Ben bir Muslumanim, Cunku…
Basliktaki cumleyi nasil tamamlarsiniz? Ben bir muslumanim, cunku Islam en guzel dindir, Muhammed en yuce insandir gibi iddia iceren cumlelerden bahsetmiyorum. Mantikli bir gerekce gostermeniz gerekse nasil tamamlardiniz cumleyi?
Peki, su nasil olurdu?
“Ben bir muslumanim, cunku annem ve babam musluman, dogdugum cevre, yasadigim ulkedeki insanlar musluman… Yasayis tarzimiz ve kulturumuz musluman kulturu… 6 yasinda hocaya gidip arapca harfleri ezberledim, ortaokulda din derslerinde arapca sureleri ezberledim. Nufus cuzdanimda din hanesinde, ben daha konusmayi bile ogrenemeden Islami sectigime karar verilmis. Iste ben bu yuzden muslumanim.“
Peki bu gerekce, tum yasayis tarzinizi, dusunce sisteminizi, kulturunuzu, kisaca hayatinizi tumden etkileyecek olan “DIN” unsurunu secmek icin iyi bir gerekce mi? Ya yanlis dini sectirmislerse size? Ya hristiyanlar, veya yahudiler, hatta ve hatta ateistler hakliysa?
Dunyada kac kisi hangi dine inaniyormus diye Wiki’ye baktim ve sonuclar soyle cikti:
Hristiyanlik: 1.9 – 2.1 milyar
Islam: 1 – 1.3 milyar
Musevilik: 14.5 milyon
Budizm: 364 milyon
Hinduizm: 828 milyon
Afrika Diasporik Dinleri: 100 milyon
Diger Etnik Dinler: 300 milyon
Taoizm, Konficyunizm, Sikhizm, Jainizm, Rastafari, Ateizm, Agnostizm, vs. vs.
Peki su gercege hayir diyebilir misiniz?
- Eger Atina’da dogmus olsaydiniz, Ortodoks Hristiyan olacaktiniz.
- Pekin’de dogsaniz, muhtemelen Taoizme mensup olacak veya tumden dinsiz olacaktiniz.
- Yeni Delhi’de dogsaydiniz, binlerce tanriniz olacak, inegin kutsal oldugunu dusunecektiniz.
- Japonya’da dogsaniz cok buyuk ihtimalle ateist olacaktiniz.
- Lizbon’da dogsaniz Katolik Hristiyan olacaktiniz, en cok domuz yemeyi sevecektiniz.
- Papua Yeni Gine’de dogsaydiniz Protestan Hristiyan…
Atina’da dogdugunuzu varsaysak, anne babanizin da koyu Ortodoks olduklarini dusunsek, yine o cok sevdiginiz, namazini kilip orucunu tuttugunuz Muslumanligi secme ihtimaliniz sizce var miydi? Peki bu durumda Muslumanligi hala sectiginizi mi dusunuyorsunuz?
Peki Islam’in, ugruna kainat yaratilan Muhammed’in buyuk mucizesi Kur’an’i acip bir kez okudunuz mu? Cevabiniz hayirsa bir de su soruya cevap verin: Bir Hristiyan, size gelip “Kur’an, Tevrat’tan alintilarla yazilmis kotu bir kitap ve icinde bir suru celiski var” dediginde sinirlenir, Kur’an’i savunmaya baslar misiniz? Buna cevabiniz evetse ilk soruyu tekrar soruyorum size: Kur’an’i hic acip okudunuz mu? Okumadiginiz, hatta icinde yazilanlar hakkinda fikrinizin dahi olmadigi bir kitabi neden bu kadar hararetle savunabileceginizi hic dusundunuz mu?
Peki son olarak bir de size su maddeleri siralayayim ve hepsine de cevabiniz evet mi(Ilgili yazilari ve Kur’an’daki referanslari gormek icin linklere tiklayabilirsiniz):
- - Dunyanin 4 gunde, gogun de 2 gunde yaratildigina, yani toplamda tum kainatin 6 gunde yaratildigina inaniyorum.
- Adem’in ilk insan olarak topraktan yaratildigina, daha sonra ona es olsun diye onun bir kaburga kemiginin cikartilarak esi Havva’nin yaratildigina, sonra onlarin cocuklarinin ensest iliskileri sonucunda da tum insanligin olustuguna inaniyorum. Evrimi bir sacmalik olarak goruyorum.
- Dunya capinda bir sel felaketiyle tum insanlarin ve tum hayvanlarin yok olduguna, Nuh’un yaptigi gemiyle dunyadaki butun canlilardan ciftler alarak 150 gun boyunca azgin sularda suruklendigine, sonra sular cekilip karaya cikinca da dunyada yasamin tekrar basladigina inaniyorum.
- Nuh‘un 950 yil, Ibrahim‘in 175 yil yasadigina, Musa‘nin asasiyla Kizil Denizi ortadan ikiye ayirdigina inaniyorum.
- Suleyman‘in karincalarla ve kuslarla konusabildigine, cinlerden ve seytanlardan olusan bir ordusu olduguna inaniyorum.
- Ibrahim’in gordugu bir ruyada Tanrinin ona oglunun kafasini kes demesi uzerine oglunu kesmeye yeltenmesini gayet saglikli buluyorum. Bugun yasasa, bu yuce insana cocugumu gonul rahatligiyla emanet ederim.
- Lut‘un, evinde misafir ettigi melekleri, kapisina dayanip melekleri isteyen sapik toplumundan kurtarmak icin melekler yerine bakire kizlarini sunmasini gayet normal karsiliyorum.
- Muhammed’in 6 yasindaki bir kizla evlenip 9 yasinda onunla gerdege girmesini, onlarca karisi ve bir o kadar da cariyesi (seks kolesi) olmasini makul ve mantikli karsiliyorum.
- Kur’an’in, babama annemi dovme izni vermesini, benim de karimi gerektiginde dovebilmem gerektigini normal karsiliyorum.
- Kur’an‘i (bastan sona bir kez dahi okumamis olmama ragmen) mucizevi bir kitap olarak goruyorum.
- Islam ve bilimin icice olduguna, Kur’an’in bilime dahi referans olmasi gerektigine inaniyorum.
- Islam’in sevgi dini oldugunu dusunuyorum.
- Dunyada 5 milyar insanin hata yaptigini, diger tum dinlerin bozuldugunu, bir tek Islamin mukemmel oldugunu dusunuyorum.
- Islam’in koleligi kaldirmamasini, Muhammed’in ve eslerinin de bir cok kolesi olmasini normal karsiliyorum. Seks kolesi olarak kullanilan cariyelerin Kur’an buna izin verdigi icin hicbir haklari olmadigini dusunuyorum.
- Cennet‘te beni, gogusleri yeni sertlesmis bakirelerin bekledigini dusunuyor, sonsuza kadar hicbir sey yapmadan, hem de hep ayni yasta kalarak muhtesem bir hayat surecegime inaniyorum. Eger bu yaziyi okuduktan sonra tovbe ederek bu yaziyi yazani da lanetlemezsem cehennem denilen bir yerde sonsuza dek kaynar sular icecegimi, zincirlere baglanip alevler icinde yanacagimi dusunuyorum.
- Goremedigim ama cevremde olduguna inandigim “cin” adi verilen yaratiklarin olduguna inaniyorum. Kotu bir sey yapmam icin benimle birlikte diger 6 milyar insanin da aklini celen, atesten yaratilmis, Seytan adinda kotu kalpli bir yaratigin varligina da tum kalbimle inaniyor ve ondan nefret ediyorum. Seytanin, eski Misir dinlerindeki karanliklar tanrisi Set ile veya musevilikteki veya hristiyanlikla Satan‘la ayni olmadigina, gercekten de bu yaratigin yasadigina inaniyorum. Ne yer, ne icer, nerede yasar, tek yasam amaci kotuluk yapmak midir, nasil olur da benim dusuncelerimi etkileyebilir bilmiyorum ama ben yine de inaniyorum.
- Kader ve Kismet denen bir sey olduguna, aslinda benim basima gelecek veya benim yapacak oldugum herseyin onceden belirlenmis olduguna, ne yaparsam yapayim bunun degismeyecegine inaniyorum.
- Tanrinin diger 6 milyar insanla beraber benim de tum dusuncelerimi okuyabildigine, her an beni gozlemledigine, yaptigim veya dusundugum herseyi not aldigina, bu notlarima gore de beni ya sonsuza dek cezalandirip ya da sonsuza dek odullendirecegine tum kalbimle inaniyorum.
- Tum bunlara mutlu ve huzurlu bir sekilde, kalbimle ve mantigimla inaniyorum. Bu inanislarimin olumden korkmamla, olum sonrasinda bir hayat olmasina inanmak istememle kesinlikle bir alakasi yoktur.
Tum maddelere “evet” diyebildiniz mi?
sagol kardes her zamanki gibi guzel yazmissin devamini beklerim.
Dogru soze ne denir ama bu konuda yapacak cok fazla bir sey yok sanirim. Insan tabiati geregi aciklayamadigi seyleri kendinden ustun bir varliga baglamak istiyor ve bu varligin kendisiyle iletisime gecmis olmasinada ancak dinler yoluyla olduguna inaniyor. Hayati boyu dini tanimasa, bilmese bile dinle karsi karsiya geldigi an, yani o inandigi ustun varligin aslinda birilerinin araciligiyla daha cok aciklandigini gordugu an, icerigini fazla kurcalamadan inanma egilimine giriyor. Ornek olarak eski Sovyetler vatandaslari verilebilir.
Belki insanlik aciklanamayan seylere cevaplar buldukca bu egilimde azalabilir ama bu ne bizim zamanimizda olur ne de 10 jenerasyon sonramizda.
Emegin icin tesekkurler,
Tesekkur ederim. Yorumuna katilmakla birlikte eklemek istedigim bir nokta var. Cevaplanamamis sorular bence epey azaldi. Yakinda bir yazi konusu yapmayi dusunuyorum ama cok ilginc bir istatistik vereyim: Amerika’daki profesorler arasinda bir dine veya yaraticiya inananlarin orani %2. Egitim orani arttikca inanc orani azaliyor. Ulkemizde de oran bu kadar dusuk olmasa da “Egitim/Inanc” egrisinin benzer dogrultuda oldugunu dusunuyorum. Bilim bu hizla gelistigi takdirde bahsettigin inanc egilimin azalmasi icin 10 jenerasyon beklemeye gerek kalmayacak.
Ulkemizde son gunlerde (her ne kadar Ingiltere bunu 150 yil once yapmis olsa dahi) evrim tartisilmaya baslandi. Yercekimi kadar gercek olan evrim, ulkemizde de kabul edildiginde dinin gucunun ciddi anlamda sarsilacagini dusunuyorum. Bir gun insanlar evrimi bir din gibi gormeyecek ve “evrime inaniyor musun” sorusu abes kacacak.
İnsanoğlu tarih boyunca hep inanma ihtiyacı hissetmiştir ve çeşitli şekillerde bu ihtiyacını giderecek yollara başvurmuştur. o yüzden asıl sorun insanların inandıkları dinler arasındaki farklar değil.önemli olan inanma ihtiyacının nereden kaynaklandığı ve bu ihtiyacın gözardı edilmesi ihtimalinde oluşacak durumun araştırılmasıdır.insanlar neden inanır???bilmedikleri ama güvendikleri için değil mi…çünkü bildiğimiz şeye inanç demiyoruz,bilgi diyoruz.o halde inanma ihtiyacı ne zaman ortadan kalkar???bilmemiz gereken herşeyi öğrendiğimiz zaman…buraya kadar doğru değil mi….bi düşünün…bilmemiz gereken her şeyi öğrenme imkanımızın olası olup olmadığını.insanoğlu öğrendikçe ileriyi daha iyi görüp geçmişi daha iyi analiz ediyor…tamam..katılıyorum..itirazım yok…ama bu erişim yelpazesinin genişliğinin bir sınırı yok mu…örneğin dünya…evren…evrenin dışı…dışının dışı….
… gördüğünüz gibi böyle bir sınır yok.sınırın olmadığı yerde mutlak bilginin sahibi olmamıza imkan var mı peki….o da yok.çünkü neyi bilmemiz gerektiğini bilmezsek o şeyin içeriğini tam anlamıyla nasıl bilebiliriz…pozitivizmin hakim olduğu günümüz dünyasının bence kavramak istemediği nokta burası.kavramak istemediği diyorum.çünkü kavrayacak akla sahip insanlar yaşıyor bu dünyada…evrim konusuna gelince…evrim bir gerçek…hem biyolojik anlamda hem de sosyal anlamda çok önemli bir gerçek….ancak bilimin cilvesi olan bazı şeyler vardır ki insanların yüzyıllarca doğru bildiği bilimsel gerçekler anlaşılmıştır ki bilimseldir ancak gerçek değildir:)yani yapılan yeni araştırmalarla yanlışlığı kanıtlanan durumlardan bahsediyorum….demek istediğim evrim teorisinin de yanlış kısımlarının olabileceği ihtimalini gözardı etmemek lazım…ben bir müslüman olarak evrime inanıyorum çünkü…bu konuyu (sadece evrim değil yalnız) beraberce konuşursak eminim daha önyargısız bir şekilde düşünmeye başlarız..cevaplarınızı ,yorumlarınızı bekliyorum
ksyn yazına yorum yazmak isterim ama yazında benim anlayışıma ve bilgilerime ters olan bir durum var eğer onu açıklarsanız gerçekten sevineceğim.
SİZ BİR MÜSLÜMAN OLARAK NASIL EVRİME İNANIYORSUNUZ. :/ mantık dışı bence.çok eksik.
Sevgili Ksyn, yorumunuzu cok begendigim icin cevapsiz birakmak istemedim:
Sav 1: Inanma ihtiyaci ve nedenleri – http://meraklininguncesi.com/2008/12/23/hersey-merakla-baslar/ Bu siteyi olusturmaya karar verdigimde yazdigim ilk yazilardan birisidir bu ve cok kisaca degindigim seydir inanma ihtiyaci. Insan neden inanir?
Olumden korktugu icin. Baska hicbir sey degil. Dikkatinizi cekerim, olmekten degil. Olmekten korkmak farklidir, olumden korkmak farkli… Eger inanirsak hayatin bizim icin vadettiklerinin sadece bu hayatla sinirli olmadigini, bizim, diger canlilardan farkli oldugumuzu, yarattigimiz Tanrilarin bizim gibi farkli ve ozel yaratiklar icin planlari oldugunu, bizim sevildigimizi, ozel oldugumuzu dusunuruz. Bu hayat guzeldir, ama o kadar da guzel degildir. Daha guzeli de olmalidir deriz. Ozlemini cektigimiz seyin bizler icin hazirlandigini dusunmek isteriz ve korktugumuz olumden sonra buna ulasacagamizi hayal ederiz. Bu herkes icin farkli olabilir. Kimisi hurma hayal eder, kimisi bakire huriler.. Kimisi kaybettigi yakinini tekrar gorebilmek umudundadir, kimisiyse bu dunyada bulasmaya korktugu dusmanin cekecegi iskenceyi izleyebilmeyi…
Insan, kisa omrunde vaktinin buyuk cogunlugunu ziyan eder. Isle, kendi yarattigi acilarla (ask gibi, para gibi), uykuyla, tembellikle, vs… Bu arada cogumuzun atladigi bir sey vardir ki aslinda belki de en cok vakit harcamamiz gereken unsurdur bu: Kendimiz. Kendimize yeterince zaman ayirmayiz. Cogumuz, daha kendimizi taniyamadan tamamlariz omrumuzu. Ama icten ice herkes kendisinin ozel oldugunu dusunur. Ve herkes kendisinin daha fazlasini hakettigini ve hakettiklerini hicbir zaman alamadigini… Adaletsizlikten sikayet ederiz. Mutlaka adil olan bir hayat olmali ve o mukemmel hayatta, ugradigimiz haksizliklarin hicbiri de olmayacak deriz. Ve kendimize vakit ayirmayi atladigimiz icin bilmeyiz ki aslinda sahip oldugumuz tek mukemmeligi ziyan etmekteyiz…
Eger Tanri olmasaydi onu mutlaka yaratirdik demis Voltaire… Bunun uzerine bir laf daha dusunemiyorum…
Sav 2: Bildigimiz seylere bilgi diyoruz inanc degil – Cok dogru bir tespit ama ayni zamanda cok da yanlis. Cogumuz inanci bilgiye tercih ediyoruz ve inanca o kadar deger veriyoruz ki, bilginin de onune geciyor, inanc artik bilgi oluyor. Bilgiyse inanci sarsmak icin yaratilmis zirvaliklar. Bilgiyi sundugunuz zaman inancla cakisan, nasil bir tepki aliyorsunuz inanci bilgiye tercih etmis insandan? Secenekler sunayim, siz karar verin: “Siddet”, “Asagilama”, “Dusunme ve bilgiyi inanca tercih.”
Bakin yorumunuza gelen cevaba… Bilginiz, inanci sarstigi icin sizi yargilayan bir insan. Iste bu insan, bahsettigim “cogumuz’un” tipik bir ornegi…
Sav 3: Mutlak bilgiye ulasilamaz – Bence ulasilabilir. Bunun icin zamana, engelleri kaldirmaya ve daha fazla sorgulamaya ihtiyacimiz var. Son 300 yildir, 200 bin yilda katettigimiz yolun cok daha fazlasini katettik. Stephen Hawking der ki: “Biz, evrende cok kucuk bir gunes sisteminin cok kucuk bir gezegeninde yasayan maymun soyundan turemis canlilariz. Ama biz evreni anlayabiliyoruz.” Neyi bilmemiz gerektigini bildiklerimizi artirarak ve sorgulamadan vazgemeyerek bulacagiz. Eger biz evreni anlayabiliyorsak evrenin bahsettiginiz limitlerini de anlayabiliriz ve o limitleri de mutlak olarak gecebiliriz.
Sav 4: Evrim teorisinin yanlis kisimlari evrim teorisinin yanlisligini gostermez, aksine onu gelistirir diye dusunuyorum.
1- inanma ihtiyacını sadece ölüm korkusuna indirgemek yetersiz gözükmekte…evet;bu da bir sebep olabilir ama tek neden değil.bu korku belki başlangıç noktası olarak kabul edilebilir.ancak biraz düşünülürse insanın sonsuz olduğunu düşünmesi de bu ihtiyacın ortaya çıkmasına önemli bir etkendir.insanın sonsuz olduğunu nerden mi çıkardım ? :düşünme kavramından ….düşünmek…bence düşünmek sonsuza işaret eden bir yetidir.sonsuzluğun kanıtıdır hatta..düşüncenin sınırının çizilemeyeceğini düşünüyorum..tamam zekanın hızı ve hafızanın kapasitesi,düşünme faaliyetinin ürünlerinin ortaya çıkışına bir sınır koymakta ama bu içeriğe ilişkin bir sınır değildir.dolayısıyla bu noktada bir serbestiyet vardır.içerik açısından sınırsızca düşünme faaliyetinin gelecekte ortaya çıkarabileceği muhtemel tüm veriyi önceden kabul etmek, hem gelecekteki bilgiyi kabullenmek hem de şu an için varolmayan bilgilerin ortaya çıkacağına inanmak demektir.
sonuç olarak insan sonsuzluk kavramına bizzat kendi dahil olduğundan kendini bilmesi hali,dolaylı olarak inanması sonucunu çıkarır.kısaca sonsuzluğun farkında olmak aynı zamanda sonsuza da inanmakla eş değer teşkil eder
2-Bugün bilimsel anlamda bilgi olarak kabul ettiğimiz herşeyin,bu kabulden hemen önceki durumunu düşünelim.bilim adamı elindeki delilleri toplamış, deney aşamasına getirmiş ,hatta bu delilleri çeşitli süreçlerden ,farklı deneylerden geçirmiştir.bu deney ve süreçlerden geçirme nedeni nedir peki?… bu süreçlerin doğru olmayanlarını geçirip yanlışa götüren ihtimalleri saf dışı bırakarak doğru olanı bulmak.ancak bu bilim adamı doğru seçeneği yirminci denemesinde de bulabilir ikibininci denemesinde de.peki bu bilim adamını doğruyu bulana kadar yaptığı her yanlış denemeye sürükleyen faktör nedir?..yani bilim adamının doğru olmasına muhtemel gözle baktığı durumu denemesine sevkeden unsur nedir?..sezgidir…peki sezgi nedir?…doğrunun kesin olarak bilinmemesine rağmen ,doğrunun ne olabileceğine ilişkin güçlü sayılabilecek delillerin yorumlanarak bu yoruma inanılmasıdır…inanılmasıdır diyorum çünkü başka bir kavram yerini alamaz.önemle belirtmeliyim ki,inancın doğru olup olmadığından bahsetmiyorum, inancın varlığından bahsediyorum.
bilim adamı doğruyu bulduğunda ise inancı bilgi oluyor.çünkü süreç inançla başlıyor ve nitelik değiştirerek somut bir hale geliyor….aslında burda önemli olan sonuç bence şu:kişi inanırken inandığı şeyin dolaylı olarak kendisini doğruya ulaştıracağına inanması gerekir..yani inancın doğruya hizmet eden bir vasıta olması, bilginin somut bir şekilde ortaya çıkmasına yardımcı olması gerekir.dolayısıyla mevcut inancı ile mevcut bilgilerini sürekli kıyaslamalıdır ki doğruya ulaşabilsin.eğer mevcut inancı taassup niteliğine girmişse var olan bilgileri örtbas etmeye çalışması da kaçınılmaz olacaktır.tek bir cümleyle özetleyecek olursak:dünyadaki mevcut inançların önemli bir oranının köhneleşmiş olması,inanç kavramı ile bilgi kavramı arasındaki ayrılmaz bağın yok olduğu iddiasına delil teşkil edemez.
3-’”mutlak bilgiye ulaşılamaz” deyimi geçersiz bir deyimdir’….katılıyorum…bence de geçersizdir.çünkü bir müslüman olarak mutlak bilginin zaten varolduğuna inanıyorum.ancak aradaki fark ise biz insanlar olarak en azından bu evrende mutlak bilgiye ulaşamayacığımızı düşünmemde yatıyor.1. sava olan yanıtımda belirttiğim gibi sınırsız olan dolayısıyla da sonsuz olan düşünme kabiliyeti bizi mutlak bilgiye ulaştırabilirdi.ulaştırabilirdi ancak bizi sınırlayan bedenimiz ve somut evren olmasaydı….peki varolan mutlak bilgi nedir kimdir?.tahmin etmişsinizdir heralde…:)aslında insanoğlunun mutlak bilgiye ulaşacağına inanmanın da kabul edilebilir bir yanı olabilir…mutlak bilgiye sahip olmak ,mevcut evrenin ya da mevcut olduğunu bilmediğimiz ama var olma ihtimali olan evrenlerin tüm yasalarına hakim olmak değil midir?..islamiyet’teki tanrı kavramının kudreti de mutlak bilgiye sahip bir gücün yeterliliğini hayalgücümüzde canlandırmak için ifade edilmiş bir kavramdır.dolayısıyla doğaüstü nitelikteki tanrı kavramının sahip olduğu kudretle,insanoğlunun sahip olmaya çalıştığı mutlak bilginin meydana getireceği doğaya hakim olma dolayısıyla doğadan üstün olma durumu arasında bir fark göremiyorum…:)göreniniz varsa söylesin lütfen..bu durumdan çıkan çok önemli bir sonuç var:insanoğlunun mutlak bilgiye ulaşacağına inanmakla ,mutlak bilgiye ulaşmaya çalışmadan mutlak bilginin zaten varolduğuna inanmak arasında nihai anlamda hiçbir farkın bulunmamasıdır…tek ve en önemli fark sürecin tamamlanması aşamasına kadar ki önkabul farklılığıdır.
ayrıca belirtmeliyim ki bir oyuna katılan oyuncular bu katılımı oyunun kurallarına göre oynamak koşuluyla gerçekleştirirler.oyuncunun yetkisi kurallar dahilinde oyun aşamalarını geçmeye çalışmak veya çalışmamaktır.oyunun kurallarını değiştirmeye çalışmak ise oyunu oyun olmaktan çıkarır.yani oyunun kuralını oyunun tanımadığı kapsamda değiştirmeye çalışmak oyuncu sıfatını kaybetmemize yol açar.hem kurallardan yola çıkıp oyun oynayacağımızı hem de kurallara hükmedeceğimizi söylemek bizi kendi içimizde çeliştirir.not:kurallardan kastım doğanın kanunlarıdır….
4-evrim teorisinin yanlışlığı şeklinde bir ifade kullanmadım,
yanlış kısımlarının olabileceğini söyledim.elbette gelişim için yanlış olanın da bilinmesi gerekir. ama bu demek değildir ki yanlışın bilimsel anlamda yanlış olarak niteleneceği ana kadar doğru olarak kabul edilmemesinin garantisi olsun.her teorinin karşılaşabileceği bir tehlikedir bu.
Bill nicki ile yorum yazan arkadaş için:evrim teorisinin tahmin ve tespitleriyle islam inancının çatıştığı durumlar için bir sorun algılaması yaşıyorsunuz galiba.ilk önce şunu belirtmeliyim;evrim teorisine inanmakla evrime inanmak arasında fark vardır.ben yazımda evrime inanıyorum dedim.teoriye bütünüyle inanıyorum demedim.aklınıza kuran’daki ifadelerle(Adem ve Havva’nın yaratılması) insanoğlunun maymunla olan evrim ilişkisine yönelik evrim teorisinin çatışma halinde olduğuna yönelik düşünceler gelebilir….buradaki sorun aslında din ve bilimin ilişkilendirilmesi ile kendi bünyeleri içerisinde nasıl anlamlandırılmaları gerektiğine ilişkin bir sorundur.bu sorun çok derin ve köklü bir sorundur…eğitim-toplum-ahlak üçgenini derinden ilgilendiren bir sorundur.burada yalnızca şunu söyleyebilirim ki din hayalgücünü büyük ölçüde kullanır.hayalgücü ise simgelerden faydalanarak faaliyette bulunur.bilim de hayalgücünü kullanmasına rağmen bu faaliyetini simgelerden yola çıkarak değil somuta indirgeyerek sürdürür….yani aradaki en önemli fark dinin bir sonuca ulaşma çabası olmamasına rağmen bilimin tek amacı sonuçtur.dolayısıyla dinin ifadelerini tek bir gerçeklik düzlemine indirgemek inancın sonsuz niteliğine aykırı davranmak olur….
yorum ve görüşleriniz için şimdiden teşekkür ederim…
evrim teorisinin tahmin ve tespitleriyle islam inancının çatıştığı durumlar için bir sorun algılaması yaşıyorsunuz galiba.ilk önce şunu belirtmeliyim;evrim teorisine inanmakla evrime inanmak arasında fark vardır.ben yazımda evrime inanıyorum dedim.teoriye bütünüyle inanıyorum demedim.aklınıza kuran’daki ifadelerle(Adem ve Havva’nın yaratılması) insanoğlunun maymunla olan evrim ilişkisine yönelik evrim teorisinin çatışma halinde olduğuna yönelik düşünceler gelebilir….buradaki sorun aslında din ve bilimin ilişkilendirilmesi ile kendi bünyeleri içerisinde nasıl anlamlandırılmaları gerektiğine ilişkin bir sorundur.bu sorun çok derin ve köklü bir sorundur…eğitim-toplum-ahlak üçgenini derinden ilgilendiren bir sorundur.burada yalnızca şunu söyleyebilirim ki din hayalgücünü büyük ölçüde kullanır.hayalgücü ise simgelerden faydalanarak faaliyette bulunur.bilim de hayalgücünü kullanmasına rağmen bu faaliyetini simgelerden yola çıkarak değil somuta indirgeyerek sürdürür….yani aradaki en önemli fark dinin bir sonuca ulaşma çabası olmamasına rağmen bilimin tek amacı sonuçtur.dolayısıyla dinin ifadelerini tek bir gerçeklik düzlemine indirgemek inancın sonsuz niteliğine aykırı davranmak olur….
yorum ve görüşleriniz için şimdiden teşekkür ederim…
Sevgili dostum. Felsefeyle ilgilenmeniz ve dusunerek sorgulamaniz cok guzel. Bunun icin Islami felsefeyi de arac edinmissiniz kendinize. Uzun bir sure bu yolda kalamayacaginizi dusunuyorum. Cunku sorgulamanizi surdurdugunuz muddetce buna ihtiyaciniz olmadigini farkedeceginizi tahmin ediyorum. Islam’in olusmasindaki birinci etken olan sozde “gokten indirilmis” kitap Kuran’in hangi olaylar neticesinde nasil yazildigini, yazanin ve dostlarinin hayatlarini irdeleyiniz. Felsefi gorusleriniz degismese bile kendinize aldiginiz referanslarin degisecegini dusunuyorum. Bunun icin de size onerecegim en iyi kaynak Arif Tekin’den Kuran’in Kokeni isimli eseridir.
Sevgiler,
Janos
sayın janos,yazınıza karşı verdiğim cevaplarda kuran’ın dilinden ve olayları yorumlamasından bahsettiğimi sanmıyorum.bu konu apayrı ve her olay ya da unsur için tartışılması gereken çok geniş kapsamlı bir konudur.sadece bill nicki ile yorum yapan arkadaşa karşı bu geniş konu aççısından anahtar teşkil edecek birkaç şey söyledim.onun sebebi de evrim ve müslümanlıkla ilgili bir soru sormasıydı.sizinle müslümanlığın içeriğine dair şu aşamada zaten konuşmam. siz inancın bir aldanıştan ibaret olduğuna inanırken ,bu inancın şekli ve içeriğine ilişkin doğru yada yanlış şeklinde saptamalarda bulunmaya kalkışmamız,evrim sürecinin tersinden işlediğini düşünmemiz kadar saçma olur.o yüzden yazılarımdaki temel mesajı iyi algılamanızı ve inanç kavramı üzerine evrensel düzeyde bir bakış açısı yakalama amacı taşıdığını görmenizi isterim……….
benim müslüman olduğumu dile getirmiş olmam inanç kavramını sorgulamama engel teşkil etmez.ancak sizin engel teşkil edeceğini düşünüyor olmanız islamiyet inancının,tarafınızdan algılanmasıyla doğrudan ilintili bir durumdur.bu durumun ortaya çıkması da elinizdeki dinsel verilerin doğruluğunun insanlar tarafından tahrip edilmesi ya da dar yorumlanması nedeniyle doğrudan ilişkilidir.bu sıkıntı hem dinin mensupları hem de mensup olmayanlarının maruz kaldığı önemli bir sıkıntıdır……….
başta da dediğim gibi beni bu sayfada yazı yazmaya iten sebep müslümanlığı anlatmak değildir.inanç ve tanrı kavramlarının daha anlaşılır kılınmasına yardımcı olmaktır.bu konuyu netleştirmeden diğer türlü, kuran ya da dini emirler başlığı altındaki içeriğin tartışılmasına başlamak ikimizi de komik duruma düşürür.o yüzden önerdiğin kitabın anlatmak istediklerini benim bugüne kadar zaten kendi kendime sormuş ve halen soruyor olduğumu bilmeni ve bu sorgulamamın beni daha da güçlendirdiğini bilmeni isterim.
bu siteyi oluştururken aklınıza ilk gelen sorulardan birisinin inanma ihtiyacının kaynağıyla ilgili olduğunu siz söylediniz.dolayısıyla temel niteliğindeki bu konuyu tekrar ele almanızı öneririm.bu temel konuyu daha özel nitelikteki konularla değiştirmek bilimsel bir bakış açısına da yakışmaz herhalde.
eğer yazılarıma cevap verecekseniz lütfen benim düşünme sistemimin şekliyle ilgilenmeyin.eğer içeriğe dair bir görüşünüz yoksa cevap vermeyebilirsiniz…………
kysn din ile bilimi karsi karsiya getirmek ihtiyacini hissettigimiz surece yaniliriz.
kuranda bilimden uzaklasin dedigi yeri ya yada peygamberimizin hayatinda bilimden uzaklasin dedigi yeri bir gostersende bende sen ve senin dusuncendeki insanlari biraz anlasam.
simdi namaz kilan bir adam bilim yapamazmi sacma ibni sina namaz kiliyordu. hz. ali(ra)da namaz kiliyordu.
eger ahiret somut bir sekilde gosterilseydi sence imtihan sirri olurmuydu.
bilim bu dunya icindir.bunu herkez yapar.muslumani yapar zamaninda en kiralini muslumanlar yapiyordu. hristiyani yapar.amerika yapiyor. ateisti yapiyor. japonya yapiyor..
simdi bilimi muslumanlarin su anda yeni yeni ilerletmeleri islamiyetten degil islamiyeti yasamadiklarinin etkisiyle dunya siyasetinden.
kysn bana bir aciklasana insanin kendisi kendisini gelistiriyorsa insan neden kendi vucudunun calismasinin milyonda birini bilmiyor.
hadi bilim adamlari milyonda birini bilsin ben bilmiyorum. bakiyorum yapilmis.
simdi senin soyledigin musluman olarak evrimin bir kismina inandigin ALLAH (cc)evrim mantigiylami insanlari gelistiriyor.yada evrimi ALLAH (cc)mu yapiyor.
kysn yada evrimciler dogru soyluyor olsa bence canli mekanizma (parmak kol el ayak bakarsan aslinda hepsi yapilmis) omrunu uzatmaya calisir kisaltmaya degil. insan omru kisaliyor.
musluman olarak yazmisin ya ben orasini anlamiyorum.yazini birdaha okudum ama yok musluman biri kuran a gore konusan biri evrimci olamaz. yokk yaaa aykiri..
peki janos sana sunu sorsam. sen gercekten objektifmisin yoksa senin dusuncelerine azda olsa katki saglayacagini gordugun taraftar yazilara atlayan birimisin.
yaa islamla evrimi nasil bagdastirdin yada bunu goremedin.
ALLAH biliminde hayirlisini insanliga faydalisini versin. evrim=degildir bilim bencede tibbin ugrasi alani bence bilim.
Sevgili Ksyn, bu blogdaki makaleler, dinlerin insan icadi oldugunu anlatmayi, dinlerin icindeki mantiksizliklari ortaya dokmeyi, tarih boyunca insanlarin cesitli inanislarini sunmayi amaclamastir. Insan neden inanir sorusunun derinliklerine inmek sizin ilgi alaniniz olabilir, benim ilgi alanimsa ‘insan neye, niye inanirdir.’ Herkes, sevdigi ve kendisini mutlu eden seylerle ilgilenmeli degil mi? O yuzden onerileriniz icin tesekkur ederim ama yazilarimin ayni dogrultuda gidecegini ve felsefi konulardaysa haddimi asip (simdilik) yazilar yazamayacagimi soylemek isterim.
Yazilarim her turlu elestiriye aciktir, dusunme sistemimi de, makalelerin icerigini de dilediginiz gibi elestirebilirsiniz.
Bill, ben objektif degilim, tarafim. Yazilarima gelen yorumlara ancak yorum ilgimi cektiyse ve yorumu sonuna kadar okuyabildiysem cevap veririm.
1-din ile bilimi karşı karşıya getirmeyi istediğimi nasıl ortaya çıkardın anlamış değilim.dinle bilimin karşı karşıya olduğuna inansaydım zaten sadece birini seçerdim.benim derdimle senin derdin aynı aslında.peki nedir bizim derdimiz:dinin bilime engel olamayacağı, bilimin de dine engel olamayacağı,birbirlerine ancak destek olabilecekleridir.peki ayrıldığımız husus nedir:bilimi yapanların(özellikle evrim konusunda çalışanların) iddialarının ciddiye alınması noktasında farklı algılamalarda bulunmamız.ben sana şöyle birşey demiyorum:evrim teorisi alanında çalışma yürüten bilim adamlarının her türlü çıkarımlarına kefilim…yok böyle birşey..olmaz yani….
benim janosa yazdığım cevapları da bir incele.okuduğun zaman göreceksin ki bilim ve din daha doğrusu bilim ve inanç birbirlerini doğrulayan ve güçlendiren iki mekanizma…benim anlatmaya çalıştığım bu…
2-bana bir soru sormuşsun:evrimi allah mı yapıyor diye?basit ancak gerçekten önemli bir örnek vereceğim:3 yaşındaki çocuğun 18 yaşına kadar geçirdiği süreci düşün..bir sürü fizyolojik ve psikolojik değişim ve gelişim…..bana şunu söyleyebilir misin:bu çocuk 18 yaşındaki gelişmiş haliyle dünyaya gelmiştir?……saçma olurdu di mi….ama şunu söyleyebilirsin:18 yaşındaki gelişmiş haline erişebilecek potansiyelle dünyaya gelmiştir…..bilmiyorum yanlış birşey var mı bu ana kadar anlattıklarımda…demek istediğim bu olay da evrime bir örnektir.sen şunu sorabilirsin bu noktada:bu basit örneği nasıl milyonlarca yıllık değişimi savunan evrim teorisinin iddialarına kıyasla genişletirsin?….işte bu noktada şu hataya düşmemeni isterim..kuranı bir bilim kitabı olarak değerlendirmek.kuranda evrimcilere verilecek bütün yanıtlar ya da destekleyecek tüm kanıtların yer alması diye birşey yok. bir önceki yazımı bir daha okursan dinin amacının tek bir sonuca ulaşma şeklinde kısıtlanamayacağını anlatmak istediğimi görürsün.bu durumda sana din tarihini anlatan kitaplardan daha çok din ve toplum arasındaki ilişkiyi derinden irdeleyen kitapları öneririm.yanlış anlama.din tarihi de önemli.gördüğüm kadarıyla zaten okuyorsun.bunun yanında dinin varoluş nedenleri hakkında da fikir yürüten çalışmalara, Kuran’ın dili ve anlamlandırılmasına yönelik çalışmalara da vakit ayırmalısın.allah’ın varlığını akli delillerle ispatlamaya çalışmış islam düşünürlerini okuyabilirsin.
sen de demişsin islamı yaşamıyoruz diye.evet katılıyorum.. yaşamıyoruz…..bilimsel iddiaları dilini tam olarak anlayamadığımız bir kitap(Kuran) vasıtasıyla çürütmeye çalışırsak islamı nasıl yaşıycaz.namaz kılarak mı.eğer bu şekilde namaz kılmaya devam edersek biz hep namaz kılarız..ama sadece namaz kılarız…..düşünmekten korkarak yaşarsak kıldığımız namazın hiçbir ehemmiyeti olmadığını bile anlamadan ölüp gidene kadar namaz kılarız….namaz kılınmalı…buna karşı falan değilim.ama niçin kıldığımızı amacımızın ne olduğunu kendimiz bilelim ,bilmeyip soranlara da anlatabilecek kadar kendimizi geliştirelim…..
düşünsene….allah’ın varlığını sorgulayabilen bir aklımız var….inancımıza göre bu aklı allah verdi bize…niye verdi…kullanalım diye…kullanıp ona ulaşalım diye…ona ulaşırken sorulan türlü sorular olucaktır elbet.bu felsefi anlamda olur.bilimsel anlamda olur…bu soruların aklımıza gelmesi ve cevap aramamız bizim inancımızı sarsmamalı.eğer sarsıyorsa niçin müslümanız diye bir düşünmeli…
çok önemli birşey daha eklemeliyim ki bu dünyada sadece insanlar yok.birbirlerine dönüşen sayısız madde var bu dünyada…canlı ya da cansız…bunların birbirine karışması ve yeni şeyler ortaya çıkması inancımıza aykırı değil…yani maymunla aynı ortak ataya sahip olunduğunu düşünmenin ya da düşünmemenin inanca bir aykırılığı olmamalı.daha doğrusu aykırı olup olmadığı sorgulanmamalı.aykırı olan bir şey olabilir;o da tanrının olmadığını savunan evrimcilere bu konuda konuşmaya haklarının olmadığıdır.evrimcilerden evrime inanılırken inanca da sahip olunabileceğini söyleyenler var.onlara kulak ver bence.bilim nedir inanç nedir din nedir…..bunların ilişkileri nedir…bu temel soruları cevapla….
küçük bir soru:(Peygamberimiz’in bir hadisi var:”Arz(dünya) öküz ve balık üstünde duruyor” diye.bana bunu açıklayabilir misin.ne anlama geliyor yani
hem insanların inandıklarını akli yöntemlerle çürütmeye çalışıyorsunuz ki buna saygı duyuyorum ve destekliyorum da,hem de inandıklarının temelinde yatan tanrı kavramının sorgulanmasına yanaşmıyorsunuz.en başta söylemeliyim ki bilim ve felsefe birbirine çok yakındır.hatta bilim felsefeyle doğmuştur.asgari düzeyde felsefe bilginiz ya da bilim tarihi bilginiz varsa bu tespiti bilirsiniz.
bilim felsefeyle doğmuştur ama doğduğu andan itibaren felsefenin yerini almamıştır.felsefenin içerisinde kendi bünyesini giderek geliştiren bir sürece girmiştir.yani sürekli felsefeden beslenmiş ve onsuz yapamamıştır.dolayısıyla bilimle uğraşan her insan kendisi farkında değilse dolaylı(sizin gibi) ya da doğrudan felsefeyle ilgilenmiştir.
yani aslında kullandığınız bir aracı sadece ifade etmeye yanaşmamanız evrime inanan birisi olarak kendinizi geliştirme sürecine darbe vurmanızdır.şu an sizin yaptığınız, belli inançlara sahip insanları inançları hususunda akıllıca düşünmelerini sağlamaya yöneltmek.çok güzel birşey bu.ben buna karşı değilim.ama siz sadece başkalarının inançlarını sorgulamaları gerektiğini düşünüp kendi düşüncelerinizin dokunulmaz olduğunu dolaylı yollardan da olsa (felsefi alan vb…) ifade etmeye kalkışırsanız kötü niyetli ve bağnaz biri olduğunuz düşünürüm.başkalarını düşünmeye sevkediyorsunuz..tamam…peki sizin düşünme sorumluluğunuz yok mu…
sizi mutlu eden şey insanların inançlarını sarsıp mutsuzluklarını seyretmek mi?ilgi alanınız bu mu?
benim yazılarıma hakim olan düşünme sistemimin elbette ki dokunulmazlığı yok.eleştirilebilir.ancak içeriğe dair bir tartışma yapılmıyorsa usulün konuşulmasının şekille ilgilenilmesinin ne faydası var tartışanlara.ben de sizin gibi düşünseydim evrimcilerinin çoğunun inandıkları şeyi daha doğrusu inanmadıkları şeyleri göz önüne alıp ona göre tartışırdım ve bu durum ikimize de zarar verirdi.fanatiklikten öte bir şey olmazdı……
kysn yazina cevabi biraz gec yazacagim.kusura bakma yogunum bu aralar.
kisaca son sorunu cevaplayim.okuz ciftciligi ve hayvanciligi balik ise denizciligi anlatiyor. insanlarin gecim kaynaklari. birkac yorum daha var bu konuda ama senin bunlari bildigini dusunuyorum. bana neden sordugunu anlayamadim.
birde eger diger yazilarinda degisik konulara degindiysen bilmiyorum gercekten okuyamadim.kusura bakma.
sorduğum sorunun cevabı hakkında aynı görüşü paylaşıyoruz…evet…o hadisin açıklaması o..ama açıklaması o…….bir de şöyle düşün.o açıklamanın olmadığını,insanların dünyanın evrendeki konumu ile ilgili bilgi birikimini bu hadise dayandırmaya çalıştıklarını…böyle bir ihtimalin gerçekleşmesi uzak olmazdı o zaman….ama açıklama yapılmamış olsaydı di mi….şimdi sana çok önemli bir soru sorayım: dini bilgi birikimimiz hakkında sahip olduğumuz tüm açıklamalarımız acaba doğru mu? Ya da varolan doğrulara erişebilmiş , onları idrak edebilmiş inananların, tüm inananlara oranı ne?……biraz daha somutlaştırayım…Kuran’daki hükümlerin açıklamaları hususundaki görüşlerin(tefsirin) yani Kuran’ın yorumuyla ortaya çıkanların yüzde yüz doğru olduğunu garanti eden ne?Kuran’ı anladığımızı mı sanıyoruz acaba? daha da önemlisi Kuran’ı bilim kitabı gibi değerlendirmek onun evrensel mesajını daraltmak olmaz mı?yani Kuran’da Adem’in topraktan yaratıldığı yazıyor diye bunu nesnel bir gerçeklik olarak algılamamız mı gerekiyor acaba ?toprak kelimesini simgesel bir kavram olarak düşünsek dinden mi çıkarız? bence çıkmayız.aksine toprağın temsil ettiği birçok kavramın anlaşılmasına yardım etmiş oluruz….şunu görmemiz gerekiyor bence…islamiyet ya da diğer ilahi dinler…….. bu dinlerin insanoğluna gönderiliş amacı insanoğluna yaşamayı öğretmek değil.yaşamın kanunlarını göstermek de değil.bu dinlerin amacı insanın belli bir sınırda belli ölçüler dahilinde yaşamasını temin etmek için yol göstermektir.insanı , nesneler dünyasının maddiyatına hapsolmaktan kurtaran reçeteler sunmaktır…kısaca söylemek gerekirse ahlaklı kılmaktır dinin amacı…terbiye etmektir istediği…dinin asli görevi budur…biz dinimizin bu asli görevini unutup onun adıyla somut bişeyler ortaya çıkarmaya çalışırsak,dünyayı öküzün ve balığın omuzladığını da düşünecek durumlara düşebiliriz.
küçük birşey ekleyeyim:evrimi savunan bilim adamlarının çalışmaları sırasında geliştirdikleri hipotezleri kullanan birçok alt biyoloji dalı var.mesele genetik.evrime dayalı çalışmalardan büyük ölçüde faydalanmıştır genetik…..demek istediğim evrimin çıkış noktası yanlış olabilir.içeriğinde birçok yanlışlık da olabilir.ama bu şu anki tıbbi teknolojiye sahip olmamızdaki payını küçültmez..bunları görmemiz gerekir…
gerçekliği ortaya çıkaran vasıtanın meşru olmaması (evrimcilerin çoğunun ateist olması) gerçekliği inkar etmemize imkan vermez.zira varolan birşeyi inkar etmemiz temeli doğruluk olan bir dinin mensubunu derinden yaralar….sevgilerimle
objektiflik iyidir
akilli adam isidir
dogrulari bulursun
yanlistan kurtulursun
empati yapmalisin
zalimligi unutmalisin
taraftarlik esittir objektiflik
ikisi bir degilse tam bir kisneklik
gel kulak ver sozune
inansinlar dogruya guzele
varda mahser herkeze
yokmu inkar edene janos
ateist arkadaşların sayesinde imanım arttı (: araştırdım ve cevap verdim. en büyük mucize Kuran-kerimdir tabi düşünen ve akıl sahibi insanlar için
-İnanın sitenizde bir kaç yazı okudum ve şoke oldum.İslam dinini veya diğer dinleri öyle sapkın derecede anlamaya uğraşmıssınız ki şuan anladım insanoğlu iblisten daha kötü ve müthiş bir sapkın zekası var.Hani bizde bir laf vardır argo ‘ben diyorum ankara …. ‘ devamı malum. Sizinki de aynı o hesap. Biraz gözünüzü açın artık.Madem Allah yok diyorsunuz.hadi kabul edelim.Neden yüzbinlerce şey icat eden bilim ufacık bir sineği yapamıyor.sinek sizce cok basit ufacık bir şey dimi =) . Ama yapamıyor . Bakın insan dini anlamaya calısmalı . bu Allah’ın da istediği bir şey. Ancak beynimiz düşünce yapımız O’nu ve bazı ilahi şeyleri anlayıp kavrayacak kapasitede değil. Size inanın üzülüyorum . Diyorsunuz ki çinde doğsak şu atinada doğsak şu . Bence Müslüman bir yerde doğduğunuz için önce şükür edin. bir de demişsiniz eğitim oranı arttıkça dinden uzaklasan da artıyor,çok saçma.Asıl eğitim öğrenimi güzel görmüş kişiler diğer dinleri de anlamalı,bilmeli bu konuda cahil kalmayarak kararlarını olgun şekilde vermeli.Hz.Muhammed’in geleceği kutsal kitap olan İncil’de yazar zaten.daha neye karşı cıkıyorsunuz.Lütfen biraz anlamaya çalışın. Siz sadece eksik bilgilendirildiğiniz için çelişkiler çok diyorsunuz.
-Şu diyeceğimi lütfen dikkate alın.lütfen… :
-Engin Noyan beyfendi de eskiden Ateist değilmiydi? 10 küsür yıl Kuranı anlamya calsmadımı?sonra gerçekler gün yüzüne çıkınca dinine bağlı bir Müslüman olmadımı ? biraz da bunu düşünün ve imkanınız varsa ulaşın ona ve onun gibilere.size mutlaka yardım edeceklerdir.
Engin Noyan belki bana solfej yapmayi ogretebilir, ama solfeji ogrenmek icin Engin Noyan’a ihtiyacim yok. Bence siz Engin Noyan’a bu siteyi oneriniz..
janos ve senin gibi insanlar istediklerinizi söyleye bilir ve yapabilirsiniz sizler hür ve özgürsünüz… fakat bizim inancımız sizlerin hakaretleriyle hiç birzaman gerilemez…? Allahın izniyle daha çok fazlalaşır.(Fitne kalmayıncaya ve dinin hepsi Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın.Şayet vazgeçecek olurlarsa, şüphesiz Allah, yapmakta olduklarını görendir)ENFAL SÜRESİ 39…
puhahaha… şimdi bu enfal suresi… “savaşın ve onlara bende inandım diye zorla söletin. kendi içlerinden bu adam uyduruyo derlerse duyarım ve de oyarım merak etmeyin”… yaa lütfen ya… o kadar büyük bir yaradan olacak da milletin cehanneme mi cennete mi gireceğine oyun oynar gibi karar verecek. sen yoldaki karıncayla ne kadar ilgilisin… hiç… ol dese zaten herkes anında müslüman olacaksa; niye savaşıyoz yahu… tiyatro seven tanrı haaa… puhahahaha….neyse akıllılara selam olsun
KSYN ellerinize sağlık, güzel yorumlamışsınız, sağolun.
SELAM HAKKI HAK BİLİP ONA İMAN EDENLERE:
SENDE BÖYLE BİR TİYAYRO YAP BİZDE BAKALIM…?
Düşüncesiz cahilce birşeye bodoslama dalmayı çok iyi özetlemişsin ki toplumumuzda hat safhada olan bir olay
Ben bu konuda sadece şunları söylemek istiyorum; Beyin o kadar güçlüdür ki sen hükmetmezsen o sana hükmeder.
“İnançlarına göre bir sitemin olacak sen doğmadan o görülmüştür.”
Bir insan ateşin üstünde yürüyor ve acıyı hissetmiyor

Ameliyat oluyorsun seni kesiyorlar hissetmiyorsun
Bir çimdik atsam kıyameti koparıyorsun
Acı,Gülümseme,ağlama gibi duygular gerçekte yoktur.Bunlar tamamen beynin sana hissettirdiği tanımlanmış bir duygulardır. Tıpkı Türkiyede doğup ingilizce bilmiyorsan bir ingiliz vatandaşının söylediklerini anlamayacağın gibi.Yukarıda saydıgım şeyler tamamen beyin ile beden arasındaki ilişkiyi kontrol etmekle alakalı.
1. söylediğim cümlede insan beyni bloke eder ve acıyı hissetmez.
2. söylediğim cümlede bir ilaç sayesinde beyinle vücudun ilgili bölgesinin iletişimi kesilir hissetmez.
3. söylediğimde sen beynine değil beynin sana hükmediyordur kıyameti koparırsın
Hiçbirşeye bodoslama dalmamak lazım. Bu yazıyı yazan arkadaşımızın düşüncelerine katılmıyorum yada katılıyorum. Bana göre doğru yada yanlış. Takdir etmek istediğim nokta. Ben şu inanca sahibim diyenlerden çok onların inancı hakkında bilgi sahibi olması.
Merhaba , yazılarını okudum uzun uzun bir ara konuşmak isterim seninle , kimin ateist olup kimin musluman olacagina kimse karar veremez ama kitabi okumadigini okuyan bir insan cok rahat anlayabiliyor , bu yaptigin biraz arastirmaya yonelik , akilli insani kitabi okumaya yonlendirebilir , onun icin tesekkurler tabi ama oncelikle her kesimden kitaplar okumani tavsiye ediyorum , cogu yazin muslumanlikla alakasi olmayan bos bilgilerle dolu , saygılarımla