Başlangıç > Dinler > Kur’an’da Celiski Yoktur! Acaba?

Kur’an’da Celiski Yoktur! Acaba?


Kur’an’i durup dusunmuyorlar mi? Eger o, Allah’tan baskasindan gelseydi, onda cok aykiriliklar bulurlardi.” (Nisa suresi, 82.ayet)

Yukaridaki ayeti dikkate alarak yazimi okumaya devam edin. Yorumsuz bir sekilde size ayetler sunacagim. Iki renk arasindaki anlam farkini bulmak size kalmis…

“Benim katimda soz degismez.” (Kaf Suresi, 29. ayet)

“…Tanri’nin sozlerinde degisme olmaz…” (Kehf suresi, 64.ayet)

“Biz bir ayeti baska bir ayetin yerine degistirdigimiz zaman…” (Nahl suresi, 100. ayet)

“Herhangi bir ayeti ‘nesh’ eder ya da unutturursak…” (Bakara suresi, 106. ayet) Nesh etmek: Bir seyi, baska bir seyle degistirmek

“Tanri diledigini siler, diledigine yer verir. Ana Kitab O’nun yanindadir.” (Ra’ suresi, 39. ayet)

Iyilik ve kotuluk Allah’tan midir, degil midir?

“Onlara bir iyilik gelirse, “Bu, Allah’tandır” derler. Onlara bir kötülük gelirse, “Bu, senin yüzündendir” derler.  De ki: “Hepsi Allah’tandır.” Bu topluma ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!” (Nisa Suresi, 78.ayet)

Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir. Seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik. Şahit olarak Allah yeter.” (Nisa Suresi, 79. ayet)

Bir Musluman kac kafire bedeldir?

“Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et. Eğer içinizde sabırlı yirmi kişi bulunursa iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde yüz kişi bulunursa, inkar edenlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir kavimdir. (Enfal Suresi, 65. ayet)

Şimdi ise Allah yükünüzü hafifletti ve sizde muhakkak bir zaaf olduğunu bildi. Eğer içinizde sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde bin kişi olursa, Allah’ın izniyle iki bin kişiye galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir. (Enfal Suresi, 66. ayet)

Islam Baska Dinleri Kabul Eder mi?

“Sizin dininiz size, benim dinim bana.” (Kafirun suresi, 6. ayet)

“Suphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hristiyanlar ve Sabiilerden(gok cisimlerine tapim) Allah’a ve ahiret gunune inanip yararli is yapanlarin ecirleri(sevap olarak karsiliklari), Rablerinin katindadir. Onlar icin artik korku yoktur.” (Bakara suresi, 62. ayet)

“Allah katinda din, suphesiz Islamiyet’tir…” (Al-i Imran suresi, 19. ayet)

“Allah’in dininden baska din mi arzu ediyorlar? Oysa goklerde ve yerde kim varsa, ister istemez O’na teslim olmustur. O’na donecektir.” (Al-i Imran suresi, 83. ayet)

“Kim, Islamiyet’ten baska bir dine yonelirse, onunki kabul edilmeyecektir. O, ahirette de kaybedenlerdendir.” (Al-i Imran suresi, 85. ayet)

Muhammed’e bir soru sormadan once bir sadaka vermek gerekir mi?

Ey iman edenler! Peygamber ile başbaşa konuşacağınız zaman, başbaşa konuşmanızdan önce bir sadaka verin. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şâyet (sadaka verecek bir şey) bulamazsanız, bilin ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. (Mucadele Suresi, 12. ayet)

Başbaşa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekatı verin, Allah’a ve Resülüne itaat edin. Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. (Mucadele Suresi, 13. ayet)

Savas sonrasi kazanilan ganimetler kime aittir?

(Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: “Ganimetler Allah’a ve Resûlüne aittir. O halde, eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Resûlüne itaat edin.” (Enfal Suresi, 1. ayet)

Bilin ki, ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri mutlaka Allah’a, Peygamber’e, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir. Eğer Allah’a; hak ile batılın birbirinden ayrıldığı gün, iki ordunun karşılaştığı gün kulumuza indirdiklerimize inandıysanız (bunu böyle bilin). Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. (Enfal Suresi, 41. ayet)

Islamda Hosgoru Var mi?

“Ogut ver, cunku sen, yalnizca bir ogutcusun; onlarin uzerinde bir zorba degilsin.” (Gasiye suresi, 22-23. ayetler)

“Dinde zorlama yoktur.” (Bakara suresi, 256. ayet)

“Hurmetli aylar cikinca, puta tapanlari, buldugunuz yerde oldurun. Onlari yakalayip hapsedin. Her gozetleme yerinde onlari bekleyin. Eger tevbe eder, namaz kilar ve zekat verirlerse peslerini birakin. Dogrusu Allah bagislar ve merhamet eder.” (Tevbe suresi, 5. ayet)

Onlari, nerede bulursaniz orada oldurun…” (Bakara suresi, 191. ayet)

“Arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız. Bu sebeple, onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. Eğer bundan yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan ne bir dost edinin, ne de bir yardımcı.” (Nisa Suresi, 89. ayet)

“Eğer bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini savaştan çekmezlerse, onları yakalayın ve onları nerede bulursanız öldürün. İşte bunlara karşı size apaçık bir yetki verdik.”  (Nisa Suresi, 91. ayet)

“Ey Peygamber! Kafirlerle ve munafiklarla savas. Ve onlara kati-sert davran! Varacaklari yer, cehennemdir. Orasi ne kotu bir varis yeridir.” (Tevbe suresi, 73. ayet; Tahrim suresi, 9. ayet)

“Kitap verilenlerden Allah’a, ahiret gunune inanmayan, Allah’in ve Peygamberinin haram kildigini haram saymayan, hak dini din edinmeyenlerle; boyunlarini bukup kendi elleriyle cizye (Musluman olmayanlarin, farkli dinde oldup Muslumanlara vermek zorunda olduklari vergi) verene kadar savasin!” (Tevbe suresi, 29. ayet)

SONUC:

Yukarida listeledigim gibi daha nice ayetler cikarilabilir. Peki Kur’an’in “omnipotent” yani her seye gucu yeten, herseyi bilen Tanrisi, boylesine celiskili fikirler iceren bir kitap yazmis olabilir mi? Yoksa daha mantikli olani, bir insanin, 23 yil boyunca, degisik kosullar ve cikarlara gore kitap yazmasi ve zaman icerisinde haliyle celiskilerin dogmasi midir? Unutmayin ki, Muhammed Kur’an’i yazarken elinde bir laptop ve Microsoft Word’u yoktu. “Su sureye ne yazmistik?” diye geriye donmek istediginde “CTRL ve F” dugmesine basarak aratamiyordu konuyu, keza Kur’an daha toplanmis bir kitap bile degildi. Muhammed her neredeyse, ayet yazdirmak istediginde en yakinlarindakine yazdiriyor ve yazili ayet degisik yerlerde muhafaza ediliyordu. Nitekim Muhammed’in olumunden yillar sonra binlerce ayet yazili deri, kemik ve benzeri levhalar bir araya getirilip bazilari elendi, bazilariysa “evet budur” denerek Kur’an’a kondu.  

Ben simdi hayati anlatan felsefi bir kitap yazmaya karar versem ve 23 yil boyunca aklima gelen her seyi buldugum kagitlara not etsem, bu 23 yil surecinde fikirlerimde degismeler olabilir mi? Gayet tabii… 10 yil once soyledigimin tam tersi bir fikre sahip olma ihtimalim var midir? Mutlaka…

Netice itibariyle Kur’an’da celiski yoktur diyebilmek icin beyninizin mantik lobunu tamamen bloke etmis olmaniz gerekir.

Kaynak: Din Bu – 1, Turan Dursun ustadin emekleriyle…
Kategoriler:Dinler
  1. yusuf
    Nisan 8, 2010, 3:39 am

    kuranda celişki tabiki yoktur .sen o ayetların ıniş sırasına bak ve hangi olaydan sonra indirildiğini öğren sonra bunları yaza bilecekmisin …

  2. Mahmut
    Nisan 8, 2010, 10:23 am

    Yusuf aptal misin kardesim sen, okudugunu anlamiyor musun?

    “Sen ogutcusun”, “dinde zorlama yoktur” dedikten sonra “puta tapanlari oldurun, musluman olmaya karar verirlerse oldurmeyin” laflarindaki celiskinin neresini anlamadin?

    “Oldurun” fiilinin kutsal olarak inandigin bir kitapta birkac kez gecmesi seni rahatsiz etmiyor mu hangi olaydan sonra inse kac yazar?

    Kur’an da celiski yokmus inis sirasiymis olaymis, okudugunu anla oyle yorum yaz.

  3. tekir
    Haziran 4, 2010, 6:02 pm

    ya kardeşim çelişki varsa araştır bak. yok hala çelişkiyse senin için inanma yürü git işine..ne yani herkesin AAA ÇELİŞKİ VARMIŞ KURANDA HADİ İNANMAYALIM ARTIK LAY LAY LAY diyeceğinimi sanıyorsun.boşa vakit harcama sen nasıl inanmamaktan dönmüyorsan bizde inanmaktan dönmüyoruz

  4. sadık
    Haziran 5, 2010, 3:25 am

    selam hidayete tabi olanlara:
    mahmut:sen galiba insanlara aptal demeyi seviyorsun asıl akıllarını kullanmayan aptallar kocaman görünen şeyleri o küçüçük akıllarıyla inkar ediyorlar asıl akılsızlar onlardır.kur an ın bu ayetleri anlaşılsın diye anlamıyanlara bir örnek. türkiyede yaşıyorsun ama yunanla,israille bir oliyorsun,gel türkiyeyi ortadan kaldıralım diyiyorsun mınafıklık yapıyorsun sence bu senin aklınca ne kadar tutarlıdır.janos gibi insanlar ancak akılsızların beynini karıştırır müslümanlara hiçbir şey yapamaz yapamiyacakda. bakara süresi 193.ayet: Fitne ortadan kalkıp Allah’ın dini tam anlamı ile egemen oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer yaptıklarına son verirlerse zalimlerden başkasına asla saldırılmaz.

  5. Mahmut
    Haziran 7, 2010, 2:25 pm

    Sadik: Sen daha vatan sevgisiyle dine inanmamayi ayirt edemeyen birisin. Ne alakasi var kardesim nerden uyduruyorsun boyle seyleri ya hayret bir sey.

    Senin inandigin kitabinda peygamberinin seks hayatini duzenleyici ayetler olmasi hosuna gidiyor olabilir. Bakara suresi 193’te yazdigi gibi herkes dunyada Islamiyet’i kabul edene kadar gayrimuslumleri oldurmekte sana hitap edebilir. Madem o kadar cengaversin atla bir ucaga git israile patlat kendini. “Onlarla savasip” allahin dedigini yerine getir cennete git ne ugrasiyorsun bu kadar ya. Ama yapamazsin cunku senin inanman ancak lafta. Hem inaniyorum de hem sana neye inandigini gosteren seyler beynini karistirmasin hemde allahin emirlerini yerine getirme ondan sonrada burada konus. De get kovdum seni.

  6. sadık
    Haziran 8, 2010, 4:47 am

    mahmut:
    Kimin uydurup saçmaladığı belli ediyor. Senin ve janons un söyledikleri aslında çok tutarsız.kuran ın ayetlerini sizler anlamadan araştırmadan aslında sizler saçmalıyorsunuz. Elinizi vicdanınıza bırakın tarafsız bir şekilde kur an a bakın.dostlar…?

  7. Ateist
    Haziran 8, 2010, 1:10 pm

    Zaten elimi vicdanıma koyup tarafasızca incelediğim için dinsizim. Yoksa içimden gelen hayvani rekabet duygularına yenilip müslüman olurdum. Bu arada benim de adım Mahmut 😀
    Dinsiz ve akıllı adamların adı hep Mahmut galiba, örneğin:
    Hz.Mahmut S.A.V (a.K.a Muhammed)

  8. sadık
    Haziran 9, 2010, 6:59 am

    benim için isminin ahmet,mehmet,mahmut,muhammed olması önemli değil,önemli olan insan gibi insan olmasıdır.Allaha şükürler olsun ki bizi insan olarak seçti,bize akıl verdi.bizi hayvanlardan,hayvani isteklerden koruyan tek etkende aklımızdır.Allahım sen aklımızı,aklını koruyamiyan hayvanlardan koruuu?

  9. Ateist
    Haziran 10, 2010, 7:23 am

    Evet haklısın ismin veya dininin önemi yok, önemli olan bir insanın insan olmasıdır. Kendi dininden olmayan başka bir insanı insan olarak görmeyen ise hayvandan bile daha aşağılıktır.

  10. sadık
    Haziran 10, 2010, 8:25 am

    islam dini hiç bir zaman başka dindeki insanları hayvan olarak görmemiştir,görmezde bunlar sadece sizin kuruntularınız.siz onların dinine hakaret etmeyin küfretmeyin,onlarda sizin dininize hakaret ve küfretmesin.biz müslümanlar erdemli insanlarız.insanlara ne hakaret ederiz nede rıza gösteririz.

  11. Ateist
    Haziran 11, 2010, 3:41 pm

    Tevbe-28: “Müşrikler pislikten başka bir şey değildirler…”
    Müşrik = Allah’ın varlığına inanmayan, ya da Allah’tan başka ilahlara inanan, şirk koşan kimse. Mesela ben.

  12. Ateist
    Haziran 11, 2010, 3:53 pm

    Bu arada dediklerinin Tevbe-28’e ters düştüğü için, yani orada yazılı olan şeyi kabul etmediğin için, sanırım küffar oldun. Aramıza hoş geldin 😀 Ama henüz pislik, yani müşrik olabilmiş değilsin, sadece kafirsin.

    Ayrıca Tevbe-28 bu dediklerine kapak oldu sanırım 🙂

  13. sadık
    Haziran 12, 2010, 5:46 am

    28- Ey müminler. Allah’a ortak koşanlar birer somut pisliktirler. Bundan dolayı bu yıldan sonra bir daha Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer (ziyaretçi sayısının azalması yüzünden) yoksul düşeceğinizden korkuyorsanız, biliniz ki, Allah eğer dilerse yakında kendi lûtfu ile sizi zengin edecektir. Hiç şüphesiz Allah her şeyi bilir ve her yaptığı yerindedir.

    “Müşrikler (Allah’a ortak koşanlar) birer somut pisliktirler.” Bu ifade müşriklerin ruhlarının pisliğini somutlaştırıyor, bu pisliği onların mahiyetleri ve özleri olarak sunuyor. Onlar tüm varlıkları ve özleri ile insan duygularının tiksindikleri temizlerin uzak durmaya özen gösterecekleri bir pisliktirler. Sözkonusu olan pislik “maddi” bir pislik değil, “manevi” bir pisliktir. Çünkü onların vücutları organizmaları öz olarak pislik değildir. Burada Kur’ân gerçekleri somutlaştırarak ifade etme örneklerinden biri ile karşı karşıyayız. Evet;

    “Müşrikler somut pisliktirler. Bundan dolayı bu yıldan sonra bir daha Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar.”

    Müşriklerin Mescid-i Haram’da bulunmalarının yasaklık gerekçesi, bu hükmün amacı budur. Bu gerekçe ile onların Mescid-i Haram’a yaklaşmaları bile yasaklanıyor. Sebep onların pis ve oranın temiz olmasıdır.

  14. Ateist
    Haziran 12, 2010, 2:36 pm

    Daha hala neyi açıklamaya çalışıyorsun, kitabın ben ve benim gibilerden “somut pislik” olarak bahsediyor.

  15. sadık
    Haziran 14, 2010, 1:42 am

    sen yatağına galiba iş elbiselerinle giriyorsun senin anlayışın ancak bu kadar olur…?

  16. Emre
    Haziran 23, 2010, 11:17 am

    Merhabalar.. Yazdığın Yazıları ve Arkadaşların Yazdığı Yorumları Sırayla İnceledim..
    Şöyle Birşey Söylemek İstiyorum.. Burda ‘Janos’ Çelişkileri ve Hataları Göstermeye Çalışmıştır.. Bazı Arkadaşlar İse Sabit Fikirliliğinden Ötürü Sürekli Tepkili Cevaplar Vermektedir.. Neden Yorumlarınız Arasında Buradaki Çelişkili Sözcükler Hakkındaki Fikirleriniz Yok ? Neden Sürekli ‘Janos’ ve Bazı Arkadaşları Tersleyerek Onları Yargılamak Zorundasınız ? Burada Araştırmaları ve Gördüğü Çelişkilerden Bahsetmiştir.. Sizler İse Düz Mantık Olarak ‘Çelişki Yoktur’ Gibi Sözcükler Kullanıyorsunuz.. Çelişki Yoksa Buradaki Hatalara Açıklama Verin.. Ki Siz Çok Bilgili İnsanlar Eminim Bunlarada ‘Peygamber İşini Bilir Ne Yazdıysa Doğrudur’ Gibi Tabirler Kullanırsınız..
    Tekir Arkadaşımız Demiş Ki : ‘ya kardeşim çelişki varsa araştır bak. yok hala çelişkiyse senin için inanma yürü git işine..ne yani herkesin AAA ÇELİŞKİ VARMIŞ KURANDA HADİ İNANMAYALIM ARTIK LAY LAY LAY diyeceğinimi sanıyorsun.boşa vakit harcama sen nasıl inanmamaktan dönmüyorsan bizde inanmaktan dönmüyoruz’..
    Arkadaşım Bunun Açıklaması Nedir ? Yorumunu Buradaki Çelişkiler Üzerine Kur.. Düz Mantıkla Benim Bilgim Tektir ve Doğrudur Bundan Dönmem Diyerek Çabalama !! Unutma ki Doğrular İnsanlara Özel Öznel Yargılardır.. Doğru ve Yanlış Değişebilen Tabirlerdir..

  17. erkan
    Haziran 23, 2010, 12:13 pm

    arkadaşlar kırıcı olmayın birbirinize karşı özellikle ateist isimli arkadaşım sana yakıştıramadım çünki senin dünya görüşün ve analizlerin daha rasyonel,eleştiriyel akla adalete inanmışsın.Senin gibi insanlara ihtiyacı var dünyanın ve kandırılan insanların,dinlere inananlara senin saygı duyman gerekiyor ve onlara gerçeği usanmadan kırmadan anlatman gözlerinin önündeki kara perdeyi açman ışığı sevgiyi görmelerini sağlaman gerekiyor bıkmadan usanmadan kızmadan küçük görmeden ve şunu asla unutmadan bazılarımızın tek tesellisi anlayamayışlarıdır. emperyalizmin ve sömürü ticaretinin en büyük ve güçlü ergümanı din dir sermaye allah tır peygamberdir ve hiç bir zaman net anlaşılamayacak olan kitaplardır bunların adı incildir tevrattır kurandır hal ve duruma göre şekil değiştirebilir renk değiştirebilir anlam değiştirebilirler ancak bu şekilde uzun süreli yaşam şansı bulurlar bilmece gibidir asla net açık olmamakla beraber bulanıktırlar ve bir sayfası bir sayfasını tutmayan kullanım klavuzları gibidirlerki çoğunlukla kullanıldıkları cihazları bozarlar ve serviside yoktur yani çok zor olur onarımları istisnalar dışında imkansızdır.. sürç-i lisan ettimse affola hoşcakalın arkadaşlar.

  18. sadık
    Haziran 24, 2010, 5:29 am

    emre:
    yorumdan bahsetmişsin kuran ın net ve anlaşılır ayetlerini ketirip kendi bulanık,kokuşmuş,kıt akıllarıyla yorum yapmışlar acaba nekadar sağlıklı…? kur an ın ayetlerinin bir parçasını alıp yorum yapmak sence nasıl bir düşünce.
    erkan:
    saygıdan bahsediyorsun,saygı duymiyorsun.bizim ateist lere saygımız var ama on ların bizim Rabbimize hiç bir saygıları yok.sömürüyü yapan islammıdır yoksa dünya prest insanlarmıdır.kur anı ve incille, tevratLA,karıştırmıyalım,siz daha iyi biliyorsunuz.S

  19. Ateist
    Haziran 24, 2010, 11:40 am

    Tekrar tekrar bana yazdırmak zorundasın, değil mi Sadık?
    Tevbe-28 : “Ey müminler. Allah’a ortak koşanlar birer somut pisliktirler…”
    Bu mu Müslümanlığın müslüman olmayanlara saygısı?

    Ayrıca şuna da bir bak:
    Yıldızlar için “yeryüzüne en yakın göğe yerleştirilmiş lambalar” diyen;
    bu lambaların yer yüzü yaratıldıktan sonra oraya yerleştirildiğini söyleyen;
    güneşin balçık gibi bir şeyden doğup balçık gibi bir şeye battığını söyleyen;
    bir kitabın, modern bilime göre cahil olan bir insan tarafından yazıldığını anlayamıyorsan sahiden de senin beyninde bir sorun var demektir. Evet senin aklın O KADAR AMA O KADAR KIT Kİ

  20. Ateist
    Haziran 24, 2010, 11:42 am

    modern bilimden 1500 yıl önce yazılmış bu saçmalığı bile anlayamayıp “Bu kadar geniş bilgi içeren bir kitaba bilip bilmeden yorum yapmayın” diyebiliyorsun.

  21. müslim
    Haziran 25, 2010, 5:33 pm

    Janos hani müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün denilen ayetin cevabı:

    Bilindiği üzere, Kur’an-ı Kerim bir defada bir kitap olarak indirilmemiş, olaylara göre 23 yıl zarfında gelmeye devam etmiştir. Burada söz konusu olan, Hz. Peygamberin ve ilk müslümanların müşriklerle savaş halidir. Nasıl ki, bir devlet teröristlere şöyle bir ültimatom verebilir: “Size dört ay müddet. Ya bu müddet zarfında teslim olursunuz, ya da görüldüğünüz yerde öldürülürsünüz”

    Onun gibi, Tevbe Sûresinin ilk ayetlerinde belirtildiği üzere, müşriklere dört ay süre verilmiştir. Bu müddet zarfında onlara ilişilmeyecektir. Fakat eski hallerine devam ederlerse, ölüm fermanı söz konusudur. “Onları nerede bulursanız öldürün” mealindeki ayetin son kısmı “Allah Gafur ve Rahimdir’’ diyerek biter. Bununla “Allah bağışlayıcıdır, merhamet edicidir. Siz de öyle olun” mesajı verilmektedir. Bir sonraki ayette ise şöyle denilir:

    “Eğer müşriklerden biri eman ile sana gelirse ona eman ver. Ta ki Allah’ın kelamını dinlesin. (Müslüman olmazsa) sonra onu güven içinde bulunacağı bir yere ulaştır. Çünkü onlar bilmeyen bir kavimdir”

    Bu ayette, müşrikler hakkındaki ilahi rahmetin eserlerini açıkça görmek mümkündür. Demek ki, müşriklere bu dinin güzelliğini görmek, Allahın kelamını dinlemek fırsatı verilmelidir. Çünkü onlar, bu dini bilmeyen bir toplumdur. Onlardan bu şekilde gelenler, İslam beldesinde emniyet içerisinde yaşarlar, gezerler. Müslümanların hallerini gözlemlerler, neticede İslama girmeyebilirler. Kabul etmediğinde “Sen müşriksin” denilip öldürülmez, emniyet içinde vatanına dönmesine yardımcı olunur.

    Tarihen de sabit olan budur ki, müslümanlar savaş haricinde gayr-i müslimleri öldürmemişlerdir Şayet öldüren olmuşsa, bu dinden değil, o şahsın İslamı bilmeyişinden kaynaklanmıştır. Benzeri durum, gayr-i müslim ülkeler için de geçerlidir. Sözgelimi, bir müslüman yabancı bir diyara turist olarak gidip de malından dolayı öldürülmüşse, bunu o ülke insanlarının İslama düşmanlığı şeklinde değerlendirmek doğru olmayacaktır. Günümüz hukuk sistemlerinin de kabul ettiği üzere, suçun şahsiliği esastır. Birisinin yüzünden başkalarını da cezalandırmak adalete aykırıdır. Kur’an bunu şöyle anlatır: “Hiçbir günahkar başkasının yükünü yüklenmez.” (Necm Sûresi,, 38)

    Biraz uzun oldu ama alıntıdır.

  22. Ateist
    Haziran 27, 2010, 11:24 am

    Evet, haklısın. Bak, ben çoğu müslümanın yapmadığı şeyi yapıp kendi tarafımdan olan yanlışları kabul ediyorum. Haklısın bu konuda.
    Yalnız bir yerde kuran haksız. Madem tüm asırlara hitap eden bir kitap, sadece o zamanı ilgilendiren bir şey değil tüm zamanları ilgilendiren şeyler olması gerekir.
    Bu ayetler ve açıklamaları 2 şeyi gösterir bize:
    Ya bu kitap çelişkilerle dolu, ya da sadece bulunduğu zamana hitap ediyor.

  23. sadık
    Haziran 28, 2010, 10:20 am

    ateist:
    kur an evrenseldir.her çağa ve zamana uygundur.yeterki anlamak istesen.

  24. Ateist
    Haziran 29, 2010, 11:39 am

    Müşrikleri kılıçtan geçirin diyen ayetlerin savaş zamanında geldiğini ve o andan sonra geçersiz olduğunu sen kendi ağzınla söylemiyor musun?
    Biz Kuran’dan seçilmiş saçma bir ayet gösterdiğimizde “O ayetin indiği zamana ve olaya bakmak lazım” diyen siz değil misiniz?
    Kuran eğer o indiği olaya ve zamana hitap ediyorsa evresel değidir, eğer tüm zamanlara hitap ediyorsa gereksiz ve saçmadır.
    Sen benim anlamadığımı zannediyorsun, ama ben senin anlamadığını biliyorum. Eğer benim anlamadığımı söylüyorsan hala anlat da anlayalım o zaman.

  25. Bahadır Emin Kurtuluş
    Temmuz 30, 2010, 2:48 am

    “Kuran’da çelişkiler var””Ben ateistim” derken de aslında çok ciddi birşeyi reddettiğinin farkında yazarımız…

    O kadar ki kendi içini rahatlatmak için bir sürü yazı yazıyor, insanlar kendi gibi düşünsün istiyor…

    Oysa ki kendi evinde oturup hiç birşey yapmadan “eğer içi rahat ise” kendi işini de yapabilirdi…

    Ama öyle olmamış…

  26. Bahadır Emin Kurtuluş
    Temmuz 30, 2010, 2:51 am

    Bir de yazıların yazarına; biz ayetleri tek başına değerlendirmeyiz,

    “Namaz kılanlara yazıklar olsun” diye bir ayete bakarsan yanlış anlarsın, ama ondan sonraki “…ki onlar namazlarında gösteriş yapmaktadırlar…” ayetine bakarsan anlam çıkar…

    Yukarıdaki ayetlerin manasını, iniş sebebini araştırmadan bu kadar kesin konuşmamak gerekir…

  27. Ateist
    Temmuz 31, 2010, 5:45 am

    Peki senin hoca dediğin kişiler neden islamiyeti gerçek göstermek için 100.000lerce kitap yazıyorlar? Bence de senin hocaların kendini rahatlatmak için 100.000 tane kitap yazmış.
    Ama işin aslı öyle değil işte, insanın yapısında bir görüşü diğeriyle paylaşma isteği vardır.

  28. Bahadır Emin Kurtuluş
    Temmuz 31, 2010, 6:18 am

    En çok “Aşk” konulu şarkı yazılır, zira herkes aşık olur, bundan bahsetmek ister… Ama “Aşk diye bir şey yok” diye bir kaç tane şarkı vardır…

  29. kaan kanatoğlu
    Ağustos 28, 2010, 7:11 pm

    çok faydalı bir form. ateist sen çok akıllı bir adamsın; ama ben bir müslümanım. biraz daha saygılı davranırsan seni daha çok ciddiye alırım. senin bir sevdiğinle mesela kardeşinle aramızda bir alacak verecek ilişkisi olsa ve ben hep kardeşine hakaret etsem senin yanında bozulursun doğru mu?

    bu sorunu çözersek, tartışma daha seviyeli gider.

    (söyle de artık ödesin kardeşin de borcunu:)))

    saygılarımı sunuyorum hepinize

    kaan

  30. ayşe
    Kasım 27, 2010, 1:28 pm

    Bu yazdıklarınız türkçe meallerden alıntılar. Arapçayı bilmeden türkçe mealle yola çıkmanız baştan yanlış. Ha herkes arapça bilmek zorunda mı tabi ki hayır. Ama Kur’an’ı tefsirsiz tefsir edemezsiniz. O ayetlerin her birinin tefsirlerini yani açıklamalarını ‘ne denmek’ istendiğini okursanız hiçbir ayette çelişki olmadığını görürsünüz. Zirâ arap dilinde türkçedeki gibi bir kelimeden bir tek mana çıkmaz.Zirâ Arapçada belagat vardır. Kur’an belagat sanatlarıyla doludur. Mealler moda mod tercümelerdir eksiktirler tam manayı karşılamamışlardır. Bu yüzden arapçayı bilmeden bu kadar cüretlenmeyin lütfen.

  31. serdar
    Aralık 24, 2010, 8:53 am

    ben elhamdülillah müslümanım.fakat kafama takılan sorular elbette var.yani kendimce.onlar şunlar:
    1-müslümanların hangisine sorarsanız sorun Allaha isyan ediyorum demezler.isyan ederken yaptıklarının yanlış olduğunu bile bile isyan ederler,namaz kılmazlar,oruç tutmazlar,günah işlerle vbg..
    peki ya şeytan? kuraı kerimde Allahın huzurunda olduğu onu gördüğü büyüklüğünü bildiği tanıdığı halde kullarını saptıracam bana mühlet ver,ademe secde etmem diyebilir?Allahın huzurunda olduğu onunla konuştuğu katında ikamet ettiği halde iblis Allaha haşa nasıl kafa tutabilir?
    2-KURANI KERİMDE DİNİ KİTAPLAR DİĞER DİNLER ALLAHIN MELEKLERİN VARLIĞINDAN BEHSEDER.ama bunlar gözle görülmeyen sadece yazılı olduğu için inanılması istenen şeyler.ne allahı ne melekleri görürüz.herkes görmediğine inanır.insan görmediği şeye inanmayabilir.bu gayet doğal.görmediği şeye inanmamak,gördüğü şeye inanmaktan daha kolaydır,mantıklıdır,görmediği şeye inanmayan ayıplanmaz hor görülüp suçlanmaz,çünkü çok geçerli bir mazareti vardır:görmemiştir.
    fakat allahı melekleri inkar edenler cehennemde yanarak kaynar sular içirilerek bağırsakları parçalanarak ölecekler denilmektedir kuranda,diğer kutsal kitaplarda.
    görmememk en tutarlı en haklı mazaret olduğu halde görmediği için inanmıyan inkar eden bir insana karşı Allah neden bu kadar kahredicidir? tolarensı yoktur.
    3-dinde kolaylı vardır,Allah üzerinizdeki yükü hafifletmek istiyor deniliyor kuranda.günde 5 kez namaz kılmak oruç tutmak öyle çokda kolay değil.ayrıca savaş üzerinize farz kılınmıştır deniliyor.savaşmak da çok zor.zina yapmamak,yalan söylememek..bunların hepsi çaba gerektirir.ben şahsen müslümanlığın o kadarda kolay olmadığını düşünüyorum.buradaki ayetlerde öyleyse ne demek istenmiştir.daha zoruda olabilirdi.bunlara yapmaya insanın gücü yeter diye algıladığımda dinde kolaylık olduğunu işte o zaman düşünebiliyorum.ve öylede kabul ederek bu sualimin sıkıntısını yendim.

  32. serdar
    Aralık 24, 2010, 9:07 am

    3-Allahın çok büyük merhametinden behsedilir ve kabul ederiz.hastalıkları, ölümü ,cehennemi ,dünyada ve ahiretteki sonu gelmez acıları dehşetleri yaratan ALLAH ın merhamet anlayışını kavramakta zorlandığımı,içinden çıkamayıp artık bunu düşünmek istemediğimi söylemeliyim.yakın tarihte filistinde çoluk çocuk parçalanarak,molaz yığınların altında kalarak bağıra çağıra can verdiler.insan gibi aciz bir varlık sırf inanmadığı inkar ettiği için, müsait beyniyle ,yaratılan organlarıyla müsait ortamlarıyla acziyetinden dolayı işlediği günahlerından dolayı cehennemde sonsuza dek yakılıp kavrulup ciyak ciyak bağırtıra bağırtıra bağırsakları sökülüp parçalananırken Allahın merhametini kavramakta çok zorlanıyorum.bence bunlar şahsım açısından şimdilik içinden çıkılmaz konular eğer izah eden birileri olursa buyurun yazın.

  33. erik-üzüm
    Ocak 29, 2012, 8:06 pm

    düzgün bir tefsir alıp onunla beraber okusun bu arkadaş..mealle anlamaya çalışarak yanlış sonuçlara varıyor..binlerce yıldır bunun tahsilini yapan binlerce alimin farkedemediği çelişkileri farkettiğini sanarak sevinmiş arkadaş..lakin boşa kibirlenmiş..elmas bulduğunu sanmış herhalde..bu iş tahsil gerektiren mühim ve incelikli iştir..her önüne gelen mealinden okuyup kuran yorumlarsa olmuyor işte..cam buluyor elmas sanıyor..Hidayet nasip olmasını dilerim..

  34. bilal
    Ağustos 1, 2012, 8:55 pm

    T.DURSU’UN YUKARIDAKİ İDDİLARINA CEVAP ! KAF suresi 29.Ayet ” ما يبدل القول لدي
    وما انا بظلام للعبيد ” Benim huzurumda ( bugün ahirete ) söz değiştirilmez ve ben kullara asla
    zulmedici değilim. ” Burada ki ” Söz değiştirilmez ” Kıyamet gününde şeytan ve müşrikler
    arasındaki çekişmeden sonra yüce Allah hakem olarak her iki grup arasında hüküm ve-
    rerek bu hükmün değişmeyeceğini ifade edecektir. Yani 29.ayete geçen ”Benim huzu-
    rumda söz değiştirilmez.” ifadesi tamamen kıyamet günü ile alakalı olup,kur’an ve diğer
    kitaplardaki söz ve hükümlerle asla alakası yoktur. Bunun böyle olduğunu tam anlaya-
    bilmek için KAF suresi 18-29.ayetlerin tümünü gözden geçirmek lazım. Ayetlerin mealini
    veriyorum:18: ”İnsan hiç bir söz söylemez ki,yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek
    bulunmasın. 19: Ölüm sarhoşluğu gerçekten gelirde. İşte ( ey insan) bu,senin öteden beri
    kaçtığın şeydir,denir. 20: Sür’a üfürülür;işte bu,geleceği vaadedilen gündür.(kıyamet günü)
    21: Herkes,yanında bir sürücü (melek) ve bir de şahit( melek) le beraber gelir.(.Bir melek insanı hesap meydanına sevkeder,diğeride onun amellerine şahitlik edecek olan melektir.)
    22:Andolsun sen (ey insan) bundan (bu kıyamet gününden ) gaflette idin; derhal biz senin
    perdeni kaldırdık.(kıyameti gerçekleştirip görür hale getirdik.) Bugün artık gözün keskindir.
    (kıyametin gerçeğini görürsün,denir.) 23-24-25 ve 26: Yanındaki arkadaşı: << İşte yanım-
    daki hazır,der. (iki meleğe şu emir verilir:) Haydi ikiniz her inatçi kafiri,iyiliğe bütün gücü
    ile engel olanı, (dünyada iken) azgın şüpheciyi cehenneme atın; Allah ile beraber başka
    ilah edineni,şiddetli azaba birlikte atın ! 27: Müşrikin arkadaşı (şeytan) der ki; Rabbimiz !
    Ben onu(dünyada) azdırmadım.Fakat kendisi derin bir sapıklık içindeydi. 28: O esnada
    (Allah) buyurur:Huzurumda çekişmeyin! Ben size daha önce (dünyada) uyarı göndermiş-
    tim! 29: Benim huzurumda (bugün) söz değştirilmez ve ben kullara asla zulmedici değilim.''
    İşte T.D.nun '' Benim huzurumda söz değiştirilmez.''diyen ayeti nasıl çarpıttığını gördük.
    Kıyamet gününde Allah tarafından söylenecek olan bu sözün kur'an daki söz veya hüküm-
    lerle asla alakası yoktur.
    2- T.D.nun KEHF suresi 64.ayette '' Tanrı'nın sözlerinde değişme olmaz.'' diye gösterdiği
    ayetin anlamı da tamamen yalnıştır. Söz konusu ayetin anlamı şöyeldir.'' Musa; İşte ara-
    dığımız O idi,dedi.Hemen izlerinin üzerine geri döndiler.'' Bu ne saçmalık? kimi kandırıyor-
    sunuz ?
    3- NEHL suresi 100.ayet değil,101.ayettir. ''واذا بدلنا اية مكان اية والله اعلم بما ينزل قالوا انما انت مفتر
    بل اكثرهم لايعقلون '' Biz bir ayeti (delili,belgeyi,işareti) başka bir ayetin yerine değiştirdiğimizde
    -ki Allah neyi indireceğini daha iyi bilmektedir- onlar şöyle derler.''Sen yalnız iftiraedicisin''
    Hayır,onların çoğu bilmezler.'' '' CEBRİ '' لا نسخ في القران sayfa 24.te alim ve müfessirlerin
    çoğu bu ayetten maksat,her çağa uygun bir kitabın gönderilip daha sonraki kitapla bazı hü-
    kümlerinin nesh edilmesidir.İncil tevratın,Kur'an da incilin bir çok hükmünü nesh etmiştir.
    Bu ayet bunu ifade eder.Yani kur'an da tek bir ayet nesh edilmiş değildir.Nesh edilmiş bir ayeti hiç kimse gösteremez.
    4- BAKARA suresi 106.Ayet olan'' ما ننسخ من اية او ننسها نات بخير منها او مثلها '' Biz bir ayetin
    hükmünü yürürlükten kaldırır veya unutturursak ( insanlar onu unutur ve kayp olursa) mutlaka
    daha iyisini veya benzerini getiririz.'' Buradaki ''nesh de ''tamamen önceki kitapların sonraki
    kitaplarla neshedilmesidir. Yani kur'an ayetlerinde nesh yoktur.Kur'an önceki kitapların bazı hükümlerini nash etmiştir.Gelişmekte olan bir toplum yeni kanunları çıkarırken eski bazı hükümleri yürürlükten kaldırmıyormu ? İşte kur'an da böyle ! Eski ilahi kitapların bazı hükümleri-
    nin kaldırılışının bazı nedenleri şöyledir. Allah'u Teala,insanlığın medeni ve kültürel geliş-
    mesinin doğurduğu ihtiyaçlara uygun olarak,gerektikçe yeni peygamber ve kitaplar gönder-
    miş,öncekilere ait bazı hükümleri yürürlükten kaldırmıştır.Bu durum,bir doktorun hastasına,
    tedavinin seyri boyunca bir ilaç vermişken,değiştirip başka bir ilacın vermesine benzer.
    5- FATIR suresi 43. '' فلن تجد لسنة الله تبديلا '' Ve FETH suresi 23: '' ولن تجد لسنة الله تبديلا
    Ayetlerindeki Allah'ın kanunlarından maksat kozmosun,kainatın yaratılmasında ve mevcut
    varlığın çalışmasında ''sünnetullah'' ta değişiklik olmaz '' demektir. Ama ateistler ve ustat-
    ları olan T.D.bunları anlayacak kapasitede olmadığını görüyoruz.
    Şunu bilsinlerki Kur'an da tek bir çeilşki yoktur. Boşuna uğraşmasınlar !

  35. bugra
    Ağustos 4, 2012, 7:29 pm

    Vay be bu ülkede kafası çalışan insanlarda varmış…

  36. bilal
    Ağustos 8, 2012, 11:16 pm

    Bir arkadaşımız ” …ALLAH’IN MERHAMET ANLAYIŞINI KAVRAMAKTA ZORLANDIĞINI..”
    yazmaktadır !
    1- Arkadaşıma önce Kur’an’ı Kerimi bir bütün olarak ele alıp okumasını,her surenin başında
    neden Yüce Allah’ın ”Rahman ve Rahim ” ismi sıfatları bulunduğunu düşünüp kavramaya davet ediyorum.
    2- Bildiğimiz gibi Yüce Allah’ın 99 ismi sıfatları vardır.Bunların içinde ” Er-Rahman,er -Rahim,
    el-Affuv,el-Kerim,el-Ğafur,er-Rauf vb.ismi sıfatlar mevcut olmasına rağmen, el-Müazzip” Azap
    ve ceza verici” diye bir ismi sıfatı yoktur. ”Yani kötülük yapanlara ceza verebileceğini bildirdiği halde,el-Müazzip ( azap ve ceza verici) diye bir ismi sıfatı yoktur. Bu nedemek ? Allah hiç kimseye azap vermekten hoşlanmaz. Meğerki insan kendini cezaya mustahak etmiş olmasın !

    3- Yüce Allah merhametsiz olsaydı,ona inanmayan,küfreden, haşa onunla alay edip,isyan eden hiç bir ateisti veya gayrı müslimi yaşatırmı dı ? O, الرحمن الرحيم ” dır.
    Kullarına merhamet eden,verdiği nimetleri iyi kullananları daha büyük ve ebedi nimetleri
    vermek suretiyle mükafatlandıran,ezelde bütün yaratılmışların hakkında hayır ve rahmet
    irade buyuran, sevgisine layık olanı ve olmayanı ayırt etmeyerek sayısız nimetlere kavuş-
    turandır.
    4-Tüm canlılar gibi insan da ihtiyaç içinde olan bir varlıktır.Yaşamını sürdürebilmesi için
    her an oluşması gereken pek çok koşul vardır.Nefes alabilmesi için oksijene,bedenin faa-
    liyetlerini sürdürebilmesi için su ve besine ihtiyaç duyar ve daha nice örnekler.Yeryüzün-
    deki tüm insanlar ihtiyaçları olan şeyleri elde edebilmek için çok büyük bir çaba gösterme-
    den yaşamlarını rahatlıkla sürdürebilmektedirler.Her birinin ihtiyaçları olan her şey onlar
    için Allah tarafından yaratılmış ve onların istifadesine sunulmuştur.İnsanların yaşaması için
    gerekli oksijenin atmosferdeki gereken oranlarda bulunmasını sağlayan kimdir ? Veya
    insanın vücuduna bu oksijeni alıp işleyecek bir sistemi koyan kim ? Bunlar tesadüf veya kendiliğinden mı oluşuyor ?
    Eğer evrende bir tesadüf olsaydı, havadaki oksijen oranı %21 değilde,% 50 de
    olabilirdi veya %10 oranında da olabilirdi. Ama her iki durumda da yaşam mümkün olmaz-
    dı. Yaşam için gerekli olan oksijen oranı %21’lerde seyrediyor.Bizim ve bütün canlıların ya-
    şamını düşünen ve gerekli olan oksijen oranı bu şekilde sağlayan etmen nedir ? Demek ki,
    bizi düşünen üstün bir akıl,zeka ve şuur sahibi Yaratıcı bir kudret vardır. Bu evrende yaşam
    için gerekli olan bütün yaşam koşullarının hiç birisi insanın başarısı değildir.Hiç kimse at-
    mosferin veya kendi solunum sisteminin oluşumunda söz sahibi olmamıştır.İşte insanın bu
    en hayati ihtiyacından başlamak üzere her türlü detay Yüce Yaratıcı tarafından kendisi için
    tasarlanmış ve gerektiği şekilde var edilmiştir.Kuşkusuz bu noktada karşımıza çıkan her
    türlü detayı insan için tasarlayan üstün bir aklın varlığı ve o aklın sahibinin insana gösterdi-
    ği sonsuz merhametidir. Bu merhametin sahibi ise Yüce Allah’tır.

    Kur’an’ı Kerimde ” وان تعدوا نعمت الله لاتحصوها الخ ”Size olan Allah’ın nimetini ( yaşamanız için gerekli olan bütün koşul ve maddeleri ) sayacak olursanınız bitiremezsiniz.! Yüce Yaratıcı,
    insan için her türlü fiziksel ve ruhsal ihtiyaçlarını karşılayabilecek bütün olanakları yaratmış-
    tır.İnsana düşen bu olanaklardan yararlanmaya çalışmaktır. Güneş bizim için,hava,su,top-
    rak,bitki,ağaç,meyve,sebze ve bütün canlılar bizim içindir.Yüce Allah,bunları kendisi için
    yaratmamıştır.bunlara ihtiyacı da yoktur. Bütün evreni insan için yaratan haşa Allah, mer-
    hametsiz mi ? Böyle düşünmek ne kadar mantıksızlık ve saçmalıktır ? 5- Neden hastalık,
    açlık,sıkıntı vb.durumlar vardır ? ALAK SURESİ 6-7 : كلا ان الانسان ليطغي ان رأه استغني ” Hayır,
    gerçek şu ki,insan (her konuda ) kendi kendini yeterli görünce, ( kendini zengin,güçlü,has-
    talıksız,sıkıntısız,ölümsüz vs.görünce ) azar. (şamarır,gibirlenip böbürlenir,egosunu tatmin
    için her türlü zulüm,kötülük ve haksızlığı yapar.) Evet: Yüce Allah hastalık,acizlik,ölüm
    vb. durumlar yaratmış ki,herkes firavun,Nemrud,Karun,Haman,Ebu Cehil,Ebu Leheb vb.le-
    ri olan bugünkü çağdaş diktatörler gibi olmasın. ! 6- Ölümsüz olan dünya diktatörleri insan-
    lara ne yapacağını artık siz düşünün ! Ölüm vb.durumlar gereklidir. 7- Hastalık varsa,
    sıhhat ve afiyet anlamlı olur.Açlık ve susuzluk varsa,besin maddelerinin ve suyun anlam-
    ları olur.Yorgunluk varsa,rahatlığın anlamı olur.Hatta ölüm varsa,yaşamın anlamı olur.Ne-
    gatif durumlar varsa,pozitif durumlar anlamlı olur. Yani Her şey zıddı ile anlam bulur.Her
    şey zıddı ile bilinir. 8- Yüce Allah,birilerine hastalık,sıkıntı,açlık,ölüm vb.durumlar verirse,
    söz konusu kulunu sevmediği veya ona ceza verdiği anlama gelmez. Zira; Yüce Allah,en
    çok sevdiği kulları olan peygamberlerine de hastalık,sıkıntı,açlık,ölüm vb.durumları ver-
    miştir.Demek ki,Yüce Allah, kulları arasında ayırım yapmadan yarattığı tabiat kanunlarına
    herkesi dahil ediyor. 9- Aynı zamanda insanlar,hayat,ölüm,sıkıntı vb.durumlarla sınanmak-
    tadır. MÜLK SURESİ 2: ” …ألذي خلق الموت والحياة ليبلوكم أيكم أحسن عملا ألخ ” ….O Allah ki,hangini-
    zin daha güzel davranacağını (iyi ve güzel işler yapacağını ) sınamak için ölümü ve haya-
    tı yaratmıştır.O mutlak galiptir,çok bağışlayıcıdır. ” Hayat, anlamsız bir var oluş olmadığı
    gibi,ölüm de sonu hiçlik olan bir yok oluş değildir.Aksine hayat,bir hayırlı faaliyetler alanı,
    ölüm ise,bu faaliyetlerin karşılığını bulacağımız ebedi varlık sahasına geçişi sağlayan bir
    dönüm noktasıdır. 10- ” ان رحمتي وسعت كل شئ ” …Benim rahmetim her şeyi kapsamıştır.”
    ”…لاتقنطوا من رحمة الله الخ ” ( ne konumda olurasanız olun,günahlarınız ne kadar çok olursa olsun ! ) Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin.! ” diye buyuran Yüce Allah,haşa merhamet- siz mi ? Allah’a merhametsizlik nasıl isnat edilebilir ? Allah’ın gönderdiği bütün ilahi kitap-
    larda her türlü zulüm,haksızlık,kötülük,cinayet,huzur ve düzenin bozulmasına yönelik gayrı
    insanı işler şiddetle yasaklanmıyor mu ? Haksız yere bir insanı çldürmek,bütün insanları
    öldürmek gibi değerlendiren yüce Allah,haşa merhametsiz mi ? ” وسارعوا الي جنة ومغفرة
    من ربكم الخ ”(Ey insanlar ! ) Rabbinizden olan bir mağfiret ve cennete koşun ! diyerek insanın
    ebedi huzur ve mutluluğunu isteyen yüce Allah,haşa merhametsiz mi olur ?
    11- İyiler mükafatsız, Kötüler,caniler,zalimler ve diktatörler de cezasız mı kalsınlar ?
    İyilerle kötüler,obür dünyada aynı hayatı mı yaşasınlar ? Cinayet işleyen,insanları kesip
    öldüren,dünyanın huzur ve düzenini bozan,savaşları çıkaran,nice masum insanların ölme-
    lesine sebep olan,katliam yapan despot ve diktatörlerin cezasız kalmaları daha mı uygun ?
    Bu mu merhamet ? İŞTE BUNLAR İÇİN ” CEHENNEM ” GEREKİR !
    İkinci dünya savaşında JAPONYA’ya atom bombasını atıp,bir anda yüzbinlerce masum
    insanın ölmesine ve milyonlarca insanın sakat ve malül kalmasına sebep olanlar ile Birinci
    Dünya Savaşının çıkarılmasıyla 20 milyon ve İkinci Dünya savaşıyla 65 milyonun üzerin-
    de masum insanların ölümüne sebep olanlar cezasız mı kalsınlar ? Bunların müsebbipleri
    olan bir çoğu cezasını çekmeden gittiler. Japonya’ya atom bombasını atanlar,ceza yerine
    ödül aldılar. Bu mu adalet ,bu mu merhamet ?
    — Norveç’te 77 masum insanı öldüren caniye,sen pişman mısın ? diye sorulduğa soruya
    hayır pişman değilim,daha fazla öldüremediğime üzgünüm ” diyen cani suçlu bulunursa
    Norveç yasalarına göre en fazla 21 sene,vila gibi her türlü konfore sahip bir yerde cezasını
    çekecek.Hangi vicdan böyle bir cezayı yeterli görüyor ? Milyonlarca insanı öldüren,sö-
    müren ve köle edinen firavunlar,Nemrutlar,Karunlar, diktatörler ve bugün bile halklarının
    meşru talaplarına karşılık vermeyen ve onbinlerce sivil halkını katledenler cezasız mı kal-
    malı ? Bu mu adalet,bu mu merhamet ?
    İşte bunlar için cehennem gerekir.Çünkü bunlar dünyada hak ettikleri cezayı bulmuyorlar.
    Cehennem namaz kılmayan,oruç tutmayan,hac yapmayan ve gereği gibi ibadet etmeyen-
    ler için değildir.Evet bu ibadetleri yapmayan,her nimeti bahşeden Yüce Yaratıcıya karşı
    nankörlük etmiş olur. İbadet yapmayanlara mutlaka cehennem vardır,diyen bir ayeti bula-
    mıyoruz.Ama ibadeti teşvik eden nice ayetleri bulabiliriz.Demek ki,imanla birlikte insanı
    cennete götüren ameli salih ( dünyada yapılan iyi işlerdir.) İnsanı cehenneme götüren de
    yüce Yaratıcıyı inkarle birlikte insanlara yapılan,zulüm,haksızlık,kötülük,insanın canına ve
    malına kıyma,insan haklarını hiçe sayma ve gayrı insanı bütün işlerdir.
    ” Cehennem, اعدت للكافرين ” bile bile Yaratıcıyı inkar edip,
    ,her türlü melanet ve kütü işleri yapanlar içindir. Cennet’de,اعدت للمتقين ” muttakinler,
    Yartıcıya inanıp dünyada daima iyilik yapanlar içindir.

    Yüce Allah’ın şiddetle yasaklamsına rağmen,insanlar birbirlerini öldürüyor veya kötülük
    yapıyorsa,haşa suçlu Allah’mı ? Yoksa bu iğrenç işleri özgür iradeleriyle yapan insan mı ?
    Billinmeli ki,yüce Allah insanı bir robot gibi yaratmamıştır.Ona doğru ve yalnış olanı kavra-
    yabilme yetenekleri vererek,doğruyu emretmiş,yalnış ve kötülüğü şiddetle yasaklamıştır.
    İnsan kendisine verilen bu üstün yeteneklerini kullanarak kimseye kötülük ve haksızlık
    etmemesi lazım.Yoksa Yüce Allah’ın müeyyidesiyle karşılaşabilir. Haşa Allah mı merha-
    metsiz ? Yoksa merhameti anlamayanlar mı mantıksızca düşünürler.?

    EVET: Bu dünya ne cennet,ne de cehennem yeridir. Burası sınav yeridir.İnsanlar Yüce
    Allah’ın emirlerine sarılsalar,kötülükler kendiliğinden ortadan kalkacaktır.Bütün kötülük-
    lerin kaynağı insanda aramalıyız.Para için,maddiyat için,şahsi veya siyasi çıkarlar için,ma-
    kam ve mevki için savaşlar çıkaran,masum insanları öldüren,dünyayı cehenneme çeviren,
    sorun ve krizleri yaratan,dünyanın huzur ve düzenini bozan,egosunu tatmin için uğraşan
    hep insanlar değil mi ? Bu nedenle,insan da akıl ve irade sahibi bir varlık olduğuna göre
    tüm eylemlerinden ve kötülüklerinden sorumlu olan insan olmalıdır. Mantıksızca iddia edildiği gibi Allah değil. Evet her şeyin yaratıcısı Allah’tır. Ama kötülüklerin ortaya çıkma-
    sına sebep olan Allah değil,insandır. MESELA: Yüce Allah,ateşi yaratmış,insan onu iyi
    yönde kullanırsa,çok büyük bir nimet olur.Kötü yönde kullanırsa,büyük bir azap olur.Bu
    ikisinin sebebi de insan değil mi ? Biri ateşle bir yeri yakarsa, ateşi yaratan haşa Allah mı?
    Yoksa ateşle yakan insan mı sorumlu ? İKİNCİ BİR ÖRNEK: Bir otomobil firması, insala-
    rın yaralanması için bir otomobil üretiyor.Otomobili süratle sürüp kaza yapmasına sebep
    olan üretici firmamı,yoksa sürücü mü ? Hangisini sorumlu tutarız ? İşte her şeyin Yaratı-
    cısı olan Allah’da üreten firma gibi sorumlu değil,aşırı hız yapıp kazaya sebebiyet veren
    sürücüdur.Sürücü,firmanın talimatına ve trafik kurallarına uymuş olsaydı,büyük olasılıkla
    kaza yapmazdı.Böylece bütün kötülüklerin kaynağı ve müsebbibi Yüce Allah değil,bizzat
    insanın kendisidir.

    İNSAN SORUMLU BİR VARLIKTIR: KIYAME SURESİ 36: ايحسب الانسان ان يترك سدي الخ ”
    ” İnsan,kendisinin başıboş (ve sorumsuz ) bırakılacağını mı zanneder ? Hayır,akıl,idrak
    ve düşünme yeteneğiyle donatılan insan,yapıp ettiklerinden sorumlu tutulacaktır.Zira o
    bir robot veya başka bir canlı varlık gibi değildir.Kendisine bunca nimet verilen insan,başı-
    boş ve sorumsuz bırakılmayacaktır. Bir bilim adamı,bilgisayarı icat etmişse,boşuna icat
    etmemiştir.Deyim yerinde ise,en büyük bilgisayar olan insanın da mücidi ve yaratıcısı olan
    Allah tarafından bir amaç için yaratılmış olup,sorumsuz ve başıboş bırakılması söz konusu
    değildir.Yaratılışına uygun davranıp hareket etmesi lazım…! ! !
    Yüce Allah’tan hidayet dileyiğiyle. Hekese saygılar.

  37. bilal
    Ağustos 10, 2012, 6:21 pm

    ” İYİLİK VE KÖTÜLÜKLER ALLAH’TAN MIDIR,DEĞİL MİDİR ? ” İLGİLİ AYETLERİN İZAHI :
    1- NİSA SURESİ 78: ..وان تصبهم حسنة يقولوا هذه من عندالله ” …Onlara bir iyilik dokunsa <> derler. ” وان تصبهم سيئة يقولوا هذه من عندك ” Onlara bir kötülük gelince de <> derler.
    قل كل من عندالله ” De ki <> (Yani Allah’ın evrene koyduğu kanunlar gereği her şey Allah’tandır.Her şeyin yaratıcısı O,dur ) ” فمال هؤلاء القوم لايكادون يفقهون حديثا ” Bu topluma ne oluyor ki bir türlü laf anlamıyorlar !
    NİSA SURESİ 79:” ماأصابك من حسنة فمن الله ”Sana gelen iyilik Allah’tandır.(Onun müsebbibi Allah’tır.
    .Onun fazlu keremindendir.Allah kaynaklıdır.)” وما أصابك من سيئة فمن نفسك ”Sana gelen kötülük ise nefsindendir. (Onun müsebbibi sensin,senin negatif tutum ve davranışlarındır.Senden kaynaklıdır.)
    EVET: Dikkat edilirse 78.ayette,” من عندالله ” Min indillah’i ”denildiği halde,79.ayete ise,” فمن الله
    Fe minellah’i ” denilmiştir. Yani 78. ayette ” عند ” İndi ” kelimesi vardır. 79.ayete ise,bu keli-
    me yoktur. Bundan hareket ederek 78.ayette,” قل كل من عند الله ” Yani Allah’ın yarattığı doğa
    kanunu gereği her şey Allah’tandır. Her şeyin yaratıcısı Allah’tır.

    79.ayette ise” فمن الله ” Fe minellah’ı” فمن نفسك ” Femin nefsik” denilmiştir.Yani ” عند ” İndi” ke-
    limesi burada yoktur.78.ayette ” iyilik ve kötülükler yaratılış açısından, 79.ayette ise,sebe- biyet açısından ele alınmıştır. ( Yani 78.ayette göre herşeyin yaratıcısı Allah’tır.,79. ayette göre ise kötlüklerin yaratılmasına sebep olan insanın negatif tutum ve davranışlarıdır. Nitetekim,
    RUM SURESİ 41.Ayet’ te bu gerçeği ifade ediyor.” ظهر الفسا د في البر والبحر بما كسبت ايدي الناس ليذيقهم بعض الدي عملوا لعلهم يرجعون ” İnsanların bizzat kendi işledikleri kötülükleri yüzünden karada
    ve denizde bozulma ortaya çıktı..( Yani doğal olarak huzur ve düzeni bozan insandir.Buna
    neden olan onun negatif tutum ve davranışlarıdır.) İşte 79.ayet ‘te bunu ifade ediyor.EVET;
    78.ayette olan ” من عند الله ” ile 79.ayete olan” فمن الله ” kelimeleri arasında önemli bir farklı
    anlam vardır. Bu ayetlerin yerine doğru mealleri verilmiş kelimeleri koyduğumuzda, var gibi
    görülen çelişkinin olmadığı görülecektir.Tabi ki,ateistlerin ustadı olanT.D.bunu anlayabile- cek bir kapasiteye sahip değildir.
    O, arapçada geçen ” من عند الله ile من الله ” arsındaki farkı anlayamaz !
    Bu nedenle, her iki ayet arasında asla çelişki yoktur. Çelişki bu farkı anlamayanın ürünüdur
    .
    ÖRNEK VERECEK OLURSAK;1- Yüce Allah, yakıcı özelliği olan ateşin ham maddesini
    insan yararına yaratmıştır. Yani Allah’ın ateşe koyduğu doğa kanunları gereği her şey Allah’tandır. 78.ayet bunu ifade ediyor.

    2-Elini ateşe sokmak,tehlikelere yaklaşmak,tedbir almamak gibi sorumluluk taşıyan bu du-
    rumlarda gelen kötülükler insanın kendisindendir.Bu durumda gelen kötülükler insandandır.
    İşte, 79.ayet ise, ” فمن نفسك ” kötülük sendendir.Senin olumsuz tutum ve davranışlarındandır.
    Bu kötülüğün müsebbibi ve kasibi sensin,diye ifade ediyor. Evet,bir insan elini ateşe soksa
    eli yanar.Elinin yanması Allahın ateşte yarattığı doğa kanunu gereğidir.Sorumluluk ise,elini
    ateşe sokan insana aittir.Elini ateşe sokmasaydı eli yanmazdı.Elinin yanmasına sebep olan
    insandır. AMA; onun elini yakan bu doğa kanunu Allah tarafından yaratılmıştır.
    78. ayet,her şeyi yaratılış yönüyle ele alıyor, 79,ayet ise,sebep yönüyle iyilik ve kötülükleri ele alıyor. Bu ayetlerin neresinde çelişki vardır ? ? ?

    EVET; her iki ayet arasında asla çelişki yoktur.
    KUR’AN’I KERİM,EVRENİ YARATAN VE HER ŞEYİ BİLEN ALLAH’IN SÖZÜDUR.

  38. bilal
    Ağustos 13, 2012, 11:01 am

    ”BİR MÜSLÜMAN KAÇ KAFİRE BEDELDİR ? ” DİYE YUKARIDA YAZILAN YALNIŞ İDDİAYA
    CEVAP : 1- Önce ENFAL SURESİ 65 ve 66.ayetlerin doğru meallerini verelim; 65.Ayet:
    ” Ey peygamber ! mü’minleri ( zorunlu hale gelen ) savaş için yüreklendir. Eğer sizden sabırlı
    (dirençli ..) yirmi kişi bulunursa,inkar edenlerden ikiyüz kişiyi alt edebilir.Eğer sizden sabırlı (dirençlıi..)
    yüz kişi bulunursa,inkar edenlerden bin kişiyi alt edebilirler.Çünkü onlar anlamayan
    bir topluluktur.
    66.Ayet:”Şimdi Allah yükünüzü hafifletti.Zira içinizde bir zaaf olduğunu biliyordu.Sizin sa-
    bırlı(dirençli..) yüz kişiniz iki yüz kişiyi alt eder.Sizin böyle olan bin kişiniz Allah’ın izni ile iki bin kişiyi alt eder.Allah hak’ta direnenlerle beraberdir.

    Şimdi bu ayetlerin tefsir ve açıklamsını yapalım: Çünkü ayetlerin sebebi nüzul ve tefsirni bil-
    meden yapılan yorumlar tamamen yalnış olur.
    65-66.ayetlerede açıkça açıklandığı gibi ”Bedir Svaşı” kaçınılmaz olmuştu.Çünkü gayri
    müslimler müslümanları Mekke’den Medine’ye göçe zorladıkları gibi,Medine’de de müslümanlara
    yaşama hakkını tanımıyorlardı.Müslümanları yok etmek için saldırı hazırlığındaydılar. Artık sayıları çok az da olsa, müslümanlar için müdafaa savaşı zorunlu hale gelmişti.Ancak
    savaşacak iki taraf arasında ciddi farklar vardı.Sayıca üstünlük gayri müslimlerdeydi.İşte bu durum da
    müslümanların psikolojik olarak hazırlanması gerekiyordu.Özellikle her şeyden önce Hz.Peygamberin savaşa ruhen hazırlıklı hale getirilmesi lazımdı.ENFAL Suresi 65 ve 64.ayetleri tam bu işi görüyor ve burada Allah Resulüne güven telkin ediliyordu.Aynı zamanda 65 ve 66.ayetlerde yine
    müslümanların savaşa ruhen hazırlanmaları ve morallarının yüksek tutulması sağlanıyordu.
    Şöyle ki,
    ” يا أيها النبي حرض المؤمنين علي القتال ” Ey Peygamber ! (kaçınılmaz hale gelen) savaş için ina-
    nanları coştur. ( savaşta ölüm korkusunu yenmeleri için onları yüreklendir,teşvik et.)
    Ayetin devamında ise,peygamberin bu teşvik ve çabası gerçekleşirse olacak olay anlatıl-
    maktadır. <> Eğer sizden sabırlı,(zorluklara göğüs ger-
    meyi bilen,şehadet aşkı taşıyan,inançlı,cesur,korkusuz ve atılgan ) yirmi kişi bulunursa,in-
    kar edenlerden iki yüz kişiyi alt edebilir. <> yine eğer sizden sabır-
    lı (zorluklara göğüs germeyi bilen,şehadet aşkı taşıyan,inançlı,cesur,korkusuz ve atılgan)
    yüz kişi bulunursa,inkar edenlerden bin kişiyi alt edebilir. <> Çünkü onlar
    derin bir kavrayıştan mahrum bir yığındırlar.” Onlarda inanç ve davası uğruna şehadet aş-
    kı olmadığı için niçin savaştıklarını,neden ölüme gittiklerini bilmezlar.Onlar ölümü yokluk
    sayıp,ölüm ötesi ebedi bir hayata inanmazlar.Ölürsem yok olup gidiyorum diyorlar.Bu ne-
    denle ölüm korkusuyla yaşıyorlar. Ama;Ey müslümanlar ! Sizler iseniz,ölürsem inanç ve
    hak davam için şehit olurum,ölüm yokluk değil,ebedi olan cennet hayatına geçiştir diye inanıyorsunuz.! İşte sayınız az da olsa,bu inançla,bu sabırla galip sizsiniz. Burada açıkça görülmektedir ki,BAKARA suresi 249.ayette de açıklanan olay hatırlatılatılmış ve bir önce-
    ki ” Ey Peygamber ! onları teşvik et,yüreklendir ! ” cümlesinde bahsedilen ”teşvikin ” ger-
    çekleşmesi halinde,1 müslüman,10 gayri müslim kadar güç, kuvvet ve cesaret sahibi ola-
    bilceğiğı bildirilmektedir. Bu olay,müslümanların isterlerse ulaşabilecekleri bir üst sınırdır.
    Ancak,elbette –ki kendi nefsimize vurursak– buna ulaşmak hiç de kolay değildir.! Kolay
    değildir, ancak ulaşılabilir.insanın kendisyle alakalı bir durumdur.
    66.ayette bakınca hemen ilk cümlede ,müslümanlar üzerinde ”teşvikin” beklenen tesiri gös-
    termediği anlaşılmış ve bu yeni durumda bilinmesi gerekenler söylenmiştir.

    66.ayet:<> Şimdi (şu anki mevcut şartlarda ) Allah yükünüzü hafifletti.

    <> ” Zira sizde bir zaaflık olduğunu biliyordu.” Buradan anlaşılıyor ki,
    Hz.Peygamberin yaptığı teşvik ilk etapta istenilen düzeyde içselleştirilememiş. Kolay değil,
    islam tarihinin ilk ciddi savaşı ve gerek sayıca,gerekse deneyimce karşı tarafın üstünlüğü
    var ! Kınanmamalı.! Tarihi olaylar,yaşanılan dönemin şartlarıyla ele alınıp değerlendirilme-
    lidir. Bu durumda,yani istenilen boyutta teşvik olunamayan müslümanlara,normal şartlarda
    zaten üstün oldukları ( Ali İmran suresi 139.ayette ) bildirilmiştir.

    ENFAL suresi 66.ayetin devamı : <>O halde sizden sabır-
    lı (dirençli) yüz kişi çıkacak olursa,bunlar ikiyüz kişiyi alt eder, <> ama eğer sizden bin kişi çıkarsa,Allah’ın izniyle iki bin kişiyi alt eder. Zira Allah hakta direnenlerle beraberdir.

    – 65. ayette müslümanların ulaşabilecekleri en üst seviye açıklanıyor.Yani Hz.
    Peygamberin ”teşvkine ” tam olarak gönül verilebilseydi ilk ayette söylenen olay gerçekle-
    şebilecektir deniliyor. Ancak, o günün azınlıkta olan müslümanları henüz daha toy oldukla-
    rından bu teşviği tam anlamıyla içselleştiremiyorlar.Bu durumda da 66.ayet gönderiliyor ve
    salt imanlarından dolayı yine üstün olacakları,bu sebeple savaştan korkmamaları bildirili-
    yor.
    ÖZETLE;1- Eğer ilk başta Hz.peygamberin ”teşviğine” uygun hareket edilseydi 1 müslü-
    mana 10 gayri müslim cesareti verilecekti. 2- Ancak, bu ”teşvik” içselleştirilemediğinden
    1 müslümana 2 gayri müslim cesareti verildi. Bu durumun tarihi örnekleri çoktur.

    EVET; bu ayetlerde asla çelişki yoktur. Zira,kişilerin iman,sabır ve direnç gücüne göre du-
    rum değişir. a) İman ve sebat gücü daha fazla olanlar için birinci seçenek geçerlidir.
    b) O derecede olmayanlar içinse,ikinci seçenek geçerlidir.
    Ve 65. ayet; Gerçekten inanmış ve bilinçli olarak davası uğruna canını,malını feda edebilen
    bir mü’min gücünün yüksek olduğunu gösteren bir mesaj ihtiva etmektedir.

    İşte,ayetlerin iniş ve amaç sebeplerini bilmeyen ateistler,ayetleri çarpıtarak,aralarında çe-
    lişki varmış gibi göstermeye çalışıyorlar.! Hiç bir ayette çelişki söz konusu değildir.

    Agnostik sitelerde,Enfal suresi 66.ayette kelime yeri değiştirilerek yalnış yorumlar yapıl-
    maktadır. Şöyle ki,” Allah onların içinde zayıflık olduğunu ” ألان ” Şimdi / yani ayet indiği
    zaman öğrenmiş ” şeklindeki yalnış yorumları görmekteyiz..

    HLBUKİ AYET ŞÖYLEDİR: <> Şimdi Allah yükünüzü hafifletti.
    <> Zira içinizde bir zaaf olduğunu biliyordu.

    AYETİN ORJİNAL METNİ BÖYLE İKEN, Ateistler,birinci cümlenin başındaki ” ألان ” Şimdi/
    kelimesini yerinden alıp,ikinci cümlenin başına getirerek, kafalarına göre, ” Allah,onların içinde zayıflık olduğunu,ayet indiği zaman öğrenmiş.” diye bir şekle sokmaktadırlar
    Böylece onlara göre,o ana kadar, (haşa ) ALLAH durumu bilmiyordu,yeni öğrendi.
    .NOT:
    Bazı meallerde geçen ” bildi ” ifadesi de tamamen yalnıştır. Zira ikinci cümlenin başındaki
    ” و ” harfı,atıf edatı olmayıp, ” Vav’i ” haliye olup,fiili mazıyı geniş zamana çeviriyor.
    Yani,bildi değil,” biliyordu ” şekline çevirmektedir.Ama arapçanın dil ve gramerine tam vakıf
    olmayanlar bunu bilmezler. İşte bu yalnış mealler bundan kaynaklanıyor !

    Özet olarak; Yukarıda gösterilen ayetlerin arasında asla bir tezatlık söz konusu değildir.

    Saygılar !

  39. bilal
    Ağustos 13, 2012, 1:55 pm

    ” SAVAŞ SONRASI KAZANILAN GANİMETLER KİME AİTTİR ? SORUSUNA CEVAP :
    ENFAL SURESİ 1.AYETTE: يسألونك عن الانفال قل الانفال لله والرسول ”Sana ganimetlerin taksiminden
    soruyorlar ! De ki; <>

    ENFAL SURESİ 41. AYETTE : واعلموا أنما غنمتم من شيئ فان لله خمسه وللرسول ولذي القربي والتامي والمساكين
    وابن السيل ألخ ” Bilin ki,ganimet olarak aldığınız her hangi bir şeyin beşte biri Allah’a, (onun
    yoluna,amme hizmetine vb.durumlar için harcanır.) Resulüne,onun akrabalarına,yetimlere,
    yoksullara ve yolcuya aittir.”

    Dikkat edilirse, Enfal suresi 1. ayette ganimetlerin taksimi kime ait olduğunun hükmü beyan
    ediliyor. Yani ganimetlerin taksimi Allah ve Resulü yapar.

    Enfal suresi 41.ayette ise,ganimetler kime ve nereye taksimi yapılır hükmü vardır.

    a) Beşte biri,Allah’a (onun yoluna,amme hizmetine vb.durumlar için,) Resulüne,akrabalarına,
    ( Zira Resul ve akrabalarına zekat ve sadakalardan bir şey verilmezdi,onlara haram idi.) ye-
    timlere,yoksullara ve yolcuya ( ki bunlara zekat,sadaka ve diğerleri de verilirdi.)
    b) Beşte dördü ise gazi ve askerlere harcanırdı.

    İŞTE; HER İKİ AYET, AYRI HÜKÜM VE KONU İÇERDİĞİNDEN ARALARINDA ÇELİŞKİ SÖZ KONUSU OLAMAZ. HER NE KADAR ATEİSTLER,ÇELİŞKİ ÜRETMYE ÇALISALAR
    DA, BOŞUNA KAFA YORUYORLAR ! KUR’AN’IN HİÇ BİR AYETİNDE ÇELİŞKİ YOKTUR.

  40. bilal
    Ağustos 13, 2012, 2:06 pm

    NOT: Yukarıda, Enfal suresi 1.Ayette : …….. De ki; Ganimetlerin taksimi,Allah’a ve resulüne
    aittir ” ibaresi çıkmadığı için, ikinci defa burada da yazmak zorunda kaldım ! Saygılar !

  41. bilal
    Ağustos 19, 2012, 5:38 pm

    TEVBE SURESİ 28. AYETLE İLGİLİ” ATEİSTİN ”İDDİASINA CEVAP: Zaten,
    Sadık Bey,konuyu çok güzel bir şekilde izah etmiştir.Kendisine teşekkür ederim. Fakat ben de biraz ilave yapmak istiyorum.
    1- Tevbe suresi 28. ”…..Puta tapanlar (manen) necistirler. (Yani inanç,düşünce,tutum ve davranışları kötüdur.)
    Bu en sahih olan görüştür. ” ويقول بهذا اكثر العلماء ” Alimlerin çoğu da bunu söylüyor.
    ( bkz. Taberi,Razi,İbn Aşür ..)

    2- Müşrikler,başta Allah’a ortak koşma ve putlara tapma yönündeki inançları olmak üzere,
    Kabeyi çiplak tavaf etme,(ki, Mekke’nin fethinden önce Kabenin etrafında putlar bulunuyordu )
    birbirlerine cinsel organlarını gösterme,murdar et yeme,Kabenin etrafını kirletme,def’i hacet
    yapma ve üvey anneleriyle evlenme gibi çirkin davranışları nedeniyle böyle nitelendirilmiş-
    lerdir. İşte kur’an,bunları yaptıklarından dolayı onlara bu nitelemeyi vermiştir. Bundan dolayıdır ki
    kur’an bunlar için,” ….فلا يقربواا لمسجد الحرام الخ ” ….Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar.”Çünkü
    uygunsuz davranışlarıyla orayı kirletiyorlar. (bkz. Ze Mahşeri Tefsiri ) Bu ayet sadece bu
    kötülüğü yapan söz konusu müşriklerle ilgilidir. Hıristiyanlar,yahudiler,kafirler (Allah’a inan-
    mayanlar ) ve bu çirkin işleri yapmayan diğer din ve inanç mensupları buna dahil değildir.
    Kur’an,onları böyle nitelendirmemiştir. Zira müşrikler dışında bütün inanç grupları da mev-
    cut idiler.Onlar,müşrikler gibi nitelendirilmemişlerdir. Hıristiyanlar ve Yahudiler,Kur’an’a ve hz.Muhammed’e
    inanmadıkları halde,kestiklerinin ve onlarla evlenmenin mubah olduğunu kur’an açıkça ifade ediyor.
    .Eğer bunlar necis olsaydı,ne kestikleri müslümanlara helal olurdu,ne de onlarla evlilik. !

    3- Peki, insanları öldürüne cani,hırsızlık yapana hırsız,fuhuş yapana fahişe,zulüm yapana
    zalim,sapıklara sapık demiyor muyuz ? Bunlara saygısızlık mı ediyoruz ? O zaman bunları
    bu isimlerle nitelendirmeyelim ? Onlara saygılı olalım. Hırsıza hırsız demeyelim,zalime zalim
    demeyelim. vs…..! İşte söz konusu müşriklerin de yaptıkları bu iğrenç ve çirkin işleri nedeniyle
    böyle nitelendirilmişlerdir. Ama,bu iğrenç işleri yapmayan diğer gayri müslimler,böyle bir nitelendirilmeye maruz kaldıklarını görmüyoruz.

    4- Maide suresi 90 ve 91.ayetlerde de benzeri ifadeler aynen içki,kumar,dikili taşlar(putlar)
    ve fal okları için kullanılmıştır. ”يا ايها الذين امنوا انما الخمر والميسر والا نصاب والازلام رجس الخ
    ” Ey iman edenler ! (Aklı örten,gideren,uyuşturan ) Hamr ( içki vb.şeyler ), kumar,dikili
    taşlar (putlar ) ve fal okları şeytan işi birer pisliktir.Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.”
    İşte bütün bu maddeler de maddi pislik değil,manevi pisliklerdir. Örneğin içkinin hamma-
    desi,kumarın araç gereçleri,dikili taşlar ve fal okları bütün bunlar maddetten temizdirler.
    Pislikleri tamamen manevidir. Ama onlara direk pislik denilmiştir. İşte müşriklerin pislik
    olmaları da manevi yöndendir.( onların kötü tutum ve davranışlarıdır.) Eğer maddi yönden
    pislik olsaydılar,kur’an bize onlarla tokalaşmayın,onlarla biyolojik temasınız da olmasın vs.
    diyecekti.!
    Evet,yukarıdaki iddiayı yazan ateist mustarih olsun ki ! kur’an ne onu,ne de onun gibileri
    maddi bir pislik olarak görüyor.! Zira onun bütün bedeni Yüce Allah’ın eseridir. Yüce Allah
    yarattığı insanın inancına ve düşüncesine bakmaksızın onu (ateist de dahil) ahseni mahlu-
    kat olarak yaratmıştır. Söz konusu müşrikler de ahseni mahlukattırlar.pislik ve kötülükler
    insanın negatif tutum ve davranışlarıdır.

    TİN suresi 4:” لقد خلقنا الانسان في احسن تقويم ” Biz,gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.
    İSRA suresi 70. ” ولقد كرمنا بني ادم الخ ” Andolsun, biz insanoğlunu değerli kıldık.”

    İşte bu ayetlere baktığımızda,insanoğlu çok değerli ve şerefli bir varlık olarak yaratılmış-
    tır.(insanın inanç ve düşüncesine bakılmaksızın herkes değerli bir varlıktır.) Ama sergile-
    diği negatif tutum ve davranışları nedeniyle kendini cezaya mustahak eder. Onun fiziki bedeni kötü ve pislik değildir. Özet olarak kur’an’ın, söz konusu puta tapanlar için kullan-
    dığı deyim gayet doğal ve yerindedir. Bunun tersini düşünmek, kur’an’ın mesajını anlama-
    maktır. Allah’ın yarattığı her insan,( inancına bakılmaksızın ) maddi yönüyle muhterem bir
    varlıktır.Çünkü o Yüce Allah’ın eseridir.Bu nedenle kur’an,söz konusu puta tapanları maddi
    yönüyle değil,manevi yönüyle değerlendirmiştir. Bundan daha doğal bir şey var mı ?

    KUR’AN;HER ZAMAN DOĞRUYU SÖYLER:

  42. bilal
    Eylül 9, 2012, 12:53 pm

    ” HİDAYET” BEYİN İDDİALARINA CEVAP: 1-Hz.İsa’nın körleri iyileştirmesi,ölüleri dirilt-
    mesi, 2- Hz.Musa’nın NİL nehrini yarması, 3- Ayın Yarılması: Bütün bunların geçek yönü nedir ?

    Mücize nedir? Ortak aklın kabul etmediği,Allah’ın evren için koyduğu fizik kurallarına ters
    gibi görünen ve insan için alışık olmayan doğa olaylarıdır. Evrene fizik kurallarını koyan yüce Yaratıcı,dilerse koymuş olduğu fizik kurallarını tersine de çevirebilir.
    MESELA: 1- ”Güneşi” oluşturan hidrojen gazının
    atomlarının reaksiyona geçmesiyle helyum gazı değil,normalında yine hidrojen gazının
    oluşması gerekirdi,ama tersine değişik bir gaz olan helyum oluşuyor.Helyum gazından da
    hidrojen elde ediliyor. Yani zıt kutuplar birbirlerini doğuruyor.Normal her gaz kendi cinsini
    üretmesi gerekirdi,ama tersi oluyor. 2- Big Bang olayı ile ( büyük patlama ile) evren daha
    fazla kaosa ve düzensizliğe gitmesi gerekirken,tam tersi olan düzen,aheng ve mükemmel-
    liğe doğru gitmiştir. Bütün bunlar birer ilahi mücizedir. İnsanı 100 sene,bazı deniz canlıları-
    nı 10 000 sene yaşatan yaratıcı güç bir mücize olarak hz.Nuh’u da bizden daha fazla ya- şatabilir.Bir mücize olarak hz.Musa ve inananları kurtarmak için belli bir süreliğine NİL neh-
    rini ikiye ayırabilir.Bir mücize olarak kendi elçisini vasita yaparak körleri iyileştirir ve ölüleri de diritebilir.( Not: Denizi yaran hz.Musa değil,Allah’tır,ölüleri dirilten hz.İsa değil,Allah’tır.)
    Yüce Allah,bu micizeleri onların elleriyle gerçekleştiriyor ki,buna şahit onlar Allah’ın elçileri
    olduğuna inansınlar diye. ÖRNEĞİN: bir Dr.hastasını ilaçlarla tedavi ediyor ve hasta da
    iyileşiyor.Biz diyoruzki,Dr.hastasını iyileştirdi,halbuki hastayı iyileştiren Dr.değil,iyileşmesini
    sağlayan Yüce Yaratıcının ilaca koyduğu iyileştirme özelliğidir.Dr.ise buna sebep olmuştur.
    Biz de mecazen,Dr.iyileştirdi, hastayı ölümden kurtardı diyoruz,çünkü tedaviye sebep
    olan Dr.dur. İŞTE hz.İsa ile ilgili ALİ İMRAN 49.ayette de bu mecaz ifadeler kullanılmıştır.
    ” ……أني احلق لكم من الطين كهئة الطير فانفخ فيه فيكون طيرا باذن الله وأبرئ الاكمه والابرص واحي الموتي باذنالله الخ
    ”…….Size çamurdan bir kuş sureti yapar,ona (duayla) üflerim ve Allah’ın iradesiyle o kuş
    oluverir.Yine Allah’ın iradesiyle körü ve alacalıyı iyileştirir,ölüleri diriltirim.” Buraya dikkat
    edilirse,bütün bunlar Allah’ın izin ve iradesi neticesinde gerçekleşiyor.Yani hz.İsa’nın irade-
    si ve kudretiyle bunlar gerçekleşmiyor.”İyileştirir ve diriltirim” ifadesi mecazdır. Tıpkı Dr.un hastayı iyileştirdiği ve ölümden kurtardığı gibi kullandığımız mecaz ifadeler gibi.
    ” فا المحي الحقيقي هوالله وانما النفخ باذن الله من عيسي وكل هذه تكون بارادة الله ” İyileştiren ve dirilten Allah’tır,
    Kendisine mücize olsun diye Allah’ın izni ile üfeleyen ise hz.İsa’dır.

    == 1-NİL NEHRİNİN YARILMASI ! Hz.Musa’nın” denizin yarılması”mücizesinin gerçekleş-
    me koşullarının gerçekten var olabileceğini ortaya koyan bir araştırma yayımlandı.
    VASHİNGTON — Binlerce yıllık Hz.Musa’nın esrarı çözülmüş olabilr mi ? Musa Peygam-
    ber’in Mısır’da firavundan kaçan israil oğullarını kutsal topraklara ulaştırmasını sağlayan
    ”denizin yarılması” mücizesinin arkasında fizik kanunları olduğunu öne süren araştırmanın
    iddiası bu……
    ABD’li araştırmacıların bilgisayar simülasyonlarına dayanan çalışmasına göre,kutsal kitap-
    larda tarif edilen ”mücizenin ” gerçekleştiği gece esen sert rüzgarlar ve deniz (Nil nehri )
    yatağının coğrafı yapısı,suyun geriye doğru çekilmesine neden oldu.
    Fizik kanunlarına uygun,,,
    Rüzgarların suyu nasıl etkilediğiüzerine COLORADO Üniversitesi’ndeki Ulusal Atmosfer
    Araştırmaları Merkezi’nde yürütülen daha geniş bir çalışmanın parçası olan bilgisayar
    simülasyonlarında,nehrin bir lagüne ya da göle döküldüğü durumlarda,rüzgarın suyu ge-
    riye itebildiği görüldü. Araştırmayı yürüten ekipten Carl Drew,simülasyonların kutsal kitap-
    larda anlatılan göçteki durumla uyuştuğunu söylüyor.Buna göre, ”suyun ikiye yarılması ”
    akışkanlar dinamiğiyle anlaşılabilir.Rüzgar,suyu fizik kanunlarına uyumlu bir şekilde hare-
    ket ettiriyor ve iki tarafından su geçen,güvenli bir pasaj açıyor.Daha sonra da su tekrar ye-
    rini alıyor.
    Simülasyon eski haritalar,uydu verileri ve bölgenin arkeolojik yapısı incelenerek uygulan-
    mış. Sonucunda da doğudan saatte 100 km.hızla esen rüzgarların,suların iki yana açılmasını sağladığı görülmüş.Bu da yaklaşık 3 km.uzunluğunda,5 km.genişliğinde kara
    geçişi yaratıyor.
    Firavun’nun ordusu boğuldu.
    Tevrat ve Kur’an’ı Kerim deki anlatımlara göre, İsrailoğulları be geçişi kullanarak Mısır’dan
    kaçarken,peşlerinden gelen firavun’un ordusu,rüzgarın aniden kesilip suların eski haline
    dönmesiyle boğuluyor. Carl Drew,”İnsanlar Musa’nın mücizesinden her zaman etkilenmiş
    ve tarihi gerçeklere dayanıp dayanmadığını merak etmiştir.Bu çalışma,ortadan ikiye yarılan
    su tarifinin fizik kanunlarına dayandığını gösterdi ” diyor. KAYNAK: Reuters,21.09.2010
    Google de ” Musa peygamberin mücizesi ve bilimsel açıklaması ”

    == 2- İki Rus matematikçi denizi ” ortadan ikiye” ayırmasının bilimsel olarak mümkün oldu-
    ğunu kanıtladı.Rus bilim adamlarına göre hz.Musa’nın denizi yararak yol açma mücizesi
    şöyle gerçekleşti.Rus bilim adamları bunun bilimsel olarak mümkün olduğunu ispatladı.
    Matematikçiler Neum VOLZİNGER’le Aleksey ANDROSOV,mucizeye yol açabilecek ko-
    şulları inceledi ve çarpıcı sonuçlara ulaştı.
    Moscov Times gazetesi,iki bilim adamının Rusya Bilimler Akademisi bülteninde yer alan
    araştırmasına ayrıntılı şekilde yer verdi. Haberde Volzinger,altı süren araştırmanın başlan-
    gıç noktasını denizdeki dev bir kayalığın oluşturduğunu söyledi. Bunun ardından iki Rus
    matematikçi,kayalığın su seviyesi üzerinde kalmasını sağlayacak fırtınanın şiddeti ve rüz-
    garın hızını belirlemeye çalıştı. Sonuçta,hızı saniyede 30 metreye ulaşan rüzgarın,denizin
    çekilerek kayalığı su seviyesinin üzerinde tutmasını sağlayabileceği anlaşıldı.
    Volzinger,bu durumda sayıları 600 bini bulan Yahudi’nin 7 km.uzunluktaki kayaları izleye-
    rek dört saatte karşı kıyıya ulaşabileceği sonucuna vardıklarını anlattı ve onların geçmesin-
    den yarım saat sonra kayaların yeniden sular altında kaldığını ve onları takip eden Mısırlı-
    ların boğulduğunu söyledi.
    Ayrıca Volzinger,çalışma arkadaşı Androsov ile birlikte ” İsaac NEWTON”un şü sözünden
    yola çıkarak bu çalışmaya başladıklarını ifade etmiştir: Allah’ın dünyayı fizik kanunlarıyla
    yönettiğine ikna oldum ” KAYNAK: Galina Stolyarova 20 Ocak 2004. Mathematicians
    Dissef a mıracle ” Tehe Moscov Times.

    İşte Yüce Allah,”Nil nehrinin yarılmasını” yine yarattığı bir fizik kanunu olan rüzgarla kendi elçisine bir mücize olarak gerçekleştiriyor. İster bunu fizik kurallarıyla,ister tersiyle (zıt
    kurallarla olsun everni Yaratan yüce Allah,her şeye kadirdir.
    Allah”in izniyle devam edecek!

  43. bilal
    Eylül 9, 2012, 7:44 pm

    ” AYIN YARILMASI” GERÇEKLEŞTİ Mİ, YOKSA YORUMLAR MI YALNIŞ ?
    ” الله اعلم ” Konun izahı aşağıdaki gibidir. a) Ayetin 1. anlamı ;
    KAMER SURESİ 1-2: ”اقتربت الساعة وانشق القمر ” Kıyametin kopması ve ayın parçalanması
    yaklaştı.”ayın parçalanması kıyamet koptuğunda olur”ويقول فريق من العلماء لم يقع انشقاق القمر من بعد
    بل هو منتظر اي اقترب قيام الساعة وانشقاق القمر وان الساعة اذا قامت انشقت السماء بما فيها من القمر وغيره ” وكذا قال القشيري والحسن البصري وذكر الماوردي ان هذا قول الجمهور وقال لانه اذا انشق ما بقي احد الا رأه لانه اية والناس في الايات سواء وقال الحسن اقتربت الساعة فاذا جائت انشق القمر بعد النفخة الثانية ” الجامع لاحكام القران للقرطوبي

    ” Bir grup alim,ayın yarılmadığını,bölünüp parçalanması benlenmekte olduğunu söylüyorlar.
    Bunlara göre ayetin anlamı;”اقترب قيام الساعة وانشقاق القمر ”Kıyametin kopması ve ayın parçalan-
    ması yaklaştı şeklindedir. ” İmam el-Kuşeyri,Hasan el- Basri ve el-Maverdi bu şekilde söylüyorlar. Ayrıca;
    el-Maverdi,” ان هذا قول الجمهو ” bu cumhurun görüşüdur diyor..”Hasan el-Basri de şöyle diyor !
    ” اقتربت الساعة فاذا جائت انشق القمر الخ ” Kıyamet yaklaşıp geldiğinde, ay parçalanmış olur.”
    Kaynak : الجامع لاحكام القران = للقرطوبي
    Evet,Sonradan gelen ayet’te bu görüşü teyit eder niteliğindedir. ” وان يروا اية يعرضوا ويقولوا سحر مستمر الخ ” Eğer onlar bir ayeti görürlerse,hemen yüz çevirirler ve;Eskiden beri devam edegelen
    bir büyüdür,derler.”وان”harfı şart olup,eğer ve şayet ifadelerini ayete katmaktadır.Yani onlar
    bir ayeti gördüklerin de bu eskiden devam edegelen bir büyüdür derler. Bu ayetten ayın
    yarıldığı anlamı çıkmaz.Çünkü ayet ” وان يروا ” Eğer onlar görürlerse .! ! ! diyor. Yani henüz
    görmemişler,gördüklerin de yüz çevirirler.Arapça dil gramerine göre,şart maşruta bağlıdır.
    şart ayeti(mucizeyi)görmek,maşrut ise,bundan yüz çevirme olayıdır.Şart yerine gelmeden maşrut da gerçekleşmez.

    b) Ayetin 2.anlamı; ” اقتربت الساعة وانشق القمر ” الله اعلم يعني انشق القمر عندالله في علمه لا عندنا بل عند الله
    لان كل حاديثة قضي عندالله وتم هذا لامر في تقديره ”Allah yanında (ilminde) kıyamet yaklaşıp,ay parça-
    lanmıştır.”Ama bizim (insanların yanında )kıyamet yaklaşıp,fiili olarak ay parçalanmamıştır.
    Allah yanında,her şey olup bitmiştir.

    c) Konuyla ilgili rivayet mütevatir olmadığı gibi,hadis de değildir.Çünkü,söz konusu rivayet
    bir kaç sahabeye aittir. hz.Peygamberin hadisi değildir.Ayın yarılması oalayına şahit olan
    Enes bin Malik ve Abdullah Bin Abbas,olayın gerçekleştiği zaman henüz doğmamışlardı. Bu iki zat,seneler sonra dünyaya geliyorlar.Nasıl olur da bu olayı onlardan naklediyorlar ?
    Bu kabul edilir bir şey değildir. Evet,rivayet doğru da olsa,”Haberi Ahad ” olduğundan
    itikadı bir konu için kabul edilemez ( ittikadı konular,zanni değil,kati naslarla kabul edilir.)

    d) Ne yazık ki,hadis uydurucuları,rivayetlerini kabul ettirebilmek için,anlatmak istediklerini
    söz konusu zatlara dayandırıyorlar.Hiç bir Hadis Hz.Peygamber zamanında yazılmamış ve
    kayda da geçirilmemiştir.Bunlar nasıl sağlıklı olabiliyorlar ?
    Hadis derleme olayı,Hz.Peygamberin vefatından yaklaşık 250-300 sene sonra kulaktan
    dolma şeklinde derlenmeye ve yazıya dökülmeye başlanmıştır.Bu nedenle”Kütbü Sitte ve
    diğer kaynaklarda geçen bir çok rivayet hadis olmadığı gibi,” Hadis İlmi Kriterleri”ile de çelişmektedir.
    Ebu Hanife Hz.leri ”Sikka ) güvenilir ve mütavatir hadis sayısı 17 ‘yi geçmemektedir diyor.
    Ebu Hanife ve İmam Malik, Buhari ve Kütübü Sitte’de geçen bir çok rivayetle amel etme-
    mişlerdir . Kaynak: تاريخ الاسلام دكتور ابراهيم حسن ” C / 2 / Sayfa 330: Kaynak ” جامع الاكبر ”

    EVET;Nil’in yarılması,hz.Nuh’un uzun yaşaması,hz.İsa’nın ve diğer mucizelerinin gerçek-
    leşmesi yüce Yaratıcı için hiç de zor değildir.

    1-Bunlar vb.olağan üstü durumlar,büyük hacim ve ağır kütlesiyle dünyanın uzay boşluğun-
    da kendi ekseni etrafında saatte1750 km.güneş etrafında da saatte108 bin km.kurşundan
    60 kat daha hızla mesafe alması, 2-Dünyadan yaklaşık 500 kat daha büyük olan güneşin
    bir yıldıza doğru 24 saatte yaklaşık 18 milyon km.mesafe alması,3- Güneş sistemine bağlı
    diğer uydular,gezegenler,sayısızca yıldızlar hacim ve ağır kütleleriyle uzay boşluğunda
    Yaratıcının evrene koymuş olduğu fizik kuralları gereği her biri birer roket gibi mesafe alıp
    hiç biri yörüngesinden çıkıp rotasını değiştirmemesi,birbriyle çarpışmaması ve bunların uzay boşluğunda varlıklarını
    sürdürmesi vb. daha nice evren mucizelerinin herkesce inanıldığı ve bilimsel olarak
    kabul edildiği,bazı canlı türünün 10 bin sene yaşadığı halde,bütün bu olağan üstü olayları rahatlıkla gerçekleştiren yegana üstün akıl,irade ve güç sahibi Yüce Yaratıcı,dilediğinde
    hz.Nuh’u uzun yaşatamaz mı,? Dilediğinde,elçisine bir mucize olarak Nil nehrin de dalga-
    lar oluşturup ikiye ayıramaz mı? Dilediği,peygamberine daha nice mucizeleri gösteremez
    mi? Bunlar onun için zor bir iş mi ? Evet, 200-300 sene önce ateistler dahil,bütün insan-
    lar bugünkü teknolojinin gelişmesine,telefon,bilgisayar,uçak,uzaya fırlatılan uydu araçları ve gereçleri vb.bügünkü teknoloji ürünlerinin icad edileceğine inanırlar mıdı. ? ? ?
    İnsanların ortak aklı bunları kabul etmezdi ,bunları hayalinde bile geçiremez di.! ! !
    Ama o günün ortak akıl ve mantığıyla kabul edilmeyen bugünkü teknolojinin bütün ürünleri
    elimizdedir.Dünün hayalları,bugünün gerçekleri olmuştur. O zamanda yaşayan insanlara
    bunları anlatsan asla inanmazlar. İşte nice mucizeler ! O gün olağan üstü olan , akıl ve
    mantığın kabul etmediği nice şeyler bugün gerçekleşmiş durumda. Demek ki, ateistler kıt mantıklarıyla bugün bazı olayları kabul etmezlerse de,yarın yanıldıklarını anlayacaklardır.
    Mantıkları her şeyi,anlayıp kavramaya bilir.! Ama ,vreni yaratan Yüce Allah,istediği zaman
    kendi elçilerine ateistlerin kıt algılayışına ters gelen olayları da gerçekleştirebilir.

    Hulasa,1- Hz.Musa’nın mucizesi olan Nil’in yarılması bilimsel olarak da kabul edilmiştir.
    Mantığımzla izahını yapamasak da,bu Allah için hiç de zor bir şey değildir.
    2- Diğer bütün gök cisimleri gibi,ayın yarılıp parçalanması olayı da kıyamet koptuğunda
    olacaktır. 3- Ölüleri dirilten hz.İsa değil,Yüce Allah’tır. Hz.İsa’nın kullandığı dil ise,
    mecazıdır.Çünkü,hepsinde ben bunları Allah’ın iradesiyle yapıyorum diyor.Ölüleri dirilten
    Allah’ın iradesidir.Ama Yüce Allah,hz.İsa’ya mucize olsun diye,görünürde bunları onun eli
    üzerinde gerçekleştiriyor. Bizi ve evreni yaratan Yüce Allah’a,ikinci yaratılış hiç de zor
    bir şey değildir. EVET,KUR’AN’IN SÖYLEDİĞİ HER ŞEY DOĞRUDUR: Saygılar.

  44. Eray
    Şubat 10, 2013, 12:21 am

    Bak canım kardeşim ayetlerden anlamın dışında alıntı yapar ve farklı surelerden tek tek ayetler alırsan sayısız çelişki ile kaşılaşırsın bu gayet normal bu kurandaki bir hatadan kaynaklanmıyor bu senden kaynaklanıyor.. Senin yaptığın gibi yapıp senin bile bilmediğin çelişkiler çıkarabilirim sana o yüzden vazgeç artık kardeşim.

    Belliki dinlere karşısın bir din kontrolünde olmak istemiyorsun fakat etrafına bir bak kimler tarafından yönetiliyorsun saçma bir inanış üzerine kurulmuş bir dünya düzeni insanlara değer yok herkes yardım sever gözüküyor ama hepsi boş hergün sana ünlülerden bahsediyorlar hepsinin altında milyondolardık arabalar ister istemez sende onların yerinde olmak istiyorsun bunu inkar etme bu bir gerçek! Belki sen değer gördüğünü sanıyorsun belki rahatın yerinde hergün yemeğin pişiyor oturup afiyetle yiyorsun kana kana su içiyorsun üzerine oturup keyif bile yapabiliyorsun bu böyle devam ettikce bizim için bir sorun yok.. Bunları mahrum bırakılan insanlar ne olacak onlar bir hiç uğruna biraz zenginlik biraz toprak uğruna o zalimlerin ellerinde hergünleri kabus gibi! işkence görüyorlar ekmek yok su yok ilaç yok vahşice katlediliyorlar hep bir ölüm korkusu düşünsene onlarla 1 gün geçirdiğini düşün zavallı savunmasız kadınlar erkekler çocuklar bebekler o tertemiz bebekler.. Onları niçin öldürüyorlar bir mazeretlerimi var! onlar ne kadar haklı olabilirler akıl sahibi kardeşim! neden insanlar bişeyler yapmıyor çünkü köleyiz modern zihinsel bir köle odamızın köşesinde bir dikdörtgen kutu oradakiler ne derse inanıyorsun sana hep zenginlerin hayatlarını izletiyorlar imreniyorsun onların hayatından sana ne?

    *Kuranda Allah hiç bir zaman savaşı, zulümü ,ırkçılığı, zorbalığı öldürmeyi , haksız yere insanların malını yemeyi , onların yemeğini kısıtlamayı onları aç bırakmayı daha onlarcasını sayabilirim hoş görmemiştir..

    Bana cevap verebilirsen seninle gerçekten mantıklı bir şekilde tartışmak istiyorum.

  45. Şubat 11, 2013, 10:59 am

    Soru ; Bir kitap onca dil bilimci onca akademisyen ve sizin değerli üstadınız Turan Dursun bile bir araya gelip tek bir lafsatullahını değiştiremiyor.Üstelik yazarı cahil.Mantıklımı…
    Soru:Okadar çileli bir dönemi anlatan ve hiç bir zaman kendinden haklı olarak ta olsa nefsine bir alıntı yapmayan şair bu işi espiri için yaparda kendinden bahsetmezmi ?
    Soru:Bu kitabı yazmamak için uğrunda kırallık bile teklif edilen bir şair son nefesinde bile aç olarak gözlerini hayata maddiyata yumduğu gibi yumar mı ?
    Soru;O zaman microsofti word yoktu şimdi var neden bir delikanlı prof mrof çıkıpta gerekli düzeltmeyi yapamıyor.Onca çevirmen varken bir çok eser çevriliyor halbuki İnternet çağı demi ? MEsela üstadınız yapabilirmi.
    Soru:Tevrat ve incil muhtevası bozuldu kuranı kerim neden değişmedi ?
    Soru: Eğer azaptan korkmuyosa insan samimi bir şekilde ölümü ister mi ?
    Soru:Kuranda bahsi geçen iki suyun birbirine karışmaması neden seneler sonra çözüldü o zaman biliniyormuydu…
    Soru:Dünyada hızlı bir şekilde müslümanlık yayılıyor neden.
    Soru:Kainatın genişlemesi ile defter sayfalarının bürülmesi benzetmesi o zamanlar bu tür bluşun yapıldığına işaret mi…
    Soru çok ama cevap yok.Burada helal olsun diyorum inandan çok kuranı okuduğunuz açık ama siz yanlışı bizde doğruyu bulmak için uğraşıyoruz.Allah cc niyetlere göre versin.

  46. ali
    Nisan 27, 2013, 12:28 pm

    Koçum Google’ye Kur’anda çelişkiler yoktur yazın adamlar herşeyi güzelce izzah etmiş.

  47. gokhan
    Haziran 17, 2013, 6:53 am

    Guzel kardesim sen de Allahin bir kulusun. Inan ya da inanma ama eger gercekten kurani yalanlamak istiyorsan satir aralarini oku. Bu hatayi bir yunan arkadasin daha yapti ve ona izah ettim. Sitesini kapatti ve hak yolunu secti.:) Bu iki yil surdu tabi ama neyse. Verdigin ucuncu ornege bir aciklama yapmak istedim. Eger usenmeyip de surenin tamamini okursan, mesaji daha iyi anlarsin.

    Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygamber’e, “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Hayır, onların çoğu bilmezler. (Nahl suresi, 100. ayet)

    Burda anlatilan sey ayetlerin degistirildigi, surekli update edildigi gibi bir konu degildir. Burda Muhammed (sav) kendi agzindan eger ki degistirirsek diyor. Allah tektir ve onun fiili biz diye kullanilmaz. Daha sonraki metni oku. Diyor ki: ki Allah neyi indirecegini gayet iyi bilir diyor. Dolayisiyla surenin tamami farkli, senin alip da kanit olarak gosterdigin ufak parcasi fakli anlam tasiyor.

    Bu sectigin yol biraz basinin kullandigi yontemlere benziyor. Mesela sahis diyor ki ” Ben escinselim desem bana inanacak misiniz? Evliyim iki cacougum var.” Ama basin onu kesip adamin ben escinselim demesini yayinliyor ve adami top ediyor. Neyse demem o ki inan ya da inanma. Ama bu konuyu boyle ucuz desme. Allahin sozunu yalanlamak Allaha sirk kosmak demektir ve bunun karsiligi yoktur. Af dile ve iman et. Sana kolay gelsin.

  48. Haziran 29, 2013, 6:00 pm

    en azından bu kafirligini ortaya koyuyor digerlerine ne diyceksin onlarda müslüman kılıgına girmiş müslümanları din adına kandırmatya çagırıyor bu yazanı boş verin müslüman kılıgına girmiş şeytanlara dikkat edin bunu kaydeye bile almayın bunun açıkça kafir oldugundan şüphe yok

  49. ihsan
    Ağustos 3, 2013, 12:30 pm

    BE HEY ŞAŞKIN ARKADAŞLARIM… HANGİ İNSANLIK TARİHİNDE OKUDUNUZ BİR İNSANIN GELİNİYLE EVLENMESİNİ GERDEĞE GİRMESİNİ…MUHAMMEDİN CİNSEL YAŞAMI ÇOK HOŞUNUZA GİTMİŞ OLACAK VEYA İŞİNİZE GELMİŞ OLACAK Kİ HALA HZ.LERİ DİYORSUNUZ.

Comment pages
  1. Aralık 12, 2012, 12:39 pm

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: