Arşiv

Archive for the ‘Tarih’ Category

Bilginin Demokratiklesmesi ve Gelisim

Eylül 7, 2009 Janos Yorum yapın
Matbaa makinesi - 1811

1811'de yapilmis bir matbaa makinasi

Planet Earth belgesellerinden birisindeydi… Bir yavru balikcil kus, agaclarin dallarina yapilmis derme catma yuvada annesini bekliyor, bir yandan da merakla oldugu yerde kanat cirpiyor, belki de artik ucabilecegini hayal ediyordu. Henuz ucma yetisine ulasamamis olmasina ragmen yine de butun cabasiyla kendini yuvadan asagi birakti.

Timsah acti ve hayatta kalabilmek icin acilen bir av bulmasi gerekiyordu. Yukaridaki kus yuvasinda bir merakli kusun mutlaka hata yapacagina inaniyor, sabirla bekliyordu doganin carkinin donmesini… Iste av, hem de ayagina kadar gelmisti. Caresiz bir kus timsahin acligini biraz olsun yatistirabilecekti.

Anne kus, yavrusuna eminim ki ogut vermek istiyor, yuvanin sinirlari disina cikmamasini tembihlemek icin cirpiniyordu. O, tehlikeyi biliyordu, ama yavrusuna anlatamiyordu. Iste anahtar kelime buydu bizi biz yapan… Biz bildigimizi anlatabiliyorduk. Her yeni jenerasyonla sifir bilgiyle baslamiyorduk hayata. Kusaklar arasinda bilgi akisimi hic durmadan ilerliyor, her kusak bir sonrakinden daha bilgili yetisiyordu. Ama hala bir seyler eksikti.

Read more…

Categories: Bilim, Merak, Tarih

Inanislar ve Kokenleri – 1

Ağustos 30, 2009 Janos 11 yorum

Ilkini okudugunuz bu yazi serisinde, eski Sumer inanislari, Babil inanislari vb. inanislarin Yahudilige, Hristiyanliga ve Islam’a olan etkileri uzerine ilginc  bulacaginizi dusundugum konulari maddeler halinde sunacagim. Bu makale, Muazzez Ilmiye Cig’in “Kur’an, Incil ve Tevrat’in Sumer’deki Kokeni”, Samuel Noah Kramer’in “History Begins at Summer”, S.N. Kramer’in “The Sumerians: Their History, Culture, and Character”, Stephanie Dalley’in “Myths from Mesopotamia: Creation, the Flood, Gilgamesh, and Others” kitaplarindan alintilar kullanilarak yazilmistir. Read more…

Categories: Dinler, Eski Inanislar, Tarih

Bilim Kurgunun Peygamberleri

Haziran 23, 2009 Janos Yorum yapın
Onlar gelecekten haber veren yazarlardi. Zamanlarinda belki de deli, cilgin diye nitelendirilmislerdi. Ama hayallerinden hic vazgecmediler ve biz insanlara belki de ilham olacak yazilarini yazdilar. Bazilariysa hayalden de ote, adeta gelecegi yazmislardi. Onlar Bilim Kurgunun peygamberleriydi. Aya yolculuk, denizler altinda yirmi bin fersah, zaman makinesi, dunyalarin savasi gibi kitaplar, denizaltinin yapilisina, uzay yolculuguna esinlenme olurken milyonlarin olumune sebep olan tanklar, atom bombalari gibi yok edicilerin yapilmasina engel olamayacakti. Onlarin tahminleri gelecegin gidisatini degistirdi. Peki bu adamlar nasil olur da kimsenin goremedigini goruyor, boylesine gercekci tahminlerde bulunabiliyorlardi?
Jules Verne bilim kurgunun ilk yazariydi. Wells’le birlikte bilim kurgunun babasi kabul edilen Verne, henuz trenin, buhar makinelerinin en kompleks teknolojik icatlar oldugu zamanlarda yasamis, ama kitaplarinda deniz altinda, havada ve uzayda yolculuktan bahsetmis, 20. yuzyildaki Paris’i anlatirken TV’den, Internet’ten, havalandirma sistemlerinden bahsetmisti. Vernes, o tarihlerin yazarlari arasinda halen en cok okunan yazardi ve Agatha Christie’den sonra kitaplari en cok cevirilen yazar olma unvaniniysa halen surdurmekteydi. Fransa’da Nantes’da 1828′de dogan Vernes’in en buyuk hayali gezmek ve gormekti. Hindistan’a yolculuk yapacak bir gemiye kacak olarak binip yakalandiginda babasi tarafindan feci sekilde dovulmustu ve o gun soyle soylemisti kendi kendine: “Bundan sonra sadece hayallerimde yolculuk yapacagim.”
“From the earth to the moon”, yani Turkce’de bilinen adiyla “Aya Yolculuk, bugune kadar yazilmis en ilahi kitaplardan birisidir. Fransiz bir yazar, insanin aya ayak basmasindan tam 102 yil once, aya gidecek milletin Amerikalilar olacagini (1860′larin Amerika’si), mekigin firlatma yerinin Florida’da Tampa olacagini (NASA’nin gercek yeri Cape Canevral’dan 130 mil uzaktadir), mekigin boyutlarinin gercekten de Apollo CSM ile sasirtici derecede yakin boyutlarda olacagini, mekikte 3 astronot olacagini (Apollo Programinda da gercekten de 3 astronot gonderilmistir), dunyaya donusun Pasifik okyanusuna inisle sonlanacagini ayrintilariyla vermistir. Aracin adini “the Columbiad” koyarken, gercekten de Apollo 11′in kumanda modulunun adi Columbia’dir. Peki Verne nasil olur da bu kadar dogru tahminlerde bulunabilmistir?
Verne, her gun 15 gazete okur ve teknolojiyi cok yakindan takip eder. Yazilari icin referans amacli bilgi kartlari hazirlar (20 bin bilgi karti oldugu bilinir.) 19. yy ortalarinda bilim adamlarinin aya yolculukla ilgili tum tahminlerini takip etmektedir. Ama bilim adamlari dahi bunun nasil yapilacagini tahmin etmezken o gelecegi yazacaktir. Verne’nin bir cok bilim adami ve muhendis dostu vardir. Kuzeni matematikcidir ve Verne ile birlikte yercekimini yenip dunya yorungesine cikmanin nasil olacagini hesaplarlar. Saatte 24,500 mil hiza ulasirsa yercekmini yenebilecegine inanir ve bu gercekten de uzaya giden araclarin hizina cok uzak degildir. Dunyanin hareket eden dinamik bir gezegen oldugunu ve bu hizin da kullanilebilecegini hesaplar. Firlatma bolgesi ekvatora yakin olmalidir ki bu hiz daha iyi kullanilabilsin. Amerika’da bunun icin en uygun eyalet Florida veya Texas olmalidir.
Yapim icin kullanilacak metal kuvvetli ama hafif olmalidir. Bu da aliminyum agirliklidir. Verne’nin yarattigi kapsulun agirligi Apollo 8′in kapsulunden sadece 3 kilo fazladir. Verne, firlatma icin cok uzun bir namlu hayal etmistir. Tipki bir mermi gibi firlatilan roketin aya gidebilecegini hayal etmistir. Boyle bir firlatis yaklasik 1000 g’ye denk duserken roketlerdeyse ivme 6 g civarinda seyreder. Verne’nin firlatis hizinda icerideki astronotlar dumduz olacaktir :)
41 yasinda artik inanilmaz basarili bir yazardir Verne. Nasil bir borsaci boyle basarili olmustur?
Verne once Paris’te oyun yazari olmaya calisir. Basarisizdir. Borsaciligi secer ama isinden nefret etmektedir. Uzaklara kacmak ister ve hayaller kurmaya baslar. 39′da ilk kitabini yazar, ‘Balonda 5 hafta’. Afrikada macera severlerin bir balonla 5 hafta boyunca Afrika kitasinin iclerini kesfedislerini yine muhendis detaylariyla anlatir. Verne bir anda best-seller olmustur. Verne burda durmaz ve gelecegi yazmaya baslar. 1869′a kadar okurlarini Afrika’ya, goge, hatta aya bile goturmustur. Artik denizler altini kesfetme zamanidir. Ve gelecegin denizaltisini yaratir. Denizler altinda gidebilen bir arac fikri zaten mevcuttur, ama patenti alinanlar genelde vantilatorlu tup gibi komik ve mumkun olmayan seylerdir. Verne bunu bir adim oteye goturecek ve Verne’in denizaltisi eletrikle calisacal, henuz Edison’un icat etmedigi ampul benzeri sistemle aydinlatilacak, icinde yatak odalari, yemek odalari, kutuphaneler olacak, hatta yolcularin denizin dibini gozlemleyebilecegi yuksek basinca dayanikli buyuk bir penceresi dahi olacakti. Henuz  okyanusun dibini kimse gormemistir ve Nautilius’a saldiran dev ahtapot gibi deniz canlilari Verne’in hayal gucundeydi sadece. Yillar sonra maceraci bir balik olan Nemo’nun ismine esinlenme olacak denizaltinin kaptani Nemo’nun anlami Latince’de ‘No man’ yani “hic kimse” demekti. Fersah ise yaklasik 4km’lik bir uzunluk olcusuydu. Kastedilen 20,000 fersah derinlik anlaminda degil, denizaltinin katettigi mesafe anlaminda kullanilmisti. Nautilius denizin altindan gemileri tipki Alman denizaltilarinin yaptigi gibi batirabiliyordu. Ha, hatasiz miydi kitap, degildi. Verne’nin bahsettigi derinliklerde hicbir dalgic cikip da yuruyemezdi, ama deniz altinda tuplerle kesifler yapilmasi fikri dahi etkileyici degil mi?
Tarihte hicbir yazar, bilim adamlarina bu kadar sorgulatmamis ve esinlenme kaynagi olmamisti.
Verne yine de yalniz degildi. H.G. Wells de benzer bir yazardi. O da gelecegin savaslarini gorecek ve kitaplariyla insanlari belki de uyarmaya calisakti. ‘Zaman Makinesi’, ‘Dunyalar Savasi’, ‘Gorunmez Adam’ eserlerinden en bilinenleriydi…
Wells, 1866′da Ingilterede fakir bir ailede dogar. 11 yasinda babasi ayagini kirar ve annesi ailenin gecimi icin bir kutuphanede calismaya baslar. Wells burada kitaplarla tanisir.18 yasinda biyoloji okumaktadir. 3 yil sonraysa ‘Zaman Makinesi’ yayimlanmistir ve bilim-kurgu peygamberi unvanini (scientific prophet) unvanini kazanmistir artik. Bildigmiz uc boyut disinda dordunce boyut kullanilarak zaman yolculugu olabilecigini hayal etmistir. Matematikciler bunu tartisirken Kiliseyse 4. boyutun ruhlar olabilecegini soyler :) Siki bir sosyalist olan Wells kiliselerden pek hazetmemektedir. Yillar sonra Einstein, Wells’i dogrulacaktir.
Wells, Verne gibi muhendislik detaylarina girmeden yazar eserlerini. Wells ayni zamanda insanlari bekleyen facialari da yazmaktadir. En buyuk hayali bir dunya devletinin kurulmasi ve insanlarin bagimsiz bir bilim kurulu tarafindan yonetilmesidir. Wells’e gore zayif olanlar tipki tabiattaki gibi olecektir ve guclu ve zeki olanlar hayatta kalacaktir.
Ingilizler 1803′te Tazmanya’ya ayak bastiklarinda daha tas devrinde yasayan yerli halka insan degil de hayvanlarmis gibi yaklasir. Kisa bir sure icerisinde hepsi katledilirken Wells Tazmanyalilarin basina gelenin bir gun tum insanlarin basina gelebilecegini dusunmektedir. Mars’ta dunyadan cok daha gelismis hayat formlari oldugunu hayal eder. Evrimlerine bizden cok daha once baslamis Marslilarin vucutlari sadece kafadan olusmaktadir ve fiziksel islevlerini tamamen makineler kontrol etmektedir. Marslilar dunyalilara gore cok cok gelismistir ve dunyaya geldiklerinde bizi bir maymun gibi gorecek ve ona gore davranacaklardir.
Wells, 1902′ye kadar 6 kitap yazmistir ve artik dunyaca taninan biridir. Yazdigi kisa yazilarda ve kitaplarda gelecekteki savaslari ve insanlari ne gibi tehlikelerin bekledigini yazmaktadir. Ucaklarla havadan yapilan bombalamalari yazdiginda henuz Wright kardeslerin ucmasina 3 yil vardir. Zirhli araclari yazdiginda henuz Almanlar tanki yaratmamistir.  Teknolojinin siyah tarafini gormustu Wells. 1914′te ‘The World Set Free’ kitabinda nukleer savasi yazmis ve ‘atom bombasi’ tabirini kullanmisti. 1935′te ‘Things to Come’ (bizi bekleyenler) yazisini yazar. Almanlarin Londra’yi ucaklarla bombalamisini anlatir. Herkes yukari bakacak ve kendini guvende hissetmeyecek demistir yazisinda. 11 eylulde New York’ta insanlar aynen boyle hissetmisti.
Wells de tipki Verne gibi siki bir sekilde teknolojiyi takip ediyordu. Wells atom bombasini tarif etmis, cikacak isiyi ve radyasyonu minyatur bir volkan patlamasi gibi olacagini anlatmisti. Bir sehrin yarisinin boyle bir patlamayla yok olacagini yazarken adeta Hiroshima’yi anlatiyordu. 1946′da Amerika Japonya’yi bombalamadan once Wells hayata gozlerini kapamisti. Wells’in uyarilari maalesef bosaydi.

Onlar gelecekten haber veren yazarlardi. Zamanlarinda belki de deli, cilgin diye nitelendirilmislerdi. Ama hayallerinden hic vazgecmediler ve biz insanlara belki de ilham olacak yazilarini yazdilar. Bazilariysa hayalden de ote, adeta gelecegi yazmislardi. Onlar Bilim Kurgunun peygamberleriydi. ‘Aya yolculuk‘, ‘denizler altinda yirmi bin fersah‘, ‘zaman makinesi‘, ‘dunyalar savasi‘ gibi kitaplar, denizaltinin yapilisina, uzay yolculuguna esinlenme olurken milyonlarin olumune sebep olan tanklar, atom bombalari gibi yok edicilerin yapilmasina engel olamayacakti. Onlarin tahminleri gelecegin gidisatini degistirdi. Peki bu adamlar nasil olur da kimsenin goremedigini gorebiliyor, boylesine gercekci tahminlerde bulunabiliyorlardi? Read more…

Categories: Bilim, Merak, Tarih

Beni Kureyza Yahudi Katliami

Mayıs 13, 2009 Janos 18 yorum

Kusatma sona ermis, 1500 kisilik kabile, haklarinda verilecek karari korku dolu gozlerle bekliyordu. Cocuklar agliyor, kadinlar cocuklarina sarilmis yalvariyorlardi af icin. Karar aciklandi. Tum erkekler oldurulecek, kadinlar ve kizlardan ergenlige girmis olanlar seks kolesi (cariye) olacak, kucuk erkek cocuklari da kole pazarinda satilacakti…

Agitlar cigliklara donustu ama bu karardan donus yoktu. Sehrin ortasina uzun hendekler kazildi ve erkekler elleri arkadan bagli vaziyette dizildi hendekler boyunca… Bu arada onlerindeki muthis kosusturmaciyi, pazarliklari izliyorlardi dolu gozlerle. Birazdan oleceklerine degil, karilarinin, kizlarinin bu sakalli acimasiz adamlarca paylasilmasina agliyorlardi. Yasli bir adamin payina bir kiz cocugu dusmustu, gozleri guluyordu yasli adamin kizi evine dogru suruklerken… Kizin 13 yasinda olmasina aldirmadan, kizin babasinin elleri arkadan bagli vaziyette aci dolu yakarislarina, yalvarmalarina aldirmadan, yeni sahibini bekleyen annesinin cigliklarina aldirmadan. Kucuk kiz belki bize kucuk geliyordu. O yasli adama degil. O kucuk kiz bir cariyeydi artik. Sucuysa… Hayir, sucu yoktu…

Sonra erkeklerin kafa kesim islemi basladi. Yaklasik 800 erkek dizilmisti hendegin onune. Gunes battiginda hala kesim devim ediyordu. Sehir kan ve aci kokuyordu.

Read more…

Tevrat’ta Cennet – Garden of Eden (Eden Bahcesi)

Mart 25, 2009 Janos 18 yorum

Eden Bahcesi

Cennet, ya da Tevrat’in Genesis kitabindaki soylemiyle “Garden of Eden”, yani “Eden Bahcesi”… Onceki yazimda size Kur’an’in anlattigi Cennet’in dunya’da oldugunu ispatlamistim. Bu yazimda da Kur’an’in tum hikayelerinin orijinali olan Tevrat’in tarifiyle size Cennet’in tam olarak yerini gosterecegim. Tarihin basladigi Sumerlerde, bize anlatilan Cennet’i ve ilgili hikayelerin nasil dogduguna deginecegim. Eden kelimesi Sumerce bir kelimedir, anlami “Verimli Arazi“dir… Bulunan bir cok Sumer yazitlari arasinda Adem kelimesi de gecer ve anlami “Arazideki yerlesim“dir. Acaba Cennet diye anlatilan, aslinda verimli ve sulak delta arazileri, Adem diye tabir edilen insansa aslinda insanlarin bu verimli arazilerdeki yerlesimleri ve ilerlemeleri olabilir mi? 

Tevrat adiyla bilinen kitaplar serisinin ilki olan Genesis, Cennet’in tam olarak nerede oldugunu anlatir. Bilim adamlari da bu tanimlardan yola cikarak bu yeri cok yaklasik olarak bulmuslardir. Tevrat’ta Eden Bahcesi olarak tanimlanan, bizim Cennet olarak algiladigimiz bolge bakin nasil anlatilmistir Tevrat’ta…

Read more…

Kur’an’dan Kissalar – IV – Lut (Lot)

Mart 17, 2009 Janos 4 yorum

Bu yazimda, bir suredir ara verdigim Kur’an’dan Kissalar dizime Lut Peygamberle devam edecegim. Lut, gercekten Kur’an’daki en inanilmasi guc davranislara sahip olan peygamberlerden birisidir. Icinde yasadigi homoseksuel toplum, toplumunun meleklere tecavuz etme girisimleri, Lut’un kuzeni Ibrahim’le olan enteresan iliskisi, bakire kizlarini misafirlerine ikram etmesi, kizlarindan cocuk sahibi olmasi ve daha nice inanilmaz olaylar… 

Read more…

Islam ve Sehitlik

Şubat 13, 2009 Janos 20 yorum
  • Asker konvoyunu tasiyan arac devrilir ve 3 asker “sehit” olur.
  • Bir teroristin dosedigi mayina basan  genc asker patlamayla “sehit” olur. 
  • El Kaide’nin beynini yikadigi genc musluman, uzerine bagladigi 15 kiloluk patlayiciyla Amerikan Konsoloslugu onunde kendini havaya ucurarak kendini ve beraberinde 5 kisiyi daha oldurur. Genc Musluman sehit olur.
  • Tanri yolunda sehit olanlar Tanrilarindan bir tek sey isterler. Geri donup tekrar sehit olabilmek…

Acaba sehitlik bu kadar da kutsal bir sey midir? Yoksa sadece bir motivasyon araci olarak uydurulmus bir masal midir?

Read more…

Categories: Dinler, Merak, Tarih