Mirac Mucizesi
“That’s one small step for man, one giant leap for mankind.” (Bu, bir insan icin atilmis kucuk bir adim, insanlik icinse dev bir adimdir.)
Astronot Neil Armstrong, 21 Temmuz 1969′da Ay’da ilk adimini attiginda tarihe gececek bu sozleri soyluyordu. Ne var ki yanildigi bir sey vardi. Bu adimin atilmasina henuz dunyanin tamami hazir degildi. Bir sehir efsanesi gibi buyuyecek dedikodu, Islam ulkeleri arasinda hizla yayilmaya baslamisti bile. Dedikoduya gore Neil Armstrong ve diger astronotlar, ayda yururken muzige benzer bir ses duyuyorlar ve bunun kaynagini bir turlu bulamiyorlardi. Ayin bir atmosferinin olmamasi, sesin ilerlemesi ve canlilar tarafindan duyulabilmesi icin hava, su gibi ortamlara ihtiyac duyulmasi, bu ortamlardaki molekullerin dalgalar halinde ilerleyebilen ses tarafindan titrestirilmesi gerektigi, bu yuzden vakumdan olusan uzayda sesin kesinlikle duyulamayacak olmasi, konu din olunca onemsizdi. Neil Armstrong’un konusmalarinin bu bolumu NASA tarafindan silinecek, ama Islam ulkelerinin ajanlarindan gizlenmeye calisilan bu sir kacmayacakti. Yillar sonra Misir’da turist olarak gezen Neil Armstrong ayda duyduguna benzer bir melodi duyacak, ve cevresindeki muslumanlara sordugunda bunun ezan oldugunu ogrenip hemen Muslumanligi sececekti. Hayatinin geri kalanini da Lubnan’da gecirecekti. Evet, Islam ajanlarinin hakli olduklari bir nokta vardi. Neil Armstrong gercekten de Lubnan’da (Lebanon) yasiyordu. Ama Amerika Birlesik Devletlerinin Ohio eyaletindeydi bu Lubnan. Saka gibi olan bu iddialarin devamli gundeme getirilmesi uzerine 14 Temmuz 1983′te, Neil Armstrong yazili bir aciklama yapmak durumunda kalacak ve bu iddialarin gercek olmadigini soyleyecekti.
Halen insanin ayak basabildigi en uzak noktadir dunyanin uydusu olan ay. Veya sadece uzaya arac gonderebilen ulkeler boyle dusunurler. Uzaya arac gondermek bir yana, ekonomilerinin %90′indan fazlasi, Amerika ve Ingiltere’nin basi cektigi ulkelerin sirketlerince cikartilan petrole dayali olan ve teknolojiyi sadece batidan satin alabilen Arap ulkeleriyse ayni fikirde degildir. Onlara gore aslinda bundan cok daha buyuk bir yolculugu yasamistir insanoglu. Hem de bundan 1400 yil once… Hem de kanatli bir atla. Uzay yolculugunu at sirtinda gerceklestiren, Neil Armstrong gibi soguktan korunabilmek ve nefes alabilmek icin, diger astronotlarla ve merkezle konusabilmesini saglayabilmesi icin telsizlerle ve ozel kiyafetlerle donatilmayansa, ugruna kainat yaratilan Muhammed’in ta kendisidir. En buyuk mucize olarak anlatilir Islam alimlerince bu olay. Mirac’tir adi bu mucizenin. Ulkemizde de o gece muslumanlar camilere dolusur, namaz kilar, dualar eder bu mucizeyi anmak icin. NASA belki de once acip Kuran’i okumalidir, aya insan gonderebilmek icin milyarlarca dolarlik yatirim yapip, yillarca suren arastirmalar yapacagina…
621 yilinda, Musluman takvimlerine gore Recep ayinin 27. gecesinde, Muhammed Kabe’de (Mescid-i Haram) Tanrisina ibadet ediyordu. Sonra Cebrail geldi ve kanatlari olan beyaz bir at da getirdi beraberinde. Bu ucan atin adi Burak’ti… Muhammed’in mucizevi yolculugu baslamak uzereydi. Kuran’in anlatimina gore en uzak camiye gidilecekti ilk olarak. Bu cami, henuz yapilmamis olan, Muhammed oldukten sonra Kudus’te Ebubekir tarafindan yaptirilacak olan Mescid-i Aksa’ydi. Henuz olmayan bu camide Muhammed butun peygamberlerle bulustu ve onlara kendi onderliginde namaz kildirdi. Tabii diger peygamberlerden Musa, kendi kavmine ogretmedigi tarzdaki bu namazi kilmakta bir sakinca gormedigi gibi, Hristiyanlara gore Tanri’nin oglu olan Isa da gunumuzde yasayan 2 milyar Hristiyan’i utandirircasina Muhammed’in arkasinda namazini kildi. Yuzlerce yil önce ölmüs olan bu dini kisiler nasil oldu da namaz kildi, hicbir fikrim yok ama aynen boyleydi Muslumanlarin inanisi…
Gunumuzde, Musluman olmayanlarin girmesinin yasak oldugu Kubbetü’s-Sahra camiisinin bulundugu bolgede atina tekrar binen Muhammed Mirac yolculugunun ikinci kismina baslar. Muslumanlarin hicbir zaman anlamadiklari ve aciklayamacaklari yedi kat gok‘te hizla yukselen Muhammed, bu katlarda Musa’yla, Isa’yla, Idris’le, Ibrahim’le ve cogunlugu Yahudi, diger bilimum peygamberlerle gorusur, tebrikleri kabul eder. Yolculuguna devam eden Muhammed nihayet Allah tarafindan kabul edilir. Karsilikli gorusurler, fikir alisverisinde bulunurlar. Allah burada Muslumanlara namazi farz kilar ve gunde 50 vakit namaz kilinmasi gerektigini bildirir Muhammed’e. Bu tabi kucuk bir matematik hesabiyla her yarim saatte bir namaz kilmaya denk gelir. Muhammed kosulsuz kabul eder ve Allah’in huzurundan cekilip alt katlara iner. Yolda Musa’yla karsilasan Muhammed, Musa’nin uyarisi uzerine tekrar yukari cikip indirim ister Tanri’dan. Tanri 50 vakitten 40 vakte inince bunu kabul eden Muhammed tekrar iner asagi. Musa sorar ne yaptin diye. 40′i duyunca halen yetersiz bulur ve Muhammed tekrar cikar Tanri’nin huzuruna. Bu hadise 5 sefer tekrarlanir ve en sonunda 5 vakitte anlasir taraflar. (Saka yapmiyorum
)
Muhammed, Cebrail’in rehberligiyle tura devam eder. Cennet ve Cehennem’e gecer ve yerinde incelemelerde bulunur. (hala saka yapmiyorum) Incelemelerini tamamladiktan sonra atina atlayan Muhammed Mekke’ye doner. Mekke’de insanlara bu seyahatinden bahsettiginde haliyle herkes bu hikayeyi oldukca absurd bulur. Ama Kudus’u anlat bakalim dediklerinde Muhammed Kudus’u anlatinca herkes dut yemis bulbule doner ve kabul ederler bu olayin gercekligini. Cunku peygamberligini ilan etmeden once 20 yildan fazla tuccarlik yapan ve seyahatlari Sam’a kadar uzanan Muhammed, Kudus’u daha once hic gormemistir. Gormedigi bir yeri nasil olur da dogru olarak tarif edebilir? O zaman bu olay tumuyle gercek olmalidir.
Bu mucizenin en carpici taraflarindan birisi de, “hani belki de ruyada yapmistir bu yolculugu, fiziken degildir” iddiasinda bulunanlarin, Islam alimlerince hemen yalanlanmasi, bu yolculugun mucizevi tarafinin, tamamen fiziki bir gezi olmasindandir fikridir.
Kuran, bu mucizeyi fazla ayrintili anlatmasa da mucize, tum hadislerce tum ayrintilariyla bildirilir ve gercekligi Islam inanirlarinca tartisilmaz. Kuran’da bahsi gecen ayetler de sunlardir:
- Kendisine âyetlerimizden bir kismini gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdigimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’in sani yücedir. Hiç süphesiz o, hakkiyla isitendir, hakkiyla görendir. (Isra Suresi, 1. ayet)
- Hani sana, “Muhakkak Rabbin, insanlari çepeçevre kusatmistir” demistik. Sana gösterdigimiz o goruntuleri de, Kur’an’da lanetlenmis bulunan o agaci da sirf insanlari sinamak için vesile yaptik. Biz onlari korkutuyoruz. Fakat bu, sadece onlarin büyük azginliklarini (daha da) artirdi. (Isra Suresi, 60. ayet)
- (Kur’an’i) ona, üstün güçlere sahip, muhtesem görünümlü (Cebrail) ögretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) dogruldu. Sonra (ona) yaklasti derken sarkip daha da yakin oldu.(Peygambere olan mesafesi) iki yay araligi kadar, yahut daha az oldu. Böylece Allah kuluna vahyedecegini vahyetti. Kalp, (gözün) gördügünü yalanlamadi. (Simdi siz) gördügü sey hakkinda onunla tartisiyor musunuz? Andolsun ki, o, Cebrail’i bir baska iniste daha (aslî suretiyle) görmüstü. Sidretü’l Müntehâ’nin yaninda. Me’va cenneti onun (Sidre’nin) yanindadir. O zaman Sidre’yi kaplayan kaplamisti. Göz (gördügünden) sasmadi ve (onu) asmadi. Andolsun, o, Rabbinin en büyük alametlerinden bir kismini gördü. (Necm Suresi, 7-18. ayetler)
Bir sonraki yazida gorusmek uzere…
Esenlikler olsun…:):):) cok komik yerleri vra yazinin.)
mence o goyun 7 gatina filan qalxmsi aslinda bir shifreli sheyler.yani adam ata mindi hadiii uchalim diye getti..mantiksiz.
ama bunun arxasinda bir shifre var..
siz bir sorum var..bu dinciler var haa?onlarla hep sohbet elediyim zaman onlara diyorum ki,bax qardashim..Adem ile Havva ilk adamlar oldu.e peki bu 6 milyar insan hardan yarandi?ya ademin cocuklari bacilarini yada analarini …o da quran-i kerimle uyushmur.ya ilk insanlar seks manyaklari mi oldular shimdi))))).yani Tanri bashka bir cift de yaratabilerdi ki her shey normal olsun yani.demek ki,neyse dogru degil…dogru olmayanda kuranin goklerden dushmesine inanmak…)))))))))))
Miraç dediğimiz olay, genel olarak -iki safhada gerçekleşmiş olduğundan- iki adla anılmaktadır. Bunlardan biri, gecenin küçük bir zaman diliminde Mekke’den Kudüs’e yapılan seyahate “İsra” denilir. İsra Suresi, ilk ayetinde bu konu işlendiği için bu adı almıştır.
İkinci safhayı teşkil eden Kudüs’ten göklere ve daha ötelere yapılan seyahate ise “Miraç” adı verilir. Bu ise, Necm suresinde anlatılmaktadır. Bununla beraber, yerden göğe yapılan miraç hadisesi, İsra hadisesi kadar açık değildir. Ancak sahih hadislerde bu konu da detaylı bir şekilde işlenmiştir.
Bunun çok açık olmamasının bir hikmeti, insanların aklını fazla zorlamamak, çok rahat bir şekilde anlayamayacağı bir yükü onlara yükletmemektir. Nitekim, bu olayı duyanlardan bazılarının dinden döndüğü bilinmektedir.
Diğer önemli bir hikmeti şu olsa gerektir: Allah, çok sevdiği peygamberini ispatı zor olan bir hususta zor durumda bırakmak istememiştir. Çünkü, Mekke’den Kudüs’e cereyan eden seyahat, yerde gerçekleşen bir olay olduğu için ispatı yapılabilir bir konuma sahiptir. Nitekim Hz. Muhammed(a.s.m)’in daha önce hiç görmediği Mescid-i Aksa hakkında sorulan sorulara çok isabetli cevaplar vermiş ve müşrikler bile bunun karşısında şaşkına dönmüş, olayı inkâr edememişler, sadece başka bahanelerin arkasına sığınmışlardır.
İsra olayı açıkça Kur’an’da ifade edildiği için, bunu inkar eden dinden çıkar.
Miraç olayı Kur’an’da biraz kapalı olduğundan inkâr eden Kâfir olmaz ancak, sapıklık damgasını yemekten kurtulamaz.