Başlangıç > Dinler > Kur’an’da ve Islam’da Kolelik ve Cariyelik

Kur’an’da ve Islam’da Kolelik ve Cariyelik


Kur’an’da insanlar esit degildir. Koleler, cariyeler, ozurluler gibi asagilanmis insan siniflari oldugu gibi, Muhammed, eski Yahudi peygamberler, Muhammed’in karisi, kizlari, diger yakinlari gibi ustun siniflar da vardir. Bunlarin disinda da inananlar, inanmayan ve baslari kesilmesi gereken kafirler, ehli kitaplar gibi siniflar da bulunur. Butun bu siniflandirmalara ragmen Islam uzmanlarinin savundugu sey hep aynidir: “Islam ve Kur’an, kolelige karsidir, tum insanlar esittir, Kur’an kole azat etmeyi tesvik etmistir” derler. Neden Kur’an koleligi yasaklamadi diye sordugunuzda alacaginiz cevaplar komikten de otedir. “Eee, cunku ekonomik olarak kole sahipleri zor durumda kalabilirdi, bunun yerine Kur’an, kole azat etmeyi tesvik ederek koleligi kaldirmayi yavas yavas yapmistir. Eee bi de sey, bu aslinda Islam’dan once de vardi. Bakin Amerika da koleligi kullandi daha cok yakin zamanda!!!”

Kur’an alkolu yavas yavas yasaklamadigi gibi, namaz kilmayi da yavas yavas uygulamaya gecirmemistir. Eger Muhammed’in tanrisi insanlarin esitligine inansaydi koleligi kaldirirdi, hicbir kimse de bir sey soyleyemezdi. Ekonomi de sarsilmazdi. Muhammed’in zamanindaki ekonomiyi bir baska yazida ele alacagim…

Kur’an’da, tipki Yahudilik’te oldugu gibi, kolelik vardir ve hem de nasil tesvik edilir. Muhammed’in de, tum karilarinin da, Omer, Ali gibi tum halifelerin de yuzlerce koleleri olmustur.

Kur’an’da koleler ikiye ayrilir. Erkek kole ve disi kole, yani ‘cariye’. Yasar Nuri Ozturk cevirisiyle Kur’an’i okursaniz, Cariye sozcugune rastlamazsiniz. Cunku O, Kur’an’i guzel gostermek isteyenlerdendir. ‘Cariye’ kelimesinin yerine “akitleri araciligiyla sahip olduklariniz”, “halayiklariniz”, “ellerinizin altindakiler” ve daha nice anlamsiz ifadeler gorursunuz, anlamaz ve gecersiniz. Ama bu ifadeler, ‘cariye’ gercegini ortadan kaldirmaz. Nedir Cariye? Cogunlukla, kazanilan savaslarda oldurulen erkeklerin karilari ve kizlarina verilen isimdir. Bunlar, Tanri icin savasip kazanmis inananlarin, en basta Muhammed olmak uzere Kur’an’da belirtilen haklari ve mallaridir. Alinip satilabilinirler. Onlarla seks yapmak da inananlarin Kur’an tarafindan belirlenmis haklaridir. Bakiniz Mu’minun suresi ne diyor:

1. Mü’minler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir.

2. Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler.

3. Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler.

4. Onlar ki, zekatı öderler.

5. Onlar ki, ırzlarını korurlar.

6. Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Onlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar.

Demek ki, irzinizi korumaniz icin yapmaniz gereken sadece esleriniz ve cariyelerinizle cinsel iliskiye girmek. Bakin, Yasar Nuri Ozturk nasil cevirmis 6. ayeti:

Esleri yahut akitleri araciligiyla sahip bulunduklari mustesnadir. Bu durumda kinanmis degillerdir onlar.

Dusunun… Inananlar, kendi dinlerinden olmayanlarla savasiyor. Erkekler olduruluyor, karilari ve kiz cocuklari inananlar arasinda bolusturuluyorlar. Bu kadinlarin ve kizlarin tek suclari, inananlardan olmamak. Artik onlari kimse kurtaramaz, cunku Kur’an’da bunlarin sifati belirlenmis durumda: “Cariye”. Artik inananlar bu aci dolu kadinlarla ve kizlarla diledikleri gibi sevisebilir, sonra sikildiklarinda dilediklerine satabilirler.

Nur Suresi’nin 33. ayetindeyse soyle deniyor:

Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip olduğunuz kölelerden “mükâtebe” yapmak isteyenlere gelince, eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla mükâtebe yapın. Allah’ın size verdiği maldan onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

Burada mükâtebe yapmaktan kasit, cariyelerin ozgurluklerinin verilmesi, yani azat edilmeleridir. Ayette bir yandan, ahlaklarini korumak isteyenleri fuhusa zorlamayin derken, bir yandan da, eger zorlarsaniz da, Tanri sizi yine de affeder deniyor. Islam uzmanlari “cariyeler seks kolesidir” dediginizde size bu ayetin ilk kismiyla cikarlar ve derler ki, “bakin Kur’an’da cariyelerinizi fuhusa zorlamayin diyor.” Ama ayni ayetin sonunda fuhusa zorlarsaniz da yine de Tanri sizi affeder ibaresini soylemezler. Bu nasil bir “fuhusa zorlamayin” tesvigidir bir sonraki cumleyle affolunacaksa? Sadece bu ayet dahi Kur’an’in bastan sona sorgulamaniz icin yeterli degil midir?

Ayni sekilde, Me’aric suresinde de benzer ifadeler gorebiliriz:

22. Ancak, namaz kılanlar başka.

23. Onlar, namazlarına devam eden kimselerdir.

24,25. Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir.

26. Onlar ceza gününü tasdik eden kimselerdir.

27. Onlar, Rablerinin azabından korkan kimselerdir.

28. Çünkü, Rablerinin azabından emin olunamaz.

29. Onlar, mahrem yerlerini koruyan kimselerdir.

30. Ancak eşleri, yahut sahip oldukları cariyeleri başka. Çünkü onlar (eşleri ve cariyeleri ile olan ilişkileri konusunda) kınanmazlar.

Ornekler cogaltilabilinir. Ama sanirim bu kadari, cariyelerin inananlara nasil ‘helal’ kilindigini aciklamaya yeter de artar bile… Devam edelim…

Kur’an’da insanlar esit midir?

Nahl Suresinden iki ayet insan esitligi diye birseyin Kur’an tarafindan kabul edilmedigini cok net gosterir:

75. Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir kole ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur, fakat onların çoğu bilmezler.

76. Allah (şöyle) iki adamı da misal verdi: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, efendisine sadece bir yüktür. Nereye gönderse olumlu bir sonuç alamaz. Bu, adaletle emreden ve doğru yol üzere olan kimse ile eşit olur mu?

Yukaridaki ayetlerde de anlatildigi gibi, nasil ki baskasinin mali olan bir kole, sahibine esit degilse, veya efendisine yuk olan dilsiz bir ozurlu, inanan birine esit degilse, Tanri da kendine es kosulan putlara esit degildir. Buradaki mantigi tartismiyorum. Ozurlunun asagilanmasini da. Konumuz disina cikmadan, bir kolenin, efendisine esit olamayacagini vurgulamak icin bu ayetleri burada yazmak geregini duydum.

Kolelerin azat edilmeleri

Kur’an, kolelerin azat edilmesini “guya” tesvik eder. Ama bu tesvikteki amac, kolelerin ozgurlugunu amaclamaz, sadece Muhammed’in cevresinde olan Muslumanlarin isledikleri gunahlar icin diyet odemeleridir ve Kur’an’in tanrisi tarafindan affedilmelerinin saglanmasidir. Asagidaki ayetler bu durumu oldukca iyi aciklar:

– Kadınlarından zıhar yaparak ayrılıp sonra da söylediklerinden dönecek olanlar, eşleriyle birbirlerine dokunmadan önce, bir köle azat etmelidirler. İşte bu hüküm ile size öğüt veriliyor. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. (Mucadele Suresi, 3. ayet)

Kim (köle azat etme imkanı) bulamazsa, eşine dokunmadan önce ardarda iki ay oruç tutmalıdır. Kimin de buna gücü yetmezse altmış fakiri doyurmalıdır. Bunlar Allah’a ve Resülüne hakkıyla iman edesiniz diyedir. İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kafirler için elem dolu bir azap vardır. (Mucadele Suresi, 4. ayet)

– Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hallisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkanı) bulamazsa onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz. (Maide Suresi, 89. ayet)

– Bir müminin bir mümini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse bir mü’min köleyi azad etmesi ve bağışlamadıkları sürece ailesine diyet ödemesi gerekir. (Öldürülen kimse) mü’min olur ve düşmanınız olan bir topluluktan bulunursa, mü’min bir köle azad etmek gerekir. Eğer sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mü’min bir köle azad etmek gerekir. Bunlara imkan bulamayanın, Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay ardarda oruç tutması gerekir. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Nisa Suresi, 92. ayet)

Yahudilikte Kolelik

Ve eger kardesin senin yaninda yoksul duserse ve kendisini sana satarsa, onu kole gibi calistirmayacaksin. Senin yaninda ucretli adam gibi ve konugun gibi olacaktir. (…) Cunku onlar, Misir ulkesinden cikardigim kullarimdir. Kole olaraka satilmayacaklardir… (Tevrat, Levililer, 25:39, 42)

Ve senin malin olacak koleye ve cariyeye gelince: Cevrenizde olan toplumlardan kole ve cariye satin alacaksiniz. Ve aranizda oturan yabancilarin da cocuklarindan, onlardan ve ulkenizde dogup da yaninizda bulunan oymaklardan satin alacksiniz. Ve sizin maliniz olacaktir. Ve onlari, kendinizden sonra mulk olarak cocuklariniza miras olarak birakacaksiniz. Her zaman koleleri, onlardan satin alacaksiniz. Fakat kardeslerinize, Israilogullarina, birbirinize sertlikle efendilik etmeyeceksiniz. (Tevrat, Levililer, 25:44-46)

Kategoriler:Dinler Etiketler:, , , ,
  1. ali yildiz
    Mayıs 29, 2009, 3:23 pm

    saçma

  2. yavuz azaklı
    Temmuz 22, 2009, 4:36 am

    valla ezbere yzmıssın yazarkende saygısızca kelimeler kullanmıssın sana dıyecegım ALLAH c.c seni ıslah etsin

  3. vahdet
    Temmuz 31, 2009, 8:58 am

    yazan kısı ALLAHI tanımadan onun hakkında yazan bırısı kesın neden dersenız ıftıraya dayandırılmıs mesnetsız sozlerın bollugu

  4. lasacerdotisa
    Temmuz 31, 2009, 10:48 am

    ya siz gitsenize bu siteden ne işiniz var sizin bu sitede ya neyi kanıtlamaya çalışıyorsunuz !

  5. lasacerdotisa
    Temmuz 31, 2009, 4:14 pm

    neden saçma sapan bulduğun bişeye cevap verme gereksiniminde bulunuyorsun ?

  6. bill
    Ağustos 1, 2009, 7:59 am

    gene saçmaladın lasacerdotisa. neden olacak. mesela janos saçma şeylere inandığını düşündüğü insanları uyarmak için site kurmuş saygı duyuyorum.tasvip etmiyorum söyledikleri yazdıkları bana saçma geliyor saçma gelen taraflarına yorum yapıyorum.

    ama sen lasacerdotisa efendi ne yapıyor kendi düşüncesinde olmayan bir insanla aynı yerde bulunmayı bile kaldıramıyorsun.ona git buna beğenmiyorsan sen git mesela.

    anlatabiliyormuyum neden cevap verdiğimi.ben sen anlarsın diye kısa yazmıştım.

    GENİŞ İNSAN OLLLLLLL.KİM NE DÜŞÜNÜYORSA DÜŞÜNSÜN VEDE SÖYLESİN.AT GÖZLÜĞÜNDEN KURTAR KENDİNİ……

  7. lasacerdotisa
    Ağustos 1, 2009, 9:27 am

    janos’un buna çok ihtiyacı vardır eminim.ayrıca burasını perşembe pazarına çevirdiniz.yorum yapılması engellenmeli bence.site yöneticisine burdan sesleniyorum.

  8. noname
    Ekim 11, 2009, 4:41 pm

    Allah’a kul ve köle olmanın dışında, her insan hür olarak yaratılmıştır. Hürriyet insanın vazgeçilmez bir hakkı, ayrılmaz bir hususiyetidir. Bununla beraber, insanın, insan olma itibariyle haysiyet ve şerefinden gelen bir hürriyet hakkı, hemen hemen tarihin bütün devirlerinde elinden alınmıştır. Çeşitli harp ve baskınlar neticesinde insanlar hürriyetlerinden mahrum edilmiş, bir mal gibi alınıp satılır hale getirilmiştir. Bilhassa Roma hukuku ve Yunan felsefesi köleliği zarurî bir ihtiyaç haline getirmiş, insanları bir eşya gibi pazara dökmüştür.

    Diğer taraftan her millet, düşmanının kuvvetini azaltmak, nüfusunu eksiltmek ve kendi kuvvetim artırmak için esirlik müessesesini yaşatmayı zaruret halinde görmüştür.

    İslâmiyetten önce Araplar arasında da kölelik bütün şiddet ve dehşetiyle devam ediyordu. Kabileler arasındaki çarpışmalar ve yağmalamalar aralıksız olarak sürüyordu. Düşman taraftan esir olarak alınan kadın, erkek ve çocuklar kölelileştiriliyordu. Cahiliye Araplannın nazarında kölelik hayvanlıktan aşağı telâkki ediliyordu. Bunun için onları insanlık dışı işlerde çalıştırıyorlar, her türlü zulüm ve işkenceyi reva görüyorlardı. Bazan onları aç susuz bırakarak ölüme terk ediyorlar, bazan de öldürüyorlardı. Kadınları cariye olarak kullanıyorlardı. Öyle ki âdeta cariyelik teşvik edilen birşey haline gelmişti. Sırf bunun için başka kavimlere baskınlar düzenliyorlar, erkekleri öldürerek kadınlarını esir alıyorlardı.

    İşte İslâmiyet böyle bir zamanda zuhur etti. O devirde insanlığın yarası olan böyle bir meseleyi tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmadığı gibi, o zamanki durum zaten buna müsait de değildi. Esaret müessesesinin kaldırılması henüz yeni kurulmakta olan İslâm devleti için birtakım güçlükler getirebilirdi. Şöyle ki:

    Her hususta olduğu gibi dinimizin cihad anlayışı diğer milletlerin savaş anlayışından farklıdır. Dinimizin cihaddan gayesi, zulmetmek, kan dökmek, kuru kuruya beldeler fethetmek değil, Cenab-ı Hakkın ismini duyurmak, İslama yöneltilen hücumları önlemek, insanlara dünya ve âhiret saadeti temin etmektir. Bu sebeple düşman da olsa savaşa fiilen iştirak etmedikçe, kadınları, çocukları ve ihtiyarları öldürmek Peygamberimiz tarafından yasaklanmıştır. 1 Fakat bunları serbest bırakmanın İslâm devleti için bir tehlike olacağı da ortadadır. Çünkü bir kaç yıl sonra nüfusları yeniden artacağından Müslümanlar için bir tehlike teşkil etmeleri mümkündür. Bu durumda bunların esir alınması artık bir zaruret haline gelmişti.
    Diğer taraftan, karşı taraf, Müslümanları esir etmekten geri durmuyordu. Dengenin temin edilmesi için Müslümanların da onlardan esir almaları gerekiyordu. Böylece hem denge temin ediliyor, hem de karşı taraf kuvvetten düşürülüyordu. Ayrıca alınan esirlerle Müslüman esirler takas yapılarak Müslümanlar esaretten kurtarılmış oluyordu. Yine esirler fidye karşılığı serbest bırakılmakla İslâmiyetin yayılması için maddî destek temin ediliyordu.

    Görüldüğü gibi, köleliği ve cariyeliği ilk defa İslâmiyet icat etmemiştir. Birtakım zaruretler sebebiyle her ne kadar ortadan kaldırmamışsa da, onu tamamen hürriyete yol açabilecek şekilde ıslâh etmiştir.
    Tarihin her devrinde insanlık dışı işlerde kullanılan zulüm ve işkencenin her türlüsü reva görülen köleler, ancak İslâmiyet sayesinde rahat bir nefes alabilmişlerdir. Dinimiz kölelik müessesesini vahşi ve iptidaî suretten çıkarıp, insanî bir hayata kavuşturmuştur. Köleye birçok hak verilmiş ve bunlar devletin himayesi altına alınmıştır.

    Hadis ve fıkıh kitaplarımızda “Itk” yani “köle azadı” başlığı altında bu hakların izah edildiği bir bölüm mevcuttur.

    Dinimizde, hürriyet nimetinden mahrum kalanlara karşı büyük bir şefkat ve himaye gösterilmiş, hürriyetlerini kaybetmiş insanların tekrar hürriyetlerine kavuşabilmeleri için bazı hükümler getirilmiştir. Meselâ mü’mi-nin bir hata ve kusuru sonunda, günahını affettirebilmek için keffaret ödemesi gerekmektedir. Ramazan orucunu bozan, yanlışlıkla adam öldüren, yeminini bozan kimseler bu hatalarının affı için keffaret öderler. İşte bu keffaretlerin başında köle ve cariye azat etmek ilk sırayı almaktadır. Bu hususta birçok âyet-i kerime mevcuttur.

    Savaşı müteakip hürriyetini kaybeden köle ve cariyeler her ne kadar farklı statüye tâbi iseler de yine de birer insandırlar. Bunun için dinimizde köle ve cariyeyi hürriyetine kavuşturmak en büyük hayırlar arasında zikredilmiş, bir ibadet hükmünü taşımıştır. Buna teşvik eden birçok hadis-i şerif mevcuttur. Bu hadislerden birisi şu mealdedir:

    “Bir kimse, erkek veya kadın mü’min bir köle azat ederse, Allah o kölenin her âzası karşılığında bir azasını Cehennemden azat eder.”2

    Köle azadını teşvik eden bir diğer esas da “mukâteb”liktir. Bu da, efendisi tarafından bir kıymet takdir olunarak, kölenin bu parayı kazanıp ödemesi yoluyla azat olmasıdır. Cenab-ı Hak mü’minleri buna teşvik etmiş ve bu hususta şöyle buyurmuştur:

    “Kölelerinizden mukâtebe olmak isteyenleri de, eğer kendilerinde bir hayır biliyorsanız, hemen kitabete bağlayın ve onlara Allah’ın size verdiği maldan verin, size olan borçlarından düşürün.”3
    Ayrıca böyle bir kölenin hürriyetine kavuşması için Müslümanların verecekleri en sevaplı sadakaların böyle bir köleye verilen sadaka olduğu belirtilmiştir.

    Diğer taraftan dinimiz, köle ile efendisi arasında eşit hayat ve geçim şartını da getirmiştir. Köle olan kişinin ailenin bir ferdi olarak görülmesi, efendi ile kölenin aynı sofrada yemek yemesi tavsiye edilmiştir. Dinimize göre; efendi, kölesine yediğinden yedirmeli, giydiğinden giy-dirmelidir. Efendi, kölesine eziyette bulunmamalıdır.4

    Köleler hakkında bir diğer husus da; efendinin, kölesinin izzet-i nefsini rencide edecek şekilde çağırmasının uygun olmadığıdır. Efendinin, kölesini, “kölem, cariyem” şeklinde değil; “oğlum, kızım” şeklinde çağırması tavsiye edilmiştir.”5

    Yine köle ve cariyeler umumiyetle eğitim ve öğretimden mahrum kimseler olduklarından onların cahil bırakılmayıp, okutulması ve yetiştirilmesi efendinin vazifeleri arasındadır.

    Görüldüğü gibi, kölesini azat etmeyen kimselerin bu şartlarda köle tutması ve beslemesi ağır bir mes’uliyet getirmektedir. Ahmed Cevdet Paşa, efendinin, mükellef olduğu vazifeleri yerine getirerek köle tutabilmesinin zorluğunu şu veciz cümle ile ifade eder: “Müslümanlıkta köle almak, köle olmaktır.”
    Evet. İslâmiyetin kölelik meselesini ıslâh ettiği, hukuk sisteminde ona geniş bir yer vererek hakkını müdafaa ettiği düşünülünce, bu hususta ne kadar büyük bir inkılâp gerçekleştirdiği görülmüş olur.
    Dünyaya medeniyet dersi veren Batının, asırlardır sömürge ve istilâ belasıyla insanları, bilhassa İslâm âlemini ezip sömürdüğü, hattâ Amerika’nın ve Güney Afrika’nın bugünlerde dahi zencilere ikinci sınıf vatandaş muâmelesi yaptığı gerçeği hatırlanırsa, köleliği hangi milletin devam ettirdiği anlaşılmaz mı? Yarım asırdan fazla olarak Demirperde ülkelerinde Rusya’nın zavallı insanlara reva gördüğü zulüm, canavarlara bile rahmet okutmuştu. İnsanları evlerinden, yurtlarından kovarak Sibirya’nın kamplarında insanlık dışı işkence ve zulümlere boğduğu inkâr edilemez.

    Bu hususları dikkate alarak kölelik müessesesini İslâmiyetin icat etmediği, bu müesseseyi ıslâh ettiği hususunda yanlış bir telâkkiye kapılmaya gerek yoktur. Bu ifadeler ışığında insanlığa gerçek hürriyet ve hidayeti İslâmın getirdiği bir defa daha görülmüş olur.

  9. Abdullah TUNA
    Ekim 12, 2009, 5:06 am

    çok saygıdeğer noname: “Allah’a kul ve köle olmanın dışında, her insan hür olarak yaratılmıştır.” dedin ilk cümlende. Soruyorum: Tanrı hiç ihtiyacı olmadığı halde kendisine kul köle yaratarak ve kendisine kölelik yapmayanları çatır çatır yakarak ve kendisine köle olanlardan hoşnut olup onları deli gibi ödüle boğarak acaba hangi egosunu tatmin ediyordu?? Yani bu düzeneği kurmaktaki amacı neydi??

  10. noname
    Ekim 12, 2009, 3:10 pm

    “Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet ediniz ki, takva mertebesine nâil olasınız.” (Bakara Sûresi, 21)

    İnsan ibadet sayesinde, “Ben Allah’ın kuluyum, O’nun mahlûkuyum, bu dünyada O’nun misafiriyim ve öldükten sonra da, inşaallah, O’nun saadet yurdu olan Cennete gideceğim” diyebiliyor.

    Günlük hayatında bütün işlerini kul olmanın şuuruyla hep helâl dairesinde geçiren insan, belli vakitlerde Rabbinin huzurunda el bağlıyor. O’na yine O’nun emrettiği biçimde ibadetini takdim ediyor. Bu onun, Rabbine karşı bir kulluk vazifesidir, bir şükür borcudur.

    Âcizliğini, fakirliğini ve zilletini tam hisseden bir insanın kalbi Rabbine karşı derin bir mahçubiyetle dolar. Bu iç burukluğuna “inkisar” deniliyor. Ve İmam-ı Rabbani Hazretleri “İbadet, tezellül ve inkisardan ibarettir” buyurarak bu hâli ibadetin temeli, esası sayıyor.

    Bu âyet-i kerime, bazılarının hatırına gelebilen “Allah’ın bizim ibadetimize ne ihtiyacı var” şeklindeki yersiz bir soruya da cevap veriyor. Âyette “Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet ediniz ki takva mertebesine nâil olasınız.” buyrulmuştu. İbadetin neticesinde ortaya çıkan bir mahsûl var: “İnsanın takva mertebesine erişmesi.” Yâni, ibadetin faydası insana ait. İnsan o ibadetle bir yere varıyor, bir makama eriyor: Takva mertebesine; Allah’dan korkma, O’nun yasaklarından sakınma, haram kıldıklarından kaçınma mertebesine. Bu makama ermeyenler ömürlerini günahla, isyanla ve daha kötüsü şirkle, küfranla geçirirler. Bunlar ise insanı cehenneme götürür.

    Demek ki takva mertebesi, cehennemden ve ona götüren her türlü kötülükten olanca gücüyle kaçınma makamı. Cehennemden kaçınma ise insanı Cennete götürür. İbadetin neticesi Cennet. Cennete muhtaç olan ise biziz. Oradaki sonsuz nimetlerden biz istifade edeceğiz. O halde böyle bir soruyu nasıl sorabiliyoruz!?

    Ruhun ilacı ibadettir. İnsanlar öldükten sonra YOK olmayacağını bilerek ve yalnız Allah’a ibadet ederek huzur bulurlar
    “Cenâb-ı Hak senin ibadetine, hiçbir şeye muhtaç değil. Fakat, sen ibadete muhtaçsın, mânen hastasın… Acaba bir hasta, o hastalık hakkında şefkatli bir hekimin ona nâfi ilaçları içirmek hususunda ettiği ısrara mukabil hekime dese ‘Senin ne ihtiyacın var, bana böyle ısrar ediyorsun?’ Ne kadar mânâsız olduğunu anlarsın.”

  11. Abdullah TUNA
    Ekim 13, 2009, 4:19 am

    sorumu yanlış anlamışsın bahsettiğin konu insan yaratıldıktan sonraki bölümü kapsıyor oysa ki ben insanı neden yarattığını soruyorum insanı yarattıktan sonra neden ibadet etmemizi istediğini değil insanı tanrı yarattı diyosun ve biz ona ibadet etmeye muhtacız diyosun o halde tanrı insanı kendisine ibadet etmeye muhtaç bir biçimde yaratmıştır anlamı çıkıyor neden böyle yapıyor? kendisine muhtaç bi varlık yaratıp onun ibadet etmesini seyretmek hoşuna gidiyor belli ki işte bu ego tatminidir. üstelik bizi bu dünyaya gönderirken bize sormadı bile şimdi borçlu olduğumuzu söylüyorsun bize zorla borç verip geri istiyor bu da bariz gaddarlıktır. son bi soru hiçbirşey yokken insan evren falan tanrı neden durup dururken yaratma eylemine girişsin bi şeyler yaratıyım desin ki? genelde verilen cevap şudur: bir ressam nasıl bir resim yapıp o yaptığı resme bakıp mutlu oluyorsa tanrı da bir eser ortaya koyarak eserini görmek istiyo birader dünyadaki en saçma şey bir tanrıyla bir insanın karşılaştırmasıdır yorumunun son bölümünde hekim mevzusunda yaptığın gibi… tanrı eğer varsa her zamanı her şekilde istediği gibi görebilmesi lazım yani eserini yaratmadan eserini görme kabiliyetine de sahiptir o halde neden yaratsın. ayrıca hekim mevzusunda o adamı hasta eden hekim değildir ama dediğinden çıkan sonuç biz insanlar hastayız iyileşmek için tanrıya ibadet ederiz ama bizi böle hasta bir şekilde yaratan tanrıdır nitekim dünyaya gelir gelmez hasta olarak başlıyoruz hayata senin dediğine göre…

  12. Ateist
    Ekim 13, 2009, 12:37 pm

    Abdullah abicim vaktini boşa harcama, anlatmak istediklerini mantığı yetersiz olan ve at gözlükleri takılı olan insanlar anlayamaz.

  13. noname
    Ekim 13, 2009, 1:42 pm

    at gözlüğü takan kim ateist arkadaşlar anlamak istemeyen veya ayetleri işine geldiği gibi algılamaya çalışan sizlersiniz.
    Sorunuzun cevabı mesajın içinde vardı. Allah bizi kendisini tanımak ve kendisine layık olacak şekilde ibadet etmek için yarattı. Bu vazifeyi yerine getirecek alet ve cihazları da yaratmıştır. Yani bizden istenen şeyler ile bunları karşılayacak sermaye muvazenelidir. Burada herhangi bir adaletsizlik olmadığını bütün insaf ve vicdan ehli bilir. Fakat Allah’ın bizi yaratırken bize sorup sormaması ise, tamamen Allah’ın iradesini kısıtlamak anlamına gelir.

    Oysa “alimlerimizin ittifakı ile Allah – la yüs”el – dir. Yani yaptığı işlerden sorguya çekilmez. Ama kainatta yaptığı ve yarattığı herhangi bir hadisenin hikmetsiz veya adaletsiz olduğuna dair hiç kimse ağzını açamamaktadır. Çünkü, kainatta hikmetsiz ve abes olabilecek bir durum yoktur. Bütün kainatı didik didik araştıran bilim adamları bu ilahi hikmet karşısında hayrete düşmektedir.

    Allah’ın insanı yaratmasının çok hikmetlerinden birisi ibadettir. Çünkü:

    1- Allah insanı imtihan için yarattı. Bu hikmet insanın yaratılmadan olamayacağı kesindir.

    2- Allah kainatta tecelli ettiği cemal ve kemalini hem kendisi – kendine mahsus bir şekilde – görmek hem de başkalarının gözüyle görmek istiyor. Başkasının görmesi derken bunların başında insan gelmektedir. Bu hikmet de yine insanın yaratılmasını gerekli kılıyor.

    3- İbadet için yarattı. Bu hikmetin yerine gelmesi için var olan birisi gerektir.
    Yaratılmadan ibadetin yerine gelmesi mümkün değildir. Burada yaptığımız ibadetin miktarına göre cennette ki yerimiz hazırlanıyor.

    4- Allah’ın herşeyden daha büyük olduğunu ilan etmek, ve Allah’ın emirlerini yaymak. Bu hikmetin yerine gelebilmesi için, hem tebliğ edenin hem de tebliğ edilenin yaratılması icap eder.

    5- Bir çekirdeğin ağaç olması için toprağa girmesi gerektiği gibi, insanın da yetişip olgunlaşması ve terakkisi için dünya tarlasına gönderilmiştir.

    6- Eğer başka alemde yaratılsaydık o zaman da neden bu alemde yaratıldık diye sormamız gerekecekti. İnsan için en mükemmel imtihan salonu bu olduğu için buraya gönderildik denilebilir.

  14. Sibirya
    Ekim 13, 2009, 2:04 pm

    Ya su “ayetleri isine geldigi gibi algilama” yorumunuz inanilmaz bisi. Ayeti biz Ateistler oldugu gibi anlariz. Siz Muslumanlarsa gore gore kivirir, ceker, buker, kafanizdaki sekle sokarsiniz bir sekilde. En cok guldugum yaniniz da su: Bilim adamlarinin o kadar arastirip edip sonunda sizin meshur kitapta yazdigina gelmeleri geyiginizdir. Yok hayretlere duserlermis de, hatta biri gecenlerde bilim adamlarinin gizli gizli Musluman oldugunu soyluyordu hep, cok komikti. Yuzunuzde “bilgelik” dolu bir gulumseyle “yaaa, siz o kadar arastirdiniz ama bosa ugrastiniz, biz popomuzu devirip oturdugumuz yerde biliyoduk bunlari, zaten bizim kitapta yaziyodu hepsi” ifadenizdir 🙂 Dunyadan haberiniz yok ama herseyi bildiginizi saniyosunuz.

    “2- Allah kainatta tecelli ettiği cemal ve kemalini hem kendisi – kendine mahsus bir şekilde – görmek hem de başkalarının gözüyle görmek istiyor. ” Eveet, sen de kabul etmissin ki, o kafanizda yarattiginiz allah bize muhtac. Bizi yaratip gozlemliycek, ogrenicek, bizim gozumuzle gorecek. Ne planmis bu, yarat et, sebebi de, bakiym bu yarattigim ufakliklar beni nasil goruyo. Dur bi de kitap gonderiym sunlara da kafalari karissin iyice diyodur belki de di mi? Aslinda 1500 yil once kitap gonderecegine simdi saglam bi video hazirlayip youtube’a koysa daha yerinde olurdu 🙂 Boylece yorumdu, suydu buydu ugrasmazdik 🙂 Eger hakkaten olsaydi allah, melekleriyle amma makaraya alirdi bizi 🙂 Ozellikle de senle Abdullah’i 🙂 Bak su kulum tam itaatkar cikti, kolem oldu derdi senin icin. Abdullah’a da bence gizli gizli saygi duyardi. Helal lan cocuga, o kadar buyuk olmama ragmen beni sorgulayabiliyo, delikanli cocukmus derdi 🙂

    Sizin gibilerin buraya yorum yazmasi bence Ateist olma yolundakiler icin harika… Goruyolar, aklin mantigini ve Muslumanin mantigini 🙂

    Janos bi sozum de sana. Silme yorumumu abi yaw, gecenlerde sildin 2 tane ugrastik yazdik ettik, ayip yahu…

  15. noname
    Ekim 13, 2009, 2:18 pm

    Çok şükür Allah bana akıl fikir vermiş irdeliyebiliyorum.. asıl büyük mantıksızlık bunca varlığı yaratanı bilmemek tesadüfen geldik oluştuk evrim geçirdik demektir. Kuran-ı kerim basit bir kitap deildir. anlamaya çalışmak için tefsirlere ve peygamberimizin sahih hadislerini de okuyun. ama siz anlamak istemiyorsanız diyecek başka söz bulamıyorum.

  16. noname
    Ekim 13, 2009, 3:15 pm

    Size göre kainat yoktan var olmuş her şey tesadüfen gelişmiş sizin mantığınız bunu nasıl açıklayabiliyor? gözlüklerinizi çıkarmanız dileğiyle..

  17. fani
    Ocak 25, 2010, 7:08 am

    müslümanların savaşlarda erkek köleleri öldürüp kadın ve kız çocuklarını istekleri doğrultusunda kullandıkları peygamber ve ashabına çok büyük bir iftiradır.sizin gibi sonu ölüm olmasına rağmen din aleyhinde atıp tutan yakışıksız mesnedsiz olan ve sonucunda aleyhinizde olacak o zerre miktarı değere sahip olmayan sözlerinizden dolayı neyle karşılaşacağınızı biliyormu sunuz?bir hiç uğruna 70 80 yıllık ömrünüzü ebedi sonu olmayan bir hayata üstelikte azap dolu hayata tercih ediyorsunuz.bana söylermisiniz:acaba kendinize önder olarak seçtiğiniz kişiler ölümle karşı karşıya geldiklerinde sizlere gittiğiniz savunduğunuz yolun doğruluğu hakkında bilgi verebiliyorlar mı?

  18. Agnostik
    Ocak 25, 2010, 11:26 am

    Fani kardeş senin önder olarak seçtiğin Muhammed, öldükten sonra sana gelipte “Müslümanlık doğru yoldur, sakın bu yoldan ayrılma.” gibi bir şey söyledi mi. Bırak Muhammed’i, tanıdığın herhangi bir ölü, senin yanına gelipte seçtiğin yolun doğruluğu hakkında bir şey dedi mi?

    Benim bir tane önderim var, o da ulu önder M.K. ATATÜRK. Şu anda ATATÜRK toprağa karışmış, yok olmuş durumda. Moleküllerinin bir araya gelip de “Ey dinsizler gittiğiniz yol yanlıştır/doğrudur.” gibi bir şey söyleyebileceğini de pek sanmıyorum. Zaten böyle bir beklentim de yok.

    Fani, eğer cevap olarak kanıt niteliğinde bir şey değil de, aşağılama, hakaret, tehdit, yazılarımda vallahi gibi kelimelerle çelişki içine düştüğüm gibi şeyler yazarsan bu tartışmaya devam etmeyeceğim.

  19. RAHMAN ve RAHİM olan ALLAH a sıgınırm
    Şubat 14, 2010, 9:59 pm

    size tek bir şey söylecegim islamın ilk müezini(ezan okuyan)bilal i habeştir ve bilali habeş bir köle idi sonra peygamber efendimizin(s.a.v.)sahabesi oldu.bu islamın insana verdigi degerdir.islamda kölelik yoktur bilhassa islam köleligi kaldırmıştır

  20. MURO
    Şubat 15, 2010, 2:29 pm

    NUR SURESI 33 DIKATLI OKUYUN BU YAZIYI KURANDAKI YAZI AYEN BUSEKILDE

    Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip olduğunuz kölelerden “mükâtebe” yapmak isteyenlere gelince, eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla mükâtebe yapın.3 Allah’ın size verdiği maldan onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah (onları) çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir. SIMDI BEYFENDI SIZIN YAZDINIZ ALGILAMADA HATA VAR BEN ONU SONKELIMEDE ALLAH ONLARI YANI FHUS YAPMAYA ZORLANAN KADINLARI BAGISLAYACAGIN DAN BAHSEDIYOR BENCE SIZ BUNU NEDEN BASKA SEKILDE ALGILIYORSUNUZ HAYRET

  21. Ahmet_
    Şubat 17, 2010, 8:55 am

    Şöyle bi uğradım 😀

    Sayın Agnostik

    “Benim bir tane önderim var, o da ulu önder M.K. ATATÜRK.” diyorsunuz buradan yola çıkarak şu yazıyı yazıyorum. Atatürk’ün şöyle sözleri vardır;

    “Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur”

    “Din vardır ve lazımdır.”

    “Sonra Kuran’ın tercüme ettirilmesini emrettim. Bu da ilk defa olarak Türkçeye tercüme ediliyor. Hz. Muhammed’in hayatına ait bir kitabın tercüme edilmesi için de emir verdim.” (Atatürk’ün Temel Görüşleri, Fethi Naci, s.55)

    Kuran’ın Türkçeye çevirilmesi emrini verirken, Atatürk’ün isteği Müslüman milletinin imanının güçlenmesidir. Bunu ifade ettiği sözleri şöyledir:

    “Camilerin mukaddes mimberleri halkın ruhi, ahlaki gıdalarına en yüksek, en verimli kaynaklardır. Minberlerden halkın anlayabileceği dille ruh ve beyne hitap edilmekle Müslümanların vücudu canlanır, beyni temizlenir, imanı kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur.” (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, c. 1, s. 225)

    Büyük Önder, gerçek dinin temelini ve Müslümanların konuyu hangi kıstaslara göre değerlendirmeleri gerektiğini 7 Şubat 1923 tarihinde, Balıkesir’deki Paşa Camii’nde verdiği hutbede kendisini dinleyenlere şöyle ifade etmiştir:

    “Allah birdir, şanı büyüktür. Allah’ın selameti, sevgisi üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri Allah tarafından insanlara dini gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Bunun temel esası, hepimizce bilinmektedir ki, Yüce Kuran’daki anlamı açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor.” (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, c. 2, s. 93)

    http://www.atamizindeyiz.com/01/ata10.htm

    Hatta Atatürk’ün o herkesçe bilinen büyük sözü (hani genellikle din karşıtlarınca kullanılan) “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir!” lafı da islama paralellik göstermektedir. Şöyle;

    İnsanların en kötüleri, ilmini kötüye kullanan alimlerdir.
    Alimin ölümü alemin ölümü gibidir.
    İlmin esirgenmesi helal olmaz.
    “Âlimlere tabi olun! Çünkü onlar, dünya ve ahiretin ışıklarıdır.”
    “Âlimler, kurtuluş yolunu gösteren birer rehber ve kılavuzdur.”
    “Âlimler olmasaydı, insanlar helak olurdu.”

    “ De ki: “ Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Zümer : 9
    “ De ki: Rabbim ilmimi arttır!” Tâhâ : 114

    Atatürk’ün dini meselelerin içerisine günümüzde olduğu gibi çarpıtılarak sokulmasına karşıyım. Atatürk’ü önder olarak görmek islama karşı bir tutum değildir. Bir müslüman olarak Atatürk’ü kesinlikle dünyanın en iyi liderlerinden biri olarak görüyorum! Bilmeyenler için umarım yararlı olmuştur bu yazdıklarım.

  22. Şubat 17, 2010, 11:34 am

    Yukarida listeledigin sozlere tek ve “gercek” bir cevap veriyorum sevgili Ahmet… Ataturk’un “SON” meclis konusmasi:

    “Bizim devlet idaresindeki ana programimiz Cumhuriyet Halk Partisi programidir. Bunun kapsadigi prensipler idarede ve siyasette bizi aydinlatici ana hatlardir. Fakat bu prensipleri “gokten indigi sanilan kitaplarin” dogmalariyla asla bir tutmamalidir. Biz ilhamlarimizi “gokten ve gaipten” degil, dogrudan dogruya hayattan almis bulunuyoruz.”

  23. Ahmet_
    Şubat 17, 2010, 3:11 pm

    Eee yani? 😀 Bu olsa olsa Atatürk’ün söylediklerindeki çelişkileri gösterir.

  24. Şubat 17, 2010, 7:40 pm

    Tahmin ediyorum, Ataturk soylemesi gerekeni soylemis; son konusmasini yapana kadar 😉
    Bunu normal olarak Muhammed’de de goruyoruz. O da sonucta bir lider olarak politik davranmasi gerektiginde gerekeni soylemistir. Bazen eline yuzune bulastirdigi da olmustur tabii, ‘seytan ayetlerinde’ oldugu gibi…

  25. firat
    Nisan 18, 2010, 7:01 am

    selam arkadaslar
    insanin yaratilmasi ni daha bilmeyen insanlar,ve insanin icindeki DÜSMANI daha tanimayan insan RABBINI hic taniyamaz ve kafasindaki bütün soru isaretleriyle yasar.adn bahcesindeki olaydan sonra ne oldu? bu nu bilmeyen nasil insanligi anlar?
    cezamiz icimizdeki NEFS yani insan düsmani ve RABin isteklerini yerine getirmemektir.ve ALLAH(CC)insandan namaz kilmasini zekat vermesini insanlari iyi davranmasini yani kurani kerimi uygulamisi istorsa bu kesinlikle o insana yardim etmek istedigi icindir ve bunlar bizim icin cok FAYDALIDIR!!cünkü her insan günahkardir!!kirlidir,temizlik kurandir!! ve nefsin en büyük istegi insani hic uyandirmadan cehenneme götürmektir,insan uyansa RABBINI tanir ve isi cok zor olur cünkü icindeki düsman buna engeldir,hz adem ve hz havva bi hatta yapti!bizler hergün hata yapiyoruz.

  26. Ateist
    Nisan 20, 2010, 7:04 am

    Selam Fırat,
    Evrimi daha bilmeyen ya da anlayamayan insanlar ise söylediğin bu yalanlara inanmak zorundadır çünkü bu tür kişilerin başka çıkar yolu yoktur. Biraz daha mantıklı düşünmeni ve araştırmanı rica ediyorum. Her bilgi doğru değildir. Her duyduğuna inanmak yerine doğru olup olmadığını test etmelisin.

  27. Ağustos 28, 2010, 12:52 am

    Ben müslümanim elhamdülillah.Allah cc. beni affetsin..imanimida son nefese kadar korusun. Su cariye isine hic aklim yatmiyor..neden cariyelerle yatmak serbest.bunu ben cogu yerde okudum tek burda degil…ama bir türlü akil aldiramiyorum..zina haram dinimizde..bu cariye konusu kafami cok karistiriyor…düsünün ailesi kocasi babasi vs. öldürülen kadin esir düsüyor sonrada cariye olup onunla birlikte olunabiliyor.hangi kadin esinin dostunun akrabasinin katili ile yatmak ister…bu sahabilerden yapanlar varmis idi…

  28. Ağustos 28, 2010, 12:54 am

    müslüman kardeslerimden bilgili olan kimseler beni aydinlatirsaniz sevinirim…emaili olan varsa yazsin emailleselim

  29. Ağustos 28, 2010, 1:00 am

    mesela su hadis sahihmidir……
    Ebu Said el Hudrî anlatıyor:

    “Peygamberle birlikte Benû Mustalık Gazası’na çıktık. Ve Arap tutsaklarından tutsaklar elde ettik. O sırada kadınlar iştahımızı çekti. Bekârlık çok güç gelmişti bize o günlerde. Ve azil yapmak istedik. İstiyorduk azil yapmayı Ancak, Peygamber aramızdayken ona sormadan nasıl azil yapacağız?’ dedik ve gidip peygambere sorduk. Peygamber de azil yapmakta sizin için bir sakınca yoktur. (Yapabilirsiniz de. Yapmaya bilirsiniz de.) Ama bilin ki, kıyamet gününe değin meydana gelecek bir yavru, ne olursa olsun meydana gelir.” (Bkz. Buhari, e’s-Sahih, Kitabu’l-Itk/13; Tecrîd, hadis no: 1596; Müslim, e’s-Sahih, Kitabu’n-Nikâh/127, hadis no: 1438; Ebu Davud, Sünen, Kitabu’n-Nikâh/49, hadis no: 2170.)

  30. Ağustos 28, 2010, 1:33 am

    firat :selam arkadaslarinsanin yaratilmasi ni daha bilmeyen insanlar,ve insanin icindeki DÜSMANI daha tanimayan insan RABBINI hic taniyamaz ve kafasindaki bütün soru isaretleriyle yasar.adn bahcesindeki olaydan sonra ne oldu? bu nu bilmeyen nasil insanligi anlar?cezamiz icimizdeki NEFS yani insan düsmani ve RABin isteklerini yerine getirmemektir.ve ALLAH(CC)insandan namaz kilmasini zekat vermesini insanlari iyi davranmasini yani kurani kerimi uygulamisi istorsa bu kesinlikle o insana yardim etmek istedigi icindir ve bunlar bizim icin cok FAYDALIDIR!!cünkü her insan günahkardir!!kirlidir,temizlik kurandir!! ve nefsin en büyük istegi insani hic uyandirmadan cehenneme götürmektir,insan uyansa RABBINI tanir ve isi cok zor olur cünkü icindeki düsman buna engeldir,hz adem ve hz havva bi hatta yapti!bizler hergün hata yapiyoruz.

    Allah c.c. günahlarimizi affetsin.Biz müslümanlari dogru yoldan ayirmasin ve bize son nefesde imanli ölmeyi nasip etsin..amin

  31. sadık
    Ağustos 28, 2010, 2:19 pm

    SELAM :
    YOLCU KARDEŞ:
    MEVDUDİ’NİN MODERİN ÇAĞDA İSLAMİ MESELELER KİTABINI OKU.

  32. Eylül 3, 2010, 8:16 pm

    sadik kardes..internette yok mu yazilari

  33. sadık
    Eylül 4, 2010, 4:57 am

    slm darul kitap da bulabilirsin

  34. cetin
    Eylül 16, 2010, 5:42 pm

    Önce altını kalın çizgilerle çizelim: Kur’an’da “cariye” kavramı geçmez.Sadece “Meleket aymanukum” kavramı geçer:
    MELEKET EYMANUKUM: Harfi harfine “Sağ ellerinizin sahip olduğu” demektir. Bu deyimle iki mananın kastedildiği anlaşılıyor;
    1- Veli, şahitler vb. meşru şartları yerine getirerek nikah sahibi olmak
    2- Savaş sonucu esir kadınlara sahip olmak.
    Yani ister hür ister esir böyle “meşru nikah sahibi olmadan” hiç kimseyle evlilik ilişkisine girilemeyeceği anlatılmak isteniyor. Çünkü “Sağ elin sahip olduğu” deyiminden maksat nikah mülkiyeti veya nikah sahibi olmaktır. Zira bu tabir henüz savaş ve esir kadın ele geçirmenin söz konusu olmadığı Mekke dönemi ayetlerinde de geçmektedir (70/30). Bu kavramın maksadı insanları zinadan menetmek ve yeni bir nikah bulunmaksızın veya eğer kadın memluke (esir, köle) ise nikah sahibi olmaksızın onlarla cinsi temasta bulunmaktan men etmektir. Cenabı-ı Hak bunu “sağ elin sahip olduğu” ile ifade etmiştir. Çünkü “sağ elin sahip olduğu” hem nikah ile evlenilen kadınlar hem de mülk olarak sahip olunan kadınlar hakkında söz konusudur (Razi)
    Demek ki savaşta esir alınan kadınlar, mübadele (esir değişimi) veya serbest bırakma söz konusu değilse, siyasi olarak esaret altında olurlar fakat onlarla cinsel ilişkiye girilemez.Bunun için her normal kadınla yapıldığı gibi ayrıca nikah kıyılması gerekir. Buna ise “eş” denilir. İslam vicdanı her ne şekilde olursa olsun “nikahsız” ilişkiye cevaz vermez.
    Ayette geçen “Ezvâcuhum ev ma meleket eymânuhum” ifadesi, “Yalnızca eşleri veya cariyeleri ile birlikte olanlardır.” değil; “Yalnızca eşleri yani meşru şekilde sahip oldukları ile birlikte olanlardır” manasına gelmektedir. Kadın erkek bütün eşleri kapsamaktadır. Çünkü 11 ayetlik yukarıdaki pasajda konu erkek ve kadın bütün müminlerin temel özelliklerinin sıralanmasıdır. Aradaki “ev” bağlacı seçenek bildiren “veya” değil; açıklama getiren “yani” anlamında kullanılıyor. Kur’an’ın kendi kendini tefsir ettiğine dikkat ediniz. “Düşünmek veya yani şükretmek isteyenler için gece ile gündüzü birbiri ardınca getiren O’dur” (Furkan; 25/62) ayetinde geçtiği gibi.Şu ayet ise, esir alınarak köle yapılan ve böylece evlilik dışı nikahsız cinsel ilişki kurulabilen kadın demek olan “cariye” uygulamasına yol olmadığının apaçık delilidir: “Hür mümin kadınlarla (muhsanât) bir yuva kurmaya güç yetirecek durumda olmayanlarınız, savaşta esir alarak sahip olduğunuz (ma meleket eymânukum) iman etmiş kadınları düşünebilir. Allah imanınız ile ilgili her şeyi biliyor. İman edenler artık birbirinin can yoldaşıdırlar. Şu halde onları namusuyla yaşamaları şartıyla, ailelerinden izin alarak ve mehirlerini vererek nikâhlayın.” (Nisa; 4/25)
    Dikkate edin, düpedüz ailesinden izinli, mehirli, normal (meşru) evlilikten bahsediliyor. Rızası olmadan, izin alınmadan, mehir verilmeden, nikah kıymadan, sırf savaşta elime esir düştü diye kadıncağızı cariye yapmak bunu neresinde? Her şeyden önce bu Kur’an’ın ruhuna ve vicdanına ters.
    Bugün yeniden üretilecek (inşa çağı) fıkhında bunun adı “savaş esirleri hukuku”dur. Buna göre bugün bir savaş olsa ve Müslümanların eline erkek ve kadınlardan oluşan yüzlerce esir düşse şunlar yapılır: Güvenliği sağlanmış korunaklı bir yerde bekletilirler. Ganimet olarak görülemezler. Esir alan askerlere dağıtılamaz, hiçbiri köle ve cariye yapılamaz. Evli olanların evlilikleri devam eder. Esir düştü diye ailesinden veya eşinden zorla koparılamaz, hangi dine göre kıyarsa kıymış olsun nikahı feshedilemez. Her türlü kötü muamele, angarya, işkence, tecavüz, cinsel taciz yasak olur. Misafir muamelesi görürler.
    Ya esir mübadelesi karşılığında serbest bırakılırlar.Ya fidye veya tazminat karşılığı salıverilirler.Ya örneğin, lisan belletme, teknoloji öğretme, meslek kazandırma vs. karşılığı üçer beşer serbest bırakılırlar.İçlerinden kendi istekleri ile evlenmek ve Müslüman toplumda yaşamak isteyen olursa, kendi rızasıyla, ailesinin izni alınarak (hatta çağrılarak) ve mehirleri tastamam verilerek bekarlarla telli duvaklı, davullu zurnalı baş göz edilip serbest bırakılırlar.
    Hz. Ömer’in hilafeti sırasında Suriye’nin fethi sebebiyle sayıları yüz bini bulan erkekli kadınlı esirler ele geçmişti. Bu kadar insana ne yapılacağı sorun olunca …Hz. Ali: “Ey Ömer! Bunların hepsi Bizans’ın zulmü altında inleyen sefil ve biçare insanlardır. Artık bunlar bizim halkımızdır.Bunların kolları ve cesetleri kazanıldı, şimdi de yüreklerinin kazanılmasına sıra geldi. Görüşüm şudur: Hepsini kayıtsız şartsız serbest bırak! İslam’ın sevgi, merhamet ve adaleti altında saadetle yaşasınlar. Varsınlar çoluk çocuklarına kavuşsunlar.” (Filibeli Ahmet Hilmi; İslam Tarihi, shf. 287) Hz. Ömer bu görüşü büyük bir sevinçle kabul etti. Yüz bin esirin serbest bırakılması için derhal bölge komutanı Ebu Ebeyde b. Cerrah’a emir gönderdi.
    Hz. Peygamber’in iki tane cariyesi … ilki Reyhane, Medine’deki Yahudi Kurayza kabilesine mensup bir hanımdı. Bu kabile ile yapılan savaş sonunda esir düştü. Hz. Peygamber Reyhane’yi önce serbest bıraktı sonra da evlenme teklif etti. O da kabul edince nikah kıyarak evlendi. (Belazuri,1, 920). Mariye ise babası İranlı, annesi Yunan Mısırlı Hrıstıyan bir hanımdı. H. 7 yılda Hz. Peygamber’in İslam’a davet mektubuna bir yazı ile karşılık veren Mısır Kralı tarafından gönderilmişti. Hz. Peygamber’in Reyhane’ye yaptığını ona da yaptığı anlaşılıyor. Çünkü Kur’an içlerinde Mariye’nin de olduğu Hz. Peygamber’in hanımlarından ayırdetmeksizin “Ey peygamber eşleri” diye bahseder.Başka bir tabir kullanmaz. Mesela şu ayette adı geçen hanım Mariye idi.“Ey peygamber! Eşlerini memnun etmek için Allah’ın serbest bıraktığı şeyi niçin kendine yasaklıyorsun? Allah çok bağışlayıcıdır, sevgi ve merhamet kaynağıdır. Allah yeminlerinizi bir çözüme bağlamayı istemektedir.” (Tahrim; 66/1-2, Razi, Kurtubi, İbn Kesir, Zemahşeri). Tahrim, talak, zıhar vs. ise nikah sorumluluğu altındaki “eşler” için geçerlidir. Buradaki eş ise Hafsa, Aişe ve Zeynep ile aynı statüde olan Mariye idi. İhsan ELİAÇIK – haber10.com –

  35. yorumcu
    Şubat 18, 2011, 5:22 pm

    Bu evren de bir ALLAH varsa, ki ben buna İNANIYORUM,
    Devrin şartlarına, ekonomisine veyahut insanların alışılmış hayat şartlarına BAKMAZ,
    Ve KÖLELİĞİ YASAKLARDI…
    Hırsızlık,zina,faiz v.s v.s Kölelikten, bir başka insanı İNSANLIK ONURUNDAN VE HÜRRİYETİNDEN alıkoymaktan daha az bir günahmıdır ki, tüm bunlar yasaklanıyorda KÖLELİK TAMAMEN YASAKLANMIYOR…
    İlginç…

  36. SHAFAK
    Şubat 20, 2011, 6:14 am

    ASIL “KÖLELİK” NE, ONU BİR GÖZDEN GEÇİREREK DÜŞÜNMEK LAZIM, KANUNEN YOK AMA HEP VAR OLAN BİR DURUM…. SEKS KÖLESİ, İŞ KÖLESİ… BU KÖLELİK LİSTESİ UZAR GİDER, ÖNEMLİ OLAN SEN KENDİNİ HANGİSİNE DAHA YAKIN HİSEDİYORSUN VE GÖRÜYORSUN VE NE DERECEDE YAKINSIN.

  37. ABD-İ ACİZ
    Şubat 22, 2011, 3:22 am

    bu kendine ateist diyen ama özünde böyle olamayacakları aşikar olanlar.neden mi çünkü biz kur’anın tabiri ile atılmış sudan yaratıldık yani bir meniden yani bir çiğnemlik etten yani biz aslında hiçbirşey değiliz.Bu sebeble ululanmanızda boşuna çünkü çıktığımız yer belli.Ha ben başka türlü meydana geldim diyen varsa o başka tabii.Ve bu yaratılışın her safhası ayet ayet 1400 yıl önceden bizlere haber verildiyse bu nasıl bir anlayıştır ki doğrular ortadayken insan buna kayıtsız kalır.işte gene ayetlerle bu gibi insanların gözlerinin kör kulaklarının sağır olduğu gerçeği ve tabiki akıl noksanlığı..amma velakin ALLAH’u AZİMUŞŞAN’ın beyan ettiği gibi geldiğimiz yer bellidir.Tüm bunlara rağmen sizler isterseniz Rabbi bilir takva ve züht sahibi olarak yaratılmışların en üstünü olarak yaşar ve öylece ölürsünüz yada kendinize ve nerden geldiğinize bakmayarak aşağılıkların en aşağısı olursunuz.Şöyle bir gerçeği inkar etmezsiniz herhalde sözde akıllı geçinerek büyüklük taslayan yine senin geldiğin yoldan gelen bir kız için sırf onun beğenisini kazanmak için neler neler yapıyosun yada etrafındaki insanların seni pohpohlamaları için yalamadık k.ç bırakmıyosun ama iş seni yoktan vareden ALLAH’a iman noktasına gelince bu size neden zulümmüş gibi geliyor yada size en küçük bir iyiliği dokunan insana karşı bir teşekkür etmezmisiniz size bir adresi bilmiyorsanız yol gösterene teşekkür edecek yerde böyle mi hitap edersiniz o zaman sizin öncelikle akıl sağlığınızın gözden geçirilmesi gerekli çünkü bunu mucidiniz söylüyor yani ALLAH AZZE VE CELLE.hiçbir şeyin yoktan var olamayacağı gerçeği ve herşeyin bir anda (BİG BANG-BÜYÜK PATLAMA)olduğu gerçeği ortada duruyoken bunlara inanmıyor olmak akıl noksanlığının ifadesidir.Ayrıca sormak istiyorum gene ölmemeye çareniz varmı! çareniz yoksa görüşürsünüz mahşerde inanmadığınız RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH AZZE VE CELLE ile.bide o zaman burdaki gibi rahat rahat iftira edip atıp tutarsınız.küntum turaba keşke toprak olsaydık diyeceksiniz ama faydası yok orda mizan kurulacak sen küçücük bir cipin içine dünya kadar şeyi sığdırıyosunda orda nasıl kayıt altına alındın kim bilir artık nerde ne zaman ne yaptın herşey sana açık edilecek ve işte o dehşetli günde sadece ve sadece iman ehli olanlar muttakiler kurtuluşa erecekler.bir kez daha yinelemekte fayda var size hiçbirşey kazandırmayacak olan ve ebu cehil gibi cehaletin babası olarak bu dünyadan göçüp gitmeden canınız bedeninizdeyken ALLAH’ın dini olan islama buyurun.sizden neden bir ÖMER bir ALİ bir HAMZA olmasın.Yada bizatihi siz neden bu dinle şeref bulup fakihlerden olmayasınız.ALLAH’ım bu yazıyı okuyanların kalplerine esenlikler ver onları dini islamla şereflendir.Sen RAHİM’sin onlara iman nasip et onlar senin yüceliğini bilmiyorlar sen onlara öğret gözlerindeki ve kulaklarındaki düğümü çöz.Tüm bu duada zikredilenleri kendi nefsim içinde istemekteyim sen her şeyi hakkıyla bilensin bize istediklerimizi vermektede cömertlerin en cömertisin ya RAB.AMİN AMİN AMİN HAMD ŞÜKÜR ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAHa celle celaluhu aittir.

  38. bluedream
    Kasım 17, 2011, 3:47 am

    allahın kafiri sen bu şekilde düşünmeye devam edersen öbür tarafda sana zebaniler gelip cayır cayır yandığın zaman bu ukalalının cezasını fazlasıyla çekmiş olcaksın bekle ve gör………

  39. bilal
    Kasım 27, 2012, 4:34 pm

    Janos’un SAÇMALIKLARINA CEVAP : 1- KÖLELİK VE CARİYELİK KONUSU :

    Daha önce olduğu gibi, kur’an’ın indiği dönemde de kölelik toplumsal bir sorun ve yara idi.
    Kur’an gelir gelmez bu gayri insani müessesesinin kaldırılması için tüm şart ve prensipleri- ni hazırlayarak, köleliğin kökten kaldırılmasına yönelik bütün vesileleri kullanmıştır.Kök–
    leşmiş,kronikleşmiş toplumsal bir sorun olan köleliği henüz hürriyet ve özgürlüğü özümse-
    memiş bir toplumdan sadece yasaklarla kaldıramazsınız ! Kur’an önce bu kölelik zihniyetini
    beyinlerden silerek kaldırmaya çalışıyor. Bu nedenle,önce köleliğe giden yolları tıkayarak
    değişik yaptırımlarla köleliği ortadan kaldırmaya çalışıyor. Bu arada kur’an’ın mevcut olan
    bir vakiaya (kölelik sorununa ) değinmesi,onu meşrulaştırıyor anlamına gelmez. Zaten bu
    sorun yaygın bir şekilde mevcut idi. Elbette var olan bir vakıanın sorunlarına kur’an değine-
    cektir.Bundan daha doğal bir şey var mıdır? Bu,onun meşrulaştırılması için değil. Bir Dr.un teşhis ettiği hastasının sorunlarını dile getirmesi,onun bu sorunları uygun ve doğal olarak görmesi anlamına mı gelir ? Kur’an’ın da var olan kölelik sorununa değinmesi,onu meşru-
    laştırır anlamına gelmez,bilakis,onun bu sorunlara değinmesi onu kökünden halletmeye çalışmak içindir. Evet,kur’an önce köleliği meşrulaştıran zikniyeti kökten kaldırmak için, uy-
    gun zaman ve zemini oluştururken,sanki onu meşrulaştırıyor diye bir algıya düşmek en
    büyük cahillik ve saçmalıktır.
    Eğer iddia sahibi ateist,iddiasında doğru ise,en ufak bir işaretle köleliği teşvik eden veya
    emreden bir ayeti bize gösterebilir mi ? Gösteremez.! Çünkü öyle bir ayet yoktur. İslam
    dinin kaynağı kur’an ve mütevatir sünnettir. Fıkıh kitapları islam dinin kaynağı değil,onlar
    yorumlardır.Doğrularıyla birlikte bir sürü yanlış yorumları da vardır.O yorumların hiç biri
    kur’an değildir.O yorumlar İslam ümmetini bağlayamaz.O yorumlara dayanarak köleliği
    meşru gibi görmeye çalışmak,başta kur’an’a en büyük iftiradır. İslamla zerre kadar alakası
    yoktur.
    Kur’an,eğitsel yöntem ve yaptırımlarla köleliği meşrulaştıran zihniyeti,mensuplarının inan-
    cıdan silip attıktan sonra,( yani MEDİNE DEVRİNDE ) İnen ayetlerle kesin bir hüküm ve
    net bir dille kölelik tamamen yasaklanıyor

    MUHAMMED SURESİ 4: فاذا لقيتم الذين كفروا فضرب الرقاب حتي اذا اثخنتموهم فشدوالوثاق ” İmdi kafirlerle
    savaşmak durumunda kaldığınız zaman (savaşmaya zorlandığınızda ) siz de boyunlarını
    vurun.! Nihayet onları iyice mağlup edince,işi sağlama bağlayın.Onları esir alın.
    ” فاما منا بعد واما فداء حتي تضع الحرب أوزارها ” Savaş sona erince de artık ya karşılıksız veya fid-
    ye karşılığı ( esir takası vb.durumlarla ) mutlaka onları salıverin.! ” Bu ayet esirler için,kö- leliği değil,şartlar ne olursa olsun onların salıverilmesini kesin bir dille emreder. Bunun
    dışında yapılan bütün yorumlar,kur’an’ın arapça orjinal metnine ve Yüce Allah’ın mesajına
    aykırıdır. Zira Yüce Allah kesin bir emirle, ” فاما منا بعد واما فداء ” Karşılıksız veya karşılıklı ola-
    rak onları mutlaka salıverin. (köle veya esir olarak yanınızda tutmayın) Artık köleliği yasak-
    layan bundan daha net bir ifade bulunabilir mi ?

    —-KÖLELİĞİ net bir şekilde şiddetle yasaklayan diğer bir ayet’te şöyledir.
    ” ما كان لبشر أن يؤتيه الله الكتاب والحكم والنبوة ثم يقول للناس كونوا عبادا لي من دون الله الخ ” Allah’ın kendisine
    kitap,hüküm ve nübüvvet verdiği hiç bir insanın kalkıp da halka: Allah’ın yanı sıra bana da
    kul / köle olun ” deme yetkisi yoktur.Fakat: ” Öğrettiğiniz ve ders aldığınız (okuduğunuz )
    kitap gereğince Rabb’e içtenlikle kullar olunuz ” (demesi yaraşır ).
    Dikkat edilirse ayette HİÇ BİR BEŞERİN,bu kendisine kitap,yasa ve peygamberlik verilmiş
    birisi de olsa,kesinlikle kimseye ” Bana kul-köle ol ! deyemeyeceği bildirilmiştir. Yani HİÇ KİMSE, köleliğin lafını bile edemeyeceğine göre,bunu kesinlikle pratik hayatta UYGULAYA-
    MAZ: Bu konuda peygamberler bile böyle bir uygulama yapamaz ve böyle bir yetkiye sa-
    hip değilse, sıradan insanlar nasıl köle edinebilir. ! ! !

    Hulasa, Kur’an,köleliği kesin olarak yasaklamıştır.Yüce Allah’ın talimatı gereği müslüman
    olan veya olmayan hiç kimse,yol ve yöntemi ne olursa olsun köle edinemez.Rabbimizin
    kölelikle ilgili kesin emri budur.

    Evet,Kur’an’ı Kerim 622 Miladi tarihinden itibaren insanlık dışı olan köleliği şiddetle yasak-
    larken, ABD,İngilter ve Avrupanın diğer bazı ülkeleri bunu ancak 1865 yılında yasaklaybi-
    liyor. BM:de bunu bir insanlık sucunu sayarak 1926 yılında bütün dünya da yasaklıyor.

    Ey vicdansız ateist ! gerçekleri görmeye çalış ! Miladi 622 de köleliği yasaklayan Kur’an
    mı ? Yoksa ABD,İngiltere,Avrupa ülkeleri ve BM. mi.? Bu üstün özellik kime ait.? Yeter
    artık ! Kur’an’ı hiç bilmediğiniz halde,kıt mantığınızla yorumlamaktan vaz geçiniz ki,sizi sa-
    mimi bulalım ! Saygılar.

  40. bilal
    Aralık 4, 2012, 7:29 pm

    Janos’un ” KUR’AN DA İNSANLAR EŞİT MİDİR ? ” SORUSUNA CEVAP:

    NAHL SURESİ 75-76 ayetleri kıt algılayışıyla yorumlayan janos,saçmalıktan öteye
    geçememiştir. Ayetin mesajını anlamaktan aciz biridir.

    NAHL: 75-76.ayetlere ateistin yaptığı yorum tamamen yalnıştır.Söz konusu ayetleri
    izah edelim : ” ضرب الله مثلا عبدا مملوكا لايقدر علي شئ الخ ” Allah size bir örnek getiriyor.! Bir
    tarafta memlük bir köle olup,hiç bir güç ve yetkisi olmayan aciz bir adam,( eli kolu bağlı, başkasına muhtaç,mal mülk ve serveti olmadığından kimseye yardım edemez,açları,yok-
    sulları doyuramaz,hiç bir insana menfaati dokunmaz,insanlara hizmeti sunamaz ve insan-
    lık yararına hiç bir şey yapamaz,sadece yer ve içer.. ” ومن رزقناه منا روقا حسنا فهو ينفق سرا وجهرا
    ” Öbür tarafta (çalışıp kazanması nedeniyle ) kendisine tarafımızdan bol bol rızık nasip ettiğimiz bir adam, (hür,serbest,bilgi,hikmet ve servet sahibi,aç ve yoksulları doyuran,in-
    sanlara hizmet eden,mal ve servetini insanlık için harcayan,kendini insanlığın hizmetine
    adayan ve sadece insanlığın mutluluğu için çalışan bir adam.! ) ” هل يستون الخ ” Bu iki ör-
    nekteki insanlar, ( insanlara hizmet,yardım ve iyilik edebilme konusunda ) bir midirler ? ”
    İnsanlara yardım ve hizmet sunabilme hususunda aynı mıdırler. ? Hayır. ! Yani ayetteki
    ” Bir veya eşit değildirler ” ifadesiyle,insanı ve hukuki açıdan değil, insanlara hizmet sun-
    mak,yardım ve iyilikte bulunmak,insanlara daha güzel iş imkanı sağlayabilmek,insanlığın huzur ve mutluluğu için elindeki serveti harcayabilmek konusunda aynı ve bir olmadıkları
    anlatılıyor. Söz konusu ayet ” Örnekteki bu iki insanı,hukuki ve insanı açıdan değerlendir-
    miyor.Bu ayet sadece örnekleme yapmıştır. Bu ayet,insanların hür,mal,mülk ve servet
    sahibi olup,başkalara hizmet sunmasını ve herkese iyilik edip insanların huzur ve mutlu-
    luğu için çalışmayı teşvik etmektedir. Yani ayet bize diyor ki; eli kolu bağlı,özgür olmayan ,
    başkasına muhtaç olup,kimseye yardım ve iylik edemeyen kimselerden olmayın.! Özgür
    olun,mal mülk ve servet sahibi olun ki,başkalara yardım edebilesiniz. !

    NAHL,75. ayette, genelde insanların maddi yönüyle iyilik yapabilme hususunda örnek ve-
    rilirken,76. ayette ise,ağırlık olarak menevi yönüyle iyilik yapıp yardım edebilme hususun-
    da örnek verilmiştir.Her iki ayet,sadece insanı manevi yönünüyle ele almıştır. Maddi ve hukuki yönüyle değil..

    Netice olarak her iki ayette geçen örnekte,insanları hukuki ve insani yönden değil,maddi ve
    manevi yönden ele almaktadır. Kur’an ; bütün insanların hür olarak aynı atadan dünyaya
    geldiğini ve dünyada hiç bir kimse diğerinden üstün olmadığını vurgulamaktadır.

    HUCURAT SURESİ 13: يا ايهالناس انا خلقناكم من ذكر وانثي وجعلناكم شعوبا وقبائل لتعارفوا ان اكرمكم عند الله
    اتقاكم الخ ”Ey insanlar ! Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. ( ilk anne ve babanız birdir,
    hepiniz kardeşsiniz,eşitsiniz.) Birbirinizi (n hak ve hukuku ile fiziksel yönden ) tanıyasınız diye sizi milletlere ve nesillere ayırdık. ” ان اكرمكم عند الله اتقاكم الخ ” Şunu unutmayın ki,
    Allah katında ( Ahiret gününde ) en değerliniz, ona en çok saygı duyup emirlerine
    karşı gelmekten sakınan ve iyi işler yapanlarınızdır. (Yani takva sahipleridir.)
    Burada insana verilen değer,manevi değerdir. Dünyadaki hukuksal değer ve üstünlükle
    hiç bir alakası yoktur.! ” عند الله ” Allah nezdinde ” ki ifade ile bu değer, manevi ve ahiretteki
    değerden ibaret olduğu anlaşılıyor.

    EVET,Kur’an’a göre dünyada hukuk önünde herkes eşittir,kimse kimseden üstün değildir.
    Devletbaşkanı ile sade bir vatandaş arasında üstünlük ve ayırım söz konusu değildir.
    Yüce Allah’ın seçtiği elçiler de, birer beşer olduklarından,onların da hukuk önünde hiç bir
    meziyet ve üstünlükleri yoktur. Üstünlükleri sadece manevi yöndendir. İslam Dini; hukuki
    açıdan kimsenin inancına,düşüncesine,soyuna,ırk ve milliyetine,sosyal ve toplumsal ko-
    numuna bakmaz. İnsan ne kadar günahkar veya inançsız da olsa yine Allah’ın kuludur.
    Dünyada insanlar arasında ayırım yapılamaz. Eğer öyle olsaydı,Yüce yaratıcı hiç bir
    inaçsız,inkarcı,asi veya günahkar insana dünyada rızık,sıhhat ve afiyeti verir midi. ?
    Deme ki,İslama göre dünyadaki hukukta insanlar arasında hiç bir ayırım yapılamaz.Yapıl-
    mamalıdır. İnsanlar eşittir.

    —–” HZ.MUHAMMED BUYURUYOR ! الناس سواسية كاسنان المشط ” İnsanlar bir tarağın dişleri
    gibi eşittirler. !

    ——” HZ:MUHAMMED BUYURUYOR ! يا ايهالناس الا ان ربكم واحد وان اباكم وحد الا لا فضل لعربي علي عجمي ولا لعجمي علي عربي الخ ” Ey insanlar ! Biliniz ki,Rabbiniz bir,babanız de birdir. (ilk
    insan olan babanız hz. Adem ) Biliniz ki,arabın arap olmayana,arap olmayanın araba,siya-
    hın beyaza,beyazın siyaha….hiç bir üstünlüğü yoktur. ( ancak dünyadaki takva ile ahirete verilen değer bundan müstesnadır.) Saygılar.

  41. bilal
    Aralık 5, 2012, 9:38 am

    Janos,art niyeti ve kıt algılayışıyla NAHL suresi 75-76.ayetleri asıl mesajından saptırmaya çalışmaktadır. !

    1-NAHL SURESİ 75-76. ayetlerde Kur’an,köle ile efendisini karşılaştırmıyor.! Şöyle diyor !
    ” MESELA; Bir tarfta,memlük,yoksul ve başkasına muhtaç ,özgürlüğü elinde olmayıp,eli kolu bağlı,hiç bir kimseye iyilik ve yardım edemeyecek durumda olan ile Özgür olup,mal ve servet
    sahibi olan ve elindeki bütün maddi ve manevi imkanatlarını insanlığın iyiliği,huzur ve mutlu-
    luğu için harcayan ve kendini insanlık için adayan bir kimse, ” İnsanlara yarar açısından bu iki
    insan grubu aynı mıdır.? ” diyor.! Bu ayetlerde,” köle ile efendiler aynı değildir ”diye bir yorum
    çıkarmak ayeti kasitli olarak asıl mesajından saptırmaktır.

    EVET;İnsanlara hizmet ve yararar konusunda her iki insan grubu aynı değildir.Bu konu,”insanı
    ve hukuki açadan ” ele alınmıyor. Sadece bu örnekle,insanları,özgür,aktif,çalışkan,mal,mülk ve servet sahibi olmayı, elde ettiği mal,mülk ve serveti insanların hizmetine harcamayı,maddi ve manevi bütün konularda insanlara yardım ve iyilik etmeyi teşvik etmektedir. Yani ey insan-
    lar ! Size örnek olarak gösterilen her iki insan grubundan,insanlara yararı,iyiliği ve yardımı do-
    kunan kimselerden olun.Hürriyet ve özgürlüğü özümseyin,çalışın.aktif olun,kimseye muhtaç
    olmayın,insanlara her konuda yardım edin,kendinizi,servetinizi insanlığın huzur ve mut-
    luğu için kullanın,! Tek kelime ile kendinizi insanlığın hizmet ve iyiliğine adayın ! İşte kur’an,
    bizlere bunu anlatıyor, ! Ama art niyetli ve algılayışı kıt olan janos’ bunu anlamkatan acizdir.

    2- Janos’a soruyorum ! Bu ayetlerde muşahhas bir kişi,muayyen bir insan,bir millet,bir toplum veya bir ırk var mıdır ? ki, birileri aşağılanmış olsun.! ! Sizce de,insanlara her türlü hizmet ve
    yardımı sunan ile bu hizmet ve yardımı sunmayan, iyilik ve yardım konusunda aynı mıdır ?
    Hayır.! Ama hukuki ve insanı açıdan aynıdır. İşte kur’an, bu örnekle,her iki grubun maddi ve
    manevi yönden iyilik ve yardımseveriğini karşılaştırıyor.Yani insanlara iyilik yapıp ,onlara hiz-
    met etmekle,onlara iyilik yapmamak ve hizmet etmemek aynı değildir.! Böylece KUR’AN,
    insanları iyilik ve yardım etmeye teşvik ediyor. Ama,art niyetli janos, ayetleri asıl mesajından
    saptırmayı kendine prensip edindiğini görüyoruz. Yüce Allah,basiret,hidayet,akıl ve fikir ver- sin. ! Saygılar.

  42. m.mustafa bacak
    Temmuz 25, 2013, 10:46 am

    İnanmayan arkadaşlara sesleniyorum tamamen nezaketsiz bir şekilde bizim, bizi ve kainatı yaratan Allah (c.c) tarafından bize gönderildiğine inandığımız dinimizi ve bu dinin anayasası olarak gördüğümüz, bir yaşam kılavuzu olarak gördüğümüz kuran-ı kerim i eleştiriyorsunuz, tabi siz böyle düşünüyorsunuz yaptığınız tamamen dalga geçmek sanki karşınızdaki kitap basit bir kitapmışçasına. Yaptığınızın ne akılla ne de bilimle ilişkisi var hatta insanlıkla da ilişkisi yok kusura bakmayın size hakaret etmiyorum sadece gerçekleri söylüyorum ben size burada islamı savunmayacağım çünkü yazılarımda bulacağınız eksiklik yüzünden islamda eksik bulduğunuzu düşüneceksiniz her zaman yaptığınız gibi müslümanlara bakıp islamdan soğuyacaksınız. Benimle dalga geçmeniz umrumda değil zaten belki bir daha girmeyeceğim bir site ben size tebliğ yapacağım çünkü sizden sorumluyum çünkü bir müslüman herhangi bir insanın göz göre göre ateşe gitmesine müsade etmez. Lütfen bu yazıyı okurken nesnel davranmaya çalışın benim size söyleyeceğim şu bu dalga geçtiğiniz konu basit değil ucunda inanmasanızda olasılık olarak bakın sonsuz cehenneme gitme ihtimaliniz var bence kendiniz için iyi bir şekilde araştırın anlamaya çalışın islam bir bütündür mealle olmaz freud gibi bir yazarın kitabını anlamak için bile freud u anlamak diye kitap okumak gerekiyor tanrıdan gelen bir kitabı direkt anlamak mümkün olur mu hiç size tavsiyem bir tefsir bitirin hadis okuyun peygamberin hayatını okuyun mesela martin lings i okuyun mesela tolstoyun Hz. Muhammed in kuran a girmeyen hadisleri diye bir kitap var kitabın ismi metadolojik açıdan yanlış olsada güzel bir kitaptır okunması gerekir en kötü ihtimalle bir ateist olarak karşıt düşünceyi iyi bilmiş olursunuz ama şunu unutmayın inanmayan insanlar olarak inanç kültürüne yabancısınız her ne kadar müslümanların içinde büyümüş olsanızda hayatınızın hiç bir döneminde gerçekten müslüman bakışaçısında olduğunuzu düşünmüyorum bu yüzden anlamakta zorlanacaksınız belki ama deneyin bir müslümanla empati kurun. Yani ateist olmanız demek islama savaş açmanız demek değil bu kadar saldırı şeklinde yazıya gerek yok neden bu nefret savunduğunuz düşünceyi güzel bir şekilde anlatın ki darvinizmin çökmesiyle herhalde bir ateistin islamın açıklarını bulmaya çalışmaktan başka savunduğu bir düşünce kalmadı ama yine en kötü demokrasi insan hakları özgürlüğü falan anlatın ne bileyim aranızdakilerin inandığı akıllı tasarımı falan anlatın saldırmayın ortaya ürün koyun bizde bu şekilde oluştuğunu düşünüyoruz deyin arkadaşlar tavsiyelerim bunlar istediğiniz gibi dalga geçin benle ama ahiretinizi yakmayın bilin öğrenin bu sizdede bizde de olan ben ilericiyim sen gerici at gözlüğü arştırmacı kişilik geyiklerine gerek yok herkes kendini biliyor mesela burda atışmak değil birbirimize faydalı olması bizde sizin gibi insanlarız bizde akılcı takılar filozofların o müthiş gördüğünüz bilim adamlarının kadınlara bakış açısı üzerinde dalga geçebiliriz ama mesele atışmak saldırı savunma değil Allah hidayet versin inşallah

  43. m.mustafa bacak
    Temmuz 25, 2013, 10:55 am

    birde bir köle örneği vereyim ispanyayı fetheden ve adı ispanyadaki boğaza verilen cebeli tarın yani tarık bin ziyad bir köledir ve köleyken islam ordularının komutanlığını yapmıştır

  44. m.mustafa bacak
    Temmuz 25, 2013, 11:02 am

    arkadaşlar bir de ispanyayı fetheden, cebeli tarık boğazına ismi verilen islam orduları komutanı tarık bin ziyad bir köledir ve köleyken fethetmistir

  45. Temmuz 25, 2013, 11:30 am

    Bir ornek de ben vereyim o zaman.. Reyhane… Kocasi, babasi ve erkek kardesinin kafasinin kesildigi gun, kafa kesmi emri veren Muhammed’le cadirda gerdege girmistir… Siz muslumlere gore gonullu olarak..

  46. HASAN AYDOS
    Temmuz 30, 2014, 6:35 am

    Belli ki bu site “ılımlı İslamcıların” ve onların destekçisi neoconların sitesi. Boşa uğraşmayın, yel kayadan ne koparabilir?

  47. Kasım 8, 2014, 2:43 pm

    bu durumda allahın yarattığı ve sizin gibi inançsızları cezalandırmayı vaad ettiği cehennemde sizin çağdaş kafanıza göre çok ama çook barbarca olmuyormu yani bi düşünün insanı yakmak hemde cayır cayır aman ne kadarda barbarca neyse bu dünyada zaten yaşayacağın zaman belli öteye gidince görürsün ebenin örekesini gözlerin fal taşı gibi açılır o zaman

  48. Hakan Cevher
    Temmuz 13, 2015, 1:00 am

    Ya sana birsey söylemek istemiyorum Allah cc seni ıslah etsin. Site Yöneticileri bu kişiye bir dur deyin lütfen Müsaade ettiğiniz müddetçe sizde onun gibi olursunuz. Günahkar

  49. Ekim 12, 2015, 1:10 pm

    Insan haklari acisindan nasil degerlendiririz lutfen hemen cevap bekliyorum.

Comment pages
  1. Ocak 7, 2013, 2:21 pm

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: