Başlangıç > Dinler > Kur’an’daki Inanilmaz Hatalar – III – Kur’an’da Meryem’lerin Birbirine Karistirilmasi

Kur’an’daki Inanilmaz Hatalar – III – Kur’an’da Meryem’lerin Birbirine Karistirilmasi


Isa’nin annesi Meryem, Kur’an’da onemli bir yer tutar. Kur’an’da 34 kez ‘Meryem’ ismine deginilirken, cogu kez Isa icin “Meryem’in oglu” diye atifta bulunulur. Kur’an’daki kissalar arasinda bir baska Meryem’e daha deginilir ki, o da Musa‘nin kiz kardesi olan Meryem’dir. Musa’nin annesi, Firavun yeni dogan erkek cocuklarini oldurdugu icin oglu Musa’yi bir sandiga koyarak Nil’e biraktiginda, kizina, yani Musa’nin (ve Harun’un) kiz kardesi Meryem’e sandigi takip etmesini soyler. (Ilgili hikayeyi okumak icin tiklayiniz.) Musa’nin Meryem disinda bir de Harun isminde erkek kardesi de vardir.

Simdi gelelim Muhammed’in Kur’an’da yaptigi akil almaz hataya… Meryem suresinde, Meryem bakire oldugu halde Isa’ya hamile kalmasi sonrasinda, cevresindekiler Meryem’e “Ey Harun’un kizkardesi” diye hitap etmislerdir. Halbuki bu iki Meryem birbirinden tamamen bagimsizdir. Isa’nin annesi olan Meryem’in Harun isminde bir kardesi olmadigi gibi, bu iki Meryem’den ilki, digerinden yaklasik 1700 yil once yasamistir. 

Meryem suresindeki ilgili ayetler soyledir:

16 Kitap’ta Meryem’i de an. Hani o, ailesinden ayrilip dogu tarafinda bir mekâna çekilmisti.

17 Onlarla arasina bir perde çekmisti. Biz de ruhumuzu ona göndermistik de o kendisine sapasaglam bir insan seklinde görünmüstü.

18 Meryem demisti: “Ben senden, Rahman’a siginiyorum. Takva sahibi biriysen dikkatli ol.”

19 Ruh dedi: “Ben, sadece Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir oglan bagislamak için buradayim.”

20 Dedi: “Benim nasil oglum olur; bana herhangi bir insan dokunmadi. Ben bir kahpe de degilim.”

21 Dedi: “Iste böyle! Rabbin buyurdu ki: ‘O benim için çok kolaydir. Böyle olmasi onu, insanlara bir mucize ve bizden bir rahmet yapmamiz içindir. Hükme baglanmis bir istir bu.”

22 Ona gebe kaldi. Ardindan da onunla uzak bir mekâna çekildi.

23 Nihayet dogum sancisi onu, bir hurma agacinin kütügüne götürdü. “Ah, dedi, keske daha önce ölseydim, keske unutulup gitseydim!”

24 Altindan ona söyle seslendi: “Tasalanma, Rabbin senin alt yaninda bir su arki vücuda getirdi.”

25 “Hurma agacinin kütügünü kendine dogru salla, üzerine olgun, taze hurma dökülecektir.”

26 “Artik ye, iç. Gözün aydin olsun. Eger insanlardan birini görürsen söyle söyle: ‘Ben Rahman için oruç adadim. Onun için bugün, insan cinsinden hiç kimseyle konusmayacagim.”

27 Meryem, onu tasiyarak toplumuna getirdi. “Ey Meryem, dediler, sasilacak bir is yaptin!”

28 “Ey Harun’un kizkardesi! Baban kötü bir adam degildi. Annen de bir kahpe degildi.”

29 Meryem, çocuga isaret etti. Dediler: “Besikteki bir sabiyle nasil konusuruz?”

30 Sabi dedi: “Ben Allah’in kuluyum. O bana kitap verdi, beni peygamber yapti.”

31 “Beni, bulundugum her yerde kutsal ve bereketli kildi. Yasadigim sürece bana namazi/duayi, zekâti önerdi.”

32 “Anneme iyilik etmemi önerdi. Beni zorba bir eskiya yapmadi.”

33 “Selam bana dogdugum gün, ölecegim gün ve diri olarak kaldirilacagim gün.”

34 Iste Meryem’in oglu Isa budur! Hakkinda kusku ve çelismeye düstükleri seyin dogrusu bu sözdür.

(Yasar Nuri Ozturk cevirisinden alinmistir)
Kategoriler:Dinler
  1. bill
    Haziran 22, 2009, 3:24 am

    Kardeşler, benzerlikleri bulunan kişilerdir. Kan birliğine bağlı gerçek ailelerde bedensel benzerlik vardır. Ama evrensel kardeşlikte ruhsal bir benzerlik söz konusudur. Arapça’da birbirine benzer olan türdeş şeyler için, dişil durumlarda, “el-Üht”, eril durumlarda ise “el-Eh” kelimesi kullanılır. Birbirine benzeyen dişiller de eriller de kardeştir. Kur’ân, birbirlerine benzeyen “âyet”lerden “üht” diye söz eder. Aynı ana-babadan doğan kızla erkeğin benzerliklerini de bu sözcükle ifade eder:

    “Onlara gösterdiğimiz her delil mutlaka kardeşinden (üht) daha büyüktü.”

    “Onun kız kardeşine (üht) şöyle buyurmuştu: «onu takip et.»”

    Bu kelime, kabileye mensubiyet bağlamında kullanıldığında o kabileye mensup kimselerin kardeşi demek olur. Nitekim Kur’ân, Hz. Meryem’den Hz. Harun’un kardeşi diye bahsetmiştir.

    “Ey Harun’nun kız kardeşi (üht), baban bir kötülük adamı değildi.»

    Oysa Meryem’le Hârun arasında, en az altıyüz yıl bulunmaktadır. O zaman bunun gerçek anlamda bir kardeşlik olması mümkün değildir. Ancak, Hz. Meryem’in annesi, Hz. Zekeriya’nın hanımı olan Elizabet’in kız kardeşidir. Bu kadın ise, Hz. Harun’un soyundandır. Dolayısıyla Hz. Meryem, Harun’un kız kardeşi sayılmıştır.

    Bu konuda düşünülecek önemli bir husus da Hz. Hârun’un, Hıristiyanlık’ta da rehber bilinen örnek bir Mesih sayılmasıdır.[6] Hz. Meryem’in onun izinden gitmesi öngörüldüğü için, bu isimlendirmeyle ona nispet edilmiş olabilir. Ayrıca, Hz. Hârun’un kendisinden küçük ve pek ahlaklı bilinen bir kız kardeşi vardır ve onun da adı Meryem’dir. Bu isim Tevrat’ta “Miryam” olarak zikredilir. Belki Hz. Meryem de ona nispet edilerek isimlendirilmiş ve bu nedenle ona, “Harun’un kız” kardeşi denmiştir. Bu durumda, Harun’nun kız kardeşi demek, ya gidişat ve ahlakta Hârun’un benzeri, ya kız kardeşinin benzeri, yahut soy itibariyle onun neslinden demek olur.

    Bu hususta, Tefsirlerde başka detaylı açıklamalar da vardır. O günlerde yaşayan Harun adında günahkar birisinin bulunduğunu, Meryem’in annesini kınamak için ona “Harun’un kız kardeşi” denilmiş olabileceği de nakledilenler arasındadır. Bütün bu ihtimaller zayıf görüşler olsa bile, kelimenin “kandaş kardeş” anlamında kullanılmamış olduğunu anlatmaktadır ki bizim aradığımız da budur.

  2. murat
    Eylül 22, 2009, 2:00 pm

    kuranda hata olamayağı önkabulünden hareketle yapılmıs ,zorlama bir yorum.bunun gibi yüzlerce savunma okuyabilirsiniz çesitli konular hakkında.aslında söyle denilmek istenmis de,oradan o mana değil bu mana çıkarmıs da,kalp gözüyle okumak gerekirmis de(bu ne demekse)falan filan…hepsine eyvallah diyelim.peki ama allah biraz daha açıklaycı olamazmıydı,bir sözünden yüzlerce yorum çıkarılabiyo yukarıdaki örnek gibi.söylemek istediğini gizlimi söylüyo,iyice arastırmak mı lazım her kelimenin altındaki manayı.batınılik niye reddedilir o zaman..ya da her sözde bir mana varsa,niye gerek duymus ki!!!

  3. noname
    Ekim 11, 2009, 5:00 pm

    “Onu kucağına alıp akrabalarına getirdi. Kız Meryem! dediler, sen ne tuhaf bir şey yapmışsın öyle! Ey Harun’un kız kardeşi! Baban kötü bir insan değildi. Annen de iffetsiz bir kadın değildi!”(Meryem, 19/27-28).

    “Harun’un kız kardeşi” ifadesi, kaynaklarda farklı şekilde yorumlanmıştır:

    a. Buradaki Harun, İsrail oğulları tarihinde salahati ve iyiliğiyle meşhur bir şahıstır. Eskiden beri güzellikler için örnek olarak gösterilen bir kişiydi. Hz. Meryem, hep saliha bir kadın olarak bilindiği için ona –benzetilmek üzere- nispet edilmiştir.

    b. Bu zat, bildiğimiz Hz. Musa’nın kardeşi olan Hz. Harun’dur. Burada “Harun’un kız kardeşi” ifadesi, onun gibi iyi ve sempatik olduğuna işaret edilmiştir.

    c. Kötülüğüyle meşhur bir adamdır. Buna göre bu ifadeyle Yahudiler, Hz. Meryem’i kötülükte bu adama benzeterek yargılamışlardı.

    d. Bu zat, İsrail oğulları arasında çok iyi bir kimse olarak nam yapmış Hz. Meryem’in gerçek kardeşidir. Bu görüşün en kuvvetlisi olduğunu savunanlara göre, bunun doğruluğunu destekleyen iki önemli neden vardır. Birincisi: İfadelerde asıl olan –mecaz değil- hakikattir. Bunun hakikat olması ise, ancak Meryem’in Harun adında gerçek kardeşinin olmasıyla mümkündür. İkincisi: Bu makamda Yahudilerin Hz. Meryem’i azarlaması söz konusudur. Bunun dozunu arttırmak için, Meryem’in temiz ailesine benzemediğini, onlara yakışmadığını hatırlattılar. Anne ve babasının kötü olmadıklarını, iffetli olduklarını vurguladıkları gibi, ailenin diğer bir ferdi olan kardeşinin de iyi bir insan olduğunu vurgulayarak, onun bu aileye yakışmayan bir fert olduğunu yüzüne vurdular.

    “Ey Harun’un kız kardeşi! Baban kötü bir insan değildi. Annen de iffetsiz bir kadın değildi!”(Meryem, 19/28) ayetinde bu gerçeğe vurgu yapılmıştır(krş. Razî, Meryem, 27-28. ayetlerin tefsiri).

    Taberî, İbn Aşur gibi bazı müfessirler, bu konuda var olan bazı hadis rivayetlerine dayanarak, (a) şıkkını tercih etmiştir. Bu rivayetler şöyledir: Sahabeden Müğîre b. Şube anlatıyor: Hz. Peygamber beni Necran halkına gönderdi. Onlar bana; gerçekten siz Kur’an’da “Ey Harun’un kız kardeşi!” diye bir ayet okuyorsunuz değil mi?” (bir diğer rivayette “peygamberiniz Meryem Harun’un kız kardeşidir, diyormuş, doğru mu?” diye sordular. Ben de “Evet” dedim. Onlar, “Herhalde, Hz. İsa ile Hz Musa arasında ne kadar zaman geçtiğini de biliyorsunuz..” dediler. Ben Reslullah’(a.s.m)’ın yanına döndüğümde bunu kendisine anlattım. “Deseydin; Onlar daha önceki peygamberlerin ve Salih kimselerin ismini kullanıyorlardı..” diye buyurdu(bk. Taberî, İbn Aşur, Meryem, 27-28. ayetlerin tefsiri).

    Ayrıca şunu da hatırlamak gerekir ki, Arapçada eb (baba), eh (kardeş) ve uht (kızkardeş) kelimeleri birçok durumda geniş mânada kullanılır. Gerçek bir kardeşlik değil, akrabalık ve mensubiyet bildirir. Çünkü, Hz. Meryem validemiz beni İsrailden olup Yahudi idi. Hz. Peygambere (a.s.) bu, bir müşkil olarak sorulmuş, o da: “Meryem zamanındaki insanlar, kendilerinden önce geçen peygamberlerinin ve iyi kimselerin isimlerini çocuklarına isim yaparlardı, yani onlara nisbet edilirlerdi.” buyurmuştur. Nitekim: Hz. Safiyye, bazı kadınların kendisine “Yahudi kızı Yahudi!” dediklerini şikâyet edince Hz. peygamber şöyle buyurmuştu: “Sen niçin onlara: “Oh ya, Harun babam, Mûsâ amcam, Muhammed eşim oluyor, daha ne isterim!” deseydin ya!” (Tirmizî, Menâkıb 63; Hâkim, el-Müstedrek, 4/31)

    Diğer taraftan Kureyş’te Haşimoğulları vardı. Bu kabileden birisi yanlış bir şey yaptığında “Ey Haşimoğlu bu yanlışı sen nasıl yaparsın” gibi bir söz söylense bu o kişinin gerçek anlamda Haşim ismindeki soy büyüğünün oğlu olduğunu göstermeyip o soyun bir ferdi olduğuna kinaye olarak söylenmiş olur. (krş. Razî, Meryem, 27-28. ayetlerin tefsiri)

    Bu isimler o zamanda soyu hatırlatan ve soyun büyüklerine hürmeten çok koyulan isimlerdir. Nitekim günümüzde de bazı yörelerde büyüklere hürmeten bazı isimler son derece çok koyulmaktadır.

    Son olarak şunu vurgulayalım ki, hiçbir İslam alimi, bu ayetten Hz. Meryem’in gerçekten Hz. Harun’un kız kardeşi olduğunu anlamamış ve böyle bir şeyi düşünmemiştir.

  4. Ekim 11, 2009, 6:08 pm

    Diyosun 🙂
    Son vurguna sadece bir cevap yazayim: En buyuk Islam alimlerinden birisi olan Turan Dursun boyle dusunmustur. Akibeti de kafasina sikilan bir kursun olmustur.

  5. noname
    Ekim 12, 2009, 2:25 pm

    Turan dursun islam alimi deil ateist olarak öldülürdü.
    senin gibi Kuran’ın ayetlerini yanlış yorumladığı için inancını kaybetti. Kötü örnek emsal teşkil etmez.

  6. Ekim 12, 2009, 3:47 pm

    Islam alimi nedir diye soru soracagim ama oradan buradan bulup da buraya kopyaladiginiz “geyik” yazilari okumadigim icin bir anlami olmayacak 🙂 Turan Dursun, Diyanet bunyesinde yukselmis, Kuran’i tefsir etmis, onlarca kitap yazmis, Kuran Ansiklopedisi isimli eserini bitirmeye yakin da sizin dusunce yapinizdaki insanlarin dusu gerceklesmis, TD katledilmistir. Katledildigindeki inancinin ne oldugu veya ne olmadigi, onun bir Islam uzmani olmasi gercegini degistirmez.

    Turan Dursun olduruldugunde hem Turkiye’de, hem Iran’da seriat fanatikleri adeta gobek atarak oynamislardi mutluluktan. Kuran ansiklopedisi yazacak kadar da buyuk bir Islam uzmaniydi Turan Dursun. Ama tamamlamasina izin vermedi gercekleri gizlemeye calisan gucler. Tartismaya davet ettigi hic bir Islam Profesoru, onunla tartismayi goze alamadi, bilgilerinin onun karsisinda ezilecegini bildikleri icin. Yazdigi kitaplara kimse yasadigi surece karsi kitap veya gorus yazamadi. Ne zaman ki katli gerceklesti, ismi lazim degil bazi “delikanli” sakallilar meydani bos bulup sallamaya basladilar arkasindan.

    Yukaridaki makaleme donecek olursak, mantikli ve zeka seviyesi normal olan her insan, yukaridaki ayetleri okudugunda meryemlerin karistirildigini gorur. Bu cok acik ve nettir. Ama siz ve diger bazi yorumcular, olabilmesi imkansiz savlar surersiniz durumu kurtarmak adina. Benim zaten bu sitedeki makalelerimin hitap ettigi segmentte sizin dusuncenizdeki insanlar yok 🙂 Sorgulayabilen ve cesur olabilenler var sadece 🙂 Ne diyor sizin dusunce yapinizdakiler Meryem’erin karistirilmasi olayina, bakalim:

    1. Harun iyi insanmis, Meryem, ovulmek icin Harun’un kardesi denmis (mecazi)
    2. Harun kotu insanmis, Meryem, yerilmek icin Harun’un kardesi demis (mecazi)
    3. Kardes farkli kelimerle kullanilirmis, biz yanlis anliyomusuz. (saldiri)
    4. Aslinda Meryem’in gercekten de kardesiymis… (bu da artik sivama gibi oluyor)

    Komik oluyorsunuz. Uzuluyorum sizin icin. Cevap yazmazsiniz umarim, sizin yazilarinizi gercekten okuyamiyorum 🙂

  7. noname
    Ekim 13, 2009, 2:50 pm

    Turan dursunuda islam alimi yaptınızya daha ne diyeyim geçmişte inanmış ama ziyana uğramış. Ben akıl ve bilim ışığında Kuran’ı anlamaya çalışan bir insanım tabi benim yazdıklarım sizin aklınızı zorluyor. okumamayı tercih ediyorsun aklını kullanman dileğiyle

  8. shua
    Kasım 23, 2009, 1:41 pm

    İslam âlimi diyebilmen için velâyet makamlarına bitirmekle vukû bulur. umarım her tefsir yazmaya kalkanı âlim olarak görmezsiniz. oturup İmâm-ı Rabbânî İmâm-ı Gazâlî gibi büyük insanlardan fâidelenip sırât-ı müstâkime ermeniz nâsib olur. Gerçi Allah ın âyetinin mânâsından işâretle gözünüzdeki perdenin arkasını göremediğiniz bârizdir. bir yalancı âdem çıkıp size yarın sabah bu şehri düşman istilâ edecek önlem alın dese herşeye rağmen alırsınız da Allah ın yalandan koruduğu Peygamberimiz âhiret azâbı vardır dediğinde inanmayıp önlem almazsınız. nefsiniz o hâle gelmiş ki yakın da Furkânın yanlışlığı bir yana kendi tanrılığınızı iddia etmeye başlarsınız. Zîrâ o kadar zekîsiniz ki (!) yaratılan akılla yaratan aklı sorgular hâle gelmişsiniz.

  9. shua
    Kasım 23, 2009, 1:45 pm

    bir şey daha eklemek istiyorum. öyle bir hâle gelmişsiniz ki şununla misallendirebilirim ancak. gece vakti güneşi semâda göremezsiniz. işte bu dünya ruhunun gecesidir. sen bu gecede güneşi göremediğin için onu yok kabul ediyorsun. zîrâ burda bahis olanın güneş değil Allah olduğunu göz önüne alırsak da “O size şah damarınızdan daha yakındır”

  10. Agnostik
    Kasım 24, 2009, 10:42 am

    “Zîrâ o kadar zekîsiniz ki (!) yaratılan akılla yaratan aklı sorgular hâle gelmişsiniz.”
    demişsiniz ama ortada anlaşılamayacak kadar karmaşık bir durum yok ki. Demek istediğim anlayabilmek için çok akıllı olmanıza gerek yok. Anlamak isteyen en salak insan bile bunun yanlış ve mantığa ters olduğunu anlar. Sadece bağnaz bir şekilde islama bağlı kişiler ortadaki yanlış ve mantığa ters durumlara kendince yorumlar ve alakasız misaller getirerek kendini kandırır.

    “Allahın yalandan koruduğu peygamberimiz” ve “O size şah damarınızdan daha yakındır” diyerek de çok fena bir şekilde döngüsel mantığın içine girmişsiniz.
    Ör:
    Agnostik: Peygamberi yalandan kim korudu?
    Shua: Allah korudu.
    Agnostik: Peki bunu sana kim söyledi.
    Shua: Peygamber söyledi.
    Agnostik: Peki peygamber bunu söylerken yalan söylemiş olamaz mı?
    Shua: Hayır olamaz çünkü Allah onu yalandan korudu.

    Ben size “Allah beni yalandan korudu ve bana senin kendi kendini öldürmen gerektiğini söyledi.” desem siz hiç tereddütsüz kendi kendinizi öldürürsünüz sanırım.

    “Gece vakti güneşi semâda göremezsiniz. İşte bu dünya ruhunun gecesidir.”
    demişsiniz ama şunu düşünmemişsiniz: Hiç bir müslüman dönmesi dinsiz, “Allah’ı göremiyorum öyleyse yoktur.” mantığı ile ateist olmaz. Hani bazı hikayelerde dinsiz birisi müslümana “Allah varsa göster” derde müslüman “Aklın varsa sen de aklını göster” der ya. İşte bu uydurulmuş bir hikayedir ve benim gibi gerçek hayattaki dinsizler, emin ol ki bu kadar salak değildir.

    “Oturup İmâm-ı Rabbânî İmâm-ı Gazâlî gibi büyük insanlardan fâidelenip sırât-ı müstâkime ermeniz nâsib olur.”
    demişsiniz. Ben 8-9 yaşlarında kader kavramını öğrendiğimde dinden biraz soğudum. Çünkü kader bana çok saçma gelmişti. 13 yaşımda ise abilere gitmeye başladım. Orada “Bediüzzaman Said Nursi”nin yazdığı Risale-i Nur kitaplarını ve Fethullah Gülen’in kitaplarını okudum. Kitaplar dini mana da çok hoşuma gitmişti çünkü dini meseleleri “düşünmeyen insanlar için çok güzel örneklerle” açıklıyorlardı. Tabi ben de bu örnekler üzerinde çok düşünmediğim için bana da güzel görünüyordu. Fakat, kurandaki miras paylaşımı hatasını gördüğümde adeta beynimin içine girdap girdi. Farklı farklı kuran meallerinden tekrar tekrar incelememe rağmen sonuç aynıydı: Kuran da sahiden de hata vardı. Şok olmuştum. Din hakkında kuvvetli bilgilerim olduğundan diğer dini çelişkiler ve saçmalıklar aklıma çorap söküğü gibi geliverdi. Bundan sonra bir iki hafta akıl hastası gibi oldum. Başka bir şey düşlünemiyordum ve dinden çıkmaya da çok korkuyordum. Dinin yanlış olduğunu anlayabilmiştim ama ya doğruysa da öldükten sonra sonsuza kadar cehennemde kalırsam diye korkuyor ve dinden çıkma cesaretini gösteremiyordum. Fakat Janos sağolsun Bu düşüncemden de kurtuldum ve şu anda dinin saçma bir şey olduğu hakkında %1 bile şüphem yok.
    Yani uzun lafın kısası fazla dini kitap okumak insanı dinden çıkaran kuvvetli bir unsur olabilir.

    Dikkat ettiysen yazdığın yorumlarda doğru söylediğin bir cümle bile yok.

  11. onemsiz
    Ocak 16, 2010, 10:15 pm

    “Turan dursun islam alimi deil ateist olarak öldülürdü.”
    işte arkadaşlar bu bir sorundur,İslamın hep güzel olduğundan insanlara huzur verdiğinden bahsedilir ama inanmıyorum diyen dışlanır (bu öldürmek dahil bir çok yöntemle yapılır” buna en güzel örneklerden birisi de “müslüman mahallesinde satılan salyangozdur”
    İslamı direkt kabul eden bir topluluk yoktur hep savaşla ve Kuranda yasal kılınan ganimetler amacıyla olmuştur (Türklerin müslümanlığı kabul etmeleri çok zor olmuş Horasan civarında 85 bin türk kıtır kıtır kesilmiş kadınlar ve çocuklar köle yapılmıştır,zamanla da müslümanlığı kabul etmişleridir”
    İslamiyetin başlarında inanmayanları uyarın inanmalarını sağlayın denirken onları öldürün asla denmez ama ne zaman bir güç oluşturmuşsa o zamandan sonra “islam için insan öldürmek kabul edilen bişey olmuştur”
    Eğer İslamiyet Kafirun suresi gib kalsaydı çok daha evrensel ve insan sevgisi içeren bir din olurdu önemsiz nazarımda

  12. Allah
    Ocak 19, 2010, 6:10 pm

    Maide 51. Ey iman edenler! Yahudileri ve hiristiyanlari dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafini tutarlar). Içinizden onlari dost tutanlar, onlardandir.

    Ve

    Maide 33. Allah ve Resûlüne karsi savasanlarin ve yeryüzünde (hak) düzeni bozmaya çalisanlarin cezasi ancak ya (acimadan) öldürülmeleri, ya asilmalari, yahut el ve ayaklarinin çaprazlama kesilmesi, yahut da bulunduklari yerden sürülmeleridir. Bu onlarin dünyadaki rüsvayligidir. Onlar için ahirette de büyük azap vardir.

    Bu konu yorumlarında o kadar çok öldürmek, ölüm vs lafı geçmiş ki bu ayetler aklımda geldi.

    33.deki “savaş” kılıçlı baltalı değildir ha. Burdaki arkadaşların yaptıkları gibi düşüncelerini belirtmelerini kuran bir savaş olarak değerlendirmiştir. Ve bunların (benim de:)) acımadan öldürülmeleri gerekmektedir 🙂

    Kuran tek bir yaya binlerce okun gerilmiş ve dünya büyüklüğünde bir hedefe fırlatılmış, hedefte ise her bir noktaya isabet etmiştir. Tek bir ok ve 12den vurmak diye bir şey yoktur. Bunun nedeni de mevcut hataların, çelişkilerin ve saçmalıkların diğer bir okun isabet ettiği noktayı işaret ederek kapatmak, çevirmek işe gelecek hale döndürmektir.

    İşte bu yüzden ben 🙂 sizin için saçmalıyorum, boş konuşuorm, arapça bilmediğim için yanlış yorumluyorum. Fakat arapça biliyorum desem bu seferde aptal olacağım 🙂
    Bana sayıp söveceğiniz şeyleri biliyorum, aynı Janos arkadaşa da yaptığınız gibi. Ama benim
    sizin msjlarınızı takip edip de cvplayacak vaktim yok. bu sebeple şimdiden biraz kızdırayım sizi 🙂
    siz malesef o okların gölgelerisiniz. Hayalsiniz. püff. Yok oldunuz 🙂
    bu kadar basit. püff.

  13. Ahmet Melih Kahraman
    Nisan 7, 2010, 6:28 pm

    Hz. Harun’un, Hz Meryem’den çok önceleri yaşamış olan Hz. Musa’nın kardeşi olduğu zaten Kuran’da yazılmaktadır. Hal böyle iken bir ayette Hz. Meryem’i iffetsizlikle suçlayan bazı insanların ona Harun’un Kızkardeşi diye hitap etmesini çelişki olarak burada yazmanız beni hayrete düşürdü.
    Sizce o zamanki müslümanlar da bunu bariz bir çelişki görmeli değil miydi? Hadi onları bırakın o devrin yahudi ve hıristiyanları konuyu alay konusu yapmazlar miydi? Mesela derlerdi ki “alın size Kuran’da bir yanlış” ve bu tüm müslamanların Kuran’a güvenini sarsacak bir konu olurdu. Binlerce kişi dini terk ederdi.
    Bakın biraz araştırırsanız sizin yaptığınızı, peygamber devrinde de Necran halkının sözde uyanıklarından birilerinin yaptığını ancak peygamberden cevabını aldıklarını görürsünüz. Kendisine bu sorunun sorulduğunu söyleyen sahabeye Hz. Muhammed önce gülüyor ve diyor ki: “Onlara, «Siz daha önceki Peygamber ve salih insanların isimlerini niçin alıyorsunuz?» diye ikazda bulunsaydın ya». Yani peygamber ismiyle anılmak, peygamber ismini almak, peygamberin kızkardesi, kardesi olarak hitap edilmek Hz Meryem devrinin en bilinen uygulamalarindan. Bu uygulama Hz. Muhammed zamanında da sürüyor.
    Hz. Meryem yahudi soyundan bir ailenin çocuğu ve ona hitap edenler “Harun”un kızkardeşi” tabirini özellikle kullanıyorlar. Hz. Harun’a sevgi öylesine büyük ki yaşadığı devirde doğan çocukların hatırı sayılır bir miktarına Harun adı veriliyor.
    Her müslüman “harun’un kızkardeşi” tabirinin o devirde Hz. Meryem’i suçlayanların bir hitabı olduğunu bilir ve bu hitabın öz kardeşliği içermediğini anlar.
    Zaten Hz. Meryem’in annesi, oğlu olmadı kız çocuğu doğdu diye üzülüyor ve dua ediyor. Yani bir erkek kardeşi olmadığını Kuran zaten söylüyor. Olsa bile bu adından bahsedilecek veya övülecek biri olmasa gerek. Çünkü bütün kuran boyunca Hz meryem, ailesine atıfta bulunulmadan, şahıs olarak övülüyor hatta Hz İsa gibi büyük bir peygamberden bile sürekli olarak Meryemoğlu İsa olarak söz ediliyor. Demek ki “Harun’un kızkardeşi” hitabında başka bir nokta var.
    Biz müslümanlar için kolaylıkla anlaşılabilen pekçok şeyi anlayamamanız şaşırtıcı. Bilin ki bizler bu duruma mucize olarak bakıyoruz. Tıpkı her canlı tesadüfen olduğu yalanına kanmanız gibi Kuran’ın da insan tarafından yazılabileceğini düşünüyorsunuz. Büyüye kapılmış, hipnoz etkisi altında yaşıyor gibisiniz.
    Ama Allah’a sizin için de dua ettiğimizi söylemek isterim. Düşmanlıkla, alaycılıkla bir yere varamayız. Şurada hiç saldırı üslubu olmadan deseydiniz ki “Kuran’da Harun peygamber Hz Musa’nın kardeşi olarak anlatılırken, falanca yerde niye Hz Meryem’in de kardesi gibi yazılmış?” bunu anlayamadim cevap rica ediyorum deseydiniz. Aynı seviyeli üslupla pek çok insan seve seve cevap verirdi size. Gerçekten cevabını bulmak isterseniz cevaplar sizi tatmin edecektir. Allah hayırlar versin hepimize. Selamlarımla.

  14. Nisan 8, 2010, 1:34 pm

    Sevgili Ahmet,

    Yorumunuzun sonundan baslayayim cevaplamaya… “Bunu anlayamadim, cevap rica ediyorum..” gibi bir sey dememi istiyorsunuz. 🙂 Cok komiksiniz.. Eminim iyi niyetlisiniz ama boyle birsey dememi beklemeniz, hem de benim kendi blogumda, Muslumanlara soru sorup sonra da bir cevap beklememi onermeniz gercekten komik olmus, uzgunum. 🙂

    Yorumunuzun ortalarinda “Her canli tesadufen olmus yalani” cumleniz ve hipnoz altinda yasiyor oldugum iddianiza da cevap veremiyorum, gulumsuyorum sadece…

    Gelelim Meryem hatasi savunmaniza… Savunmanin cok benzerlerini daha once baska arkadaslar da yapmislardi. “Harun’un kizkardesi” aslinda bir hitap sekliymis, gercek anlamda kiz kardesi kastedilmemis, Arapca buna musait bir dilmis, vs. vs. Neden baska insanlar bunu farketmemis, bir tek ben mi zekiymisim gibi baska argumanlar da geldi daha once de.. Hepsinin cevabi da aciktir. Eger Internet’te bir search yaparsaniz (ingilizce veya turkce) (ornek: “miriam aaron’s sister quran”, bunu tek farkedenin ben olmadigini, bunun yuz binlerce kez tartisildigini, dalga gecildigini, makaraya alindigini gorursunuz. Arastirmami onerdiginiz necran halki gibi kucuk seyleri de sadece Harun Yahya sitelerinde bulabilir, okumaktan sizin (benim degil) keyif alacaginiz yazilari gorur ve zevkle okursunuz. Sizin icin uzgunum, ama ‘ey Harun’un kizkardesi’ denmesi acik bir hatadir. Bunu kabul etmek istemesiniz de, siz de biliyorsunuz. Bu, Kuran’a bir kez gectigi icin artik donusu olmamis, mucburen sivanmistir.

    Yukarida listeledigim ayetlerin devaminda, henuz besikte bir bebek olan Isa’yla muhabbeti de aciklayin isterseniz nasil aciklayacaksaniz… Kundaktaki bebege nasil namaz kilinmasi farz olunmus, neden Hristiyanlar hem de kundaktaki babasiz bir bebek boyle soyledigi halde su anda namaz kilmiyorlar bir ogrensin Muslumanlar… Kuran’da resmen keloglan masallarindan daha ucuk masallar anlatiliyor, sizin gibi “hipnozda yasadigimi” iddia edenler de bu masallari savunmak icin yirtiniyorlar. Gozleriniz acin, derin bir nefes alin ve korkmadan gorun artik gercekleri… Lutfen su ayetlere nasil inandiginizi bana aciklayin:

    29 Meryem, çocuga isaret etti. Dediler: “Besikteki bir sabiyle nasil konusuruz?”
    30 Sabi dedi: “Ben Allah’in kuluyum. O bana kitap verdi, beni peygamber yapti.”
    31 “Beni, bulundugum her yerde kutsal ve bereketli kildi. Yasadigim sürece bana namazi/duayi, zekâti önerdi.”
    32 “Anneme iyilik etmemi önerdi. Beni zorba bir eskiya yapmadi.”
    33 “Selam bana dogdugum gün, ölecegim gün ve diri olarak kaldirilacagim gün.”
    34 Iste Meryem’in oglu Isa budur! Hakkinda kusku ve çelismeye düstükleri seyin dogrusu bu sözdür. (Meryem Suresi)

  15. frk
    Eylül 8, 2010, 8:40 am

    s.a boyle sacma seyleri curutmek ıcın elınızı yormaya gerek yok bı arkadasım da bana mıras hesabında yanlıslık varmıs dıyor ee zekerıya beyaz bıle cozmus gerek yok cozmeye yukarıda kı ayetlerı ınceledım yarı yorumla yazılmıs yoksa tam karsılıgı degıl yanı allaha emanet

  16. necati şaşar
    Kasım 7, 2010, 4:07 pm

    janos agnostic arkadaş gibi banada yardım et biliyorum bütün bunların safsata olduğunu ama bende terk edersem eğer ya yanılıyosam diye çok korkuyorum napmalıyım müslümandım agnostik oldum sonra ateist oldum sona korktum geri agnostikliğe geri döndüm burda kalmalımıyım sence

  17. Kasım 8, 2010, 9:59 am

    Necati, seni ne mutlu ediyorsa onu yap bence. Ateist olmak cok zor ve cok buyuk bir adim. Eger buna hazir hissetmiyorsan Agnostik de kalabilirsin, hic ilgilenmeyebilirsin de. Senin zaten tum dinlerin insan uydurmasi sacmaliklar oldugunu farketmen, aslinda akil ozgurlugun icin attigin en buyuk adim. Bundan sonra atacagin adimlar sana kalmis. Onemli olan, aklini o insan uydurmasi kuran, cennet, bakire huriler, cehennem, kaynar su, seytan, kader, kismet, camii, cihat, isa, musa gibi zirvaliklardan arindirmis olman. Bunlarin aklinda kapladigi yer ve sana yaptigi kisitlamalarin, seni limitleyisinden kurtulman en onemli olandi. Bundan sonraki hayatinda fokusunu asil onem vermen gerekene, “kendine”, verebilirsin. Kendini tanimak, hayatina hic bakmadigin pencerelerden bakma firsatina sahipsin. Kisisel gelisimin icin bu cok onemli. Akil ozgurlugune sahip bir insanin onu acik, yapabilecegin seyler sinirsiz. Bunun disinda 6000 (uydurma) tanridan, Ateistler gibi 6000’i veya Muslumanlar gibi 5999’unu reddetmen arasinda cok buyuk bir fark yok. Artik boyle bir Tanriya ihtiyacin olmadigini biliyorsun. Bu uydurma tanrinin da senin komik yakarislarina veya kesecegin kurbana, gun boyu ac kalisina ihtiyaci olmaamasi gerektiginin farkindasin. Yani netice itibariyle, bundan sonra ozgursun, ve seni ne mutlu ediyorsa onu yapmalisin.
    Ozgur hayatinda bol sans…

  18. Kasım 14, 2010, 3:55 am

    janos agnostic arkadaş gibi banada yardım et biliyorum bütün bunların safsata olduğunu ama bende terk edersem eğer ya yanılıyosam diye çok korkuyorum napmalıyım müslümandım agnostik oldum sonra ateist oldum sona korktum geri agnostikliğe geri döndüm burda kalmalımıyım sence)
    ilahını bulmuşun :))))))))))))))))))

  19. Kasım 16, 2010, 2:42 pm

    Ey Harun’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir insan değildi; annen de iffetsiz değildi(يَا أُخْتَ هَارُونَ مَا كَانَ أَبُوكِ امْرَأَ سَوْءٍ وَمَا كَانَتْ أُمُّكِ بَغِيًّا )kardeş niyet akıbet ile tamamlar inşaallah bu yorumu iyi algılamanız dileği ile arapçası ve türkçeyi başka ayet ile karşılaştırma yapınız inşaallah(harun kıssası kelâmı lafzı)ile ilgili ayetler kişiyi aynı vermektedir ispatlı yoruma gerektirmeden yani(muhkem)dir.sadece zaman,asr,vakit ile açıklama(mütaşabih)tir iyi algılarsanız,(hz.meryem)ile(harun’un kız kardeşi)aynısıdır.DİKKAT!AYETTEKİ HİTABI ÖNEMLİDİR,kişiyi aykırı yorumlara daldırmaktadır buda ayetlerin içeriğini(hak’ta tevili’ni)bitirememizdir.

  20. Mehmet
    Ekim 3, 2011, 3:01 pm

    Arkadaşlar ben de eskiden katı islamcıydım; ama bilimle uyuşmayan o kadar çok yönü varki. artık diğer dinlere bile daha sıcak bakar oldum. çünkü bilimsel gerçeklerle onlar gerçekten daha paralel. islamiyet resmen, eskiden puta tapınan arap halkının ortadan putlar kaldırılmış hali. hala kabe tavaf ediliyor(içinde putlar olmadığı halde), gene oruç tutuluyor, gene namaz kılınıyor(eskiden putlar önünde yapılırdı). Tek fark artık ortada putlar yok. Resmen putperestlik alınmış, tevratla harmanlanmış… zaten nötr yaklaşan da bunu farkeder. Ayrıca bu linkte de ilginç bilgiler var; Kuran irdeleniyor. http://goo.gl/16orc

  21. memet
    Aralık 7, 2011, 3:42 am

    arkadaşım insanların kafasını karıştırmadan önce bir araştır.hala kabe tavaf ediliyo diyosun.kabeyi tavaf etmek onlardan bize geçmedi ibrahim a.s yani efendimizin dedesinden yani islamiyetin özünde var.kuranı kerim madem safsata,bugün biliminde kabul ettigi 7 kat gökten bahsediyo.çocugun anne rahminde üç evreden geçtigini bahsediyo.tatlı suyla tuzlu suyun karışmadıgı denizden bahsediliyo.madem efendimiz yalancı(o hayatında hiç yalan söylemedi) o günün şartlarında bunları nasıl
    biliyodu.ayrıca efendimiz ummi birisiydi.yani okuma bilmiyodu yazmasıda yoktu.ama size bunu anlatmak bile sıkıcı çünkü siz ebu cehilin soyundansınız onun gözünün önünde ay ikiye parçalandı inanmadı ki siz hiç inanmazsınız.peki diyelimki islamiyet bir safsata(haşa)biz ne kaybederiz en azından namaz kılarak vucudu dinç tutarız.ya dogruysa o zaman siz ne yapacaksınız merak ediyorum.

  22. hÜSEYİN çELİK
    Ağustos 23, 2012, 7:37 pm

    Mesela bu yorumu yapan arkadaşa ben desem ki Dawkins’in çocuğu. Tam sana göre bir yorum. Burdan yorumu yapanın dawkinsle bir akrabalığı olduğunu çıkarabilecek bir sivri zekalı olur mu merak ediyorum? Arapçada insanların soylarının büyükleriyle anılması şeklinde dilde bir kullanım mevcut. Bizdede denir ya Atatürk’ün torunlarıyız, Osmanlının torunlarıyız, Fatihlerin Yavuzların vs… yani meşrebine göre, savunduğu görüş veya ait olduğu soyun büyüklerinin ismiyle anılma meselesi. Burdaki olayda budur çok basit. Hz. Meryem Yahudidir ve Hz. Harunda bu soydan ondan önce yaşamış Hz. Musa’nın kardeşidir. Yani kavminde saygı gören ve 17 asır sonrada iyiliğiyle örnek gösterilegelen bir kimsedir. Ayettede ona vurgu yapılıyor Ey Harun’un kız kardeşi diyerek. Senin anne babanda kötü kimseler değildi Harunda kötü bir kimse değildi sen nasıl bunu yaptın şeklinde. Umarım çamur atmayı bırakır daha aklı yatkın şeyleri arar bulursunuz ama uğraşmayın öyle bişey bulamazsınız. Ancak Kuranda olmayan uydurma hadislerle menfaat uğruna dine sokulan şeylerde hata bulursunuz onlarda dini bağlamaz.

  23. bilal
    Ekim 1, 2012, 7:24 pm

    ” HZ.MERYEM’IN HARUN İSMİNDE KARDEŞİ VAR MIDI ? ” Bazı arkadaşlar,Tefsirlerden
    güzel cevaplar vermişlerdır.Allah kendilerinden razı olsun.Ama ben de bir kaç cümle ilave et-
    mek istiyorum. 1- MERYEM 28.ayette geçen ” يا اخت هارون الخ ”… ” Ey Harun’un kardeşi !..”
    diye böyle bir ifadeyi yüce Allah’değil,Meryem’ın kavmi söylüyor.Yani bu ifade Allah’a ait değil,
    Meryem’ın kavmine aittir.
    2- Kurtubi Tefsirinde ”KELBİ” den bu konu şöyle naklediliyor. ” كان لها اخ من ابيها اسمه هارون لان
    هذ الاسم كن كثيرا في بني اسرائيل تبركا باسم هارون اخي موسي وكان امثل رجل في بني اسرائيل قاله الكلبي الخ ”
    …Meryem’ın babasından Harun isminde bir üvey kardeşi var idi. İsrailoğullarında hz.Musa’nın
    Harun kardeşine teberüken bu isim çok yaygın ve çok kullanılırdı. Meryem’in Harun isimindeki
    üvey kardeşi,İsrailoğullarında güzel ahlakıyla,tutum ve davranışıyla örnek bir kişi idi.
    Bu nedele,Meryem’in kavmi, ” يا اخت هارون الخ ” … Ey Harun’un kardeşi ! …” diye Meryeme ses-
    lendiler. HULASA, Buradaki Harun,Hz.Musa’nın kardeşi olduğuna dair en ufak bir işaret yok-
    tur. Ama görüyorum ki,ateist Janos,sapla samanı karıştırarak saçmalamaktan öteye geçme-
    miştir. Sanki dünyada tek bir Harun varmış,o da Hz.Musa’nın kardeşi miş ? Çelişki ve tutarsız-
    lık kur’an’ın değil,algılayışı kıt olanlarındır.
    Kur’an ne söylüyorsa, doğrudur. Ama art niyetli olanlar gerçeği görmek istemezler. Tam ter-
    sine gerçeği örtüp yok etmek istiyorlar.

  24. halil koparan
    Şubat 7, 2013, 8:11 pm

    kendiside biliyor Hz harun’un o harun olmadığını ama nerde çelişki bulsam diye didiniyor. kimse merak etmesin 1400 yıldır tek bir çelişki bulunamayan Allah kelamında bundan sonrada bulunamayacak Sadakallahulazim (Şüphesiz A
    llah doğru söyledi)

  25. Mayıs 2, 2013, 11:32 pm

    Sevgili Ismail bey, yazinizi bir solukta okudum ve inanin icim parcalandi. Hayatinizin buyuk, cok buyuk bir kismini, yalan korkularla, adeta mengeneye sikistirilmis bir kalple, dusunmenizi yasaklayan bos emirlerle ziyan ettiginizi buyuk huzunle okudum. Ben de, benim gibi, Turkiye’de ateist olabilme cesaretini gosterebilmis bir cok insan da, omurlerinin buyuk kismini bu kisitlamalarla ziyan etti. Hayat dedigimiz 800 aylik kisa surecin buyuk bir kismini caldigi icin Muhammed’e de, yazdigi ve yazdirdigi kitaba da, Islam isimli vahsi ve yobaz dine de ofkeliyiz. Bu ofke Muslumanlarin kendinden olmayanlari oldurecek, karilarini, kizlarini calacak seviyesizlikte degil. Kandirilmis ve haksizliga ugramis bir medeni insanin ofkesi sadece. O yuzden bu cigliklarimiz. Istiyoruz ki, bizim gibi herkes gorebilsin, uyanabilsin bu yalanlardan… Hani Matrix filminde pil ureten ama hayal dunyasinda yasatilan insanlarin uyandirilmasi gibi ayni durumumuz. Ama yine de bu yalanlari farkedip gercek ozgurluge ilk adimi attik, ateist (eski agnostik) arkadasim da, ben de, ve cok yakinda, umarim, siz de… Sanirim yasca ve pek tabii tecrubeyle benden buyuk bir abimsiniz, size akil vermek haddime degildir. Tek soyleyebilecegim, hayatinizin bosa gecmemis uzun bir parcasi sizi bekliyor. Hani muslumanlarin tabiriyle kalp gozunuzu, bence beyninizin merak etme, sorgulama ve dusunme ozgurlugunu kazanmissiniz bile coktan. Tek bir adiminiz kalmis, ama o adimi aslinda coktan atmissiniz bile… Mutluluk sizin olsun. Eger itiraz etmezseniz, yazinizi noktasina virgulune dokunmadan yeni bir makale olarak yayinlayacagim… Sizin gibi, bir zamanlar benim gibi, kafa karisikligi olan insanlarimiz, bir de sizin kelimelerinizle okusunlar inandirildiklari yalanlari…

    Sevgiler, mutluluklar dilerim.

  26. Eylül 1, 2013, 6:35 am

    Harun’un kız kardeşi Miryem

    Meryem suresi 28. Ayette geçen “«Ey Harun’un kız kardeşi!” cümlesi merak konusu olmuştur. Hatta bazı şeytanlar (insan) bu cümleyi Kuran’daki bir çelişki gibi göstermeye çalışmaktadırlar. Oysa olay apaçıktır. Bunu size izah etmeye çalışacağım.
    Meryem suresi 27-28: Sonra Meryem onu (İsa’yı) yüklenerek kavmine getirdi. Onlar (hayretler içinde şöyle) dediler: «Ey Meryem! doğrusu sen görülmemiş bir şey yaptın.»[27] «Ey Harun’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir adam değildi, annen de iffetsiz bir kadın değildi.»[28]

    Konuyu iyice anlayabilmek için Yahudi tarihini iyi bilmek gerekir. Hz. Meryem, Meryem’in annesi olan İmran’ın karısı (Anna, Hanna?) ve Hz. Meryem’i eğiten kişi olan Zekeriya Yahudi’dir. Zekeriya aynı zamanda Hz. Yahya’nın babasıdır.
    Meryem ismi yalnızca İsa’nın annesi olan Hz. Meryem’e özel değildir. Hz. Meryem haliyle milattan hemen önce (M.Ö 1. yüzyılda) doğmuştur. Oysa Yahudi tarihinde aynı ismi taşıyan, yaşamış çok önemli bir karakter daha vardır. Bu kadının adı da Meryem’dir(Tevrat’ta Miryem diye geçer). Miryem Hz. Musa ve Harun’un ablasıdır. Çok kutsal bir kadındır. Yahudiler Miryem’ peygamber gibi kabul ederler(M.Ö.1600).
    Tevrat Mika 6
    4Seni Mısır’dan ben çıkardım,
    Ben kurtardım seni kölelik diyarından.
    Sana öncülük etsinler diye Musa’yı, Harun’u, Miryam’ı ben gönderdim.
    Sonraki Yahudi inanışında ise kadın ikinci sınıf olarak görülür. Tapınakta görev alamazlar. Bu dönemde Hanna karnındaki çocuğun erkek olduğunu düşünerek, Allah rızası için tapınağa adamıştır. Fakat adanmış çocuk kız doğmuştur. Hem kız hem de adanmış?
    Bu çocuğun ismi ne olabilir? Kime benzeyebilir ki? Tapınakta kabul görsün? Yahudi dininde veya geleneğinde böyle biri var mıdır? Varsa kimdir? Ancak böyle bir isimlendirme veya atıfla bir kız tapınağa adanabilir veya kabul edilebilir.
    Aşağıdaki ayette açıkça anlaşılıyor ki: Hz. Meryem’in annesi adadığı çocuğun kız olduğunu görünce büyük bir şok geçirmiştir. Fakat hemen düşünüp onun Miryem gibi olabileceğini anlamış ve ona Meryem ismini vermiştir.
    Ali İmran suresi 35-36: İmran’ın karısı: «Ya Rabbi! Karnımda olanı, sadece sana hizmet etmek üzere adadım, benden kabul buyur, doğrusu işiten ve bilen ancak Sensin» demişti.[35] Onu doğurduğunda, Allah onun ne doğurduğunu bilirken «Ya Rabbi! Kız doğurdum. Erkek, kız gibi değildir, ben ona Meryem adını verdim, ben onu da soyunu da, kovulmuş şeytandan Sana sığındırırım» dedi.[36]
    Meryem suresi: Allah: «Ey Zekeriya! Sana, Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bu adı daha önce kimseye vermemiştik» buyurdu.[7]
    Yukarıdaki ayette Hz. Yahya’nın isminin orijinalliği vurgulanırken Hz. Meryem için ise böyle bir vurgulama yoktur.
    Peki, Hz. Meryem Hz. İsa’yı doğurup kucağında bebek İsa ile şehre geldiğinde neden İnsanlar: Sonra Meryem onu (İsa’yı) yüklenerek kavmine getirdi. Onlar (hayretler içinde şöyle) dediler: «Ey Meryem! doğrusu sen görülmemiş bir şey yaptın.» «Ey Harun’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir adam değildi, annen de iffetsiz bir kadın değildi,» (Meryem, 27-28) demişlerdir. Buradaki Harun ile kimi kast etmişlerdir?
    Burada da kast edilen Harun, Musa’nın ve Miryem’in kardeşi olan Harun peygamberdir. Yahudi inanışında haham (kohen, kahin) sınıfının Hz. Harun’un soyundan geldiği kabul edilir.
    Daha da önemlisi Hz. Meryem’in ismi Hz. Harun’un ablası olan kutsal Miryem örnek alınarak verilmiş ve bu bütün toplum tarafından bilinen bir şey olmuştur. Çünkü Yahudi toplumu için bir kız çocuğunun tapınak üyesi olması çok zor kabul edilecek bir olgudur.
    Burada insanlar onun bu özelliğine rağmen çok kötü bir iş yaptığını yani ismine layık bir insan olmadığını yüzüne vurmaktadırlar. Bu nedenle alay edercesine “Ey Hz. Harun’un kız kardeşi Miryem,” demektedirler.
    Doğrusunu Allah bilir.

  27. Eylül 29, 2013, 12:23 pm

    merhaba tahminim ötekileştirme politakası güdülüyor hz incildeki hz meryemle hz kurandaki hz meryem aynı hz meryemdir çünkü hz tevrat hz zeburhz incil kitapların devamı olan hz kurandır ……

  28. hamid
    Eylül 30, 2013, 1:47 pm

    sizi tebrik ediyorum çok güzel bir tespitte bulunmuşsunuz.fakat bilmediğiniz bir şey var israiloğullarında her saliha iffetli kadına harunun kız kardeşi diye hitap edilir yani kültürel bir ifade şeklidir. Bu seferde olmadı kusura bakmayın.

  29. selim
    Ekim 12, 2013, 9:29 am

    Tüm bunlara ek olarak;

    Harun-Musa-Meryem kardeşlerin babasının adı İmran.(tevratta Amram)
    Kuranda İsa’nın annesi olan Meryem’in babasının adı da İmran 🙂
    Hatta Ali İmran derken kastedilen Meryem’in babası olan İmran’ın ailesi,İsa falan yani.

    Bu da mı gol değil hakim bey 🙂

    Hadi diyelim hem İsa’nın annesinin hem de Musa’nın kardeşinin adının Meryem olması tesadüf.Hadi İkisinin kardeşleri de Harun diyelim,olamaz ya,o da tesadüf.

    E iki Meryem’in de babasının İmran olması artık eşşeğin gözüne su kaçırmak olmaz mı,belli ki Kuranı hazırlarken karıştırmışlar işte.

    Müslümanlar Muhammed döneminden beri bu durumu kurtarmak için 10-15 farklı masal anlatırlar,hepsi birbirinden komik.

    Muhammed bu durumu ”o dönem İsrailoğulları dedelerinin adlarını çok koyarlardı” diye açıklayarak kurtarmaya çalışmış ama nafile.Ayşe bile bu duruma anlam verememiş ama ayet okunmuş bir kere.
    Benim favorimse şu, İbn-i Kesir tefsirinde sahabeden Katade’den bir rivayet anlatır,güya bu İsa’nın sözde dayısı hayali Harun vefat ettiğinde cenazesinde İsrailoğullarından 40.000 kişi varmış ve 40.000’inin de ismi Harun’muş :)O kadar yaygın bir isimmiş yani Harun.

    Yersen tabi.

  30. fi_cogito
    Ocak 18, 2014, 4:47 pm

    yazıyı yüzeysel okudum çünki daha önce başka bir sitede okumuştum sadece yorumları detaylı okudum ve gördüğüm şu nedense bazıları şidttle kuranda çelişki olsundiye arzuluyor ve kurana karşı savundukları şey ise bir birinden farklı birçok kopyası ve farklı yazarı bulunan incil bir çok farklı bir yazarı bulunan bir kitabı kuranla kıyaslamaya kalkmak bile abesle iştikaldir ayrıca müslümanların neden bunu katıtlamak gibi bir gayesi olsunki ayrıca tevratta da incilde de Hz.peygamberin geleceği müjdelenmiştir bence siz kuranı bırakın ve kendi kitabınızdaki pardon kitaplarınızdaki çelişkileri gidermekle uğraşın bırakın biz müslümanlar neye inanmak istiyorsak ona inanalım 🙂

  31. yasar
    Şubat 5, 2014, 10:55 am

    30 ayette de isa henüz cocukken konusmus ve o bana incil verdi demis, oysa isa, degil dogdugunda, ölene kadar incil diye bir kitap görmedi asla…

  32. Eylül 8, 2014, 2:53 pm

    Şu Agnostik , Ateist ve Deistlerin Kuranla alıp veremediği nedir ? Anlamış değilim tamam biz gerizekalıyız , siz akıllısınız … tamam biz beyinsiz , at gözlüklüyüz , siz de medeni , çağdaş ileri görüşlü hemde bizden zeki… Tamam mı ? egolarınıza hitap ettiysem şunu söylicem ..Yokluktan var olup Gideceğiniz yokluğa kadar ki sürede yaşadığınız her saniye için sizi var eden Kaynak – Tanrı – Allah – Kutsal Ruh her ne diye isimlendiriyorsanız ateistler için sonsuz evren bu sürede şükretmeniz gerekmez mi? Teşekkür etmeniz? Bi saol deseniz? Ateistlere tek bi sözüm var sonsuz evren teorisi dersiniz entropi yasası fiziğin temeli olan yasaya ters düştüğünü bilemiyecek kadar….akıllısınız 🙂

  33. şaman
    Ekim 14, 2014, 9:43 pm

    Deizmden agnostikliğe doğru kaymış bir ruh hali içindeydim yakın zamanlar içinde Okumadan ahkam kestiğim kitap hakkında gerçekten pişman olduğumu anladım ozaman Şunu unutmayın ki allah sizin kalbinizdekni sizdende iyi bilir gerçekten cımbızla bug bulma çalışmasıı yapmasın sende biliyorsun Kur’an ı kerimin üstü kapalı o tasvirli dili oldukça ağır diyoruz işte allah kelamı insan lak diye çözemez ayrıca hepsindede aynı adamın çeviri tutmuyor Misal okudğum türkçe meal sitesinde 4 -5 farklı çeviri vardı bende okurken dili en rahat anlaşılanı seçiyordum ve hiç bir sıkıntıyla karşılaştım aksine şüphe gerçekten yok edilirse inkar ettiğiniz şeyin aslında ne kadar cömert olduğunu görüceksiniz Çok ağır bir vicdan azabı hissettiriyor insana evet belki 1 saat öncesindeki ruh halimden ağır bir siktir yiyicekti Çok şükür hatamın farkına vardım ve tövbe ettim sıkıntılarımın birçoğu ardı ardına iplik gibi çözülüverdi Allaha tanrıya ismini ne koyarsanız evrendeki sıkıntıyı ona yüklemeyin lütfen rica ediyorum insanı tüm isteklermizden 5 dakika sıyrıluıp hiçbir fark gözetmesin niye insan ölüyor diye düşünelim insan olsun ama ismi hepimiz gibi.

  34. hayro colovic
    Ekim 30, 2014, 6:05 pm

    Kurana baktigimizda ,bazi peygamberlerin ayni zamanda yeryüzünün degisik bölgelerinde peygamberlik yaptiklarini görüyoruz .Örnegin ,ibrahim asw zamaninda Lut asw ayni zamanda peygamber idiler (11:70 )We kurana baktigimizda ,musa asw ile isa asw israil ogularina peygamber olarak gönderilmisti ,isa asw hem incili ,hem tewrati biliyordu ,we musa asw isa asw birbirinden ayri yerlerde peygamberlik görevi yapiyordu kurana baktigimizda ,ve kuranda celiski yoktur ,insanlarin akillarinda celiski war ,(19:54 – kuranda ismaili de an o peygamberdi)ismail de ibrahim asw oglu idi ,ibrahim asw o da peygamberdi )29:27Yakub da peygamberdi ,ibrahim asw oglu idi ,görüyoruz ayni zamanda peygamber idiler(,38/30 Davud asw o da peygamber idi ,onun oglu süleyman asw o da peygamber idi ,görüyoruz ki ayni zamanda yeryüzunde peygamberler war idi , we bu da meryem ile harunun ,musanin ,kardes olduklarini cok büyük bir ihtimal ,Allah kardesi diyorsa kardesi dir ,,simdi ALLAH musanin kardesi harun diyorsa gecerli de ,harunun kardesi meryem deyince olmuyor ,bu ne akil yani ,,

  35. hayro colovic
    Ekim 30, 2014, 6:11 pm

    weya Allah ibrahimin oglu ,ismail ,ihsak ,yakup deyince inaniliyor ,weya imran meryemin annesi denince ,veya ,meryemi zekeriyanin himayesine werdik ,, ve bunun gibi diger ayetlere inaniliyor ,ama ey harunun kiz kardesi denince inanilmiyor ,Müslümanin kurandan süphesi yok ,ALLAH ne diyorsa öyledir ..

  36. Kasım 3, 2014, 6:32 am

    Rahman suresi 19-20 denizlerin bir birine karışmaması)brahma padura vedalar!açın okuyun bakalım,brahma 6000 bin yıl önce denizlerin önüne set koyduğunu,karışmayacağını,söylemiş)kuranın allahı bu ayetleride barhmadanmı tır tıklamış?))

  37. Kasım 17, 2014, 9:03 am

    Janos !

    Ümmi’nin ne demek oldugunu biliyormusun sen ? Hz. Muhammad S.A.V’in ne okuma ne de yazmasi yoktu kaldi ki, o Kurani Kerimi yazmis ve hata etmis olsun. Kurani Kerimi bütün alemlerin Rabbi olan Allah tarafindandir ve onda hic bir celiski yoktur.

    Kuran da ki ayet, 28 “Ey Harun’un kizkardesi! Baban kötü bir adam degildi. Annen de bir kötü Kadin degildi.” derken Hz. Musa’nin kardesi Hz. Harun’dan bahs etmiyor, Hz. Meryemin Harun adindaki kardesinden bahsediyor ki ikisinin arasinda asirlar vardir.

    Kurana dil uzatma, o dilini Sekara salarlar !

  38. Kasım 17, 2014, 10:30 am

    Janos zavallısı dinle !

    Hayır; o (Kitap), ‘şerefli-üstün’ olan bir Kur’an’dır; (Buruc Suresi, 21)

    Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından yalan olarak uydurulmuş değildir. Ancak bu, önündekileri doğrulayan ve kitabı ayrıntılı olarak açıklayandır. Bunda hiç şüphe yoktur, alemlerin Rabbindendir. (Yunus Suresi, 37)

    (Kur’an) Güçlü ve üstün olan, esirgeyen (Allah’)ın indirmesidir. (Yasin Suresi, 5)

    Eğer Biz onu A’cemi (Arapça olmayan bir dilde) olan bir Kur’an kılsaydık, herhalde derlerdi ki: “Onun ayetleri açıklanmalı değil miydi? Arap olana, A’cemi (Arapça olmayan bir dil)mi?” De ki: “O, iman edenler için bir hidayet ve bir şifadır. İman etmeyenlerin ise kulaklarında bir ağırlık vardır ve o (Kur’an), onlara karşı bir körlüktür. İşte onlara (sanki) uzak bir yerden seslenilir.” (Fussilet Suresi, 44)

    De ki: “Eğer bütün ins ve cin (toplulukları), bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansa, -onların bir kısmı bir kısmına destekçi olsa bile- onun bir benzerini getiremezler.” (İsra Suresi, 88)

    Hadi iddianda doğru isen Hz. Muhammed’e hitab eden bu ayeti de açıkla bakalım !

    Biz bu Kur’an’ı sana vahyetmemizle, en güzel kıssaları gerçek bir haber (kıssa) olarak sana aktarıyoruz, oysa sen, daha önce, bundan haberi olmayanlardandın. (Yusuf Suresi, 3)

  39. Şecaaddin
  40. Şecaaddin
    Aralık 12, 2014, 2:03 pm

    Kuran kesinlikle Allah’ın sözüdür, korunmuş bir Kitaptır ve bizzat Allah tarafından açıklanmıştır (Hud Suresi, 1) İçinde hiçbir çelişki ve uygunsuzluk yoktur. Kuran’a iman etmeyen kişiler tarafından getirilen çelişki iddiaları, Kuran’ın Allah kelamı olduğuna daha da sağlam bir kabulle iman etmemize vesile olan konulardır. Getirilen çelişki iddiaları çok yüzeysel ve çürük delillerle doludur. Bunlardan birisi de Kuran’da “alemlere örnek kadın” olarak bildirilen Hz. Meryem ile ilgili olandır.
    Ayette: “Ey Harun’un kız kardeşi, senin baban kötü bir kişi değildi ve annen de azgın, utanmaz (bir kadın) değildi.” (Meryem Suresi, 28) buyurulur. Hz. Meryem için “Ey Harun’un kız kardeşi” tabiri kullanılır. Çelişki zannedilen de işte budur, yani Hz. Meryem’in Hz. Harun’un kız kardeşi olduğu zannı. Hz Musa’nın kardeşi olan Harun, Hz. Meryem’den yaklaşık 1200 yıl önce yaşamıştır ve nasıl olur da ikisi kardeş olarak nitelendirilir?

    “Ey Harun’un kız kardeşi” denilerek “Harun’un soyundan gelen” kişi anlatılmıştır. Bu ayetleri okuyan kişilerin aklında şöyle bir izlenim vardır. Hz. Harun Yahudiliği temsil ediyor ve Beni İsrail soyundan bir kişi, oysa Hz Meryem Hristiyan, nasıl olur da kardeş olarak nitelendirilirler.

    Hz. Harun ne kadar Beni İsrail soyundan ise, Hz Meryem de o kadar Beni İsrail soyundandır. Hz. Meryem’in Hz İsa’nın annesi olması dolayısıyla onun da Beni İsrail olduğu unutuluyor veya gözden kaçıyor. Ayette de kastedilen bu iki kişinin aynı soydan geldikleri ve peygamber ahlakını devam ettirmeleridir. Kendisi ile aynı dönemde yaşayan kişilerin de kabul ettiği gibi Hz. Meryem, dürüstlüğü, imanı ve iffeti ile tüm toplumlara örnek bir kadındı. İnsanların, Hz Meryem’in babasız hamile kalmasına şaşırması ve onun iffetsizlik yaptığı zannı ile “böyle mübarek soydan gelen bir kişi olarak nasıl olur da böyle bir şey yaparsın” anlamında verdikleri bir tepkiden bahsedilir. Peygamber soyuna ve ahlakına gönderme yaparak “Harun’un kız kardeşi” ifadesini kullanırlar. Dolayısıyla burada hiç bir çelişki yoktur, kastedilen soy ve peygamber ahlakıdır. Kuran’daki genel anlatım da bu yöndedir. Peygamberler toplumlarına “kardeşleri” olarak gönderilmişlerdir, buradaki “kardeşleri” ifadesi aynı soydan oldukları içindir.

    Mü’minler ancak kardeştirler… (Hucurat Suresi, 10)

    “Ad (halkına da) kardeşleri Hud’u (gönderdik). Dedi ki: “Ey kavmim, Allah’a ibadet edin, sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. Siz yalan olarak (tanrılar) düzenlerden başkası değilsiniz.” (Hud Suresi 50)

  41. Tevhide
    Temmuz 10, 2015, 6:03 pm

    O kadar cok yorumlar yapilmis cevaplar verilmis karsilikli kirici, kucuk dusurucu asagilayici hitaplar kullanilmis ki aslinda soyleyecek cokta bir soz kalmamis….

    Ben inancli bir musluman olarak katolik bir universitede okuyorum. Tez hocamda Evangelio protestanlarindan.Yani anlicaniz oldukca cok kulturlu bir ortamda calisiyoruz ama onlar inandiklarini soyluyorlar ve o sekilde ibadetlerini ederlerken bende kendi inandigimi soyluyorum ibadetlerimi yerine getiriyorum. Onlara gore kendi yollari dogru, bana gore benimki. Muhtemelen onlara gore ben salagim bana gore ise dunyanin en salaklari onlar (bilim ile ilgili konulardan bahsetmiyorum, inandiklari seyleri sorgusuz sualsiz bu bu sekildedir diye baglanip devam ettirdikleri icin.muhtemelen onlarda ben oruc tutarken oyle dusunuyorlar) ama asla ve asla kirici, incitici sekilde kimse kimseye konusmuyor, kimse digerinin inancinda hata arayip ” bak buldum senin kitabin yanlis, hatali yada sen salaksin” demiyor. Biz buna medeni kulturde SAYGI diyoruz arkadaslar. Herkes istedigine inanmakta ozgur ama oturup bende senin inancinda (ataist dahi olsan dusunce felsefende) hata arasam milyonlarca hata, sacma ve mantiksiz seyler bulacagima eminim ki var zaten…. herkes kendi yolunda ilerleyor cunku kendi dusuncesinin dogrulugundan emin oldugu icin bu yolu seciyor.

    o yuzden insanlari inanclarindan dolayi kirici, asagilayici yada kucuk dusurucu sozler soylemekten kacinalim. En azindan medeni insanlar olarak birbirimize bu kadar saygi gostermeliyiz diye dusunuyorum.

    Son olarakta ben Kuraná ve onun peygamberine inaniyorum cunku simdiye kadar soru sorupta mantikli tek bir cevap alamadigim hic bir cevap olmadi. Ne ararsam buldum bu dinde. Ataistlikte dahil bir cok dusunce ve inanc sisteminde dahi cevaplar ya bulunamaz yada aciklanamaz oldugunda, en mantikli cevaplari aldigim tek din ISLAM dini oldu… Bence hata aramak yerine, sorularinizin cevaplarini arasaydiniz simdi burda icimizi karartan, bunaltici sacma sohbetinizi yapmak durumunda olmuyor olurdunuz.

    Saygilar arkadaslar.Herkese esenlikler diliyorum.

  42. Ferda Yamanoğlu
    Temmuz 30, 2015, 6:26 am

    Ben ateizme karşı değilim,ama Kurandaki bilimle ilgili ayetlerin saptırılmasına karşıyım.Bazı ayetler ise ateist siteleri tarafından hiç yorumlanmıyor.Örneğin Enam suresi 101. ayet.Evrenin yoktan yaratıldığı,yani bir başlangıcı olduğu ayeti.Ayet ,büyük patlamayla birebir örtüşüyor.Ateistlerin bu çeşit ayetlere bir cevap vermeden Kuran eleştirmeleri bana biraz tuhaf geliyor.

  43. Ferda Yamanoğlu
    Ağustos 15, 2015, 6:49 am

    Yazıma henüz bir yorum gelmemiş.Mevlana müslümanlara diyor ki”Hiçbir ateisti hakir görmeyin.ALLAH’ın ona ne zaman iman nasip edeceği hiç belli olmaz.”Mevlananın bu sözüne yürekten katılıyorum.Bilimin ve gerçeğin peşindeyim.Maksadım birilerini inandırmak değil, sadece düşünmeye teşvik etmek.Bilimin ve gerçeğin peşinde olan,sırf canı istediği için inkar etmeyen ateist bir arkadaş arıyorum.Öncelikle Enam-101 ve Tarık suresinin ilk 3 ayetini tartışmak istiyorum.Saygılarımla.

  44. Ağustos 16, 2015, 5:37 am

    Sayın Ferda Yamanoğlu,
    Yukarıda açıkladığınız -son iki yorumunuzdaki- ateistlerle ilgili görüşlere yüzde yüz katılıyorum ve her müslümanın bakış açısının da böyle olması gerektiğini düşünüyorum.
    Ben de yıllardır imkanlarım ölçüsüne Kuranı Kerim ve mucizeleri ile ilgili çalışmalar yapıyorum..
    http://www.yenimucizeler.com sitesinde daha önce bilinmeyen bir çok mucizenin ayrıntılı açıklaması vardır.(Tabii ki bunların birer mucize olup olmadığını sadece Yüce Allah bilir.)
    Ancak incelemeye değer konular olduğuna inanıyorum..
    Bunlardan bir kısmının özetini sizin ve bu konularla ilgilenen diğer dikkatlerine sunmak için aşağıya alıntılıyorum.
    ANKEBUT SURESİNDEKİ İNANILMAZ
    ENLEM-BOYLAM MUCİZELERİ

    http://www.yenimucizeler.com/ankebut-suresinde-mucizevi-isaretler-ad-ve-semud/ankebut-suresinde-mucizevi-isaretler-ad-ve-semudile-medyen-kavimleri-t8.0.html

    Ankebut suresinde böylesine açık ve net bir mucizenin olabileceğine inanamayacaksınız.
    Ankebut suresinin sure numarası 29 dur. Bu surenin 38. ayetinde Semud ve
    Ad kavminden bahsedilerek, onların yaşadıkları yerler hakkında beyanda
    bulunulduğu ve açıklama yapıldığı belirtilmektedir. İster istemez tam bu ayette
    bu kavimlerin yaşadığı yerler hakkında açıklama yapıldığının belirtilmesi, bu
    yer belirlemenin bir çeşit navigasyon koordinatıyla gerçekleşebileceğini
    düşündürdü. Dünya üzerinde bildiğiniz üzere ancak paralel ve meridyenlerle
    (enlem-boylam) bir yer belirleme mümkündür. Bunun için iki veri gereklidir:
    Enlem ve boylam değerleri.
    Kuran-ı Kerim’deki ayetlerin de bir koordinatı bulunur. Bunlar o ayetin Kuran’ın neresinde olduğunu anlamamıza
    yardımcı olur. Tahmin edeceğiniz üzere Ankebut suresi 38. ayetin koordinatı olan
    (29: 38) verilerini enlem –boylam değeri olarak uyarladığımızda ortaya çok
    şaşırtıcı bir mucize çıkmaktadır. Gerçekten de 29. Kuzey paraleli ile 38. doğu
    meridyenin birleştiği nokta, ayette geçen kavimlerin yaşadığı bölgeye isabet
    etmektedir. Semud kavmi, Ad kavminin devamı olan bir toplumdur. Ad kavmi helaka
    uğradıktan sonra ilk yaşadıkları bölge olan Arabistan Yarımadasının güneyinden,
    kuzeye göç etmişler ve Semud kavmini oluşturmuşlardır. Aynı bölge bu bakımdan Ad
    ve Semud’un yaşadığı yerlere karşılık gelmektedir. Aynı şekilde 36. ve 37
    ayetlerde bahsedilen Medyen kavminin yaşadığı bölge de tam olarak 29. paralel
    ile 36. Ve 37. meridyenlerin birleştiği yerlere karşılık gelmektedir. Üstelik
    Semud kavmnin yaşadığı yerle ilgili olarak Medine (Hicaz) ile Şam arasındadır
    deniyor ve Medine ile Şam arasına bir doğru çizdiğimizde tam orta noktası 29.
    kuzey paraleli ile 38. doğu meridyeninin kesiştiği noktaya rastlıyor. Bu coğrafi
    bölgelerin haritaları ve haritalar üzerindeki enlem-boylam gösterimleri ilgili
    çalışmada kaynaklarıyla birlikte mevcuttur.
    Bunlarla da bitmiyor. Lut
    Gölü’nün coğrafi konumu ve Hz. Musa’nın denizi yardığı tahmin edilen bölgelerin
    de koordinatları sure ve ayet numaralarıyla işaretlenmiş.
    Neden kuzey
    paralelleri ve doğu meridyenlerinin esas alınması gerektiğinin de çok basit bir
    açıklaması vardır. Sure ve ayet numaraları doğal olarak pozitif tamsayılardan
    oluşmaktadır. Koordinat düzleminde her iki unsurun da pozitif olduğu bölge (+x,
    +y), dünya haritasına uyarlandığında kuzey paralelleri ile doğu meridyenlerine
    karşılık gelmektedir. (Ekvatoru x- ekseni, 0 derece boylamını da y- ekseni
    olarak varsayıyoruz. )
    Ayrıca neden Ankebut?… Ankebut örümcek anlamına
    gelir. Surenin bir ayetinde örümceğin evinden bahsedilir ve sure adını bu
    ayetten alır. Örümceğin evi, bilindiği üzere örümcek ağındandır. Örümcek ağı
    şekil itibariyle doğadaki yapılar içerisinde paralel ve meridyenlere en çok
    benzeyenidir. Üstelik El-Ankebut kelimesi teknik bir terim olarak, lehva
    üzerindeki şebeke ( ağ, örgü, ızgara) anlamına gelmektedir. Tıpkı bir haritanın
    üzerindeki enlem- boylam çizgileri gibi…
    Daha ne kadar açık bir mucize
    bekleyebiliriz ki…

    Bu konuların dışında yeni
    tespitlerimden biri olan, Hz.Adem ve Havva’nın yeryüzüne indirildiği yerin
    koordinatlarıyla ilgili olan ve National Geografic kurumunun yürüttüğü
    Genografic Project çalışmasına dayanan mucizevi uyumu da incelerseniz çok
    sevinirim.2/Bakara:36 ayetiyle 2:36 koordinatlarının nasıl mucizevi bir şekilde
    uyum gösterdiğine tanık olacaksınız

    BU VE DİĞER BİRÇOK MUCİZENİN İNSANLIĞA DUYURULARAK İSLAM
    İNANCININ YAYILMASINA KATKIDA BULUNMANIZI RİCA EDERİM…
    EĞER MESAJIMI
    OKUDUYSANIZ KISA BİR YORUM GÖNDERİRSENİZ SEVİNİRİM..
    ALLAH`A EMANET

  45. Ağustos 16, 2015, 5:42 am

    Kuran’daki 50 Bin Yıldan Oluşan Günlerin (Mearic 4.ayet) Sırrı ve Yeni Mucizeler-1
    MUTLAKA MESAJIMI EN SONUNA KADAR OKUMANIZI ÖNEMLE RİCA EDİYORUM.ÇÜNKÜ KURAN-I KERİM’İN ALLAH KELAMI OLDUĞUNUN İŞARETLERİNİ ŞİMDİYE KADAR HİÇ DUYMADIĞINIZ BİLİMSEL DELİLLERLE ORTAYA KOYABİLECEĞİNE İNANDIĞIM BİLGİLER İÇERMEKTEDİR.KURAN-I KERİM’İN DOĞRULUĞUNUN,DOLAYISIYLA DA ALLAH KELAMI OLDUĞUNUN BİLİMSEL BULGULARA DAYANDIRILMASINA, BİLİMSEL BULGULARDA SONRADAN ORATAYA ÇIKABİLECEK DEĞİŞİKLİKLER DOLAYISIYLA TEMKİNLİ YAKLAŞILMAKTADIR.ANCAK BU HİÇ BİR ZAMAN YÜCE ALLAH’IN KURAN-KERİM’DE İŞARET ETTİĞİ BİLİMSEL BULGULARIN AÇIKLAMASININ YAPILAMAYACAĞI ANLAMINA DA GELEMEZ.ÇÜNKÜ YÜCE ALLAH’IN BU BİLGİLERİ GELECEĞE DÖNÜK MUCİZELERİNİ ORTAYA KOYMAK ÜZERE BİR İŞARET OLARAK BİZE BİLDİRMİŞ OLABİLECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM.BİZ İNANANLARA DÜŞEN TAVIR,KURAN-I KERİM HAKKINDA HİÇBİR ZAMAN ŞÜPHEYE DÜŞMEDEN,SONRADAN BİLİMSEL BULGULARDA DEĞİŞİKLİK OLURSA,(Kİ BUGÜNE KADAR KURAN’I YANLIŞLAYAN BİR BİLİMSEL BULGU ORTAYA ÇIKARTILAMAMIŞTIR) O AYETLERİN ANLAMI HAKKINDA GERÇEĞİ BULABİLMEK ÜZERE ARAŞTIRMAYA DEVAM ETMEK OLMALIDIR.KURAN MEALLERİNDE VE TEFSİRLERDE DE AYETLERDE NEYİN KASTEDİLDİĞİYLE İLGİLİ OLARAK ‘ ŞU YÖNDE FİKİRLER DE VARDIR,AMA HERŞEYİN DOĞRUSUNU ANCAK YÜCE ALLAH BİLİR’ ŞEKLİNDE AŞAĞIDA BAHSETTİĞİM FİKİRLERE DE YER VERİLMESİ GEREKTİĞİNE İNANIYORUM.BENİM AŞAĞIDA YAPTIĞIM AYETLERİN ANLAMIYLA İLGİLİ AÇIKLAMALAR HAKKINDA ,MUTLAKA BÖYLE OLDUĞUNA İNANILMASI GEREKİR DİYEBİLECEK KONUMDA DEĞİLİM,FAKAT BÖYLE OLABİLECEĞİNİN DE MUTLAKA BİLİNMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM.
    AYRICA ,YÜCE ALLAH’A VE KİTABINA İNANCI KONUSUNDA KENDİSİNDEN HİÇ BİR ŞÜPHESİ OLMAYANLAR BİLE, AŞAĞIDA AÇIKLAYACAĞIM KONULARI OKUYUNCA,KURAN’IN , YANİ YÜCE ALLAH’IN AYETLERİNİN İNANÇ SAHASINI AŞIP BU DENLİ ‘’GERÇEKLİK’’ BOYUTUNDA KARŞILARINA ÇIKABİLECEĞİNİ KABULLENMEKTE ZORLUK ÇEKEBİLECEKLERDİR. BELKİ DE BU RUH HALİ ,YÜCE ALLAH’IN ŞU UYARIYI YAPMASININ EN ÖNEMLİ SEBEPLERİNDEN BİRİNİ OLUŞTURACAKTIR.
    Neml 82
    O söz başlarına geldiği (kıyamet yaklaştığı) zaman, onlara yerden bir dabbe (mahluk) çıkarırız da, bu onlara insanların ayetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler

    KONUNUN ÖZETİ:1)KURAN’DA EVRENİN 6 GÜNDE(DEVİRDE)YARATILDIĞINDAN BAHSEDİLİR VE BİR SUREDE DE (MEARİC 4.AYET)EVRENDEKİ DEĞİŞİMLER İÇİN( Kİ AYETTE EVRENDEKİ BİR YER DEĞİŞTİRMEDEN YANİ MELEKLERİN EVRENİN KATMANLARINI GEÇEREK, MİKTARI ELLİBİN YIL OLAN BİRGÜNDE ALLAH KATINA ULAŞMASINDAN SÖZEDİYOR) KOZMİK (EVRENSEL) BİR ÖLÇÜ VERİLİR;50 BİN YIL=1 GÜN(DEVİR).ASTRONOMİ BİLİMİ DE BÜYÜK PATLAMA TEORİSİNE GÖRE PATLAMADAN 300 BİN YIL SONRA EVRENİN YAPITAŞLARI OLAN ATOMLARIN OLUŞTUĞUNU SÖYLÜYOR.50 BİN YILDAN OLUŞAN 6 GÜN(DEVİR) 300 BİN YILA KARŞILIK GELİR.2)KURAN’DA YERKÜRENİN 2 GÜNDE YARATILDIĞINDAN SÖZEDİLİR.BİLİM İSE DÜNYAMIZIN BİR GAZ VE TOZ BULUTU HALİNDEYKEN,BÜZÜLME EVRESİNE GEÇİP KENDİ İÇİNE ÇÖKEREK YOĞUNLAŞMASI VE BUGÜNKÜ BİLDİĞİMİZ ANLAMIYLA BİR GÖKCİSMİ HALİNİ ALMASININ 100 BİN YIL SÜRMÜŞ OLACAĞINI KEŞFEDİYOR.KURANDA BAHSEDİLEN 50 BİN YILDAN OLUŞAN 2 GÜN(DEVİR)100 BİN YIL EDER.3)KURAN’DA DÜNYADAKİ TALEP EDEBİLECEK CANLILAR İÇİN 4 GÜNDE GIDALARIN TAKDİR EDİLDİĞİNDEN BAHSEDİLİR.BU DÖRT GÜN DE HERBİRİ 50 BİN YILDAN 200 BİN YILA TEKABÜL EDER.ASTRONOMİ BİLİMİ DE DÜNYAMIZIN YÜZMİLYONLARCA YIL ÖNCE GALAKSİMİZDEKİ BİR MOLEKÜL BULUTUNUN İÇİNDEN GEÇTİĞİ VE BU GEÇİŞİN 200 BİN YIL SÜRDÜĞÜ BULGUSUNA ULAŞIYOR.Kİ BU GEÇİŞTEN ÖNCE DÜNYADA CANLILARIN ÇEŞİTLENMESİ VE ONLARIN DEVAMLILIĞI İÇİN GEREKLİ OLAN GIDALARIN OLUŞUMUNU SAĞLAMAYA YETERLİ MOLEKÜL ZENGİNLİĞİ YOKTUR.MÜMİN SURESİ 13.AYETTEKİ ”SİZİN İÇİN GÖKTEN RIZIK İNDİREN O’DUR” SÖZÜ DE ASLINDA BU OLAYA İŞARET EDİYOR OLABİLİR.ÇÜNKÜ ‘RIZIK’ ,YAĞMUR VE GÜNEŞTEN DAHA GENİŞ BİR KAVRAMI İFADE EDER.4)KURAN’DA EVRENİN 6 GÜNDE YARATILMASIYLA İLGİLİ ŞÖYLE BİR SÖZ GEÇER: ‘’ARŞI SU ÜZERİNDE İKEN..’’.6 GÜNDE YARATTI.BURADA MEALLERDE SU OLARAK ÇEVRİLEN ‘MAİ’KELİMESİ ASLINDA SU RENGİNDE YANİ SAYDAM ANLAMINA GELİR.ASTRONOMİ BİLİMİ DE EVRENİ 300 BİN YIL (6 GÜN) SONUNDA IŞIĞI GEÇİRGEN HALE GELİP SAYDAMLAŞTIĞINI KEŞFEDİYOR.AYRICA HEM ASTRONOMİYLE İLGİLİ KAYNAKLARDA HEM DE KURAN’DA MADDENİN OLUŞUMUYLA SAYDAMLAŞMA ZAMAN OLARAK BAĞLANTILI ŞEKİLDE AÇIKLANIR. BÜTÜN BUNLAR BİRER ŞANSLI TESADÜFMÜDÜR? YOKSA KURAN-I KERİM’İN ALLAH KELAMI OLDUĞUNUN EN AÇIK İŞARETLERİ OLABİLİR Mİ?
    AŞAĞIDAKİ YAZIMDA, ÖZETLEDİĞİM BU KONULARIN AYRINTILARINI VE BİLİMSEL KAYNAKLARDAN YAPTIĞIM ALINTILARLA KANITLARINI BULACAKSINIZ.BULGULARIMIN HİÇ BİRİ BİR ŞİFREYE YA DA ZORLAMA YORUMA GEREK KALMADAN GAYET AÇIK KURAN AYETLERİNE DAYANDIĞINI GÖRECEKSİNİZ.ASLINDA BENİM ŞANSIM,ÇOK AZ SAYIDA ASTRONOMİ UZMANININ BİLEBİLECEĞİ BİLGİLERLE,BUNLARLA İLGİLİ KURAN AYETLERİNİ SADECE BİR ARAYA GETİRMEK OLMUŞTUR.BEN YALNIZCA TESADÜFEN KEŞFETTİĞİM BU BİLGİLERİN TÜM İNSANLIĞA ULAŞMASINI İSTİYORUM. BU YÜZDEN FİKİRLERİME YAZILARINIZDA (HERHANGİ BİR TELİF ÜCRETİ SÖZKONUSU OLMAKSIZIN) YER VERİRSENİZ ÇOK SEVİNİRİM.YAZIM İLE İLGİLİ YORUMLARINIZI E-MAİL İLE BİLDİRMENİZİ RİCA EDERİM.
    (BU BULGULARDAN SADECE EVRENİN 6 GÜNDE YARATILMASI İLE EVRENDEKİ MADDENİN 300,000 YILDA OLUŞMASI ARASINDA BAĞLANTI KURULMASI,2003 YILINDA ”ISLAMICPERSPECTİVE” ADLI YABANCI KAYNAKLI İNTERNET SİTESİNDE DE BELİRTİLMİŞTİR.(The Origin of the Universe) BU SİTEDEKİ YAZIYI BEN YAZIMI HAZIRLADIKTAN SONRA GÖRDÜM VE AYRICA BİLGİLERİNİZE SUNMA GEREĞİ DUYDUM.BÜYÜK İHTİMALLE 50 BİN YILIN ÖLÇÜ OLARAK ALINMASI İLE İLGİLİ OLARAK BENİM AŞAĞIDA BELİRTTİĞİM ŞEKİLDE AÇIKLAMALARIN YAPILAMAMASI VE 50 BİN YILLA İLGİLİ DİĞER DESTEKLEYİCİ BİLİMSEL BULGULARIN BELİRTİLEMEMESİ GİBİ SEBEPLERDEN O ZAMAN İÇİN DÜNYA ÇAPINDA FAZLA İLGİ GÖRMEMİŞTİR.)
    BİLİMİN IŞIĞINDA
    EVRENİN VE DÜNYANIN OLUŞUMUYLA İLGİLİ BİLİNMEYEN KUR’AN MUCİZELERİ

    Evrenimizin oluşumunu açıklayan bilimsel kaynaklardan bazı alıntılar yaparak konuya girmek daha yerinde olacaktır.
    Big Bang ya da Büyük Patlama, evrenin yaklaşık 14 milyar yıl önce çok yoğun ve sıcak bir noktadan meydana geldiğini savunan bir bilimsel teoridir.
    1)Büyük patlamadan sonra evren radyasyondan yayılan çok sıcak gazla dolmuştur. İlk önce gaz, temel parçacıklardan meydana gelmişti: Önce kuarklar oluştu ve bunlar bir araya gelerek protonları ve nötronları meydana getirdi; daha sonra da elektronlar ortaya çıktı. Büyük patlamadan 300.000 yıl sonra, sıcaklık 3000 °K’ye(2726,85 santigrad) düşünce bu parçacıklar birleştiler ve atomlar oluştu.(Kaynak: Büyük Patlama – Vikipedi )
    2)Yaygın bilimsel görüşe göre Big Bang ‘ den sonra, henüz madde oluşmamışken, patlamanın ortaya çıkardığı ışın parçacıkları serbest elektronlarla etrafa yayılıyordu. Tahminlere göre patlamadan yaklaşık 300.000 yıl sonra bu elektronların bir araya gelmesiyle madde oluştu.(Kaynak:Ä°LMÄ° MERCEK)
    Bu ilk dakikalardan sonra evren artık bayağı soğumuştur. Bunun sonucu çekirdeksel kuvvetlerin etkinliği bitiyor. Evrenin o sıradaki bileşimi %75 Hidrojen, %25 Helyum çekirdeğinden oluşuyor. Sonraki 300.000 yıl boyunca hiçbir değişim meydana gelmiyor..
    Bu süre sonunda sıcaklık 3.000 derecenin altına düşünce, elektromanyetik kuvvet sahneye çıkıyor. Elektronları mevcut çekirdeklerin çevresinde yörüngeye sokarak ilk Hidrojen ve Helyum atomlarını yaratıyor. Böylece serbest elektronların ortadan çekilmeye başlaması evreni saydamlaştırıyor.
    3)Büyük patlamadan 10 dakika sonra
    İlk atom çekirdekleri olan Hidrojen ve Helyum çekirdeği oluşur:
    1 proton + 1 Nötron = Hidrojen çekirdeği (evrenin %75’i)
    2 Proton + 2 Nötron = Helyum çekirdeği (evrenin %25’
    300.000 yıl boyunca dinlenme dönemi
    (sıcaklık 3.000 derecenin altına düşer)
    Elektromanyetik kuvvetler devreye girer,
    elektronlar çekirdeklerin etrafında yörüngeye dizilir
    ilk Hidrojen ve Helyum Atomları oluşur
    Evren saydamlaştığı için, Fotonlar serbestçe yayılmaya başlar.(Kaynak: EVREN DÜNYA VE İNSAN Ekler )
    4) Büyük Patlamanın hemen ardından, Evren, atomların oluşabilmesi için fazla sıcaktı, ilk atomlar, Evrenin ortaya çıkışından yaklaşık 300 bin yıl sonra meydana gelmeye başladı.(Kaynak: HaberBilgi * | * Evrende Geri Kazanım – TÜBİTAK Bilim ve Teknik, Aralık 2000 * | )
    5) Bu büyük patlamadan 300,000 yıl sonra yani bundan aşağı yukarı 13,5 milyar yıl önce evrenin ilk görülebilir halinin fotografı çekildi. 1992 yılında NASA’nın COBE uydusunun çektiği bu fotoğrafın astrofizikçilerin hesaplarına tam uyumlu olduğu gözüktü.(Kaynak: Şalom Gazetesi – 02.07.2008 – Einstein: Tanrı zar atmaz , Tanrı: Atarım ) (Yabancı Kaynaklar:Inflationary Big Bang Model ,Laser Interferometer Space Antenna , The Universe )
    Şimdi bu bilgiler ışığında Kur’an-ı Kerim’de evrenin oluşumuyla ilgili hangi işaretler bulunduğuna geçebiliriz.
    1-Kuran’daki 50 Bin Yıldan Oluşan Günler,Evrenin ve Yerküre’nin Yaratılışı ve Karanlık Madde
    Dikkat ederseniz ilk atomların ve dolayısıyla maddenin oluşum sürecinde belli bir süre göze çarpıyor:”300,000 yıl”.Büyük patlamadan 300,000 yıl sonra elektromanyetik kuvvetlerin devreye girmesiyle elektronların çekirdeklerin etrafında yörüngeye dizilerek atomların yani maddenin oluştuğu bu konuyla ilgili benim incelediğim bilimsel kaynakların tümünde vurgulanmıştır.Peki bu 300,000 yıl ile ilgili Kur’an da ne gibi bir işaret vardır?
    Bunun açıklamasını yapabilmek için ilk önce şu ayetlere dikkat çekmek gerekir. Furkân Suresi 59.ayet Gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan, sonra Arş’a istiva eden (ona hükmeden) Rahman’dır. Bunu bir bilene sor.
    -Neden 50 Bin Yıl Ölçü Olarak Alınmalıdır?
    Me’âric Suresi 4.ayet: Melekler ve Ruh (Cebrail), oraya, miktarı (dünya senesi ile) ellibin yıl olan bir günde yükselip çıkar.(Diyanet Vakfı Meali)
    Kuran-ı Kerim’deki toplam yedi ayette evrenin yaratılmasıyla ilgili belli bir süreden sözediliyor: ”altı gün”
    Mearic suresi 4.ayette ise bize zamanın akışı ile ilgili kozmik bir ölçü veriliyor:1 gün=50,000 yıl .Kur’anda Allah katında bir günün insanlar için ”bin yıl” gibi olduğuna dair ayetler de vardır.Fakat bu ayetlerde zamanın izafiliği ve Allah için zamanın akışının farkını vurgulamak için bizim de günlük dilde kullandığımız ”binyıl” gibi genel bir örnekseme kullanılıyor.Ayrıca içinde ”binyıl”ın geçtiği bu ayetlerde ”sizin sayageldiklerinizden”ya da ”sizin saymakta olduğunuz yıllardan” denilerek de özel bir duruma dikkat çekiliyor.Çünkü onların sayageldiği yıllar Kameri takvime göre saydıkları yıllardır.Kur’anın indirildiği zamanlarda kullanılan Kameri takvime göre bir yılın süresi Miladi takvime göre 11 gün eksiktir ve Miladi takvime göre de farklı zaman dilimlerini ifade eder.Bu durum Miladi takvim dışındaki diğer takvim sistemleri (Çin ve Maya takvimleri gibi) için de geçerlidir.Hatta o zamanlar kullanılan Miladi takvim bile gerçekte tam olarak Dünyanın Güneş çevresindeki dönüş süresini karşılamaz.Bu yüzden ellibin yılın geçtiği Mearic 4.ayette ise ”sizin sayageldiklerinizden” sözü ”özellikle” kullanılmıyor diye düşünüyorum.Bilimin keşfetmiş olduğu,evrenin yani maddenin oluşumuyla ilgili hesaplanan sürede (300,000 yıl) Ay’ın hareketleri değil, Dünya’nın Güneş çevresindeki dönüş süresi birim (1 yıl) olarak alınmıştır.Kuran’daki 50,000 yıllık sürede de zaman dilimi olarak sayılagelen ve süresi bilinen yıllardan değil,o zamanlar için farazi sayılacak bir sürenin yani Dünya’nın Güneş çevresindeki dönüş süresinin esas alındığını görürüz ve diğer takvim sistemlerine göre yapılacak hesaplamalar bugün keşfedilmiş olan 300,000 yıl sonucuna götürmez.Kuran’da ‘’gün’’ (yevm) kelimesinin tekil olarak 365 defa geçiyor olması da, ölçü alınan süre olarak Dünya’nın Güneş çevresindeki dönüş süresinin alınmış olduğuna bir işaret olabilir.Ellibin yıldan oluşan bir gün için de ”sizin sayageldiklerinizden” denseydi bu ellibin yıl Miladi Takvime göre daha az veya daha farklı bir zamanı ifade edeceği için 300,000 yıldan çıkarak beklediğimiz sonucu yani 6 günü bulamazdık.(Bu sözüm yanlış anlaşılmamalıdır,300 bin yıla ya da 6 gün sonucuna ulaşabilmek için herhangi bir zorlama yorum yapmıyorum.Sadece ‘’sizin sayageldiklerinizden’’ derken örneğin Kameri Takvime göre hesap yapacak olursak, bugün modern bilimin ulaştığı sürelere ulaşmanın mümkün olamayacağını belirtmek istedim.Örneğin evrenin yaratılma süresi için ellibin Kameri yılı esas alıp bunu 6 gün ile çarpıp, evrendeki madde 300,000 yılda yaratılmıştır diyemeyiz.Çünkü ellibin Kameri yıl bugün kullandığımız ve modern bilimin de esas aldığı yıl süresine göre 300,000 yıldan daha kısa bir zamanı ifade eder.Zaten bu modern bilimin ulaştığı sonuçlara da uymaz. )Bin yılın geçtiği ayetleri de esas almamız durumunda örneğin evrenin yaratılışı için her biri bin yıldan altı gün yani 6000 yıl süresini verdiğimizde bunun da modern bilimin ulaştığı sonuçlarla uyuşmayacağı açıktır.”Miktar olarak ”sözüyle, miktar aynı zamanda Arapçada ”ölçü” anlamına da geldiği için belli bir ölçüye ve dünyanın güneş etrafındaki dönüş süresine dikkat çekiliyor.Ayrıca bin yılın geçtiği ayetlerde daha önce de değindiğim gibi ‘’sizin sayageldiklerinizden’’ ya da’’sizin saymakta olduklarınızdan’’sıfatları kullanıldığı için ,bu yıllar,Kuran’ın muhatabı olan topluma ve o toplumun kullandığı takvim sistemine göre değişeceği için ,yani zamana ve yere ve de topluma göre değişken bir zaman dilimini ifade edeceğinden dolayı ,Kuran’da sembolik günler olan olan ‘’altı gün’’, ‘’iki gün ‘’ ve ‘’dört gün’’ün hesabında ölçü olarak alınamazlar.Aksi taktirde yapılacak hesaplamalarda zamana yere ve de topluma göre farklı bir evrenin ve yerkürenin yaratılma ya da gıdaların takdir edilmesi süresi ortaya çıkacaktır.Bu durum da Kuran’da hiçbir konuda çelişkilerin bulunamayacağı inancımıza ters düşer diye düşünüyorum. Bu açıklamalarımda neden ‘’binyıl’’ geçen ayetlerin değil ‘’ellibin ‘’yılın geçtiği Mearic Suresi 4. ayetin esas alınması gerektiğini açıklamaya çalıştım.
    Şimdi basit bir matematik hesabıyla Kuran’da birçok kez bahsi geçen ”6 günde yaratmanın” sırrını çözebiliriz; 300,000 yıl /50,000 yıl=6 gün

    http://www.yenimucizeler.com/kurana-gore-olcu-50-bin-yildir/kurana-gore-olcu-50-bin-yildir-t18.0.html

  46. selime cevap
    Eylül 28, 2015, 4:20 am

    12 ekim 2013 te yazan selim. Alevilerde Ali isminin bolluğu, 2000 yil önce filistinde yusuf isminin bolluğu, adana antep osmaniye maraş yöresinde ökkeş isminin bolluğu, kadinlardada ayni sokakta çok sık kullanilan isimler var.
    Biz askerde 48 kişilik karakolda 4 kişi ismail idik. Diğer isimlerdende ortak olanlar vardi.

  47. Ferda Yamanoğlu
    Eylül 30, 2015, 6:29 am

    Muhterem Taşpınar, yazınızı şimdi okudum.Güzel bir site yapmışınız, elinize sağlık olsun.Büyük patlamayla ilgili ateistlerin bir yanlışı var.Enam suresi 101.ayette evrenin yoktan yaratıldığı yazıyor, Onlar evrenin yoktan değil,sıkışmış bir enerjiden yaratıldığını savunuyor.Ama onların sıkışmış dediği enerji on üzeri eksi 43 saniyede ortaya çıkan enerji.Büyük patlama öncesi ise evren yok.0=+1-1 ,yani pozitif ve negatif parçacıklar sayesinde yokluk varlığa dönüşüyor.
    Bu sitenin olumlu bir yanı var.Kurandaki bilimle ilgili ayetleri saptırmaktan vazgeçmiş.
    Bir de Rahman suresi 7. ayet dünyanın yörüngesinin ve kütlesinin değiştirildiğini yazıyor.
    Bilimfelsefedin sitesinde dağların kazık olarak yaratılmasıyla ilgili bir sayfa var.Sayfanın sonunda ayetin tefsiri mevcut.Adımı yazarak diğer yazılarımı da okuyabilirsin.Yalnız google yazılarıma sansür uyguluyor.

  48. Ali
    Ekim 22, 2015, 2:52 am

    cevap:

    kast edilen ayet meryem suresinin 28. ayetidir. O ayette şöyle yazıyor: “Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz değildi.”

    Karıştırma filan yok. Ortada bir cehalet var. Arapça ve İbranice gibi sami dillerinde ”kız kardeş” ve ”oğul” gibi ifadeler sadece öz kız kardeş ve öz oğul için değil aynı soydan gelen kişiler için de kullanılıyor.

    Meryem Harun peygamberin soyundan geldiği için Kuran’da ”Ey Harunun kız kardeşi” diye hitap ediliyor. Böyle hitap edilerek meyemin onun soyundan geldiği vurgulanıyor. Bu Meryemin Harunun öz kardreşi olduğu anlamına gelmiyor. Kuranın indiği toplumda klasik Arapça konuşuluyordu ve klasik arpapçada bu gibi ifadeler gayet normaldi.

  49. Ekim 22, 2015, 12:50 pm

    I would like to express some aporeciatipn to this writer just for rescuing me from this particular matter. After searching throughout the online world and meeting notions which are not productive, I assumed my life was done. Existing devoid of the solutions to the difficulties you’ve sorted out as a result of your main website is a serious case, and those that would have in a negative way damaged my career if I hadn’t discovered your web site. Your primary understanding and kindness in touching every part was invaluable. I’m not sure what I would’ve done if I hadn’t encountered such a point like this. I am able to at this point relish my future. Thanks a lot so much for this specialized and result oriented help. I will not be reluctant to propose your web blog to any individual who should have support about this subject.

  50. sevak
    Mart 22, 2016, 1:07 pm

    ben hiç inanmiyorum kutsal kitaplar tavrat musa tarafindan yazildigini biliyoru incilde hazreti isanin $agirtleri tarafindan yazildigini çok iyi biliyoruz zaburda kiral davit tarafindan yazildigini biliyoruz yoksa tek kuranmi allah tarafindan yazildi bunu asla akila erecek bir $eyi deyil oyleysa muhammed neden diyorki babara sùresinde kurana en ufak bir $upheye dù$erseniz sizden onceki ehli kitaplar sahiplerine gidin sorun peki bu 3 kutsal kitaplari insanlar yazdigini biz hiristiyanlar olarak evet soyliyoruz ama kuran allah tarafindan yazilmi$sa o zaman neden kuran diyor en ufak bir kelime kurandan alamasaniz sizden onceki ehli kitap sahiplerine gidin sorun islama diyor kuran allah yazmi$sa neden gelip bize sorsunlar çok onemli bir soru bence kurani sùyani bir rahip abuhayran isminde rahip yazdi kuranin allah yazdigini hiçte dogru deyil inanmiyorum

Comment pages
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: