Başlangıç > Dinler > Apaçık Kur’an gerçekten de herşeyi apaçık anlatıyor mu?

Apaçık Kur’an gerçekten de herşeyi apaçık anlatıyor mu?


Bize İslam diniyle ve Kur’an’la ilgili anlatılan şöyledir: “Her şey, hem de açık seçik, hem de bütün ayrıntılarıyla Kur’an’da anlatılır. Kur’an bize olmuşu ve olacağı da bildirir. Kur’an, mucizenin ta kendisidir.”

Kur’an’da ‘apaçık’ kelimesini arattigimda onlarca ayet çıktı karşıma. Defalarca kez vurgulanan şuydu: “Biz size Kur’an’i apaçık bir rehber olarak indirdik.” Fakat gel gör ki, Kur’an’i ciddi anlamda incelemiş, altını çizerek defalarca kez okumuş biri olarak ben bu kanıya varamadım.

İnkar edenler, “Kıyamet bize gelmeyecektir” dediler. De ki: “Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbime andolsun ki, Kıyamet size mutlaka gelecektir. Ne göklerde ve ne de yerde zerre ağırlığında bir şey bile ondan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır.” (Sebe suresi, 3. ayet)

Apaçık Kitab’a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur’an yaptık. (Zuhruf Suresi, 2,3. ayetler)

Ey insanlar! Size Rabbinizden kesin bir delil (Hz. Muhammed) geldi ve size apaçık bir nur (Kur’an) indirdik. (Nisa suresi, 174. ayet)

İşte size Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap (Kur’an) gelmiştir. (Maide suresi, 15. ayet)

Elif Lâm Râ. Bunlar, apaçık Kitabın âyetleridir. (Yusuf suresi, 1. ayet)

Elif Lâm Râ. Bunlar, kitabın ve apaçık olan Kur’an’ın âyetleridir. (Hicr suresi, 1. ayet)

Böylece biz Kur’an’ı apaçık âyetler halinde indirdik. (Hac suresi, 16. ayet)

Bunlar, apaçık Kitab’ın âyetleridir. (Su’ara suresi, 2. ayet)

Ta-Sîn. Bunlar Kur’an’ın, apaçık bir kitabın âyetleridir. (Neml suresi, 1. ayet)

Bunlar apaçık Kitab’ın âyetleridir. (Kasas suresi, 2. ayet)

Biz o Peygamber’e şiir öğretmedik. Bu ona yaraşmaz da. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır. (Yasin suresi, 69. ayet)

Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu mübârek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız. (Duhan suresi, 2,3. ayetler)

Bu kadar apaçık bir şekilde indirildiği söylenen Kur’an’da, aradığımız her soruya bir cevap bulabilmeliyiz diye düşünüyorum. Önce ibadetle ilgili aklıma gelen bazı soruları listeleyeyim:

Namaz günde kaç defa ve kaçar rekattan, nasıl kılınır?

Kur’an’da açık bir şekilde 5 vakit namaz kılınması gerektiği dahi söylenmez. Bu namazlarin kaçar rekat olacağı da açıkça söylenmez. Namaz nelerden oluşur, onun da cevabını Kur’an’da bulamayız. Bu yüzden namazın kaç rekat olacağı veya nasıl kılınacağı konusunda bile bir ortak noktada bulusamaz 1 milyar Müslüman. Kur’an’da namaza karşılık olarak kullanılan kelime “Salat” sözcüğüdür. Sözlük anlamıyla “dua” demektir. Bu kelime Arapça kökenli bir kelime de değildir. Kimi dilbilimciler bu sözcüğün İbranice, kimileriyse Süryanîce olduğunu söylerler. Salat demişken bir de ilginç bir ayet sunayım size, Salat kelimesini içeren:

Süphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selam edin. (Ahzab Suresi , 56. ayet)(Peygambere salat eden Allah ve melekler… Çok ilginç…)

– Oruç nedir, nasıl tutulur?

– Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikafta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar. (Bakara Suresi, 187. ayet)

Kur’an’da orucun en açık şekilde anlatıldığı ayet bu ayettir. Bunun disindakilerde sadece ‘orucunuzu tutun’ şeklinde emirler vardır. Anlatıldığı üzere, tan yeri agarincaya kadar yiyip içebilir, akşam oluncaya kadar da yemek, su ve cinsel ilişkiden uzak durarak orucumuzu tamamlarız. Ama günümüzde dahi, oruçla ilgili sorularımız bitmek bilmez. Özellikle Ramazan aylarında, ‘seksle oruç açılır mi’ sorusunu da okuyabilirsiniz bir gazetenin okur köşesinde, ‘sigara orucu nasıl bozabilir ki’ sorusunu da… Bu sorular aptalca değil, gayet yerinde sorulardır. Çünkü bunlar, apaçık bir şekilde belirtilmemiştir. Açık olmadığı için, yorumlarla tamamlanmaya çalışılır. İzlanda’ya giden bir arkadaşım gece 12’de guneslendiginden bahsetmişti bana. Kuzey yarımküreye yakın yaşayanlar 6 ay boyunca güneşi görebilirler. Yani orada yaşayan birinin, Kur’an’a göre, orucunun altı ay sürmesi gerekir. Ama burada din alimleri devreye girip saat hesabını uygulamalarini önerir burada yaşayan müslümanlara. Bu, Bakara Süresi 187. ayetinde yazanı uygulamamak, açık ve net bir şekilde Kur’an’a karşı gelmektir. (“Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun.“)

– Elif, lam mim, taha, yasin gibi kelimeler ne anlama gelir?

Bu kelimelerin anlamını Allah’tan başka kimse bilmez diye savunulur. Yalnız bu, Kur’an’in apaçık olmasına çelişkili değildir de nedir?

Peki, ibadetle ilgili sorulardan vazgeçtik. Biraz tüm insanların merakını giderecek sorulara yanıt arayalım Kur’an’da…

Allah, evreni bizim zaman anlayışımızla her bir günü bin yıla denk 6 günde nasıl yaratmıştır? Neden bilim bize bunun yanlış olduğunu söylerken Allah bu kadar büyük bir hata yapabilir? (A’raf Süresi 54. ayet;Yunus süresi, 3. ayet; Hud süresi, 7. ayet; Furkan süresi, 59. ayet; Secde süresi, 4. ayet; Fussilet süresi, 9-12. ayetler; Kaf süresi, 38. ayet; Hadid süresi, 4. ayet; Mücadele süresi, 4. ayet)

Allah dünyayı dort günde yarattığını iddia ederken neden dünyanın yaşı 4.5 milyar yıl olarak hesaplanmıştır? Allah’in saati mi durmuştur?

– Allah dünyayı yaratmak için dört gün uğraşırken, evreni yaratmak için iki gün uğraştığını söyler. Hem de yaratılış sırasının da böyle olduğunu vurgulayarak… Yani önce dünya, sonra dünyadaki bitkiler, hayvanlar ve biz insanlar, ondan sonra da evren… Allah fotosentez denen şeyden haberdar değil midir? Bitkilerin güneş olmadan fotosentez yapamadığını bilmemekte midir? 2000’li yıllar itibariyle hepimizin de bildiği gibi evren milyarlarca galaksiden oluşur ve Samanyolu da bu galaksilerden sadece biridir. Samanyolunda milyarlarca sistem bulunur ve güneş sistemimiz de bunlardan biridir. Güneş sistemindeki toplam kütlenin %1’ini dahi oluşturmaz bizim güzel dünyamız…. Pekiiiii, bu kadar minik bir gezegen olan dünyayı yaratmak dört gün sürerken, geriye kalan asıl ve koca evren nasıl iki günde biter? Allah’in eli mi alışmıştır yaratmaya? İlkinden sonra gerisinde bir özensizlik mi söz konusudur?

– Allah yaratacaksa bunun için altı gün gibi bir süreye mi ihtiyacı vardır? Anlık olması gerekmez mi? Anlık olmayacaksa da zamanda hata yapması abes değil midir?

Fussilet süresi 11. ayette “O, yeryüzüne, denge ve dayanıklık sağlayan dağları üstünden yerleştirdi” derken bilimin bilmediği bir şeyler mi kastedilmistir? Yeterince dağ olmadığı için mi dünyada halen depremler olmaktadır? Bu iddia ilkokula dahi gitmemiş anneannemi tatmin ederken neden beni acıyla gulumsetmektedir?

Fussilet süresi 12. ayette “arza en yakın göğü kandillerle ve bir korumayla donattık” derken galaksileri, yıldızları “kandil” diye adlandırması biraz komik değil midir? Bu kandiller neyi kimden korumaktadirlar?

Saffat Süresi 11. ayette ” Biz onları cıvık bir çamurdan yarattık” derken ne demek istenir? Evrimin başlangıcı olan ilk hücrelerin suda oluşmasından kasitsa, cıvık çamur yerine neden daha açıkça, ilk canlıları suda yarattık gibi bir ifadeye basvurulmamistir?

Dinozorlar neden yok olmuştur? Arabistan çöllerinde bolca bulunan deveye gereginden fazla bir sekilde deginilirken, dünyaya milyonlarca yıl hükmeden dinozorlardan neden bir kez olsun bahsedilmemistir?

Dünyanın yaşının Kuran’a göre 10 bin yıl civarında olması dolayısıyla dinozorların varlığını Kuran nasıl açıklayabilir?

Lokman Süresi 10. ayette “O gökleri direksiz yarattı, onları görüyorsunuz. Yeryüzüne de sizi çalkalar diye ağır baskılar bıraktı” derken bize neden gerizekali muamelesi yapılmaktadır? Yeryüzünün direksiz yaratılması belki 50 bin yıl önceki insanları etkileyebilirken, Mısır’daki muhendislik harikalari piramitler bu ayetin yazılışında 2000 yıl kadar önce yapıldığıni bilmiyor mudur; insanlığın bu kadar da cahil olmadığını farketmemis midir Allah?

Araf Süresi 166. ayette “Artık o yasaklandiklari şeylerden dolayı kızıp haddi aşmaya başladıkları zaman Biz de onlara: “Aşağılık maymun olun keratalar!” dedik” diyen Allah, gerçekten de bahsi geçen toplumu sihirbazlık hilesi gibi maymuna mi dönüştürmüştür? Bu maymunlasma durumu, evrimle ve bilimle nasıl açıklanabilir? Yoksa Allah bizi yine ürkütücü masallarıyla korkutmak için mi böyle söylemektedir?

Kur’an’da, neden Arabistan ve bölgesi dışında hiçbir yer hakkında atıfta bulunulmaz, bilgi verilmez? Kur’an’da neden Avustralya’daki kangurulara, Çin’deki pandalara, Amerika’daki “Sequoia” ağaçlarına deginilmez? (Bu ağaçların boyu 120 metreye kadar ulaşabilir.) Oructaki hatada olduğu gibi, neden kuzey kutbuna yakın ülkelerde güneşin 6 ay boyunca görülebileceği gibi ilginç bilgiler yer almaz? Arabistan’da yetişen hurma ağaçları Kur’an’da 23 kez anlatılması, Cennet’te dahi bu ağaçlardan olacağı bilgisinin verilmesi zaten limitli bir kitap olan Kuran’da gereksiz yer kaybı değil midir? Yoksa Allah Arabistan ve civar bolgeler disindaki insanlari silmis, onlarla muhattab bile olmamaktadir?

Görüldüğü gibi Kuran, apaciklikla uzaktan yakından alakası olmayan, karmaşık, hatalı, bilime ve mantığa ters anlatımlarla dolu bir kitaptır. Bırakın insanlığı ve dünyayı, kendi bölgesindeki cahil insanları dahi tatmin etmesi zor anlatımlar ve iddialarda bulunur. Ülkemizde “müslümanım” diye geçinen insanların %99’unun tek bir kez dahi oturup Türkçe Kuran’i baştan sona okumaya tahammül edemeyeceği kadar kötü bir kitaptır. Ha bu yazıyı okuyup da bana saldiracaklara şimdiden soruyorum: “Okumadigin bir kitabı bana hangi yüzle ve hangi bilgi birikimiyle savunuyorsun?”

Kategoriler:Dinler Etiketler:, , , ,
  1. Selma
    Kasım 8, 2016, 1:13 pm

    Kuranı kerimde her detaya yer verilseydi aynı zamanda edebi bir metin olan ve olabildiğince sık okunması gereken bu kitapta akıcılık bozulurdu. Bunu anlamak çok da zor olmasa gerek öyle değil mi?
    Kesinkes günahlar ve sevaplar eksiksiz bir biçimde Kuranı kerimde belirtilmiş. Birçok ayet çok çok boyutlu ve edebi olup birden fazla şeyi de karşılayabiliyor, bu da onun edebiyatinin güzelliğinden kaynaklanıyor.
    Sabah akşam (haşa bu ayet değildir) ” O ki namazı günde beş vakit sabah öğlen ikindi akşam yatsı olarak emretmiştir. Yatsıdan sonra 3 rekat vitir vardır, ayakta Fatiha oturuşta ettehiyyatu okuyun” diye böyle bir şey okumaktansa

    Mülk/3-4″”O yedi göğü birbiriyle uyumlu yaratandır. Rahmanin yarattığında hiçbir düzensizlik goremezsin. Haydi çevir gözünü! Hiçbir çatlak hiçbir kusur gorebilir misin?/ Sonra yine gözünü tekrar tekrar çevir . O göz sana yorgun ve bitkin olarak, baygın bir halde geri döner.””

    Böyle şeyler okumak çok daha anlamlı değil mi? İşte Kuranı Kerim bu yüzden hikmetli, ve “Şüphe yokki bu pek güzel ve şerefli bir Kuran dır.”

    Bize getirilen bir nimettir. Nimetlerin en büyüğüdür.

    “Şimdi Rabbinden sana indirilenin gerçekten hak olduğunu bilen bir kimse, kor olan bir kimse gibi olur mu? Fakat bunu ancak ustun akıllı ve temiz vicdanlı kimseler idrak ederler./ Onlar ki Allahın ahdini yerine getirirler ve anlaşmayı bozmazlar. /Ve onlar ki Allahın riayet edilmesini emrettigi şeye riayet ederler ve Rablerine saygı gösterirler ve hesabın kötülüğünden korkarlar. ” Rad 19-20-21

    Ayetlerin mealleri ve tefsirleri herşeyi açıklıyor.
    Bakara suresi Medine de inmiş olmakla birlikte fıkıh sorunlarına cevaplar verir.
    Medine ayetleri karı koca hakları miras, anne baba hakkı gibi fıkıh konularina yer verir, Mekke ayetleri de kâfirler ve muslumanlarla ilgilidir daha çok.
    Kuranı kerimde ne ararsaniz bulursunuz.

    Ayrıca Rabbim Oku ve bırak dememiş, devamlı okumamizi önermiş, terk etmeyi yasaklamıştır.

  2. muhammed
    Kasım 10, 2016, 1:38 pm

    1-KUR’AN,APAÇIK MI AÇIKLAYAN MI?

    Konuyla ilgili meallerde hata vardır: Doğru meal şekli ise aşağıdaki gibidir:

    NEML-1.AYETİN DOĞRU MEALİ:

    1-Ta.Sin.Bunlar Kur’an’ın ve (hak ile batılı) AÇIKLAYAN bir kitabın ayetleridir..’’şeklindedir. Yani bu vb.ayetlerde apaçık ifadesi yerine AÇIKLAYAN ifadesi doğrudur.

    (Zuhruf Suresi, 2,3. ayetler). (Nisa suresi, 174. ayet) (Maide suresi, 15. ayet) (Yusuf suresi,
    1.ayet) (Hicr suresi, 1. ayet) (Hac suresi, 16. ayet) (Su’ara suresi, 2. ayet) (Neml suresi, 1. ayet (Kasas suresi, 2. ayet) (Yasin suresi, 69. ayet) . (Duhan suresi, 2,3. ayetler)

    Buradaki bütün ayetlerin meali bu şekildedir.

    Özetle, kur’an,,hakkı batıldan,iyiyi kötüden,doğruyu yanlıştan vs.Allah’ın bütün hükümlerini AÇIKLAYAN KİTAP ‘’demektir.
    ———————

    2-KUR’AN,BEŞ VAKİT NAMAZDAN SÖZ EDİYOR!

    SABAH VAKTi :

    Nur: 58 Ey iman edenler! Himayeniz altında bulunanlar ile içinizden henüz erginlik çağına ermemiş olanlar; sabah namazından önce,öğle sıcağında üstünüzü çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra olmak üzere (odalarınıza girmek için) üç vakitte izin istesinler. Bunlar, mahrem (açık) halde bulunabileceğiniz üç vakittir. Bunların dışında izinsiz girmelerinde size de onlara da bir sakınca yoktur; onlar yanınızda dolaşabilirler ve birbirinizin yanında olabilirsiniz. İşte Allah,size ayetleri böyle açıklamaktadır. Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.

    Hud :114 Gündüzün iki ucunda, gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri (günahları) giderir.Bu, öğüt almak isteyenlere bir hatırlatmadır.
    Ta ha :130 O halde onların söylediklerine sabret.Güneşin doğmasından önce de, batmasından önce de Rabbini övgü ile tesbih et/namaz kıl! Gece vakitlerinde de O’nu övgü ile tesbih et/namaz kıl! Ve gündüzün belli vakitlerinde de buna devam et ki mutlu olasın!
    İbn Abbas : Ayet beş vakit namaza delalet eder , fazlasına ve nuksanına değil.

    (17-18) O halde, akşama ulaştığınızda, sabaha kavuştuğunuzda, gündüzün sonunda ve öğle vaktine eriştiğinizde Allah’ı tesbîh ediniz/namaz kılınız! Göklerde ve yerde övgü O’na aittir.[

    ÖĞLE VAKTİ :

    İsra 78 Güneş’in zevalinden gecenin karanlığına kadar belli vakitlerde namazı kıl….
    Rum :17-18. Akşamlarken ve sabahlarken, öğle ve ikindi vaktinde Allah’ı (ki göklerde ve yerde hamd O’na mahsustur) tesbih edin, namaz kılın.

    İKİNDİ VAKTİ :

    Ta ha :130 O halde onların söylediklerine sabret. Güneşin doğmasından önce de batmasından önce de Rabbini övgü ile tesbih et/namaz kıl! Gece vakitlerinde de O’nu övgü ile tesbih et/namaz kıl! Ve gündüzün belli vakitlerinde de buna devam et ki mutlu olasın!

    Rum : 17-18. Akşamlarken ve sabahlarken, öğle ve ikindi (aşiyyen: gündüzün sonu)vaktinde Allah’ı (ki göklerde ve yerde hamd O’na mahsustur) tesbih edin, namaz kılın.
    Ayrıca Salat’ul Vusta tabiri de makul bir yaklaşıma göre İkindi Namazını belirtmektedir :
    Bakara: 238 Namazlara ve orta namaza devam edin; gönülden boyun eğerek Allah için namaza durun.

    AKŞAM VAKTİ :

    Hud :114 Gündüzün iki ucunda, gecenin gündüze yakın saatlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri (günahları) giderir. Bu, öğüt almak isteyenlere bir hatırlatmadır.
    (buradaki gündüzün iki ucu/ günün başı ve sonu/ yani sabah ve akşam, “Gecenin gündüze yakın saatleri” ise yatsıdır.
    İsra :78 Güneş’in zevalinden gecenin karanlığına kadar belli vakitlerde namazı kıl….

    Rum :17-18 Akşamlarken ve sabahlarken, öğle ve ikindi vaktinde Allah’ı (ki göklerde ve yerde hamd O’na mahsustur) tesbih edin, namaz kılın.

    YATSI VAKTİ :

    Nur :58 58 Ey iman edenler! Himayeniz altında bulunanlar ile içinizden henüz erginlik çağına ermemiş olanlar; sabah namazından önce,öğle sıcağında üstünüzü çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra olmak üzere (odalarınıza girmek için) üç vakitte izin istesinler. Bunlar, mahrem (açık) halde bulunabileceğiniz üç vakittir. Bunların dışında izinsiz girmelerinde size de onlara da bir sakınca yoktur; onlar yanınızda dolaşabilirler ve birbirinizin yanında olabilirsiniz. İşte Allah,size ayetleri böyle açıklamaktadır. Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir

    Ta ha :130 ‘’O halde onların söylediklerine sabret. Güneşin doğmasından önce de batmasından önce de Rabbini övgü ile tesbih et/namaz kıl! Gece vakitlerinde de O’nu övgü ile tesbih et/namaz kıl! Ve gündüzün belli vakitlerinde de buna devam et ki mutlu olasın!
    Hud :114 Gündüzün iki ucunda, gecenin de ilk saatlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri (günahları) giderir. Bu, öğüt almak isteyenlere bir hatırlatmadır.

    (buradaki gündüzün iki ucu/ günün başı ve sonu/ yani sabah ve akşam, “Gecenin gündüze yakın saatleri ” ise yatsıdır.

    İşte görüldüğü gibi kur’an’ın ayetlerinden beş vakit namaz anlaşılıyor.Ve hz.peygamber de bunu uygulamış ve tevatüren bize kadar da ulaşmıştır.Beş vakit namaz kur’an’da yoktur demek,hem kur’an’ı anlamamak,hem de tevatüren bize kadar gelen hz.peygamberin sünnetini (yani uygulamasını) yok saymak demektir. – alıntıdır –

    KUR’AN,NAMAZIN NASIL KILINACAĞINI DA İŞARET EDİYOR.!

    1- Küçük ve büyük hadesten,yani hükmî pislikten temizlik.(abdest almayı ve cenabeten yıkanmayı emreden ayet.( MAİDE-6)
    2.Namazı Kıbleye dönerek kılmak. (Bakara Suresi 144,149,150 )
    3- Kıyam (ayakta kılmak,) Bakara,2/238 / Furkan-64 / Nisa-103/ Maide-6) 4. Kıraat / Namazda Kur’ân’dan mutlaka bir parça okumak./ ((Müzzemmil: 20)
    5. Rukû’, yani ayakta iken belden eğilmek. Hac-77 / Muhammed-29 / Ali İmran-43.) 6-secde,yani yerde otururken alnını yere değdirmek (Hac-77 / Muhammed-29 / Ali İmran-43.)

    İşte namazın / ibadetin ana iskeletini oluşturan şekil ve şartlarına vurgu yapan nice ayetler.

    ————————————

    – Allah dünyayı dort günde yarattığını iddia ederken neden dünyanın yaşı 4.5 milyar yıl olarak hesaplanmıştır? Allah’in saati mi durmuştur? (diyorsunuz)

    KUR’AN DA EVERENİN YARATILIŞIYLA İLGİLİ 6 ‘’YEVM’’ NE ANLAMA GELİR?

    Kur’an da evrenin yaratılışı anlatılırken 6 ( يوم ) ‘’ yevm’’ yani süresi bilinmeyen 6 zaman,6 evre kast ediliyor.Çünkü o zaman ne kendi ekseni etrafında dönen dünyamız,ne de güneş vardı.Bu nedenle sözkonusu ayetlerdeki (يوم ) ‘’ yevm’’ kelimesini,dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüşüyle meydane gelen 24 saatlik zaman dilimi olarak algılamak mümkün değildir.

    3-Allah ilmindeki Gün,bizdeki Gün ifadesinden farklıdır.

    Ayrıca Dünyamız da bir gezegendir .Günler ve yıllar her gezegende farklıdır.Güneş’e en yakın MERKÜR: Kendi etrafında 58.65,Güneş etrafında 88 günde döner.Yani Merkür’ün bir günü 58.65 dünya gününe denktir.

    VENÜS: Kendi etrafında 243,Güneş etrafında 224 günde döner.Yani Venüs’ün bir günü 243 dünya gününe denktir……….’’

    Bir de izafiyet teorisi bize zamanın da izafi olduğunu söyler.Bir cismin hızı arttıkça onun için zaman yavaşlar.Bu teorik deneysel olarak ta ispatlanmış bir gerçektir.

    Peki Arapçada ( يوم) (Yevm) kelimesi kaç anlama gelir.?

    -Arapça da mutlak zamana da ( يوم ) (yevm) denir.
    -24-saatlik zaman dilimine de yevm denir,
    – Allah dışında kimsenin süresini bilmediği zaman dilimine/ evreye de yine yevm denir.
    (Aşığıdaki arapça Lügat metninde de ( يوم) yevm kelimesinin her üç anlama da geldiği yazılmaktadır.

    Bkz : ( معجم: اللغة العربية المعاصر ا )
    ما معني كلمة اليوة في اللغة العربية
    وله معان 1
    1 – مطلق الأوقات والأزمان :
    2– وقت مقدَّر بمقدار يعلمه الله
    3- اليوم النَّجْميّ : ( الفلك ) الزَّمن المتطلَّب لدوران الأرض حول نفسها بشكل كامل في ما يتعلَّق بالاعتدال الرَّبيعيّ في دائرة خطّ الزّوال والذي يساوي 23 ساعة و 56 دقيقة و 4 . 09 ثانية من الوقت الشَّمسيّ .
    المعجم: اللغة العربية المعاصر

    KUR’AN DA YARATILIŞLA İLGLİ 6 GÜN İFADESİ NE DEMEK?

    Yani evrenin yaratılış evreleriyle ilgili kur ‘an da geçen (يوم ) ‘’yevm’’ kelimesi milyarlarca seneyi de ifade edebilir,çünkü evren yaratılmaya başlayınca ne dünyamız,ne de güneş vardı,bu nedenle burada 6 yevm’den söz edilirken kesinlikle süresini bilemediğimiz 6 uzun evre anlaşılır.!!!
    ======

    EVRENİN YARATILIŞ EVRELERİYLE İLGİLİ DOĞRU MEALLER AŞAĞIYA ALINMIŞTIR!

    FUSSİLET-9-12.AYETLERİN AÇIKLAMALI DOĞRU MEALLERİ!

    Fussilet-9: De ki: “Siz gerçekten yeri (yaşam için elverişli hale gelmesi dahil) iki evrede yaratanı inkar edip duracak mısınız? Birde O’na eşler mi koşuyorsunuz? O, bütün alemlerin Rabbidir.

    Fussilet-10: “Orada,(o iki jeolojik yaratılış süreci içinde) üstünden (kökleri yerin derinliklerine kadar inen) ağır baskılar/dağlar yerleştirmiş olup orayı bereketlerle donatmış ve orada bütün canlılar için gerekli gıdayı,rızklarını Ondan bekleyip,ondan isteyen bütün varlıkların hayatî ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde dört evrede (yılın dört mevsiminde) elde edilmek üzere planlamıştır.’’şeklindedir.

    Peki burada dört evre,neden dört mevsim oluyor? Çünkü güneş sistemi yaratıldıktan sonra ondan kopup soğuyan dünya gezegenin üzerinde artık gece gündüzler,mevsimler, yıllar ve hayat için gerekli tüm koşullar oluşmuştur.Yeryüzü üzerindeki gıdalar da dört mevsim içinde elde edilmek üzere plana bağlanmıştır.Burada hem güneş sistemi,hem de dünyamız yaratılmış olduğu için artık zaman dilimleri ve evrler de yaratılış sürecindeki evrlereden farklı olabiliyor.Çünkü Allah katında zaman mefhumu bizimkinden farklıdır

    Bu nedenle baştan sonuna kadar dünyanın yaratılış süreci 9.ayete belirtildiği gibi,sadece iki evrede gerçekleşmiştir,ki o da göğün yaratılmasından sonradır (bkz: NAZİAT-30)

    Naziat-30: Ve onun/göğün ardından da yeryüzünü yayıp yuvarlattı.Oradan da suyunu ve otlağını,bitki örtüsünü çıkarıp meydana getirdi.’’deniliyor..

    Yani dünyamızı oluşturan gaz kütlesi güneşten kopup soğumaya başlıyor ve daha sonra hayat için elverişli hale getiriliyor.İşte dünyamızın bu yaratılış süreci göklerden sonra iki evrede gerçekleşmiştir.

    Fuusilet-11: Bir de (daha önce) duman/gaz halinde bulunan semaya (evrene) yönelip ona ve (henüz sema gibi gaz halinde bulunan) yere “İster istemez,(boyun eğerek) gelin!”diye buyurmuştu.(Onlar da kendilerine has bir iletişim şekliyle) bizler boyun eğerek/isteyerek geldik’’demişlerdi.

    Burada da ilahi emir ve hitabı önce gaz halinde bulunan semaya,daha sonra yine gaz halinde bulunan arza irad buyurulmak suretiyle evren yasaları oluşturuluyor.

    Fussilet-12: Derken onları yedi (manyetik kuşak) sema olarak iki evrede düzenlemiş ve her birine kendi yasasını vahyetmiştir.Ve (ardından) dünyaya en yakın semayı da ışık yansıtanlarla/gezegenlerle donattık, (onları) bozmaktan da koruduk; işte bu,üstün olan ve her şeyi bilen Allah’ın takdiridir

    BAKARA-29: O,dünya üzerinde ne varsa sizin için yaratan,bir de plan ve tasarımını (daha önce yaratmış olduğu) semaya uygulayıp onları (semavi unsurları) da yedi sema/manyetik kuşak/halinde düzenlemiş olandır. Ve yalnız O’dur her şeyi (tastamam ve hakkıyla) bilen.

    Özetle,İlk maddenin/ilk iptidai atomun patlayıp bölünmesi sonucunda meydana gelen yoğun bir gaz/enreji kütlesi uzayı kaplıyor ve iki evreden sonra,bu gaz halinde bulunan sema da yine iki evrede yedi manyetik semaya dönüşüyor.Ve en son güneşten kopup soğuyan dünyamız da yine iki evrede yaratılıp hayat için elverişli hale getiriliyor.Böylece toplam altı evrede evrenin yaratılışı gerçekleşmiş oluyor. ( الله اعلم ) Ama yine ‘’En doğrusunu Allah bilir’’

    Yani evrenin yaratılışıyla ilgili ayetlerde geçen ( يوم) ‘’YEVM’’ kelimesi çok uzun zaman ve evreleri ifade ettiğinden,milyarlarca sene anlamına gelebilir.!!

    Çünkü evren yaratılırken ne güneş,ne de dünya vardı,bu nedenle o zaman için 24.saat diliminden (dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesiyle meydana gelen gün/zamandan) söz etmek mümkün değildir,

    İşte ayetlerin meal ve yorumları,arapça (orijinal) metinine uygun,doğru ve düzgün yapıldığında,iddia edilen bilimsel çelişkilerin hiçbirinin olmadığı görülecektir.!!! Yani sorunların tek nedeni hatalı meal ve hatalı yorumlardır.

    Sn.Editör! Gönderdiğim yorumların bir çoğu yayınlanmıyor,sebebini öğrenebilir miyiz?

    Saygılarımla.

  3. muhammed
    Kasım 10, 2016, 1:44 pm

    1-KUR’AN,APAÇIK MI AÇIKLAYAN MI?

    Konuyla ilgili meallerde hata vardır: Doğru meal şekli ise aşağıdaki gibidir:

    NEML 1.AYETİN DOĞRU MEALİ:

    1-Ta.Sin.Bunlar Kur’an’ın ve (hak ile batılı) AÇIKLAYAN bir kitabın ayetleridir..’’şeklindedir.

    Yani bu vb.ayetlerde apaçık ifadesi yerine AÇIKLAYAN ifadesi doğrudur.

    (Zuhruf Suresi, 2,3. ayetler). (Nisa suresi, 174. ayet) (Maide suresi, 15. ayet) (Yusuf suresi,
    1.ayet) (Hicr suresi, 1. ayet) (Hac suresi, 16. ayet) (Su’ara suresi, 2. ayet) (Neml suresi, 1. ayet (Kasas suresi, 2. ayet) (Yasin suresi, 69. ayet) . (Duhan suresi, 2,3. ayetler) Yukarıda geçen bütün ayetlerin meali bu şekildedir.

    Özetle, kur’an,,hakkı batıldan,iyiyi kötüden,doğruyu yanlıştan vs.Allah’ın bütün hükümlerini AÇIKLAYAN KİTAP ‘’demektir.
    ———————

    2-BEŞ VAKİT NAMAZ KUR’AN DAN DA ANLAŞILIYOR!

    SABAH VAKTi :

    Nur: 58 Ey iman edenler! Himayeniz altında bulunanlar ile içinizden henüz erginlik çağına ermemiş olanlar; sabah namazından önce,öğle sıcağında üstünüzü çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra olmak üzere (odalarınıza girmek için) üç vakitte izin istesinler. Bunlar, mahrem (açık) halde bulunabileceğiniz üç vakittir. Bunların dışında izinsiz girmelerinde size de onlara da bir sakınca yoktur; onlar yanınızda dolaşabilirler ve birbirinizin yanında olabilirsiniz. İşte Allah,size ayetleri böyle açıklamaktadır. Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.
    Hud :114 Gündüzün iki ucunda, gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri (günahları) giderir.Bu, öğüt almak isteyenlere bir hatırlatmadır.
    Ta ha :130 O halde onların söylediklerine sabret.Güneşin doğmasından önce de, batmasından önce de Rabbini övgü ile tesbih et/namaz kıl! Gece vakitlerinde de O’nu övgü ile tesbih et/namaz kıl! Ve gündüzün belli vakitlerinde de buna devam et ki mutlu olasın!
    İbn Abbas : Ayet beş vakit namaza delalet eder , fazlasına ve nuksanına değil.
    (17-18) O halde, akşama ulaştığınızda, sabaha kavuştuğunuzda, gündüzün sonunda ve öğle vaktine eriştiğinizde Allah’ı tesbîh ediniz/namaz kılınız! Göklerde ve yerde övgü O’na aittir.[

    ÖĞLE VAKTİ :

    İsra 78 Güneş’in zevalinden gecenin karanlığına kadar belli vakitlerde namazı kıl….
    Rum :17-18. Akşamlarken ve sabahlarken, öğle ve ikindi vaktinde Allah’ı (ki göklerde ve yerde hamd O’na mahsustur) tesbih edin, namaz kılın.

    İKİNDİ VAKTİ :

    Ta ha :130 O halde onların söylediklerine sabret. Güneşin doğmasından önce de batmasından önce de Rabbini övgü ile tesbih et/namaz kıl! Gece vakitlerinde de O’nu övgü ile tesbih et/namaz kıl! Ve gündüzün belli vakitlerinde de buna devam et ki mutlu olasın!

    Rum : 17-18. Akşamlarken ve sabahlarken, öğle ve ikindi (aşiyyen: gündüzün sonu)vaktinde Allah’ı (ki göklerde ve yerde hamd O’na mahsustur) tesbih edin, namaz kılın.
    Ayrıca Salat’ul Vusta tabiri de makul bir yaklaşıma göre İkindi Namazını belirtmektedir :
    Bakara: 238 Namazlara ve orta namaza devam edin; gönülden boyun eğerek Allah için namaza durun.

    AKŞAM VAKTİ :

    Hud :114 Gündüzün iki ucunda, gecenin gündüze yakın saatlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri (günahları) giderir. Bu, öğüt almak isteyenlere bir hatırlatmadır.
    (buradaki gündüzün iki ucu/ günün başı ve sonu/ yani sabah ve akşam, “Gecenin gündüze yakın saatleri” ise yatsıdır.

    İsra :78 Güneş’in zevalinden gecenin karanlığına kadar belli vakitlerde namazı kıl….
    Rum :17-18 Akşamlarken ve sabahlarken, öğle ve ikindi vaktinde Allah’ı (ki göklerde ve yerde hamd O’na mahsustur) tesbih edin, namaz kılın.

    YATSI VAKTİ :

    Nur :58 58 Ey iman edenler! Himayeniz altında bulunanlar ile içinizden henüz erginlik çağına ermemiş olanlar; sabah namazından önce,öğle sıcağında üstünüzü çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra olmak üzere (odalarınıza girmek için) üç vakitte izin istesinler. Bunlar, mahrem (açık) halde bulunabileceğiniz üç vakittir. Bunların dışında izinsiz girmelerinde size de onlara da bir sakınca yoktur; onlar yanınızda dolaşabilirler ve birbirinizin yanında olabilirsiniz. İşte Allah,size ayetleri böyle açıklamaktadır. Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir

    Ta ha :130 ‘’O halde onların söylediklerine sabret. Güneşin doğmasından önce de batmasından önce de Rabbini övgü ile tesbih et/namaz kıl! Gece vakitlerinde de O’nu övgü ile tesbih et/namaz kıl! Ve gündüzün belli vakitlerinde de buna devam et ki mutlu olasın!

    Hud :114 Gündüzün iki ucunda, gecenin de ilk saatlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri (günahları) giderir. Bu, öğüt almak isteyenlere bir hatırlatmadır.
    (buradaki gündüzün iki ucu/ günün başı ve sonu/ yani sabah ve akşam, “Gecenin gündüze yakın saatleri ” ise yatsıdır.
    İşte görüldüğü gibi kur’an’ın ayetlerinden beş vakit namaz anlaşılıyor.Ve hz.peygamber de bunu uygulamış ve tevatüren bize kadar da ulaşmıştır.Beş vakit namaz kur’an’da yoktur demek,hem kur’an’ı anlamamak,hem de tevatüren bize kadar gelen hz.peygamberin sünnetini (yani uygulamasını) yok saymak demektir. – alıntıdır –

    KUR’AN NAMAZIN ŞART VE RÜKÜNLERİNDEN SÖZ EDEREK NASIL KILINACAĞINI DA İŞARET EDİYOR.

    1- Küçük ve büyük hadesten,yani hükmî pislikten temizlik.(abdest almayı ve cenabeten yıkanmayı emreden ayet.( MAİDE-6)
    2.Namazı Kıbleye dönerek kılmak. (Bakara Suresi 144,149,150 )
    3- Kıyam (ayakta kılmak,) Bakara,2/238 / Furkan-64 / Nisa-103/ Maide-6) 4. Kıraat / Namazda Kur’ân’dan mutlaka bir parça okumak./ ((Müzzemmil: 20)
    5. Rukû’, yani ayakta iken belden eğilmek. Hac-77 / Muhammed-29 / Ali İmran-43.) 6-secde,yani yerde otururken alnını yere değdirmek (Hac-77 / Muhammed-29 / Ali İmran-43.)
    İşte namazın / ibadetin ana iskeletini oluşturan şekil ve şartlarına vurgu yapan nice ayetler.

  4. muhammed
    Kasım 10, 2016, 1:51 pm

    – Allah dünyayı dort günde yarattığını iddia ederken neden dünyanın yaşı 4.5 milyar yıl olarak hesaplanmıştır? Allah’in saati mi durmuştur? (diyorsunuz)

    KUR’AN DA EVERENİN YARATILIŞIYLA İLGİLİ 6 ‘’YEVM’’ NE ANLAMA GELİR?

    Kur’an da evrenin yaratılışı anlatılırken 6 ( يوم ) ‘’ yevm’’ yani süresi bilinmeyen 6 zaman,6 evre kast ediliyor.Çünkü o zaman ne kendi ekseni etrafında dönen dünyamız,ne de güneş vardı.Bu nedenle sözkonusu ayetlerdeki (يوم ) ‘’ yevm’’ kelimesini,dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüşüyle meydane gelen 24 saatlik zaman dilimi olarak algılamak mümkün değildir.

    3-Allah ilmindeki Gün,bizdeki Gün ifadesinden farklıdır.

    Ayrıca Dünyamız da bir gezegendir.Günler ve yıllar her gezegende farklıdır.Güneş’e en yakın MERKÜR: Kendi etrafında 58.65,Güneş etrafında 88 günde döner.Yani Merkür’ün bir günü 58.65 dünya gününe denktir.

    VENÜS: Kendi etrafında 243,Güneş etrafında 224 günde döner.Yani Venüs’ün bir günü 243 dünya gününe denktir……….’’

    Bir de izafiyet teorisi bize zamanın da izafi olduğunu söyler.Bir cismin hızı arttıkça onun için zaman yavaşlar.Bu teorik deneysel olarak ta ispatlanmış bir gerçektir.

    Peki Arapçada ( يوم) (Yevm) kelimesi kaç anlama gelir.?

    -Arapça da mutlak zamana da ( يوم ) (yevm) denir.
    -24-saatlik zaman dilimine de yevm denir,
    – Allah dışında kimsenin süresini bilmediği zaman dilimine/ evreye de yine yevm denir.

    (Aşığıdaki arapça Lügat metninde de ( يوم) yevm kelimesinin her üç anlama da geldiği yazılmaktadır.

    Bkz : ( لمعجم: اللغة العربية المعاصر ا )
    ما معني كلمة اليوة في اللغة العربية
    وله معان 1
    1 – مطلق الأوقات والأزمان :
    2– وقت مقدَّر بمقدار يعلمه الله
    3- اليوم النَّجْميّ : ( الفلك ) الزَّمن المتطلَّب لدوران الأرض حول نفسها بشكل كامل في ما يتعلَّق بالاعتدال الرَّبيعيّ في دائرة خطّ الزّوال والذي يساوي 23 ساعة و 56 دقيقة و 4 . 09 ثانية من الوقت الشَّمسيّ .
    المعجم: اللغة العربية المعاصر

    KUR’AN DA YARATILIŞLA İLGLİ 6 GÜN İFADESİ NE DEMEK?

    Yani evrenin yaratılış evreleriyle ilgili kur ‘an da geçen (يوم ) ‘’yevm’’ kelimesi milyarlarca seneyi de ifade edebilir,çünkü evren yaratılmaya başlayınca ne dünyamız,ne de güneş vardı,bu nedenle burada 6 yevm’den söz edilirken kesinlikle süresini bilemediğimiz 6 uzun evre anlaşılır.!!!
    ——

    EVRENİN YARATILIŞ EVRELERİYLE İLGİLİ DOĞRU MEALLER AŞAĞIYA ALINMIŞTIR!

    FUSSİLET-9-12.AYETLERİN AÇIKLAMALI DOĞRU MEALLERİ!

    Fussilet-9: De ki: “Siz gerçekten yeri (yaşam için elverişli hale gelmesi dahil) iki evrede yaratanı inkar edip duracak mısınız? Birde O’na eşler mi koşuyorsunuz? O, bütün alemlerin Rabbidir.

    Fussilet-10: “Orada,(o iki jeolojik yaratılış süreci içinde) üstünden (kökleri yerin derinliklerine kadar inen) ağır baskılar/dağlar yerleştirmiş olup orayı bereketlerle donatmış ve orada bütün canlılar için gerekli gıdayı,rızklarını Ondan bekleyip,ondan isteyen bütün varlıkların hayatî ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde dört evrede (yılın dört mevsiminde) elde edilmek üzere planlamıştır.’’şeklindedir.

    Peki burada dört evre,neden dört mevsim oluyor? Çünkü güneş sistemi yaratıldıktan sonra ondan kopup soğuyan dünya gezegenin üzerinde artık gece gündüzler, mevsimler, yıllar ve hayat için gerekli tüm koşullar oluşmuştur.Yeryüzü üzerindeki gıdalar da dört mevsim içinde elde edilmek üzere plana bağlanmıştır.Burada hem güneş sistemi,hem de dünyamız yaratılmış olduğu için artık zaman dilimleri ve evrler de yaratılış sürecindeki evrlereden farklı olabiliyor.Çünkü Allah katında zaman mefhumu bizimkinden farklıdır
    Bu nedenle baştan sonuna kadar dünyanın yaratılış süreci 9.ayete belirtildiği gibi,sadece iki evrede gerçekleşmiştir,ki o da göğün yaratılmasından sonradır (bkz: NAZİAT-30)

    Naziat-30: Ve onun/göğün ardından da yeryüzünü yayıp yuvarlattı.Oradan da suyunu ve otlağını,bitki örtüsünü çıkarıp meydana getirdi.’’deniliyor..

    Yani dünyamızı oluşturan gaz kütlesi güneşten kopup soğumaya başlıyor ve daha sonra hayat için elverişli hale getiriliyor.İşte dünyamızın bu yaratılış süreci göklerden sonra iki evrede gerçekleşmiştir.

    Fuusilet-11: Bir de (daha önce) duman/gaz halinde bulunan semaya (evrene) yönelip ona ve (henüz sema gibi gaz halinde bulunan) yere “İster istemez,(boyun eğerek) gelin!”diye buyurmuştu.(Onlar da kendilerine has bir iletişim şekliyle) bizler boyun eğerek/isteyerek geldik’’demişlerdi.

    Burada da ilahi emir ve hitabı önce gaz halinde bulunan semaya,daha sonra yine gaz halinde bulunan arza irad buyurulmak suretiyle evren yasaları oluşturuluyor.

    Fussilet-12: Derken onları yedi (manyetik kuşak) sema olarak iki evrede düzenlemiş ve her birine kendi yasasını vahyetmiştir.Ve (ardından) dünyaya en yakın semayı da ışık yansıtanlarla/gezegenlerle donattık, (onları) bozmaktan da koruduk; işte bu,üstün olan ve her şeyi bilen Allah’ın takdiridir

    BAKARA-29: O,dünya üzerinde ne varsa sizin için yaratan,bir de plan ve tasarımını (daha önce yaratmış olduğu) semaya uygulayıp onları (semavi unsurları) da yedi sema/manyetik kuşak/halinde düzenlemiş olandır. Ve yalnız O’dur her şeyi (tastamam ve hakkıyla) bilen.

    Özetle,İlk maddenin/ilk iptidai atomun patlayıp bölünmesi sonucunda meydana gelen yoğun bir gaz/enreji kütlesi uzayı kaplıyor ve iki evreden sonra,bu gaz halinde bulunan sema da yine iki evrede yedi manyetik semaya dönüşüyor.Ve en son güneşten kopup soğuyan dünyamız da yine iki evrede yaratılıp hayat için elverişli hale getiriliyor.Böylece toplam altı evrede evrenin yaratılışı gerçekleşmiş oluyor. ( الله اعلم ) Ama yine ‘’En doğrusunu Allah bilir’’

    Yani,evrenin yaratılışıyla ilgili ayetlerde geçen ( يوم) ‘’YEVM’’ kelimesi çok uzun zamanları, evreleri ifade ettiğinden,milyarlarca sene anlamına gelebilir.!!

    Çünkü evren yaratılırken ne güneş,ne de dünya vardı,bu nedenle 24.saat diliminden (dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesiyle meydana gelen gün/zaman diliminden söz etmek mümkün değildir,

    İşte ayetlerin meal ve yorumları,arapça (orijinal) metinine uygun,doğru ve düzgün yapıldığında,iddia edilen bilimsel çelişkilerin hiçbirinin olmadığı görülecektir.!!!

    Saygılarımla.

  5. muhammed
    Kasım 10, 2016, 1:56 pm

    – Allah dünyayı dort günde yarattığını iddia ederken neden dünyanın yaşı 4.5 milyar yıl olarak hesaplanmıştır? Allah’in saati mi durmuştur? (diyorsunuz)

    KUR’AN DA EVERENİN YARATILIŞIYLA İLGİLİ 6 ‘’YEVM’’ NE ANLAMA GELİR?

    Kur’an da evrenin yaratılışı anlatılırken 6 ( يوم ) ‘’ yevm’’ yani süresi bilinmeyen 6 zaman,6 evre kast ediliyor.Çünkü o zaman ne kendi ekseni etrafında dönen dünyamız,ne de güneş vardı.Bu nedenle sözkonusu ayetlerdeki (يوم ) ‘’ yevm’’ kelimesini,dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüşüyle meydane gelen 24 saatlik zaman dilimi olarak algılamak mümkün değildir.

    -Allah ilmindeki Gün,bizdeki Gün ifadesinden farklıdır.
    Ayrıca Dünyamız da bir gezegendir .Günler ve yıllar her gezegende farklıdır.Güneş’e en yakın MERKÜR: Kendi etrafında 58.65,Güneş etrafında 88 günde döner.Yani Merkür’ün bir günü 58.65 dünya gününe denktir.

    VENÜS: Kendi etrafında 243,Güneş etrafında 224 günde döner.Yani Venüs’ün bir günü 243 dünya gününe denktir……….’’

    Bir de izafiyet teorisi bize zamanın da izafi olduğunu söyler.Bir cismin hızı arttıkça onun için zaman yavaşlar.Bu teorik deneysel olarak ta ispatlanmış bir gerçektir.

    Peki Arapçada ( يوم) (Yevm) kelimesi kaç anlama gelir.?

    -Arapça da mutlak zamana da ( يوم ) (yevm) denir.
    -24-saatlik zaman dilimine de yevm denir,
    – Allah dışında kimsenin süresini bilmediği zaman dilimine/ evreye de yine yevm denir.

    (Aşığıdaki arapça Lügat metninde de ( يوم) yevm kelimesinin her üç anlama da geldiği yazılmaktadır.

    Bkz : ( لمعجم: اللغة العربية المعاصر ا )
    ما معني كلمة اليوة في اللغة العربية
    وله معان 1
    1 – مطلق الأوقات والأزمان :
    2– وقت مقدَّر بمقدار يعلمه الله
    يّ .
    المعجم: اللغة العربية المعاصر

    KUR’AN DA YARATILIŞLA İLGLİ 6 GÜN İFADESİ NE DEMEK?

    Yani evrenin yaratılış evreleriyle ilgili kur ‘an da geçen (يوم ) ‘’yevm’’ kelimesi milyarlarca seneyi de ifade edebilir,çünkü evren yaratılmaya başlayınca ne dünyamız,ne de güneş vardı,bu nedenle burada 6 yevm’den söz edilirken kesinlikle süresini bilemediğimiz 6 uzun evre anlaşılır.!!!
    ——

    EVRENİN YARATILIŞ EVRELERİYLE İLGİLİ DOĞRU MEALLER AŞAĞIYA ALINMIŞTIR!

    Fussilet-9: De ki: “Siz gerçekten yeri (yaşam için elverişli hale gelmesi dahil) iki evrede yaratanı inkar edip duracak mısınız? Birde O’na eşler mi koşuyorsunuz? O, bütün alemlerin Rabbidir.

    Fussilet-10: “Orada,(o iki jeolojik yaratılış süreci içinde) üstünden (kökleri yerin derinliklerine kadar inen) ağır baskılar/dağlar yerleştirmiş olup orayı bereketlerle donatmış ve orada bütün canlılar için gerekli gıdayı,rızklarını Ondan bekleyip,ondan isteyen bütün varlıkların hayatî ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde dört evrede (yılın dört mevsiminde) elde edilmek üzere planlamıştır.’’şeklindedir.

    Peki burada dört evre,neden dört mevsim oluyor? Çünkü güneş sistemi yaratıldıktan sonra ondan kopup soğuyan dünya gezegenin üzerinde artık gece gündüzler,mevsimler,yıllar ve hayat için gerekli tüm koşullar oluşmuştur.Yeryüzü üzerindeki gıdalar da dört mevsim içinde elde edilmek üzere plana bağlanmıştır.Burada hem güneş sistemi,hem de dünyamız yaratılmış olduğu için artık zaman dilimleri ve evrler de yaratılış sürecindeki evrlereden farklı olabiliyor.Çünkü Allah katında zaman mefhumu bizimkinden farklıdır

    Bu nedenle baştan sonuna kadar dünyanın yaratılış süreci 9.ayete belirtildiği gibi,sadece iki evrede gerçekleşmiştir,ki o da göğün yaratılmasından sonradır (bkz: NAZİAT-30)

    Naziat-30: Ve onun/göğün ardından da yeryüzünü yayıp yuvarlattı.Oradan da suyunu ve otlağını,bitki örtüsünü çıkarıp meydana getirdi.’’deniliyor..

    Yani dünyamızı oluşturan gaz kütlesi güneşten kopup soğumaya başlıyor ve daha sonra hayat için elverişli hale getiriliyor.İşte dünyamızın bu yaratılış süreci göklerden sonra iki evrede gerçekleşmiştir.

    Fuusilet-11: Bir de (daha önce) duman/gaz halinde bulunan semaya (evrene) yönelip ona ve (henüz sema gibi gaz halinde bulunan) yere “İster istemez,(boyun eğerek) gelin!”diye buyurmuştu.(Onlar da kendilerine has bir iletişim şekliyle) bizler boyun eğerek/isteyerek geldik’’demişlerdi.

    Burada da ilahi emir ve hitabı önce gaz halinde bulunan semaya,daha sonra yine gaz halinde bulunan arza irad buyurulmak suretiyle evren yasaları oluşturuluyor.

    Fussilet-12: Derken onları yedi (manyetik kuşak) sema olarak iki evrede düzenlemiş ve her birine kendi yasasını vahyetmiştir.Ve (ardından) dünyaya en yakın semayı da ışık yansıtanlarla/gezegenlerle donattık, (onları) bozmaktan da koruduk; işte bu,üstün olan ve her şeyi bilen Allah’ın takdiridir

    BAKARA-29: O,dünya üzerinde ne varsa sizin için yaratan,bir de plan ve tasarımını (daha önce yaratmış olduğu) semaya uygulayıp onları (semavi unsurları) da yedi sema/manyetik kuşak/halinde düzenlemiş olandır. Ve yalnız O’dur her şeyi (tastamam ve hakkıyla) bilen.

    Özetle,İlk maddenin/ilk iptidai atomun patlayıp bölünmesi sonucunda meydana gelen yoğun bir gaz/enreji kütlesi uzayı kaplıyor ve iki evreden sonra,bu gaz halinde bulunan sema da yine iki evrede yedi manyetik semaya dönüşüyor.Ve en son güneşten kopup soğuyan dünyamız da yine iki evrede yaratılıp hayat için elverişli hale getiriliyor.Böylece toplam altı evrede evrenin yaratılışı gerçekleşmiş oluyor. ( الله اعلم ) Ama yine ‘’En doğrusunu Allah bilir’’

    İşte ayetlerin meal ve yorumları,arapça (orijinal) metinine uygun,doğru ve düzgün yapıldığında,iddia edilen bilimsel çelişkilerin hiçbirinin olmadığı görülecektir.!!!
    Sn.Editör ! Gönderdiğim yorumların bir çoğu yayınlanmıyor, sebebini öğrenebilir miyiz?
    Saygılarımla.

  6. muhammed
    Kasım 19, 2016, 8:38 am

    – Allah yaratacaksa bunun için altı gün gibi bir süreye mi ihtiyacı vardır? Anlık olması gerekmez mi? Anlık olmayacaksa da zamanda hata yapması abes değil midir? (diyorsunuz)

    Cevap: Semavat ve arz altı devrede, safha safha yaratılmış. Ve sonunda şu gördüğümüz harikalar harikası kâinat çıkmış ortaya.

    Önce şunu bilmemiz lazım,yüce Yaratıcı her şeyden önce yaratılış yasasını/sünnetullahı
    yani evrenin yasalarını oluşturuyor,daha sonra da her şeyi kendi has yasasına göre yaratıyor.O dileseydi,elbette istediği süre içinde veya bir anda da yaratabilirdi, ama bu durum onun yaratılış yasasına aykırı olurdu,kendi yarattığı yasasına /sünnetullaha aykırı hareket etmesi düşünülemez.Oysa yaratılış yasası ve yaratma işlemi yalnız kendi elinde olan yaratıcıya,neden bu yaratılış yasasını oluşturmuş ve ona göre yaratıyor veya böyle bir duruma abes değil mi diye söylemenin bir anlamı var mı? Yani Enstein’in dediği gibi Tanrı zar atmıyor”,her şey bir plan,proğram ve oluşturduğu yasayla yaratıyor.

    Ayrıca kur’an’ın Yasin-82.vb.ayetlerle ilgili meallerin çoğu hatalı olduğunu da ifade etmek isterim.

    YASİN-82.AYETİN DOĞRU MELİ ŞÖYLEDİR!

    Yasin-82: O, eşsiz yaratışıyla bir şeyin olmasını dilediği zaman, sadece ona “Ol!” demesi yeter: o da hemen oluş sürecine girer.’’şeklindedir.

    Çünkü ayetin Arapçası şöyledir. ( كن ) ‘’kün’’ Yani ‘’OL! ’’ ( فيكون ) ‘’feyekün’’ ardında o da ‘’olmaya başlıyor,olma sürecine giriyor. ‘’ Zira ( يكون )’’yekün‘’fiili muzari’ olup, ‘’ol!’’ emrinden sonraki GELECEK ZAMANI ifade eder.Öyleyse kainatın yaratılış süresi 6 evre tasarlanıyor ve ‘’ol ‘’emriyle yaratılış süreci başlıyor,6 evre sonra da evrenin yaratılışı tamamlanmış oluyor.

    Yâni ‘’evre’nın 6 evrede olması için Ol denmiştir ve altı evrede olmuştur’’ şeklinde anlaşılır.
    Onun yaratılışındaki bu hikmet tecellisi ondaki hadiselerde de kendini göstermiş.Gece birden kaplamamış yeryüzünü; gündüz de âniden gelmemiş.Geceden seher vaktine geçilmiş ve onu güneşin doğuşu takip etmiş.vs.

    Bu hikmetli yaratılış,bitkiler âleminde de hüküm sürmüş.Çekirdekte ilâhî bir sanat ve hikmet gizli.Koca ağacın bütün programı o küçücük âlemde çizilmiş.Ondaki, genetik şifre ilim adamlarını hayretler içinde bırakan bir mükemmellikte ve yine onları çaresiz kılacak kadar derin sırlarla dolu çekirdeğin açılması apayrı bir harika.Fettah isminin tecellisi.Arzın çekimine rağmen yukarıya doğru başlayan hikmetli ve intizamlı yürüyüş.Derken fidan devresine eriş. Boy atma ve kalınlaşma devreleri ve sonunda çiçek açıp meyve verme… Her meyvenin de büyümesi, kemâle ermesi ve o yumuşak meyveden sert çekirdeklerin süzülmesi yine birden bire değil, safhalar hâlinde gerçekleşmekte.
    Her safhası ilim ve hikmetle yürütülen bu akıl almaz faaliyetler, yeryüzünü değişik tablolarla doldurur ve fikir ehlini bu ilâhî sanatlara hayran bırakır.
    Dünyada hikmet, âhirette ise kudret hâkim. Dünya kudret âlemi olsaydı, şu muhteşem altı devre yerine bir anda yaratılacaktı. Ondaki ağaçlar da bir anda bitecek ve son şekliyle boy göstereceklerdi,o zaman yukarıda sıralanan ilâhî sanat eserleri de vücut bulmayacaklardı.
    Çekirdekler âlemi,yoklukta kalacak,açılmaları,büyümeleri,fidan olmaları gerçekleşmeyecekti.
    Çekirdekler olmayınca, haliyle, yumurtalar ve nutfeler âlemi de yokluktan kurtulamayacaklar, bu âleme gelip, taşıdıkları rabbanî sanatları sergilemekten mahrum kalacaklardı.
    Fidanlar olmayınca bebekler de, kuzular da, buzağılar da olmayacaktı. Binlerce sanat bire inecek, yüzlerce güzellik ortadan kaybolacaktı.
    Terbiye ve tedbir fiillerinin tecellileri görülmeyecek, sadece ibda ve icat fiillerinin mahsûlleri, âlemde boy gösterecekti.
    İlâhî hikmet buna müsaade etmedi ve kâinatı bir anda yaratmak yerine altı devrede inşa etmeyi takdir buyurdu. (alıntı)
    ———————————————–

    – Fussilet süresi 11. ayette “O, yeryüzüne, denge ve dayanıklık sağlayan dağları üstünden yerleştirdi” derken bilimin bilmediği bir şeyler mi kastedilmistir? Yeterince dağ olmadığı için mi dünyada halen depremler olmaktadır? Bu iddia ilkokula dahi gitmemiş anneannemi tatmin ederken neden beni acıyla gulumsetmektedir? ( diyorsunuz)

    DAĞLARIN FONKSİYONU!

    Dağların rüzgarların hızlarını kesip, bir çok fırtınayı engellediği bilimsel olarak bilinmektedir. Aynı şekilde ağırlık noktalarıyla yerçekimi esasına göre bir denge unsuru sağladıkları da kolaylıkla anlaşılabilir.

    Yine bilindiği gibi yer kabuğu parçalı plakalardan meydana gelmiştir,birbirine kenetlenmiş bu plâka parçalarına levha denir. Levhalar magmanın üzerinde yüzerler.Magmanın kaynayan bir su gibi döngü oluşturması, levhaların sürekli hareket etmesini sağlar.Yani bir geminin deniz üzerinde yüzdüğü gibi yer kabuğu da /levhalar adeta magma deryası üzerinde yüzmektedir.Fakat dağların kökleri magmanın derinliklerine indiği için yer kabuğunda/ levhalarda hissedilebilecek ve düzensizlik oluşacak şekilde bir sarsıntı oluşmuyor.Örneğin su üzerinde bulunan geminin bir kısmı suyun içinde değilde,tamamı suyun yüzeyinde ise çok sarsılacak,ama onun bir ksımı suyun içine batmış ise fazla sarsılmaz.İşte dağların da kökleri magma deryasının içine doğru indiğinden lavhalarda hissedilecek ve düzensizlik oluşturacak bir sarsıntı olmuyor.Yani kur’an, yeryüzünün sarsılmasından bahsederken bu duruma işaret etmiş olur.Bu nedenle dağlar,depremleri değil, levhalarda meydana gelebilecek sarsıntıyı önlemektedir.

    Dağların oluşumuna yol açan yeraltı etkileşimlerinde, yer çekimi etkisiyle ve magmanın itmesiyle yeraltı katmanlarının birbirlerine baskı yapmaları ön plandadır.Böylece katmanların içinde ve arasında oluşan ağır baskılar, bu katmanların bükülmesine veya kırılmasına ve belirli kısımlarının yükselmesine yol açar. Oluşan yükselme, aslında yer altındaki ağır baskıların rahatlatılmasıdır.Bilimsel ifadesiyle, basıncın azalması, yer kabuğundaki bu şekil değişiklikleri sayesinde sağlanmaktadır.

    Bu açıdan bakıldığında dünyanın,içindeki ağır baskılardan inşirah bulmasının meyvesi, dağlardır. Yukarıda bahsedilen ayetler de zaten sarsıntıyı engelleyici olarak cebel kelimesini değil revasiye kelimesini kullanarak hakikate işaret etmiştir. Biz insanlar ise, bakış açımızdaki derinliğe ve zenginliğe bağlı olarak farklı şekillerde yorumlayabiliyoruz bu ayeti.

    AYRICA DAĞLARIN FONKSİYONU HAKKINDA FRANK PRESS ŞÖYLE DİYOR?

    “The Earth” (Yeryüzü) Kitabın yazarı Frank Press, Bilimler Akademisi başkanıdır ve Amerika’nın eski başkanlarından Jimmy Carter’ın bilimsel konulardaki danışmanıdır. O, dağları, kökünün çoğu toprağın derinliklerinde olan çiviye (wedge like shape) benzetir. Dr. Press dağların fonksiyonlarını uzun uzadıya anlatır ve onların yerkabuğunu stabilize etmekteki önemli rollerine dikkat çeker. Bu bilgi Kuran’ın 14 asır önce verdiği bilgilerle tamamen aynıdır.
    Yer kabuğu aslında sıvı bir ortamın üzerinde yüzer durumdadır. Yer kabuğunun kalınlığı çoğunlukla 5 km civarındadır. Oysa dağların altındaki kalınlık 35 km gibi değerlere ulaşmaktadır. Bunun sebebi dağların kazıklar gibi yerin altında bir köke sahip olmalarıdır…
    Dağlar yerkabuğunu meydana getiren tabakaların çarpışmaları, bir tabakanın diğer tabakanın altına girmesi sonucu oluşmuştur.Üstte kalan tabaka kıvrılıp dağları oluşturmuştur Alttaki tabaka da derine doğru uzanan dağın kökünün oluşmasını sağlamıştır. Böylece dağlar yeraltına doğru uzanan kökleri ile yerkabuğu tabakalarının birbirlerine kaynaşmasını sağlar.Dağların toprağın içinde derin kökleri vardır.Dağların yerkabuğunun genel dengesini sağlamadaki etkisi izoztesi (isostasi) diye tanımlanır. Webster’s New Twentieth Century Dictionary’de (Webster’ın Yeni 20. yüzyıl sözlüğü) bu terim şöyle açıklanır: “Jeoloji’de dağların Dünya yüzeyinin altında oluşturdukları yer çekimsel kuvvet sayesinde yer kabuğunun genel dengesinin sağlanması.”Dağların Yer kabuğunun genel dengesini sağlamadaki etkisi izoztesi(isostasi) olarak tanımlanır.Dağların sıradan bir yeryüzü çıkıntısı olarak algılandığı dönemde, dağların yeryüzündeki dengeyi sağlayıcı özelliğine ve gözle görülmeyen köküne işaret eden Kuran, her konuda olduğu gibi bu konuda da bizi kendine hayran bırakmaktadır.
    Modern jeolojik ve sismik araştırmalar neticesinde ancak keşfedilebilen bilimsel bir gerçeğin bilim ve tekniğin olmadığı bir asırda Kuranda açıkça ifade edilmesini ne ile izah edeceksiniz?

    Bilim ve tekniğin olmadığı bir asırda dağların bu tür fonksiyonunu doğru anlatan kur’an,evreni yaratan yüce allah’ın kitabıdır” diye iman mı edeceksiniz? Yoksa hala bu güneşe gözlerinizi kapatıp kendinizi karanlığa mahkum mu edeceksiniz?
    ‘’ alıntıdır ‘’

    —————————————————–

    – Fussilet süresi 12. ayette “arza en yakın göğü kandillerle ve bir korumayla donattık” derken galaksileri, yıldızları “kandil” diye adlandırması biraz komik değil midir? Bu kandiller neyi kimden korumaktadirlar? ( diyorsunuz )

    FUSSİLET-12.AYETİN MEALİ ŞÖYLEDİR!

    Fussilet-12:Derken onları yedi (manyetik kuşak) sema olarak iki evrede düzenlemiş ve her birine kendi yasasını vahyetmiştir. Ve (ardında) dünyaya en yakın semayı da ışık yansıtanlarla/ gezegenlerle donattık, (onları) bozmaktan da koruduk; işte bu,üstün olan ve her şeyi bilen Allah’ın takdiridir.

    Yani doğru meal,’’Arza en yakın semayı kandillerle değil,ışık yansıtanlarla/gezegenlerle donattık…’ ’ şeklindedir.

    Bu nedenle komik dediğiniz bir durum söz konusu değil.

    – Saffat Süresi 11. ayette ” Biz onları cıvık bir çamurdan yarattık” derken ne demek istenir? Evrimin başlangıcı olan ilk hücrelerin suda oluşmasından kasitsa, cıvık çamur yerine neden daha açıkça, ilk canlıları suda yarattık gibi bir ifadeye basvurulmamistir? (diyorsunuz)

    Bu ayete,ilk canlı hücrelere değil,insanların ilk atasını oluşturan canlı hücreye işaret ediliyor.Yani ilk insanı oluşturan hücrenin özlü ve yapışkan çamurdan yaratıldığına vurgu yapılmıştır.Örneğin NİSA-1. ayete şöyle deniliyor.

    1-Ey insanlar!Sizi tek bir candan (bircanlı hücreden) yaratan ve (o canlı hücrenin birkaç hücreye bölünmesiyle) onun eşini de ondan (onun özünden) meydana getiren ve (herbiri biyolojik bir süreçle bir beşer olarak vücut bulduktan sonra) ikisinden de bir çok erkek ve kadın üretip yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının……’’. ( الله اعلم)

    Yani ilk insan direk topraktan değil,dolaylı olarak sulu toprak içinde yaratılmış bulunan ( نفس واحدة) ‘’nefsi vahide’’den (ilk canlı hücreden) yaratılmıştır.Bu nedenle ilk insanın bütün hayat unsurlarını içinde barındıran bu sulu topraktan yaratılması dolaylıdır.Çünkü ilk canlı hücre de yine tüm hayat unsurlarını içinde barındıran sulu topraktan meydana gelmiştir.İşte bu yönüyle ilk insan da dolaylı olarak topraktan yaratılmıştır.Bu yüzden hangi ayete ilk insanın çamur,toprak vs.den yaratıldığına vurgu yapılıyorsa,onun toprak menşeli o nefsi vahide den (ilk canlı hücreden) yaratıldığına ve dolayısıyla,onun da menşei toprak ve içindeki elementler olduğuna vurgu yapılmış oluyor.Yani NİSA-1.ayet, bu konuyla ilgli diğer bütün ayetlerin tefsiri niteliğindedir.

    Bir de İlk insan neden yaratılmışsa,onun EŞİ de onun yaratıldığı aynı öz ve cevherden yaratılmıştır. Bkz:Tefsirur Razi,Tefsirul mizan,Tefsirul menar,Fizilalil kur’an.(devam edecek)

  7. nur
    Ocak 5, 2017, 4:21 pm

    İlk önce Rabbimden sen ve senin gibi düşünenler için hidayet umuyorum.

    Mülk/3-4″”O yedi göğü birbiriyle uyumlu yaratandır. Rahmanin yarattığında hiçbir düzensizlik goremezsin. Haydi çevir gözünü! Hiçbir çatlak hiçbir kusur gorebilir misin?/ Sonra yine gözünü tekrar tekrar çevir . O göz sana yorgun ve bitkin olarak, baygın bir halde geri döner.””

    enam 114= Allah size ayrıntılı açıklamalar içeren kitabı indirmişken ben O’nun dışında bir hakeme mi başvurayım? Kendilerine kitap verdiklerimiz, Kur’an’ın gerçeğe dayalı olarak Allah tarafından indirildiğini bilirler. O halde sakın kuşkuya kapılanlardan olma.

    bu ayetler her şeyi kapsıyor aslında,fakat bakabilene….Rica ediyorum ön yargısız yaklaş kurana o zaman onun bir şifa kaynağı olduğunu göreceksin…

  8. tuncer
    Şubat 3, 2017, 3:52 pm

    Bizde çok takıldık bu gibi detaylara… Elif,lam mim ne demektir hikmeti nedir dedik, buna kafa yoranı Kur’an azarladığı halde… 3 ile 5 i çarptık, güneş kaç defa geçiyor ay kac dedik… Siyirdiydik anlayacağın. Halbuki Kur’an bana her seferinde kitabın sadece apaçık öğütten baska bir sey olmadigini dedigi halde…

    Cok şükür şimdi doğruyu gördük. Böyle mevzular geldi mi diyorum ki; “üniversite girişi gibi sınavlardaki sorularda nasıl yaniltmacalar varsa, bu sınavda öyle. Herşey sınavmıs meger. Dogan bebeğim, ticaretim, hatta tesadüfen karşılaştığım sen ve yazın bile…
    Sevgiyle kalın

  9. Sem
    Nisan 26, 2017, 6:27 am

    Öncelikle tembel Müslümanlar gibi yapmayıp okuyup emek verdiğin,sorguladıgın için tebrik ederim. Ben de sizin gibi yaptım. Burada zaman alır. Yazacak vaktim yok uzun sürer.Fakat farklı kaynakları taramanızı,samimi yaklaşmanızı rica ederim. Ayetleri iyi inceleyin. Bir eksiklik yok.

  10. Şeyhmus kaya
    Mayıs 10, 2017, 9:23 pm

    Arkadaşım sen. Kuranı okurken normal kitap gözüyle okuyorsun. Örnek 6 günde yarattı dünya gözüyle bakarsan böyle harap olursun. Allah zamandan münezzehtir. 6 gün 6 defa ol demesidir. Zahiri batini ilimleri muteşebbih ayetler vardır. Şu anda kuranı okusan yeter. Diyen ne oldukları bilinmeyen insanlar çıktı. Bunlar insanlara apaçık kuran indirdik ayetlerini göstererek insanlara hadisin sünnetin gereksiz olduğunu inandırdılar. Hata İslam tarihi olmasada bile kuranı anlamak mümkün değil. Bu Isn kültürü felsefe boyutuda var. Arap kültüründe kız çocukları 8 yaşından sonra sayılır 9 yaş aslında 17 yaştır. İşi n bu boyutuna baktığımızda. Tesfir kitaplarını okuman lazım. Mekkefe medine’de inmesinin bile büyük bir farkındalığı var. Allahın eli diye kuranda geçer. Ama allahın eli var diye çıkarsan ortaya kafir olursun. Ordaki elin manası kudreti anlamındadır. Şunuda söyleyim kardeşime. Türkçefe it oğlu it dedilermi böyle geçersin .arapça kelp ibnil kelp dedinmi adam öldürürler. Kelime aynı ama arapça manası çok derin. Arap bir adam kuranı okuduğu zaman korkudan titrer türkçe okuduğu zaman. Şöyle böyle.diyor dersin. Karanlık diye okursun arapçada karanlığın karanlığı sonsız karanlık manası deni titretir o mana sen sadece karanlık diye okursun. O yüzden tesfiri oku doğru yolu bulursun inşallah.

  11. Hilal
    Haziran 29, 2017, 1:48 am

    Selamun aleyküm kardeşim peki sen ne olduğunu düşünüyor, his ediyor ve neye inanıyorsun? Merakımı maruz gör lütfen ateistmisin??

  12. Ramazan
    Temmuz 31, 2017, 11:26 am

    İnanma çağrısı yapıyorsun kuş kadar beyninle var olduğuna inandığın var beynin ama göremiyorsun görmediğin beynine inanıyorsun Kâinatın evrenin dünyanın yaratıcısı olan Allah ın işi ne biz karisamayiz bak aklı yaratan Allah ama senin aklın almıyor İnşaAllah bir gün alırdı bu esarettenn kurtulursun nelerle uğraşıyor yazık sana

Comment pages

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: