peki ben sna bier şey söylesem bunu akılla nasıl izah edersin sen bu hayat gelmeden önce nerdeydin ne yapıyordun şimdiki haline bakarak ne kadar yorum yapsanda hepsi değil çoğu boş çünük gelmeden önce nerdeydin hiç bir şeyi hatırlamıyorsun demekki yoktum diyemezsin çünkü bunu ispatlayacak hiçbir delilin yok sen sadece aklınla hareket edersen batarsın en güvendiğin matematik bile senin aklını alır götürür tam bir ahmak yapar farkına bile varamazsın çünük bir matematikçi ğer matematiği beinmseimişse hayata kesin gözüyle bakar bunu çoğu zaman farkına bile varmaz ve yapmak istediklerina kesi kes ulaşmaya çalışır ve binlerce ihtimal arasında kalır boğulur ama Allaha güğveni varsa ve kesin inanıyorsa samimi bir şekilde hayatın kaba taslaığnı yani kendi üzerina düşen görevi hesaplar gücü yetmediği nede tevekkül eder ve rahat yaşar saimim bir göketeki bir yıldız gelip dünyayı tehdit etse bile bundan korkmaz çünük bunun rahim olan Allahın emriyle gerçekleştiğini bilir ve rahat eder ama tedbirini alır panik yapmaz o kadar ama inanmayan biri ne yapar kalkar bütün kanunları devereye sokar acaba bu yıldız dünyamıza zarar vermesin mi diye büyük bir telşa içerisine girer o çok güvendiğği bilim bile onu sakinleştiremez çünük bilim bilim saimimi bilim adamlarının deyişiyle şimdiye kdar bu kanunlar böyle işedi diye bunda sonra böyle işeklr diye bir şey yok diye biliyor yani bbilim bile aklın o kadar güvenli bir alet olmadığını kabulk ediyor deskartes bile belli bir yere kadar soruglamış ama ondan ötesine geçememiş geçseydi hiç bir şey kalmazdı hayatında bunu bildiği için kabul etmiş yani bazı kabuller mecburidir ama insan bu kabullerin neden mecburi olduğunu anladıktan sonra kabul etmesi daha uygun dur yani silamdaki kabuller sorgulamayayış ya korkudan kaynaklanır yada insan daha ötesine geçemeyeceği ni bildiği için şpunu da söyliyeyim ben bilime filan kaşrı değilim ama herşey bilim değil evrim teorisi bile şim diye kadar kesin gözüyle bakılyordu bilimsel olarak ama o da bilimsel olarak çürütül dü gerçi etikis hala türkiyede sürüyor bun anlayamadım bir türlü ama nianmıyorsan git araştır bun evrim teorsi sitelerinde değil sadece bilmisel veri sunan her yerde ve şu da bir gerçektir ki kapitalizmin inasın mutlu edeceği sanıyordu o şimdik zaman inasdnları şahittir ki tarihte insan lar ub kadar duygudan yoksun ve sefil olmaıştı demek ki insan sadece akıldan ibaret değil şunu da simimi bir şekilde söyliyeyim din benim hem aklımı hem duygularımı bir çok hissimi tatmin ediyor bu günkü müslğümanlar sana samimi gelmiyorsa al dini de araltıre onları bak bakayım samimiyetsilzilikleri dine olan samimiyetlerinden midir yoksa dinin bazoı yönlerinin terk edişlerindien imidir çok şey yazmak siterdimi ama bu kadar vatkim var inansan da sen bilir sin inanmsan da kimseye minnet emtmem saedec göervimi yaparım bildiklerimim söylerim
bir ikinci hikmeti de şudur Allah orda onalrın alabileceği hakları göz önünde tutuyor yani hesabı bire eşitlemek için uğraşmıyor şöyle bir örnek ele alalım diyelim ki varisler sadece bir kız ve bir erkek olsun erkek malın 1/2 sini aldı geriye 1/2 kaldı mı peki bunu bire eşitlemye kalkışırsak kızın da geriye kalan malın 1/2 sini alması gerekir ama kız malın 1/2 sini hak ediyor mu yani mesele burda illa bire eşitleme meselesi değildir mesele haketme meselesidir…
bu tür şeylere kananlara diyorum ki önce islamı ön yargısız araştırın sonra bu tür sitelerdeki yazıları okuyun o zaman aşıyı önce alıp sonra enfeksiyon kapıyorsunuz bu enfeksiyon size zarar vermez ama aşı olmadan enfeksiyon kapmak insanı tehlikeye sokar….
ahahaha çok güldüm ya kurandaki binlerce saçmalıktan biri. bundan başkalarını da çok gösterdim anlattım ama yok o öyle bu böyle biz bilemeyiz alimlere sormak lazım diye inkar etti hep arkadaşlarım artık bunuda inkar etmezler sanırım ilkokula yeni başlamış çocuk yapmaz bu hatayı çok yüce muhammed hakkaten okumamış demekki varmış ya ilk ayet oku demiş buna allah, dersleri ekmiş mi napmış afacan
bide kurandan sayılarla şifre bilmemne aranması olayı da tam saçmalık. keyfine göre harflere sayılar verip bişeyler çıkartıyolar o ayrı bi komedi.
janos ayette tek çocukdan bahsedildiği,fakat sizlerin çoğul olarak yanlış algılamanızdan dolayı hataya düşdüğünüz söyleniyor.bu konuda bir açıklama yaptında ben mi görmedim yoksa yapmadınmı.ne dersin orada tek çocukdan bahsetmiyor mu.çok çocukdan bahsetiğini nasıl izah edeceksin?
Burada çok önemli bir yer benim dikkatimi çekti.
”Eğer sizin çocuğunuz varsa bu durumda, yaptığınız vasiyet ve borcunuz ödendikten sonra geriye kalanın sekizde biri zevcelerinizindir”
burda çocuk ve eşiniz varsa diyor. ana baba varsa demiytor. Bir önceki ayet tede ana babaya eşit mal kalacağından bahsediyor. 1/6 oranında derken eşit paylar veriyor anayada babaya da
. eğer eşi ve çocukları varsa 2/3 ü çocukların 1/8 i karısının olacaktır. bu durum da paydayı 24 ile eşitlersek 16/24 çocukların 3/24 karısının olacaktır. geriye 5/24 kalıyor. bu pay da eşit olarak anaya ve babaya kalıyor demektir.yani 2.5/24 ananın 2.5/24 de babaya kalıyor.
bu durum da 0.6666 çocukların 0.125 karısının 0.208 de ana ve babasına eşit dağıtılacak şekilde kalıyor toplarsan ne çıkar .0.999999 alur. bı da limit de neye denk gelir :1
buyrun size hesaplama .
Birkere bu kadar saçma bir hesap mantığıyla inkar etmek, ancak çok zekilerin işi olsa gerek!!
Bu şekilde ufak tefek kafa karıştırcı sorular ile inkara mantık yaratma çabası , ancak tarlada yetişen hıyarın onu eken insanı inkar etmesi gibi basit bir komplikeliğe sahip olanın kendisinden daha komplike bir varlığı inkar etmesinden başka birşey değildir. (tabi burdaki hıyar–>insan arasındaki oran ile , sonsuz güç sahibi olan ALLAH ile insan arasındaki duruma yaklaşamaz sadece bir mecazi yaklaşımdır)
Miras hukukunda söylenilen oranlar örnek oranlardır , oranları 0,68945432 yada 0,374895
)
gibi rakamlarla verilmesini mi bekliyorsunuz bu oranlar uygulamada sonsuz kombinasyon ile mutlaka tam sonuç vermeyecektir.Bunlar esas olarak alınacak ,islamın toplumsal yaşamı biçimlendirmede kullanılacak kurallarıdır.Bunlara en yaklaşık oranları bulmak insanın işidir.Siz oraya hangi rakamları koyarsanız koyun belirli kombinasyonlarda mutlaka tam sonuç çıkmayacak bir kombinasyon bulursunuz.
Ama inkar etmek için böyle basit kafa karıştırıcı sorulara yönelen o zeki insanlar dünyada ve kainatta ki oluşmuş bu muazzam düzenin yani herşeyin teasdüf olarak oluştuğunu söyleyerek çok zekice!! bir açıklama yaparken hiç bu kadar kendilerine şüpheci yaklaşmayı düşünmüyolar nedense
Haha lan bu kafirler matematiği de bilmiyorlar be bakın amerikayı yeniden keşfettiğini sanan ahmaklar size bu durumun matematiğe aykırı olmadığının olmayacağının kısa ve net bir cevabı bunu ilkokul matematiğini bilen herkes anlar öyle aşırı bir cebir bilgisine bile gerek yok
Mesela ölen kişinin eşi, 3 kızı, anası ve babası varsa eşi 1/8, kızlar 2/3, ana babanın her biri 1/6 alır Mesele 24’ten gelir ama payların toplamı 27 eder Şimdi bu aptallar diyor ki 24 birimlik malın 27 birimini yani olmayan bi şeyi nasıl dağıtıcaz tanrı burda hata yapmış eheh matematik bilmiyorBe ahmak be cahil sana orda bu tanrının emridir bütün mallarınız 24 birimden hesaplayacaksınız yada 6 birimden diye bir şey demiyorMal 27 parçaya ayrılır ve herkes hakkı oranında payını alır
misal 27/24(!) olduğunu idda ettiğiniz örneğe bakalım diyelim ortada (küsüratlı işlem size zor geliyor sanırım o yüzden tam sayı veriyorum) 54 tane altın olsun genişlet paydayı (paydayı her kişinin alacağı oranı belirlemek için yapıyoruz aynı birimden kaç misli alır sorusunun cevabını bulmak için) ne eder :
kızların hakkı: 16/24
Ana+Babanın hakkı: 8/24
Eşin hakkı: 3/24
evet demek ki kızlar söz konusu maldan 16 misli alırken ana baba 8 misli eş de 3 misli alır ne etti 27malımız neydi?54 tane altın kaç misli hak var elimizde?27Böl 54 altını 27 mislik hakka ne eder 2 heee bak şimdi kendi çapında Kurana İslama dil uzatıp milletin aklını bulandırmaya çalışan kafir demek ki kızlar bu 54 altından 32 altın ana baba 16 altın eş 6 altın alır ve ortada herhangi bir mal artığı veya eksiği veya hak yenme söz konusu olmaz
………Alemlerin rabbi olan ALLAHa hamd olsunŞüphesiz O herşeyi en iyi bilendir ve tüm eksik sıfatlardan noksandır……
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİYM
Nisa suresi 11 ve 12. ayetlerde belirtilen miras hükümlerine göre kuranda matematik hatası bulunduğu iddia ediliyor. Buna örnek olarak ta şu misal veriliyor;
Bir adam ölse ve arkasında 3 kız, eş/eşler,anne ve babayı bırakırsa, miras taksimatı yukarıdaki hükümlere göre :
Kızlar=2/3, Eş/Eşler: 1/8, Anne: 1/6 ve Baba: 1/6 alacaktır. Bunları toplarsak;
2/3 + 1/8 + 1/6+ 1/6=27/24=1.125 olur ki, bu da matematik açısından imkansızdır!
İlk bakışta doğru gibi gözüken bu hesap, külliyen bir ahmaklık ve okuduğunu anlayamama veya yorumlayamama eksikliğidir. Denilen oranlar gerçekten söylendiği gibi olsaydı söyledikleri doğru olabilirdi. Ancak ayetleri anlayamama idraksizliği burada kendini bal gibi gösteriyor. Hani Kuran “Kalpleri Mühürlenmiş” diyor ya, burada kendini bariz gösteriyor.
Bir kere ayetleri okuduğumuzda şunu açık bir şekilde görüyoruz. Verilen örnekteki gibi bir kombinasyon belirtilerek oranlar verilmemiş. Yani örnekteki gibi “3 Kız, eş/eşler,anne ve baba” şeklinde bir sıralama yapılıp ta hesaplamada kullanılan oranlar bildirilmemiş. Ya ne yapılmış görelim? Eğer ölenin çocuğu yoksa anne ve babası varsa, anne 1/3 alır. Kalan ne olur? Eş/eşler varsa 1/8 alır, artanın tamamı babanındır. Yani bu durumda baba mirasın 12/24 ünü, yarısını alıyor. Eş/eşler de yoksa, o zaman daha fazlasını yani 2/3 ünü alıyor.
Ya ölenin çocukları varsa! O zaman babanın ve annenin hissesi otomatik olarak düşüyor. Her ikisi 1/6 alıyor. Çocuk bir kız ise ½ alıyor. 2 veya daha fazla ise 2/3 ü onların. Çocuklar yok ana baba ve kardeşler varsa anne ve babanın aldığı oran yine değişiyor.
Yani şunu anlatmak istiyorum; oranlar mirasçıların kimler olduğuna ve kaç tane olduğuna göre değişiyor. Yani çocuk yokken mirasın ¼ ü, varsa 1/8 i eş(eşler) in. Pekiyi bu ibare geçerken anne yada baba dan bahsediyor mu? Yada bir kıza ½ veya 2 den çok kıza 2/3 derken anne baba da varsa buna ne verilir, belirtilmiş mi? Yok!! Pekiyi yoksa, sizce ½ veya 2/3 oranları sadece kızların mirasçı oldukları ve başka mirasçının olmadığı durumlarda geçerli olmuyor mu? Pekiyi o halde bu örnekteki oranları nereden çıkartıyorlar? Anlamadıkları için beyinlerinden çıkartmadıkları kesin.
Bu ayetlerden benim anladığım örnekteki taksimata gelince;
Baba ve anne var, 3 kız var ve eş/eşler var. O halde hüküm belli; ana ve baba: 1/6+1/6=2/6=1/3 ü alır. Eş yada eşler 1/8 i alır (Bkz. 12. ayet) 1/3+1/8 =11/24 yani bunlar şimdiye kadar malın neredeyse yarısını aldılar (11/24). Pekiyi kalan yarısı ne olacak? O da kızların (13/24). Çünkü ayetler, hem ana baba hem de eşler varken 3 kız 2/3 ünü alır demiyor!!
Burada farklı taksimat örnekleri de mirastaki öncelik sırasının değiştirilmesinden ötürü yapılabilir.
Yani şu denilebilir? Kızlar 2/3 alır, anne ve baba 1/6+1/6=2/6=1/3 alır. Toplam da 2/3+1/3=3/3=1 olur ve eş/eşler hiç pay alamazlar. E hani eş/eşler çocuk varsa 1/8 alacaklardı. Tamam da o ibare söylendiğinde işin içinde anne ve baba yoktu ki! Anne ve babanın olmadığı durum için 1/8 denilmiş.
Pekiyi bu taksimatlardan hangisini yapacağız? Bana kalırsa en mantıklısı ilki. Ancak buna öncelik sırasının durumuna göre müçtehidlerin karar vermesi gerekiyor. Çün kü, mirasta öncelik kimin hakkıdır ben bilemem. Yani başka mantıkla gidilerek babanın payı madem değişken oluyor, o halde kızlar 2/3 ü alsın, anne 1/6 ve eş/eşler 1/8 kalan babaya verilsin gibi farklı yollar bile türetilebilir.
Ben burada bu hükmü vermeye çalışmıyorum. Sadece ayetlerdeki metinden toplamın 1,125 olduğu gibi saçma bir sonucun çıkmadığını toplamda belirtilen oranların 1 i geçmediğini anlatmak istiyorum. Ayetleri işimize geldiği gibi anlayıp, ona bu şekilde yorum yapamayız. Bunu yapanlar hiç olmazsa bir tefsir açıp, İslam alimlerinin konuyu nasıl hallettiklerine bile baksalardı ya!
Aynı durum annesi ve babası olmayan ve 3 kardeşi ve bir kocası olup ta ölen kadının mirası içinde geçerlidir. Ayetlerde babası ve çocukları olmayan kadının mirası ile ilgili kardeşlerin iki kişiler ise 1/6 +1/6=2/6=1/3 hisse alabileceklerini, 2 den fazla ise (örneğin 3) ler toplamda 1/3 alacakları dolayısı ile koca: ½ + kardeşler 1/3 = 5/6 olduğunu ve toplamda 1 i yani %100 ü bulmadığını söylüyorlar. Bunlara söz söyleyecek söz bulamıyorum. Yav ayetlerde açıkça babası ve çocuğu olmayan diyor. Annesi olmayan demiyor ki! Eğer annesi de olmasaydı, bunu da dahil ederdi. Anne, baba ve çocuklar yoksa derdi. Kalan 1/6 tabii ki bu durum da annenin oluyor.
Şimdi ya kocaya ½, anneye 1/6 adalet mi diye sorabilirsiniz? Bu oran ALLAH (cc) ın hükmüdür. Bundaki hikmeti sorgulayamayız. Ancak ahmakların iddia ettikleri gibi ayetlerin matematiksel hatalı, eksik ve fazla oranlı miras paylaşımı yapıldığı yönündeki haksız, insafsız ve kendi ahmaklıklarından kaynaklanan iddiaların doğru olmadığını, çok açık ve sarih bir biçimde görebiliriz.
HER ŞEYİN DOĞRUSUNU ALLAH (CC) BİLİR.
Bu ayetlerde verilen oranlardan yola çıkan bazıları kendi akıllarınca enteresan miras paylaşımı senaryoları üreterek İslam’a ve Kuran’a saldırmaktadırlar. Konuyu bir örnekle açıklayalım: “Bir adam ölür ve geride bir anne, bir baba, üç kız evlat ve bir de eş bırakır. Miras nasıl paylaşılacak?”. Bu örneği ortaya atan kişiler çözümü de (!) kendileri verirler: “1/6 + 1/6 + 2/3 + 1/8 = 1,125”. Yani oran 1,0 dan büyük, o halde Kuran’da matematik hatası var!
Benzer bir duruma ilişkin ilk problem Hz. Ömer zamanında ortaya çıkmış ve sahabeler bu problemi “avliyye” dedikleri bir yöntemle çözmüşlerdir. Bu yöntemin ne olduğunu anlatacak değilim, isteyen internette yöntemle ilgili kaynak bulabilir. Ancak bu yöntem inkârcıları (ve belki de bazı inananları) ikna etmemektedir. Onlara göre bu yöntem bir hileden başka bir şey değildir. Bu yöntem ilk başlarda benim de aklıma pek yatmamış ve ciddi bir şekilde Kuran’dan şüphelenmeme neden olmuştu.
Aslında problemin kaynağı Kuran’ın bu ayetlerinde verilen oranları “mutlak” oranlar olarak kabul etmekten kaynaklanıyor. Yani örneğin 3 kız kardeş için verilen 2/3 oranı “mutlak” bir oran farz ediliyor. İyi de gerçekten öyle mi? Bu oranlar mutlak oranlar mı, yoksa bir tür “tavan” ya da “taban” değerler mi? Bu oranların “mutlak” olmadığını iddia etsek bile, buna Kuran’dan delil getirmediğimiz takdirde kimseyi ikna edemeyeceğimiz çok açık…
Bu amaçla öncelikle Nisa/11 ve Nisa/12 ayetlerini incelememiz gerekiyor. Bu ayetlerin sonunda yer alan ifadeler bu açıdan oldukça önemli: “ferıdatem minellah” ve “vesıyyetem minellah”. Sadece 2’şer tane Arapça kelime! Bu ifadelerden yola çıkarak bu oranların mutlak olduğu kesinlikle iddia edilemez. Ancak buna rağmen bazıları örneğin A. Yusuf Ali İngilizce mealinde “bu sabit oranlar Allah tarafından emredilmiş/belirlenmiştir” şeklinde bir çeviri yapmış. Bu 2 kelimenin neresinde “sabit oranlar” lafzını gördü bilmiyorum, ona sormak lazım! Örneğin M.H. Shakir “ferıdatem minellah” ifadesini “bu Allah’tan bir buyruk/düzenlemedir” şeklinde çevirmekle yetinmiş. Yukarıya aldığım Nisa/11-12’nin Türkçe çevirileri ise Y. Nuri Öztürk’e aittir. Bu ifadelerle ilgili bir diğer nokta da şu: Her 2 ifade de verilen oranlardan hemen sonra gelmiyor. İlk ayette araya “Babalarınız var, oğullarınız var …” diye başlayan 2 cümle giriyor, ikincisinde ise arada “Kimseye zarar verilmemelidir” şeklinde bir ifade mevcut. Şu halde “Allah’tan bir buyruk” ya da “Allah’tan bir görev” olan şey nedir? Bu oranları sabit kabul edip aynen uygulamak mı? Babalar ve oğullar ve diğer mirasçılar arasında ayırım yapmayıp adaletli bir dağılım yapılmasına izin vermek mi? Bence ikincisi! Aslında bu “emrin” ne olduğunu anlamak için bu ayetlerin devamına bakmak gerekiyor.
Kuran’da bu oranların “sabit” ya da “mutlak” olmadığına dair delil hemen bu ayetlerin devamında mevcut… Surenin 13 ve 14. ayetleri aynen şöyle:
Nisa / 13-14
İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’a ve onun resulüne itaat ederse Allah onu, altından nehirler akan cennetlere, orada sürekli kalıcılar halinde, sokar. İşte bu, en büyük başarıdır. Kim de Allah’a ve onun resulüne isyan eder, Allah’ın sınırlarını da aşarsa, Allah onu, içinde sürekli kalıcı olarak ateşe sokar. Artık onun için yere batırıcı bir azap vardır.
“İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır” şeklinde çevrilen ifadenin Arapçası “Tilke hududu(A)llah”. Yani çeviride bir hata/kasıt yok. Hudut kelimesi Türkçe’ye de geçmiş bir kelimedir. Sınır kelimesinin ise ne anlama geldiği herkesçe malum. “Aşılmaması gereken bir nokta, bir çit, bir değer”… Yani bu oranlar sadece birer sınır ve asıl olan bu “sınır” değerlerini aşmadan onlara yaklaşmak… Dolayısıyla bu oranların “mutlak” olduğunu iddia etmenin hiçbir temeli yok…
Şimdi sorun şu: Yukarıdaki ayetlerde geçen “emir” kelimesiyle aşağıdaki ayetlerde geçen “sınır” kelimesi birbiriyle nasıl bağdaşır? Aslında yanıt çok basit: Allah’ın emri olan şey bu sınırlara riayet etmek! Bu sınırlara riayet etmek ise onları aşmamak ve onlara mümkün olduğunca yaklaşmak ile olur. Yani “emrin” ne olduğunu anlamak için önce aşağıdaki ayetlere bakmak ve sonra dönüp “emri” buna göre değerlendirmek gerekiyor. Kısacası Allah’ın emri olan şey mirasçılar arasında ayrım yapmayarak verilen oranları birer “sınır” olarak alıp bunlara uymak! (Ama sonuçta bunların “sınır” olduğunu unutmamak şartıyla!)
Bu “sınır” olgusunun bu şekilde ifade edilmesinin de bazı sebepleri var: Örneğin 2’den fazla kadın ise 2/3 olarak verilen oran, “en fazla 2/3” ya da “2/3’e kadar” olarak verilebilir ve böylece bunun bir üst limit olduğu açıkça ortaya konabilirdi. Ancak bu durumda neler olacağını tahmin etmek güç değil. Bu tarz bir ifadeden istifade eden birileri mirasçı 3 kıza 2/3 oranında pay vermek yerine 1/10 ya da belki hiç pay vermeyebilirdi. Dolayısıyla Nisa/11 ve 12’de “en fazla 2/3” ya da “2/3’e kadar” tarzında ifadelerin kullanılmaması anlamlıdır.
O halde asıl olan bu oranlara mümkün olduğunca uymaya ve yaklaşmaya (!) çalışmaktır. Ancak sonuçta bunlar bir “sınırdır”. Yani mutlak oranlar değildir. Matematikteki limit kavramının buna çok benzer olduğunu bilenler bilirler. Bilmeyenler bilenlerden sorsun öğrensin!
Bu “sınır” kavramına başka ayetlerde de rastlıyoruz. Örneğin oruçla ilgili bir ayet olan Bakara/187’de de bazı sınırlar konuyor:
Oruç günlerinin gecesi kadınlarınızla ilişkide bulunmanız size helal edildi. Onlar sizin için bir giysi, siz de onlar için bir giysi durumundasınız. Allah nefsinize güvenemeyeceğinizi bildiği için tevbenizi kabul etti ve sizi bağışladı. Şimdi onlarla ilişkide bulunun, Allah’ın sizler için yazdığını isteyin ve fecrin beyaz ipliği siyah iplikten sizce seçilinceye kadar yiyin, için, sonra da ertesi geceye kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz, mescitlerde itikaf halinde iken onlarla ilişkide bulunmayın. Bunlar, Allah’ın sınırlarıdır; sakın onlara yaklaşmayın! Allah böylece, sakınıp korunsunlar diye insanlara ayetlerini iyice açıklıyor
Yukarıdaki ayette yiyip içme için ve cinsel ilişki için bazı sınırlar konulmuş. Bu ayette yiyip içmeyle ilgili sınırın “kadar” denilerek verildiğine dikkat edin. Çünkü burada “kadar” ifadesinin kullanılmasının miras ayetlerinde olduğu gibi bir risk oluşturmadığı açık…
Bir başka ilginç nokta da Nisa suresi ayet 14 ile yukarıdaki Bakara/187’yi karşılaştırınca ortaya çıkıyor. Bakara187’de Allah’ın sınırlarına “yaklaşılmaması” emrediliyor. Oysa Nisa/14’te “aşılmaması”. Eğer Nisa/14’te de “yaklaşmayın” denseydi benim yaptığım tüm bu yorumlar geçersiz olurdu! Hele hele matematikteki limit kavramı ile kurduğumuz benzerlik tamamen geçersiz hale gelirdi. Ne dersiniz? Neden burada “yaklaşmayın” denmiyor da “aşmayın” deniyor? Şans mı? Hiç sanmam!
Ne ilginçtir ki mirasla ilgili ayetler bize bu oranların “mutlak” olmadığı çıkarımını yaptırabilecek şekilde devam ediyor. Tabii bir inkârcıyı bu bile ikna etmeye yetmez. O bunu kelime oyunu olarak görecektir. Kuran’ın bu çıkarımı yapabilmemize imkân vermesini ise ya hiç değerlendirmeyecek ya da sadece “şans” olarak değerlendirecektir. Bunun farkındayız. Ama önemli olan bizim aklımızın huzur bulması…
Bu “sınır” çıkarımı aynı zamanda Hz. Ömer zamanında yapılan “avliyye” uygulamasının da son derece yerinde ve makul bir yöntem olduğunu göstermektedir. Çünkü her ne kadar Kuran’da verilen oranlar bire bir elde edilmese de, konulan “sınır”lar asla aşılmamaktadır. Avliyye uygulamasında mirasçılar Kuran’da verilen oranlardan daha düşük bir pay almakta ve Kuran’ın “sınırları” bir tür “tavan (üst limit)” görevi yapmaktadır ve “sınır” (aşağıdan yukarıya) aşılmamaktadır.
Reddiyye ise bunun tam tersi durumlarda uygulanan bir yöntemdir. Yani mirasçıların Kuran’da verilen paylarının toplamı 1,0 dan daha düşük çıkmaktadır. Bu durumda da mirastan artan kısım yine mirasçılara Kuran’daki payları ölçüsünde bölüştürülmektedir.
Reddiyye işlemindeki paylaşım oranlarına itiraz etmek için sadece mantıkla düşünme hastalığına yakalanmış olmak ve sağduyudan yoksun olmak gerekir. İçimize sinmese de biz yine de böyleleri için de bir açıklama yapalım: Reddiyye işleminde Kuran’da verilen “sınır”lar bir tür “taban (alt limit)” görevi yapmaktadır. Sonuçta da “sınır”lar aşılmamakta (bu defa sınır yukarıdan aşağıya!), kimsenin hakkına tecavüz edilmemektedir.
Meseleyi bir Kuran ayetiyle noktalamak istiyorum:
Bakara / 26
Allah bir sivrisineği, hatta üstündekini örnek vermekten sıkılmaz. İman edenler bunun Rablerinden bir gerçek olduğunu bilirler. Kafirler ise: “Allah böyle bir örnek ile ne demek istemiş?” derler. Evet! Allah onunla bir çoğunu da şaşırtır, yine onunla bir çoğunu yola getirir. Onunla ancak fasıkları şaşırtır.
herseyi gecin de biz neden imtihan oluyoruz sorusunz cevap verin
arkadaslar ben tarikat uyesiydim zamaninda ( 5 vakit namazi vaktinde kilanlardandim ) , taaaaaaki kurani , incili ve tevrati okuyana kadar… incilde dunya 6000 yasinda , tevratta 6500 yasinda der , ancak dunya 4.5 milyar yil yasindadir
) kuran o tip birsey soylemez ancak bu ve benzeri soru isaretleri birakir kafalarda… cehennem korkusunu bir kenara birakin ve sadece 1 hafta okuyun arastirin.. ama rakamlarla bile ispatlansa insan inancindan vazgecemiyor cunku hayatini o temeller uzerine kurmus . muthis bir irade sahibi olmasi lazim benim gibi
))) gunah diye 19 yasima kadar hic iliskiye girmedim,dusunun hayati boyunca girmeyenler kadin eli tutmayanlar var… o adama gelip bunlari anlatsan sok gecirir , kabullenmek istemez.. 60 sene ben neden karilarla kizlarla ttakilmadim der ve intihar bile edebilir . o yuzden alistira alistira toplumu bilgilendirmek lazim… cok ciddi tahribata yol acabilir.. ornegin avrupa 19. yuzyildan beri bu gecis surecinde,artik avrupalinin dindar kesimi %0.1 e kadar dustu , onlarda en fakir kesim zaten. hani tvlerde bagirirlar ya eywah misyonerler var , hiristiyanligi yayiyorlar falan die
)) ulan avrupada hristiyan kalmamis zaten , kim neyi yayiyor , adamlar darwinin resmini paraya basiyorlar, daha ne dini kalmi
). bizde daha yeni basliyor bu gecis sureci, bundada avrupanin 200 sene gerisindeyiz:)) seviyeli olunursa her turlu tartismaya acigim , buyrun hodri meydan
Asıl bu cümle çok güldürdü daha inanmak kelimesinin nedemek olduğunu anlamaktan aciz bir kafa yapısı ,kendince çok zekice ve alaycı bir yaklaşım ile gülücükler saçmış ama saçmalama konusunda en önde gidenlerden biri olduğundan haberi yok
Neyse anlatalım , “inanmak” bir kere bilmek demek değildir içinde kesin bir ispat yoktur , bu dünyanın imtihan olmasının sebebi sonucu akıl ile olayları inceleyip düşünüp (o materyalistlerin zekaları gibi görmediği hiçbir şeyi kabul etmediklerinden inanmadığı) , KALP ile bir karar vermektir.Eğer kesin bir ispat ve deneysel sonuç olsaydı iman denilen inanmak ve imtihan kavramları havada kalırdı.Biz buna inanmak demez BİLMEK derdik.Zaten müslümanlar İMAN edenlerdir yani İNANANLARDIR , ALLAH kesin bir bilgi ile kendisini ispat etmek isteseydi ne imtihan için bu kainatı yaratırdı nede ALLAH’A ve RASULÜNE İMAN EDİN (İNANIN) diye buyururdu.Sonuç olarak Aslında iNANMAMAK ta kesin bir ispata ve kanıta dayanmaz , belirli bir bilgi ve akıl yürütme sonucu bir yönde karar verilir , bazıları İMAN eder ,bazıları İNKAR eder,ALLAH biz İMAN edenleri doğru yoldan saptırmasın(Amin)
geriye kalanın bir bölü sekizi eşindir diyor önce onu cıkartacaksınız sonra devam edeceksiniz . tamam bunları söylüyorsunuz kuran mucizeleri için ne diyeceksiniz bakalım . onlara da bakın bir netten .
BIRAKIN BU İŞLERİ ALLAHIN DİNİ BİR KİTABIDA BİR. BIRAKIN BU MİSYONERLİK ÇALIŞMALARINI SİZE ANCAK GÜLERİZ BİZ. DEĞİŞMEYEN VE KUSURSUZ TEK KİTAP KURANI KERİMDİR. GÜNÜ GELECEK BUNU SİZDE KABUL EDECEKSİNİZ. ZATEN BİLİYORSUNUZ AMA İNSANLARI SAPTIRMAYA ÇALIŞIYONUZ. SİZ UĞRAŞIN BİZDE BOŞ DURMAYIZ HERALDE.
Ya gece gece ugraştırıyorlar.Ya Allah’ın kelamında nasıl hata olur bırak hesab falan yaptım bende de tek bir söz yeter bence konuyu özetlemeye…”ölenin cocugu varsa” diyor.”ölenin cocukları varsa” demiyor.hay Allahım ya gece gece beni güldüyorlar ne diyeyim.bırak matematiği okuma yazma bilmiyorlar.onların matematiklerine de bende soru herşeyin paydallarını “0″ bölersen de bütün sayılar sonsuz cıkıyor.sonsuz eşittir sonsuz mu yoksa degil mi.sen daha sonsuzluk üstünden bunları diyemezken Sonsuz Kudret hakkında söz söylemeyi kendine nasıl yakıştırıyorsun ki.”sadece gülüyorum”……
haşa allah matematik hatası yapmış diyorsunuz.O zaman kainattaki müthiş hassas denge müthiş matematik harikaları müthiş orantı onları nasıl izah edeceksiniz .kendi kendine mi oluyor.
Bir örnek veriliyor:
Bir adam öldüğünde ve geride 3 kızı, karısı, annesi ve babası kaldığında, bu adamın mirası nasıl bölüştürülecek, diye soruluyor?
Ve Kuran’a göre, kızlar 2/3, karısı 1/8 ve anne ve babası da 1/6′şar almalıdır, ancak bu kesirlerin toplamı 1 (bir) çıkmaz, deniyor!
Peki, o örnekteki adamın sadece 3 kızı kalsaydı, ne olacaktı?
Aynı mantıkla, kızlara 2/3 düşüyor… Yani, miras yine tam olarak bölüştürülemiyor.
***
Oysa, mesele son derece basit aslında…
Kuran, mirasçıların birbirlerine göre durumlarını belirleyen nispi oranlar vermektedir. Dolayısıyla mirasçıların birbirlerine göre durumu değiştirilmeden, İslam hukukunda avliyye ve reddiyye denilen sadeleştirme ve genişletme işlemleri yapılarak, miras tam olarak bölüştürülebilir.
Şimdi, bahsedilen örnekte, önce Kuran’ın verdiği nispi oranlara göre, mirasçıların birbirlerine göre durumu nasıl olmaktadır, buna bakalım:
Görüldüğü gibi, verilen nispi oranlara göre, Kuran, mirasçıların birbirlerine göre durumunu belirlemiş oldu. Bunlar da sırasıyla 4, 16/3 ve 4/3 olmaktadır.
Şimdi de İslam hukukunda avliyye denilen sadeleştirme işlemini yaparak, mutlak payları bulalım:
Görüldüğü gibi, Kuran’a göre, mirasçıların birbirlerine göre durumu ne ise, bundan bir milim bile şaşılmadan, miras tam olarak bölüştürülmektedir. Örneğin, kızların anneye göre hakları 4 iken, yine 4 çıkmaktadır.
***
Şimdi bazı aklıevveller, iyi ama Kuran 2/3 diyordu, İslam hukukçuları 16/27 veriyor, diyebilir.
Bunu da basit bir örnekle açıklayayım.
Diyelim ki, bir adamın Recep, Tayyip, Erdoğan isminde üç çocuğu olsun. Ve şöyle bir miras bıraksın:
Recep’e 1/2; Tayyip’e 1/4; Erdoğan’a da 1/4.
Şimdi, Recep’in ortada olmadığını düşünelim.
O zaman Tayyip ve Erdoğan bu mirası nasıl bölüşecekler?
Yine 1/4′er mi alacaklar (ki o takdirde miras tam olarak bölüştürülememiş olur)?
Yoksa, mirasta eşit hakka sahip oldukları için, miras ikiye bölünüp, 1/2′şer mi alacaklar?
Elbette ortak akıl, bu iki kişinin başlangıçta 1/4 olan haklarının, taraflardan herhangi birinin lehinde veya aleyhinde olmayacak şekilde, genişletilip 1/2 yapılmasını öngörür.
Yani, 1/4 dendiği halde, 1/2 almaları bir şey değiştirmez. Zira önemli olan, mirasçıların birbirlerine göre durumudur ki, bu da korunmuş olmaktadır (1/4:1/4 = 1/2:1/2).
***
Açıkça görüldüğü gibi, Kuran’da herhangi bir sorun; bir matematiksel hata, kesinlikle söz konusu değildir
——————————————————————————–
Ayetler mucizevi bir şekilde P İSE Q (EĞER P İSE Q)kuralları ve bu kuralların mantıksal operatörlerle (VE, VEYA gibi) bağlanmasıyla oluşturulmuştur. Mantıksal programlamada bugün bilinen teknikler kullanılmış, matematik hatası diye verilen kuralların aslında mucizevi bir gerçek olduğunu matematiği ve mantığı iyi olanlar görebilir..Sadece Nisa-11 için yazarsak genel format şöyledir.
EĞER Varisler sadece Çocuklar İSE
…çocuklar arası paylaşım
EĞER {Anne,Baba,Çocuklar} є Varisler İSE
…
YOK_EĞER Varisler = {Anne,Baba} İSE
…
YOK_EĞER {Anne, Kardeşler} є Varisler İSE
…
Hata diye verilen örneğin birinde Varisler = {Anne, Baba, Çocuklar, Karısı}
Bu durumda Nisa-11 de sadece “{Anne,Baba,Çocuklar} є Varisler” şartı eşleşir..Fakat çocuklar tek varis olmadığı için oradaki oranları olduğu gibi kullanmak farz olmaz..Kuran burada bizleri serbest bırakmıştır..Nisa-12 de geri de eş kaldığı sürece bir eşleşme bulunur..Yani kuran Anne,Baba,Karısı için farz oran belirtmiş ve çocuklar için belirtmemiştir..Bu durumda ne yapacaz..Akıl yürütüp devre göre çözüm geliştirilebilir yada mevcut yöntemler(AVL) gayet başarılı bir şekilde benimsenebilir..Aslında diğer ayetler de bu mantık kuralları ile yazıldığında kuranın yeni bir mucizesi ortaya çıkmaktadır..Kuran mantıksal programlamada (prolog, lisp gibi mantıksal diller) bugün bilinen teknikleri kullanmıştır.
GENEL SONUÇ- Kuranı-kerim de verilen oranlar P–>Q şartında ancak P olduğu zaman farzdır. Olmadığı zaman akla göre yeni yöntemler geliştirilebilir. Örneğin AVL yöntemine zaten şartları uymayan durum çıktığında başvurulur. Şartları uymayan bir durum olursa orada serbestlik var demektir ve de çelişme olamaz çünkü o durum için kuran bir şart getirmemiştir. Bu yüzden bir çok yöntem olmasına rağmen ictihadla kabul gören AVL yöntemidir.
burada müslümanlarin kutsal saydigi kuran kitabi ve onun yazari olan yüce gördügü Allahlarinin hatasi iddiia edilirken,yani cevap hakki allahinken,ne hadlerine düsüyorsa ona(allaha) inanlarin cevap verme cabasi,i$i kurtarmak istemesi,sanki allahlari korunmaya ihtiyacli cevap veremeyecek durumdaymis gibi atip tutmalari komik degilmi??yani allah demekki basiretsiz bu yüzden burdaki inananlar cevap yaziyor,bence inandigini söyleyenler cok büyük yalancilar ve inanmiyorlar,sadece hakli cikma dürtüleri,ve gururlarina yedirememeleri yüzünden,gün gectikce ezilmelerine ragmen(ne yazikki,cünkü güclünün gücsüzden intikam almasi cok a$agilik bisey bence,bu durumda inanlara göre allahinda biz ateistlerden intikam alacagini belirtmesi,onunda a$agilik olduguna yeterince bir gerekce) hala yorum üstüne yorum getiriorlarki,insanlik aydinlanmasinda dahada geriye gitsin,yani me$gul etmekten baska birsey degilsiniz,inananlar..
kimi kandırıyorsunuz ulan. payın paydadan büyük çıktığını hata kabul ediyorsunuz da, pay
paydadan ufak çıkınca niye hata kabul etmiyorsunuz.Bu bir olasılık konusudur, bunu siz ka-
firlerin kafası almaz.çünki, mirasçılar sürekli değişmektedir.siz gidin en iyisi ateşe kendinizi
alıştırın, böyle giderseniz o biri tarafda hatayla uğraşmaya zaten vaktiniz olmaz, ancak ateşle
uğraşırsınız
Bu konunun daha iyi anlaşılabilmesi için daha basit bir örnekle bir daha anlatmak istiyorum.Miras konusunda oranlar miras-
çıların önemlilik derecesine göre verilmiş,mesela çocuklar daha önemli olduğu için onların payı diğerlerinden daha çok.Bu
örnekte ise insanların daha iyi anlaya bilmesi için oranları eşit olarak yazacağım.
Mesela: Bir matematik hocasının dört tane devamlı öğrencisi(POLAT,SUAT,FIRAT,NİHAT) vardır.Bu öğrencilerin her birisi hafta-
nın farklı günlerinde hocanın yanına ders almak için gelmektedirler.Yani,mesela;
Polat-pazartesi,salı ve perşembe;
Suat-salı, çarşamba ve cuma ;
Fırat-pazartesi,perşembe ve cuma;
Nihat-salı,perşembe ve cuma;
derse gelmektedir.Gördüğümüz gibi bu 4 kişiden 3-ü haftada 3 defa, 2-si de haftada 1 defa biraraya gelmektedirler.
Fakat bu 4 kişi birden senede sadece 2 defa, yani sınavlarda biraraya gelmektedir.Hayırsever birisi, hocaya şöyle der;
-Sana her gün 30 lira para vereceğim.Sen bu dört öğrencinin her birine değişmez bir rakamla öyle bir pay yaz ki, bu
para o oranlarla ayrılıb öğrencilere verildikten sonra paranın tümü ya bitsin, ya da az bir şey kalırsa onu da diğer muh-
taclara verirsin.Ama öyle yap ki, genel olarak öğrencilere verdiğin paraların toplamı,bu 30 liraya mümkün olan en yakın
rakam olsun.Yani, ya kalan olmasın, ya da kalan mümkün olan en küçük rakam olsun.Hoca önce 30 lirayı bu dört öğrenciye
eşit olarak bölmek ister.Yani, her birine 1/4 vermek ister ve bakar ki, bu durumda payların toplamı paydaya eşit olur.
Önce böyle doğru olduğunu zanneder.Fakat sonra bakar ki, bu 4 kişi senede sadece 2 defa biraraya gelir, yani bu 30 lira
senede sadece iki defa kalan olmadan öğrencilere dağıtılabilecek.Geriye kalan 363 günde ise bu öğrencilerden ya üçü, ya da
ikisi biraraya gelmektedir.Bu durumdayken 30 liradan kalan para 2 gün hariç, sene boyu bu öğrencilerden birinin ve ya iki-
sinin paydalarına eşit olacak.Fakat hayırsever kişi 30 lirayı öyle oranlarla bölmesini istemişti ki, kalan para mümkün
olan en az rakama insin.Bu yüzden matematik hocası düşünür ve sonunda şu karara varır, der ki;
–BU İŞ BİR OLASILIK KONUSU GİBİDİR,YANİ,ÖĞRENCİLERİN SAYISI SENENİN 363 GÜNÜ SÜREKLİ 3 VE YA 2 OLARAK DEĞİŞMEKTEDİR. 4-Ü-
NÜN BİRARADA OLMASI İSE SENEDE SADECE 2 DEFA OLUYOR.O YÜZDEN BİZ EKSERİYYETE BAKIB HÜKÜM VERECEĞİZ.NASIL OLSA SENEDE İKİ
DEFA BU PARAYI ORANLAR DEĞİŞMEDEN HER ÖĞRENCİNİN PAYINI BİRAZ AZALTARAK HALLEDEBİLİRİZ.BİZ 363 GÜNÜ DÜŞÜNELİM.BEN BU ÖĞREN-
CİLERİN HER BİRİNE 30 LİRANIN 1/3-Ü DİYE DEĞİŞMEZ PAY YAZARSAM EN DOĞRUSU BU OLUR. ÇÜNKİ 1/3-Ü ARTIRIRSAM, YANİ 1/2 YA-
PARSAM BU DEFA ÜÇ ÖĞRENCİNİN PAYLARININ TOPLAMI PAYDAYI(30 LİRAYI) GEÇER. VE EKSERİYETLE 3 ÖĞRENCİ BERABER BULUNABİLDİĞİ
İÇİN BU ÖNCEKİNDEN DE KÖTÜ OLUR.YOK, EĞER 1/3-Ü AZALTIRSAM, YANİ 1/4 YAPARSAM, BU DEFA DA SENENİN 2 GÜNÜ HARİÇ DİĞER
363 GÜNÜ BOYU BU ÖĞRENCİLER DAHA AZ PAY ALMAK ZORUNDA KALACAKLAR.DEMEK Kİ, BU İŞ İÇİN EN DOĞRU KONULABİLECEK SABİT
RAKAM 1/3-TÜR DİYE MATEMATİK HOCASI KARAR VERİR.
Gördüğümüz gibi Kurani-Kerimin bu konuda verdiği oranlara sathi bir nazarla bakarsak, kendimizi ve başkalarını kandırmış
oluruz.Fakat işi cemiyyet hayatında tatbik etmeğe çalıştığımızda bu oranların ne kadar mucizevi bir şekilde seçildiğini
görebiliyoruz.Yalancı guruh da bu sathi nazardan istifade ederek insanları kandırabileceğini sanmaktadır.
burada saklı pay durumu var. bir kere mirasın her zaman 1 çıkması gerekmez. kişi malının saklı pay fazlası kısmından ölüm sonrasında dahi tasarruf hakkına sahiptir(mesela bağışlama) . bu sebeple sadece saklı paylar yani kişinin vasiyetname düzenlese dahi ölüm sonrasında tasarruf edemeyeceği kısımlar belirlenmiş. eğer kişi saklı pay harici kısımlara dokunmamış ise genişletme yöntemi ile saklı paylar tüm miras malını kapsayacak şekilde genişletilir.
ben hukuk öğrencisiyim. miras sizin sandığınız gibi basit bir kavram değildir. aksini iddia eden 4. sınıf miras hukuku dersini geçemeyen onlarca kişiyle görüşebilirler.
bize miras hakkında hocaların ilk söyledikleri şey kişinin mirasında eşin 1/4 çocukların ise 3/8 payı olduğu idi.
ve bu da 1 çıkmıyordu. biz bunu sorunca hoca iki kelime ile cevapladı; saklı paylar.
eğer kurandaki misallerde hata olduğunu düşünüyorsanız o zaman medeni kanun kesinlikle hatalıdır. hatta sadece bizdeki değil dünyadaki bütün modern medeni kanunlar matematik hatası içermektedir.
üst sınır alt sınır durumunu bilmeyenler, saklı pay kavramını hiç duymamış olanlar, eğer misallerde toplamın 1 çıkarsa o misalin miras hukuku açısından hiçbir değer ifade etmeyeceğini anlamayanlar, toplamı 1 olan bir bölüşüm örneğinin somut olay örneği ve geleneksel bir paylaşım örneği olacağını bilmeyen, ölüm sonrası tasarruf denen kavramı hesaba katmayanlar bu karmakarışık ve üzerinde binlerce cilt kitap yazılmış olan miras konusunda Kur’an’ın getirdiği mucizevi çözümlemeyi anlayamazlar