Kur’an’daki Inanilmaz Hatalar – III – Kur’an’da Meryem’lerin Birbirine Karistirilmasi
Isa’nin annesi Meryem, Kur’an’da onemli bir yer tutar. Kur’an’da 34 kez ‘Meryem’ ismine deginilirken, cogu kez Isa icin “Meryem’in oglu” diye atifta bulunulur. Kur’an’daki kissalar arasinda bir baska Meryem’e daha deginilir ki, o da Musa‘nin kiz kardesi olan Meryem’dir. Musa’nin annesi, Firavun yeni dogan erkek cocuklarini oldurdugu icin oglu Musa’yi bir sandiga koyarak Nil’e biraktiginda, kizina, yani Musa’nin (ve Harun’un) kiz kardesi Meryem’e sandigi takip etmesini soyler. (Ilgili hikayeyi okumak icin tiklayiniz.) Musa’nin Meryem disinda bir de Harun isminde erkek kardesi de vardir.
Simdi gelelim Muhammed’in Kur’an’da yaptigi akil almaz hataya… Meryem suresinde, Meryem bakire oldugu halde Isa’ya hamile kalmasi sonrasinda, cevresindekiler Meryem’e “Ey Harun’un kizkardesi” diye hitap etmislerdir. Halbuki bu iki Meryem birbirinden tamamen bagimsizdir. Isa’nin annesi olan Meryem’in Harun isminde bir kardesi olmadigi gibi, bu iki Meryem’den ilki, digerinden yaklasik 1700 yil once yasamistir.
Meryem suresindeki ilgili ayetler soyledir:
16 Kitap’ta Meryem’i de an. Hani o, ailesinden ayrilip dogu tarafinda bir mekâna çekilmisti.
17 Onlarla arasina bir perde çekmisti. Biz de ruhumuzu ona göndermistik de o kendisine sapasaglam bir insan seklinde görünmüstü.
18 Meryem demisti: “Ben senden, Rahman’a siginiyorum. Takva sahibi biriysen dikkatli ol.”
19 Ruh dedi: “Ben, sadece Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir oglan bagislamak için buradayim.”
20 Dedi: “Benim nasil oglum olur; bana herhangi bir insan dokunmadi. Ben bir kahpe de degilim.”
21 Dedi: “Iste böyle! Rabbin buyurdu ki: ‘O benim için çok kolaydir. Böyle olmasi onu, insanlara bir mucize ve bizden bir rahmet yapmamiz içindir. Hükme baglanmis bir istir bu.”
22 Ona gebe kaldi. Ardindan da onunla uzak bir mekâna çekildi.
23 Nihayet dogum sancisi onu, bir hurma agacinin kütügüne götürdü. “Ah, dedi, keske daha önce ölseydim, keske unutulup gitseydim!”
24 Altindan ona söyle seslendi: “Tasalanma, Rabbin senin alt yaninda bir su arki vücuda getirdi.”
25 “Hurma agacinin kütügünü kendine dogru salla, üzerine olgun, taze hurma dökülecektir.”
26 “Artik ye, iç. Gözün aydin olsun. Eger insanlardan birini görürsen söyle söyle: ‘Ben Rahman için oruç adadim. Onun için bugün, insan cinsinden hiç kimseyle konusmayacagim.”
27 Meryem, onu tasiyarak toplumuna getirdi. “Ey Meryem, dediler, sasilacak bir is yaptin!”
28 “Ey Harun’un kizkardesi! Baban kötü bir adam degildi. Annen de bir kahpe degildi.”
29 Meryem, çocuga isaret etti. Dediler: “Besikteki bir sabiyle nasil konusuruz?”
30 Sabi dedi: “Ben Allah’in kuluyum. O bana kitap verdi, beni peygamber yapti.”
31 “Beni, bulundugum her yerde kutsal ve bereketli kildi. Yasadigim sürece bana namazi/duayi, zekâti önerdi.”
32 “Anneme iyilik etmemi önerdi. Beni zorba bir eskiya yapmadi.”
33 “Selam bana dogdugum gün, ölecegim gün ve diri olarak kaldirilacagim gün.”
34 Iste Meryem’in oglu Isa budur! Hakkinda kusku ve çelismeye düstükleri seyin dogrusu bu sözdür.
Kardeşler, benzerlikleri bulunan kişilerdir. Kan birliğine bağlı gerçek ailelerde bedensel benzerlik vardır. Ama evrensel kardeşlikte ruhsal bir benzerlik söz konusudur. Arapça’da birbirine benzer olan türdeş şeyler için, dişil durumlarda, “el-Üht”, eril durumlarda ise “el-Eh” kelimesi kullanılır. Birbirine benzeyen dişiller de eriller de kardeştir. Kur’ân, birbirlerine benzeyen “âyet”lerden “üht” diye söz eder. Aynı ana-babadan doğan kızla erkeğin benzerliklerini de bu sözcükle ifade eder:
“Onlara gösterdiğimiz her delil mutlaka kardeşinden (üht) daha büyüktü.”
“Onun kız kardeşine (üht) şöyle buyurmuştu: «onu takip et.»”
Bu kelime, kabileye mensubiyet bağlamında kullanıldığında o kabileye mensup kimselerin kardeşi demek olur. Nitekim Kur’ân, Hz. Meryem’den Hz. Harun’un kardeşi diye bahsetmiştir.
“Ey Harun’nun kız kardeşi (üht), baban bir kötülük adamı değildi.»
Oysa Meryem’le Hârun arasında, en az altıyüz yıl bulunmaktadır. O zaman bunun gerçek anlamda bir kardeşlik olması mümkün değildir. Ancak, Hz. Meryem’in annesi, Hz. Zekeriya’nın hanımı olan Elizabet’in kız kardeşidir. Bu kadın ise, Hz. Harun’un soyundandır. Dolayısıyla Hz. Meryem, Harun’un kız kardeşi sayılmıştır.
Bu konuda düşünülecek önemli bir husus da Hz. Hârun’un, Hıristiyanlık’ta da rehber bilinen örnek bir Mesih sayılmasıdır.[6] Hz. Meryem’in onun izinden gitmesi öngörüldüğü için, bu isimlendirmeyle ona nispet edilmiş olabilir. Ayrıca, Hz. Hârun’un kendisinden küçük ve pek ahlaklı bilinen bir kız kardeşi vardır ve onun da adı Meryem’dir. Bu isim Tevrat’ta “Miryam” olarak zikredilir. Belki Hz. Meryem de ona nispet edilerek isimlendirilmiş ve bu nedenle ona, “Harun’un kız” kardeşi denmiştir. Bu durumda, Harun’nun kız kardeşi demek, ya gidişat ve ahlakta Hârun’un benzeri, ya kız kardeşinin benzeri, yahut soy itibariyle onun neslinden demek olur.
Bu hususta, Tefsirlerde başka detaylı açıklamalar da vardır. O günlerde yaşayan Harun adında günahkar birisinin bulunduğunu, Meryem’in annesini kınamak için ona “Harun’un kız kardeşi” denilmiş olabileceği de nakledilenler arasındadır. Bütün bu ihtimaller zayıf görüşler olsa bile, kelimenin “kandaş kardeş” anlamında kullanılmamış olduğunu anlatmaktadır ki bizim aradığımız da budur.
kuranda hata olamayağı önkabulünden hareketle yapılmıs ,zorlama bir yorum.bunun gibi yüzlerce savunma okuyabilirsiniz çesitli konular hakkında.aslında söyle denilmek istenmis de,oradan o mana değil bu mana çıkarmıs da,kalp gözüyle okumak gerekirmis de(bu ne demekse)falan filan…hepsine eyvallah diyelim.peki ama allah biraz daha açıklaycı olamazmıydı,bir sözünden yüzlerce yorum çıkarılabiyo yukarıdaki örnek gibi.söylemek istediğini gizlimi söylüyo,iyice arastırmak mı lazım her kelimenin altındaki manayı.batınılik niye reddedilir o zaman..ya da her sözde bir mana varsa,niye gerek duymus ki!!!
“Onu kucağına alıp akrabalarına getirdi. Kız Meryem! dediler, sen ne tuhaf bir şey yapmışsın öyle! Ey Harun’un kız kardeşi! Baban kötü bir insan değildi. Annen de iffetsiz bir kadın değildi!”(Meryem, 19/27-28).
“Harun’un kız kardeşi” ifadesi, kaynaklarda farklı şekilde yorumlanmıştır:
a. Buradaki Harun, İsrail oğulları tarihinde salahati ve iyiliğiyle meşhur bir şahıstır. Eskiden beri güzellikler için örnek olarak gösterilen bir kişiydi. Hz. Meryem, hep saliha bir kadın olarak bilindiği için ona –benzetilmek üzere- nispet edilmiştir.
b. Bu zat, bildiğimiz Hz. Musa’nın kardeşi olan Hz. Harun’dur. Burada “Harun’un kız kardeşi” ifadesi, onun gibi iyi ve sempatik olduğuna işaret edilmiştir.
c. Kötülüğüyle meşhur bir adamdır. Buna göre bu ifadeyle Yahudiler, Hz. Meryem’i kötülükte bu adama benzeterek yargılamışlardı.
d. Bu zat, İsrail oğulları arasında çok iyi bir kimse olarak nam yapmış Hz. Meryem’in gerçek kardeşidir. Bu görüşün en kuvvetlisi olduğunu savunanlara göre, bunun doğruluğunu destekleyen iki önemli neden vardır. Birincisi: İfadelerde asıl olan –mecaz değil- hakikattir. Bunun hakikat olması ise, ancak Meryem’in Harun adında gerçek kardeşinin olmasıyla mümkündür. İkincisi: Bu makamda Yahudilerin Hz. Meryem’i azarlaması söz konusudur. Bunun dozunu arttırmak için, Meryem’in temiz ailesine benzemediğini, onlara yakışmadığını hatırlattılar. Anne ve babasının kötü olmadıklarını, iffetli olduklarını vurguladıkları gibi, ailenin diğer bir ferdi olan kardeşinin de iyi bir insan olduğunu vurgulayarak, onun bu aileye yakışmayan bir fert olduğunu yüzüne vurdular.
“Ey Harun’un kız kardeşi! Baban kötü bir insan değildi. Annen de iffetsiz bir kadın değildi!”(Meryem, 19/28) ayetinde bu gerçeğe vurgu yapılmıştır(krş. Razî, Meryem, 27-28. ayetlerin tefsiri).
Taberî, İbn Aşur gibi bazı müfessirler, bu konuda var olan bazı hadis rivayetlerine dayanarak, (a) şıkkını tercih etmiştir. Bu rivayetler şöyledir: Sahabeden Müğîre b. Şube anlatıyor: Hz. Peygamber beni Necran halkına gönderdi. Onlar bana; gerçekten siz Kur’an’da “Ey Harun’un kız kardeşi!” diye bir ayet okuyorsunuz değil mi?” (bir diğer rivayette “peygamberiniz Meryem Harun’un kız kardeşidir, diyormuş, doğru mu?” diye sordular. Ben de “Evet” dedim. Onlar, “Herhalde, Hz. İsa ile Hz Musa arasında ne kadar zaman geçtiğini de biliyorsunuz..” dediler. Ben Reslullah’(a.s.m)’ın yanına döndüğümde bunu kendisine anlattım. “Deseydin; Onlar daha önceki peygamberlerin ve Salih kimselerin ismini kullanıyorlardı..” diye buyurdu(bk. Taberî, İbn Aşur, Meryem, 27-28. ayetlerin tefsiri).
Ayrıca şunu da hatırlamak gerekir ki, Arapçada eb (baba), eh (kardeş) ve uht (kızkardeş) kelimeleri birçok durumda geniş mânada kullanılır. Gerçek bir kardeşlik değil, akrabalık ve mensubiyet bildirir. Çünkü, Hz. Meryem validemiz beni İsrailden olup Yahudi idi. Hz. Peygambere (a.s.) bu, bir müşkil olarak sorulmuş, o da: “Meryem zamanındaki insanlar, kendilerinden önce geçen peygamberlerinin ve iyi kimselerin isimlerini çocuklarına isim yaparlardı, yani onlara nisbet edilirlerdi.” buyurmuştur. Nitekim: Hz. Safiyye, bazı kadınların kendisine “Yahudi kızı Yahudi!” dediklerini şikâyet edince Hz. peygamber şöyle buyurmuştu: “Sen niçin onlara: “Oh ya, Harun babam, Mûsâ amcam, Muhammed eşim oluyor, daha ne isterim!” deseydin ya!” (Tirmizî, Menâkıb 63; Hâkim, el-Müstedrek, 4/31)
Diğer taraftan Kureyş’te Haşimoğulları vardı. Bu kabileden birisi yanlış bir şey yaptığında “Ey Haşimoğlu bu yanlışı sen nasıl yaparsın” gibi bir söz söylense bu o kişinin gerçek anlamda Haşim ismindeki soy büyüğünün oğlu olduğunu göstermeyip o soyun bir ferdi olduğuna kinaye olarak söylenmiş olur. (krş. Razî, Meryem, 27-28. ayetlerin tefsiri)
Bu isimler o zamanda soyu hatırlatan ve soyun büyüklerine hürmeten çok koyulan isimlerdir. Nitekim günümüzde de bazı yörelerde büyüklere hürmeten bazı isimler son derece çok koyulmaktadır.
Son olarak şunu vurgulayalım ki, hiçbir İslam alimi, bu ayetten Hz. Meryem’in gerçekten Hz. Harun’un kız kardeşi olduğunu anlamamış ve böyle bir şeyi düşünmemiştir.
Diyosun
Son vurguna sadece bir cevap yazayim: En buyuk Islam alimlerinden birisi olan Turan Dursun boyle dusunmustur. Akibeti de kafasina sikilan bir kursun olmustur.
Turan dursun islam alimi deil ateist olarak öldülürdü.
senin gibi Kuran’ın ayetlerini yanlış yorumladığı için inancını kaybetti. Kötü örnek emsal teşkil etmez.
Islam alimi nedir diye soru soracagim ama oradan buradan bulup da buraya kopyaladiginiz “geyik” yazilari okumadigim icin bir anlami olmayacak
Turan Dursun, Diyanet bunyesinde yukselmis, Kuran’i tefsir etmis, onlarca kitap yazmis, Kuran Ansiklopedisi isimli eserini bitirmeye yakin da sizin dusunce yapinizdaki insanlarin dusu gerceklesmis, TD katledilmistir. Katledildigindeki inancinin ne oldugu veya ne olmadigi, onun bir Islam uzmani olmasi gercegini degistirmez.
Turan Dursun olduruldugunde hem Turkiye’de, hem Iran’da seriat fanatikleri adeta gobek atarak oynamislardi mutluluktan. Kuran ansiklopedisi yazacak kadar da buyuk bir Islam uzmaniydi Turan Dursun. Ama tamamlamasina izin vermedi gercekleri gizlemeye calisan gucler. Tartismaya davet ettigi hic bir Islam Profesoru, onunla tartismayi goze alamadi, bilgilerinin onun karsisinda ezilecegini bildikleri icin. Yazdigi kitaplara kimse yasadigi surece karsi kitap veya gorus yazamadi. Ne zaman ki katli gerceklesti, ismi lazim degil bazi “delikanli” sakallilar meydani bos bulup sallamaya basladilar arkasindan.
Yukaridaki makaleme donecek olursak, mantikli ve zeka seviyesi normal olan her insan, yukaridaki ayetleri okudugunda meryemlerin karistirildigini gorur. Bu cok acik ve nettir. Ama siz ve diger bazi yorumcular, olabilmesi imkansiz savlar surersiniz durumu kurtarmak adina. Benim zaten bu sitedeki makalelerimin hitap ettigi segmentte sizin dusuncenizdeki insanlar yok
Sorgulayabilen ve cesur olabilenler var sadece
Ne diyor sizin dusunce yapinizdakiler Meryem’erin karistirilmasi olayina, bakalim:
1. Harun iyi insanmis, Meryem, ovulmek icin Harun’un kardesi denmis (mecazi)
2. Harun kotu insanmis, Meryem, yerilmek icin Harun’un kardesi demis (mecazi)
3. Kardes farkli kelimerle kullanilirmis, biz yanlis anliyomusuz. (saldiri)
4. Aslinda Meryem’in gercekten de kardesiymis… (bu da artik sivama gibi oluyor)
Komik oluyorsunuz. Uzuluyorum sizin icin. Cevap yazmazsiniz umarim, sizin yazilarinizi gercekten okuyamiyorum
Turan dursunuda islam alimi yaptınızya daha ne diyeyim geçmişte inanmış ama ziyana uğramış. Ben akıl ve bilim ışığında Kuran’ı anlamaya çalışan bir insanım tabi benim yazdıklarım sizin aklınızı zorluyor. okumamayı tercih ediyorsun aklını kullanman dileğiyle
İslam âlimi diyebilmen için velâyet makamlarına bitirmekle vukû bulur. umarım her tefsir yazmaya kalkanı âlim olarak görmezsiniz. oturup İmâm-ı Rabbânî İmâm-ı Gazâlî gibi büyük insanlardan fâidelenip sırât-ı müstâkime ermeniz nâsib olur. Gerçi Allah ın âyetinin mânâsından işâretle gözünüzdeki perdenin arkasını göremediğiniz bârizdir. bir yalancı âdem çıkıp size yarın sabah bu şehri düşman istilâ edecek önlem alın dese herşeye rağmen alırsınız da Allah ın yalandan koruduğu Peygamberimiz âhiret azâbı vardır dediğinde inanmayıp önlem almazsınız. nefsiniz o hâle gelmiş ki yakın da Furkânın yanlışlığı bir yana kendi tanrılığınızı iddia etmeye başlarsınız. Zîrâ o kadar zekîsiniz ki (!) yaratılan akılla yaratan aklı sorgular hâle gelmişsiniz.
bir şey daha eklemek istiyorum. öyle bir hâle gelmişsiniz ki şununla misallendirebilirim ancak. gece vakti güneşi semâda göremezsiniz. işte bu dünya ruhunun gecesidir. sen bu gecede güneşi göremediğin için onu yok kabul ediyorsun. zîrâ burda bahis olanın güneş değil Allah olduğunu göz önüne alırsak da “O size şah damarınızdan daha yakındır”
“Zîrâ o kadar zekîsiniz ki (!) yaratılan akılla yaratan aklı sorgular hâle gelmişsiniz.”
demişsiniz ama ortada anlaşılamayacak kadar karmaşık bir durum yok ki. Demek istediğim anlayabilmek için çok akıllı olmanıza gerek yok. Anlamak isteyen en salak insan bile bunun yanlış ve mantığa ters olduğunu anlar. Sadece bağnaz bir şekilde islama bağlı kişiler ortadaki yanlış ve mantığa ters durumlara kendince yorumlar ve alakasız misaller getirerek kendini kandırır.
“Allahın yalandan koruduğu peygamberimiz” ve “O size şah damarınızdan daha yakındır” diyerek de çok fena bir şekilde döngüsel mantığın içine girmişsiniz.
Ör:
Agnostik: Peygamberi yalandan kim korudu?
Shua: Allah korudu.
Agnostik: Peki bunu sana kim söyledi.
Shua: Peygamber söyledi.
Agnostik: Peki peygamber bunu söylerken yalan söylemiş olamaz mı?
Shua: Hayır olamaz çünkü Allah onu yalandan korudu.
Ben size “Allah beni yalandan korudu ve bana senin kendi kendini öldürmen gerektiğini söyledi.” desem siz hiç tereddütsüz kendi kendinizi öldürürsünüz sanırım.
“Gece vakti güneşi semâda göremezsiniz. İşte bu dünya ruhunun gecesidir.”
demişsiniz ama şunu düşünmemişsiniz: Hiç bir müslüman dönmesi dinsiz, “Allah’ı göremiyorum öyleyse yoktur.” mantığı ile ateist olmaz. Hani bazı hikayelerde dinsiz birisi müslümana “Allah varsa göster” derde müslüman “Aklın varsa sen de aklını göster” der ya. İşte bu uydurulmuş bir hikayedir ve benim gibi gerçek hayattaki dinsizler, emin ol ki bu kadar salak değildir.
“Oturup İmâm-ı Rabbânî İmâm-ı Gazâlî gibi büyük insanlardan fâidelenip sırât-ı müstâkime ermeniz nâsib olur.”
demişsiniz. Ben 8-9 yaşlarında kader kavramını öğrendiğimde dinden biraz soğudum. Çünkü kader bana çok saçma gelmişti. 13 yaşımda ise abilere gitmeye başladım. Orada “Bediüzzaman Said Nursi”nin yazdığı Risale-i Nur kitaplarını ve Fethullah Gülen’in kitaplarını okudum. Kitaplar dini mana da çok hoşuma gitmişti çünkü dini meseleleri “düşünmeyen insanlar için çok güzel örneklerle” açıklıyorlardı. Tabi ben de bu örnekler üzerinde çok düşünmediğim için bana da güzel görünüyordu. Fakat, kurandaki miras paylaşımı hatasını gördüğümde adeta beynimin içine girdap girdi. Farklı farklı kuran meallerinden tekrar tekrar incelememe rağmen sonuç aynıydı: Kuran da sahiden de hata vardı. Şok olmuştum. Din hakkında kuvvetli bilgilerim olduğundan diğer dini çelişkiler ve saçmalıklar aklıma çorap söküğü gibi geliverdi. Bundan sonra bir iki hafta akıl hastası gibi oldum. Başka bir şey düşlünemiyordum ve dinden çıkmaya da çok korkuyordum. Dinin yanlış olduğunu anlayabilmiştim ama ya doğruysa da öldükten sonra sonsuza kadar cehennemde kalırsam diye korkuyor ve dinden çıkma cesaretini gösteremiyordum. Fakat Janos sağolsun Bu düşüncemden de kurtuldum ve şu anda dinin saçma bir şey olduğu hakkında %1 bile şüphem yok.
Yani uzun lafın kısası fazla dini kitap okumak insanı dinden çıkaran kuvvetli bir unsur olabilir.
Dikkat ettiysen yazdığın yorumlarda doğru söylediğin bir cümle bile yok.
“Turan dursun islam alimi deil ateist olarak öldülürdü.”
işte arkadaşlar bu bir sorundur,İslamın hep güzel olduğundan insanlara huzur verdiğinden bahsedilir ama inanmıyorum diyen dışlanır (bu öldürmek dahil bir çok yöntemle yapılır” buna en güzel örneklerden birisi de “müslüman mahallesinde satılan salyangozdur”
İslamı direkt kabul eden bir topluluk yoktur hep savaşla ve Kuranda yasal kılınan ganimetler amacıyla olmuştur (Türklerin müslümanlığı kabul etmeleri çok zor olmuş Horasan civarında 85 bin türk kıtır kıtır kesilmiş kadınlar ve çocuklar köle yapılmıştır,zamanla da müslümanlığı kabul etmişleridir”
İslamiyetin başlarında inanmayanları uyarın inanmalarını sağlayın denirken onları öldürün asla denmez ama ne zaman bir güç oluşturmuşsa o zamandan sonra “islam için insan öldürmek kabul edilen bişey olmuştur”
Eğer İslamiyet Kafirun suresi gib kalsaydı çok daha evrensel ve insan sevgisi içeren bir din olurdu önemsiz nazarımda
Maide 51. Ey iman edenler! Yahudileri ve hiristiyanlari dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafini tutarlar). Içinizden onlari dost tutanlar, onlardandir.
Ve
Maide 33. Allah ve Resûlüne karsi savasanlarin ve yeryüzünde (hak) düzeni bozmaya çalisanlarin cezasi ancak ya (acimadan) öldürülmeleri, ya asilmalari, yahut el ve ayaklarinin çaprazlama kesilmesi, yahut da bulunduklari yerden sürülmeleridir. Bu onlarin dünyadaki rüsvayligidir. Onlar için ahirette de büyük azap vardir.
Bu konu yorumlarında o kadar çok öldürmek, ölüm vs lafı geçmiş ki bu ayetler aklımda geldi.
33.deki “savaş” kılıçlı baltalı değildir ha. Burdaki arkadaşların yaptıkları gibi düşüncelerini belirtmelerini kuran bir savaş olarak değerlendirmiştir. Ve bunların (benim de:)) acımadan öldürülmeleri gerekmektedir
Kuran tek bir yaya binlerce okun gerilmiş ve dünya büyüklüğünde bir hedefe fırlatılmış, hedefte ise her bir noktaya isabet etmiştir. Tek bir ok ve 12den vurmak diye bir şey yoktur. Bunun nedeni de mevcut hataların, çelişkilerin ve saçmalıkların diğer bir okun isabet ettiği noktayı işaret ederek kapatmak, çevirmek işe gelecek hale döndürmektir.
İşte bu yüzden ben
sizin için saçmalıyorum, boş konuşuorm, arapça bilmediğim için yanlış yorumluyorum. Fakat arapça biliyorum desem bu seferde aptal olacağım 


Bana sayıp söveceğiniz şeyleri biliyorum, aynı Janos arkadaşa da yaptığınız gibi. Ama benim
sizin msjlarınızı takip edip de cvplayacak vaktim yok. bu sebeple şimdiden biraz kızdırayım sizi
siz malesef o okların gölgelerisiniz. Hayalsiniz. püff. Yok oldunuz
bu kadar basit. püff.
Hz. Harun’un, Hz Meryem’den çok önceleri yaşamış olan Hz. Musa’nın kardeşi olduğu zaten Kuran’da yazılmaktadır. Hal böyle iken bir ayette Hz. Meryem’i iffetsizlikle suçlayan bazı insanların ona Harun’un Kızkardeşi diye hitap etmesini çelişki olarak burada yazmanız beni hayrete düşürdü.
Sizce o zamanki müslümanlar da bunu bariz bir çelişki görmeli değil miydi? Hadi onları bırakın o devrin yahudi ve hıristiyanları konuyu alay konusu yapmazlar miydi? Mesela derlerdi ki “alın size Kuran’da bir yanlış” ve bu tüm müslamanların Kuran’a güvenini sarsacak bir konu olurdu. Binlerce kişi dini terk ederdi.
Bakın biraz araştırırsanız sizin yaptığınızı, peygamber devrinde de Necran halkının sözde uyanıklarından birilerinin yaptığını ancak peygamberden cevabını aldıklarını görürsünüz. Kendisine bu sorunun sorulduğunu söyleyen sahabeye Hz. Muhammed önce gülüyor ve diyor ki: “Onlara, «Siz daha önceki Peygamber ve salih insanların isimlerini niçin alıyorsunuz?» diye ikazda bulunsaydın ya». Yani peygamber ismiyle anılmak, peygamber ismini almak, peygamberin kızkardesi, kardesi olarak hitap edilmek Hz Meryem devrinin en bilinen uygulamalarindan. Bu uygulama Hz. Muhammed zamanında da sürüyor.
Hz. Meryem yahudi soyundan bir ailenin çocuğu ve ona hitap edenler “Harun”un kızkardeşi” tabirini özellikle kullanıyorlar. Hz. Harun’a sevgi öylesine büyük ki yaşadığı devirde doğan çocukların hatırı sayılır bir miktarına Harun adı veriliyor.
Her müslüman “harun’un kızkardeşi” tabirinin o devirde Hz. Meryem’i suçlayanların bir hitabı olduğunu bilir ve bu hitabın öz kardeşliği içermediğini anlar.
Zaten Hz. Meryem’in annesi, oğlu olmadı kız çocuğu doğdu diye üzülüyor ve dua ediyor. Yani bir erkek kardeşi olmadığını Kuran zaten söylüyor. Olsa bile bu adından bahsedilecek veya övülecek biri olmasa gerek. Çünkü bütün kuran boyunca Hz meryem, ailesine atıfta bulunulmadan, şahıs olarak övülüyor hatta Hz İsa gibi büyük bir peygamberden bile sürekli olarak Meryemoğlu İsa olarak söz ediliyor. Demek ki “Harun’un kızkardeşi” hitabında başka bir nokta var.
Biz müslümanlar için kolaylıkla anlaşılabilen pekçok şeyi anlayamamanız şaşırtıcı. Bilin ki bizler bu duruma mucize olarak bakıyoruz. Tıpkı her canlı tesadüfen olduğu yalanına kanmanız gibi Kuran’ın da insan tarafından yazılabileceğini düşünüyorsunuz. Büyüye kapılmış, hipnoz etkisi altında yaşıyor gibisiniz.
Ama Allah’a sizin için de dua ettiğimizi söylemek isterim. Düşmanlıkla, alaycılıkla bir yere varamayız. Şurada hiç saldırı üslubu olmadan deseydiniz ki “Kuran’da Harun peygamber Hz Musa’nın kardeşi olarak anlatılırken, falanca yerde niye Hz Meryem’in de kardesi gibi yazılmış?” bunu anlayamadim cevap rica ediyorum deseydiniz. Aynı seviyeli üslupla pek çok insan seve seve cevap verirdi size. Gerçekten cevabını bulmak isterseniz cevaplar sizi tatmin edecektir. Allah hayırlar versin hepimize. Selamlarımla.
Sevgili Ahmet,
Yorumunuzun sonundan baslayayim cevaplamaya… “Bunu anlayamadim, cevap rica ediyorum..” gibi bir sey dememi istiyorsunuz.
Cok komiksiniz.. Eminim iyi niyetlisiniz ama boyle birsey dememi beklemeniz, hem de benim kendi blogumda, Muslumanlara soru sorup sonra da bir cevap beklememi onermeniz gercekten komik olmus, uzgunum.
Yorumunuzun ortalarinda “Her canli tesadufen olmus yalani” cumleniz ve hipnoz altinda yasiyor oldugum iddianiza da cevap veremiyorum, gulumsuyorum sadece…
Gelelim Meryem hatasi savunmaniza… Savunmanin cok benzerlerini daha once baska arkadaslar da yapmislardi. “Harun’un kizkardesi” aslinda bir hitap sekliymis, gercek anlamda kiz kardesi kastedilmemis, Arapca buna musait bir dilmis, vs. vs. Neden baska insanlar bunu farketmemis, bir tek ben mi zekiymisim gibi baska argumanlar da geldi daha once de.. Hepsinin cevabi da aciktir. Eger Internet’te bir search yaparsaniz (ingilizce veya turkce) (ornek: “miriam aaron’s sister quran”, bunu tek farkedenin ben olmadigini, bunun yuz binlerce kez tartisildigini, dalga gecildigini, makaraya alindigini gorursunuz. Arastirmami onerdiginiz necran halki gibi kucuk seyleri de sadece Harun Yahya sitelerinde bulabilir, okumaktan sizin (benim degil) keyif alacaginiz yazilari gorur ve zevkle okursunuz. Sizin icin uzgunum, ama ‘ey Harun’un kizkardesi’ denmesi acik bir hatadir. Bunu kabul etmek istemesiniz de, siz de biliyorsunuz. Bu, Kuran’a bir kez gectigi icin artik donusu olmamis, mucburen sivanmistir.
Yukarida listeledigim ayetlerin devaminda, henuz besikte bir bebek olan Isa’yla muhabbeti de aciklayin isterseniz nasil aciklayacaksaniz… Kundaktaki bebege nasil namaz kilinmasi farz olunmus, neden Hristiyanlar hem de kundaktaki babasiz bir bebek boyle soyledigi halde su anda namaz kilmiyorlar bir ogrensin Muslumanlar… Kuran’da resmen keloglan masallarindan daha ucuk masallar anlatiliyor, sizin gibi “hipnozda yasadigimi” iddia edenler de bu masallari savunmak icin yirtiniyorlar. Gozleriniz acin, derin bir nefes alin ve korkmadan gorun artik gercekleri… Lutfen su ayetlere nasil inandiginizi bana aciklayin:
29 Meryem, çocuga isaret etti. Dediler: “Besikteki bir sabiyle nasil konusuruz?”
30 Sabi dedi: “Ben Allah’in kuluyum. O bana kitap verdi, beni peygamber yapti.”
31 “Beni, bulundugum her yerde kutsal ve bereketli kildi. Yasadigim sürece bana namazi/duayi, zekâti önerdi.”
32 “Anneme iyilik etmemi önerdi. Beni zorba bir eskiya yapmadi.”
33 “Selam bana dogdugum gün, ölecegim gün ve diri olarak kaldirilacagim gün.”
34 Iste Meryem’in oglu Isa budur! Hakkinda kusku ve çelismeye düstükleri seyin dogrusu bu sözdür. (Meryem Suresi)
s.a boyle sacma seyleri curutmek ıcın elınızı yormaya gerek yok bı arkadasım da bana mıras hesabında yanlıslık varmıs dıyor ee zekerıya beyaz bıle cozmus gerek yok cozmeye yukarıda kı ayetlerı ınceledım yarı yorumla yazılmıs yoksa tam karsılıgı degıl yanı allaha emanet
janos agnostic arkadaş gibi banada yardım et biliyorum bütün bunların safsata olduğunu ama bende terk edersem eğer ya yanılıyosam diye çok korkuyorum napmalıyım müslümandım agnostik oldum sonra ateist oldum sona korktum geri agnostikliğe geri döndüm burda kalmalımıyım sence
Necati, seni ne mutlu ediyorsa onu yap bence. Ateist olmak cok zor ve cok buyuk bir adim. Eger buna hazir hissetmiyorsan Agnostik de kalabilirsin, hic ilgilenmeyebilirsin de. Senin zaten tum dinlerin insan uydurmasi sacmaliklar oldugunu farketmen, aslinda akil ozgurlugun icin attigin en buyuk adim. Bundan sonra atacagin adimlar sana kalmis. Onemli olan, aklini o insan uydurmasi kuran, cennet, bakire huriler, cehennem, kaynar su, seytan, kader, kismet, camii, cihat, isa, musa gibi zirvaliklardan arindirmis olman. Bunlarin aklinda kapladigi yer ve sana yaptigi kisitlamalarin, seni limitleyisinden kurtulman en onemli olandi. Bundan sonraki hayatinda fokusunu asil onem vermen gerekene, “kendine”, verebilirsin. Kendini tanimak, hayatina hic bakmadigin pencerelerden bakma firsatina sahipsin. Kisisel gelisimin icin bu cok onemli. Akil ozgurlugune sahip bir insanin onu acik, yapabilecegin seyler sinirsiz. Bunun disinda 6000 (uydurma) tanridan, Ateistler gibi 6000′i veya Muslumanlar gibi 5999′unu reddetmen arasinda cok buyuk bir fark yok. Artik boyle bir Tanriya ihtiyacin olmadigini biliyorsun. Bu uydurma tanrinin da senin komik yakarislarina veya kesecegin kurbana, gun boyu ac kalisina ihtiyaci olmaamasi gerektiginin farkindasin. Yani netice itibariyle, bundan sonra ozgursun, ve seni ne mutlu ediyorsa onu yapmalisin.
Ozgur hayatinda bol sans…
janos agnostic arkadaş gibi banada yardım et biliyorum bütün bunların safsata olduğunu ama bende terk edersem eğer ya yanılıyosam diye çok korkuyorum napmalıyım müslümandım agnostik oldum sonra ateist oldum sona korktum geri agnostikliğe geri döndüm burda kalmalımıyım sence)
)))))))))))))))))
ilahını bulmuşun
Ey Harun’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir insan değildi; annen de iffetsiz değildi(يَا أُخْتَ هَارُونَ مَا كَانَ أَبُوكِ امْرَأَ سَوْءٍ وَمَا كَانَتْ أُمُّكِ بَغِيًّا )kardeş niyet akıbet ile tamamlar inşaallah bu yorumu iyi algılamanız dileği ile arapçası ve türkçeyi başka ayet ile karşılaştırma yapınız inşaallah(harun kıssası kelâmı lafzı)ile ilgili ayetler kişiyi aynı vermektedir ispatlı yoruma gerektirmeden yani(muhkem)dir.sadece zaman,asr,vakit ile açıklama(mütaşabih)tir iyi algılarsanız,(hz.meryem)ile(harun’un kız kardeşi)aynısıdır.DİKKAT!AYETTEKİ HİTABI ÖNEMLİDİR,kişiyi aykırı yorumlara daldırmaktadır buda ayetlerin içeriğini(hak’ta tevili’ni)bitirememizdir.
Arkadaşlar ben de eskiden katı islamcıydım; ama bilimle uyuşmayan o kadar çok yönü varki. artık diğer dinlere bile daha sıcak bakar oldum. çünkü bilimsel gerçeklerle onlar gerçekten daha paralel. islamiyet resmen, eskiden puta tapınan arap halkının ortadan putlar kaldırılmış hali. hala kabe tavaf ediliyor(içinde putlar olmadığı halde), gene oruç tutuluyor, gene namaz kılınıyor(eskiden putlar önünde yapılırdı). Tek fark artık ortada putlar yok. Resmen putperestlik alınmış, tevratla harmanlanmış… zaten nötr yaklaşan da bunu farkeder. Ayrıca bu linkte de ilginç bilgiler var; Kuran irdeleniyor. http://goo.gl/16orc …
arkadaşım insanların kafasını karıştırmadan önce bir araştır.hala kabe tavaf ediliyo diyosun.kabeyi tavaf etmek onlardan bize geçmedi ibrahim a.s yani efendimizin dedesinden yani islamiyetin özünde var.kuranı kerim madem safsata,bugün biliminde kabul ettigi 7 kat gökten bahsediyo.çocugun anne rahminde üç evreden geçtigini bahsediyo.tatlı suyla tuzlu suyun karışmadıgı denizden bahsediliyo.madem efendimiz yalancı(o hayatında hiç yalan söylemedi) o günün şartlarında bunları nasıl
biliyodu.ayrıca efendimiz ummi birisiydi.yani okuma bilmiyodu yazmasıda yoktu.ama size bunu anlatmak bile sıkıcı çünkü siz ebu cehilin soyundansınız onun gözünün önünde ay ikiye parçalandı inanmadı ki siz hiç inanmazsınız.peki diyelimki islamiyet bir safsata(haşa)biz ne kaybederiz en azından namaz kılarak vucudu dinç tutarız.ya dogruysa o zaman siz ne yapacaksınız merak ediyorum.