Başlangıç > Dinler > Kur’an’da Celiski Yoktur! Acaba?

Kur’an’da Celiski Yoktur! Acaba?


Kur’an’i durup dusunmuyorlar mi? Eger o, Allah’tan baskasindan gelseydi, onda cok aykiriliklar bulurlardi.” (Nisa suresi, 82.ayet)

Yukaridaki ayeti dikkate alarak yazimi okumaya devam edin. Yorumsuz bir sekilde size ayetler sunacagim. Iki renk arasindaki anlam farkini bulmak size kalmis…

“Benim katimda soz degismez.” (Kaf Suresi, 29. ayet)

“…Tanri’nin sozlerinde degisme olmaz…” (Kehf suresi, 64.ayet)

“Biz bir ayeti baska bir ayetin yerine degistirdigimiz zaman…” (Nahl suresi, 100. ayet)

“Herhangi bir ayeti ‘nesh’ eder ya da unutturursak…” (Bakara suresi, 106. ayet) Nesh etmek: Bir seyi, baska bir seyle degistirmek

“Tanri diledigini siler, diledigine yer verir. Ana Kitab O’nun yanindadir.” (Ra’ suresi, 39. ayet)

Iyilik ve kotuluk Allah’tan midir, degil midir?

“Onlara bir iyilik gelirse, “Bu, Allah’tandır” derler. Onlara bir kötülük gelirse, “Bu, senin yüzündendir” derler.  De ki: “Hepsi Allah’tandır.” Bu topluma ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!” (Nisa Suresi, 78.ayet)

Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir. Seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik. Şahit olarak Allah yeter.” (Nisa Suresi, 79. ayet)

Bir Musluman kac kafire bedeldir?

“Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et. Eğer içinizde sabırlı yirmi kişi bulunursa iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde yüz kişi bulunursa, inkar edenlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir kavimdir. (Enfal Suresi, 65. ayet)

Şimdi ise Allah yükünüzü hafifletti ve sizde muhakkak bir zaaf olduğunu bildi. Eğer içinizde sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde bin kişi olursa, Allah’ın izniyle iki bin kişiye galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir. (Enfal Suresi, 66. ayet)

Islam Baska Dinleri Kabul Eder mi?

“Sizin dininiz size, benim dinim bana.” (Kafirun suresi, 6. ayet)

“Suphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hristiyanlar ve Sabiilerden(gok cisimlerine tapim) Allah’a ve ahiret gunune inanip yararli is yapanlarin ecirleri(sevap olarak karsiliklari), Rablerinin katindadir. Onlar icin artik korku yoktur.” (Bakara suresi, 62. ayet)

“Allah katinda din, suphesiz Islamiyet’tir…” (Al-i Imran suresi, 19. ayet)

“Allah’in dininden baska din mi arzu ediyorlar? Oysa goklerde ve yerde kim varsa, ister istemez O’na teslim olmustur. O’na donecektir.” (Al-i Imran suresi, 83. ayet)

“Kim, Islamiyet’ten baska bir dine yonelirse, onunki kabul edilmeyecektir. O, ahirette de kaybedenlerdendir.” (Al-i Imran suresi, 85. ayet)

Muhammed’e bir soru sormadan once bir sadaka vermek gerekir mi?

Ey iman edenler! Peygamber ile başbaşa konuşacağınız zaman, başbaşa konuşmanızdan önce bir sadaka verin. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şâyet (sadaka verecek bir şey) bulamazsanız, bilin ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. (Mucadele Suresi, 12. ayet)

Başbaşa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekatı verin, Allah’a ve Resülüne itaat edin. Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. (Mucadele Suresi, 13. ayet)

Savas sonrasi kazanilan ganimetler kime aittir?

(Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: “Ganimetler Allah’a ve Resûlüne aittir. O halde, eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Resûlüne itaat edin.” (Enfal Suresi, 1. ayet)

Bilin ki, ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri mutlaka Allah’a, Peygamber’e, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir. Eğer Allah’a; hak ile batılın birbirinden ayrıldığı gün, iki ordunun karşılaştığı gün kulumuza indirdiklerimize inandıysanız (bunu böyle bilin). Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. (Enfal Suresi, 41. ayet)

Islamda Hosgoru Var mi?

“Ogut ver, cunku sen, yalnizca bir ogutcusun; onlarin uzerinde bir zorba degilsin.” (Gasiye suresi, 22-23. ayetler)

“Dinde zorlama yoktur.” (Bakara suresi, 256. ayet)

“Hurmetli aylar cikinca, puta tapanlari, buldugunuz yerde oldurun. Onlari yakalayip hapsedin. Her gozetleme yerinde onlari bekleyin. Eger tevbe eder, namaz kilar ve zekat verirlerse peslerini birakin. Dogrusu Allah bagislar ve merhamet eder.” (Tevbe suresi, 5. ayet)

Onlari, nerede bulursaniz orada oldurun…” (Bakara suresi, 191. ayet)

“Arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız. Bu sebeple, onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. Eğer bundan yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan ne bir dost edinin, ne de bir yardımcı.” (Nisa Suresi, 89. ayet)

“Eğer bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini savaştan çekmezlerse, onları yakalayın ve onları nerede bulursanız öldürün. İşte bunlara karşı size apaçık bir yetki verdik.”  (Nisa Suresi, 91. ayet)

“Ey Peygamber! Kafirlerle ve munafiklarla savas. Ve onlara kati-sert davran! Varacaklari yer, cehennemdir. Orasi ne kotu bir varis yeridir.” (Tevbe suresi, 73. ayet; Tahrim suresi, 9. ayet)

“Kitap verilenlerden Allah’a, ahiret gunune inanmayan, Allah’in ve Peygamberinin haram kildigini haram saymayan, hak dini din edinmeyenlerle; boyunlarini bukup kendi elleriyle cizye (Musluman olmayanlarin, farkli dinde oldup Muslumanlara vermek zorunda olduklari vergi) verene kadar savasin!” (Tevbe suresi, 29. ayet)

SONUC:

Yukarida listeledigim gibi daha nice ayetler cikarilabilir. Peki Kur’an’in “omnipotent” yani her seye gucu yeten, herseyi bilen Tanrisi, boylesine celiskili fikirler iceren bir kitap yazmis olabilir mi? Yoksa daha mantikli olani, bir insanin, 23 yil boyunca, degisik kosullar ve cikarlara gore kitap yazmasi ve zaman icerisinde haliyle celiskilerin dogmasi midir? Unutmayin ki, Muhammed Kur’an’i yazarken elinde bir laptop ve Microsoft Word’u yoktu. “Su sureye ne yazmistik?” diye geriye donmek istediginde “CTRL ve F” dugmesine basarak aratamiyordu konuyu, keza Kur’an daha toplanmis bir kitap bile degildi. Muhammed her neredeyse, ayet yazdirmak istediginde en yakinlarindakine yazdiriyor ve yazili ayet degisik yerlerde muhafaza ediliyordu. Nitekim Muhammed’in olumunden yillar sonra binlerce ayet yazili deri, kemik ve benzeri levhalar bir araya getirilip bazilari elendi, bazilariysa “evet budur” denerek Kur’an’a kondu.  

Ben simdi hayati anlatan felsefi bir kitap yazmaya karar versem ve 23 yil boyunca aklima gelen her seyi buldugum kagitlara not etsem, bu 23 yil surecinde fikirlerimde degismeler olabilir mi? Gayet tabii… 10 yil once soyledigimin tam tersi bir fikre sahip olma ihtimalim var midir? Mutlaka…

Netice itibariyle Kur’an’da celiski yoktur diyebilmek icin beyninizin mantik lobunu tamamen bloke etmis olmaniz gerekir.

Kaynak: Din Bu – 1, Turan Dursun ustadin emekleriyle…
Kategoriler:Dinler
  1. redline
    Ağustos 29, 2009, 10:04 pm

    Nisa 78. ve 79. ayetlerde çelişki olmayabilir. Birinde “Onlara” derken diğerinde “Sana” diye başlamış. İlki inanmayalar için ikincisi ise muhammet için yazılmış sanki…

  2. hidayet
    Aralık 18, 2009, 11:24 am

    inanmak istiyorum….

    öncelikle ;
    samimice inanan,allah rızası ıcın yasayan, dine hosgoru cercevesı ıcınde bakan ınsanlara savgı ve sempatı ıle karsıladıgımı belırtmek ısterim..(bu topraklardakı cogu ınsan gıbı musluman bır aıleden gelen bırı olarak)

    peygamberlerın mucızelerı vardır..musa nın denızı asasıyla yarması,ısanın korlerı ıyılestırmesı olulerı dırıltmesı vs.bıldıgımız gıbı ıslamın mucızesı kurandır.!1.celıskı geldı bıle..

    konunun ehıllerıne soruldugunda evet ıste arab yarım adasında şiir okadar ıyı oakdar ılerı sevıyeye gelmıstırkı oyuzden kuran mucızevı olarak en ust sevıyede ındırılmıstır..yanı denıldıgı gıbı o donem arapların en ıyı yaptıgı sey şiir ve edebıyattır!!oncelıkle bunu bılelım..

    bır kıtabın sırf sıırsellıgının mukemmel olması kı(bazı hataları dıle getırmıs arkadas)onu kutsal yaparmı? o halde muzıgı cok ıyı yapan zamanın alman besteclılerının cok oldugu vıyanada beethoven mozart gıbı dahılerın yaptıgı seyler de kutsalmı?gunumuz ınsanlarının bıle dınlerken nasıl yapmılmıs oldugunu anlamadıkları ve bu ınsanlara dahı dendıgını yıllardır dınlenıldıklerı vs.bunun gıbı bırcok ornek..bıraz konunun dısından gelebılır fakat bırseyın klasık olması yapılamıycak kadar guzel olması onu kutsallastırmaz..daha acık ve kesın mucızevı olması gerekmezmı??

    arkadasında belırtıgı gıbı kuranda evren yada bılım hakkında kesın acık hıc bır delıl yoktur..ancak bazı buluslardan sonra oda sızlerınde dedıgı gıbı degısken kelımelerın donusturlmesı ıle bazı buluslara kendı mananızı kurana ekleyerek mucıze olarak gosterılmesıne sahıd oluyoruz.sımdı kafamızdakı bazı soruları soralım:

    mesela goğun 7 kat olması..kurandan oncede yerın dıbı yada yada 7 kat yukarı cıkma gıbı deyımlerın kullanıldıgı bılınmektedır..

    yada peygamber ın ayı ıkıye ayırması.boyle bırseyın neden kayıtlara yada tarıh kıtaplarına gecmedıgını nasıl acıklarsınız..kı ozaman tarıh tutulmaya baslanmıs..boyle bır mucızeyı dunyanın buyuk bır kısmının gormus olması gerekmezmıydı???oysa bununla ılgılı hıcbır kaynak yada efsane bıle yoktur (ıslamıyetın dogdugu cevre dısında)

    mucıze olarak gosterılen kıtabın gelmesı neden 20 yıldan fazla surmustur..kader e ınananılan ıslama gore allah herkesın ne yapıcagını bılmektedır .neden olaylar zıncılermesını beklemıstır.?
    genelde peygamberın basından gecen olaylar sonrası bu ayetler ınmemısmıdır bunda yanıltıcılık yokmudur??

    hem ölumlu hem yaradılısı algılamadakı yetersız bılgımız bızı neden anne ve babamızdan gelen ıslama ıtıyor?anlayamamamız bır dının ıspatımıdır?
    dıger dınlerıde arastırdınızmı??
    ıcındekı benzerlıklerı gordunumuzmu??suanda su sanıuyede bır hrıstayan papazla bır ataıstın aynı seyelrı aynı paralellıkte tartıstıgını dusundunuzmu??unutmayınızkı dunyanın ancak yuzde 20 sı hak dın dedıgınız dıne mensuputr.allah bu ınsanları cehenneme gıtsın dıyemı yarattı..ustelık bu ınsanalrda tek allaha ınanan ınsanlar deılmı?hepsınde esıtlık hukuk ınsanlaık ogretılerı yokmu??sırf muhammedın onun elcısı olduguna ınanmakmıdır mesele yoksa?

    bu celıskıler yazmakla bıtmez..kımsenın ınanısıyla yada yasayısıyla dalga gecmek saygısızlık yapmak deıl nıyetım..bırcok medrese alım ve cemaat gordum..bazı soruların yanıtı yok malesef amaca hak dını bulmak ve aydınlanmak!!

    evet ınanmak ısıtyorum ..guzel bı forum olmus ..bıze daha bılımsel ve akılcı onerılerınız cozumlerınız ıspatınız varsa burdan bılgılerınızden ben ve nıce ınsanlar fayda etmıs olucaklar sevgıler….

  3. hidayet
    Aralık 18, 2009, 12:17 pm

    belkı yanıt gelır..(asla polemık yaratmak nıyetınde deılım)

    hazır boyle bı forum bulmusken bırkac soru daha ekleyeyım..(benzerı sorular soruldugunda kafır,deccal vs gıbı kaba yakıstırmalra mazur kalındıgından burda rahatca soralım,bılenlerden cevaplarını alalım)ıslam hak ve mantık dınıdır!!!

    dıger gelmıs buyuk dınlerın peygamberlerı ya hıc evlenmemıs yada aılelerını terketmıslerdır..oysa hz muhammedın (varlıklı esı oldukten sonra)9.yada 10 kısıyle evlendıgı bılınmektedır..madem savaslarda erkeksız kalan kadınlar oldu..bu gorevi peygamberımız dısında kalan erkekler yapsa daha ıyı mantıklı olmazmıydı.bugun boyle vesveseler cıkmas onlenmezmıydı ??kaldıkı bır elcının, kı allahın en sevgılı kulu oldugu kabulunuz ,dunya ıslerıyle bukadar ugrasması tıcaret yapması dogrumudur?allah emrettı dıyıp cıkarsanız bu ıslerden mantık kısmı nerde kaldı??elcının gorevı ınsanlıgı aydınlatmak kurtarmak deılmıdır?bızden farklı olmamalımı onun hayatı??

    bırbaska husus savastır..en cok ıslamda savas gecmektedır..oysakı ısanın ogretılerı bu konuda dahada farklı tamamen sevgı ve ılılık ogretılerı var ıcınde..sana kotuluk yapana ıyılık yap gıbı..hrıstıyanlıgı ovmuyorum (bu konuda daha ıyı bı ogretısı olsada) sadece soruryoum dının savasla yayılması dın adına sefer ve fetıh yapılması nedır ??nasıl bı mantıktır..hak ve sevgı dını boyle mı yayılır?ustelık ıslamı sızın dedıgınız gıbı hosgoru ıylık ve sevgıyle yasayan parmakla az gosterılek kadar azdır..dunyanın yuzde 20 sı muslumandır..bu yuzdelerın ıcınde bızlerde varız..ve hıc bılgısı olmadan elhamdullah muslumanım dıyenlerde var..bunlar cıktıgında belkı yuzde 5 dır..yaklasık 1500 yıllık ve daha artıcak ınsan kıyımını dusunun!!

    bu sorular benı dınden sogutan sorulardan bazıları..ıster ınanın ıster ınanmayın 5 vakıt namaz kılan bırıydım..kım kendısını sonsuz cehenneme attırmak ıster.varsa bu konulara acıklamanız esırgemenıyız..bızlerıde kurtarmıs buyuk sevablar ıslemıs olursunuz..

    herkese sevgıler..

  4. Agnostik
    Aralık 19, 2009, 6:45 am

    Arkadaşım öncelikle şunu söyleyeyim, bunlar dinle ilgili sorular değil, dindeki çelişkiler ve saçmalıklardır. Tabiki de dini mantıklı düşünmek isteyen insanları bu saçmalıklar dinden soğutacaktır.
    Bu saçmalıkların saçma sapan açıklamalarını öğrenmek ve dinden daha da soğumak istiyorsan
    http://www.sorularlaislamiyet.com sana çok yardımcı olacaktır.

  5. cansu
    Ocak 3, 2010, 5:55 pm

    Sanırım bu hataya Kuran’ın tamamını okumamış çoğu insan düşüyor. Kuran’daki konular tek bir olasılık üzerinden yürümüyor sanıldığı gibi. Mesela;

    “Hurmetli aylar cikinca, puta tapanlari, buldugunuz yerde oldurun. Onlari yakalayip hapsedin. Her gozetleme yerinde onlari bekleyin. Eger tevbe eder, namaz kilar ve zekat verirlerse peslerini birakin. Dogrusu Allah bagislar ve merhamet eder.” (Tevbe suresi, 5. ayet)

    Bu ayet Kuran’ın başlarında geçer ki islamiyet daha yeni yayılmaya başlanmıştır ve o dönem müslümanlara çok kötü davranılmaktadır. Hak dinin yayılması için savaşlar olmuştur. Savaştan kaçmayı yasaklar islam. Burada da savaş sırası yapılması gerekenlerden bahsedilmektedir.Bakın bu ayet de onu destekliyor;

    “Eğer bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini savaştan çekmezlerse, onları yakalayın ve onları nerede bulursanız öldürün. İşte bunlara karşı size apaçık bir yetki verdik.” (Nisa Suresi, 91. ayet)

    “sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini savaştan çekmezlerse” yani savaş durumunda!

    Ve lütfen insanların inancını sarsmamaya çalışalım.”Netice itibariyle Kur’an’da celiski yoktur diyebilmek icin beyninizin mantik lobunu tamamen bloke etmis olmaniz gerekir.” yazmışsınız. Bu çok kötü bir cümle. İnanan bi insan Kuran’ı kutsal ve hatasız olarak görür ki yazılan bu cümle de inananlara aptal demeye gelir. Hataları araştıracağımıza özünü görmeye çalışalım bence. Ben neden kız çocuklarının toprağa gömüldüğü bir dönemde evlatlarınız size Allah’ın bir emanetidir deyip bu vahşeti yasaklayan birini sahtekarlıkla suçlayayım ki! Kaldı ki emirler arasında insanlara zarar verecek hiçbir şey yoktur. Aksine içki içmeyi bile yasaklar din. İnsan öldürme, hırsızlık yapma, kimsenin hakkını yeme… O dönemde bu bilince ulaşmış birine inanmakta ve dediklerini yapmakta peygamber olmasa bile bi sakınca görmüyorum ben!

  6. cansu
    Ocak 3, 2010, 6:28 pm

    Bu arada peygamber olmasa bile dedim ama içime sinmedi açıklama gereği duydum ben peygamber olduğuna inanıyorum sadece hata arayıp, inanmayı kesinlikle reddedenler için söyledim.

  7. Ocak 3, 2010, 11:50 pm

    Sevgili Cansu, dikkat edersen yorumunda verdigin ayetlerdeki “oldurun” emirlerine ragmen, yorumunun sonunda “insan oldurme” gibi emirler verdigini soyluyorsun “hak” diye tanimladigin dinin. Aslinda benim makalemin konusu, Kuran’daki celiskileri ortaya dokmekken sen farkli bir yorum getiriyor, ama kendi yorumunda bile tipki Kuran’daki gibi celiskiye dusuyorsun. Bahsettigin seylerin de anlatildigi ve tartisildigi bir cok makale var, umarim diger yazilarimi da okursun Kuran’in gercekte kutsal olmadigini ve hatalarla dolu oldugunu farkedebilirsin.

  8. cansu
    Ocak 4, 2010, 9:39 am

    Anlamadınız sanırım… O ayette savaş anında yapılması gerekenler söyleniyor. Sonuçta savaş varsa savaşırsın, elin kolun bağlı oturacak değilsin. Din “HAKSIZ YERE” öldürmeyi yasaklar…
    Bu arada “sizin hata diye gördüğünüz şeyler” çok hayati şeyler değil ki neden bunlara takılıyosunuz? Kuran’ın tamamını önyargısız bi şekilde okursanız söylediklerinizin aslında hata olmadığını anlarsınız. Mesela

    “Onlara bir iyilik gelirse, “Bu, Allah’tandır” derler. Onlara bir kötülük gelirse, “Bu, senin yüzündendir” derler. De ki: “Hepsi Allah’tandır.” Bu topluma ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!” (Nisa Suresi, 78.ayet)

    “Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir. Seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik. Şahit olarak Allah yeter.” (Nisa Suresi, 79. ayet)

    Bu örneği gördüğümde resmen güldüm. Bunu bu şekilde anlamak için çok çaba harcanmış olmalı. Elbette iyilik ve kötülük Allah’tandır ancak Allah bir kuluna durduk yere eziyet etmez. Başına gelen kötülüğün nedeni kendisidir. Ancak herşey Allah’ın izniyle olur bu nedenle kötülük aynı zamanda da Allah’tandır.

  9. cansu
    Ocak 4, 2010, 9:49 am

    Bu arada lütfen şu soruma cevap verin; siz başka bir dine mi mensupsunuz, Allah’ın hata yapabileceğini mi düşünüyorsunuz, yoksa varlığını tamamen red mi ediyorsunuz?

  10. Ocak 4, 2010, 3:14 pm

    Dinin “haksiz yere” adam oldurmeyi yasaklamasi ne kadar guzel degil mi? Din olmasa herkes haksiz yere birbirini oldurur dururdu degil mi? Incil icin soylenmis unlu bir soz geldi aklima: “Incilin etkisi, okuyan kisinin cahilligiyle dogru orantilidir” diye…

    Kutsal buldugunuz kitabin yazarinin sizi yarim akilli olarak tanimladigini dusununce yazilarimi okurken gulumsemenizi oldukca ironik buldum sevgili Cansu…

    Sevgili Cansu, asagidaki ayetler icin ne dusunuyorsun?

    “…Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah insanların kimini kiminden üstün kılmıştır(..) İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. Onları dövün… ” (Nisa 34)

    “…Yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır” (Bakara 228)

    “Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi.” (Al-i Imran Suresi, 14. ayet)
    (Bu ayette kutsal oldugunu dusundugun kitabin seni at, davar ve ekin gibi seylerle kiyasladigina dikkatini cekerim.)

    “Eğer, yetim kızlar hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, size helâl olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikahlayın. Eğer adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz cariyeler ile yetinin.” (Nisa 3)
    (Eger o devirde yasadigini varsayarsak, senin ailenin de muslumanligi secmemis bir aileden oldugunu varsayarsak, bir savas sonucu esir dusup bir Muslumanin cariyesi olabilirdin. Bu durumda yukarda yetinilmesi onerilen cariyelerden birisi sen olacaktin. Bu durum sana “kutsal” geliyor mu? Bu duruma dusmus sayisiz gencecik kizin olmasi seni rahatsiz ediyor mu? Yoksa o kizlarin Musluman olmadiklari icin bu “seks ve tecavuz” cezasini hakketigini mi dusunuyorsun?)

    “…(Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun…” (Bakara Suresi, 282. ayet)
    (Yarim akilli oldugunu, benim zekamin yarisina sahip oldugunu kabul ediyor musun? Ediyorsan neden hic utanmadan ve sikilmadan bana veya fikirlerime kafa tutuyorsun? Unutma ki ancek senin gibi iki kadin benim zekama sahip olabilir, senin inandigin kutsal kitaba gore.)

    “Allah size, çocuklarınız (ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder…” (Nisa Suresi, 11. ayet) (Bu durum seni rahatsiz etmiyor mu? Erkek kardesinin aldiginin yarisini alman sence adil mi?)

    “Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı.” (Bakara, 187)
    (Senin esine yaklasmandan bahsedilmemesi, kuranin hitap kesiminin sadece erkekler olmasi seni uzmuyor mu? Isyan etmiyor musun kutsal kitabinin tanrisina, ‘beni neden yarim akilli yarattin’ diye?)

    “Kadınlarınız sizin ekinliğinizdir. Ekinliğinize dilediğiniz biçimde varın.” (Bakara 223)
    (Ilerde evlendiginde veya eger su anda evliysen, kocana bu tip bir hak verilmesi, senin tanri tarafindan tarla olarak nitelendirilmen seni uzmuyor mu?)

    (Daha ayrintili yazim icin https://meraklininguncesi.com/2009/01/12/kuranda-ve-islamda-kadin/ linkini de okuyabilirsin.)

    Bu sorular ve/veya cevaplari seni rahatsiz etmiyorsa benim seninle tartisacak bir mevzum kalmamistir. Eger ediyorsa ve cevabin da varsa, cevaplarini merakla bekliyorum. Ha, benim dinimi, inanc durumumu sormussun. Bunun ne yukaridaki makaleyle, ne tartismamizla hicbir ilgisi yoktur. Bu tamamen ozeldir ve ozel konulara tartisma ortamlarinda girmemeyi tercih ediyorum.

  11. cansu
    Ocak 4, 2010, 6:22 pm

    Öncelikle yazdığın nisa suresinin anlamı yanlış yorumlanmış. Doğrusu şudur;

    ERKEKLER, kadınları, Allah’ın kendilerine onlardan daha fazla bağışladığı (42) nimetler ve sahip oldukları servetten yapabilecekleri harcamalarla koruyup gözetirler. Dürüst ve erdemli kadınlar, gerçekten Allah’ın koru[nmasını buyur]duğu mahremiyeti koruyan (43) sadık ve itaatkar kadınlardır. Kötü niyetlerinden (44) korktuğunuz kadınlara gelince, onlara [önce] nasihat edin; sonra yatakta yalnız bırakın; sonra dövün; (45) ve bundan sonra itaat ederlerse onları incitmekten kaçının. Allah gerçekten yücedir, büyüktür.

    “KÖTÜ NİYETLERİNDEN KORKTUĞUNUZ KADINLARA” Bende bu ibareye özellikle “korktuğunuz” kısmına dikkatini çekmek istiyorum.

    http://encodeum.blogspot.com/2007/03/nisa-34-ve-muhataplar-kadn-ve-iddet.html burdan ayrıntılı bilgiye ulaşabilirsin 🙂

    Din olmasa herkes haksiz yere birbirini oldurur dururdu degil mi? demişsin.
    Din olduğu halde bu kadar adaletsizlik var bir de Allah korkusunun olmadığı yerde yapılacakları düşünsene. Ve Kuran’ı indirildiği döneme göre değerlendirelim. O devir cahiliye devriydi biliyorsundur eminim, daha önce de bi örnek vermiştim kız çocuklarının gömülmesiyle ilgili.

    Erkeklerin kadını korumasında aşağılayıcı birşey yok. Fizyolojik olarak kadından daha güçlüdür erkek.
    “…Yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır”
    bu ayette bunun kanıtı.

    “Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi.” (Al-i Imran Suresi, 14. ayet)
    (Bu ayette kutsal oldugunu dusundugun kitabin seni at, davar ve ekin gibi seylerle kiyasladigina dikkatini cekerim.)demişsin
    Burda kadınlarla birlikte oğullardan da bahsediliyor.Sadece “kadın” kısmına odaklanmışsın sanırım.Ve bunlar güç olarak algınlanır. Davarlar da zenginlik olarak algılanır.Ayrıca nefsin arzuladığı şeyler diyor burada bi hakaret yok. Varsa oğullara da var 🙂

    “Eğer, yetim kızlar hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, size helâl olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikahlayın. Eğer adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz cariyeler ile yetinin.”
    Burda kastedilen sahipsiz kadınlara sahip çıkmak. Bi eziyet söz konusu olsaydı “adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız” kısmı yer almazdı.Burda bahsedilen sadece şehvet değil eğer öyle olsaydı peygamberimiz kendinden çok büyük bir kadınla evlenmezdi.

    “…(Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun…”
    Kadın duygusal bi varlık olduğu için kolay etkilenir, çabuk kanar, gerçekçi düşünemeyebilir. Aksini düşünmüyorsundur herhalde. Kadınların ağlaması daha kolaydır buradan anlayabilirsin. İkinci bir kadın da aynı görüşü desteklerse doğruluğundan emin olunuyor. Onun doğasını en iyi yaratan bilir.

    “Allah size, çocuklarınız (ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder…”
    İslamın çizdiği hayat prensibine göre, kızın çalışıp kazanma “mecburiyeti” yoktur. O tüketici durumundadır. Bu, ona layık görülen bir şefkat ve merhametin neticesidir. Kız, baba evinde bulunduğu müddetçe ihtiyaçları babası ve onun yerindeki yakın erkek akrabaları tarafından karşılanır, gözetilir, himaye edilir. Evlendikten sonra da geçimi, nafakası ve ihtiyaçları kocasının üzerine geçer. Kadın, kendi malını, evin ihtiyaçları için harcamaya zorlanamaz.Bunda aşağılama mı yoksa koruma mı var?

    “Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı.” (Bakara, 187)
    (Senin esine yaklasmandan bahsedilmemesi, kuranin hitap kesiminin sadece erkekler olmasi seni uzmuyor mu? Isyan etmiyor musun kutsal kitabinin tanrisina, ‘beni neden yarim akilli yarattin’ diye?)

    Bunun cevabı yazdığım ilk linkte var;

    doğal üreme sürecine yani türlerin kendi devamlılığını sağlama sürecine baktığımızda işin kilit noktasının gene erkek olduğunu görmekteyiz. Çünkü üreme için kadının hazır olması gerekmez fakat erkeğin hazır olması şarttır.

    “Kadınlarınız sizin ekinliğinizdir. Ekinliğinize dilediğiniz biçimde varın.” (Bakara 223)
    (Ilerde evlendiginde veya eger su anda evliysen, kocana bu tip bir hak verilmesi, senin tanri tarafindan tarla olarak nitelendirilmen seni uzmuyor mu?)

    Burada kadın istemese bile bunu yapın diye birşey yok! İslam eziyeti emretmiyor! Ve sana tavsiyem Yaşar Nuri Öztürk’ün tefsirlerini oku 🙂

    İnancını sordum çünkü senin mükemmel olduğunu düşündüğün inancın ne merak ettim.
    Ve zaten Allah’ı bu denli reddeden insanları da anlayabilmiş değilim.Eğer siz haklıysanız öldükten sonra bile bunun farkına varmayacaksınız ki! Biz en azından öldükten sonra haklı olduğumuzu görüp sonsuz bir mutluluğa er ya da geç ulaşacağımızı düşünüyoruz. Çünkü Kuran’da inanan herkesin er ya da geç cennete gireceği yazılı. Peki sizin amacınız ne? Siz ne için düşüncenizi kanıtlamaya çalışıyorsunuz? Kudretli bir yaratıcıdan korkup kötülüklerden sakınan insanların olduğu bir dünya mı daha iyidir, yoksa başı boş bırakıldığına inanan insanların olduğu bir dünya mı?

  12. Allah'ın kulu
    Ocak 4, 2010, 7:47 pm

    Sana ben cevap vereyim Sayın Janos:
    Haksız yere adam öldürme konusunda daha öncesi bir tarafa,sırf komunizm nedeniyle milyonlar öldü,milliyetçilik akımları dolaysıyla milyonlar öldü,aileler sıradan sebeplerden dolayı birbirlerini acımasızca öldürüyor,doğuda faili mechuller nedeniyle 17.000 kişi öldürüldü.Şu an adam öldürme nedeniyle binlerce kişi hapiste çoğu da cezasını yeterince çekmediklerinden serbest.Hala dünyanın birçok yerinde en boş sebepler nedeniyle bir çok insan haksızca öldürülmekte.Gördüğün gibi insanlar hiç de öyle başında halkası olan kanatlı meleklere benzemiyor.

    Nisa-34:(Bismillahirrahmanirrahim)Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar.Çünkü Allah insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün.Eğer itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın.Şüphesiz Allah çok yücedir, çok büyüktür.

    Ayeti kısıtlı sunduğun için,anlamını kendi anlatmak istediğin yörüngeye çekmen etik değil(ki zaten sadece mealle çok sınırlı bir anlama boyutu olur kişide.Kur’an’ın her cümlesi ardına indiği olay,şartlar ve anlatılmak istenen farklı(araştırmacılar tarafından anlaşılan boyutlarla) anlamlarıyla değerlendirilerek ancak belli bir öngörü oluşturulduğu vakit gerçek manaya yaklaşacağımız,anlatılmak istenen doğrultuya varacağımız bir yöntem oluşturulabilir.Allah’ın ne anlatmak istediği ancak bu bağlamda değerlendirilebilir.)

    Al-i İmran 14:Şimdi burada mesele nefsin hoşuna gidecek şeylerdir.Takdir edersin ki o zaman için bi porche arabadan,kawasaki bir motordan veya yattan,gemiden,sinemadan bahsedilmezdi.Ortak olan ve insanın en arzu ettiği şeylerden biri olan cinsel istek en başta belirtilmiş,ondan sonra mal sevdası,yeme arzusu tasvir edilmiş.Burda kadının aynı cümlede kullanılması değer babında diğer bahsedilenlerle aynı kefeye konacağı anlamı taşımıyor.

    Nisa 3:(Bismillahirrahmanirrahim)Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikahlayın.Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur.

    Buradaki bir emir değil izindir.2.,3. eş evlenmek zorunda da değildir.O zamanlar ekinler,hayvancılık gibi ağır işler mevcuttu.Bu işlerde çalışmak insan gücü gerektirir ve zaten yoksulluk hesaba katıldığı vakit mal varlığı olmayan insanın kabul edeceği şartların mevcudiyeti görülür.Şartlar böyleydi.Erkekler çoğunlukla savaşlarda kaybedildiğinden kadın nüfusu boşta kalıp ne kendini koruyabiliyor ne de geçimini sağlayabiliyordu.Durum böyle olunca da kişiler birden fazla eşle şartlar gereği evlenmek durumunda kalıyordu.Buna karşın dinimiz adaletin yerine getirilemeyebilineceğini hesap edip bunun adalet temin edilezse yapılmamasının daha doğru olacağını öngörmüştür.Cariye dediğimiz kişiler de cinsel açıdan helal değildir.Haa,cariye anlayışı cinsel istismara tarihin farklı dönemlerinde maruz kalmış olabilir bu tamamen haramdır,zinadır bir suçtur.Günümüzde islam anlayışı dışında kadına biçilen rol düşünüldüğü vakit islamın kadına verdiği değer onu bir cinsel(hem de toplumsal düzeyde-reklamla,gazeteyle,cinsel filmlerle-) unsur olmanın çook ötesine çıkarmıştır.Bu anlayışın dışında kalan bölgelerde toplum düzeni tamamen çökmüş(en gelişmiş diye nitellendirdiğimiz),ergenlik mahvedilmiş,tecavüzler,cinsel yolla bulaşan hastalıklar artmıştır.

    Bakara 282-Burada kadın ve erkeğin farklı bitakım özellikleri olduğu yönünde bir anlam var.Kuvvet,dış ve iç anatomik yapı,hormonal denge,metabolik düzende olduğu gibi,elbette ki düşünme,karar verme,duygusal yapı açısından da kadın erkek farklı yaratılmıştır.Erkekler karar verme konusunda bir nebze üstünlük arzeder.Tabiki kadınların da farklı konularda erkeklere oranla üstün yönleri vardır.İkisi birbirini bütünleyicidir.Burada en önemli nokta adaletin temini için tedbiri üstdüzeyde tutmaktır.Kadın daha duygusal bir yapıya sahip olduğundan böyle resmi bir işte hemcinsiyle takviyesi uygun görülmüş.Bunu salt zekaya vurup farklı bir anlam çıkarmaya çalışmanın sizin görüşerinizi çok güzel destekleyeceğinden şüphem yok.

    Nisa 11:(Bismillahirrahmanirrahim)Allah size, çocuklarınız (ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır.Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa anasının hissesi altıda birdir. (Bu paylaştırma, ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. Bunlar, Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Miras konusunda şöyle bir durum söz konusu.Erkek ailenin geçimini sağlamakla görevlidir.Bu anlamda kadın evleneceği erkeğin de zaten aynı şartlarda olacağını düşünürsen(mirasın çoğunu evleneceği erkek te alacak kendi ailesinden) bu durumda herhangibir problemin söz konusu olmadığını görürsün.

    Bakın Bakara 187’de şöyle bir durum var.Erkekler Peygamberimize soruyor,eşleriyle cinsi münasebete girenler hata yapmış olduklarından dolayı pişmanlık duyuyorlardı.Buna cevaben erkeklerle muhatabiyet içinde olan peygamberimiz onlara eşlerinize yaklaşmanız bu dönemde de size helal kılındı diyecektir.Diyorum ya artniyetle meali okumuşsunuz olayı bilmeden,aynı zamanda önem arzeden kısımları da kırpmak kaydıyla kendi öngörmek istediğiniz şekle sokmaya çalışıyorsunuz.

    Bakara 223- Burada öyle bir anlatım sanatı var ki bu ayet tek başına Allah’ın varlığını ve Kur’anı’ın O’nun kitabı olduğunu anlamamız açısından çok büyük önem arzetmektedir.Şöyle ki,burada bahsedilmesi ayıp olan bir ifade,bir benzetme yardımıyla,bir tasvir ile anlamaya müsait bir biçimde ifade edilmiştir.Tarladan kasıtla,kadını senin vermek istediğin ifadedeki gibi horgörme anlamı amaçlanmamıştır.Kadına arkadan yaklaşılmasının önüne geçilmek istenmiştir ki,kadına değer verme noktasında çok önem arzetmektedir bu ayet.Arkadan yaklaşma noktasında da bir çok hastalığın da önüne geçilmiştir aynı zamanda.Kadının doğurganlık vasfı ancak ayetteki münasebet şekliyle icra edilebilir.Buradaki tarla ifadesi ile artık sizin mantık düzeyinizi ve algılama kapasitenizi başbaşa bırakıyorum.

    Son olarak birkaç kelam ekleyeyim.Sizler eleştirilerinizi ortaya koyarken bizi alıkoymak istediğiniz yola bir alternatifiniz yoktur.Dünyadaki en ilkel dinlerde dahi sayıca ateistlere oranla büyük bir üstünlük göze çarpar.Demek ki inanılan dinin mantık düzeyi en asgari sınırda olduğu vakit dahi kişiyi bir boşluktan kurtarıyor,bu düzenin bir sanatkarı olması gerektiği anlayışı farklı çevrelerce inanılış boyutu farketse de değişmemiş oluyor.
    Agnostik’e verdiğim cevapları da okuyun.Amacım tamamen sizi ve sizin gibi düşünenleri ebedi bir felaketin eşiğinden kurtarmaktır.Lütfen tek yönlü düşündüğümüzü sanmayın.Mantık bizi aslında islama en fazla bağlayan noktadır.Bizden nasıl ki tek yönlü düşünmemizi istemiyorsanız ben de aynı şeyi sizden istiyorum.
    Allah’ın varlığının mantık düzeyinde kabulünden sonra(bunu Agnostik’e yazdım okuyun),O’nun isteklerini elbette ki bize nekadar faydalı olsalar da tam manasıyla anlamamız zaten mümkün değildir.Olağanüstü,herşeye bilgisi kadir olan bir Zat’tan bahsediyoruz.Bunu bir doktora gidip aldığınız reçeteleri yorumlamanın mantıksızlığı gibi düşünün.Zaten elde ettiklerimiz bilgiler bize O’nun isteklerinin bilim ışığında faydalarını zaman geçtikçe göstermektedir.(Örneğin:Müslüman ülkelerde cinsel yolla bulaşan hastalıkların azlığını düşünün,domuzun zaraları,içki içmenin zaraları,evrenin genişlemekte olduğunu bildiren ayetler mevcuttur.Daha bunun gibi birçoğu…)Anlamadığınız yerleri kendiniz yorumlamaktan daha ziyade bilenlere bir sorun(Hocanıza kafanıza yatmayan bir problemi nasıl soruyorsanız.).
    Dünyada hak hukuk kavramını bir düşünün.Tüm dünyada halen dahi bu konu,bir yara gibi insanları perişan etmektedir.Ve islamı iyi araştırdığınız vakit bu konuda günümüz dünyasına münhasır problemlere ilişkin çözümler o dönemde sunulmuştur.
    Çoğu zaman dikkat ettiğim bir şeydir.Kader bahsi hep bir silah gibi ateistler tarafından kullanılmaya çalışılmış.Agnostik’e verdiğim cevaplarda mevcuttur açıklaması.
    Olağanüstü kıssaları eleştirmişsiniz.Biz gücü herşeye yeten bir Allah’a olan inançtan bahsederken gidip kıssalardaki olağanüstü meseleleri olamaz diye anlatmanız Allah’ın varlığının kabul edildiğinde gayet anlamsız kalmakta.Biz bunların daha imkansız gibi görülenlerini mantık dahilinde Allah’ın kabulüyle inanç dağarcığımıza eklemişken bahsettiğiniz şeylerdeki olağanüstülük çok küçük kalmakta inanılması boyutu açısından.
    Kendi yaklaşımınız açısından dahi ebedi risk altındasınız.Yani diyelim ki söyledikleriniz doğru:eeeeeeee?Ne olacak şimdi,esas doğru ne,ne yapmamız lazım,ölünce başımıza ne gelecek.Bize bunu da bi zahmet açıklayın.Elimizdekinden edip boşlukta koymayın.Haşa Allah olmasa dahi ben bu düzeni insani yaklaşımı,adalet,yapılması gerektiğini gördüğü şeylerle,öngördüğü toplum yapısıyla dahi zaten gene kabul ederim.Dünyada varmı böyle düzen,sevgi ve adalet?
    Sözü çok uzattığımı biliyorum zaten artık daha fazla da yazmayacağım.Demem o ki bu iş ebedi sonuçları olan insanın dünyada ki var olan en hassas meselesidir.Dikkat etmek lazım.Hesap etmek lazım.

  13. Allah'ın kulu
    Ocak 4, 2010, 7:50 pm

    Not yukarda yazmış olduğum en son yazdığın cevaba benim cevabımdır Janos karışmasın.

  14. Ocak 4, 2010, 8:07 pm

    Sevgili Cansu,

    Ayeti yorumlamadim, sadece kopyalayip yapistirdim. Ayeti ben cevirmedim de, Diyanet’in cevirisini aldim. Madem Kurana ve Arapcaya boylesine hakimsin, Diyanet’e bir dilekce gonderip bu ayeti hatali cevirdiklerini bildirmelisin.

    Oncelikle senin icin uzuldugumu belirtmeliyim. Arap kulturunun Islam isimli bir dine donusmesi ve senin de kendi secimin disinda bu dine mensup olman dolayisiyla, kadinin yarim akilli oldugunu kabullenmis ve maalesef halinden de memnun gorunuyorsun. Benim Musluman kadinlar icin en cok uzuldugum nokta budur. Kendilerine din yontemiyle dayatilan “eziklik/eksiklik”i kabullenmis olmalari. Burada sana cevap yazmamin nedeni aslinda senin fikirlerini degistirmek degil, yukaridaki ifadelerinde celiski ve yanlisliklari diger okuyanlara gosterebilmektir.

    ““KÖTÜ NİYETLERİNDEN KORKTUĞUNUZ KADINLARA” Bende bu ibareye özellikle “korktuğunuz” kısmına dikkatini çekmek istiyorum.” demissin. Dikkatimi cektin. Her ne kadar Diyanet cevirisinde senin soyledigin “korktugunuz” kelimesi yoksa da, oldugunu varsayalim. Bu “korku duyulan” kadinin, kuranin hitap ettigi erkegin karisi oldugunun farkinda misin? ‘Karindan korkuyosan dov’ diyo kutsal kitabin. Ve sen de bunu bana savunuyorsun oyle mi? Peki, umarim senin esin senden bir gun korkmaz. Yoksa basina geleceklerden Tanri, esin veya kutsal kitap sorumlu degil. Haketmissindir…

    Din ve suc orani kiyaslamasini bence arastirmadan yaptin. Sana hemen bir ornek vereyim. Avrupa’nin en dindar ulkesi hangisidir? Cevap: Turkiye. En inancsiz ulkeleri peki? Cek Cumhuriyeti, Isvec, Danimarka, Norvec. Peki, bu ulkelerdeki suc oranlarina bakalim bir de:
    Verecegim bilgiler 2006 yilinda, her 100.000 kiside kac kasitli cinayet oldugunu gosteriyor. Parantez icerisindeyse halkin Tanriya inanma oranlari veriliyor: (Wiki’den topladim bu bilgileri)

    Turkiye: 6.23 (95%)
    Cek Cumhuriyeti: 1.23 (19%)
    Isvec: 1.47 (23%)
    Danimarka: 0.98 (31%)
    Norvec: 0.71 (32%)

    Bilmiyorum daha fazla birsey soylememe gerek var mi?

    “Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi.” (Al-i Imran Suresi, 14. ayet)
    Demissin ki: “Burda kadınlarla birlikte oğullardan da bahsediliyor.Sadece “kadın” kısmına odaklanmışsın sanırım.” Senin anlamak istemedigin sey ne biliyor musun sevgili Cansu. Kutsal kitabin sana hitab etmiyor. Hicbir yerde sadece sana hitab edilmis bir ayet yok. Sana bir emir gelecekse de gokten, “kadinlariniza soyleyin…” diye basliyor o emir. Yani yine sen kaale alinmiyorsun. Aslinda sen bu sitede kaale alindigin kadar bile kaale alinmiyorsun inandigin dininde. Ama bunu anlamamak icin direniyor, sana yuklenmis eksik akil ve eziklikle mutlu oluyorsun. Kuran sadece ve sadece erkege hitab ediyor. Sen erkek icin salma at gibi, davar gibi, ekin gibi veya hadi cok istedin soyleyelim, oglan cocuk gibi bir odul, bir maddesin.

    “Eğer, yetim kızlar hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, size helâl olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikahlayın. Eğer adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz cariyeler ile yetinin.” ayetine de yine sana ezberletildigi uzere “sahip cikmak” olarak algilamissin. Bir erkek, bir kadina nasil sahip cikar bana aciklar misin? Senin kocan, bir baska kadina sahip ciksa memnun olur musun bu durumdan, seninle evliyken? Burada kastedilen, tamamen sehvet uzerinedir. Bahsi gecen adalet de kadinlara (cinsel olarak) esit yaklasilmasindaki kasittir. O yuzden peygamber, onlarca kadinina sirasiyla gitmistir. Her karisinin bir yatak sirasi vardir. Bunlari inkar ederek, kafani kuma gomup “lalalalala, duymuyorum ki” diyerek nereye kadar kacabilirsin? “Sahip oldugunuz cariyeler ile yetinin” kac tane anlama gelebilir? “Azginliginizi elinizdeki kole kadinlarla dizginleyin” demek oldugunu gorememenin sebebi nedir?
    Evet peygamber efendin kendinden yasli (ve kendinden oldukca zengin) birisiyle evlenmistir. Ama kendinden 44 yas kucuk kiz cocuklari dahil olmak uzere onlarca baska kadinla da evlenmistir. Hayir, senin dedigin gibi sahip cikmak(!) icin evlenmemistir. Eger oyle olsaydi, yatak sirasi icin kuranda ayetler olmazdi oyle degil mi? (oku ve kendi gozlerinle gor bahsettigim ayetleri: https://meraklininguncesi.com/2009/04/14/peygamber-kadinlari-ve-kuran/ )

    “…(Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun…”
    Bu ayet resmen seni asagiliyor, zekanin yetersizligini, guvenilmez bir insan oldugunu vurguluyor ve sen diyorsun ki: “Kadın duygusal bi varlık olduğu için kolay etkilenir, çabuk kanar, gerçekçi düşünemeyebilir.”
    Iki kadin olunca duygusallik bitecek mi? Ne diyeyim bilmiyorum sana, Allah az duygusallik versin sana…

    Mirastan sana erkek kardesinin yarisi hak dusmesini de senin korunduguna baglamissin. Yine saskinlik icerisindeyim.

    Oruc gecesinde erkeklere kadinlariniza yanasabilirsiniz emrini de uremeye yormussun ve beni soka sokan su cumleyi kurmussun: “Çünkü üreme için kadının hazır olması gerekmez fakat erkeğin hazır olması şarttır.” Bildigim kadariyla yumurtayi ureten kadindir, ve uremeyle bir bag kuracaksan eger, erkek o yumurtayi yilin 365 gununde de dolleyebilir. Hazir olmasi gereken o yumurta, yani dolayisiyla kadindir. 🙂 (Burda artik kahkaha attim uzgunum, bunun egitimini ben verecek degilim kimseye)

    Kadinlar sizin tarlanizdir ayetine cevabin da “yasar nuri oku” olmus. Yorum yapamayacagim uzgunum.

    Nasil bir dunya daha iyidir demissin ya… John Lennon’la cevap veriyorum sana:

    Imagine there’s no Heaven
    It’s easy if you try
    No hell below us
    Above us only sky
    Imagine all the people
    Living for today

    Imagine there’s no countries
    It isn’t hard to do
    Nothing to kill or die for
    And no religion too
    Imagine all the people
    Living life in peace

    You may say that I’m a dreamer
    But I’m not the only one
    I hope someday you’ll join us
    And the world will be as one

    Imagine no possessions
    I wonder if you can
    No need for greed or hunger
    A brotherhood of man
    Imagine all the people
    Sharing all the world

  15. cansu
    Ocak 5, 2010, 4:59 am

    Siz insanları körü körüne müslümancılıkla suçluyorsunuz ama Kuran’ın sadece üstüyle ilgilenip, anlamlarını es geçmekle anlatılanları mantık çerçevesinden uzaklaştıran sizlersiniz sevgili Janos. Ben size kadınların yarım akıllı olmadığını kanıtlarken siz “yarım akıllı olmaktan memnunsunuz” diyorsunuz. Söyler misiniz dünyadaki bir sürü müslüman insan sizin gördüklerinizi görmüyor mu? Hayır görüyoruz ama sizin gibi “dur bakalım neresini çarpıtıp insanlığa karşı bir hale getirebiliriz” diye “mantık lobunu bloke etmiş bir insan gibi” davranmıyoruz. Üzgünüm ama Kuran’ın özünü tam olarak kavrayamadığınız için yazdıklarınızda hiçbir mantık göremiyorum ben. Kuran’ın tamamını okumuş değilim ama genel olarak islam dininin hoşgörüye dayandığını biliyorum. İnsana, bütün canlılara eziyet etmeyi yasaklayan bir din nasıl olur da kadına (Allah’ın kendi ruhundan üflediğini söylediği insan ırkının bir ferdine) yarım akıllı demek istediğini veya dediğini düşünebiliyorsunuz?
    Acaba hangimiz daha büyük bir yanlış içindeyiz? Acaba hangimiz beynimizin mantık lobunu bloke etmişiz?Ha derseniz ki tatmin olmadım biraz daha mantıklı bir sebep söyle diye, şuraya bir bakın;

    buyuk matematikci ve fizikci blaise pascal’in tanriya inanmanin rasyonel oldugunu kanitlamaya yonelik olasiliksal savi;

    pascal tanrinin varligina olasiliksal yaklasiyor. diyelim ki tanri 0.000001 ihtimalle var olsun ve 0.999999 ihtimalle tanri olmasin. tanri varsa inananlar icin kazanc (utility) sonsuzdur (cennet), inanmayanlar icin ise negatif sonsuzdur (cehennem). tanri yoksa inananlar ibadet etmekten sonlu bir kazanc kaybeder (-20 diyelim), inanmayanlar da sonlu bir kazanc kazanir (+20 diyelim).

    simdi, tanriya inanmayanin beklenen kazanci: +20*0.999999 + (eksi sonsuz)*0.000001 = (eksi sonsuz)
    tanriya inananin beklenen kazanci: -20*0.999999 + sonsuz*0.000001 = sonsuz

    yani tanrinin olmasina cok kucuk de olsa da sonlu bir ihtimal verirseniz, tanriya inanmak matematiksel olarak mantikli (rasyonel) bir sey! cunku beklenen kazancinizi maksimize eden karar bu. o halde ateist olmak gerekten zor bir karar cunku bu hesaptan ateistlik kararini almak icin tanrinin olmasina 0 (yaziyla sifir) ihtimal vermek gerekir.

    Ve bu da buraya yazdığım son metin. İslam hakkında daha fazla bilgisi olup, inanmayı körü körüne reddetmek yerine en azından objektif olanlarla her zaman tartışabilirim bu konuyu ama sizin onlardan olduğunuzu düşünmüyorum.

  16. cansu
    Ocak 5, 2010, 5:00 am

    Ha bu arada şunu yazmayı unutmuşum;

    “if god does not exist, one will lose nothing by believing in him, while if he does exist, one will lose everything by not believing.”
    blaise pascal

  17. Ahmet_
    Ocak 5, 2010, 9:59 am

    Eğer bir toplum, Allah’a iman eden insanlardan oluşuyorsa; adil, huzurlu, mutlu ve akıllı bir toplum olur. Kuşkusuz bunun tersi de geçerlidir. Eğer bir toplum Allah’tan bihaberse, o toplumun düzeni de temelden bozuk, çürük ve ilkeldir.

    Allah’tan yüz çevirmiş olan toplumlar incelendiğinde bu kolaylıkla görülür. Dinsiz düşüncenin doğurduğu en önemli sonuçlardan biri, herşeyden önce ahlak kavramının yok edilmesi ve tamamen dejenere olmuş toplumların meydana gelmesidir. Dini ve ahlaki sınırları çiğneyen ve yalnızca insan isteklerinin tatminine dayanan bu kültür, aslında gerçek anlamda bir zulüm sistemidir. Böyle bir sistemde cinsel sapkınlıktan uyuşturucuya kadar her türlü dejenerasyon teşvik görür. İnsan sevgisinden uzak, egoist, cahil, düşünemeyen ve aklını kullanamayan toplumlar oluşur.

    Yalnızca kendi isteklerini tatmin etmek için yaşayan insanlardan oluşan bir toplumda huzur, sevgi ve barışın oluşması elbette mümkün değildir. İnsan ilişkileri çıkara dayalıdır. Müthiş bir güvensizlik ortamı mevcuttur. İnsanın samimi, dürüst, güvenilir, güzel ahlaklı olması için hiçbir sebep olmadığı gibi, sahtekarlık yapmaması, yalan söylememesi, arkadan vurmaması için de bir engel yoktur. Çünkü bu toplumların insanları, Allah’ı “arkalarında unutuluvermiş birşey” (11/Hûd, 92) olarak kabul etmişlerdir, dolayısıyla da Allah korkusunu bilmeyen kişilerdir. Üstelik bu kişiler Allah’ın gücünü takdir edemedikleri için kıyametten ve hesap gününden de habersizdirler. Cehennem ise onlar için sadece din kitaplarında anlatılan bir kavram olmaktan öteye geçmez. Hiçbiri ölümden sonra Allah’ın huzuruna çıkıp dünya hayatında işledikleri her suçun hesabını vereceklerini ve bunun sonucu olarak da ebedi bir cehennem hayatı yaşayabileceklerini düşünmezler. Veya düşünseler bile, “Bu onların ateş bize sayılı günler dışında kesinlikle dokunmayacak demelerindendir. Onların bu iftiraları, dinleri konusunda kendilerini yanılgıya düşürmüştür.” (A-li İmran Suresi, 24) ayetiyle bildirildiği gibi “günahlarının cezasını çekip” cennete gireceklerini zannederler. Tüm bunların bir sonucu olarak da dünyadaki yaşamlarını mümkün olduğunca istek ve tutkularını tatmin etmeye çalışarak geçirirler.

    Hal böyle olunca da, doğal olarak bugün pek çok toplumda yaşanan ahlaki dejenerasyon ve manevi çöküntü ortaya çıkar. Kendi mantıklarına göre şöyle düşünürler; “Madem dünyaya bir kere geldim, 50-60 yıl yaşayıp ölüp gideceğim, o halde hayatın tadını çıkarayım.” Bu çürük mantık temeli üzerine kurulan düşünce sisteminde ise her türlü adaletsizlik, fuhuş, hırsızlık, cinayet, ahlaksızlık ortaya çıkabilir. Her türlü suç işlenebilir, adam öldürülebilir, dolandırıcılık yapılabilir. Zira her birey kendi istek ve tutkularını tatmin etmekten başka birşey düşünmeyecektir. Her kim olursa olsun -ailesi, arkadaşları da dahil- onun için ikinci derecede önem taşır. Toplumun diğer fertlerinin ise hiçbir önemi yoktur.

  18. Agnostik
    Ocak 6, 2010, 11:00 am

    Tanrı’ya inanmakla müslüman olmak ayrı şeylerdir. Ben tanrı %100 yoktur diyemediğim için Ateist deiğilim. Ama müslümanlığın %100 yanlış olduğundan emin olduğum için Agnostiğim.

    Tanrı büyük olasılıkla yok, ama eğer varsa bana inanmayanları cezalandırayım, inanları ödüllendireyim, kendime kullar yaratayım gibi bir derdi olmayacağından eminim. Yaratıklar yaratsa bile onları kendine inandırtmaya çalışacağını sanmıyorum.

    Emin ol ki Janos gayet objektif fakat sen değilsin.
    Eğer dinsiz bir ailenin evladı olsaydın, şu anda reddettiğin 5999 tanrıya bir tane daha eklenirdi ve sayısı 6000 olurdu. İslam, gördüğün en saçma dinlerden biri olurdu. Fakat dindar bir ailenin evladı olduğun için beynine döngüsel mantık yerleşmiş bir kere, objektif olmadığın halde objektif olduğunu zannediyorsun.

  19. Agnostik
    Ocak 6, 2010, 11:10 am

    Ben müslümanken şunu düşünürdüm: “Ulan bu dinsizler salakmıdır nedir normal insan gibi yaşıyorlar, ben dinsiz olsam adam öldürür hırsızlık yapar, uyuşturucu falan satarım.” diye düşünüyordum. Ama dinsiz olduktan sonra hiç bir şey değişmedi. Hatta iyiliği allah korkusundan değil de erdemli olduğum için yaptığımdan gurur duyuyorum ve kendimi daha mutlu hissediyorum.
    Ayrıca gelişmiş dini toplumlar dine bağlı olduklarından değil dine rağmen gelişmişlerdir.
    Dinsiz olup da gelişmiş olan toplumlara Fransa, Çin, Kore güzel bir örnek bence.

    Bilmiyorum farkındamısın ama dinler olmasaydı tarih boyunca bir sürü savaş-katliam olmamış olacaktı. Yani dünya şu anki halinden belkide 100 yıl önde olacaktı.

  20. Agnostik
    Ocak 6, 2010, 11:52 am

    1) Kader konusunda hiç bir şey açıklayamadın. Zaten açıklanması imkansız da. Birisi doğru olduğunu savunup açıklamaya kalkıyorsa onun kafası karışmış ve bir şeyler saçmalıyor demektir. Ayrıca lütfen burada anlatmaya da çalışma çünkü yüzyüze olmayınca seni sahiden ikna edemem.

    2) İnsanlar dinden çıkınca boşlukta falan kalmaz. Ben herhangi bir manevi boşlukta felan değilim.

    3) Ben sana ne yapacağını söyleyeyim, insan gibi yaşayacaksın, öldükten sonra da yok olacaksın. Doğmadan önce neysen öldükten sonra da o olacaksın.

    4) Bir dine inanların sayısının fazla olması o dinin gerçek olduğunu değil yayılmacı politikasının olduğunu gösterir. Madem dinin doğruluğunu inanan insanlarla ölçeceğiz o zaman yazacaklarımı iyi oku. Belirli biyerden alıntı yapmayacağım, adını hatırlayamadığım çeşitli kaynaklarda gördüğüm araştırmaların sonucunu yazacağım:
    Amerikada;
    Yüksek derecede bilim adamları %93
    Bütün bilim adamları %54
    Halk %16
    Hapisane mahkumları %2
    oranında dinsiz. Bu sana bir şey ifade ediyor mu acaba.

    5) Yazının sonunda da korkundan dolayı müslüman olduğunu biraz dışa vurabilmişsin. Eğer o korkuyu yenip uyanık kafayla düşünürsen o zaman anlıyorsun zaten neyin ne olduğunu. Boşuna demiyorlar “Din afyondur.” diye.

  21. Agnostik
    Ocak 6, 2010, 11:58 am

    Hırsızlık yapanın elinin kesilmesi, zina yapana 100 sopa vurulması yada recm edilmesi, erkeklerin kadından üstün olması, allaha inanmayanların idam edilmesi, 4 eşlilik, bugün herkesin kredi kartıyla kullandığı faizin haram olması, 9 yaşındaki çocukla evlenmek, islamı yayıyorum diye heryeri işgal etmek, sana göre adaletse eğer bir psikoloğa görün derim.

  22. Agnostik
    Ocak 6, 2010, 12:14 pm

    Ben zaten her kadın ahlaksız olsun zina etsin demiyorum ki. İslamiyette kadınlar mal gibi kullanılıyor, aynı şekilde ahlak seviyesinin düşük olduğu yerlerde de kadın mal gibi kullanılıyor. Sana soracağım soru şudur, kadınlar örtünüp saklanacağına normal insan gibi yaşasalar, erkeklerle normal bir şekilde sohbet etseler arkadaş olsalar, çalışıp para kazansalar ve insanlığa fayda sağlasalar kötü mü olur.He bir erkek ve kadın birbirlerini çok severlerse evlenirler en fazla, dinsizler diye ortalık fuhuş yuvası mı olacak.

    Doktor ve reçete ile örnek vermişsin. Eğer doktordan reçeteyi açıklamasını istediğimde bana hiç cevap vermezse, sonra ordan biyerden bir hastabakıcı gelip
    reçeteyi mantıksız bir şekilde açıklamaya başlarsa ben o reçeteyi uygulamam.

    Başka bir paragrafta ise o zaman şartlar böyleydi bu yüzden bu ayet inmiştir diyorsun. E nerde kaldı kuranın tüm zamana hitab etmesi? Madem tüm zamana hitab ediyor, o dönemde anlaşılamayan ama günümüzde anlaşılan ayetler olsaydı. Mesela 1900 yılından sonra 1’den fazla eş almayın yazsaydı?

    Kusura bakma yazının hepsini bir anda okuyamadım. O yüzden 3 ayrı yorum yazdım.

  23. Ahmet_
    Ocak 6, 2010, 5:22 pm

    Eğer sizin isteklerinizle bizimkiler örtüşüyorsa en azından eninde sonunda iki tarafta iyilik yapıyorsa sorun ne peki? Ben kesinlikle dinsiz bir insan kötüdür her türlü kötülüğü yapar pisliğin tekidir demiyorum içinde tabi ki inanmasa da inanan bir insan gibi davrananlar var. Ama dinsizlerde bunu görmüyorum. İnananlar size göre aptal, cahil insanlar. Ve siz dine tam anlamıyla yaşanmadığı için karşısınız aslında. İnsanları gerileten şey din değildir. Olsa olsa onun uygulanış biçimi olabilir. Toplumlar din sayesinde değil dine rağmen gelişir diyorsunu oysa din insanlara çalışmayı, ilerlemeyi önerir. Günümüzde çoğu insan islam hakkında fazla birşey bilmiyor ama müslümanım diyor. Sonra başka bir kesim bu islam hakkında hiçbir şey bilmeyip müslümanım diyen insanlara bakarak islamı yorumluyor. Başta şu şifa bulmak için türbelere gidenler. İslamda türbelerden yatırlardan yardım dilemek şirktir. Ama belki de böyle bir ayetten haberi dahi olmayan müslümanlar var. Ve çoğu ateist bunları göstererek bu mu sizin dininiz inancınız diyor. İslam’a düşmansanız önce düşmanınızı tanıyın en azından baştan sona bir okuyun eğer ille de dinle ilgili birşeylere düşman olacaksanız dine değil dini yanlış uygulayıp başkalarına malzeme veren insanlara düşman olun ki bir işe yarasın. En azından onları bilgilendirmeye çalışırsınız.

    Sorarım herkes ateist olsa herkes sizin gibi mi olacak yoksa bunu çok kötü şeyler için sizin de itiraf ettiğiniz gibi insan öldürmek, hırsızlık yapmak, uyuşturucu satmak için de kullananlar olacak mı? Ama bunu baştan beri hiç din olmadığını düşünerek cevaplayın. İnsanoğlu bu kadar hızlı bir gelişim gösterir miydi?

    Ve bu sorum size değil siz az da olsa Allah’ın varlığına bir ihtimal veriyorsunuz sorum inanmayanlara; kimileri inanmak için Allah’ı görmeyi bekliyor ve onların inancına göre de güneş patlaması oldu maddeler buluştu, dünya oluştu, inorganikler buluştu canlılar oluştu vs. Sen bunları da görmedin ki? Ama buna inanıyosun? Bunun için demiyosun ben görmediğim şeye inanmam diye… Diyeceksin ki bunlar ansiklopedilerde yazıyo kuranda yer alan birçok şey şu an ansiklopedilerde yer alıyor ki; kuran kaç yıllar önce yazılmış. Neler yer alıyomuş kuranda ansiklopedilere yazılacak kadar derseniz googleda kuranın bilimsel mucizeleri yazıp aratabilirsiniz… Buna da tesadüf demezsiniz umarım!

  24. Ahmet_
    Ocak 6, 2010, 5:34 pm

    Kader ile ilgili sorularınıza da bu bir cevap olur umarım;

    peygamber efendimiz ashabıyla yıkılmak üzere olan bir duvarın yanından geçecekken yolunu değiştirir, yarım daire dışa doğru atarak duvardan uzaklaşır. peygamberimizin her hareketinde bir hikmet olduğunun bilincinde olan ashap; “ya resulullah.. neden yolunu değiştirdin?” diye sorar. “duvar yıkılmak üzereydi” der peygamberimiz. “ama kader?” diye sorarlar. “ben allah’ın bana yaratmış olduğu kaderden yine allah’ın bana yaratmış olduğu başka kadere geçtim.” demiştir.

    netice itibarıyla; kader vardır ama insanda da irade vardır. her hareketinizde önünüzde milyarlarca seçenek olur. yine o seçeneklerden birine girdiğinizde yeni seçenekler çıkar. burada irade devreye girer. iradenle o yola saparsın ve iradenle o yoldan çıkarsın. sonuç itibarıyla o yola girip girmemek senin elindedir. ama hangi yola girersen gir sonuçta allah o yolun sonunu bilir.

    netice itibariyle; kader vardır ama insanda da irade vardır. her hareketinizde önünüzde milyarlarca seçenek olur. yine o seçeneklerden birine girdiğinizde yeni seçenekler çıkar. burada irade devreye girer. iradenle o yola saparsın ve iradenle o yoldan çıkarsın. sonuç itibariyle o yola girip girmemek senin elindedir. ama hangi yola girersen gir sonuçta allah o yolun sonunu bilir.

  25. Ahmet_
    Ocak 6, 2010, 5:42 pm

    Bu da bir alıntıdır;

    Tanri, sizin keyfiniz icin cahil kalamaz. Siz istiyorsunuz ki,
    Tanri sizin geleceginizi bilmesin. Ve ancak O’nun bu bilgi-
    sizligi sayesinde sizin de özgür iradeye sahip olabileceginizi
    düsünüyorsunuz!

    Bir ögretmenin, sinifindaki ögrencilerden kimin sinifta kala-
    cagini ve kimin sinifi gececegini bilmedigini farzedelim. Ne
    degisir ki? Dersine calisan ögrenci yine sinifini gececek,
    calismayan ise yine kalacaktir. Demek ögrencinin gelecegini
    belirleyen, ögretmenin ögrencinin gelecegini bilip bilmemesi
    degil, bilâkis ögrencinin iradesini hangi yönde kullanacagidir.

    Tanri karsisinda insan da bu durumdadir. Insan, iradesini
    hangi yönde kullanirsa, o sonucu alacaktir. Tanri da insanin
    hangi yönü sececegini ve hangi sonucu kazanacagini bilir,
    bu bilgiye göre de onun kaderini yazar. Yoksa Tanri ne
    yazmissa, insan onu yapmaz. Aksine, insan neyi yapacaksa,
    Tanri onu yazmistir, bilmistir.

    Eger insanin elinde tek bir secenek olsaydi, o zaman insanin
    irade özgürlügünden bahsedemezdik. Bu halde insan ya tüm-
    den iyilikci olurdu, ya da tümden kötülükcü olurdu. Tanri da
    insanlari tümden ya cennete koyardi, ya da cehenneme atardi.
    Simdiki halde ise durum farklidir. Isteyen Tanri’ya inanir cenneti
    kazanir, isteyen de O’nu inkâr edip cehennemlik olur. Sizin ko-
    lunuzu baglayan yoktur. Ikisinden birisini secmekte özgürsünüz.
    Tanri’nin sizin neyi sececeginizi bilmis olmasi, sizin iradenizi
    yok etmiyor. Siz $u anda kendi iradenizle inancsizligi sectiniz,
    Allah da sizin sectiginiz $eyi yaratmaktadir. Öte tarafta da
    sectiginizin sonucuna katlanmak zorundasiniz.

    Tanri’nin herseyi önceden bilmesinin bir hikmeti $udur: Önce-
    den hesabedilmedik seyler, sonradan kaos yaratmasin. Bir
    mimar bir gökdelen in$a ederken, herseyin herseyle olan
    irtibatini iyi bilmek ve hesaplamak zorundadir. Bu bilgi ve he-
    saplama da “plan” olarak ortaya cikar. Bu plan, o gökdelenin
    bir cesit “kaderi” durumundadir. Tanri da kac kisinin cennete
    ve kac kisinin cehenneme girecegini önceden bilir ve buna
    göre de yeterli bir cennet ve cehennem in$a eder ve etmistir
    ve edecektir. Bizim icin “olacak” olan, O’nun icin “olmus-bitmis”
    tir.

    Ve ayrica Tanri’nin, dünyaya ne kadar insan girip cikacagini
    önceden bilmesi gerekir ki, buna göre bir Dünya hazirlansin.
    Böyle bir önbilgi ve hesap olmasaydi, hersey kaosla sonucla-
    nirdi. Bu da Tanriliga zit bir durumdur. Cünkü herseyi bilmeyen
    ve herseye gücü yetmeyen, Tanri olamaz. I$te bizim “Allah”
    inancimiz budur: Herseyi bilmeyen Tanri’ya “Allah” demeyiz.
    Siz de mantiginizi “düzden” i$lettiginizde bu gercekleri
    göreceksiniz. Secenek sizin!

  26. Allah'ın kulu
    Ocak 6, 2010, 8:56 pm

    Öncelikle bu yoruma cevap vermesi gereken Janos olmalıydı.Ama sorun yok.

    Kader konusunda seni kaderinle başbaşa bırakıyorum.İnan inanma o artık sana kalmış ben elimden geleni yaptım.Cevaplamış olmama rağmen yorumumu değerlendirmeksizin bana hep aynı soruyu sordun ben aynı sorunu farklı açılardan bir çok kez yanıtladım.Bu da senin elindekiyle yetinmekte,inanmamakta ısrarının göstergesinden başka birşey değildir.

    İnsanın dünyadaki işlevini,yapması gerekenleri ve dünyadan sonrasını bilmemesini boşlukta olmamak olarak niteliyorsan sana yolunda başarılar diliyorum.Ahireti karambol olanın bi de dünyadaki gidişatının dolu dolu olmaması çok kötü olur,evet bencede dolu dolu yaşa hayatı artık ne diyeyim.

    Yapmış olduğun deney sonuçlarına göre mi artık,yoksa işkembemden mi karar verdiğini anlamadığım yok olacağımız konusunda ki fikirlerinde ben yokum.

    Amerikada verilerine dayanan dinle ilgili araştırmalarını şöyle değerlendirelim.Benim davam sadece islamdır,amerikada ki mevcut din zaten başlı başına bir problem.Ama senle daha araştırma yapmak gerekmeksizin Tr’deki duruma bi göz atalım.Daha yakın zamanda ergenekondan bir çok profesör ve rektör içeri girdi,halkın %90’ı yaklaşık olarak müslüman,ülkeyi altüst eden ordu namaz kılanları ve eşlerinin başı kapalı olanları fişliyor,ateizmle ilgili Turan Dursun kitaplarını Doğu Perinçek bastırıyor,dini gericilikle yorumlayanlar her haltı yiyor,bazıları da biz dinciyiz diyerek anamızı ağlatıyor.Yani inanılması gereken dinin mevcut olduğu ülkemizde durum böyle,geçerliliğini kaybetmiş olan bir dinin mevcut olduğu Amerika(Dünyayı perişan eden ve islam düşmanı) istatistikleri beni pek şaşırtmadı.

    Ben dünya kendiliğinden oluşmuş olsaydı dahi islamı seçeceğimi söylemiştim sana nedenini tekrar yazmayacağım.Kimin uyanık olduğuna da hemen hükmetmişsin.
    Korku insana bazen zarar,bazen fayda verir.İslami anancımda korkunun boyutu mantık çerçevesinin bir parçasıdır.Esas önemli olan mantıktır,zaten Allah’ın en başta rızasını,sonra cennetini istemeyip,azabından korkmamak mantıksızlıktır.Bahsettiğin uyanık kafa bence esas burda devreye girmeli.

    İslami hukuk sistemine eleştiri getirmişsin o zaman,istatistik bilimiyle o dönemdeki suç oranlarını bi araştır.Şu an müslüman ve 4 eşli kaç kişi gördün?Bu o zamana has bir durumdu sana açıklamıştım.Ama haftada bir sevgili değiştirenleri,gayri meşru çocukları,kısa zamanda çok sayıda boşananları da bana açıklarsan bi zahmet sevinirim.Bi de faizi gitmiş bana örnek olsun,cevap vermiş olayım diye yazmışsın buna kesinlikle cevap vermeyeceğim kendin araştır.

    En önemli silahınız olan Peygamberimizin 9 yaşındaki biriyle evlenmesi mevzusu:Efendimiz daha islamı bilmezken 25 yaşında,dul olan 40 yaşındaki Hz.Hatice’yle evlenmiştir.Tüm servetini de islam uğrunda harcamıştır.Hz.Hatice istemesine rağmen ancak onun vefatının 2-3 yıl sonrasında,53 yaşına bastıklarında 2. evliliğini yapmıştır.
    Hz. Aişe: Peygamberimizin dul olmayan tek eşidir. Peygamberimiz genç yaşta olan (17-18 yaşlarında şöyle ki:Hz. Aişe’nin ablası Esma hicrette 27 yaşındaydı.Hz. Aişe ablasından 10 yaş küçük olduğuna göre onun da hicrette tam 17 yaşında olması gerekir.Ayrıca Hz. Aişe peygamberimizden önce Cübeyr’le nişanlanmış, daha sonra dini nedenlerle ayrılmışlardı.Demek ki evlenecek çağda bir kızdı.)Hz Ebu Bekir’in kızıdır kendisi.Müslüman hanımların sormaya utandığı sorulara cevap vermesi için peygamberimiz Hz.Aişe ile evlenmiş ve onu öğretmen olarak yetiştirmiştir.Hz. Aişe peygamberimizden 2000 hadis rivayet etmiş, Müslüman kadın ve erkeklere öğretmenlik yapmış,hatta Müslüman orduların komutanlığını dahi üstlenmiştir.

    İşgal meselesine gelince, islamı yaymak bizim görevimizdir.Ancak içlerinde islamı kabul eden halka karşı çıkan,islama düşmanlık yapan,insanların özgür iradesiyle islamı kabul etmesini önleyen ülkelerle savaşılır.Ama islamı yayıyorum bahanesiyle de gidip tüm dünyayı işgal etmeye kalkışmak doğru değil.Psikoloğa görünmemi gerektirecek bi durum yok gördüğün gibi,ama ben sana diyorum ki aklındaki soruları git iyi bilen birine sor herşeyin cevabı var gördüğün gibi ama ben de bu işin esas uzmanı değilim.Benim cevaplarım da haliyle sınırlıdır.Size yardımcı olmak maksadıyla gene de bildiğim şeyleri yazıyorum.

    Hala islamın kadınları mal olarak kullandığını söylüyorsun,PES 2010.Yahu kardeşim Tr’de şimdi senin istediğin kadın erkek ilişkisi yokmu zaten.Git şu liselere bir bak,ne konuşuyorlar gençler bir dinle,haberleri bir izle ne kadar tecavüz haberi var,bisküviyle kadının ne alakası var bisküvi reklamında çıplak kadın izliyoruz.Kadın örtündüğü vakit eziyet çekiyor,işkence görüyor sanıyorsun peki cinsel bi meta olması sence işkence değil mi.Toplumda herkes senin gibi iyimser değil ki bu konuda dediğin gibi olsun.Kız arkadaşıyla telefonda konuştuktan sonra dahi duş alanlar var be kardeşim.Sen erkeklere erkekler gibi arkadaş osunlar diyorsun.

    Kardeşim reçetenin prospektusu var,sana da hasta bakıcı açılamıyor eczacı açıklıyor.Herkes görevini yapıyor sen de yap.

    BİZ GÖĞÜ ‘BÜYÜK BİR KUDRETLE’ BİNA ETTİK VE ŞÜPHESİZ BİZ, (ONU) GEİŞLETİCİYİZ.
    (ZARİYAT SURESİ, 47)

    O size yeşil ağaçtan ateş yaptı da siz ondan yakıyorsunuz.(Yasin Suresi)(Klorofil,fotosentez)

    Gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Geceyi gündüzün üstüne sarıp-örtüyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıp-örtüyor… (Zümer Suresi, 5)(burdaki örtmek arapça manasıyla yuvarlak objeler için geçerlidir.)

    Parmak izi
    Allah Kuran’da insanın yaratılışından söz ederken özellikle parmak uçlarına dikkat çekmiştir:
    İnsan, onun kemiklerini bizim kesin olarak biraraya getirmeyeceğimizi mi sanıyor?
    Evet; onun parmak uçlarını dahi derleyip-(yeniden) düzene koymaya güç yetirenleriz. (Kıyamet Suresi, 3-4)

    Ey insanlar, Allah’ın üzerinizdeki nimetini anın. Gökten ve yerden sizi rızıklandıran Allah’ın dışında bir başka Yaratıcı var mı? O’ndan başka İlah yoktur. Öyleyse nasıl olur da çevriliyorsunuz? (Fatır Suresi, 3)(Çevriliyorsunuz Dünyanın yörüngeleri)

    Kuran Bir Mucizedir.

    Herşeyin şartları bellidir.Şartlar dahilinde hareket edildiği vakit birşeyin ne zaman yapılmaya müsait olacağına da insan düşünüp karar verebilir..Bu dahi insanı kör bir inançtan kurtarıyor düşünmeye sevkediyor.

    Daha ne diyeyim…

  27. Ahmet_
    Ocak 7, 2010, 9:46 am

    Biraz vaktiniz ve sabrınız varsa şunları da okuyun derim;

    Kuran-ı Kerim matematiksel olarak bir düzene sahiptir;

    Melek 88 defa, Şeytan 88 defa
    Cennet 77 defa, cehennem 77 defa
    Dünya 115 defa, Ahiret 115 defa
    Bitki 26 defa, Ağaç 26 defa
    Yaz-sıcak 5 defa, kış-soğuk 5 defa
    Ceza 117 defa, Affetmek 117*2 defa
    Yedi Gök 7 defa, Göklerin yaratılışı 7 defa
    Zekat 32 defa, Bereket 32 defa
    Şarap 6 defa, sarhoşluk 6 defa
    Rahmet 79 defa, Hidayet 79 defa
    Fakirlik 13 defa, Zenginlik 13*2 defa
    ”De” kelimesi 332 defa, ”Dediler” kelimesi 332 defa TEKRARLANIR.

    Janos okuduğum bir yazısında (Kuran’daki inanılmaz hatalar’dı sanırım yazının ismi) o zamanlar bilgisayar yoktu Hz. Muhammed (kendisi tabi ki bu şekilde bahsetmemiş)yazdıklarını bir yere kaydetmemiş o yüzden böyle hatalar yapmış gibi bir cümle kurmuştu. Üsttekileri o cümlesine yönelik yazdım.

    Kamer Suresi’nin yani Türkçe Anlamıyla Ay Suresi’nin 1. ayetinde yer alan; ”Kıyamet saati yaklaştı, Ay yarıldı.” ayetinden sonra;
    Kur-an’ı Kerim’in sonuna kadar toplam 1389 ayet vardır. Hicri takvimde 1389 yılı, Miladi takvime göre 1969 yılına denk gelmektedir ki bu aya çıkış tarihidir. Bununla birlikte yukarıdaki ayette kullanılan “şakka (yarıldı)” kelimesi aynı zamanda “toprağın yarılması, kazılması” anlamlarında da kullanılmaktadır. Benzer şekilde Ay’a giden Apollo 11 uzay aracı da Ay toprağından birçok parça alarak dünyaya dönmüştür.

    Kuran’da 13 defa “Kara (berr, yabas)” ifadesi geçmektedir. “Deniz” kelimesi ise 32 defa geçmektedir. Yani deniz oranı 32/45, kara oranı ise 13/45 olarak verilmektedir. Yüzdelere çevirdiğimizde deniz oranı %71, kara oranı ise %29a denk gelmektedir. Modern bilimin bulgularına göre de denizler dünyanın &71ini, karalar ise %29unu kaplamaktadır.

    “Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır…” (Hadid suresi, 25)
    Bu ayette kullanılan indirme (inzal) kelimesi demirin dünya dışından geldiğini vurguluyor. Kuran’ın dediği gibi bugünkü astronomi bilimi de demir madenlerinin uzaydaki dev yıldızlardan geldiği sonucuna varmıştır.

    Kuran’da geçen bazı kavramlar, 21. yüzyılın bilimsel verileriyle araştırıldığında karşımıza bir Kuran mucizesi olarak çıkmaktadırlar. Bunlardan biri, Necm Suresi’nin 49. ayetinde geçen Sirius yıldızıdır:
    Doğrusu, ‘Şi’ra (yıldızı)nın’ Rabbi O’dur. (Necm Suresi, 49)
    Arapça karşılığı “Şi’ra” olan Sirius yıldızının, sadece “yıldız” anlamına gelen Necm Suresi’nin 49. ayetinde geçmesi son derece dikkat çekici bir durumdur. Çünkü bilim adamları geceleri gökyüzünün en parlak yıldızı olan, Sirius yıldızının hareketlerindeki düzensizliklerden yola çıkarak, onun bir çift yıldız olduğunu keşfettiler. Dolayısıyla Sirius, Sirius A ve Sirius B olarak ifade edilen iki yıldızdan oluşan bir takım yıldızdır. Bunlardan daha büyük olan Sirius A, Sirius B’den Dünya’ya daha yakındır ve özelliği çıplak gözle görülebilen en parlak yıldız olmasıdır. Sirius B yıldızının özelliği ise teleskopsuz görülememesidir.

    Sirius takımyıldızları, birbirlerine doğru yay şeklinde bir eksen çizerler ve her 49,9 yılda bir birbirlerine yaklaşarak gökyüzünde sarkarlar. Bu bilimsel veri, günümüzde Harvard, Ottawa ve Leicester Üniversiteleri’nin astronomi bölümlerinin fikir birliğiyle kabul ettikleri bilimsel bir gerçektir.54 Bazı kaynaklarda bu bilgiler şöyle aktarılır:
    En parlak yıldız Sirius gerçekte bir çift yıldızdır… Dolanım periyodu 49.9 yıldır.
    Bilindiği gibi, Sirius-A ve Sirius-B yıldızları birbirleri çevresinde her 49,9 yılda bir çift yay çizerek dolanırlar.
    Doğrusu, ‘Şi’ra (yıldızı)nın’ Rabbi O’dur. (Necm Suresi, 49)
    Nitekim (ikisi arasındaki uzaklık) iki yay kadar (oldu) veya daha yakınlaştı. (Necm Suresi, 9)

    Kur’an-ı Kerimde Nuh’un gemisinin oturduğu yer Hud suresinin 44.ayetinde geçmektedir.Bu çok ilgi çekici bir durumdur.Çünkü Tevrat’ta geminin oturduğu yer olarak gösterilen Ağrı dağı çevresi 44.boylam üzerindedir
    .Ve yine her yıl milyonlarca Müslüman’ın Hac ibadetini yerine getirmek için gittiği Mekke, 22.enlem üzerinedir.Kuran’da yer alan HAÇ suresi de tam 22.suredir.

    Tesadüf mü bunlar ve daha niceleri?

  28. Ocak 7, 2010, 11:03 am

    Hayir sevgili Ahmet, bunlar tesaduf degil, bunlar yalan, uydurma, sahtekarlik, insanlari kandirma ve baska da hicbir sey degil. Maalesef sen de Harun Yahya isimli soytarinin tuzagina dusmussun bu palavralari kosulsuz sorgusuz kabul ederek. Bu listeledigin palavralari ilk kez gormuyorum, muhtemelen son kez de gormeyecegim. Gel birlikte inceleyelim nasil kandirildigini 🙂

    Yalan: Melek 88 defa, Seytan 88 defa
    Dogrusu: Melek 120 defa, Seytan 97 defa geciyor.

    Yalan: Cennet 77 defa, cehennem 77 defa
    Dogrusu: Cennet 147 defa, Cehennem 180 defa geciyor.

    Yalan: Dünya 115 defa, Ahiret 115 defa
    Dogrusu: Dünya 187 defa, Ahiret 162 defa geciyor.

    Yalan: Bitki 26 defa, Agaç 26 defa
    Dogrusu: Bitki 18 defa, Agac 27 defa geciyor. Zaten buradaki mantigi da anlayabilmis degilim. Hadi diyelim bitki ve agac 26 defa gecsin? Ee? Ne olacak? Bu mu mucize?

    Diger kelimeleri arastirmaya gerek kalmadigini dusunuyorum. Bu kadar yalandan sonra digerleri dogru olsa ne yazar…

    Ayin yarilmasi Palavrasi:
    Kurandaki ay ayetinden sonra toplam ayet sayisini hicri yil yapip, sonra da neden miladi yila ceviriyorsunuz? Bu bahsettiginiz toplam ayet sayisiyla Ay’a cikmanin ne alakasi var? Allah’in Muhammed’e “guya” bildirdigi takvim hesabi aya gore yapilirken, neden “kafir”lerin takvim hesabina toplam ayet sayisini cevirip, kafirlerin aya gidisinin yilina denk gelince de “aha kuran soylediydi zaten” gibi bi ifadeyle cikip kendinizi komik duruma dusuruyorsunuz? Bu mudur inanilmaz mucize? Bu mu mutlu ediyor sizi? Ayette ‘ay yarildi diyor’ ve o lafi sundurup aydan “kafir”lerin toprak ornekleri getirmesine cekiyorsunuz, sonra da “aha kuran’da yazdiydi” diyosunuz, bu mudur muzice? Bu kadar mi acinacak durumdasiniz? Simdi gelelim bu ay yarilma hadisenin sizin bilmediginiz orijinaline:

    Mekkeliler, Peygamberden bir mucize göstermesini istediler. Peygamber de onlara ayi ikiye bö1ünmüs olarak gösterdi. Öylesine ki, onlar, Hira Dagi’ni, bu iki parçanin arasinda görüyorlardi.” (Bkz. Buhari, e’s-Sahih, Kitabu’1-Menakib/36; Müslim, e’s-Sahih, Kitabu St- fati’l- Münafdun/46-47, hadis no: 2802.)
    “Abdullah Ibn Mes’ud anlatiyor: Peygamberle birlikte Mina’daydik. Birden ay iki parçaya bölündü. Bu parçalardan biri, dagin arkasinda, biri de dagin beri yaninda kaldi. Iste o sirada Peygamber. Bakin da tanik olun!’ dedi.” (Bkz. Buhari, es-Sahih, ayni yer; Müslim, e’s-Sahih, aym yer, hadis no: 2800.)

    Umarim ayin yarilmasi “mucizesinin asli” sana daha bir mucize gelmistir simdi 🙂

    Deniz Kara Hadisesi:
    Kuran’i actim ve “deniz” kelimesini tarattim. 32 defa degil 49 defa geciyor. Yalan 1…
    “Kara” kelimesini tarattim. 13 defa degil, 11 defa geciyor. Yalan 2… Nerede kaldi senin deniz/kara oranlari? Ne oldu mucizeye?

    Demir ve Indirme Hadisesi:
    Diyanet cevirisi soyledir Hadid Suresi, 25. ayet icin:
    Kendisinde müthis bir güç ve insanlar için birçok faydalar bulunan demiri yarattik (ki insanlar ondan yararlansinlar).
    Gordugun gibi senin dedigin gibi “indirilen” bir sey yoktur. Ne zaman ki demir madeninin goktaslari ile dunyaya indigi “dinsiz” veya “Musluman olmayan” bilim adamlarinca bulunur, Harun Yahya gibi soytarilar cikar ve “ee, bu Kuran’da yaziyodur mutlaka” der ve Kurani bi sekilde sundurerek amaclarina da ulasirlar 🙂 Senin gibi saflar da hemen inanir buna.

    Sirius Yildizi Palavrasi:
    “Si’râ”, Himyer ve Huzâ’a kabilelerinin taptigi bir yildizin adidir. Muhammed, bu kabileleri de kendine cekebilmek icin Kuran’a soyle bir ifade ekler: “Süphesiz O, “Si’râ’nin Rabbidir” (Necm Suresi 49)
    Bu ayette mucizevi hicbir sey yoktur. Annaneme sorsam, “annannecim, Si’ra’nin Rabbi kimdir” desem, “suphesiz Allah’tir” der 🙂 Gordugun gibi buraya kadar bir mucize yok… 49.9 yil, yay falan gibi biseyler yumurtlamis sevgili Harun Yahya, sen de buraya kopyalamissin. Peki o bahsettigin ayetin tamamini okuma zahmetine girdin mi? Hayir. Girseydin, peygambere iki yay mesafesinde olanin Cebrail oldugunu, burada anlatilmak istenenin de vahiylerin nasil indigi, peygamberin nasil yalanci olmadiginin ispatlanmak istedigini gorurdun. Ama illa bir yere cekeceksiniz ya kurani, hani mucize kitap ya, sundurun bakalim nereye kadar sunerse… Nasil olsa insanlar saf, arastirmadan sorgulamadan hemen “vay anasina be, ne mucizedir bu” derler… Oku bakalim su ayetleri sirasiyla da gor aci gercegi:

    (Kur’an’i) ona, üstün güçlere sahip, muhtesem görünümlü (Cebrail) ögretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) dogruldu. Sonra (ona) yaklasti derken sarkip daha da yakin oldu. (Peygambere olan mesafesi) iki yay araligi kadar, yahut daha az oldu. (Necm Suresi, 5-9. ayetler)

    44/22 Meridyen Boylam zaten hicbir anlam ifade etmese de, yine de kontrol ettim dogru mu diye, ve sonuc aynen bekledigim gibi koca bir yalan cikti. Hadi diyelim ki Mekke gercekten de 22. enlemde. Ee? Mucize bu iki sayinin birbirini yarisi olmasi mi? Evren’i yarattigini iddia ettiginiz Tanri’nin yapabilecegi muzice bu mudur? Bu arada, isin dogrusu, Mekke 21. enlemdedir.

  29. Agnostik
    Ocak 7, 2010, 11:49 am

    Muhammed’in 9 yaşındaki kızla evlendiği belki doğru olmayabilir. Belki birisi sonradan eklemiş-değiştirmiş olabilir. Fakat çoğu müslümanlar bunu doğru kabul edip 8-9 yaşındaki kızları evlendiriyorlar.
    Muhammed’in 25 yaşındayken 40 yaşındaki kadınla evlenmesi, o kadının çok zengin olduğundan kaynaklanıyor olabilir.

    Bu mucizelerin hepsi fos, çok dikkatli ve şüpheci incelediğinde anlarsın. Hiç adamakıllı kayda değer bir mucize falan yok. Mesela parmak izi gözle görülebilecek bir şeydir. O dönemdeki insanların hepsi parmaklarının ucunda garip çizgiler olduğunu biliyormuştur eminim. Yada araplar bir cismi örterken o cismin yuvarlak veya köşeli olması kullandıkları kelimeyi değiştiriyorsa PES 2010 doğrusu 😀

    İnsanın yok olacağını yaptığım gözlemlere dayanarak söyledim. İnsan doğmadan önceki hiç bir şeyi hatırlamaz. Çünkü hatırlama işlemini beyin yapar.İnsanın en temel noktası beyindir. Beyinde bazı şeyler kaydedilir. Aynı şekilde öldükten sonra beyin, bazı organizmalar tarafından çürütülerek yok edilir, beyin doğaya karışır. Bu nedenle bütün hafıza yok olur. Aynı şekilde sen de yok olursun. Eğer Allah seni tekrar var edecekse seni değil sana çok benzeyen başka bir şey yaratmış olur. Ayrıca ruh denen bir şeyin olmadığı bir çok kez ispat edillmiştir.

    Mesela ben cinlerin olmadığını kendi kendime ispat ettim.
    Yaklaşık 1 ay önce ne yaptım biliyormusun? Kuran’a görmek bile istemeyeceğin kötü ve terbiyesiz hareketler yaptım, cinlere, meleklere, allaha, peygamberlere, şeytana, kutsal kitaplara çok ama çok terbiyesiz şeyler söyledim. Bu durumda benim ne olmam gerekirdi. Domuza, maymuna dönüşmem veya bir cin tarafından çarpılmam gerekirdi. Ama bir aydır kabus bile görmedim.

    Gelelim kader konusuna, sen kendine göre bir açıklama yapıyorsun ama sanki beni bilerek bu açıklamaya inanmıyormuş gibi yorumluyorsun. Bana göre de sen bile bile saçmalıyormuşsun gibi geliyor ama senin ona gerçekten inandığını biliyorum.
    Diyorsun ki allah gelecek her şeyi bilir ama sana akıl vermiştir, geleceğini sen seçersin. Ben de sana şunu diyorum, sana verilen seçme yeteneği ile allahın bildiğinden başka bir şey yapabilir misin? Mesela allah senin hırsızlık yapacağını biliyor. Sen hırsızlık yapmayarak onu yanlış bir şey bilen haline getirebilirmisin, hayır. O zaman mutlaka hırsızlık yapacaksın. Anlatmak istediğim bu işte.

  30. Allah'ın kulu
    Ocak 7, 2010, 1:18 pm

    Evet 9 yaşında bir kızla evlendiğine yönelik bazı müslümanların da görüşü var ama sana açıkladım yanlışlığını.40 yaşındaki bir kadınla sırf para için evlenip 25 yaşından 53 yaşına kadar mutlu bir hayat sürdürebilir mi bir insan.Ki o mal varlığı islam uğruna harcandığını açıkladım.Olabilirlerle bu iş yürümez.

    Kainatın genişlediğini 14 asır önce gelen bir kitap yazmış bana mucizelerin fos olduğunu söylüyorsun.Parmak ucundaki çizgilerin kişiye idantifiye olduğunu araplar biliyormuymuş acaba o dönemde.Adamlar helvadan yaptıkları puta tapıp sonra acıkınca onu yiyorlarmış parmak izinin bu özelliğini nereden bileceklerdi.Yuvarlaklık meselesine gelince,Arapça az sözle en fazla şeyin anlatılabilineceği bir dildir.Aslında eski Türkçede de önemli bir zenginlik vardı.Bir örnek vereyim sana:sarmak,…yı dolamak,…yı çevrelemek,örtmek,kaplamak bunların hepsi sence aynı mı?Türkçede bu kadar farklı kelime kullanılıyor benzer bir işin ufak varyasyonları için.Arapçada kullanılmasına hala şaşıyorsan PES 2011(Benim espirimi bana satma:)) özgün ol)

    Bak sen çok defa Allah’ı kendi aklına yatıp yatmayacak özelliklerle nitelendiriyorsun.Şimdi beynimiz toprağa karışacak ondan sonra bizim beynimizi toplayamaz diyorsun.Ruh olmadığına dair yapılan bilimsel çalışmaları da çok merak ettim doğrusu.Kim ölüp orada araştırma yapıp dönmüş,anılarını yazıp paylaşmış sizlerle.Ya aslında bu konuyla ilgili çok espri yapılır da günümde değilim kusura bakma.

    Şimdi yapmış olduğun Kur’an’ı tahrip etme,cinlere sövme,vs… işlemleri ve reaksiyon bekleme deneyine gelelim.Kardeşim o reaksiyon burada gerçekleşmemiş olabilir, ben de olağanüstü birşey bir keramet görmüş değilim henüz(anlatan duymuşum o ayrı).Allah’ın tepkisini ölçmeye kalkmışsın,Allah seni helak etmemiş ama bu işin öbür tarafa kalacağı anlamına gelir ki işte o zaman daha kötü malesef.Ya bi de Allah’ı aynı testi yapınca herzaman aynı reaksiyonun görüleceği bir bilimsel deney gereci mi(HAŞA) sandın.Bu deney tam kesin sonuçlara erişilecek bi deney yani sana göre öyle mi?Allah’ın düşünce ve karar verme mekanizmasını da hemen çözdüğünü sandın yani.Cinler de seni kale almamış.Şimdi bir mucize beklemek doğru değil zaten.Allah inanmak için bu tür girişimlere yönelik olarak Allah ayetlerde yıldızları,şu kainatı örnek veriyor hala bundan öte bir keramet beklemek Allah’ın varlığına inanmanın kimyasını,kalitesini düşürmektir bunun da manası yok.Seni bi çarpsa diğerleri Mekke’ye taşınır,tüm insanlar hergün oruç tutar sınavın da manası kalmazdı.Mesele mevcut verilenlerle altınla,bakırı ayırt etmektir.

    Kader konusu:Ben hırsızlık yapmayı seçersem Allah onu önceden bilecekti,ben yapmamayı seçersem Allah onu önceden bilecekti.Kararımı değiştirsem değiştireceğimi bilecekti.Yahu zaman bizim dünyamıza has.Allah zamandan münezzehtir.Şimdi zaman dediğimiz olayların düzenli hadiselere göre tayin edilmesidir.Günler,haftalar,seneler hep Güneş sistemiyle iniltili.Bizde doğup, büyüyüp,yaşlanıp,ölüyoruz;bir hayat yaşıyoruz.Güneş sistemi de yok Allah’ın.Allah ezeli,ebedidir.Allah bizi mi bekliyor sanıyorsun sen.Zaman insana özgüdür.Zaten esas mesele bizden üstün olanın bizden bizim anlayamayacağımız üstün bir özelliğinin olması.Senin bunu anlamaya çalışmaya çalışman hata anlayamazsın ki,onu geç sen var olan herşeyin mantığına sahip olmamana rağmen gördüğün gibi anlamadığımız çok şey var(insan yapımı aynı zamanda),demekki biz mantığını anlamayınca da birçok şey mevcut olabiliyor.

  31. Ahmet_
    Ocak 7, 2010, 2:45 pm

    Yazılanları araştırdım ama böyle bi bilgiye rastlamadım. Harun yahya’dan alıntı değildi yazdıklarım ömer çelakıldandı. Neyse bu çok önemli değil yalansa ama şu sirius yıldızı hakkında yarım ay şeklinde duranın cebrail olduğunu biliyorum yalnız 49. ayette sirius yıldızından bahsediyo ve 9. ayette de yay şeklinden Sirius-A ve Sirius-B yıldızları birbirleri çevresinde her 49,9 yılda bir çift yay çizerek dolanırlar.

    Hadid suresinin 25. ayetinin benim dediğim şekilde çevrilmişi de var.

    Tamam madem onlar yalan şunlara bakalım;

    Rumlar, dünyanın en alçak yerinde yenilgiye uğratıldılar. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Önce de, sonra da emir Allah’ındır. O gün Allah’ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü’minler sevinecektir. Allah dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir. (Rum 2-5)

    Burda da o dönem parçalanmak üzere olan bizansın galip geleceğini söylüyor.Bizans İmparatorluğu ile Persler arasındaki savaş, yeryüzünün gerçekten en alçak noktasında gerçekleşmiştir. Söz konusu savaşın yeri, Suriye, Filistin ve şimdiki Ürdün topraklarının kesiştiği bölgede yer alan Lut Gölü havzasıdır. Ve bilindiği gibi deniz seviyesinden 395 metre aşağıda olan Lut Gölü çevresi, yeryüzünün “en alçak” bölgesidir. Yani Rumlar, tam ayette belirtildiği gibi, “yeryüzünün en alçak yeri”nde yenilmişlerdir. Bazı meallerde yakın bir yerde diyor buna takılabilirsin ama sonuç aynı bizans yeniyor.

    FETİH 27. Andolsun ki Allah, elçisinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse siz güven içinde başlarınızı tıraş etmiş ve kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram’a gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinizi bilir. İşte bundan önce size yakın bir fetih verdi.

    Bu ayet indiğinde müslümanlar hicrete zorlanmıştır ama Allah eğer dilerse müminlerin Mekke’ye girebileceklerini bildirmiştir. Gerçekten de, bir süre sonra, önce Hudeybiye barışı ve ardından gelen Mekke’nin fethi ile, Müslümanlar, aynı ayette bildirildiği gibi güven içinde Mescid-i Haram’a girmişlerdir.

    “Yaratan Rabbin adıyla oku. O, insanı bir “alak”tan yarattı. Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir.„

    (Alak Suresi, 1-3)

    “Alak” kelimesinin Arapça’daki anlamı ise, “bir yere asılıp tutunan şey” demektir. Hatta kelime asıl olarak deriye yapışarak oradan kan emen sülükler için kullanılır.

    Kuşkusuz, anne karnında gelişmekte olan zigotu bu özelliğiyle tarif eden bir kelime kullanılması, Kuran’ın Alemlerin Rabbi olan ALLAH tarafından indirildiğini bir kez daha ispatlamaktadır.

    Sonra spermayı embriyoya dönüştürdük. Arkasından embriyoyu et parçasına dönüştürdük, arkasından et parçasından kemikler yarattık, arkasından kemiklere et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratığa dönüştürdük. Yaratıcıların en güzeli olan Allan ne yücedir! (Müminun Suresi, 14)

    Anne karnındaki gelişimi inceleyen bilim dalı embriyolojidir. Ve embriyoloji alanında, yakın zamana kadar kemiklerle kasların birlikte ortaya çıkarak geliştikleri sanılmıştır. Bu yüzden bazı kimseler uzun bir süre bu ayetlerin bilime ters düştüğünü iddia etmiştir. Ancak gelişen teknoloji sayesinde yapılan daha ileri mikroskobik incelemeler, Kuran’da bildirilenlerin eksiksiz bir şekilde doğru olduğunu ortaya koymuştur.

    Bunun gibi başka şeyler de var yağmurun nasıl oluştuğu falan… Eğer bunlar da yanlışsa yaz bende ona göre yaklaşayım. Çünkü bu gibi şeylerin islama bişey kazandırmayı bırak prim kaybettirdiğini biliyorum.

  32. Ahmet_
    Ocak 7, 2010, 3:19 pm

    Ve kuran indirilmeden önceki bi döneme bakalım isterseniz;

    Putlara Taparlardi
    Icki Icerlerdi
    Kumar Oynarlardi
    Tefecilik Yaparlardi
    Faiz Oranlari Cok Büyüktü
    Fuhus Cok Büyük Orandaydi
    Kizlari Diri Diri Topraga Gömerlerdi
    Bunun disinda hayvanlarla ilgili su adetleri de vardi:

    Deve bes batin dogurup besincisinde erkek dogurursa kulagini çentip serbest birakirlardi. Artik ona binmeyi ve sütünü sagmayi haram kabul ederlerdi. Buna “Bahîra”* derlerdi.

    Saibe*; dilegi yerine gelen kimsenin putlara adadigi deve idi. Buna da binilmez ve sütü sagilmazdi.

    Vasîle*; koyun disi dogurursa kendileri için; erkek dogurursa putlari için olurdu. Sayet biri erkek, biri disi olmak üzere ikiz dogurursa, disinin hatiri için erkegi de kesmezler ve buna “Vasîle” derlerdi.

    Hâm* ; bir erkek devenin soyundan on döl alinirsa onun sirti haram sayilir, su ve otlakta serbest birakilirdi. Kimse ona dokunmazdi.

    Bütün bunlardan baska müsrikler atalarindan devraldiklari birtakim adetleri devam ettirme konusunda direniyor ve hatta bunlarin bazilarinin, kendilerini Allah (c.c.)’a daha çok yaklastirdiklarini ileri sürüyorlardi.

    Aralarında mantıklı bulduğunuz, yararlı gördükleriniz var mı?
    Böyle bir devirde bunları yasaklayacak kadar kim güvenir kendine? Uğruna bu kadar savaşları kim göze alır? Hadi diyelim bişey oldu çok güvendi kendine göze aldı tüm bunları, fena mı etti peki? En azından bunlara dur dedi. Ya demeseydi?

  33. Agnostik
    Ocak 8, 2010, 10:46 am

    Bende diyorum ki işte önüne sunulan seçenkelerin hangisini seçeceğini biliyorsa Allah, onu değiştiremezsin. Ben bilsem veya başkası bilse bizim bildiklerimiz yanlış çıkabilir ama Allah’ın bildikleri yanlış çıkamaz, çünkü o zaman Allah olmaz. Bu durumda Allah, birisinin önüne sunulan seçeneklerden hırsızlık yapmayı seçeceğini önceden biliyorsa, o kişi mutlaka hırsızlık yapacaktır.

  34. Agnostik
    Ocak 8, 2010, 11:14 am

    Bu yazıyı hazırlayan kişi şizofenik bir hasta ve kendi dünyası içinde yaşıyor, bir psikoloğa gitse bu tanı konulur.

    Öğretmenle allahı kesinlikle bir tutamazsın. Çocuklar toplam 3 tane sınava girecekse, şu ana kadar 2 tanesi gerçekleşmişse eğer öğretmen bir tahmin yürüterek %80 gibi bir ihtimalle sınıfı geçip geçemeyeceklerini bilir. Yani çocuklar daha okula bile başlamadan onların sınıfı geçip geçemeyeceğini asla bilemez.

    Asıl örnek şöyle olmalıdır: Milli Eğitim Bakanlığı, ÖSS sonuçlarını 0 hata payı ile gençler daha sınava girmeden önce bilgisayar kayıtlarında tutuyor diyelim. Öyleyse boşuna masraf ederek gençleri sınava sokmazlar değil mi. Hatta hiç masraflı olmasa bile gençleri sınava sokmazlar.
    Aynı bu şekilde Allah da bizim tüm geleceğimizi 0 hata payı ile biliyorsa bizi boşuna sınava sokma gereği duymaz. He eğer sınava soksa bile onun bilgisinin hata payı 0 olduğu için sınavda bir kukla gibi onun bilgisinin yönlendirmesiyle yaşarız.

    Ama bizim özgür irademiz yok mu? Var. O halde Allah geleceği bilmiyor. O zaman kader de absürd bir kavram olmuş oluyor.

    Bu verdiğiniz örnekler, yazılar şuna benziyor:
    Ortada 2×3=8 işlemi var. Ben diyorum ki böyle bir şey olamaz burada işlem hatası var.
    Siz diyorsunuz ki hayır burada hata yok al bu örneği incele de öğren:
    “C…-Cola kampanya yapmıştı geçenlerde 3 kola alana 1 tane bedava veriyordu. Yani 2 kere 3 şişe kola alırsan 2 şişe de hediye geliyor ve elindeki şişe sayısı 8 oluyor böylece. Demekki sahiden 2×3=8 eder. Eğer hala 2×3=8 olduğuna inanmıyorsan ya salaksın ya inatçısın.”
    Evet yaptığınız aynen buna benziyor.

  35. Agnostik
    Ocak 8, 2010, 12:27 pm

    Burası çok uzadı 😀

  36. Allah'ın kulu
    Ocak 9, 2010, 8:43 pm

    Bakın arkadaşlar son olarak birşeyler yazıp bitiriyorum yazılarımı.Çünkü öyle bir hale geldi ki burayı bir gazete,kendimi de bir köşe yazarı gibi görmeye başladım neredeyse.:))

    Ben bir tıp fakültesi öğrencisiyim ve değişik ideolojiler üzerine kurulu bir çok toplulukla temaslarda bulundum.İnsanları bunların içinde olmaya yönelten bazen şahsi çıkarlardır bazen ise samimiyettir.Malesef şunu gördüm ki insanlar doğruyu,iyiyi,güzeli yapıyorum diye bazen,hatta çoğu zaman birbirine tamamen zıt görüşlü oluşumlar içinde dahi yer alabiliyorlar.Bunlar kendi görüşlerini en doğru ve diğerlerine baskın gelmesi gereken görüşler şeklinde görüyorlar.Ama doğru olan bir,aklın yolu bir değil midir?

    Bu esasen dış merkezli bir politikanın ama belki de daha çok bizim bunu engelleyecek bir yapıya sahip olmamamızın sonucudur.Diğer ideolojileri bir tarafa bırakın,islami gruplar dahi birbirine neredeyse düşman hale gelmişlerdir.Birbiriyle irtibatları çok azdır.Bilerek ya da bilmeyerek ana esaslarda ya da ayrıntılarda hataya düşen islami gruplar mevcuttur.Bir de kasten inancımızı engellemeye yönelik sahte din adamları var.Bütün bunlar çoğu insanı -hele günümüz şartları eklenince bir de- islamdan çok fazla uzaklaştırmaktadır.Çünkü çoğu inançlı da aslında islamı şahsi çabalarla çok fazla araştırmıyor ve dolaysıyla bunların inançları güçlü gibi görünse de aslında pamuk ipliğine bağlıdır.Araştırıldığı vakit İslamın kendisinin aslında çok farklı olduğu görülecektir.

    Kurulu şu harika kainat düzeninde ne yapması gerektiğini kendi başına değerlendirmesi imkansız olan biz insanlar,hal böyleyken şahsi görüşlerimizle hareket ettiğimiz vakit,hem dünya hayatında hem de ebedi hayatta zulüm çekeriz.Çünkü kişiler tamamen kendi fikirleriyle hareket ederlerse(Allah’a uymayarak) kişi sayısı kadar doğru olacaktır.Herkes kendi bildiğini uygulayacaktır.Peki bu doğrular ne kadar doğrudur esasen???Buradaki ideolojik belirsizlik,olanaklarımız bütün zevklere elverse dahi hayat boyu bizi içten içe bitirecektir.

    Kendi mantığımız,bizim bir yaratıcımızın olması gerektiğini ve O’nun bizi yönlendirmesi gerektiğini anlamamızı sağlar.Dünyada mevcut en akıllı canlılar olmamıza rağmen ne yapmamız gerektiğini sadece bizim bilmememiz,en basit canlı dahi doğal dengeye uyum sağlarken bizim çok defa onu altüst etmemiz, en basit meselelerde dahi çok çeşitli fikir ayrılıklarımızın olması,en çok doğru olduğunu düşündüğümüz şeylerin dahi bazen yanlış çıktığını -inanmamız ne kadar zor dahi- çok defa müşahede etmemiz,nefislerimiz ve sadece bizde var olan öğrenme kabiliyetimizin olması düşünüldüğünde bu daha net anlaşılacaktır.Bunun yanında yaratıcımızın kapasitesini,özelliklerini;bizden istediği şeylerin hepsinin gerekliliğinin nedenlerini anlayabilmek,O’nun yarattıklarındaki olağanüstülüğü gördüğümüz zaman,kişiler arasında ki zeka farkının da gözetilmesiyle ancak sınırlı bir boyut ihtiva eder.Ben şahsım adına Allah’ın bizden isteklerinin nedenlerini anlayabildiğim kadarının zaten çok mantıklı olduğunu görebiliyorum,öncesinde anlayamayıp sonradan anladıklarımın da mantıklı olduğunu görmüşümdür herzaman.Allah’ın varlığını,islamın ise O’nun dini olduğunu anladığımız vakit ve Allah’ın bizden istedikleri bizim için dünya ve ahiret mutluluğundan başka birşey olmadığından dolayı herşeyin mantığını anlamaya çalışmak zaten abes olur(Annenin sana olan onca fedakarlığını görüp hala onun hakkında şüpheye düşmek gibi ki bu örnek benim dediğim şeyle kıyaslanamaz bile).Kişiyi yaratıcısına bağlayacak en önemli noktalardan biri de,yaratıcısında zaten kişinin asla anlayamayacağı özellikler olmasıdır(kader de dahildir buna) ki kişinin her vasfını anladığı bir yaratıcı,kişinin gözünde ne kadar yüce olabilir ki?İnsanın kendi fikirlerinin en doğru fikirler olduğunu düşünmesi diğer insanlar arasında dahi bencilce,kibirli bir davranış iken,yaratıcısıyla akıl yarışına girmesi(bir noktadan sonra) ne denli doğru olabilir?

    İnsanı Allah’a inanmamaya yönelten iki şey vardır bence.Birincisi günahlara bağlılıktan kaynaklanan isyankarlıktır,ikincisinde ise islamı yeterince anlamamış,öğrenmemiştir kişi.Birincisinde kişi kendini tatmin edebilmek için hemen hemen her zaman Allah’ın varlığını ve istediklerini(aslında bizim yararımıza olan)olabildiğine anlamsızlaştırma ve diğer insanları da buna inandırma,onlardan destek bekleme çabası içine girer ve kendini de buna inandırma çabasındadır(ama bu asla olmaz).Bu tarz insanlara islamın varlığını kanıtlamaya çalışmak pek fayda vermez çoğu zaman.Çünkü esas mesele kişideki protestodur ki inançsızlık bunun çocuğu olan zahiri bir problemdir.İkinci tip ise kişinin anlama boyutunu arttırmakla çözülür.

    Birinci tip inançsızlığın beslenişini sağlayan ana kökler kibir,zevkperestlik,tembellik,kıskançlık gibi günahlardır,diğer küçük kökler ise daha küçük düzey günahlardır.Kişi bu eğiliminden vazgeçmedikçe mantık ona fayda vermez.Günahlara olan yatkınlık daha ağır bastığı için ve ahiret şahsa çok uzak göründüğünden iş zordur.Zaten inanan bir şahıs dahi ahireti çoğu zaman unutur,çünkü günaha meyil farklı boyutlarda her şahısta mevcuttur.Ben de bunları yazıyorum fakat benim de ne ile karşılaşacağım,ne olacağım belli değildir.Sınavın gereği de budur.

    İnançsızlık bir risktir(aslında sonucu bellidir ama kişiler bilmediğinden böyle belirtiyorum).Bilim(islamın öğrenmeyi emrettiği),mevcut dünya ilimlerinin dahi çok sınırlı miktarını kavrayabilmiştir.Her bulunan yeni bilgi aslında bilmediklerimizin sandığımızın çok daha ötesinde olduğunu ispat ediyor.Bilim şu an benim gözümde Allah’ın varlığına ispattır.Siz tam tersini düşünseniz de birgün bilim sizin dahi reddedemeyeceğiniz şekilde Allah’ın varlığına delil olabilir(tabi ki ikinci tip inançsızlığa sahipseniz,birincide bilinmesine rağmen karşı çıkma var).Ama buna sizin ömrünüz yeter mi o meçhuldür.O nedenle gidin islamı iyi bilen birisinden öğrenin.İslamı öğreneceğiniz kişiler çok önemlidir,dolayısıyla farklı kişilerden dinlemenizi,okumanızı ve açıklamalarını mantığınızla değerlendirmenizi öneriyorum(İslamda herşeyin bir açıklaması vardır aslında ama bunu herkes bilmez.Bazılarını yalnız Allah bilir,bazılarını ise farklı kişiler farklı oranlarda bilir.).

    Son olarak bunları yazmamın nedeni tartışmak,üstünlük kurmaya çalışmak değildir.Tamamen sizin iyiliğinizdir.Sizin buna inanmanız noktasında var olan ümidimdir.Başka birşey değil.Umarım hepimiz için en güzel sonuç nasip olur.

    Okuduğunuz için teşekkür ederim.

  37. onemsiz
    Ocak 17, 2010, 9:58 am

    arkadaşlar kimseye saygısızlık etmek ,inancı ile alakalı yargısal davranmak istemem ama sadece bir şey söyleyeceğim

    dünyada milyardan fazla müslüman insan var ve bunların en az %1 i Kuran’ı defelarca okumuştur yani 10 milyon kişi (daha fazladır ama ) bu 10 milyon insandan ki kalpten inanıyorlar eminim %1 i okumuş kültürlü ve pozitif bilimleri biliyor farzedelim rakam 100 000 oldu,bunlarında %1 i bilimle çok iç içe diyelim ki rakam 1000 oldu (daha fazla olduğunu biliyoruz) 1400 yılı hesaba katarsak yaşamış ve ölmüş olan bu tarzda en az 10 bin kişi yani Kuran’ı anlayabilen …bana bir örnek gösterinki “ya bak Kuranda böyle bişey yazıyor denizler karışmıyormuş yada yıldızlar çiftmiş ya da benzer (kaldıki yıldızların %90 ı çoklu sistemdir 2’lî 3’lü hatta daha fazla) bişeylermiş , hadi araştıralım denen ve bulunan örnek varmıdır? yani Kuran referans alınarak o kafir dediğmiz müslüman olmayan insanlar bulmadan önce bulunan tek bir örnek? Cidden merak ettim varsa öğrenmek isterim.
    saygılarımla

  38. Ahmet_
    Ocak 17, 2010, 12:33 pm

    Kaderi sizlere daha iyi anlatabilmek için dini mantığa dayandırdığını düşündüğüm yaşar nuri öztürk’ün yazılarına başvurdum ve bu bilgileri edindim.

    Nesefî, anılan eserinde imanın şartları konusunda şöyle diyor:

    “İman esaslarına gelince bunlar 5 tanedir: 1. Allah’a, 2. Meleklere, 3. Kitaplara, 4. Peygamberlere, 5. Âhirete iman. Aynen bunun gibi ibadetler de 5’e ayrılır…” (Nesefî’nin Tabsıra’sından naklen Atay; Kur’an’da İman Esasları, 146)

    Nesefî burada iki Kur’andışılığı aynı anda düzeltmiştir:

    1. Kur’an’ın gösterdiği iman esasları içinde kadere iman diye bir şey yoktur,

    2. Geleneksel kabullerin ‘İslam’ın Şartları’ diye öne çıkardığı beş kavram İslam’ın şartı değil, İslam’daki temel ibadetlerdir. Onlar İslam’ın şartları değil, işaretleridir. İslam’ın şartları Kur’an’ın bütün hükümleridir.

    .
    .
    .

    Kader sözcüğü, Kur’an’da 11 yerde geçmekte ve tümünde de ‘ölçü’ anlamında kullanılmaktadır.

    Tanrı, her şeyi belli bir ölçü içinde indirmektedir. (Hicr, 21) Gökten su ölçüyle iner (Müminûn, 18; Zühruf, 11); inen suyun yeryüzünde vadilerde dolaşması bile ölçüyledir.(Ra’d, 17) Topraktan pınarlar fışkırması, fışkıran suların birleşmeleri yine belli bir ölçüye göredir. (Kamer, 12)

    Tüm bu ölçüye bağlılıklar, kader kelimesi veya türevleri kullanılarak ifade edilmiştir. Ve bu ifadelerle önümüze konan kader kavramının temel amacı, insanın fiillerinin belirlenmiş olduğunu değil, varlık ve oluşta raslantının bulunmadığını göstermektir.Kur’an, kader kavramıyla ‘sünnetullah’ da denen tabiat kanunlarını kastetmektedir.

    Başında yazılanlara ve sonrasına buradan bakabilirsiniz:

    http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=10930836&tarih=2009-02-05

    Agnostik gerçekten dolaylı da olsa benim bu konuda bilgi edinmemi, aydınlanmamı sağladın teşekkür ederim ve umarım şimdi de Allah da hiçbirşey bilmiyo falan demezsin 😀

    Ve onemsiz:

    Müslüman mucitlere ve icatlarına baktım bir sürü şey var ben bazılarını Kuran’daki ayetlerle bağdaştırdım. Ama tabi kesin öyle mi bilemiyorum…

  39. Agnostik
    Ocak 18, 2010, 2:44 am

    Sağol Ahmet, beni de bilmediğim bir konuda aydınlattın. Ben kaderi imanın şartı sanardım. Şimdi sana kader ile ilgili bir şey sormayacağım. Ayrı bir şey soruyorum, lütfen dikkatli oku:

    Geçen gün arkadaşın çantasından 20TL para çaldım. Allah ben daha doğmadan önce, o vakitte o parayı çalacağımı, yanılgı ihtimali %0 olacak şekilde biliyormuydu, bilmiyormuydu?
    A) Evet, yanılgı ihtimali %0 olacak şekilde biliyordu.
    B) Evet, önüne koyduğu 10-15 farklı seçeneği biliyordu ama hırsızlığı seçip seçmeyeceğini bilmiyordu.
    C) Hayır, ne yapcağını bilmiyordu.

    Çözüm:
    A) Eğer A şıkkı doğruysa, yanılgı ihtimali 0 olduğundan benim hırsızlıktan başka bir şey yapabilme olasılığım yoktu. Bu durumda sorguda olduğumuz söylenemez.

    B) Evet böyle bir şey olabilecek gibidir ama müslümanlığın tanrısı herşeyi eksiksiz bildiğinden senin hangi seçeneği seçeceğini de önceden bilir. Bu durumda yine sorguda olduğumuz söylenemez.

    C) Eğer bir tanrı varsa, doğru cevap bu olacaktır. Fakat müslümanlığın tanrısı olmuş veya olacak her şeyi bildiğinden, bu cevap yine müslümanlara uygun olmaz.

  40. Ahmet_
    Ocak 18, 2010, 5:56 am

    Öncelikle şunu yazmak istiyorum;

    Peygamberimiz, kader konusunda fazla konuşulmamasını, münakaşa edilmemesini, bu konuya fazla dalınmamasını tavsiye etmiştir.

    Çünkü bence kader insanın hiçbir zaman tam olarak kavrayabileceği, anlaşmaya varabileceği bir konu değil.Ben kaderi Allah’ın çizdiği bir yol olarak görmüyorum. Şöyle düşün Allah bizi yaratandır o halde bizi bizden de iyi tanır. Bizim hakkımızda söylediklerini biz onları yapacağımız için söylemiştir. Yani biz Allah bunu böyle yazmış diye yapmayız. Zaten böyle bir durum islama da aykırıdır. Kuran’da hiçkimse yaptıklarından fazlasıyla mükellef tutulamayacağına dair ayetler vardır. Ve Allah hiçkimseyi kendi iradesi dışında yaptıklarından sorumlu tutmaz.

    “Eğer bütün mahlukatın hidayete ermesini isteseydik bunu yapardık. Fakat bu, hikmetimize aykırıdır. Çünkü biz onlardan zorlama ve baskı yoluyla değil, kendi iradelerini kullanarak iman etmelerini istiyoruz.”

    Yani Allah seni hiçbir konuda zorlamaz. Ne inanç konusunda ne de başka bir konuda.. Ben bunu anlayabiliyorum ama inanmayanlar bu durumda hep “Allah öyle yazmış demek ki öyle olacak. O halde benim suçum ne?” diyor ve inançsızlıklarının Allah’tan ileri geldiğini savunuyorlar. Bizler istediğimiz kadar açıklama yapalım bunları kabul etmiyorlar. Bence peygamberimiz de bu yüzden üzerinde durmamızı istemiyor ve bu yüzden imanın şartlarından biri değil kader. Şu üstte yazılan bilgilere bakınca zaten imanlı biri olman için kadere inanmak gibi bir zorunluluğun yok.. Madem inanmıyorsun, kavrayamıyorsun o halde inanma! Bu seni imansız biri yapmaz…

  41. Agnostik
    Ocak 18, 2010, 10:52 am

    Oh be! Sonunda demek istediğimi anlayan bi müslüman çıktı.
    Kader islamda daha çok bizim tarafımızdan seçilemeyen şeyler olarak geçer. Mesela boyun, ten rengin, annen baban, doğduğun millet gibi şeyler. Kader benim sorunum olan şey değil. Benim sorunum Allah’ın “İlim” sıfatı. Yani olmuş, olan veya olacak herşeyi bilmesi.

    “İlim” sıfatı hiç bir zaman anlaşılamaz çünkü çıkar yolu yok. Allahın bir başlangıcı olmadığını zaten hep var olduğunu idrak edemesen bile biraz olsun kabul edebilirsin, ama bu “ilim” sıfatı asla kabul edilemeyecek bir şey çünkü mantığa çok ters. Ve bu saçmalığı kavranılamaz olarak zannediyorsun.
    Bu neye benziyor biliyormusun 10’dan küçük, 100’den büyük bir doğal sayıyı asla kavrayamazsın çünkü böylü bir sayı yoktur. Böyle bir doğal sayı vardır ama biz kavrayamayız dersen tıpkı “İlim” sıfatında yanıldığın gibi yanılmış olursun.

    Bu yazdıklarımı lütfen iyi düşüni iyi oku. Allah biz yapacağımız için biliyordu diyorsun. Yani Allah’ın bildiğini kabul ediyorsun. Yani arkadaşımdan parayı çalacağımı kesin olarak biliyordu. O halde benim için gerçekten sınanıyor diyebilirmiyiz? Eğer ben parayı çalmasaydım, Allah’ın bildiği şey yanlış çıkacaktı. Ama asla yanlış çıkmayacağına göre benim için de parayı çalmama gibi bir durum söz konusu olamazdı. Bu durumda Allah’ın “ilim” sıfatı ile dünya üzerinde olduğumuz “sınav” çelişmiş oluyor. Yani gerçekten sınav olabilmesi için Allah’ın bizim yapacaklarımızı bilmemesi gerekir.
    Bizim şu anda özgür irademizin olması, yapacaklarımızın hiç kimse tarafından %100 kesinlikte bilinmediğinden dolayıdır. Eğer “Birisi bizim yapacaklarımızı %100 kesinlikte biliyor ama yinede bizim özgür irademiz var.” dersen, “Ben bir ateistim ama Allah’a inanıyorum.” yada “Ben bir cüceyim ama boyum 3 metre.” demekten farksız olur.

    Evet, Muhammed üzerinde fazla düşünmemen gerektiğini söylemiştir çünkü düşününce saçmalığı anlamanı ve benim gibi dinsiz olamanı istememektedir.

  42. Deist
    Ocak 19, 2010, 2:57 pm

    Blaise Pascal’ın olasılığı buraya yazılmış çok güzel. Ancak unutulan bir şey var.

    Bir kişinin yaşamı eğer 10 seneyse(atıyorum) ölümden sonra yaşam yoksa o kişi için her şey o yaşamdır yani yaşamın kazancı +sonsuz olur.

    Buradan hareketle ihtimaller her şekilde %50 olacaktır zaten.

    Ha bu arada matematik hataları falan filan içeren bir kitaba inanç var ama hiç değinmeyeceğim oraya.

    Not: Müslümanlığı savunmamam yaratıcı olduğu gerçeğini değiştirmez. Görüşüm yaratıcı veya yaratan madde olduğu. Fakat ezelidir değildir yok olmuştur olmamıştır vs. bunu bilemeyeceğim. Kısacası deistim.

  43. Ahmet_
    Ocak 20, 2010, 3:07 pm

    Bak bunun çok bildik bir açıklaması var sende duymuşsundur eminim; Allah bizi direk cennete veya cehenneme gönderseydi bu sefer cehenneme giren herkes “hayır ben iyi biri olup cennete gidecektim” diyebilirdi.

    Ve başka bir yazımda Allah’ın neden bunları bilmeyi seçtiğini de açıklamıştım.

    Tüm bunları bırakalım Agnostik, olaya şöyle yaklaşalım; ben tesadüfler sonucu var olamayacak kadar karmaşık bir yapıya sahip olduğumu düşünüyorum. Ve aynı şekilde tesadüfler sonucu var olamayacak kadar karmaşık yapıya sahip bir milyonun üzerinde başka canlılar da var. Bunun yanında gezegenler ve özellikle içinde bir milyonun üzerinde canlıyı yaşatacak mükemmelikte bi dünyanın tesadüfen oluşacağınaysa kesinlikle inanmıyorum.

    Avustralyalı Gökbilimci Simon Driver, görünebilen evrende toplam 70 sektilyon parlayan yıldız olduğunu açıkladı. İngiliz usulüne göre, sektilyonun 36 sıfırlı bir basamağa denk geldiği belirtildi.(alıntıdır)

    Sence bu kadar gezegenin hepsi tesadüfen mi varoldu?

    Bu dünyaya amaçsızca gelecek kadar önemsiz olduğumu da sanmıyorum. Bugün yolda gördüğün bir kalemi bile (dünyadan çok basit bir yapısı olduğu halde) kim yaptı acaba diye düşünüyorsan koskoca dünyanın da bir yaratıcısı olduğunu kabul etmek gerekir. Benim inancıma göre varolan herşey yaratılmıştır. Ve eğer bir yaratıcı varsa ve yarattıklarını öylece bırakacak olsa hiç yaratmazdı bana göre. Ben de insanlığın varoluşundan bugüne indirilmiş dinlerden islam dinine mensubum. Ve yaptığım hiçbir şey Allah olmasa bile benim zararıma değil.Örneğin ibadetler;

    Namaz kılmayı spor olarak değerlendirebiliriz mesela. Her rekatın 1 dakika sürdüğünü düşünürsek günde 42 dakika spor yapıyorum. Televizyonun daha fazla karşısında oturmak veya başka değmeyecek şeylerle daha fazla oyalanmaktansa günde en azından 42 dakika spor yapıyorum. Ve namaza başladığımdan beri ben kendimi bildim bileli ağrıyan, doktora gittiğimde sadece ağrı kesici verilen ve bunun bile fayda etmediği dizlerim sonunda huzura kavuştu. 🙂

    Senede 11 ay istediğim gibi yiyip içiyorum ama 1 ay midemi dinlendiriyorum.

    Senede 1 kez kurban kesip bunun çoğunu fakirlere dağıtıyorum.

    Elimde olduğunca fakir insanlara zekat veriyorum. Böylelikle en azından bir ailenin, yine en azından 1 aylık market ihtiyacını karşılıyorum.

    Eğer gücüm varsa Hacca gidiyorum ve belki de ilk ve son kez yurtdışına çıkıyorum. Siz pek matah bulmasanız da arapların kültürlerini görüyorum. Bunun yanında bu beni rahatlattığı için terapi olarakta değerlendirebiliriz.

    Siz islam kadınları 2. plana atıyor diyorsunuz ama;

    Hz. Peygamberin 130.000 kişi huzurunda, Veda Haccı’nda verdiği hutbesinde “Ey insanlar ve ey ashabım, size kadınlar hakkında hayırlı olmanızı vasiyet ederim. Onlar sizin hayat ortağınızdır. Allah’ın size bir emaneti olan bu kadınlarla aile yuvası kuruyorsunuz. Onların sizin üzerinizde hakları ve sizin de onlar üzerinde haklarınız mevcuttur. Bunlarla iyi geçinmek en önemli borcunuzdur. Ey insanlar, tebliğ ettiğim bu sözlerimi de iyi anladınız mı?” ( Akseki, Ahmet Hamdi, Yeni Hutbelerim, Ankara, 781-782) diyorsa ben kadını 2. plana atmaktan korkarım.

    Ve Kuran’da
    “ De ki: “ Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Zümer : 9
    “ Aklınızı kullanmıyor musunuz?” Bakara : 44
    gibi aklı kullanmayı öğütleyen ayetler varsa ben bilgisiz kalmayı da cazip bulmam.

    Kaldı ki zaten Allah yoksa ölüm bir yok oluştur ve ben öldükten sonra Allah yoksa bile “vah vah” deyip pişman olmam. Siz de “gördünüz mü benim dediğim doğru çıktı” diyemezsiniz.

    Deist sanırım matematik hatası dediğin konunun cevabı burada var;
    http://www.ateizmecevap.com/new/index.php?showtopic=1811

    Neyse ben bu konudan çok sıkıldım artık. Ne siz inandığınızdan vazgeçeceksiniz ne ben. Ne siz benim inancımı mantıklı bulucaksınız ne de ben sizin inancınızı…Bu nedenle size birşeyleri anlatmayı mantığıma ve dine aykırı görüyorum artık;

    “Biz sana bu Kur’an’ı güçlük çekmen için indirmedik.” (Taha 2. ayet)
    “Sağırlara işittiremez, körleri ve sapıkları doğru yola eriştiremezsin.” (Zuhruf 40)

    O halde size iyi eğlenceler! 😀

  44. first lady
    Ocak 26, 2010, 5:09 am

    “Onlar sanıyorlar ki biz sussak mesele kalmayacak.
    Halbuki
    biz sussak tarih susmayacak..
    tarih sussa hakikat susmayacak.
    Onlar sanıyorlar ki
    bizden kurtulsalar mesele kalmayacak.
    Halbuki
    bizden kurtulsalar vicdan azabından kurtulamayacaklar
    vicdan azabından kurtulsalar
    tarihin azabından kurtulamayacaklar
    tarihin azabından kurtulsalar Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar.”

  45. Tunzale
    Şubat 9, 2010, 6:32 pm

    Bula bula bunlarimi buldunuz? B7una “Kur’an”daki celiski demeyelim, dar dusuncemiz dolayisiyla anlayamadik diyelim…. Sizin harbi doktora ihyiyaciniz var, dusunseniz orada hicbi hata yok! Ustelik olsa bile (ki, yok) o kadar aksine delil var ki…… Ve ustelik hristiyanlar bile Islami kabul etmeseler bile Kur’an’i kabul ediyolar…. Neyse Allah belanizi versin!

  46. EFE
    Şubat 20, 2010, 6:26 pm

    ben kuranı bilmeden okumadan yorum yapılmasına karşıyım. Neden derseniz cansu demişki işte müslümanlara kötü davranıp öldürüyorlardı ondan bu sure islamın başında yani kuranında başında inmiştir, YANLIŞ tevbe suresi resmi sırada (mushafta artık Her kim sıraya koyduysa) 9, iniş sırasın da 113 sıradadır yani kuranın sonundadır. islamın başında indirildigi lafı bilmeden yazılmış yazıdır. hayır aksine islamın başında ilk müslümanlar diger dinlere sıgındılar islam tarihide bunu yazar ama nedense ilk başında kardeş olan diger dinler islamın sonunda düşman olur öldürün hepsini, onlar sizi bagrına basmıştı önemli degil öldürün hepsini gördügünüz yerde, ne kadar ilginç degil mi ???

  47. Ahmet_
    Şubat 21, 2010, 4:16 pm

    Efe bey Kuran’ı yorumlarken Kuran kadar tarih hakkında da bilgili olmamız gerekmektedir.

    610 yılında Hz. Muhammed’e ilk vahiy gelmiştir ve 615 yılında müslümanların bir kısmı baskı ve işkence nedeniyle Habeşistan’a göç etmiştir. 622 yılındaysa müslümanların tamamına yakını Mekke’yi terk etmiştir. Buradan müslümanlara pek iyi davranılmadığını anlayabiliriz. Hz. Muhammed medine’de yaşayan yahudiler ile Vatandaşlık Antlaşması yaptı. Bu antlaşmaya göre her iki dinin mensubu da birbiriyle iyi geçinecek ve yahudiler ve müslümanlar eşit sayılacaktı. Buraya kadar herşey yolunda gibi görünüyo ancak 625 yılında yapılan Uhud savaşının nedenlerinden biri yahudilerin mekkedeki gayrimüslimleri medinedeki müslümanlara karşı kışkırtmasıdır. Hendek savaşının nedenlerinden biri de budur.

    Yani sizin dediğiniz gibi onlar sizi bağrına bastı olsun siz onları öldürün gibi bi durum yoktur;

    “Size savaş açanlarla Allah yolunda çarpışın. Fakat haksız saldırıda bulunmayın. Çünkü Allah, haksız saldırıda bulunanları sevmez.” (2, 190)

    Diğer ayetler savaş durumunda inmiştir. Örneğin;

    “Onları nerede yakalarsanız öldürün ve sizi çıkardıkları yerden onları çıkarın. O fitne, öldürmeden daha şiddetlidir. Yalnız Mescid-i Haram yanında onlar sizinle savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın. Fakat sizi öldürmeye kalkışırlarsa, hemen onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledir.”

    yazan sure (bakara, 191) medinedeyken (yani müslümanlar medineye göç ettiğinde) inmiştir.

    “Allah sizi, ancak sizinle din hakkında savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanız için yardım eden kimselere dost olmaktan men eder. Kim onlarla dost olursa işte zalimler onlardır.” (60, 9)

  48. EFE
    Şubat 22, 2010, 5:36 am

    Ahmet bey kardeşim, neden habeşiştana göç edenle hakkında da birşeyler yazmıyorsun, kral hangi dinden idi,nasıl karşıladı filan. Bide sanki öyle bir yazmışsın ki sanki bütün insanları yahudiler kışkırttı, onlar organize etti herşeyi. bu yahudi düşmanlığı niye hep aynı kaynaktan yayımları okuma birazda farklı yazarların yazılarını oku ve objektif ol. mekke döneminde 12 senelik zamanda kaç kişi müsküman olmuş onu da yazarsan ögreniriz. senin islam tarihi bilgin iyi. Bir nokta daha ilk kuran inmeye başladığındaki ayetlerdeki ehli kitap hakkındaki yorumlar ile kuranın ilerleyen bölümlerindeki sonlarına doğru filan ehli kitap hakkındaki yorumu arasındaki farkları söyleyebilirmisin acaba bize neden böyle bir tutum içinde acaba…

  49. Ahmet_
    Şubat 22, 2010, 6:45 am

    Öncelikle şunu söyleyeyim yazdığım bilgiler bir tarih kitabındandı. Bir ygs’ye hazırlık kitabından. Önceki yazımda kitapta yazılanları kısaca aktardım.

    Kuran’da ehl-i kitap

    Bakara, 79; Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların hâline! Vay kazandıklarından dolayı onların hâline!

    Al-i İmran, 183; Onlar, “Allah bize, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti” dediler. De ki: “Benden önce size nice peygamberler açık belgeleri ve sizin dediğiniz şeyi getirdi. Eğer doğru söyleyenler iseniz, niçin onları öldürdünüz?”

    Nisa, 157; Ve `Biz Allah’ın resulü Meryemoğlu İsa-Mesihi öldürdük’ demelerinden ötürü. Oysa O’nu ne öldürdüler ne de çarmıha gerdiler. Fakat kendilerine öyle göründü. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler bu konuda tam bir kuşku içindedirler, bu konudaki bilgileri sadece sanıya uymaktan ibarettir. Yoksa onu kesinlikle öldürmediler.

    Maide, 64; Yahudiler: ‘Allah’ın eli bağlıdır’ dediler. Hay kendi elleri bağlanasılar! Hay dediklerinden dolayı mel’ûn olası adamlar! Hayır, hiç de öyle değil! Allah’ın iki eli de açıktır.

    Bakara, 111; Bir de; “Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennet’e girmeyecek” dediler. Bu, onların kuruntuları! De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz (iddianızı ispat edecek) delilinizi getirin.”

    135; (Yahudiler) “Yahudi olun” ve (Hıristiyanlar da) “Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dediler. De ki: “Hayır, hakka yönelen İbrahim’in dinine uyarız. O, Allah’a ortak koşanlardan değildi.”

    136; Deyin ki: “Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz.”

    Son yazdığım ayetlerden de anlayacağın gibi İslam bütün peygamberlere imanı emreder. Çünkü bu dinler de Allah’tan gelmiştir. Ancak değiştirilmiştir. Bu nedenle bunlara uymak yasaklanmıştır.

    Bunlara bakarak islamın bu dinlere savaş açmayı emrettiğini söyleyemeyiz çünkü “Allah bozguncuları sevmez.” (Maide, 64) Ve “Size savaş açanlarla Allah yolunda çarpışın. Fakat haksız saldırıda bulunmayın. Çünkü Allah, haksız saldırıda bulunanları sevmez.” (Bakara, 190)

    Artık burdan sonra yazacaklarınız beni pek ilgilendirmiyor. Siz de sadece islam karşıtı yazıları değil, islam yanlısı yazıları da okuyun lütfen. Yazılan herşeyin mantıklı bir açıklaması var. Sizi tatmin etmiyorsa benim yapabileceğim birşey yok.

    İyi eğlenceler…

  50. EFE
    Şubat 22, 2010, 9:57 am

    Niçin yazdıklarıma cevap vermek yerine kurandan işinize gelen ayetlerle alıntı yapıyorsunuz. size birkaç soru sormuştum aslında nerde habeş kralı yok oldu bi anda.
    Sizin de bildiginiz gibi aynı kitapta onların yani ehli kitabında dinlerinin kendilerine ait oldugu ama siz kendi kitabınıza inanın biz de bizimkine dendigini biliyorsunuz iyi işler yapanları ödüllendirecegini ayrıca rab herkes hakkında hükmü ben veririm demiyor mu lakin nedense bunun gibi ayetler hakkında hiçbir alıntı yapma ihtiyacı görmüyorsunuz sebebi ne olabilir acaba islamın ilk başlarda diger dinlere karşı ılımlı bir politika izlemesi daha sonra ise çoluk çocuk demeden milleti öldürmek herkesi köle cariye yapmak ialam tarihini bilen birisi olarak bana islamı yaymaya çalışanların ganimet için seferler yapmadıklarını katliam yapmadıklarını hadisler ışıgında söyleyebilirmisiniz merak ediyorum…
    Bide nereden anladınız acaba bana söyler misiniz kanıtıyla diger dinlerin bozuldugunu
    son soru islam peygamberi hangi mezhepten idi merak ettim de…

Comment pages

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: