Başlangıç > Dinler > Kur’an’da Celiski Yoktur! Acaba?

Kur’an’da Celiski Yoktur! Acaba?


Kur’an’i durup dusunmuyorlar mi? Eger o, Allah’tan baskasindan gelseydi, onda cok aykiriliklar bulurlardi.” (Nisa suresi, 82.ayet)

Yukaridaki ayeti dikkate alarak yazimi okumaya devam edin. Yorumsuz bir sekilde size ayetler sunacagim. Iki renk arasindaki anlam farkini bulmak size kalmis…

“Benim katimda soz degismez.” (Kaf Suresi, 29. ayet)

“…Tanri’nin sozlerinde degisme olmaz…” (Kehf suresi, 64.ayet)

“Biz bir ayeti baska bir ayetin yerine degistirdigimiz zaman…” (Nahl suresi, 100. ayet)

“Herhangi bir ayeti ‘nesh’ eder ya da unutturursak…” (Bakara suresi, 106. ayet) Nesh etmek: Bir seyi, baska bir seyle degistirmek

“Tanri diledigini siler, diledigine yer verir. Ana Kitab O’nun yanindadir.” (Ra’ suresi, 39. ayet)

Iyilik ve kotuluk Allah’tan midir, degil midir?

“Onlara bir iyilik gelirse, “Bu, Allah’tandır” derler. Onlara bir kötülük gelirse, “Bu, senin yüzündendir” derler.  De ki: “Hepsi Allah’tandır.” Bu topluma ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!” (Nisa Suresi, 78.ayet)

Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir. Seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik. Şahit olarak Allah yeter.” (Nisa Suresi, 79. ayet)

Bir Musluman kac kafire bedeldir?

“Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et. Eğer içinizde sabırlı yirmi kişi bulunursa iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde yüz kişi bulunursa, inkar edenlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir kavimdir. (Enfal Suresi, 65. ayet)

Şimdi ise Allah yükünüzü hafifletti ve sizde muhakkak bir zaaf olduğunu bildi. Eğer içinizde sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde bin kişi olursa, Allah’ın izniyle iki bin kişiye galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir. (Enfal Suresi, 66. ayet)

Islam Baska Dinleri Kabul Eder mi?

“Sizin dininiz size, benim dinim bana.” (Kafirun suresi, 6. ayet)

“Suphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hristiyanlar ve Sabiilerden(gok cisimlerine tapim) Allah’a ve ahiret gunune inanip yararli is yapanlarin ecirleri(sevap olarak karsiliklari), Rablerinin katindadir. Onlar icin artik korku yoktur.” (Bakara suresi, 62. ayet)

“Allah katinda din, suphesiz Islamiyet’tir…” (Al-i Imran suresi, 19. ayet)

“Allah’in dininden baska din mi arzu ediyorlar? Oysa goklerde ve yerde kim varsa, ister istemez O’na teslim olmustur. O’na donecektir.” (Al-i Imran suresi, 83. ayet)

“Kim, Islamiyet’ten baska bir dine yonelirse, onunki kabul edilmeyecektir. O, ahirette de kaybedenlerdendir.” (Al-i Imran suresi, 85. ayet)

Muhammed’e bir soru sormadan once bir sadaka vermek gerekir mi?

Ey iman edenler! Peygamber ile başbaşa konuşacağınız zaman, başbaşa konuşmanızdan önce bir sadaka verin. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şâyet (sadaka verecek bir şey) bulamazsanız, bilin ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. (Mucadele Suresi, 12. ayet)

Başbaşa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekatı verin, Allah’a ve Resülüne itaat edin. Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. (Mucadele Suresi, 13. ayet)

Savas sonrasi kazanilan ganimetler kime aittir?

(Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: “Ganimetler Allah’a ve Resûlüne aittir. O halde, eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Resûlüne itaat edin.” (Enfal Suresi, 1. ayet)

Bilin ki, ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri mutlaka Allah’a, Peygamber’e, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir. Eğer Allah’a; hak ile batılın birbirinden ayrıldığı gün, iki ordunun karşılaştığı gün kulumuza indirdiklerimize inandıysanız (bunu böyle bilin). Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. (Enfal Suresi, 41. ayet)

Islamda Hosgoru Var mi?

“Ogut ver, cunku sen, yalnizca bir ogutcusun; onlarin uzerinde bir zorba degilsin.” (Gasiye suresi, 22-23. ayetler)

“Dinde zorlama yoktur.” (Bakara suresi, 256. ayet)

“Hurmetli aylar cikinca, puta tapanlari, buldugunuz yerde oldurun. Onlari yakalayip hapsedin. Her gozetleme yerinde onlari bekleyin. Eger tevbe eder, namaz kilar ve zekat verirlerse peslerini birakin. Dogrusu Allah bagislar ve merhamet eder.” (Tevbe suresi, 5. ayet)

Onlari, nerede bulursaniz orada oldurun…” (Bakara suresi, 191. ayet)

“Arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız. Bu sebeple, onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. Eğer bundan yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan ne bir dost edinin, ne de bir yardımcı.” (Nisa Suresi, 89. ayet)

“Eğer bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini savaştan çekmezlerse, onları yakalayın ve onları nerede bulursanız öldürün. İşte bunlara karşı size apaçık bir yetki verdik.”  (Nisa Suresi, 91. ayet)

“Ey Peygamber! Kafirlerle ve munafiklarla savas. Ve onlara kati-sert davran! Varacaklari yer, cehennemdir. Orasi ne kotu bir varis yeridir.” (Tevbe suresi, 73. ayet; Tahrim suresi, 9. ayet)

“Kitap verilenlerden Allah’a, ahiret gunune inanmayan, Allah’in ve Peygamberinin haram kildigini haram saymayan, hak dini din edinmeyenlerle; boyunlarini bukup kendi elleriyle cizye (Musluman olmayanlarin, farkli dinde oldup Muslumanlara vermek zorunda olduklari vergi) verene kadar savasin!” (Tevbe suresi, 29. ayet)

SONUC:

Yukarida listeledigim gibi daha nice ayetler cikarilabilir. Peki Kur’an’in “omnipotent” yani her seye gucu yeten, herseyi bilen Tanrisi, boylesine celiskili fikirler iceren bir kitap yazmis olabilir mi? Yoksa daha mantikli olani, bir insanin, 23 yil boyunca, degisik kosullar ve cikarlara gore kitap yazmasi ve zaman icerisinde haliyle celiskilerin dogmasi midir? Unutmayin ki, Muhammed Kur’an’i yazarken elinde bir laptop ve Microsoft Word’u yoktu. “Su sureye ne yazmistik?” diye geriye donmek istediginde “CTRL ve F” dugmesine basarak aratamiyordu konuyu, keza Kur’an daha toplanmis bir kitap bile degildi. Muhammed her neredeyse, ayet yazdirmak istediginde en yakinlarindakine yazdiriyor ve yazili ayet degisik yerlerde muhafaza ediliyordu. Nitekim Muhammed’in olumunden yillar sonra binlerce ayet yazili deri, kemik ve benzeri levhalar bir araya getirilip bazilari elendi, bazilariysa “evet budur” denerek Kur’an’a kondu.  

Ben simdi hayati anlatan felsefi bir kitap yazmaya karar versem ve 23 yil boyunca aklima gelen her seyi buldugum kagitlara not etsem, bu 23 yil surecinde fikirlerimde degismeler olabilir mi? Gayet tabii… 10 yil once soyledigimin tam tersi bir fikre sahip olma ihtimalim var midir? Mutlaka…

Netice itibariyle Kur’an’da celiski yoktur diyebilmek icin beyninizin mantik lobunu tamamen bloke etmis olmaniz gerekir.

Kaynak: Din Bu – 1, Turan Dursun ustadin emekleriyle…
Kategoriler:Dinler
  1. ihsan
    Ağustos 3, 2013, 12:35 pm

    muhammed karıları yetmiyormuş gibi birde ayet yazmış kendisine…ey muhammed savaş esirleri amca kızın dayı kızın hala kızın teyze kızın v.s. ve kendini sana hibe eden kadınlar ve senin hoşuna giden kadınlardan dilediğini alır dilediğini geri bırakabilirsin.bu sadece sana özel bir şeydir …diye ayet yazmasına ne diyeceksiniz..ne kadar şeyine düşkün insanmışki 50 60 yaşında bile onlarca kadınla ilişkiye giriyor.bu nasıl peygamber ya…babanız böyle yapsa babanızın yüzüne bakmazsınız…aişe ile evlenmesine ne diyeceksiniz… yok ayşe 9 değil de 14 yaşındaymış.peki diyelim ki 17 yaşında olsun.52 yaşında bir insanın torunu yaşında bir kızla gerdeğe girmesine ne diyeceksiniz…kızınızı 50 60 yaşında bir insanla evlendirirmisinz hı…nasıl kıyarsınız kızınıza….dedelik çağındaki bir insanın körpecik cocuğunuzla ilişkiye girmesini istermisiniz.bu sapıklıktır..sapkınlıktır…tabi cevabınız hazır..takdiri ilahi değil mi…hay o ilahiye lanet olsun..küçük kızı kıllı adamın koynuna sokan ilahiye lanet olsun

  2. ihsan
    Ağustos 3, 2013, 12:39 pm

    bu nasıl ilahi bir kitaptır ki muhammedin şeyinin peşine düşüp te onun eşleriyle yatış sırasını belirtiyor..bakınız ahzap süresine…kendi inandığınız kitapla karşınıza çıkıp tartışıyoruz..daha ne olsun…aişe hakkında kötü düşünüp babasının evine gnderen muhammed körpe karısının hasretine dayanamayıp tekrardan bir ayet indiriyor kendisine…bakınız ahzap süresi…siz muhammedin şeyinin peşine düştüğünüz için ilerleyemiyoruz ya…bakınız islam ülkelerine bir tane refah içinde yaşayan var mı…işleri güçleri belden aşağı …ölüm..katliam..din muhammed başka bir şey yok..bir tane icat var mı….ne bilim ne ilim..yok peygamber demişki ilim çinde olsa gidin alın..yok ya …kendisi neden gitmemiş çine..tabi güzel hatuları bırakıpp ta gidememiş ki…

  3. ali
    Ağustos 29, 2013, 1:14 am

    ihsan :
    bu nasıl ilahi bir kitaptır ki muhammedin şeyinin peşine düşüp te onun eşleriyle yatış sırasını belirtiyor..bakınız ahzap süresine…kendi inandığınız kitapla karşınıza çıkıp tartışıyoruz..daha ne olsun…aişe hakkında kötü düşünüp babasının evine gnderen muhammed körpe karısının hasretine dayanamayıp tekrardan bir ayet indiriyor kendisine…bakınız ahzap süresi…siz muhammedin şeyinin peşine düştüğünüz için ilerleyemiyoruz ya…bakınız islam ülkelerine bir tane refah içinde yaşayan var mı…işleri güçleri belden aşağı …ölüm..katliam..din muhammed başka bir şey yok..bir tane icat var mı….ne bilim ne ilim..yok peygamber demişki ilim çinde olsa gidin alın..yok ya …kendisi neden gitmemiş çine..tabi güzel hatuları bırakıpp ta gidememiş ki…

    Peki Muhammedi(s.a.v.) ve kuranı takip eden İbni Sinalar Cabir bin Hayyamlar, el biruniler, piri reisler…. Kimi tıpta bir numara kimi geometride kimi cebirde kimi coğrafyada…

    Bunlara hiç mi bişey bulmamış hiçmi ilme bilme katkısı olmamış…. El insaf…. hala bunların icatları okutuluyor üniversitelerde….hala bunların icatları haritaları gösteriliyor örnek olarak.

    Ama sana katıldığım tek bir nokta var…. evet müslümalar zamanımızda şeyinin peşine düşmüş; 4 tü 5 ti derken insanlık aya gitmiş… ama ilim öğrenmeyi farz kılan bir dine mensup olduğu halde ilmi bi kenara bırakıp paris modasına takılmış… gözümüzü açamamışız uçkurumuzu açtığımız kadar… ama emin ol herşey tersine dönüyor yani olması gerektiği gibi olma yolunda. sizin bu kadar -DİKKAT- hiristiyanlığa değil, yahudiliğe değil, İsaya değil Musaya değil (aleyhimüsselam);; İslama Muhammede a.s düşman olmanınızın tek sebebi bu…
    Ahir zamanda -ki bu zaman- en gür seda İSLAMIN sedası olacaktır…. hep beraber izleyip göreceğiz. sizde bizde…

  4. Eylül 3, 2013, 6:19 am

    Aşağıda belirtilen mucize eğer Kuran’da varsa Allah kelamı olduğunu kabul etmek durumundayız..
    http://www.yenimucizeler.com/altin-oranin-kurani-kerimdeki-mucizevi-yansimasi/altin-oranin-kurani-kerimdeki-mucizevi-yansimasi-t80.0.htmlALTIN ORANIN KURAN-I KERİM’DEKİ MUCİZEVİ YANSIMASI
    ( ALİ İMRAN SURESİ 14.-91. AYETLER )

    Altın oran, matematik ve sanatta, bir bütünün parçaları arasında gözlemlenen, uyum açısından en yetkin boyutları verdiği sanılan geometrik ve sayısal bir oran bağıntısıdır.

    Eski Mısırlılar ve Yunanlılar tarafından keşfedilmiş, mimaride ve sanatta kullanılmıştır.

    Altın Oran; CB / AC = AB / CB = 1,618

    Bir doğru parçasının (AB) Altın Oran’a uygun biçimde iki parçaya bölünmesi gerektiğinde, bu doğru öyle bir noktadan (C) bölünmelidir ki; küçük parçanın (AC) büyük parçaya (CB) oranı, büyük parçanın (CB) bütün doğruya (AB) oranına eşit olsun.

    Altın Oran, pi (π) gibi irrasyonel bir sayıdır ve ondalık sistemde yazılışı; 1,618033988749894…’tür. -noktadan sonraki ilk 15 basamak-Altın Oranın ifade edilmesi için kullanılan sembol, Fi yani Φ’dir.

    Bu oran tüm dünyada “ALTIN ORAN” ismiyle bilindiği için, Kuran-ı Kerim’de altın oran ile ilgili bir işaret araştırırken ALTIN kelimesinin üzerinde durulması gerekecektir.

    Kuran-ı Kerim’de ALTIN kelimesi Arapçası “zeheb” olarak “ilk olarak” Ali İmran suresinde “iki kez ve iki farklı ayette” geçmektedir. Zuhruf suresinde de ALTIN (zeheb) kelimesi iki defa geçse de(53.ve 71.ayetlerde)asıl olarak “altın” kelimesine işaret etmek için geçmez. Zuhruf 53.de “altından bilezik” ve 71.ayette ise “altından tepsi” şeklinde sıfat tamlaması olarak kullanılır. Ali İmran suresindeki ayetlerde ise isim olarak altın kelimesi bulunur. Bu özellikler dikkate alınmasa bile, ALTIN (ZEHEB) kelimelerinin iki defa Kuran’ da geçtiği ilk surenin Ali İmran suresi olması yapacağımız tespitler için bu surenin ayetlerinin esas alınması için yeterli gerekçeyi oluşturmaktadır. Bu ayetler Ali İmran suresinin 14. ve 91. Ayetleridir.

    ALİ İMRAN SURESİ 14.Kadınlar, oğullar, yük yük ALTIN ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır.

    ALİ İMRAN SURESİ 91.Muhakkak ki inkâr edenler ve kâfir oldukları halde de ölenler, yeryüzü dolusu ALTIN fidye verseler bile hiç birisinden asla kabul edilmeyecektir. İşte dayanılmaz azab onlar içindir. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.

    Yukarıda da bahsedildiği gibi Ali İmran suresinde ALTIN kelimesinin geçtiği ayetler 14.ve 91. ayetlerdi.
    Şimdi bazı basit matematik işlemleri yapalım:

    Bu ayetlerin numaraları arasındaki farkı bulalım:

    91-14=77

    Şimdi bunu Ali İmran suresinin toplam ayet sayısı olan 200 sayısından çıkaralım ve geriye kalan ayet sayısını bulalım.

    200-77=123

    Demek oluyor ki, Ali İmran suresinde ALTIN kelimesinin geçtiği bu iki ayet (14. ve 91.ayetler) 200 ayetten oluşan bu sureyi 77 ve 123 birimden oluşan iki bölüme ayırmaktadır.

    Peki bu 123 sayısı ile 200 sayısı arasında altın oran sayısı olan 1,618 ‘i ilgilendiren bir bağıntı var mıdır?
    200/1,618=123,…

    Ancak bu tarz çıkarımlarda bazı konularda itirazlar olabilmektedir. Örneğin, bu konuda 200 sayısının 123 e bölümünün 1,626… olacağı ve bunun da altın oran sayısı olan 1,618 den farklı olacağı ileri sürülebilecektir. Aslında zaten iki tamsayının oranlamasından 1.618… olan altın oran sayısına ulaşılamaz. Ancak buradaki asıl iddia ayet numaralarının temsil edildiği tam sayıların bölümünün tam olarak altın oran sayısını yani 1,618… i verdiği değildir. Asıl iddia, toplam ayet sayısının altın oran sayısına bölümünün tam sayı olan kısmının (123 sayısının) yani “altın” kelimesinin geçtiği 14.ve 91.ayetlerin 200 ayetlik sureyi bölümlediği iki kısımdan büyük olanının değerini verdiğidir. Sonuçta, tam sayılarla yapılan işlem ve çıkarımlarda iki tam sayının oranının net bir şekilde altın oranı vermesi mümkün değildir. Ancak surelerin sayı değerlerini geometrik şekillerle temsil edersek durum değişir..Hem zaten “altın oran” aritmetik büyüklüklerle değil, aslen geometrik büyüklüklerle ilgilidir.

    Şimdi , yukarıdaki bu matematiksel bağıntıyı pekiştirmek için geometrik şekil ile altın oran özelliklerini görelim:
    Aşağıdaki şekilde görüldüğü gibi,1. ayetten 200. ayete kadar bütün ayetleri temsil etmek üzere her bir bölümün numaralandırıldığı bir çember düşünelim. Bu çember üzerinde 14.ayetten geriye doğru 200/1,618= 123,60…birim ilerlediğimizde 91. ayeti temsil eden bölümün içinde 91,60.. değerini temsil eden noktaya gelinecektir.91 .ayetten ileriye doğru 123,60… birim ilerlediğimizde ise 14.ayeti temsil eden bölümün içinde 14,60.. değerini temsil eden noktaya gelinecektir. Yani sonuçta gelinen noktalar 14. ve 91. ayeti temsil eden bölümlerin dışında olmayacaktır.

    Bu yöntemle altın oranı araştırdığımızda 200/123,60=1,618 değerini yani altın oran sayısı olarak kabul edilen sayıyı net olarak verebilmektedir.
    Önemli Not:Altın oran sayısı tam olarak şöyledir.:1,618033988749894…(aslında “tam olarak” kelimesi de uyumsuz oluyor..çünkü sonsuza kadar devam eden bir sayı) Hiçbir iki tamsayının oranlaması gerçek altın oran sayısını vermez,veremez.. 1,618…’ i verir ancak 1,618033988749894… yı veremez.. örneğin 233/144=1,6180555555…şeklinde bir sonuç çıkar.Fibonacci dizisindeki iki ardışık sayının oranlaması da aynı şekilde 1,618… i verir,ancak 1,618033988749894… yı veremez.

    Şimdi de bahsettiğimiz ayetlerin sure numaraları ve ayet numaralarını bir arada değerlendirerek benzer bir işlem yapalım.

    Ali İmran suresi 3.suredir.14.ayeti sure numarasıyla birlikte 3-14 şeklinde,91 . ayeti ise 3-91 şeklinde gösterilir. Bu aşamada bu sayıları kendi aralarında toplayalım.

    3+1+4=8
    3+9+1=13

    Yukarıda bahsettiğimiz şekilde bu toplamları işleme tabi tutalım.

    13/1,618=8,0…

    Tüm bu işaretler “Altın Oran” ın Kuran-ı Kerim’de Ali İmran suresinin 14. ve 91 .ayetlerinde geçen “altın” kelimeleriyle mucizevi bir şekilde ortaya konulduğunu göstermektedir. Bunun yanında Kabe’nin bulunduğu Mekke’nin Dünyamızın altın oran noktası olduğuna dair iddianın dayanaklarından biri olan ayetin de Ali İmran suresi içinde(96.ayet) olması ayrıca dikkate değerdir.

  5. Eylül 4, 2013, 6:21 am

    ihsan yorumun muhteşem seninle aynı fikirdeyim

  6. Ahmet
    Aralık 26, 2013, 6:58 pm

    Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla başlar barış ve duanın efendim Hz. Muhammed,ailesi ve arkadaşları üzerine olmasını diledikten sonra
    Öncelikle şunu bilmeli ki Kur-An’ı Kerim tek başına gönderilmemiş efendim Muhammed(dua ve selam ona olsun) bir ulak ve postacı değil kendisine verilen kitabın müfessiridir.
    Allah( noksanlıklardan uzak tutarım) kitabını koruyacağını belirtmiş lafzen korunmasını hafızlar sağlarken,manen korumasını da hadisler sağlamıştır.
    Nahl suresi 44’e bakıldığında kutlu elçini insanlara kitabı açıklama görevi görülecektir.
    1-Allah’ın indinde değişmeyen kitap Kur-An değildir orada kasdedilen Levhi mahfuz yani korunmuş kitapdır.(Buruc suresi 22. ayet)
    2-Bir müslüman kaç kafire bedeldir.(Biz bir âyetten neyi neshedersek (kaldırırsak ve değiştirirsek) veya neyi unutturursak, ondan daha hayırlısını veya onun mislini getiririz. Allah’ın herşeye kaadir olduğunu bilmiyor musun?)
    3-İslam başka dinleri kabul eder mi?(Öncelikle Sabi kelimesi gök cisimlerine tapan anlamına geldiği gibi,dinde dönme ve tek tanrı inançları içinde kullanılır.Mesela müşrikler ilk müslümanlara sabi demişlerdir.Burada bahsedilen Yahudi ve Hristiyanlar islam gelmeden yani hükümleri sürdüğü dönemde o dinin mensuplarıdır.
    4-İslamda zorlama var mı?(Bakınız ilk ayet islama girmemekte direnen kişiler içindir onlara sadece tebliğ yapılır.Ama sonraki ayet ise Savaşılan kabileler için geçerlidir eğer müslüman olmak istemezlerse cizye verirler.)
    Kur-An Hadis ilmi olmadan Anlaşılamaz çünkü o müfessiri olan Hz Muhammed (Dua ve barış onun üzerine olsun) ile gönderilmiştir.
    Son olarak şunu unutmamak gerekir ki kimse bu dine inanmak zorunda değildir (Bakara 256)
    Nasılsa hepimiz öleceğiz o zaman gerçek ve gerçek olmayan belli olacak ama burada özellikle efendime bir sapık gibi saygısızca yorum yapılması acıkcası kalbimi kırdı,inanmamanız saygısızlık yapmanıza sebep olmamalı.

  7. Shahin Cho.
    Temmuz 30, 2014, 4:27 am

    teşekkürler,ellerinize sağlık,bunları göstermeme rağmen inanmayanlar var,ve en kolay müslüman yoluna baş vurup küfür ediyorlar)acizlik bu olsa gerek.
    Turan Dursunu da saygıyla anmamız gerek.

  8. hiç....
    Temmuz 30, 2014, 6:50 pm

    Bian senin gibi hiçbir dine inanmadığımı ve ölümden sonrasının olmadığını düşündüm,fişimi çektiklerinde bütün film bitmiş ve filmde var olan herşeyin aslında olmadığı,dolayısıla ben yok isem benim dünyam kainatım bilgilerim herşeyin gereksiz saçma olacağını düşündüm. çünkü ben yokum..ne yani benden sonrakilere bişeyler bırakmam bile mantıksız olacak çünkü öldükten sonra mutlu dahi olamıcam yada tatmin bile olamıcam..film bitti çünkü benim için öncesi sonrası da yok…burdan yola çıkarak neden bir dinin olmadığını bütün ayetleriyle inanan bi insandan bile fazlaca araştırarak uğraşıyım ki.. ölümden sonrası yok benim için dolayısyle sınırlı bi zamanım var yaşamak için fazlaca boşa geçirilen zaman… yani sana saçma gelen ayetler kadar saçma bu çaban ve uğraşın inancın itibari ile… notr olduğun bir olayı insanlara açıklamaya çalışmaktan mutlu olduğunu söyleme bile nesin sen iyilik meleğimi…yorma kendini senin için gereksiz olan konularla karanlığa az kaldı tadını çıkar hayatın yaşamana bak…

  9. MEHMET BALLI
    Temmuz 31, 2014, 6:39 pm

    32 sene Türkçe öğretmenliğinden sonra 4 sene önce emekli oldum. İHL mezunuyum. Ailem,çevrem,arkadaşlarım hep dini cemaat veya DİB’dadır önbilgisini verirsem söyleyeceklerim daha iyi anlaşılır.
    Kur’an’da ‘Akledin, düşünün..’ diyen Allah’ın tavsiyesine uyarak emekliliğimin ilk günlerinden itibaren Kur’an’ı Türkçe açısından incelemeye karar verdim. Zaten meallere çok kızar ve bunları yapanların Türkçe gramer bilgisinin hiç olmadığını söylerdim.
    Bu 4 senelik incelemeden sonra şuna eminim hem de inanılmaz eminim;’Bu çevirilere göre bu kitap Türkçe açısından baştan aşağı hatalıdır! ‘Çevirilere göre diyerek’ asıl Arapça anlamının önemli olduğunu söyleyip günaha girmemek için çıkış noktası bulmaya çalıştım.
    Türkçe meallere bakarak ‘bu kitap Muhammed’in uydurmasıdır’ diyen biriyle tartışamam çünkü her şeyi yaratan Allah’ın neredeyse her cümlede(çevirilere göre) hata yapması diye bir şey düşünülemeyeceğine göre geriye tek seçenek kalıyor ki BEN BU SAATTEN SONRA DİNLERİ-YARATICIYI-KİTAPLARI-PEYGAMBERLER CİDDİ CİDDİ SORGULAMAYI DÜŞÜNÜYORUM..

  10. ylzkkt
    Nisan 30, 2015, 8:08 am

    Altın oran’ın mısır’da kullanıldığını söyleyip, sonra da Kur’an’da mucizevi bişy olarak görünmesine anlam veremiyorum. Mısır halkı hz. muhammed’ten önce yaşıyordu.. !! Dolsyısıyla kur’an yazılmadan önce de altın oran kullanılıyordu.. Mısır lahitlerine veya yazıtlarına baktığınızda, Kur’anda yazan cümlelerin birebir aynısının yer aldığını belki bi gün farkedersiniz…

  11. muhammed
    Ağustos 24, 2017, 5:07 am

    Sn.İhsan,
    ‘’BE HEY ŞAŞKIN ARKADAŞLARIM… HANGİ İNSANLIK TARİHİNDE OKUDUNUZ BİR İNSANIN GELİNİYLE EVLENMESİNİ GERDEĞE GİRMESİNİ…MUHAMMEDİN CİNSEL YAŞAMI ÇOK HOŞUNUZA GİTMİŞ OLACAK VEYA İŞİNİZE GELMİŞ OLACAK Kİ HALA HZ.LERİ DİYORSUNUZ. (sizden alıntı)

    Ne Zeyd hz.peygamberin evlatlığı idi,ne de Zeynep onun gelini idi.Bu olay sadece bir iddia idi ve bu konuda mevcut meallerdeki Ahzab-37.ayetin meali de hep hatalı olmuştur.

    ZEYD,HZ.PEYGAMBERİN EVLATLIĞI MIYDI ?

    Zeyd bin Harise’nin hz.peygamberle evlatlık iddiası kanıttan yoksun olup sadece onların bir kuruntusudur. yani hz. peygamberle bir evlatlığı söz konusu olmamıştır.İşte aşağıdaki gerekçelerle bunun ispatı.!

    a) Zeyd,gerçekten hz.peygamberin evlatlığı mıdı ?
    b ) Evlatlık olabilmesinin koşulları yerinde midi ?
    c) Hz.peygamber ile Zeyd arasındaki yaş buna müsait miydi.?
    d) Zeyd,hz peygamberin kucağında veya evinde mı büyüdü.?

    Bu sorulara doğru yanıt verildiği zaman görülecektir ki,Zeyd’in hz.peygambere olan evlatlık iddiası sadece bir kuruntuydu.
    Bunun izahını yapalım:
    Hz.Zeyd,islamiyeten önce köle olarak hz.Hatice’nin eline geçiyor,dul ve kırk yaşında olan hz.Hatice 25 yaşında olan hz.Muhammed’le evleniyor.O zaman Hatice’nin kölesi olan Zeyd’in yaşı 21, Hz.peygamberin de yaşı 25 idi.Yani Zeyd hz.peygamberle çocukluk dönemini hiç geçirmemiş ve onun evinde de büyümemiştir.

    Peki 25 yaşındaki bir adam,21 yaşındaki bir adamı nasıl evlatlık edinir.? İkisi de neredeyse yaşıt sayılırlar. Böyle bir evlatlığın hukuki,ahlaki ve dini bir izahı var mı?. Evlatlık edinmek küçük yaştan başlıyor.21 yaşından sonra değil.Birinin başkasına evlatlık olabilmesi için küçük yaştan beri onun himayesinde yetişip büyümesi gerekir. Halbuki Zeyd için böyle bir durum söz konusu değildir.

    Çünkü,Hz.Muhammed’in doğum tarihi 571,Zeyd’in doğum tarihi ise,575 miladı.Bu yaştan sonra bir evlatlık edinebilir mi? 21 yaşında olan Zeyd bir bebek veya çocuk muydu.? Hz.peygamber ona süt mü emzirtmiş.? Onu kendi evinde mi büyütmüş ki evlatlığı olsun.? İşte bunların hiç biri gerçekleşmiş değildir.

    Bu nedenle Kur’an da da ifade edildiği gibi bu sadece bir iddia idi. kur’an buna ”ادعياء ”ed’iya’’ evlatlığı iddia edilen, böyle çağırılan’’diye şeklinde bir ifadeyi kullanmıştır.Yani kur’an,”تبني ” tebenni, ”gerçek evlatlıktan hiç söz etmemiştir.

    Özetle,

    Bu evlatlık kuru bir iddiaden ibarettir. Bu evlatlık için hiçbir koşul gerçekleşmiş değildir.Ve dolayısıyla Zeyd hz.peygamberin evlatlığı sayılmadığından ondan boşanmış ve dul kalmış olan halasının kızı Zeynep ile evliliğinde örfe aykırı hçbir durum söz konusu değildir.

    AHZAB-37.AYETİN AÇIKLAMALI DOĞRU MEALİ ŞÖYLEDİR.

    37: Hani Allah’ın kendisine (islam nimetini) lütfettiği ve senin de kendisine iyilik ettiğin (hürriyetine kavuşturduğun) kimseye ‘’Eşini yanında tut,(sakın boşama !) ve bu hususta Allah’tan sakın’’ diyordun. Allah’ın ortaya çıkaracağı bir durumu (Zeyd’le Zeynep arasındaki geçimsizlik ve Zeyd’in boşama talebi) içinde saklıyor ve (duyulması halinde bu geçimsizliği daha da alevlendirebilecekleri hususunda bazı münafık) insanlardan korkuyordun. Halbuki (her konuda) Allah,kendisinden korkmana daha layıktır. Zeyd,eşiyle ilişkisini kestiğinde,biz seni ona eş kıldık ki,EVLATLIKLARI İDDİA EDİLENLERİN eşleriyle ilişkisini kesince,(boşayınca) onlarla evlenmelerinde müminler üzerine bir güçlük olmasın.Allah’ın emri ise her zaman gerçekleşir.’’ şeklindedir.

    İşte kur’an’In orjinal arapçasında da في ازواج ادعيائهم الخ ” Fi ezavaci ed’iyaihim…’’ evlatlıkları iddia edilenler…’’şeklinde geçiyor. Meallerde geçen (evlatlıkları…) ifadesi yanlıştır.

    Aşağıdaki tefsir metinlerine göre de hz.peygamberin içinde sakladığı şey Zeyd’in kendi eşiyle olan geçimsizlik ve boşama talebi idi. Bunun dışında hiçbir şey değildi.Hz.peygamberin onların bu durumunu içinde saklıyor, kimseye söylemiyordu,çünkü müşrikler,münafıklar bu durumu duysaydılar,bunu alevlendirerek boşanmaları için ellerinden geleni yaparlardı ve sonunda bakınız Muhammed kendi eliyle evlendirdiği karı kaco mutlu olamadı diye aleyhte propaganda yaparlardı.

    Bkz : زاد المسير ) ) والثالث : إيثارة لطلاقها، قاله قتادة، وابن جريج، ومقاتل )
    قوله تعالي وتخفي في نفسك ما الله مبديه: إشارة لطلاقها ، قاله ابن جريج (تفسير الماوردي )

    Zeyd hz.peygamberin evlatlığı değildi ki, bu evlilik dine,hukuka,örfe veya ahlaka aykırı bir davranış olsun.

    Çünkü,Arapçada ’’evlatlığın’’karşılığı ( تبني) ‘’tebenni’’ dir. Kur’an da ise (ادعياء )’’ed’iya’’ gelmiş,yani ‘’evlatlığı iddia edilenlerin………’’ çünkü,21.yaşında bir erkeği evlat edinmenin mantıklı bir izahı bir izahı yoktur. İşte Zeyd 21.yaşında iken hz.peygamberle tanışıyor,peki bu yaştan sonra evlatlık mı olur mu? Bunu ne ile izah edebilirsiniz? İsterseniz kaynaklardan o zaman ki hem hz.Muhammed’in,hem de Zeyd’in yaşlarını öğrenebilirsiniz.

    H.Muhammed’in doğum tarihi 571 miladi,
    Zeyd’in doğum tarihi———— 575 miladi.

    Neredeyse yaşıt sayılırlar. Bu nasıl bir evlatlık mış?

    Zeyd,21 yaşından sonra kendini hz.peygamberin davasına ve hizmetine adamışsa,bu durumda onun evladı mı olur.? Demek ki, evlatlığın hiçbir gerekçesi olmadığı halde sırf bunun için ona evlatlık iddiasında bulunmuşlardı.Ama bu durumda ne mantıken,ne hukuken,ne dinen ve ne de örfen böyle bir kişi evlat olur !!!

    Özetle,ne ZEYD hz.peygamberin EVLATLIĞI idi,ne de Zeyd’in boşanmış eşi onun GELİNİ idi.
    Saygılarımla.

Comment pages

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: