Başlangıç > Dinler > Tevrat’ta Cennet – Garden of Eden (Eden Bahcesi)

Tevrat’ta Cennet – Garden of Eden (Eden Bahcesi)


Eden Bahcesi

Cennet, ya da Tevrat’in Genesis kitabindaki soylemiyle “Garden of Eden”, yani “Eden Bahcesi”… Onceki yazimda size Kur’an’in anlattigi Cennet’in dunya’da oldugunu ispatlamistim. Bu yazimda da Kur’an’in tum hikayelerinin orijinali olan Tevrat’in tarifiyle size Cennet’in tam olarak yerini gosterecegim. Tarihin basladigi Sumerlerde, bize anlatilan Cennet’i ve ilgili hikayelerin nasil dogduguna deginecegim. Eden kelimesi Sumerce bir kelimedir, anlami “Verimli Arazi“dir… Bulunan bir cok Sumer yazitlari arasinda Adem kelimesi de gecer ve anlami “Arazideki yerlesim“dir. Acaba Cennet diye anlatilan, aslinda verimli ve sulak delta arazileri, Adem diye tabir edilen insansa aslinda insanlarin bu verimli arazilerdeki yerlesimleri ve ilerlemeleri olabilir mi? 

Tevrat adiyla bilinen kitaplar serisinin ilki olan Genesis, Cennet’in tam olarak nerede oldugunu anlatir. Bilim adamlari da bu tanimlardan yola cikarak bu yeri cok yaklasik olarak bulmuslardir. Tevrat’ta Eden Bahcesi olarak tanimlanan, bizim Cennet olarak algiladigimiz bolge bakin nasil anlatilmistir Tevrat’ta…

Genesis’in ilgli kisimlarini kisaca ozetleyeyim:

Tanri Adem’i topraktan sekillendirir ve Adem’in kaburgasindan da Havva’yi yaratir. Ikisini Eden Bahcesinin dogusuna yerlestirir. Adem’e  “Tree of Knowledge of Good and Evil”, yani Iyilik ve Kotulugun Bilgisinin oldugu agactan asla yemis yememesini tembihler. Fakat yilan, Havva’ya yanasip bu agacin meyvesinden neden yemedigini sorar. Havva, bu agacin meyvesine dokunsa dahi olecegini soyler. Yilan, bu meyveden yedikleri takdirde tanrilasacaklarini, iyiyi ve kotuyu bileceklerini soyler ve Havva’yi ikna etmeyi basarir. Havva meyveden yer. Bunu goren Adem de meyveden yer. Iyiyi ve kotuyu ogrenen cift ilk olarak birbirlerinin ciplakliklarinin farkina varirlar. Tanri, yasagi delen cifti bahceden kovar. 

Genesis’te Eden Bahcesi’nin jeografik konumuysa soyle anlatilir:

Eden’den bahceyi sulayan bir nehir gecti; sonra nehir dorde bolundu. Ilkinin adi Pishondu; topraklarinda altinin, sakiz agaclarinin, onyx tasinin (degerli bir tas) oldugu Havilah’tan gecti. Ikinci nehirin adi Gihondu, Cush bolgesini sulardi. Ucuncu nehirin adi Tigristi (Dicle). Asur’un dogusundan gelirdi. Dorduncu nehrin adi Euphratesti (Firat).

Eden Bahcesi, ulkemizde fazla bilinmese de bu tanimlariyla bati dunyasinda cok irdelenmis ve arastirilmistir. Kristof Kolomb’un en buyuk ruyasi Eden’i bulmaktir. Amerika’yi buldugunda, Venezuella’nin gercekten de Eden Bahcesi olduguna inanmistir. Marko Polo’ysa, Cine ulastiginda Eden Bahcesinin Cin’de oldugunu dusunmustur. Tevrat’ta ve dolayisiyla bizim bildigimiz anlamdaki Incil’de, Cennet’in dunyada oldugu yukarida anlattigim sekliyle bilinmektedir. Aslinda Kur’an’da da Cennet’in dunyada oldugu aciktir ama bir sekilde bu bizden gizlenir. Cennet’in nerede oldugu konusunda atilan diger tezler arasinda ulkemiz Turkiye dahil, Etiyopya, Iskocya, Misir gibi bir cok ulke vardir. Fakat Tevrat’ta anlatildigi sekliyle hicbir ulke 4 nehrin birlestigi deltayi dogrulayamamaktadir. Peki nedir bunun asli? Yok mudur boyle bir yer?

Gunumuz arkeologlarindan Juris Zarins, Eden Bahcesinin yerini tam olarak buldugunu ve bunu uydu fotograflariyla ispatladigini ortaya attiginda bir cok arkeologtan tam destek alir. Pison ve Gihon su anda yoktur ama kurumus yataklari uydu fotograflariyla tespit edilir. Teoremlere gore M.O. 30,000 yillarinda dunyada buzul caginin etkisi surerken deniz seviyesi su anin 400 feet altindadir. Fotograftaki “Persian Gulf”, yani Basra korfezi de Hormuz bogazina kadar tamamen topraktir ve dort nehir tarafindan sulanmaktadir. Daha henuz Eden olusmamistir. M.O. 15,000’li yillarda iklim kuraklasacak, yagmurlar tamamen duracak, bolgede yasayanlarin bir kismi da yiyecek bulmak icin kuzey Mezopotamya ve Misir taraflarina goc edecektir. 

Eden Bahcesi

M.O. 6000-5000 yillarinda Neolitik (cilali tas devrine ait) donem baslayacak, yagmurlar korfez bolgesini yesertecekti. Korfezin oldugu bolgedeyse bahsi gecen dort nehir tam debiyle akmaya baslamisti bile… Su an col olan Sudi Arabistan, o yillarda su anki goruntusunden cok farkliydi. Bulunan fosiller ve tastan yapilmis aletler, bolgede yasami ve dogal canliligi ispatliyordu.  Daha once bolgeyi terkedenler verimli deltaya geri donmuslerdi. Fakat hic ummadiklari birseyle karsilasmislardi. Deltayi terketmeyen lokaller, tarimi ve hayvanciligi bulmus, topraklarina geri donen bu avci insanlarin kat be kat onune gecmislerdi.

Mezopotamya’nin guneyinde yasayan bu insanlar,  Zarin’in teorisine gore, Sumer oncesinde yasayan “Ubadian”lar olmaliydi. Eridu sehrini, Ubaid ve Ur sehirlerini Sumerlerden once Ubadianlar kurmustu. 

Avci bir toplum ve gelismis tarimci bir toplum… Avci toplumun tarimci topluma yaklasimlarini bir benzetmeyle aciklamaya calisacagim… Su an, teknolojiden bihaber, agactan yaptiklari putlara tapan bir afrika kabilesini alip New York’un gobegine koydugunuzu dusunun. Dev gokdeleneler, milyonlarca insan, trafik, gurultu ve ormandan gelen ve putlara tapan vahsi kabile uyeleri… Acaba kabile uyeleri, New York’lu insanlar icin ne dusunurlerdi?

O devirde tarimin, evillestirilmis hayvanlarin, sehirlesmenin ne anlama geldigini dusunun. Insanlarin tapindiklari, “yaratici”, “her seye gucu olan” tanrilarin yerine geciyordu insan adeta. Insan artik yaratilmiyor, aksine yaratiyordu. Topragi ekiyor, suluyor ve yiyecegi uretiyordu. Tabii ki bu olayi bilmeyen avcilar tarafindan tuhaf ve tepkili karsilanmisti… Bilgi sahibi olan artik insandi. Tanrilarin verdigi nimetlerle yetinmemis, bilgi agacindan yemislerdi… Avcilar bu yeni ve modern topluma uyum saglayacak ama bu insanlarin tanrilara kafa tutarcasina gelisimleriyse kusaktan kusaga anlatilacakti. Bir sure sonraysa buyuk sel gelecek ve Cennet’i yani Eden Bahcelerini sular altinda birakacakti…

M.O. 3000’li yillarda Sumerler yaziyi icat edecek ve o verimli Eden Bahcesi, insanlarin muhtesem yasantisi ve gelisimi, sel felaketi, sonrasinda yokolan verimli topraklar yazilara dokulecek, Tevrat’a ve dolayisiyla Kur’an’a esinlenme kaynagi olmus bu efsane gunumuze degin ulasacakti…

eden31

Yandaki uydu goruntusunden Firat ve Dicle’yi gorebiliriz. Gihon nehrininse Iran’da barajla akisi degisen Karun nehri oldugunu tespit edilmistir. Sudi Arabistan’dan gelen Pison nehriyse kurumus yatagindan tespit edilmistir. 

 Sumer’lerden devam edelim. Tevrat, Incil ve Kur’an’da, Havva’nin, Adem’in kaburgasindan yaratildigi anlatilir. Peki hic dusundunuz mu, neden kaburga? Neden parmak veya penis veya bacak veya kulak veya kalp degil de kaburga? Bunun cevabini veremezsiniz, cunku mantikli bir aciklamasi yoktur. Ama Sumer yazitlarinda bu cok da guzel bir sekilde anlatilir:

Ninhursag, Sumerlerin buyuk tanricasidir. Ninhursag  sekiz meyve agaci eker ve diger tanrilari bu meyveleri yememeleri konusunda uyarir. Su Tanrisi, Enki, bu meyvelerden yasak olmasina ragmen tadar. Tipki Adem’in, Tanri’nin yasak meyvesinden yemesi gibi. Ninhursag cok kizar ve Enki’nin yedigi her meyve icin bir organina hastalik verir. Enki’nin olumu yakindir artik. Ninhursag’in vicdani rahat etmez ve Enki’nin hasta olan sekiz organinin tedavisi icin sekiz tedavi edici tanri yaratir. Enki’nin hasta olan sekiz organindan biri de kaburgasidir. Kaburga, Sumercede ‘ti’ kelimesiyle bilinir. Ninhursag, Enki’nin kaburgasini iyilestirmek icin bir tanrica yaratir ve bu tanricanin ismi ‘Nin-ti’dir. ‘Nin‘, Sumercede kadin demektir. Yani Ninti, Turkcesiyle ‘Kaburgadan yaratilan kadin’dir. Sumerce’de ‘ti’, ayni zamanda ‘hayat veren’ anlamina da gelir. Yani ‘Nin-ti’, ‘Kaburgadan yaratilan kadin’ disinda bir de ‘Hayat veren kadin’ demektir. ‘Eve’, yani ‘Havva‘nin da, Adem’in kaburgasindan yaratildigini ve kelime anlaminin da ‘Hayat veren kadin’ oldugunu biliyor muydunuz?

Tevrat’ta anlatilan yilan hikayesinin cok benzeri de yine Sumer hikayelerinde gizlidir. Bakin, tarihin ilk kitabi, Gilgamis Destaninda anlatilan bir hikaye nasildir: 

Gilgamis (Gilgamesh), olumsuzluge ulasabilmek icin hayat agacini arar. Buyuk selden yaptigi gemiyle kurtulmayi basaran ve Tanri mertebesine ulasan Utnapistim’in (Nuh’u hatirlayin) bu agacin yerini bildigini ogrenir. Ona gider ve agacin yerini ogrenir. Hayat agacindan kopardigi meyveyle sehrine geri donerken bir tasin basinda uyuya kalir. Bu sirada bir yilan (Havva’yi ayartan yilani hatirlayin), gelir ve bu meyveyi calarak Gilgamis’in olumsuzlugunu elinden alir. 

Iste bu sel felaketi de bilim adamlarinca dogrulanmistir. M.O. 5000-4000 yillari arasinda bir zamanda, “Flandrian Transgression” adiyla bilinen denizlerin yukselmesi olayi gerceklesir. M.O. 4000’de a Eden sular altinda kalir ve su an bildigimiz Basra Korfezine donusur. Sumerler bir sure sonra guc kaybeder ve ortadan kaybolurlar. Sumerlerin yazim diliyse halen bolgede ve cevresinde kullanilmaktadir. Mezopotamya bolgesine bir sure sonra Babiller hakim olur. Yahudiler de Babillerin arasinda yillarca yasar ve kusaktan kusaga anlatilan efsaneleri ogrenirler. Daha sonra Tevrat kitaplarini yazacak olan Yahudiler, bu efsaneleri kitaplarinda simgesel dillerle anlatacak, bu da yillar sonra Arabistan’da peygamberligini ilan edecek Muhammed tarafindan gunumuz Musluman’larina aktarilacaktir. 

Bir sonraki yazimda gorusmek uzere…

Kategoriler:Dinler Etiketler:, , ,
  1. Mayıs 18, 2009, 4:50 pm

    süper bir yazı, verilen emek için çok teşekkürediyorum.

  2. bill
    Haziran 21, 2009, 11:27 am

    yazınızı okudum ama kafama takılan bir kaç konu var.kuran incili veya tevratı reddetmiyor.bilakis o kitapların tahrif edilmemişlerini onaylıyor.hz. musanın ve hz.isanın peygamberliklerini onaylıyor.onlarda bizim peygamberimiz.incilin veya tevratın tahrif olması tamamen bozulmuş olması anlamına gelmez.tafrif edenler cennetten veya cehennemden incilde bahsetmişler.doğal olarak.şimdi ALLAH’ın özellikleri dini birdir.hz. isaya veya hz. musaya ALLAH kitap gönderince cebrail aracılığıyla birinde bir birinde üç demez.işte incil tahrif olmuş.hz. isaya tanrılık yakıştırmışlar.şimdi ALLAH eğer kuranda cennetten veya cehennemden veya diğer bazı konulardan incilden veya tevrattan tamamen farklı bahsetse asıl çelişki burda olur.birde tarihte birçok peygamber göndermiş ALLAH insanların bu peygamberlerin dediklerini kayda geçirmek kadar doğal hakları olamaz.asıl bunlar işte kuranı doğrulayan şeyler.hiç bu yönünü düşündünüzmü.şimdi hz. muhammed eğer tevrat veya incilden kopya çekse okuma yazması olurdu.ama okuması yazması yoktu.olsa idi sahabeler derlerdi herhalde hz. muhammed kırk yaşından önce hristiyanlıktan yada musevilikten bahsetmiştir museviydi veya hristiyandı diye.o zamanın insanlarıda aptal değildi tabi.muhammedül emin diyorlardı.yani inanmazlardı.hem ne yapmış peygamberimiz sapık bir cemiyeti insanlığına döndermek için peygamber olarak gönderilmiş.kötü ne yapmış.söylermisiniz.tabiki incilde ve tevratta şeytandan bahsedecek çünkü hak dinlerdi bir zamanlar.onlar özünden kopmuş kuran da özü geri gönderilmiş.saten o kitaplar tahrif edilmeseydi kuran gönderilmezdi.darvinci düşünce konusunda sadece bir şey demek isterim.kendi aciz olan varlıklar nasıl kendilerinden daha mükemmel varlıklar oluştururlar.bunu anlamak zor.

  3. Haziran 21, 2009, 12:43 pm

    Ozunden koptugunu iddia ettiginiz dine 2 milyardan fazla inanan oldugunu biliyor musunuz? Keske 2 milyar insan da sizin gibi zeki olsaydi da gorebilseydi dinlerinin gercek disiligini 🙂

    Isa’ya kitap gonderdigini mi dusunuyorsunuz Tanri’nin? Peki hangi kitap bu? Isa’nin olumunden 40 yil sonra Matthew isimli azizin yazdigi hikaye kitabi mi, yoksa ondan daha sonra Mark’in yazdigi surum mu?, Luke’un yazdigi mi, John’un yazdigi mi?

    Musa’ya gokten dusen kitap, Tevrat??? Kac tane tevrat oldugunu biliyo musunuz, hani su tahrif edildigini iddia ettiginiz? Ben size bir kac isim yazayim: Genesis, Exodus, Leviticus, Numbers, Deuteromony, Joshua, Judges, Ruth, Samuel 1, Samuel 2, Kings 1, Kings 2, vs vs… Onlarcasi daha var. Hangisine Tevrat diyosunuzu bunlarin? 5’ini Musa yazmis, 3’unu Suleyman, 1’ini Zekeriya vs…

    Muhammed 40’ina kadar tuccarlik yaparak ortadogu bolgesini cok gezmis, cok musevi rahiple oturup museviligi ogrenmistir. O yuzden cevresindekiler ona “sen eskilerin hikayesini anlatiyorsun” demislerdir. Okuma yazma bilmesine de gerek yoktur, zaten kuran da muhammed oldukten 40 yil sonra ordan burdan toplanan parcaciklarla yazilmis ve muslumanlarin inanisina gore bozulmamistir. Bozulmamis olmasi da mumkun degildir.

    Darwinci dusunce konusunda anlamasi zor olan bir sey yok, size bol bol okumanizi ve arastirmanizi oneriririm. Camilerde imamlarin anlattiklari hikayeleri ise ozellikle sorgulamanizi… Kaynak olarak bunlari alirsaniz maalesef dusunce yapiniz aynen yukaridaki fikirlerinizle sinirli kalir.

    Arif Tekin’den Kuranin Kokeni adli kitabi okumanizi oneririm.

  4. bill
    Haziran 21, 2009, 4:20 pm

    *darvinden başlayalım.tabiki araştırdım.
    *diyelimki sebebler,nedenler varlıkları oluşturuyor.
    *diyelimki kendi kendine varlıklar oluşuyor.
    *diyelimki doğa kendi kendine oluşturuyor.
    *diyelimki yada herşeyi ALLAH yarattı.
    *tabiki tabiattaki her varlık bir sanat eseri.inkar edilemez.
    *öyleyse öne sürdüğümüz dört yolun ilk üçünün yanlış olduğunu kanıtlamak gerekiyor.
    *şimdi bir ejzane düşünün.bir ilaç yapılacak.100 tane kavanoz içlerinde her birinde ayrı ayrı bitkiler var.yapılacak ilacın formülüde herbirinden belli gramlarda.bu şişelerdeki bitkilerin bir rüzgar zelzele veya başka birgarip tesadüfün bir araya getirmesini mümkün gören zihniyeti kabul edemem.işte bütün varlıklar o ilaç gibidir.(işte her bir varlığın yapılışında büyük bir ilim ve her şeyi kapsayan bir irade vardır.)
    *eğer varlıkları ALLAH yarattı demezsen sebebler neticesinde oldu desen dünyadaki pek çok eleman ve unsurun bütün canlılarda müdahelesi bulunsun.bir sineği düşünün, kanadını.o kadar harika ve hassas bir sistemi değişik birbirine zıd sebeblerin bir araya gelerek yapmasını düşünen bir beyin.bir sineğin küçücük bir cismi elbette kainatın pek çok sebebleri ile alakadardır hatta özüdür.eğer ALLAH yarattı demezsen her bir sebeb o sineğin vücudu yanında hazır bulunması hatta onun bedenine girmesi gerekir.ve onun bedeninde onu yapması gerekir.akıl dışı.
    *bir vücudun birliği varsa, elbette bir elden meydana çıkar, yapılır,
    *kendi kendine olur desek,
    *nasıl körelmiş bir akıl o kadar ahmaklaşmışki yüzlerce olması mümkün olmayan şeyleri birden kabul ediyor.
    insan vardır.ve basit bir madde cansız ve değişken değildir.elbette yenilenen bir makina gibi.vücudumuzda her zaman zerreler çalışıyor.canlılık faliyetleri olan bir varlıktır insan.yeme içme vs..insanın vücudunda çalışan zerreler vücudun işleyişini bozmamak için o kadar dikkatliki bütün kainatla alkalılar insanın kainatla olan alakalarını görüp ona göre vaziyet alıyorlar.insan duygularıyla o zerrelerin o vaziyetlerine göre yararlanır.eğer o zerreleri ALLAH kudretiyle hareket ettirir demezsen, o zaman insanın gözünde çalışan her bir zerreye öyle bir göz lazımki insanın cesedinin her tarafını görmekle beraber alakadar olduğu kainatı dahi görecek bir gözü insanın geleceğini ve geçmişini yiyeceği şeyleri bilmesi gerekir.
    *insanın vücuduna bak. elleri ayakları gözleri harika bir yapı.eğer kendi kendine oluşsa o vakit her bir zerre bütün o vücuttaki zerrelere hem hakim hemde mahkum olmalı.her biri benzer.şimdi bu kusursuz vücudu vücuttaki hücreler kendiliğinden yaptı dense gene akıldan uzak olur.
    *eğer gene kendilinden oluşmuş dense vücuttaki herbir hücre farklı olması gerekir. ****Mesela bu yazıyı yazdığım bilgisayarın bütün parçalarının daha madenden kendi kendine işlenip kurulup bilgisayar olması gibi.****

    YAA BAK İNAN İSTERSEN SANA DAHA SABAHA KADAR SEBEB YAZARIM AMA YORULDUM.

    KİTAPLAR KONUSUNDA DA GENİŞ AÇIKLAMALARI YAPABİLİRİM AMA DAHA SONRA. İNSANLAR ÖNCE ALLAH’IN VARLIĞINI İKİ KERE İKİ DÖRT EDER DERECEDE ANLAMALILAR.KURANI SİZ YORUMLUYORSUNUZ AMA BİRDE İSLAM ALİMLERİ BU KONUDA NE DEMİŞ ONLARA DA BAKMAK LAZIM.BİRDE ONLARIN KİTAPLARINI OKUMAK LAZIM.DEĞİLMİ.

    PEKİ PEYGAMBER MUSEVİLİĞİ ÖĞRENMİŞTİR DE O ZAMANKİ BİR ÇOK RAHİP VEYA HAHAM MÜSLÜMAN OLDU.BUNLAR HZ. MUHAMMEDİ BİRE BİR GÖRÜP SOHBET ETTİ SEN 1500 KÜSÜR YIL SONRA ÖĞRENMİŞTİR DİYORSUNDA ONLAR DEVRİN ALİMLERİ SALAKMIYDIDA ONA İNANDILAR.O KADAR İNSAN İNANMIŞ.YALANCIYA O KADAR İNSAN İNANMAZ.HZ. MUHAMMED EL EMİN DİYE ÇAĞIRILIYORDU.İNSANLAR ÇOCUKLARINI DİRİ DİRİ TOPRAĞA GÖMÜYORLARDI HZ. MUHAMMED GÖMMEYİN DEMİŞ KÖTÜMÜ DEMİŞ.YAA BU İNSAN HZ. MUHAMMED NE YAPMIŞ ONDAN BAHSETSENE BİRAZDA.İNSANLARA NE KADAR İYİLİĞİ DOKUNMUŞ.BU KADAR İYİLİK YAPMIŞ BİR İNSANIN HAKKINI VERMEK LAZIM. BUNLAR SAMİMİ DUYGULARIM.
    SENCE HZ. MUHAMMED İNSANLARA GÜZELİ DOĞRUYU ÖĞÜTLERKEN YANLIŞMI YAPMIŞKİ BU DENLİ ÜSTÜNE GİDİYORSUN.

    BİRDE HRİSTANLARIN SAYISI NEDEN ÇOK A GELİNCE İSLAM İNSANLARI SÖMÜRMEMİŞTİR.ONLARI DİNLERİNDE DİLLERİNDE SERBEST BIRAKMIŞTIR.
    TAM BİR ÖZĞÜRLÜK.

  5. Haziran 21, 2009, 5:32 pm

    Sevgili yorumcu,

    Arastirmalarinizi ve sorularinizin cevabini, bilim yerine dinde aradiginiz surece bu “muhtesem” mantiginiz icerisinde donup duracaksiniz. “Ben bilimin sunduklarini incelemek ve ogrenmek istemiyorum, ve kendi ‘genis’ bilgimle de sinegin kanadini aciklayamiyorum, o zaman ALLAH yaratmis olmali!”

    Bu siteye genis “aciklamalar” yaparak degerli vaktinizi de ziyan etmeyiniz. Nasil mutlu oluyorsa o sekilde yasamali insan. Size de tam ozgurluk saglayan dininizle mutluluklar diliyorum.

    Kanit gosterilmeden yapilmis bir iddiayi curutmek icin kanita ihtiyac yoktur.
    Christopher Hitchens

  6. Abdullah TUNA
    Haziran 22, 2009, 8:16 am

    Benim anlayamadığım olay şu: muhammedin okuma yazma bilmediğini söylediniz ama muhammede cebrail gelip oku diyor. sonra muhammed ben okuma bilmem diyor ve cebrail tekrar oku diyor. yaw kardeşim tanrı biliyor peygamberin okuma yazma bilmediğini neden ona oku desin hatta “bilmem” dediği halde ısrarına devam etsin işin ilginç tarafı cebrail elinde bir kağıtla falan gelmemiş zaten muhammede vahiyler kağıtla gelmiyor. diyelimki siz okuma bilmiyorsunuz sizin okuma bilmediğinizi bilen biri yanınıza geliyor size hiçbirşey vermeden verecek birşeyi de yokken oku diyor ve ısrar ediyor bunun mantıklı bir açıklaması var mıdır sizce??

  7. bill
    Haziran 22, 2009, 10:23 am

    okumayı bilmiyorsan o sürenin tamamını oku okumak sadece yazıyla olmaz iyi bakarsan kainattaki her şey ALLAH’ı anlatıyor.okuyabilene.lütfen objektif olun nasıl bunları söyleyebiliyorsunuz.düşünmedinizmi hiç okumanın sadece kitap okumak olmadığını.

  8. Haziran 22, 2009, 11:24 am

    Bill iyi ki yorum yaziyosun boyle, gulumsetiyosun beni, tesekkur ederim. Okumak sadece yaziyla olmuyor demek 🙂

    Abdullah bence bu oku baskisi yuzunden Cebrail iyi bir azar yemistir Tanrisindan 😉

    Tanri: Niye korkutuyosun Muhammed’i, daha ilk mulakatta, okuma yazma bilmedigini bilmiyo musun?
    Cebrail: Bu devirde bu cehalet olur mu patron, kizdim biraz, bir an kontrolu kaybetmisim!
    Tanri: Daha işteki ilk gunu, yapma boyle. Eger pozisyon agir geldiyse yerine Mikail’i falan atayalim
    Cebrail: Yok bir dahaki sefere boyle korkutmam soz patron…

  9. bill
    Haziran 22, 2009, 12:50 pm

    janos olayı laşkalaştırmaya çalışma.seni adam yerine koyup yorum yazıyoruz.senin yazdıklarının hepsinin cevabı var.sen ALLAH(CC)ın adını kullanarak dalga geçmiye çalışıyorsun.sen kimsin de ulu orta bu şekilde yazı yazabiliyorsun.saygısız insan.SAÇMA SAPAN DÜŞÜNCELERLE İNSANLARIN AKLINI KARIŞTIRIYORSUN.

    alıntı:Elmalılı M. Hamdi Yazır (r.a.) ikra ayetinin tefisirinde ki aciklama soruna bir nevi cevap mahiyetinde, sanirim.

    Rabbinin adıyla oku!. Yani onun yüce adıyla, “Allah” yüce ismi ile başlayarak oku. Okumaya başla. Yukarıda geçtiği üzere bu emir inerken, başlangıçta Hira mağarasında Hz. Muhammed’in zatına melek gelip canına tak diyen şiddetli bir sıkıştırma ile yalnız “oku” demiş. O zamana kadar Hz. Muhammed okumak bilmediği için “ben okumuş değilim” yani okumak bilmem ki ne okuyayım? demişti. Bunun üzerine yine şiddetli bir sıkıştırma ile “oku” demiş. O da yine “ben okumuş değilim” demişti. Demek ki o ilk iki “oku” emri henüz Kur’ân değil, okuma denilen işe başlamak için heceletme cinsinden hazırlayıcı bir emir teklif idi. Kur’ân, üçüncü defaki sıkıştırmadan sonra olan iş bu “Rabb’inin adıyla oku!” emri ile başlamıştı. Şu halde bu emir, ilk inmesinde hem yaratıcı bir mahiyette Hazreti Peygamber’i okumazken okur yapmış, hem öğretici bir şekilde nazmı ile okunanı belirtmeye başlamış, hem mânâsı ile ilk vazifenin böyle yaratan, terbiye eden Allah’ı tanıtmak ve onun ismiyle okumaya başlamak olduğunu yükümlü tutmak şeklinde anlatmıştır. Bu başlangıçta şöyle demek olur: Gerçi sen bu zamana kadar okumadın. “Sen Kur’ân’dan önce bir kitap okumuyordun.” (Ankebut 29/48) kitabın niteliğini, imanın esasının neden oluştuğunu bilmezdin… “Sen önceleri kitap nedir iman nedir bilmezdin.” (Şurâ, 42/52) Fakat işte yaratmak denilen işin sahibi olup kâinatı yaratan ve seni yaratıp yetiştiren, sana ve her işine sahip olan Rabb’in seni kudretiyle şu anda bir okur yaptı, okunacak bir Kur’ân, bir kitap indirmeğe başladı. Böyle öğretildiği gibi o Rabbi’nin ismiyle başlayarak oku! “Kur’ân okumak istediğin zaman, Allah’ın rahmetinden kovulmuş şeytanın şerinden Allah’a sığın.” (Nahl, 16/98) âyetinde de geçtiği üzere Kur’ân okumanın hakikati, sözü rastgele söylemekten daha güzel bir şekilde düzgün olarak bağlayarak birbiri ardınca ağızdan sesle çıkarmaktır ki, gerek ezberden ve gerek yüzünden, gerek gizli ve gerek açık mutlak olarak okumak demektir. Kitabın kitap olması için, gerçekten yazılmış olması şart olmadığı gibi, okumak için de mutlaka yazı şart değildir.

    Gözle mütalaaya (okumaya), zihinden hatırlamaya okumak demek de mecazdır. Hakikaten kırâetin kemali ezbere okumaktır. Hz. Peygamber’in hadisinde söylendiği üzere yüzünden okumanın sevab ve fazileti, kavrama ve ezberlemeye vesile olmasından dolayıdır. Resulullah’ın kırâati, yazıya ihtiyacı olmaksızın Allah tarafından kendine böyle inmiş olan Kur’ân’ı ezberinden en mükemmel şekilde okumaktır ki, kendi kendine veya namazda veya diğerlerine tebliğ için okumayı, okutmayı ve yazdırmayı kapsar. İşte eskiden hiç kitap okumamış, yazı yazmamış olan Ümmî Peygamber’e bu emir ile bir mu’cize olarak okunacak bir kitab verilmeye başlanmış ve kendisine yazmadan okuyacak okutacak, emir yoluyla yazdırtacak bir kırâet kudreti ihsan buyurmuştur. Buna besmele ile başlanması da emrolunmuştur. Ve bunun hikmeti, uluhiyet gereği olduğu da özellikle “senin Rabbin” izafeti ile anlatılmıştır. Hiç bir kitap okumadan ve kalem ile yazıyı bellemeden böyle bir kırâet mucizesi nasıl mümkün olur? gibi bir şüpheye meydan bırakılmaması için kalem işine kadar gelinmek üzere aşağıdaki gibi yaratıcılık vasfı (niteliği) ve yaratılışın başlangıcı ile uluhiyet hükmü hatırlatılarak ve açıklanarak buyuruluyor ki: O Rabb’in ki yarattı, yani olmayan şeyi yaratmak kendisinin vasfı olan, yahut seni ve her şeyi yaratan Rabb’inin ismiyle oku.

  10. bill
    Haziran 22, 2009, 2:58 pm

    bir hata ettik seni adam yerine koyduk.ALLAH(CC),KURAN VE PEYGAMBERİM hakkında saçma sapan yazılar yazıyorsun.ve altınada yorum serbest yazıyorsun.düşündüklerinin tersi bir görüşü dinlemekten dahi rahatsız oluyorsun.at gözlüğü takmış tek düze arkadaşım.yazdıklarının inandırıcılığı kalmadığı içinmi tedirgin oluyorsun.din hakkında yazı yazacaksın.din alimlerinin görüşlerine yer vermeyeceksin.elmalılı m. hamdi yazır oku keliesinin manasını açıklamış.sen bunu (yukardaki)yok sayacaksın.senin gibi islama hurafe sokmaya çalışan insanın yazılarını alkışlayacağım ölemi.o yazdığın hurafelerin çoğunu senin gibiler soktu islama.sonrada onları din olarak önümüze sürdüler.din budur dediler.sen ve senin gibilerde bunları kaynak yaptılar.kuran’ı anlayamıyorsan anlayanları anlamaya çalış. bir islam alimi bu konuyu şöyle yorumlamış ben katılmıyorum de o zaman sana hak vereyim. neil armstrong olayını anlatmayı biliyon müslümanlar inanmışlar diye.değilmi o hurafeyi hem sokmaya çalış islama hemde müslümanlar böle düşünüyor de. oku ayetinin açıklamasını yapanı hiç dinleme.AYIP SANA.

    her yazına aman ne kadar güzel yazmışsın.ellerine sağlık desem benden iyisi olmazdı yanında.

    yazılarını okuyorum iki gündür.şu anlattığın fıkraya kadar sana bir nevi saygıda duyuyordum.ama o yazdığın fıkradan dolayı özür dilemen gerekir.

    insanların inandıkları şeyleri eleştirmen doğal.ama dalga geçersen bu senin olaya olan hakimiyetinin irdelenmesi gerektiğini ortaya çıkarır.

    senin yazdıklarına katıldığım için veya sitende yer edinmek için değil yorum yazdığım. ilk başta sitene konu ararken kazara uğradım.yazılarına inan bak samimi söylüyorum sana değer verdiğimden ve gerçekten mantığıma yatmadığı için yorum yazdım.

    mesela aydaki neil armstrong olayındaki görüşlerine kısmen katıldığımıda hatta daha öncesindende öle düşündüğümü sana söyleyim.

    AMA SEN SANA TERS DÜŞEN GÖRÜŞLERİ BURAYA YORUM OLARAK KABUL ETMEDİĞİNİ YAZSAYDIN BEN SENİ ADAM YERİNE KOYUP YAZILARINI BİLE OKUMAZDIM.

    İŞTE OLUMSUZ ELEŞTİRİLERİ KALDIRAMAYAN GERİ ZEKALI BİRİ SAĞDAN SOLDAN TOPLADIĞI BİLGİLERİ BURDA YAZMIŞ-HANİ SON YÜZYILDA DA BATI TEKNOLOJİDE BİRAZ İLERİYA (SENİN GİBİLERİN İSLAMA SOKTUĞU HURAFELER YÜZÜNDEN İSLAM DÜNYASI BİLİMDE FENDE GERİ KALDIYA VE GENE SENİN GİBİLER BU HURAFERİ YİNE İSLAM DİYE MÜSLÜMANLARA KULLANDIYA)- BU YÜZDEN DARVİNDE ATEİZMDE SANA GÜZEL GELİR.

    ADAM OLSAN O FIKRAYI YAZMAZDIN.

    SENİ ADAM YERİNE KOYDUĞUM İÇİN ÖZÜR DİLERİM.

  11. Haziran 22, 2009, 3:50 pm

    Buraya yazdigin bir kac yorumla benim yazdiklarimin inandiriciligini bitirdigini mi dusunuyorsun arkadasim?

    Beni adam yerine koydugun icin kendimle gurur mu duymaliyim?

    Bana ovguler yazsaydin agzim kulaklarima mi varacak saniyordun?

    Benim icin elestiriye tahammulun yok derken kufurleri siralamayi iyi bilirsin degil mi?

    Diledigin yaziyi yazmakta serbestsin, agza alinmayacak kufurler olmadigi surece yorumlarini da silmem kimsenin, kimseyi engellemem de. Eger elestiriye tahammulum olmasa senin IP adresini engellerdim ve yorum da yazamazdin, elestiremezdin de beni, veya hemen silinirdi yukaridaki elestirin. “Bu sitedeki yazilara tahammulun yoksa toz ol, bos yere ne bu siteyi takip edenlerin, ne de kendi vaktini ziyan et.” Sana soyledigim bu. Anlayabildin mi simdi?

    Bu sitedeki yazilari bu kadar dikkatli okuduguna gore kafanda bir takim soru isaretleri olusmaya baslamis diye dusunuyorum. Cunku kosulsuz ve sualsiz inananlar genelde girip bana kufrederek okumadan cikarlar. Ama sen okuyorsun, tek negatif durum, yillardir beynine empoze edilmis yalanlar ve korkular senin ozgurce dusunmeni engelliyor. O yuzden benim yukarida yazdigim kucuk ve basit saka icin bana saldiriya geciyorsun. Umarim sorgulamaya devam edersin sevgili arkadasim.

  12. lentocongranespressione
    Haziran 23, 2009, 1:16 am

    Bill bütün yorumlarını silmiş..

  13. Haziran 23, 2009, 9:43 am

    Yorum sayisi cogaldigi icin sayfalara ayrilmis bu kisim. Eski Yorumlar linkinde duruyor tum yorumlar…

  14. vonali
    Temmuz 14, 2009, 4:50 pm

    Janos, Ateist olabilirsin tamam ama bu sana insanların inançlarıyla dalga geçme hakkını vermez.Çok zeki bir insan olduğun ortada kelime oyunlarıyla islâmda olmayan ama halk arasında olduğuna inanılan(geleneklerle İslama sonradan girmiş) şeyleri kanıt göstererek demagoji yapıyorsun.Bu konuda sen ilk değilsin hatta bu konuda çırak bile sayılabilirin. Başından bir üniversite deneyimi geçmiş hemen hemen herkes senin anlattıkarına benzer hikayelerle bir çok kez karşılaşmıştır. Yukarıdaki yazını okurken aklıma geldi Kur’an’da havva ismi geçmez sadece Adem’in eşi diye bir ifade vardır. Bir de Adem’in kaburga kemiğinden yaratıldığına dair bir konu Kur’an’da yer almaz.Adem ismi de hem özel ad hem de cins isim olarak kullanılmıştır(yukarıda anlattığın gibi) BİLGİNE…

  15. Temmuz 15, 2009, 8:05 pm

    1. Ateist oldugumu hicbir yazimda soylemedim.
    2. Insanlarin inanclariyla dalga gecmiyor, inanilan seylerin mantik disiliklarini vurguluyorum.
    3. Cirak olmak bana gurur verir. Ustalik iddiam hicbir zaman olmadi.
    4. Benim anlattiklarim hikaye degil, inanilan hikayelerin bilimsel ve mantik cercevesindeki elestirileridir.

    Ha, kaburga ve Havva uzerine de bence siz Diyanet’e sikayette bulunmalisiniz “Islam’a hurafe katiyorsunuz” diye… Veya Buhari gibi hadisleri guvenilir kabul edilen Islam alimlerine kizmalisiniz ayni gerekceyle.

    Bakiniz Diyanet cevirisine…

    115. Andolsun, bundan önce biz Adem’e (cennetteki ağacın meyvesinden yeme diye) emrettik. O ise bunu unutuverdi. Biz onda bir kararlılık bulmadık.
    116. Hani meleklere, “Adem için saygı ile eğilin” demiştik de, İblis’ten başka melekler hemen saygı ile eğilmişler; İblis bundan kaçınmıştı.
    117. Biz de şöyle dedik: “Ey Adem! Şüphesiz bu (İblis) sen ve eşin için bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra mutsuz olursun.”
    118. “Şüphesiz senin için orada aç kalmak, çıplak kalmak yoktur.”
    119. “Orada ne susuzluk çekersin, ne de güneş altında kalırsın.”
    120. Nihayet şeytan ona vesvese verip şöyle dedi: “Ey Adem! Sana ebedilik ağacını ve yok olmayan bir saltanatı göstereyim mi?”
    121. Bunun üzerine onlar (Adem ve eşi Havva) o ağacın meyvesinden yediler. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine örtmeye başladılar. Adem Rabbine isyan etti ve yolunu şaşırdı.

  16. bill
    Temmuz 16, 2009, 12:01 pm

    janos sen ateist degilsen nesin arkadasim bana bir soylermisin.

    inan bunu merak ettigim kadar hic bir seyi merak etmedim suan.

    janos birde hikaye deme artik yavv onceki kitaplardaki benzer seyler olmazsa mesela diger peygamberlerden bahsetmezse asil o zaman ilahilikten bahsedemezsin.hikaye dedigin olaylar iyi okursan ibretlerle dolu.simdi tevratta seytandan bahsetmis veya diger kitaplarda iyide bunun yanlis tarafi ne. kuranda seytandan bahsetmis olmasi peygamberimizin onlardan kopya cektigi manasina hicbir zaman gelmez be janos.musaya da soyleyen ALLAH (CC)peygamberimizede. hz.musaya farkli hz. peygamberimize farkli demez be janos.

    dermi demez bence.yaziyon iyi susluyonda yok be janos iyi dusunen kimse sana katilmaz.

    islam bilime senin dusundugunden cok daha fazla onem verir.

    hz.ademin cennetteki meyveyi yemesi yada hz havvanin hz. ademin kaburga kemiginden yaratilmasi imani konular.

    saten hersey gozle gorolur olsaydi imtihan olurmuydu. sence

    darvine inananla ALLAH’A inanan gibi.

    SEN NASIL BIR YARATICIYA INANIYORSUN BIR DESENE.

    BUNCA ZAMAN YAZISIYORUZ RICA ETSEM BIRAZ CABUK YAZARMISIN.

    yazini bekliyorum.

  17. Temmuz 21, 2009, 3:46 pm

    bence arkadas omrunu bos seylerle harcama sonra kiyamet gununde harcadigin nefesin bile hesabini vereceksin,demedi demeee,

  18. tarık
    Temmuz 12, 2010, 2:02 pm

    Janos :

    Sevgili yorumcu,
    Arastirmalarinizi ve sorularinizin cevabini, bilim yerine dinde aradiginiz surece bu “muhtesem” mantiginiz icerisinde donup duracaksiniz. “Ben bilimin sunduklarini incelemek ve ogrenmek istemiyorum, ve kendi ‘genis’ bilgimle de sinegin kanadini aciklayamiyorum, o zaman ALLAH yaratmis olmali!”
    Bu siteye genis “aciklamalar” yaparak degerli vaktinizi de ziyan etmeyiniz. Nasil mutlu oluyorsa o sekilde yasamali insan. Size de tam ozgurluk saglayan dininizle mutluluklar diliyorum.
    Kanit gosterilmeden yapilmis bir iddiayi curutmek icin kanita ihtiyac yoktur.
    Christopher Hitchens

    ağzınıza çok yapıştırdınız şu nasıl oldu bilmiyorum ozaan allah yarattı lafını hemşerim onu müslümanlar demiyor o sizin uydurmanız aksine sineğin kanadındaki muhteşem tasarımı grdüüğüüz için alah yarattı diyoruz ama siz o tasarımı tesadüfe bağlıyorsunuz kalkıpta uçağa bakıp bu uçak uçuyor uçuyorsa uçuyor kendi kendine oluştu demiyoruz

  19. MUHAMMED
    Ekim 2, 2010, 12:32 am

    Abdullah TUNA BEY BİR KERE ÖNCELİKLE O İSMİ SANA KOYANLARDAN UTAN YAZIK O KÜÇÜCÜK BEYNİNİZ İ NASIL YIKIYORLAR BÖYLE YAZIK ADMIN BİRİ ÇIKMIŞ SAÇMA SAPAN KONUŞUP ALTINA BİLİM İMZASI ATIYOR UTANMADAN SİZDE DİNLİYOR HAK VERİYORSUNUZ OYLEMİ YAZIKLAR OLSUN .. BU SEVİYESİZ YERDE SİZİNLE TARTIŞMAYACAGIM LAKİN ÇOK İSTERSENİZ ÖZELDEN SİZİN VE SİZİN GİBİLERİN HAKİKATİ GÖZÜNE SOKMAK İÇİN YAZIŞABİLİRİM….ABDULLAH BEY VE O BAHİS ETTİGİNİZ CEBRAİL İN RESULİ EKREM E GELİP OKU DEMESİNİN VE KENDİSİNİ SIKIP TEKRAR TEKRAR OKU DEMESİNİN SENİN ANLADIGIN GİBİ AÇ KİTAP OKU YADA KALEM AL YAZ DEGİL DE ALLAHIN BÜYÜKLÜGÜNÜ VARLIGINI GÖR İNAN VE TEKRARLA DEDİKLERİMİ MANASINA GELDİGİNİ BİLİRDİN ..

  20. Kasım 3, 2010, 5:00 am

    Bismillahirrahmanirahim… ‘Rahman ve Rahim Olan Allahın Adıyla’
    Euzi Billahiminesseytanirracim Bismillahirrahmanirrahim (Cennetten Kovulan Seytanin Serrinden Allaha Sıgırım..)

    Zeki Bilgili Kültürlü Çok Okumus Çok Bilmis Bi Bk Örenenemis Arkadasim 🙂 Bi ßesmele Cek Arkandaki Seytandan Kurtul ßirazcık Olsada… Sen ve Senin Gibi Seytan Usaklari Dünya Üzerinde ßir Çok Yerde Var… Allah ßirdir Muhammed (s.a.v) Onun Elcisi Ve Kuludur… ßilim İslamla Yayilmistir.. Bilimin Bası İslamdir.. Bilimin Cevaplayamadiği Hersey Kur’ani Kerimde Mevcuttur.. Okumani Tavsiye Eden Müslüman OLmayan Bir Çok Düsünür Var… ßiraz Arastir.. ßir Kaç Üniversite Okumakla Öğrenilmez Bu İşler Arastirip Görmen Lazim…

    Allah İstemedikce Kimse İman Edemez Kalplerini Mühürledikden Snra Hiç Kimse İman Edemez Yüce Allah (c.c) Firavuna Saltanat Verdi Güç Verdi Hastalıkdan Men Etti Uzun Ömür Verdi… Ama Kalbini Mühürledi İman Edemedi… Ölümünde Secdeye Kapanip Musanin Rabbine İman Etti Ama Kabul Edilmedi.. Tevbe Et Allaha Yönel

    Ne Olursan Ol Gene Gel (Mevlana Celeladdin Rumi )

  21. gercek yasam
    Ocak 21, 2011, 6:52 am

    Allah İstemedikce Kimse İman Edemez Kalplerini Mühürledikden Snra Hiç Kimse İman Edemez Yüce Allah (c.c) Firavuna Saltanat Verdi Güç Verdi Hastalıkdan Men Etti Uzun Ömür Verdi… Ama Kalbini Mühürledi İman Edemedi… Ölümünde Secdeye Kapanip Musanin Rabbine İman Etti Ama Kabul Edilmedi…. GÜLESEVDA DİYORSUNUZKİ ALLAH İSDEMEDİKCE KİMSE İMAN EDEMEZ PEKİ ALLAHIN İSDEMEDİGİ İMAN EDEMİYORSA BU AYETLİN OKUNMASINA YADA ANLATILMASINA GELMESİNE NE GEREK VAR PEKİ ALLAH BENİM KALBİMİ MHURLEDİ YAPDIGIM İŞLEDİGİM GÜNAHLARDAN KİM SORUMLU PEKİ ALLAH İSDEDİGİNİ DORU YOLA GETİREBİLİYORSA PEYGABBERLER NE AYAK NE İŞ YAPARLAR ALLAH GETİREMİYORMUDA ONLAR GETİRİYOR AR ADEMİ YARATDIKDAN SONRA ALLAH MELEKLERE SECDEE EDİN DEMİS VE MELEKLERDE DEMİSKİ ALLAHIM BU KAN DÖKÜCÜYÜ BU BOZGUNCUYU NEDEN YARATDIN BİZ YETERLİ DEGİLMİYDİK PEKİ BU MELEKLER NERDEN BİLİYORLAR KAN DÖKÜCÜ VE BOZGUNCU OLDUKLARINI GELECEGİMİ GÖRDÜLER DERSİN YADA DAHA ÖNCESİMİ VARDI BENCE SİZ UYANIN VE KENDİNİZE GELİN SİZİ KULLANIYOR SİZİ SÖMÜRÜYOR SİZİ KULLANARAK EBEDİ YASAMI YASIYORLAR VE SİZLERDE ÖLÜYORSUNUZ BELKİ KENDİLERİDE BUNU BİLMİYOR DİNİ BİR YÜNETİM SEKLİ VE İNSANLARIN EGOSU OLAN HUKMETMEK İCİN KULLANIYORLAR SİZ EBEDİ YASAMA BAKIN NERDE NASIL ISIKMIYIZ SUMUYUZ SONSUZ YASAMMIYIZ NEYİZ EGER BİZ OLMASAYDIK TANRIDA OLMAZDI BİZ BİRİNİN YOKLUGUNUMU VAR ETMEYE GELDİK BUKDAR BASİTMİ SİZCE UYAN İNSANOGLU UYAN

  22. kenan
    Şubat 27, 2011, 8:48 am

    GUNS AND ROSESIN GARDEN OF EDEN İSİMLİ BİR ŞARKISINI DİNLERKEN BU SİTEDE BULDUM KENDİMİ.GUZEL AMA PEK VERİMLİ OLMAYAN BİR KONU.NE KADAR TARTIŞILIRSA O KADAR PRİM YAPAR SADECE.DİN HALKIN AFYONUDUR.TABİKİ AFYON KULLANMAMIS BİR İNSANIN DİNİ ANLAMASIDA COK MUMKUN OLAMAZ BU YUZDEN.BEN DİNDARDA OLDUM DİNSİZDE.İKİNCİ KELİME SİZİ COK KORKUTUYOR BİLİYORUM.AMA ALLAH YARATTI VEYA UZAYLI YARATTI DUSUNCELERİNİN FELSEFESİ AYNIDIR BENCE.TABİ BİZE KİMSE GELİP UNİVERSTEDE GEL SEN ATEİSTLERİN EVİNDE KAL YEMENİ İÇMENİ KARŞILAYIM SONRA BİR İŞEDE SOKARIM KOCAMAN ÜLKEMİZ GÜLLÜK GÜLİSTANLIK GİBİ YAŞAYALIMDA SONRA SİZ SALAKLARIN HER TARAFI AYRI OYNAMASIN DEMİYOR.ONCE BUNU ANLA.İNSANIN ALLAHI KENDİSİDİR.SİZ ELİNİZDE DİN OLMADAN SOKAKDA BASINIZI BİLE KALDIRMAYA CESARET EDEMEZSİNİZ.AMA DUNYADA ONLARDA VAR SUNLARDA HERSEY VAR YANİ.KISACA SURUYU GUTMEK İÇİN HER ZAMAN ÇOBAN ŞARTTIR.
    İYİ VARSIN MUHAMMED.TEŞEKKKURLER DİN.

  23. gökçen
    Mart 30, 2011, 5:27 am

    janos sana bir tek soru sormak istiyorum. sorumu önyargısız olarak değerlendirip cevaplarsan çok sevinirim..

    bir insan olarak ahlaki değerlerin var mı? varsa neden kaynaklanıyor? bana bunu bilimsel çerçevede izah edebilir misin?

  24. Mart 30, 2011, 12:59 pm

    “Eğer insanlar sadece cezalandırılmaktan korktukları ya da ödüllendirileceğini umut ettikleri için iyi kalplilerse, o halde gerçekten çok acınacak haldeyiz.” ~ Albert Einstein

  25. gökçen
    Mart 31, 2011, 5:12 am

    janos. bu benim sorumun cevabı değil ki? sorum çok net ve basit. ahlaki değerlerin var mı? varsa bunun sebebi ne? bunu bana bilimsel bir şekilde açıklayabilir misin?

  26. Mart 31, 2011, 5:20 pm

    Sordugun sey gayet basit Gokcen, “Tanri yoksa neden iyisin?” sorusunu bana benzer cumlelerle sormussun, sonuna bir de “bilimsel cercevede izah eder misin” diye sormussun. Bilimsel cerceveyi bilemem, ama mantik cercevesinde tek cumleyle cevabimi verdim zaten. Sanirim karsi argumanlarini o cevaba yonelik sunamadigin icin farkli seyler duymak istiyorsun benden, kirmiyorum seni, farkli cumlelerle cevap veriyorum.

    gökçen :

    ahlaki değerlerin var mı? varsa bunun sebebi ne? bunu bana bilimsel bir şekilde açıklayabilir misin?

    Evet, ahlaki degerlerim var. Bunun sebebinin ne oldugunu degil, ne olmadigini soyleyeyim sana… Ra, Horus, Apollo, Olimpos, Yehova, Isa, Allah, Muhammed, Ucan caydanlik bunun sebebi degil.

  27. gökçen
    Nisan 1, 2011, 4:45 am

    janos. yazılarını takip eden herkes sebeplerinin ne olmadığını bilir zaten. ben ne olmadığını değil ne olduğunu öğrenmek istiyorum. ve o sebebi de bilimsel bir şekilde açıklamanı rica ediyorum.

    çok şey mi istiyorum?

  28. IBRAHIM KING
    Mayıs 13, 2015, 11:08 am

    AHLAK DEGERLERI BIRCOK SEBEPLER BAGLIDIR, MESELE BIZ YENICERILERI COCUKKEN, MUSLUMAN OLMAYANLARDAN ALARAK, MUSLUMAN AHLAKIYLA YETISTIREREK KENDI IRKLARINA KARSI SAVASMALARINI BEYINLERINE ASILADIK.

    CUNKU O DONEMDE GUCLU BIZDIK. SIMDI ISE HIRITIYANLAR IRAKI MISIRI VE MUSLUMAN DEVLETLERININ COGUNU ISGAL BULUNDUKLARI ICIN ORALARA PAPAZLAR GONDEREREK FAKIR VE KIMSESIZ MUSLUMAN COCUKLARINI HIMAYELERINE ALARAK BIZIM YENICERILERE YAPTIGIMIZ GIBI ONLARDADA BIZIM COCUKLARIMIZIN BEYINLERINI YIKAYARAK HIRISTIYAN YAPIP BIZE KARSI KULLANACAKLARDIR. IYI VEYA KOTU AHLAH DEDIGIN SEY, KUCUKKEN BEYNIMIZE IYI VEYA KOTU DIYE ASILANAN BILGILERDEN BASKA BIRSEY DEGILDIR.

    IBRAHIM KING.

  29. SALİM
    Eylül 8, 2016, 1:47 pm

    KABE de neden ŞEYTAN taşlanır bunun dini açıkl ması varmıdır?

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: