Başlangıç > Dinler > Kur’an’daki Inanilmaz Hatalar – I

Kur’an’daki Inanilmaz Hatalar – I


Kur’an’da, ‘Kissalar’ diye tabir edilen, tamamen Tevrat kitaplarindan alinti olan, bol suslemeli sacma hikayeler serimize biraz ara verip yeni bir seri baslatmaya karar verdim. Kur’an’daki Inanilmaz Hatalar Serisinde en inanclilarinizi bile supheye dusurecek hatalari siralayacagim.

Yazilarimi takip edenleriniz icin bir tekrar niteliginde olacak ama yeni okurlar icin yeniden aciklamam gerektigini dusunuyorum. Kur’an cevirilerinde ayetlerde sik sik parantez icerisinde verilmis aciklamalara rastlarsiniz. Bunlar cevirmenlerin kendi insiyatiflerini kullanarak, bazen Kur’an’i daha anlasilabilir yapmak, bazen de Kur’an’daki kotu olabilecek ifadeleri guzel gosterme cabasiyla yaptiklari eklemelerdir. Kur’an okurken lutfen bu parantezlerin, Muhammed’in yazdirdigi Kur’an’da bulunmadigini unutmayin. Ne demek istedigim tam olarak anlasilsin diye “Diyanet” tarafindan cevirilmis bir ayet ornegini vereyim:

– Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün. Eğer itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah çok yücedir, çok büyüktür. (Nisa Suresi, 34. ayet)

Yukarida koyu renkle yazilmis kisimlar Kur’an’da yer almayan, tamamen Diyanet cevirmenlerince Kur’an’i “guya” daha anlasilir yapmak icin yapilan eklemelerdir. Bu aciklamadan sonra konumuza devam edelim.

Kur’an’da Tanri insanlara Muhammed araciligiyla seslendiginde ayetlere “de ki” ifadesiyle baslar. Ornegin Bakara Suresinden rastgele iki ayete bakalim:

94. De ki: “Eger Allah katindaki ahiret yurdu diger insanlar için degil de, yalniz sizinse ve dogru söyleyenler iseniz haydi ölümü temenni edin!”

97. De ki: “Her kim Cebrail’e düsman ise, bilsin ki o, Allah’in izni ile Kur’an’i; önceki kitaplari dogrulayici, mü’minler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici olarak senin kalbine indirmistir.”

Eger “De ki ifadesi kullanmiyorsa da anlatilanlarin direk olarak Tanri’nin ifadesi oldugunu konudan anlarsiniz. Yalniz tamamlanmasi uzun yillar suren Kur’an’da, Muhammed’in Kur’an’in Tanri’nin degil kendi eseri olduguna delil olacak hatalar yaptigi da olmustur. Yukarida yaptigim aciklamalari da hesaba katarak gelin inceleyelim neler var neler…

Hud Suresinde 2. ayetini okudugunuzda cumlede oznenin kim olduguna (ayetin kim tarafindan dile getirildigine) dikkat ediniz:

1. Elif, Lâm, Râ. Hakîm ve Habîr olandan bir kitaptır ki bu, ayetleri önce muhkem kılınmış, sonra ayrıntılı hale getirilmiştir.

2. Ki başkasına değil, yalnız Allah’a ibadet edesiniz! Kuşkusuz, ben size O’ndan gelen bir uyarıcı ve müjdeciyim.

(Yasar Nuri Ozturk Cevirisi)

1,2. Elif Lâm Râ. Bu Kur’an; âyetleri, hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her şeyden) hakkıyla haberdar olan Allah tarafından muhkem (eksiksiz, sağlam ve açık) kılınmış, sonra da Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır. (De ki:) “Şüphesiz ben size O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.”

(Diyanet Cevirisi, (De ki eklemesinin Diyanet cevirmenleri tarafindan durumu kurtarmak icin eklendigini hatirlatirim)

Goruldugu gibi, Muhammed, ayette direk olarak insanlara kendi agziyla sesleniyor ve “Ben size O’ndan gelen bir uyariciyim” diyor. Bu ayetin Tanri’nin degil, direk Muhammed’in sozu oldugu cok aciktir. Aslinda sadece ve sadece bu ayeti okuyan bir Muslumanin hemen isyan etmesi gerekir. “Kuran bozulmamis”, “Kuran korunmus” gibi iddialarla gurur duyarken karsilarina boyle bir ayet cikiyor ve Muhammed acikca Kuran’i kendisinin yazdigini itiraf ediyor. Maalesef yukaridaki ayeti savunmak icin Islam alimleri sartlari epey zorlarlar ve komik duruma duserler. Bunlari yazinin devaminda anlatacagim. Devam edelim…

Muhammed, Kur’an’in Tanri tarafindan gokten indirildigi iddiasiyla cikip Kur’an’dan oldukca kafiyeli ayetleri okumaya basladiginda inanmayanlar Muhammed’i sair olmakla suclar, anlattigi hikayelerin zaten bilinen masallar oldugunu soylerler. Muhammed de ardi ardina Kur’an’in Tanri sozu oldugunu yineleyen ayetler okur.  Ama bazen ovunme ihtiyaci, onu kendisiyle celiskiye dusurur ve Kuran’in Allah’in sozu degil, kendisinin sozu oldugunu soyletir…

40. Ki o, çok soylu bir elçinin sözüdür.

41. Bir sairin sözü degildir o. Ne kadar da az inaniyorsunuz?

Maalesef Kur’an’in kendi yazdigi bir siir ve masal kitabi oldugunu ispatlarcasina 40. ayette Kur’an’in “soylu bir elcinin”, yani kendisinin sozu oldugunu soyler. 41. ayetle de kitabin iddia edildigi gibi bir sair sozu olmadigini yineler. Muhammed’in kendisini soylu olarak tanimlamasi da cok enteresandir. Esitligi savunmasi beklenen ve kurtulusu anlattigi iddia olunan bir kitapla Muhammed, insanlari siniflara sokmus, kendisini de “soylu” sinifina dahil ederek buyuk bir celiski icerisine girmistir.

Tekvir Suresi’nde de Muhammed soyle devam eder:

– Ki o, çok degerli bir elçinin sözüdür. Çok güçlüdür o elçi, Ars sahibinin katinda saygindir. (19-20. ayetler)

Ars sahibi olan Allah tarafindan sayginligi kabul edilmis ve guclu oldugunu yinelemistir. Ovunmeleri bununla da kalmaz Muhammed’in ve kuran ile kendisini ovmeye devam eder:

Süphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selam edin. (Ahzab Suresi , 56. ayet)

Sana bîat edenler ancak Allah’a bîat etmiş olurlar. (Fetih Suresi, 10. ayet)

İşte bu (hükümler) Allah’ın koyduğu sınırlarıdır. Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu, içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır.Kim de Allah’a ve Peygamberine isyan eder ve onun koyduğu sınırları aşarsa, Allah onu ebedi kalacağı cehennem ateşine sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır. (Nisa Suresi, 13-14)

Islam alimleri, bu tip ayetlerde bahsedilen elcinin Muahmmed degil Cebrail oldugunu iddia ederek bu ayetleri savunmak ve durumu kurtarmak yoluna giderler. Yalniz bu basarisiz bir savunmadir. Islam inanisina gore Melekler, iradesi olmayan, emir kulu yaratiklardir. Allah’a ibadet etmekten baska kendi baslarina hicbir seyi yapamazlar. Hepsi de biz insanlar yaratildiginda Kuran’a gore bize secde edecek kadar yetersiz ve aciz yaratiklardir. Hatta Muslumanlarin anlattigi hikayelere gore Seytan bu duruma isyan ederek Allah’a kafa tutmustur. E bu durumda bu kadar yetersiz bir yaratik olan bir melegin Kuran’i yazdigini savunmak, Musluman’i oldukca komik duruma dusurmez mi?

Cevaplanmasi gereken bir soru vardir: Kuran Allah’in sozu mudur, degil midir? Eger Allah’in sozuyse (ki oyle olduguna inanir Muslumanlar), Kuran icerisinde defalarca kez “soylu elcinin sozudur” denmesi hatalidir. Eger Allah’in sozu degilse, Kuran bariz bir sekilde Muhammed tarafindan yazilmistir. O zaman “kuran mucizesi”nin bittigini kabul etmek gerekir. Cebrailin sozu denecek olursa da, benim onumde secde edecek kadar ezik bir canlinin sozunun benim icin hicbir degeri olamaz. Yani bu savunmalarin hepsi de aslinda ici bos savunmalar olmaktan oteye gidemez.

Devam edelim…. Muhammed’in sinirli oldugu zamanlarda da ayetlerdeki ofke goze carpar:

Yahudiler, “Üzeyr Allah’ın oğludur” dediler. Hırıstiyanlar ise, “İsa Mesih Allah’ın oğludur” dediler. Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Onların bu sözleri daha önce inkar etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Allah onları kahretsin. Nasıl da haktan çevriliyorlar! (Tevbe Suresi, 30.ayet)

Sizce yukaridaki “Allah onlari kahretsin” gibi bir ifadeyi Tanri mi soyler kendi kendisinden dilekte bulunmak icin, yoksa bir insan mi? Inanilmaz… Islam alimleri bunu da yine Cebarilin sozudur diye savunmaya kalkarlar. Tabii bu durumda bu ayetin yazarinin Allah degil Cebrail oldugunu da kabullenmek gerekir ki artik durum iyice komiklesir. 🙂

Muhammed’in peygamberligini ilaninin ilk yillarinda kendisiyle dalga gecilmesi ve pesinden gidenin olmamasiyla epey cani sikkindir. Ebu Leheb’e nefret dolu bir sure yazar, muslumanlarin namaz kilarken okuduklari “Tebbet” suresidir bu. Bakiniz ne kadar nefret ve ofke doludur bu sure:

Elleri kurusun Ebu Leheb’in; zaten kurudu ya! Ne malı kurtardı onu ne de kazandığı. Alevli bir ateşe yaslanacaktır o; Karısı da, Odun hamalı olarak. Gerdanında bir ip olacaktır onun, en sağlam fitillisinden…

Tanri Elleri kurusun diyerek beddua mi etmektedir Ebu Leheb’e? Yoksa Muhammed midir bu bedduayi eden?

Butun bunlarin disinda Kuran kendi icersinde celiskilerle dolu bir kitaptir. Bunun uzerine yazdigim “Kur’an’da Celiski Yoktur” makalesini incelemenizi oneririm. Bir sonraki yazida gorusmek uzere…

Kategoriler:Dinler
  1. Misafir
    Mart 10, 2009, 9:28 am

    Bu yazi biraz karisik olmus ben tam olarak ne dedigini anlayamadim. Biraz daha net aciklar misin?

  2. Kaan
    Mayıs 23, 2009, 11:38 am

    Janos kusura bakma dostum ama yazdığın yazılar gerçekten olaya vakıf birine göre cok basit ve komik. Arapça bilmediğine bahse girebilirim. Bilseydin böyle bir yazıyı kaleme almazdın zira arapçayı türkçe ya da ingilizce gibi düşündüğün çok açık :))) Diğer bir yazına daha yorum yazmıştım lakin anlaşılan o ki cok fazla yazın var ve hepsine bir bir cevap verecek kadar zamanım su an yok. Zaten bu siteye de tesadüfen girdim. Ancak eğer gerçekten bilgine ve cesaretine güveniyorsan bana youtube dan berkem1977 nickinden ulaşabilirsin. Eğer amacın çamur atmak değil de gerçekleri öğrenmek ise seni bekliyorum… Burda boş alanda at koşturmaya pek benzemeyecek ama görelim bakalım gelecek misin.. Eğer gelecek olursan cesaretini buradan diğer tüm arkadaşlara da duyuracağım… Sağlık ve mutlulukla kal…

  3. Doctor
    Mayıs 23, 2009, 4:38 pm

    Kaan bey bu site ben anladigim senlik degil sen namazini kilmaya ahiretini kurtarmaya bak en iyisi Janos la tartisarak bir yere vamicaksin hem boyle konularda cesaret tartismada falan degil mevcut durumuna aksi yonden bakmandadir ki sen bunu asla yapamazsin ve burdaki yazilari kabullenmezsin. Sen bir dusun Janos senin dini sitene giriyor ve gercegi ogrenmek istiyorsan su nickle beni bul cesaretin varsa soyluyor ne kadar etik disi bir davranis olurdu degilmi ?! biraz Janos un yerine konusdum ancak yazina dayanamadim.

  4. cruyf
    Mayıs 29, 2009, 3:07 pm

    1,2. Elif Lâm Râ. Bu Kur’an; âyetleri, hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her şeyden) hakkıyla haberdar olan Allah tarafından muhkem (eksiksiz, sağlam ve açık) kılınmış, sonra da Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır. (De ki:) “Şüphesiz ben size O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.”

    bu bile yeterli bana göre.
    Ayrıca Kaan Bey Kur’anı yanına al ve bu yazılarla karşılaştırarak bak arapça bilip bilmemek ile alakası yok yani.Madem kendine ve inandığın şeylere çok güveniorsan burdaki yazılara bi açıklama getir.. saçma sapan yorum yapıcagına

  5. esma esma
    Haziran 2, 2009, 1:41 am

    kusura bakma jones ama sen ancak akıllara zarar bir insansın.cahil insanları kolayla kandırabilecek hinlikte mevcut.öncelikle kuranı kerim kendi başına içerik mana ,zahiri ,batıni ve batınında batıni olmak üzere farklı manaları olan dilediğine kendini açan bir mahluktur aynı zamanda.her ayetin bir şahsiyeti vardır.
    1.kuran-ı kerimde Allahu teala kimi zaman ben kimi zaman biz öznesini kullanmıştır.Bu kendisi ile birlikte sevdiklerini yüceltmesinden ileri gelmektedir.Kimi zaman kendi ağzından kimi zamanda kuran dan seslenir.diğerleri zaten basit şeyler daha birsürü var ama açıklamaları uzun.velhasıl jones gibiler için kuranı kerimde yapabiliyorsanız aynısından yapın,hadi onuda yapamadınız,bir kaç sure getirin,onuda yapamadınız benzeri bir kaç ayet getirin,ama asla yapamazsınız..diye buyurmuşlardır.
    3o bahsettiğin “40. Ki o, çok soylu bir elçinin sözüdür.” ayeti Cebrail Aleyhisselamdan bahseder.Orada Vahyedilmiş iletilmiş manası içerir.

  6. esma esma
    Haziran 2, 2009, 1:46 am

    işin ilginç yanı madem böyle bir düşünceye sahipsin ,neden bu kadar Kurana yer vermişsin yazılarında.bence sende kendi içinde bayağı bir çelişki yaşıyorsun.hadi hayırlısı

  7. Haziran 2, 2009, 9:56 am

    Sevgili Esma,
    Bana yakistirdigin bazi “peygamberlik sifatlari” icin tesekkur ederim. Bu siteyi takip edenler ve eger varsa etkilenenler cahil insanlar degil aksine arastirmaci ve sorgulamaci insanlardir. Bu sitedeki makaleler cahil insanlar uzerinde genelde “kufretme veya yazilardan cok yazana saldirma” sonucu doguruyor:) Bence sen bu sitede fazla vakit kaybedip sinirlerini bozma, soylu elcilerin sozu olan ve benim gibilerin benzerini getiremeyecegi Kurani acip bir kac ayet oku ve rahatlama yolunu sec.

  8. Doctor
    Haziran 7, 2009, 7:26 am

    Vay be cahilmisim haberim yok :)) 6 yil namaz kilmis dini bir cok kendini musluman sayandan daha ictenlikle kabullenmis ve yasamis biriydim nevarki icimde kalan bazi soru isaretleri beni arastirmaya surukledi Janos un bu sitesi ve buna benzer bircok sitede kendimi buldum diye bilim. Emegin icin tesekkurler.

  9. Abdullah
    Haziran 8, 2009, 3:14 pm

    Lan saçma ötesi yazılarını Yanında bulunan 384 melek arasından iki melek varki kiramen katibin kayıtta şu anda sen ya ataist ama diilsin tevrattan çalıntı var diyosun sen kesin yahudi sin Kuranla ilgilenmişsin çünkü kuyruk acısı var Zaten Kuran diyorki Yahudiler yeryüzünün bozguncularıdırlar… Yazık mübarek Hz.Musa nın adını kullanıp mübareği üzüyorsunuz Ama Hak geldi Batıl yıkıldı zaten yıkılmayada mahkümdür. Neyse ahirette görüşme dileği ile bozguncu-fitneci aynı zaman da acınacak adam…

  10. Haziran 9, 2009, 5:38 pm

    Ben tesekkur ederim Doctor.

  11. serkan ultrAslan
    Ekim 3, 2009, 2:50 pm

    saçmalamışın dostum:)) kankan turan dursunla senin kulaklarını çınlatırız tabi orada çınlıcak bi kulağın hala kalırsa:)))

  12. Ateist
    Ekim 4, 2009, 1:39 am

    Doctorla aynı kaderi paylaşıyoruz. Sadece o 6 yıllık dediğin süre bende 4 yıldı.

  13. noname
    Ekim 12, 2009, 3:47 pm

    KURAN’DA ALLAH NEDEN BEDDUA VE LANET ETMİŞTİR?
    Kur’an’daki beddua ve lanetler, belli vasıflara sahip kimselere yöneliktir. Kur’an, şahıslardan ziyade vasıfları, düşünceleri, muhatap alır. Netice itibariyle öbür dünyada, insanların bir kısmı, Allah’ın rahmetine ve ihsanlarına kavuşur, cennete girer. Bir kısmı da, onun lanetine uğrar/rahmetinden uzaklaşır, onun gazabı ve azabının merkezi olan cehennem zindanına girer.

    Allah’ın Kur’an’daki bu tür ifadeleri, aslında merhameten söylenen birer uyarıdır. Çünkü, kötülüğün ne olduğunu bilmeyen ondan nasıl uzaklaşabilir? İyiliğe rehberlik etmek nasıl bir yoldur.

    Kaldı ki, Kur’an’ın bu gibi sert ifadeleri, inkârcılara yöneliktir. Küfür ve inkârcılık ise, Allah’ın bin bir isim ve sıfatlarına karşı bir meydan okuyuştur. Kâinatın binler belgesiyle hak ve hakikatin varlığına yaptığı şahitliği reddetmek anlamına geliyor. Yüz binlerce peygamberin binler mucizelerini ve milyonlarca evliyanın milyonlarca keşif ve kerametlerini inkâr etmek hükmüne geçiyor. Özetle, küfür ve inkâr, Allah’ın bütün isim ve sıfatlarının hadsiz tecellilerini, kâinatın had ve hesaba gelmez şahitliklerini yalanlamak ve onların hukukuna saygısızlık olduğundan, bu sert ifadelerle onları uyarmak tam yerinde bir belagattir.

    Tebbet suresindeki bedduaya gelince:

    Bu surenin mana şümulünde Ebu Lehebin zatında kıyamete kadar onun zihniyetinde ve islama zıt olan insanların durumu açıklanmıştır. Ebu leheb bunlardan birisidir. Dolaysıyla bu surede vurgu yapılan sadece fani ve ölümlü bir insanın hatalarını anlatmak değil bu vesileyle bu tür hatalara düşmemek için kulları uyarmaktır.

    Hem Allah Kur’anda kullarının anlaycağı üslupta konuşmaktadır ki buna “tenezzülat-ı ilahiye” denir. İnsanlar kendi aralarında beddua gibi kınama ifadelerini kullanmaktadırlar. Allah’da Kullarının anlayacağı şekilde hata yapan bir kulunun hatasına vurgu yapmak ve diğer kullarına bildirmek için hatanın derecesine göre şiddetli ifadeler kullanmaktadır. Bu şekilde kullarını o hatalara karşı uyarmaktadır. Hem islama karşı olan peygamberin amcası da olsa iltimas görmeyeceğine işaret var.

    Elmalılı bu konuda şöyle der;

    “Ebu Leheb, şahsı gösteren bir künye olmakla beraber lugat itibarıyla asıl mânâsı, alev babası demektir. O itibarla Peygamber’e ve İslâm’a karşı ateş püskürmek isteyip de, kendini cehenneme atmış olan kâfirlerin hepsinin temsilcisi olması sebebiyle onun helâki, hepsinin helâkına misâl yapılmıştır ki, bu da, “Allah’ın nûrunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Halbuki, kâfirler istemese de Allah, mutlaka nûrunu tamamlamak ister.” (Tevbe, 9/32) âyetinin ifade ettiği anlama işaret olur. Künyeler, alem ismi olmakla beraber yerine göre Hâtem-i Tâi’nin cömertlik, Ebu Hanife’nin ilim ile şöhret bulması gibi sıfatlık mânâsına gelmelerinden ve Meânî ilminde Ebu Leheb isminin de “ateş babası” demek olmasından dolayı, kinâye yoluyla “cehennemlik” vasfına delâlet eden meşhur bir misâl olarak söylenmiştir. Ayrıca kinâyeler de, hakikatin iradesine engel olmayacağına göre burada, söz konusu mânânın hususi bir önemi vardır. Yani maksat sadece Ebu Leheb’in şahsını belirtmekten ibaret olmayıp, onun vasfına ve bu vasıfta ona benzeyenlerin hallerine de işaret edilmiş demektir.” (H.Yazır, Hak Dini Kur’an Dili)

  14. noname
    Ekim 12, 2009, 4:06 pm

    YÜCE KİTABIMIZ KURAN PEYGAMBERİMİZİN SÖZÜ DEĞİLDİR!
    Kur’ân-ı Kerim’in, Efendimiz veya başka biri tarafından tertib edildiği iddiası birkaç gözü dönmüş cahiliye insanıyla, günümüzün, Kur’ân düşmanı müsteşrikleri tarafından sık sık ortaya atılan bir mevzudur ve bununla bilgisiz, görgüsüz kimselerin zihinlerinin bulandırılması hedeflenmektedir. Kanaatimce, dünün müşrikleri gibi, bugünün müşrikleri de, bu mevzuda düşünmeden garazlı davranıyor ve garazlı konuşuyorlar. Zira Kur’ân, kim tarafından olursa olsun, insafla ele alındığı zaman bir beşere mal edilemeyecek kadar muallâ ve ilâhî olduğu anlaşılacaktır. Şimdi bu ciddî mevzuun derinlemesine tahlilini dev adamların devâsâ kitaplarına havale edip sadece birkaç ana başlığı hatırlatacağız:

    a . Bir kere Kur’ân’ın üslubuyla hadislerin üslubu birbirlerinden o kadar farklıdır ki; Arablar, Efendimizin Kur’ ân dışı beyanlarını, kendi muhavere ve konuşma tarzlarına uygun buluyorlardı ama, Kur’ân karşısında hayret ve hayranlıktan kendilerini alamıyorlardı.

    b. Hadisleri okurken, arkasında düşünen, konuşan, Allah haşyetiyle iki büklüm olan bir insan imajı sezilir. Oysa ki, Kur’ân’ın sesinde yüksek bir celâdet, heybetli bir edâ ve cebbar bir şive hissedilir. Bir insan beyanında, birbirinden öyle çok farklı iki üslubu birden tasavvur etmek ne makuldür ne de mümkün.

    c. Mektep-medrese görmemiş ümmî bir insanın -O ümmîye ruhlar feda olsun- eksiksiz, kusursuz; ferdî, ailevî, içtimâî, iktisâdî ve hukukî bir sistem getirip vaz’ etmesi, herşeyden evvel düşünce ve aklın bedâhetine terstir. Hele bu sistem, asırlar boyu, dost-düşman bir sürü millet tarafından tatbik edilecek kadar harika ve bugüne kadar tazeliğini korumuşsa.

    d. Kur’ân’da varlık, hayat ve bunlarla alâkalı ibadet , hukuk ve iktisad gibi mevzular birbiriyle öyle dengeli ve yerli yerince ele alınmıştır ki; bunları görmemezlikten gelerek onu beşer kelâmı farzetmek, bir bakıma onun mübelliğini beşer kabul etmemek demektir. Zira, yukarıdaki meselelerin bir teki bile, süreklilik ve zaman üstü olma gibi, hususiyetleriyle en büyük dâhilerin dahi altından kalkamayacağı ağır meselelerdir. Böyle, yüzlerce meselesinden herbiri, birkaç dâhinin üstesinden gelemeyeceği zengin muhtevalı bir kitabı, mektep-medrese görmemiş bir ümmîye isnad etmek mücerred bir iddiadır.

    e. Kur’ân, geçmişe-geleceğe dair verdiği haberler itibariyle de hârikadır ve katiyyen beşer kelâmı olamaz. Bugün, yeni yeni keşiflerle ortaya çıkarılan, geçmiş kavimlerin yaşayış tarzları, iyi veya kötü akıbetleri kelimesi kelimesine asırlârca evvel Kur’ân-ı Kerim’in haber verdiği gibi çıkmıştır. İşte, Hz. Sâlih, Hz. Lüt ve Hz. Musa gibi peygamberler, işte onların kavimleri ve işte herbiri başlı başına birer ibret meşheri olan meskenleri..!

    Kur’ân’ın, geçmişe dair verdiği haberlerin katiyyet ve doğruluğu kadar, geleceğe aid ihbarâtı da o ölçüde önemli ve başlı başına bir mucizedir.

    Mesela: senelerce evvel Mekke’nin fethedileceğini ve Kâbe’ye emniyet içinde girileceğini “Allah dilediğinde, güven içinde başlarınızı traş ederek ve saçlarınızı kısaltarak korkmadan Mescid-i Haram’â gireceksiniz” (Fetih suresi/27) ayetiyle haber verdiği gibi, İslâm’ın bütün bâtıl sistemlere galebe çalacağını da “O, Resûlünü, hidayet ve hak dinle gönderdi ki bütün dinlere galebe çalsın. Şâhid olarak Allah yeter” (Fetsh/28) beyanıyla ilân etti. Kezâ, o gün Roma’lılar karşısında savaş galibi görünen Sâsânilerin yenileceğini ve aynı zamanda, Bedir gâlibiyetiyle müslümanların da sevineceğini “Rum yenildi (bölgenize) en yakın bir yerde. Onlar bu mağlubiyetden sonra (yeniden) galebe çalacaklar. Birkaç yıl içinde. Bundan önce de sonra da iş Allah’a aiddir. O gün mü’minler de sevinirler.” (Rum/2-4) müjdesiyle duyurmuşdu; vakti gelince Kur’ân’ın haber verdiği gibi çıktı. Bunun gibi, “Ey Resûl, Rabbinden sana indirileni duyur; eğer bunu yapmazsan O’nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni (insanlardan gelen kötülüklerden) koruyacaktır” (Maide/67) ayetiyle de, en yakınındaki amcasından, düşman millet ve düşman devletlere kadar çevresi düşmanlıklarla sarılı olduğu halde, hayatını emniyet içinde geçireceği va’dolunmuşdu ve öyle de oldu.

    Değişik ilim dallarının inkişâfıyla, âfâk ve enfüsün yâni insan mâhiyeti ve mekânların didik didik edileceğini, ilmî buluş ve tesbitlerin, yeni yeni keşiflerin insanoğlunu inanmaya zorlayacağını “Biz onlara, ufuklarda ve kendi nefislerinde mucizelerimizi göstereceğiz ki, o (Kur’ân ve Kur’ân’ın getirdikleri)nin gerçek olduğu onlara iyice belli olsun. Rabbinin herşeye şâhid olması yetmez mi?” (Fussilet/53) mucizevî beyanıyla ifâde etmişti ki, günümüzde süratle o noktaya doğru gidilmektedir. Ayrıca, Kur’ân, nazil olduğu günden bu yana “Deki: And olsun, eğer insanlar ve cinler şu Kur’ân’ın bir benzerini getirmek için toplansalar, yine O’nun benzerini getiremezler. Birbirlerine arka verseler de.” (İsra/88) deyip, hasımlarının damarlarına dokundurduğu halde, bir-iki küçük hezeyanın dışında, kimsenin ona nazire yapmaya teşebbüs etmemesi ve edememesi, onun verdiği haberi doğrulamakda ve mucize olduğunu ilan etmektedir.

    Kur’ân-ı Kerim’in nâzil olduğu ilk yıllarda, müslümanlar az, zayıf, iktidarsız ve geleceğe aid hiçbir düşünceleri yoktu. Ne bir devlet, ne dünya hakimiyeti ne de yeryüzündeki sistemleri altüst edecek dinamikleri hâvi yeni dinin güç kaynağı adına hiçbirşey bilmiyorlardı. Oysa ki, Kur’ân “Allah sizden, inanıp iyi işler yapanlara va’deti ki; onlardan öncekilerini nasıl hükümrân kıldıysa, onları da yeyüzünde hükümran kılacak ve kendileri için seçip beğendiği dinlerini sağlama bağlayacak ve korkularının ardından da onları güvene erdirecektir.” (Nur/55) ayetiyle onlara, bu yüksek hedefleri gösteriyor ve cihanın hakimi olacakları müjdesini veriyordu. Daha bunlar gibi, müslümanlığın ve müslümanların geleceği, zafer ve hezimetleri, terakkî ve tedennîleriyle alâkalı pekçok ayetler varki, hepsini burada zikretmemiz mümkün değil. Kur’ân-ı Kerim’in gelecekle alâkalı verdiği haberlerin büyük bir bölümünü, değişik ilim dallarının varacakları nihâi hudutlarla ilgili olan ayetler teşkil eder. İlmî tesbitlerle alâkalı, kısa fezlekeler halinde, Kur’ân’ın verdiği haberler o kadar hârika ve o kadar erişilmezdir ki, onun bu mevzudaki beyanlarını kulak ardı etmek mümkün olmayacağı gibi, bu mevzudaki beyanlarıyla ona beşer kelâmı demek de mümkün değildir. Yüzlerce âyetin sarâhat, delâlet ve işaret yoluyla ifâde ettikleri harikalara dair pekçok eser yazıldığından, bu meselenin tafsilâtını o eserlere havale ederek, misâl teşkil edecek birkaç ayetin işaret ve delâlet ettikleri hususları kaydedip geçeceğiz.

  15. Abdullah TUNA
    Ekim 13, 2009, 4:58 am

    “a. Bir kere Kur’ân’ın üslubuyla hadislerin üslubu birbirlerinden o kadar farklıdır ki” : Hangi şairin yazdığı şiirlerin üslubuyla günlük konuşmasının üslubu birbirine benzer ki…

    “b: Bir insan beyanında, birbirinden öyle çok farklı iki üslubu birden tasavvur etmek ne makuldür ne de mümkün.” : Dünyada bunu başarabilen bir sürü çift kişiliğe sahip insanlar mevcuttur açık söyleyim çok da zor değil…

    c.mektep mederse görmemiş bir insan bu kadar kusursuz ve eksiksiz yazamaz diyorsunuz. yerinizde olsam bu sitede ki “Kur’an’da Celiski Yoktur! Acaba?” yazısını okurdum…

    d. bütün konular dengeli ve kusursuz hiç bir dahi böyle birşeyin altından kalkamaz diyorsunuz. size tavsiyem kurandan sonra yazılan kutsal kitaplara bir bakın kuranda artık “bu son din ben son peygamberim” dendiği için ondan sonra tanrıyla konuştuğunu iddia edip kitap yazan insanları pek fazla umursamadınız en son 1994 de bi adam “tanrı ile sohbet” diye 4 kitaplık bir seri yazdı onu bile okusan farkedersin kuranın ne kadar saçma olduğunu ve böyle bir kitabın bir insan tarafından rahatlıkla yazılabileceğini…

    e. kuranın geçmişe dair verdiği haberlerin doğru olması gayet doğaldır bir çok tarih kitabının yaptığı gibi. geleceğe dair verdiği haberlerle ilgili ve ilmi keşiflerle ilgili şu örneği dikkatle inceleyiniz:

    evrenin genişlemesi mevzusu ve buna kanıt olarak sunulan zariyat suresinin 47. ayeti

    buyrun okuyalım:

    . göğü kendi ellerimizle biz kurduk ve biz (onu) elbette genişleticiyiz. (diyanet vakfı meali)
    . göğü gücümüzle biz kurduk ve onu biz genişletmekteyiz. (edip yüksel meali)
    . göğü sağlam yaptık, biz genişleticiyiz. (süleyman ateş meali)
    . göğe gelince, onu biz ellerimizle kurduk. hiç kuşkusuz, biz, genişleticileriz. (yaşar nuri öztürk meali)

    bu yukarıdakiler yeni mealler. bilimsel bir keşif sonrası zariyat suresinin bu ayeti bilimsel yeniliğe doğru sündürülmüş, bilimsel gelişme sonrası ortaya çıkan evrenin genişlemesi bilgisine doğru çekiştirilmiş ki ortaya da bu mealler çıkmış.

    şimdi bir de aynı ayeti abdülbaki gölpınarlı ve elmalılı hamdi yazır’dan okuyalım. bakalım onlar bu ayeti nasıl açıklamışlar:

    . ve biz, gökleri kurduk kudretle, onlardan daha üstününü, daha büyüğünü kurmaya da gücümüz yeter. (abdülbaki gölpınarlı meali)
    . biz göğü kudretimizle bina ettik. hiç şüphesiz biz, çok genişlik ve kudret sahibiyiz. (elmalılı hamdi yazır meali)

    dikkat edilirse bu meallerde evrenin genişlemesinden hiç bahsedilmiyor. çünkü evrenin genişlediğini daha bilen yok, duyan hiç yok!

    görüldüğü gibi bazı kuran yorumcuları, her bilimsel keşiften sonra ayetlerin mealini değiştirip, bilimsel gelişmeye uyduruyorlar. ayetleri bilimsel yeniliğe doğru ucundan tutup çekiştiryorlar.

    size tavsiyem ilmi keşifler olmadan veya o gelecekle ilgili haber verdiği olaylar olmadan önceki ayetleri ve yorumlarını inceleyiniz birde o keşifler/olaylar olduktan sonraki ayetleri ve yorumlarını inceleyiniz aradaki farkı görünüz saygılarımla…

  16. noname
    Ekim 13, 2009, 1:24 pm

    Sayın Abdullah Tuna bey işte elmalılı tefsiri

    47- “Bir de semaya bakın biz onu kuvvetle bina ettik.” “İzmar alâ şaritati’t-tefsir”dir. Yani semanın âmili olan “fiil” gizlenmiş de zamirine taalluk ettirilerek diye tefsir edilmiştir. Eserden, bunu yapan müessirin çıkarılmasını ifade eden, bir üslubda lafız mânânın muhtevasına terkibi ile de uyum sağlamıştır.

    EYD, “yed” kelimesinin çoğulu olabilirse de burada “Davud’u, o kuvvet sahibi zatı hatırla.” (Sâd, 38/17) âyetinde olduğu gibi teyidin aslı olan “kuvvet” mânâsına olması daha ağır basar. Bu beyan “Allaha kaçın!” ifadesi ile “Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat, 51/56) âyetinin muhtevasına ve mânâsına önceden yapılmış bir hazırlıktır. Nitekim “Şüphesiz rızık veren güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah’tır.” (Zâriyât, 51/58) âyeti ile teyid olunacaktır. Ve hiç şüphesiz biz çok genişliğe malikiz. Bunun iki mânâsı vardır: Birisi, kudret genişliğini ifade eder. Kudret ve kuvvetimiz öyle geniştir ki semayı bina ile tükenmedikten başka onu daha çok genişletebilir. Bu mânâ hem, “Artık orada bize ne bir yorgunluk dokunacak ne de orada bize bir usanç gelecektir.” (Fâtır, 35/35), hem de “O’nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır.” (Bakara, 2/255) âyetlerinin mânâlarını andırır. Birisi de zenginliği, nimet ve nimet vermede genişliği ifade eder, biz darlıkları genişletiriz. Yalvaran darda kalmışlara icabet eden, sıkıntıları açan, ihtiyaçları gideren, fakirleri zenginleştiren, nimet vereniz, demek olur.

    * http://www.kuranikerim.com/telmalili/zariyat.htm alıntıdır.

    size tavsiyem ayetleri tefsirleri ve peygamberimizin sahih hadisleri ile anlamaya çalışın. Malum Kuran-Kerim arapça ve Türkçemize çevrilirken tam anlamını vermiyebiliyor

    Yüce kitabımız Kuran-Kerim’e objektif olarak bakıldığında insan sözü olmadığı anlaşılır. ama sen inanmak istemiyorsan benim yapabileceğim bi şey yok
    Bu arada hangi tarih kitabı gelecekten haber veriyor. tarih geçmişi inceler.. tarih bana göre en büyük yalanlar bilimi yalnız -Allah’ın sözü- müstesna.. Belkim haber veriyor dediğin tarih kitaplarında yazanlarda Allah’ın sözüdür. Allah çok peygamberler göndermiştir. ve gaybı yalnız Allah bilir.

    Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin sahibi olan Yüce Rabbimiz, Kuran’da kulları için her açıklamayı yapmıştır. Bu açıklamalardan biri de ölen firavunun bedeninin gelecek kuşaklara aktarılacağıdır. Bu mucize bir ayette şöyle bildirilmektedir:

    Bugün ise, senden sonrakilere bir ayet (tarihi bir belge, ibret) olman için seni yalnızca bedeninle kurtaracağız (herkese cesedini göstereceğiz). Gerçekten insanlardan çoğu, Bizim ayetlerimizden habersizdirler. (Yunus Suresi, 92)

    Yüce Allah, bu ayetiyle firavunun cesedini geride kalanlara bir delil olarak bırakacağını bildirmektedir. Ancak, arkeolojik bulgularda boğularak ölmüş bir firavundan bahsedilmemektedir. Bunun açıklaması ise yine Mısır tarihinde bulunmaktadır. Mısır’da firavun yönetimlerinin tarihi başarısızlıklarını kayıt etmedikleri bilinmektedir. Bu başarısızlıklardan biri de Hz. Musa’yı takip ederken boğulan firavun ve askerlerinin akıbetidir.

    Allah birçok ayette cezalandırdığı ve gelecek kavimlere ibret olarak bıraktığı insanlardan bahsetmekte fakat hiçbirinin, firavunun cesedinin dışında, korunarak bırakılacağına işaret etmemektedir. Firavunun cesedinin mumyalanarak günümüze kadar gelmesi ise Kuran’ın bu cesedin korunacağına ilişkin mucizevi haberini doğrulamıştır. Bugün firavunun yani II. Ramses’in mumyası Kahire müzesinde sergilenmektedir. Firavunun cesedi boğulduktan sonra bulunarak Mısır’a getirilmiş olmalıdır. (Şüphesiz en doğrusunu Yüce Allah bilir.)

  17. çağla
    Ekim 23, 2009, 12:19 pm

    40. Ki o, çok soylu bir elçinin sözüdür.

    19. Ki o, çok değerli bir elçinin sözüdür.

    çevirileri hatalı. burada söylenen o, çok soylu bir elçinin getirdiği sözdür………………

  18. Allah'ın kulu
    Aralık 30, 2009, 7:26 pm

    Ben ne derseniz deyiniz kendi varlığımı,ölümü ve bu dünya düzenini ve ölüm ötesini ancak İSLAM’da mantıklı buluyorum.Dünyada var olan bütün görüşlere bakınca dünyayı çıkar uğruna yönetenler nedeniyle var olan şu an içinde bulunduğumuz islam dışı hazin yapı ortadadır.Dünyadaki sorunları çözmek adına müslüman ve gayrımüslim tüm insanların en geniş kapsamlı ve adaleti muhteva eden hak,hukuk düzeni islamdadır.Çağımız toplumuna dahi ışık olacak herşey mevcuttur.Bana kesinlikle diğerlerinin verdiği gibi günahkar müslümanları örnek vermeyiniz.Dediğiniz gibi eğer manıklı olduğunu düşündüğünüz başka bir kitap olsaydı,Güneş’i hergün bize gösteren Rabbim onu da elbette gösterirdi.Şu dünya düzenine baktığınızda bahsetiğiniz kitapları kim biliyor(sen ve bir grup dışında mantıklı görülmeyen_diğer insanlar aptal mı sadece siz mi akıllısınız?_14 asır önceki görüş ne kadar hızlı yayılırken günümüz teknolojisindeki o senin mantıklı dediğin kitaplar nasıl yayılmamış?)ki insanlığa Allah tarafından yollanmış olsun ve bilinip de uyulmaması gerekenler de değiştirilmemiş içeriği bozulmamış olsun.İlkel dinlerden bahsetme gereğini görmüyorum.Nitekim geçmişte var olan doğruyu inkar edenler gibi bizler de helak olurduk dediğiniz doğru olsaydı.Çünkü çok uzun bir zaman dilimi dahilinde insanların neredeyse tamamı yanlışa sapmış olurdu.Dünya hayatını en güzel şekilde bize sunan Rabbimiz kuşkusuz ahirette de kazançlı çıkmamızı ve ebedi mutluluğa erişmemizi isteyecektir.Bunun için gerekli olan bilgi birikimini elimizin tersiyle itmemizin yanlızca bizden kaynaklı bir inkar ve inat olması(mantıksal açıdan tamamen uygunluğunu görüp kendimizi kandırmamızdan kaynaklanan) haricinde Allah’tan kaynaklanacak bir sorun olamayacağı aşikardır.Kur’an’da hata bulmak senin haddini aşar,çevirilerle Kur’an’ı karıştırma nitekim Efendimiz Hz.Muhammed (S.A.V.) dahi Allah’ım ben Sen’i hakkıyla anlayamadım demiştir.Daha fazla söze gerek görmüyorum.

  19. Agnostik
    Aralık 31, 2009, 11:37 am

    Sana zaten başka bir yerde cevap verdim bu yüzden sadece şu dediğine cevap vereceğim:

    “Ben ne derseniz deyiniz kendi varlığımı,ölümü ve bu dünya düzenini ve ölüm ötesini ancak İSLAM’da mantıklı buluyorum.” demişsin.

    Başka bir dini araştırdın mı; veya Müslümanlığı hiç bir düşünceye ve çocukluğundan beri beynine işlenen şeylere aldırmadan sorguladın mı ki böyle bir şey söylüyorsun?

  20. Allah'ın kulu
    Ocak 1, 2010, 1:17 pm

    Ben islamı sorgulama bahsini başka bir yerde cevaplamıştım orayı oku.Evet dinleri oturupta sabahtan akşama kadar araştırmak için çok fazla zamanım yok ki gereği de yok.Ana hatlarıyla,var olan dinleri onların mantıksızlığını görecek kadar biliyorum.Üç tane kitap inmiş,zamanımızda uyulan,hak din(Müslümanlık,hristiyanlık,musevilik,)var ve diğer ilkel dinler(budizm gibi) ve sayısını bilmediğimiz ki gerekmeyen insan oluşumu hümanist,yoruma bağlı dinler mevcut.Puta tapınılan dinleri izninle eliyorum.Hümanist oluşumlu dinler zaten insan oluşumu olduğu için hata içerirler.Bilim insanların eliyle olur ama din insanların eliyle değil,insanların kabul etmesi,uymasıyla olur.Hristiyanlıkta günah çıkarmanın kolaylığı insanı adete günah işlemeye sevkediyor(o dinde olsaydım hergün akla gelemeyecek günahları işlerdim.),Musevi olunmaz doğulur biliyorsun,senin inancın hümanist dinler arasına giriyor ki sana uysam diğer insanların ne günahı var ki onlara uymayayım.İslam ise kaynağı Kur’an,Hadisler,Cebrail(A.S.)’ın peygamberimize göstermiş olduğu ibadet şekilleriyle ve bunların kaynağında insanların aslında zaman ötesi bilgi içeriğini günümüz aydınlarınca günümüze yorumlanması gibi kaynaklarca oluşturulmuşur.
    Peygamberimiz gelişi beklenen,insanların Onu kendi çocuklarından dahi daha iyi bildiği(araştırmacılar,kahinler Onun özelliklerini biliyorlardı) ve insanların belki çocuğum o son peygamber olur diye çocuklarına Onun ismini verdiği,diğer hak dinlerce değiştirilmiş hallerinde dahi bunu görebildiğimiz bir peygamber olarak bu dini insanlara anlamıştır.Bakın museviler ve hristiyanlar dünyanın adeta anasını ağlatıyor ne zulüm varsa yapıyorlar.Müslümanların günahkarları da dünyayı az ağlatmıyor bu doğrudur gerçekten ama gerçekten temiz ve ihlaslı olanlar çok az olsa da biz onları örnek almalıyız.Durum bundan ibaret ama dediğim gibi islamı kaynağına bakarak değerlendirin.

  21. Allah'ın kulu
    Ocak 1, 2010, 1:28 pm

    Peygamberimiz islamı yahudilerle paylaşığında onlar reddettiler bile bile ve onların en bilgini olan Abdullah Bin Selam eğer beni onaylarsa sizde onaylarmısınız deyince Peygamberimiz,onlar kabul ettiler.Bunun üstüne orada saklanan Abdullah Bin Selam ortaya çıkıp Peygamberimizi teyit edince Peygamberimizi ve Abdullah Bin Selam’ı inat edip gene yalanladılar.Size önerim gidin Martin Lings’ten Peygamberimizin Hayatı’nı okuyun.

  22. Allah'ın kulu
    Ocak 1, 2010, 7:44 pm

    http://www.v-izle.com/yasin-izlea-QLsxfa130&feature=youtube_gdata.html

    Siz Kur’an’a hakaret etiniz size en güzel cevabı kendisi verecek.Dinleyin de kalbiniz yumuşasın.

  23. Agnostik
    Ocak 2, 2010, 9:12 am

    Dostum sorunda bu işte. İnsan eli ile oluşan dinlerde saçmalık olabilir. Biz de müslümalıktaki saçmlıkları görüp insan eli ile yapıldığını anladığımız için dinsiziz.

  24. Allah'ın kulu
    Ocak 2, 2010, 5:05 pm

    Siz anlamadınız.
    Yanılgıdasınız.Öyle sanıyor veya sanmaya çalışıyorsunuz.

    Olağanüstü meseleleri olamaz diye nitelendiriyorsunuz.Taktir edersiniz ki olağanüstülük görülmemiş,doğa kurallarına uymayan diye nitelendirdiğimiz olaylardır.Fakat doğanın kanunlarını da biz koymuyoruz ki,farkındaysan biz onları sadece öğreniyoruz.Bir düzen var ve yalnız biz bunun neresinde olduğumuzu,ne yapmamız gerektiğini bilmiyoruz ama düzenin içinde yer alan en zeki de varlıklarız.
    Kur’an’da gördüğünüz sözde yanlışlıkları cevaplamıştım.Şimdi ise olağanüstü olaylara inanmamanıza cevap veriyorum.

    Buradaki en can alıcı nokta Allah’ın varlığıdır.Takdir edersiniz ki O’nun(O,gücü herşeye yeten Zat’ın)varlığını ispatlamak sizin bir gemide neden aslanların ceylanları yemediği gibi meselelerdeki anlamadığınız noktaları aydınlatacaktır.

    Dedim ki kurulu düzenin en zeki varlıkları olan biz,neyin içinde olduğumuzu ve ne yapmamız gerektiğini bilmiyoruz.Herşey bize hizmet ediyor akılları olmasa da.Evrenin ortaya çıkması gibi hadiselerde toz bulutları(molekül,elektron veya atom… o şey neyse)sanki kafa kafaya verip düşünmüşler yav bu toz olarak yaşamak çok banel.Gelin de biraz dönelim,oynayalım,aksiyon(ekşın) yapalım da bi kainat yapalım demişler.Saçma da olsa bi kural koyalım herşey insana hizmet edecek arkadaş,zaten bunların hepsinin olması da saçma olduğu için sorun yok.Ve zamanla(en önemli meseledir zaman) hedeflerini tutturmuşlar ve nasıl olduysa bu iş gerçekleşmiş.Bunu kabul etmeniz lazım,Allah’ın varlığını inkar etmeniz için ki bilime uyuyorsunuz ya bu bence bahsettiklerinizden -ço..ok-daha saçma.Şimdi kendi kendine oluştuğunu ve bütün bunların insanlar için olduğunu söylediğiniz dünyada doğa kanunlarının varlığı da çok garip.Bunca zaman gariplikler hasıl olmuş sonra sıkılmış yav yeter bu kadar değişim,şimdi artık sabit kurallara geçelim mi demiş tüm kainat.Olağanüstü meseleler olmayacak mı demiş varlıklar ve doğa,artık bu kadar olağanüstü şeyden sonra.
    Yoktan ilkin nasıl var olduklarını da işin içine katınca al başına belayı.En iyisi Allah’a uymak bence.Sizi kabul etmek için,böyle saçma nedenler üretmeye çalışmam sizin gibi gecemi gündüzüme katıp yokmu bir boşluk,bi gariplik şu islamda diye arayıp didinmek zorunda kalırdım.Yok arkadaş inanınca böyle güzel cevapları yarım saatte vermek varken size,sizin gibi didine didine ömrümü bitiremem.Bir de ceza mükafat var işin ucunda-hele Allah’ın rızasını da katınca hesaba- ben islamda iyiyim ve bilimle de ilgilenebiliyorum,aynı zamanda bilimle uğraşırken sevap kazanıyorum.
    İslam dini insan eliyle oluşturulmamıştır.Dünya,evren nasıl kendi kendine oluşamazsa o da Allah’ın emriyle oluşmuştur.

  25. Agnostik
    Ocak 3, 2010, 4:59 am

    Öcelikle şunu söyleyeyim ben ateist değil agnostiğim. Yani boşuna allah vardır yoktur tartışmayalım. Ayrıca yüzyüze olmayınca bu tartışma sonsuza kadar gider. Çünkü her yorumda ikimizde başka konulardan yola çıkıyoruz. Ben ayrıntı olan konuları uzatmayacağım, şimdi sadece 2-3 konu üzerinde duracağım:

    1) Tabii ki de islam risaleler kasetlerle sınırlandırılamaz. Ama bence bunlar islamın %90’ını açıklayan çok geniş eserlerdi. Bunların yazımında açıklamalardan çok misaller kullanılmıştır. Fakat her misal olayı çok iyi açıklıyor gibi görünsede, aslında üzerinde düşünüldüğünde kurnazca hazırlanmış alakasız misaller olduğunu anlıyorsun.

    2) Tabiki de allah var olabilir. Kesinlikle allah vardır diyemesek bile bazı teorik yollardan allaha ulaşabiliyoruz. Aynı şekilde bazı teorik yollar da allahın yokluğunu ispatlıyor. Bu yüzden ben bu konuda kararsızım.
    Ama anlatmak istediğim şu; Allah var olsa kendisini yarattıklarına bildirmek istemez. Yani kendi varlığını ispat etmeye çalışmaz. Kesinlikle kibirlilik, sinirlenmek, öfkelenmek, sevmek mutlu olmak gibi duyguları barındırmaz. Yarattıklarından bir teşekkür beklemez. Ve ya onları test etmeye kalkışmaz. Test etmeye kalkışsa kendi varlığını reddedilemeyecek şekilde bildirir ve insanları iyilikten ve ya kötülükten test eder. Hatta test sonuçlarını önceden biliyorsa eğer test yapmaz. Zaten sonucu bilinen bir test test olmaz. Eğer allah varsa gerçektende bulunduğu bir yeri, herhangi bir sureti veya bedeni, kullandığı lisan gibi şeyler olamayacaktır.
    Fakat islamda allahın bu özellikleri yoktur. Muhammed miraca çıkar allahla konuşur, allahı görür, sanki ondan iyi biliyormuş gibi onunla namaz pazarlığı yapar. Allah kuranda yemin eder sinirlenir öfkelenir. Yada insanı yaratmak için toprak kullanır. Bütün varlığı, dünyayı 4 günde evreni 2 günde olmazk üzere 6 günde yaratır, şeytanla iddiaya girer, işlerini kendisi yapamıyormuş gibi melek denen yaratıklar kullanır. Birde allah o kadar öfkelidir ki, şu anda yaşayan insanların %99 cehenneme girecektir en başta, ondan sonra bazıları cezasını çektinden sonra insanların %84’ü cehennemde kalacaktır.
    Böyle bir allahın var olabileceği aklımın ucundan bile geçmiyor. Ama ileride bu durumları reddedilemeyecek bir şekilde açıklayan birisi çıkarsa tabiki müslüman olurum.

    3) Gelelim kader konusuna. Allahın olacakları önceden biliyorsa neden bizi test ediyor. Zaten kullarının yapacaklarını önceden biliyorsa kendisi yazmış demektir.
    Yani sen bu bilinenlerin dışına asla çıkamazsın. Allah senin intihar ederek öleceğini biliyorsa, sen hiç başkası tarafından bıçaklanarak ölebilirmisin. Yani onun bilgisi dışında başka bir olay gerçekleşebilir mi hiç?
    Eğer Darwinin dinsiz olacağını önceden biliyorsa darwin müslüman olabilir mi hiç?
    Şu anda biliyoruz ki herkesin özgür iradesi var. Ben ne istiyorsam yapabilirim. İşte bu kader denen şeyin olmadığının ispatıdır. Şimdi camdan atlarsam şimdi ölürüm, yarın atlarsam yarın ölürüm, 10 gün sonra atlarsan 10 gün sonra ölürüm. Ne zamamn öleceğim önceden bilinemez. Aynı şekilde ne yapacağım da önceden bilinemez.

  26. Agnostik
    Ocak 3, 2010, 5:32 am

    MÜSLÜMANLIĞIN TANRISI ALLAH:
    Genellikle tanrıdan ne kastedildiği tam anlaşılmadan tanrının varlığı veya yokluğunun kanıtlarına geçilir. Örneğin su diyaloga dikkat ediniz ve konuyla olan bağlantısını kurmaya gayret ediniz:

    A: Masanın üzerinde küçük bir peri var.

    B: Ama ben bir şey görmüyorum.

    A: Elbette, çünkü bu görünmez bir peri.

    B: Ama dokunamıyorum da.

    A: Elbette, bu peri görünmez, dokunulmaz ve hakkında hiçbir somut veri edinilemez bir peri.

    B: Peki o zaman var olduğunu nereden biliyorsun?

    A: çünkü bu perinin varlığının kanıtları var.

    B: Nedir bu kanıtlar?

    A: Mesela yağmurun yağması bu perinin varlığının kanıtıdır. Bu peri yağmur perisi. Ne zaman yağmur yağsa bu perinin varolduğunu anlıyorum.

    B: Peki yağmurun sebebinin bu peri olduğunu nereden biliyorsun?

    A: çünkü başka birsek olamaz. Sen söyle o zaman yağmurun neden yağdığını?

    B: yağmurun neden yağdığını bilmiyorum. Ama yağmurun sebebinin elindeki peri olduğuna inanmam için başka deliller gerekli. (Dikkat ediniz, artık bu noktada, B dahi perinin varolup olmadığını veya niteliklerini sorgulamaktan çıkıp, varlığının delillerini tartışmaya başlamıştır).

    A: Bu perinin varlığını kanıtlamaya aslında gerek bile yok. Herkes beyninin derinliklerinde bu perinin varlığına inanır. Sadece kişinin gönül gözünü açması gerekir. Bu peri kendi kendinin kanıtıdır. Ayrıca kendi varlığına dair inancı hepimizin beynine koymuştur. Hem sonra, başka turlu yağmurun nasıl yağdığını açıklamanın yolu olmadığından, bu perinin varlığına inanmak zorundasın.

    B: Peki bu perinin nitelikleri neler? Neye benzer? nasıl bir şeydir?

    (Dikkat edildiği gibi perinin nitelikleri, varlığının kanıtlarının tartışılmaya başlanmasından sonra gündeme gelmiştir).

    A: Bu peri 15 cm boyunda, kanatlı, zayıf, ince bir varlıktır. Akillidir, konuşkandır ve neşelidir. Devamlı kanat çırpar. Ne zaman yağmurun yağmasını isterse bunu diler ve yağmur yağar.

    B: Bilmiyorum, bana yine de inanması biraz zor geliyor.

    A: Ama inanmazsan, bu peri kızar ve evini sel bastırır. İnanırsan ve dediklerini yaparsan ise bahçendeki bitkileri yeşertir, evine bolluk getirir. (Dikkat ediniz, burada da insan motivasyonunun temel ilkeleri olan “ödül” ve “ceza” prensipleri kullanılmaktadır).

    B: Ben yine de inanmıyorum.

    A: İnanmıyorsan, olmadığını kanıtla o zaman?

    B: ???

    Tanrı için de İslami kaynaklara baktığınızda pek çok yerde hiç de soyut olmayan, neredeyse insana benzeyen bir varlık karşınıza çıkar. Örneğin tanrının “iki el”inden (Maide: 64; Sad: 75), “yüz”ünden (pek çok ayet içinde, örneğin Bakara:115) bahsedilir. Kuran’ın, hadislerin sözlerine bakan kimi yorumcular, tanrının cisimli, “Mucessine” olduğu görüşüne ulaşırlar. Ayrıca tanrı insan gibi görür, işitir, konuşur, yatışır, düşünür, acır, bağışlar, insan gibi “Efendi”dir (Rabb), “Kral”dır (Melik), “Ev”i vardır (Kabe), “Tahtı, Sarayı” vardır (Arş). “Güçlüdür” (Aziz), “Zorba”dır (Cebbar), “Sevecen”dir (Vedud), dost, düşman kazanır, vs. Ayrıca Kuran’a göre tanrı göktedir. “GOKTE OLAN’ın sizi yerin dibine geçirmesinden güvende misiniz? O zaman yer sarsıldıkça sarsılır. GOKTE OLAN’ın başınıza taş yağdırmasından güvende misiniz?” (Mülk Suresi, 16-17). Ayrıca tanrının Arş’ı (Taht, Saray) da göklerin üstündedir. Bunlara bakan kimi din alimleri ve kuran yorumcuları “tanrı gökteyse, Tanrı’nın gökten daha küçük olması gerekir. Böyle birsek düşünülebilir mi?” gibi, veya “tanrı gökteyse varlığının ve varlığını sürdürebilmesinin bir başka şeye bağlı olduğunu da düşünmek gerekir, bu nasıl olabilir?” gibi sorular sormuşlardır.

    KADER:

    A-)Kaderimiz çiziliyse kararlarımızdan niye sorumlu tutuluyoruz?

    B-)Yok eğer hür irademiz varsa, niye bazı şeyleri seçtiğimizde cehenneme atılıyoruz?

    C-)Biz seçimlerimizde özgürüz, kader sadece Tanrı’nın bizim seçimlerimizi önceden bilip takdir etmesidir diyerek bu işin içinden çıkmaya kalkmayın. İnsan verdiği kararları çevresindeki koşullara ve faktörlere göre verir. Bu koşullar ve faktörler ise Tanrı’nın kontrolü altında, hatta onun sebep olduğu şeyler olduğundan, Tanrı eğer denilen vasıflara sahipse, insan gerçekten özgür olamaz. Durum bu olmasa ve Tanrı insanı gerçekten özgür kılabilecek (ve kılmış) olsa, yani insanın kararları konusunda Tanrı’nın hiçbir kontrolü olmasa, o zaman da bu durum Tanrı’nın özgürlüğünü kısıtlar. İnsanın özgürlüğü ve iradesi Tanrı’nın mutlak iradesiyle çelişir. İnsan gerçekten seçimlerinde özgürse ve Tanrı’nın bunda hiçbir rolü yoksa, fonksiyonu sadece bunları baştan bilmekten ibaretse, bu Tanrı’nın gücüne sınır koyar. Tanrı her şeye kadir olduğuna göre, bizim seçimlerimiz de onun onayı ve bilgisi dahilindedir. Hatta çevremizdeki her şeyi o yarattığından, seçimlerimiz de dolaylı olarak onun sebep olduğu şeylerdir. Dolayısıyla, hem Tanrı hem de insan bir arada özgür olamaz. Cüz-i irade ve külli irade ayrımı da bu işi çözmeye yetmez. Bu çelişki dinlerin doğasında vardır ve din adamları bunun içinden ağızlarıyla kuş tutsalar çıkamazlar. Kendilerine sorun, alacağınız hiçbir cevap sizi tatmin etmeyecektir.

    D-)Seçme yeteneğimiz var, fakat bazı şeyleri seçmememiz isteniyorsa bu yeteneğin ne kadar anlamı var?

    E-)Tanrının gerçekten varolduğunu farz edelim. Benim niye ona tapınma zorunluluğum var? Eğer benim herhangi birine, bu biri benden çok daha güçlü bile olsa, tapınmayı reddetme yeteneğim varsa (eğer bunu seçebiliyorsam, böyle bir yeteneğim var demektir), o zaman bu yeteneği kullanmaktan dolayı neden ceza görmem gerekiyor? Eğer itaat istiyorsa, neden itaat etmeme yeteneğini de veriyor insana? Yok eğer başka türlüsünden zevk alamıyorsa, o zaman “Peki bu Tanrı sadist midir?” sorusu gündeme gelir.

    F-)Tanrı her şeyi biliyorsa (geçmiş, gelecek, vs), o zaman geçmiş de, gelecek de daha yaratılış anında belli demektir. Belli olan bir şeyi değiştirmek için, kitap, peygamber, vs göndermenin mantığı ne o zaman?

    G-)Jean Paul Sartre’a göre, Tanrı varsa bile ona savaş açıp yok etmeye çalışmalıyız, çünkü o bizim özgürlüğümüze engeldir. Tanrı varsa bile, eğer iddia edildiği gibi adilse, hür irade verdiği ve istediğini seçme yeteneğiyle donattığı kullarından, bu yeteneği kullanma hakkını esirgememelidir. O zaman kendisi iyi niyetli ve adil olmaz. Gaddar, despot ve adaletsiz olur.

    EYEOFTHELEOPARD’dan alıntıdır.

  27. Allah'ın kulu
    Ocak 3, 2010, 2:48 pm

    Önceden inat ettiğine dair beyanıma olan cevabından dolayı senden özür dilemiştim şimdi onu geri alıyorum bu inattan başka birşey değildir.
    Sen sırf cevap vermiş olayım diye resmen saçmalamışsın.
    Senden daha mantıklı bir ateisle mülazahaza etmiş olup zamanımın boşa gitmemesini çok isterdim.
    Masal kahramanı perilerle(masal kahramanı) yukarıda oluşturduğun tiyatro ile Allah’ın varlığını çürütmeye çalışman gerçekten senin mantık konusunda nekadar geride bir ateist olduğunu gösteriyor.Diğer ateistler senin bu örneğini duymasın seni ateistlikten menederler.Turan Dursun senin bu örneğini duyup kemikleri sızlıyordur.
    24.000 peygamber,sayısını bilmediğimiz miktar kitap,ve bunların değiştirilmiş halleriyle dahi son peygamberin varlığına işaret eden dinleri,son kitabındaki mucizeleri gönderen bi Allah’tan bahsediyoruz.Perilerle bizim işimiz yok zaten perilere inanmıyoruz masal kahramanı olduklarını sana tekrar hatırlatıyorum.Periye gerek de yok zaten.
    Kaderi sana anlatmaktan bıkmış olmama rağmen gene de yazıyorum.Allah zamandan münezzehtir.Zaman bu dünya için var olan bir kavram.Sen bu yorumlarını yazarken hiçbir şekilde bir engellemeyle karşılaşıyormusun,ateistliğinde hür değilmisin,elini şimdi ters çevir sonra tekrar eski haline getir bunu yaparken kendi özgür iradeni kullanmıyor musun?Biz dahi çoğu zaman önceden bazı şeyleri tahmin ederiz.Bir olaya münhasır bir şahsın tepkisini tahmin edebiliriz şimdi biz tahmin ediyoruz diye bu adamın başka seçeneği kalmamış mı oluyor.
    Diğer olanaklarla alakalı şunu söyleyeceğim.Allah verdiği olanaklar neyse kuldan ona yönelik bir beklenti içindedir.Kişi ne olanağı varsa ondan sorumludur.Tipi,boyu,aile yapısı,maddi olanakları,yaşam şartları,sağlık durumu aklına gelebilecek herşey.
    Şimdi en can alıcı noktaya geldik.Bunu düşünüp bana örnek vermiş olman beni gerçekten hayal kırıklığına uğrattı.Bir insan nasıl böyle bir örnek verebilir gerçeken hayretler içindeyim.Şimdi sen olanağımız olan ve kendi özgür irademizle yapabilmemiz muhtemel olan herşeyi yapabilme özgürlüğünden mi bahsediyorsun.Git anneni babanı öldür yapabildiğin için ve bunu seçebildiğin için bu suç olmayacak senin mantığına göre.
    Sartre söylemiş diye senin önemliymiş gibi söylediğin şeye de elcevap:özgürlüğü kim yarattı?Daha başka sana anlata,anlata parmaklarımın yorulacağı cevapları verme gereğini duymuyorum.
    ELİNSAF!!!

    Sen ateist bile değilsin.Ateistler bile en azından biraz mantıklı cevaplar yazar,sen kendin bile ne olduğunu bilmiyorsun.

  28. Allah'ın kulu
    Ocak 3, 2010, 4:16 pm

    Ocak 3, 2010 4:59 am tarihli yazının cevabıdır.
    Öncelikle şunu hemen belirteyim senle zamanımın önemine münhasır bu kadar konuşmamın,yazışmamın nedeni müslüman olabileceğine olan ümdimdir.Diğer insanların,okuyanların doğru yolu görebilmesidir.
    Allah’ın varolabileceği yönündeki düşüncen senin objektif bir yaklaşıma yakınlaştığının belirtisidir.
    Öncelikle bundan önce yazdığım yorumda bunlardan habersiz olduğumdan sana biraz kızmıştım hiddetimden dolayı üzgünüm.
    Allah insanı dünyadaki halifesi olarak yaratmıştır,ona ruhundan üflemiştir.Kendinde var olan özellikleri bir nebze insanın içine koymuştur,bunun haricinde insanla bağdaşmayacak ancak O’nun sahip olduğu özellikleri vardır.Allah merhamet de eder,hiddeti de vardır.Şu dünya düzenine bir bak çiçeklere,dağlara,yavru kuzulara burası O’nun tablosudur.O’nun şahsına münhasır olduğundan acaba O,-haşa- gaddar,despot mudur;yoksa merhamet,sevgi mi içerir hiddetinden çok.O,merhameti yanında (kötülüğü cezalandıracağını söylediği) bir hiddete sahiptir(ve diğer özelliklere).Ayrıca insanlara verilecek ceza tam olarak yapılanların karşılığı,mükafat yapılanların 10 misli ile verilecek.Yani cennetin güzelliği cehennemin kötülüğünün 10 katı.Bu da O’nun merhametli mi -haşa- despot mu olduğunu ortaya koyuyor.Ayrıca yalan söylememeyi,fakirlere yardımcı olmamızı,birbirimizi sevmemizi,alçak gönüllü olmamızı,haksız yere ezilenlerin yanında olmamızı,anne babamıza saygı göstermemizi bizden istiyor.Despotluk bunun neresinde.O,doğruyu,iyiyi temsil ediyor insanın bilgisinin ötesinde iyiliği ve aynı zamanda kötülüğü de yaratmış kötülüğü temsil eden o yöne iten şeytanı da yaratmıştır ki kişiler kendi özgür iradesiyle ikisinden birini seçsin.Şeytanla pazarlığa girmesini de nereden çıkardın.Şeytana da mühlet vermiş aslında o da görevlendirilmiştir dolaylı olarak(ama şeytan tamamen kendi içindeki hislerle hareket etmiştir bu ancak Allah’ın yapabileceği birşeydir.).Bunu sınavda doğru ve yanlış şıklara benzetebilirsin.Kötülüğü kendisinin öğütlemesini beklemezsin heralde.
    Allah’ın herşeyi istediği müddette yaratması mümkündür.O,birşeyin olması için yalnızca ol der,o da oluverir.Yalnız bu sürelendirmeler ancak insanın anlaması içindir.Ve bu tarz bütün şeyler insanın algılayışı içindir.O’nun heryerde olması bir yüzünün olmayacağı anlamına gelmiyor.O heryerde hazır ve nazırdır,aynı anda birçok şeyi farklı mekanlarda uygulama yeteneği olması manası var burda.O’nun yüzü(Rüyetullah) cennetliklere cennette var olan en büyük mükafat olarak gösterilecektir.İnsanın zaman ve mekanüstü alabileceği en büyük hazlardan birinin bu olduğunu söylüyor Allah.
    Cehenneme ne kadar insanın gireceğini belirttiğin ve dahası bunların ceza sonrası kaçının cennete gireceğini belirttiğin yüzdeleri vermemişsin kabul ediyorum bilimsel bir insan olman dolaysıyla.Doğarken ölenler,aklı olmayanlar direkt cennete gidiyorlar.Allah kimi hangi sevabının kurtaracağının belli olmadığını(insanlar açısından) söylüyor.Mesela çok kötü bir insansındır ama ufak gördüğün öyle birşey seni bir anda cennetlik yapabilir.Ve sonradan müslüman olanla müslümanlıktan öncesinden sorumlu değil.
    Şimdi sen Allah yapacaklarımızı biliyor diye seçim seçeneğimiz kalmıyor demişsin.Tamam test sonuçların bildiği için sınav yapmayıp,sınav değerlendirmesini ve gereğini yaparken,Allah:Ben sizin ne yaypacağınızı biliyordum,deseydi gene itiraz etmeyecekmiydin buna?Bu konu çoklarının kafasını karışırır.Bir misalle açıklıyalım.”Bir seferinde bir salgın çıkmışştı Hz.Ömer zamanında.O salıgından kurtulmak için Hz.Ömer başka bir yere gitmeyi öngördü.İnsanlar ya Ömer Allah’ın kaderinden kaçılır mı diye sorunca.Hz.Ömer:evet,Allah’ın koyduğu kaderden gene Allah’ın kaderine kaçıyorum dedi.”
    Şimdi camdan atlamak istersen atlarsın iradenle,yarın istiyorsan yarın ama bunu Allah bilir.Bu Allah’ın insanüstü bir özelliğiyle mümkündür.Biz daha dünyada anlamadığımız,algılayamadığımız,hayretler içinde kaldığımız birçokşeyle karşılaşıyoruz Dünyayı yaratanın bu özelliğini nasıl anlayacağız.Bilim de bu dünyaya münhasır bir ilimdir.Dünya,kainat sınırlarını aşan bir meseleyi insan mantığının algılamaya çalışması namümkündür.Bu Allah’ın varlığıyla açıklanır.Allah’ın varlığı bunun anlaşılmaya çalışılmasıyla değerlendirilemez.Zaten insanüstü bir şeyin insanüstü bir özelliğinin olması en doğal şeydir.
    Sana bu kadar dar zamanda bu kadar yazmamın nedeni sadece senin ve senin gibilerin kurtulmasıdır.Bunu önemsemen dileğiyle.

  29. muclu71
    Ocak 9, 2010, 4:31 pm

    Tesadüfen buldum bu siteyi
    ilk gördüğümde gözlerime inanamadım ama okudukça tartışılan konunun ne kadar anlamsız ne kadar gereksiz olduğunu gördüm ondan da önemlisi inanan insanların inancına başlıbaşına bir saygısızlık olduğu da kesin
    İnanan kardeşlerim için en başta sözüm : Arkadaşlar Kur’anı kerim’in müslümanlığın asla ama asla korunmaya ihtiyacı yoktur. Allah Onu kendilerinin koruyacağını açıkça belirtmiştir zaten.
    Onca matematiksel hesap onca inanmayan insanların(Hristiyan yahudi yada ateist farketmez) yaptıkları denemeler neticesinde hali hazırda tek kelimesinin tek ayetinin bir benzerini yapamamışlardır hemde 1400 yıldır
    Gerek indirilmesinden önceki tüm dinlerde gerekse indirildiğin günden bu güne bu böyle süregelmiştir.
    Arkadaş kalkıp bir peri masalı anlatmış 😀 bu tamamen kendi dünyasında yaşadığının göstergesidir ve ne yazıkki
    Kur’an ın büyüklüğünü Allahın yüceliğini anlayacak bir zekayada sahip değildir
    Boşa tartışmak yerine sadece şunu önerebilirim kendisine
    az biraz yürekli bir insansa bu kişi(ler) oturdukları yerden dahi kalkmadan küçük bir araştırma ile edinebilecekleri bir bilgi vereyim
    Kur’an ı kerim in
    Tüm mucizelerinden ziyade sadece 1 tanesini örnek vereyim ki bunun aksini ispat edip çıkıp burada söylemler yapsınlar o küçük beyinlerinin elverdiği ölçüde
    Kur’anı kerim
    Matematikle yani bilimle korunmuştur. Her bir kelimesi her bir ayeti ve hatta her bir harfi biz insanları bırak
    en süper bilgisayarların bile çözemediği bir algoritma ile yerleştirilmiştir.
    1 tek harfi eksiltilemez, çoğaltılamaz yapıldığı an kur’an bunu reddeder !!!
    Reddeder diyorum aradan binlerce yıl bile geçse kurandaki bu algoritmayı bilen nerde ne değişiklik yapıldığını bulabilir.
    Diğer yanda yazılmış mesajların birinde gözüme ilişmişti. Diyordu ki sözde din adamları yada çeviri yapanlar diyelim, her biri çevirisini günün bilimin geldiği son noktaya göre güncellemekde demişti. Ona da bir açıklama getireyim
    Kur’anı kerim in her bir ayetinde 10.000 den fazla mana gizlidir. Bu manalar okuyan kişinin
    Gerek ilmi gerek dini gerekse kültürünün kaldırabileceği , yani beynini geliştirdikçe çıkarabileceği anlamlardır.
    Fazla söze gerek yok,
    Peri masalıyla ancak kendini kandırır , ancak kendini oyalarsın, gerçekle yüzleşmek istemeyen her acizin yaptığı gibi
    Sen ve senin gibiler
    Boşa konuşup tartışmalar yaratmak, Genç kardeşlerimin inançlarıyla oynamak yerine azıcık cesur olup, eleştirirken araştırırsanız( Tabii bu yürek varsa) hem bu cehaletten kurtulur hemde henüz kişiliği oluşmamış dinini araştıran kardeşlerimin beynini bulandırmamış olursunuz
    Önce cehaletten kurtulun, sora gelin tartışalım.Cahiller gibi kötülemek ancak sizleri acizlerin işidir.Bilmem nerenizi de yırtsanız ne islamiyet ne de Kur’an ve onun peygamberi zerre zarar görmez !!!

    Ve son olarak şunu da belirtmekte yarar görüyorum :
    Konu başlığı kuranda inanılmaz hatalar 😀
    Bu komediden başka bişey değil çünki, Senin delil olarak sunduğun şeyler, inatla anlamak istemediğin yada yanlış anladığın.. Ondan da önemlisi , Yapılmış çevirileri delil olarak göstermendir.Ki bu konuya yazım içerisinde zaten yer verdim. Onlar bilgileri kadarını açıklayabilmiş, bu başlığı açanda – Bilgisi kadarını alabilmiş olay bundan ibarettir

  30. muclu71
    Ocak 9, 2010, 5:15 pm

    Son sözüm gerek bu başlığı açan, gerekse ona Alkış tutan kardeşlerime dir.

    Az bir zaman ayırıp, yazmak kadar okuma yetenekleri de varsa eğer çok bir söze gerek yok aşağıdaki linke bir göz atsınlar

    http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=show_qna&id=1204

  31. Gavurbey
    Ocak 26, 2010, 6:28 am

    Madem “araştırmacı ve sorgulamacı” bir topluluksunuz, Kurandaki mucuzeleri de bi zahmet araştırma ihtiyacı duysanıza. nerde objektiflik???

  32. Agnostik
    Ocak 26, 2010, 11:51 am

    http://www.mucizeyalanlari.com/

    Merak etme biz onları çok araştırdık ;D

  33. ÜMİT GEDENE
    Şubat 3, 2010, 4:11 am

    YAHUDİNİN BİRİ BİR KUYUYA TAŞ ATMIŞ,BİR DOKTORDA ONA YARDIM ETMİŞ,BİZİM AKILLI MÜSLÜMANLARDA ÇIKARACAĞIZ DİYE UĞRAŞIYOR.BİRİ YAHUDİ,BİRİ ATEİST,ŞIRACININ ŞAHİDİ BOZACI.BULMUŞ CAHİL-CÜHELAYI JANOS EFENDİ SIKIYO,BEN SANA TEVRATTAKİ UYDURMALARIBİ ANLATSAM, HELE KABALADAN,DA ÖRNEKLER GÖSTERSEM,SEN YAHUDİLİKTEN KAÇARSIN.KURAN-KERİM AÇIKÇA MEYDAN OKUYOR,YAZABİLİYORSANIZ BİR AYETTE SİZ YAZIN DİYOR,ÖMER ÇELAKIL,IN SİTESİNE BİR BAK KURANDA NE MUCİZELER VAR GÖR.BENDE KÜFÜR YOK,HAKARET YOK,AÇIK İSİM VAR,RUMUZ YOK.

  34. KelAynak
    Şubat 4, 2010, 4:53 pm

    Burada Bertnart Russel’ı, Etienne Gilson’ı, İbn-i Sina’yı, Farabi’yi, Jung’u, Freud’u,El-Raveni’yi, Raziyi göremedim dostlar… Onlar nerede… Bir arkadaşım siteyi tavsiye etttiğinde esaslı, felsefi derinliği olabilecek yazılar beklerdim… Hele bir ateizmin felsefi temellerine inin.. Hele bir gökkubbede söylenmemiş pek bir şey kalmamış yargısına varın da göreyim sizi. Başınızda saç kalıyor mu…

  35. Şubat 5, 2010, 11:45 am

    Sevgili KelAynak, senin basinda pek sac kalmamis anlasilan 😉

  36. sadık
    Şubat 19, 2010, 2:05 pm

    selam hidayete tabi olanlara ben tehafukmen bu siteye girdim ama bundada bihayır gördüm. (ben cinleri ve insanları sadece bana ibadet etsinler diye yarattım. zariyat 56) Görünen o ki burada fikir bulanıklığı yaşanılıyor herkes kendi dinini inancını yaşıya bilir fakat kuran ın muhammedin sözü olduğunu söylemek büyük bir iftiradır lütfen saygılı olalım birbirimizin inancına 1)janos ve agnostik beyden bi ricam olacak kendi inancında beni tatmin edecek beni huzura kavuşturacak beni sevindirecek mutlu edecek adaletle hükmedecek bir köle ve bir soylunun eşit olacağı kadın ve erkeyin eşit olacağı yaşlılığın olmiyacağı ölümün olmiyacağı esaretin olmıyacağı hesabın olmıyacağı kula kulluğun olmıyacağı vb… 2)ebu leheb sadece bir simgedir sizlerde bu simgelerden biri ola bilirsiniz yani hazırlığınızı yapın ya cennet ya cehennem düşünecek aklınız var siz bilirsiniz….?

  37. seniha ahmet
    Mart 16, 2010, 10:20 am

    doctorum sen attan inip eşeğe binmişsin dehle bakalım nereye gidecen allah tabi ki allah onları kahretsin diyebilir ona çocuk yakıştırılması tabi ki çok büyük bir şirktir eğer çocuğu varsa o rab değildir düşünün bunu uzun uzun düşünün ihlas süresinde de o doğurmamıştır ve doğrulmamıştır demiştir kendisi için ben doğurmadım ve doğrulmadım mı diyecekti onun azametinden melekler inim inim inlerken ve mahşerde onun azametinden ve kibriyasından izin verilenden başkası konuşamıyacakken bilgi verilmiştir ayette ki sakın böyle bir yanlışa düşmeyin diye doğruyu arayıp isteyene rab doğru yolunu gösterir

  38. Ateist (eski Agnostik)
    Mart 17, 2010, 10:36 am

    2 yıl “Rabbım bana doğru yolu göster, doğru yoldan ayırma.” diye dua ettim, hiç bir şey olmadı. Daha sonra 2-3 ay hiç bir dua etmedim, yine hiç bir değişiklik olmadı. Şimdi ise gece gündüz küfür ediyorum yine hiç bir şey olmuyor 😀 hatta tam tersine içim ferahladı böyle üstümden büyük bir yük kalktı.

  39. seyyid
    Mart 22, 2010, 12:34 pm

    sadece hud suresinin 2. ayeti ile ilgili yaptığın yorumu okudum ve gerisini okumadan yorum yapmak istedim. biz nasıl türkçede kullanıdğımız cümlelerde eksik kelimeler ile konuşsak ta birbirimizi anlıyorsak zamanında insanlar da aynı şekilde bazı kelimeleri yutarak konuşmuşlardır. örneğin. herhangi biri seni herhangi biryere çağırdığında sen ‘BEN geliyorum’ mu dersin yoksa ‘geliyorum’ mu. geliyorum demen senin geliğini anlaşılır kılmaktadır. burada da ‘de ki’ diye ayete başlanması veya başlanmaması o ayetin peygamber tarafından insanlara açıklanması gerektiğini belirtiyor. illaki de ki diye belirtilmesine gerek yoktur çünkü sen de biliyorsun ki Allah Teala sözlerini peygamber aracılığıyla insanlara bildirmektedir. ve zaten ayetin devamında belirtilen (De ki:) “Şüphesiz ben size O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.” sözünde de peygamberin kendi menfaatine söylediği bir söz yoktur. saygım insan olduğun için..

  40. sadık
    Mart 23, 2010, 4:26 am

    sayın ateist görülen o ki sen artık kaale alınmiyorsun.çünki sen anlamak istemediğin için kalbin mühürlenmiş…? Bakara süresi 6-7.ayetler: Kâfirlere gelince onları uyarsan da uyarmasan da farketmez; onlar iman etmezler.

    Allah onların kalblerini ve kulaklarını mühürlemiştir, onların gözlerinde perde vardır. Onları büyük bir azap beklemektedir.

  41. Ateist(Eski Agnostik)
    Mart 23, 2010, 5:28 am

    E ben daha ne yapayım Sadık, Allah 14 yaşında kalbimi mühürlediyse (üstelik gayet dinine bağlı bir çocukken) benim suçum yok ki. Hem 14 yaşındaki bir insanın kalbini mühürleyip ona sonsuza kadar azap edecek bir Allah, sence gerçek olabilir mi? Ve bu Allah gerçek olsa bile insanların düşünme organının kalp olduğunu zannedecek kadar “CAHİL” olabilir mi?
    Ben sana bilim-kurgu kitabından değil de atasözlerinden bir örnek vereyim:
    Kelek kavun olana kadar kendini kavun zannedermiş.

    * Allah’ın geleceği bilip insanları sınamak istemesi.
    * Allah’ın çok çok merhametli olup bir insanı sırf kendisine inanmıyor diye ebediyen yakacak olması.
    * Allah’ın çok alim olması ve uçamayan kuşlara kanat vermesi.
    * Allah’ın her şeye gücü yettiği halde melekleri kullanması.
    * Allah’ın zamandan-mekandan bağımsız olup yeri-göğü 6 günde yaratması.
    * Ayetlerin sözlü olarak inmesi, Cebrail’in Muhammed’e, onu görür görmez oku demesi.
    * Allah’ın eşinin veya benzerinin olmaması, insanlara kendi sıfatlarından vermesi.
    * Şeytan’ın Cennet’ten kovulduktan sonra, her şeyi gören Allah’tan gizlice Cennete girip vesvese vermesi.
    * Ateşten yaratılmış Şeytan’ın etrafta dolaştığı halde etrafı yakmaması.
    * Meleklerin yerçekiminden etmediği halde kanat kullanması.
    * Her şeyi bilen Allah’ın, insanların düşünme organının kalp değil de beyin olduğunu bilmemesi.
    * Putlara tapınma yasaklandığı halde, taş bir binaya dönüp tapınmanın emredilmesi.
    * İnsanların iyiliğini düşündüğünü söyleyip yılda bir ay her gün , mevsimine göre 7-17 saat su içilmemesini ve yemek yenmemesini emretmesi.
    Bunları çok iyi anlıyorum, anlaşılmayacak bir tarafı yok. Bunları anladım ve müslümanlığın yanlış olduğu kararına vardım. Asıl sen “Anlayamamak.” ve “Yanlış olduğu kararına varmak.” arasındaki farkı anlayamıyorsun.

  42. sadık
    Mart 23, 2010, 10:58 am

    değersiz ateist senin söylediklerine tek tek cevap verirdim ama anlamak istemiyene sivri sinek vııız…?sen bilirsin nasıl algıliyorsan öyle yap.insanların kötü olmasına en büyük davetiyeyi siz çıkarıyorsunuz.birgün sizin malınıza ve çoçuklarınıza saldırırlarsa hiç şaşma…….?

  43. Mustafa
    Mart 28, 2010, 4:29 pm

    Sevgili kardeşlerim bu güne kadar hep tartışma konusu yüce Rabbimizin yarattıkları olmuştur nasıl yarattı bu yanlış bu uydurma gibi peki asıl soru neden yarattığı olmamalımı Yüce Rabbimiz insanoğlunu tüm varlıklardan üstün tutmuştur bence asıl bunun nedenlerini tartışmamız gerekli Kur’an Yüce Rabbimiz katından insanları hoşgörüye disipline ve dünya düzenini sağlamak için bir rehber olarak insanlığa elçileri tarafından indrilmiştir.
    Kur’anın farklı anlatım boyutları vardır. Bunun en dikkat çekici boyutu korkutma boyutudur. Nasıl küçük bir çocuğa en kolay öğretme biçimi korkutarak öğretme ise Kur’an da biz cahil insanlara öğretmeyi böyle başlatır. Bir çocuğa bunu yapma ağzına acı biber sürerim dersiniz çocuk yapmaz ama aynı çocuk belirli bir olgunluğa ulaştığında aslında acı biberin lezzetli birşey olduğunu anlar. örnekteki gibi Kur’anın korkutma boyutuna takılan arkadaşlar önce Kur’anı iyice okuyup asıl öğretici boyutunu hissetmye başlayıp Rabbimizin nasıl yarattığı tartışmasından vazgeçip neden yarattığına geçerlerse sanırım gerçeği hissetmeye başlayacaklardır. Yüce Rabbimiz bizleri okadar çok seviyor ve bizlere okadar çok güveniyorki umarım bunu Kur’an da bulursunuz. Saygılarımla

  44. Bir Dost
    Mart 28, 2010, 10:11 pm

    Mustafa Merhaba,

    Baska bir baslik altinda alttakileri yazmistim ama belki sen yukarida anlattiklarin cercevesinde bunu aciklayabilirsin.

    Gazetelerde Kizilay’in AIDS’li kan verdigi bebegin davasini okumussundur. Madem Allah var o zaman bu bebegin sucu ne ki 8-10 yil sonra senin benim hic tatmadigimiz acilar icinde olecek. Bu nasil kader, bu nasil bir yaraticilik. Madem Allah var bu gunahsiz bebegin bu kadar buyuk bir hataya kurban gitmesine nasil izin verebiliyor ve kaderini nasil boyle yazabiliyor?

    Ya bebegin annesi babasi? Evlat sahibiysen bunun nasil bir aci oldugunu tahmin edebilirsin. Inaniyorlarsa neden bu cezaya carptirildilar, inanmiyorlarsa cocuklari uzerinden neden cezalandirildilar?

    Ya bu hatayi yapan essek(ler)? Hayatlari boyunca mumin olarak yasamis olsunlar ve bir anlik dalginliktan dolayi bir cocugun acilar icinde olecek olmasina sebep olsunlar simdi ne olacak? Onlarin kaderi nasil boyle yazilmis olabilir, bu nasil bir sevgi? Gectik, ateist olsunlar. Allah onlara ders vermek icin bu gunahsiz bebegi mi secti?

    Inancin cercevresinde “Allah bilir, kaderi oyleymis, bu dunya sinav mekani, cennete gidecek” disinda bir sekilde aciklayabilir misin bunu? Bunun neden boyle oldugunu inancin cercevesinde anlayamiyorsan Allah’in olmadigini, bizi gozetlemedigini ve inandigin dinin aslinda bir felsefik akim oldugu cercevesinde dene ve sanirim bizi biraz daha iyi anlayabilirsin.

    Zaten yukaridaki sorularinda en basit cevaplari bunlardur. Hayat insanlarin secimleriyle ve tesaduflerle devam eder. Senden ricam eger aciklayabiliyorsan bu bebegin olayini dini inancina gore aciklaman, araya baska seyler karistirmaman.

  45. Mustafa
    Mart 31, 2010, 4:26 pm

    Sevgili dostum sana bir kaç ayet yazacağım
    9/TEVBE-24 : De ki: “Şâyet babalarınız ve oğullarınız ve kardeşleriniz ve zevceleriniz ve aşiretiniz ve kazandığınız mallarınız, kesada uğramasından (satışının durmasından) korktuğunuz ticaret ve razı olduğunuz (hoşunuza giden) evler, Allah’tan ve O’nun resûlünden ve O’nun (Allah’ın) yolunda cihad etmekten size daha sevgili ise artık Allah, emrini getirinceye kadar bekleyin. Ve Allah, fasıklar kavmini (topluluğunu) hidayete erdirmez.

    8/ENFÂL-28 : Ve biliniz ki; çocuklarınız ve mallarınız, sizin için sadece bir fitne (imtihan)dır. Ve Allah ki; O’nun katında, (muhakkak) azîm bir ecir (bedel, ücret) vardır.

    Aileye Yapılan Uyarı

    7/A’RÂF-167 : Ve senin Rabbin kıyâmet gününe kadar, onlara azabın en kötüsünü yapacak kişileri mutlaka göndereceğini bildirmişti. Muhakkak ki senin Rabbin ikabı (cezası) çabuk olandır. Ve gerçekten O, elbette Gafur ve Rahîm’dir.

    Çocuğa bu hatayı yapanlara ve aileye uyarı

    22/HACC-5 : Ey insanlar! Eğer beas edilmekten (tekrar diriltilmekten) şüphe içinde iseniz… Oysa muhakkak ki Biz sizi, size beyan edelim (açıklayalım) diye (önce) topraktan (inorganik ve organik maddelerden), sonra bir nutfeden (bir damladan), sonra bir alakadan (rahim duvarına bir noktadan bağlı duran embriyodan), sonra şekillendirilmiş ve şekillendirilmemiş (bir çiğnemlik et görünümünde) mudgadan yarattık. Ve (sizi), dilediğimiz süreye kadar rahimlerde tutarız. Sonra sizi, ergenlik çağına ulaşmak üzere bebek olarak çıkarırız. Ve sizden bir kısmınız vefat ettirilir. Ve sizden bir kısmınız, sonradan ilimden bir şey bilemez hale gelsin diye ömrünün ihtiyarlık çağına döndürülür. Ve arzı (yeryüzünü) kurumuş görürsün. Fakat ona su indirdiğimiz zaman hareketlenir ve kabarır ve bütün güzel çiftlerden bitkiler yetiştirir.

    Bebeğin Durumu

    Öncelikle Bu Anlattığın olayın bizi aileyi ve toplumu neden Bu böyle ise ALLAH nerede dedirten sebeb yine biziz. Çünkü Allah’ın yarattığını sahipleniyoruz Allah’ın yarattığına saygı ve sevgi bakımından Allah’tan daha çok değer veriyoruz.

    Allah zaten bunu anlatmaya çalışıyor. Acı ama bu benimde bir evladım var elbette kıyamam önüne geçemem ama öyle bir nefs bu ben evladımı yaratmadım sadece Allah’ın yaratmasında bana emrettiği görevi yerine getirdim evladımı Allah yarattı şekillendirdi Eğer insan anatomisini araştırırsan bir insanın bir hücreden şekillenerek oluştuğunun mantıklı bir açıklamasının bulunamadığını ve tamamen bir mucize eseri olduğunu görürsün. Herşeyi bir mucize gibi yaratan Allah’ı yarattığına yaşattığı koşullarla yargılamak senin patronun olduğun bir işyerinde bir elemanına hesap verme durumuna benzer.

    Birde sence bu kötülüğü bebeğe ve ailesine Allah mı yapıyor yoksa yarattığı tek görevi kan toplayıp vermek olan kan merkezindeki aciz hatalı kullarımı.

    Bunların olmasının sebebi Mükemmelliğe ulaşma yollarıdır Allah’ın yaratmasında hiçbir kusur bulamassın mükemmeliyetçi Allah’ın insanlara mükkemmel olmalarını öğretmesinin başka bir yolu olabilirmi. Hatalar telafi edildikçe sonuç herzaman mükemmele daha yakındır. Ama öncelikle hata meydana gelmelidir.

    İşte burada Allah’ın bizi neden yarattığı ortaya çıkıyor.

    2/BAKARA-30 : Ve Rabbin meleklere: “Muhakkak ki Ben, yeryüzünde bir halife kılacağım.” demişti. (Melekler de): “Orada fesat çıkaracak ve kan dökecek birisini mi (halife) kılacaksın? Biz Seni, hamdinle tesbih ve Seni takdis ediyoruz.” dediler. (Rabbin de): “Muhakkak ki Ben, sizin bilmediklerinizi bilirim.” buyurdu.

    15/HİCR-29 : Artık onu dizayn edip, içine ruhumdan üflediğim zaman, hemen ona secde ederek yere kapanın!

    38/SÂD-72 : Böylece onu sevva ettiğim ve onun içine ruhumdan üflediğim zaman, derhal ona secde ederek yere kapanın!

    yukarıdaki ayetlerde açıkça Allah’ın ona ibadetinden daha önemli bir neden için insanoğlunu yarattığı açıklanıyor. İşte bu mükemmel bir varlık olarak en sonunda ona dönecek olmamız. Şimdi sen diyeceksin ne yani biz onun parçasımıyız ruhumuyuz… Çevrende onun parçası olmayan ve ruhunu taşımayan herhangi birşey gösterebilirmisin.

    Sen aynı zamanında benim isyanım gibi yobaz din adamlarının bize bir sürü uydurmalarla Kur’an ı okutmayarak onu anlamamıza engel olarak uydurulmuş bir din içerisinde kaybolup gittiğimizi farkederek isyan ediyorsun ama inan Kur’an farklı şeyler anlatıyor. Biz hepimiz bir bütünüz birbirimizden yaratıldık ve yaratılacağızda dıştaki elbise önemli değil her an değişebilir dünyaya her seferinde gelen ruh dahada mükemmele yaklaşarak mola verip tekrar gelecek belki binlerce yüzbinlerce yıl bu böyle devam edecek ne zamanki bizler neden yaratıldığımızın gerçekliğini bulunca mükemmel olarak Allah’ a döneceğiz.

    Umarım sohbetimize devam ederiz sevgiyle kalın…

  46. Mustafa
    Mart 31, 2010, 4:42 pm

    Sayın Sadık Bey

    51/ZÂRİYÂT-56: Ve mâ halaktul cinne vel inse illâ li ya’budûn(ya’budûni).
    Ve Ben, insanları ve cinleri (başka bir şey için değil, sadece) Bana kul olsunlar diye yarattım.

    Kul olmakla ibadet etmek farklı şeylerdir.

  47. Mustafa
    Nisan 1, 2010, 5:27 pm

    Sayın Ateist Öncelikle Hiç Bir Arıştırma Yapmadan yazmış olduğun yorumlarını okudum ve üzüldüm. CAHİL İNSAN OKUMA YAZMA BİLMEYEN İNSAN DEĞİL BİLMEDİĞİNİ BİLMEYEN İNSANDIR

  48. shafak
    Mayıs 13, 2010, 1:22 pm

    ”2 yıl “Rabbım bana doğru yolu göster, doğru yoldan ayırma.” diye dua ettim, hiç bir şey olmadı. Daha sonra 2-3 ay hiç bir dua etmedim, yine hiç bir değişiklik olmadı. Şimdi ise gece gündüz küfür ediyorum yine hiç bir şey olmuyor hatta tam tersine içim ferahladı böyle üstümden büyük bir yük kalktı.”….–diyosun…

    hmmm…Sana bir hadis benden olsun:

    Allah diyorki,: tanırsan beni – tanırım seni, tanımazsan beni – karşına öyle birisini çıkarırım ki, ne seni tanır ne beni 🙂 ……

    o kadar……………….

  49. shafak
    Mayıs 14, 2010, 2:13 am

    Bu site ve buna benzer siteler genelde yaşı ufak olan ve ya büyük olup da hayatın zorluklarını tatmayan insanları etkiliyor, olgun müslümanların (yaşa bakmadan) ise imanını güçlendiriyor, bazı değerleri yeniden hatırlatarak şükretdiriyor, bu yüzden janos’a ”sağol” 🙂 demek istiyorum………………

  50. Bir Dost
    Mayıs 14, 2010, 11:19 am

    Shafak:

    Hadis mi Allah mi demis karar ver istersen. Bir de bu hadise ben baktim ama hicbir yerde bulamadim, kaynagin neresidir?

    Bu site hayatin zorluklarini tatmayan insanlari etkiliyorsa sen demek ki hayatin zorluklarini tadiyorsun ve zorluklar seni dini sorgulamamaya ve dine siginmaya sevk ediyor. Neden? Hayatla kendi basina mucadele edemiyor musun?

    Hayati goguslemek ve adaletsizligi anlamaya calismak yerine “kaderimizmis, Allah oyle istemis” diyerek yaraticiya, dine, peygambere siginabilirsin elbette. En azindan tam olarak anlamadigin bir inanisi sorgulayabiliyorsan ve kafanda:
    -Evet, 4 es kurali evrenseldir, hala dogrudur. Ben Guneydogu’da sehit olmus bir askerin dul esine yardim etmek icin muhtac bir insanin 3. es olarak alinabilmesine karsi degilim (Nisa 3)
    -Kadin baskaldirirsa dovme hakkim olmalidir (Nisa 34)
    -2 kadinin sahitligi 1 erkege esittir (Bakara 2/282)
    -Inanmayanlari gordugumuz yerde bulup oldurmek lazimdir (Nisa 89)

    ve daha pek cok bu tur seyleri diyorsan sukretmeye devam et, degerlerini hatirla biz seni tutmayalim zaten.

    Gercek Islamiyet’i merak mi ediyorsun? O zaman Iran’a, Suudi Arabistan’a, Afganistan’a, Endonezya’nin musluman kesimlerini yakindan arastirmani oneririm cunku senin inandigini sandigin Islamiyet, Turkiye’de yasiyor olmandan dolayi tabiri caizse light Islamiyet’tir ve epey farklidir. Oradaki insanlar mi Islamiyet’i yanlis yorumluyor yok siz mi, Kuran yanibasinda sen karar ver…

Comment pages
1 2 3 6
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: