Başlangıç > Dinler > Inanislar ve Kokenleri – 1

Inanislar ve Kokenleri – 1


Ilkini okudugunuz bu yazi serisinde, eski Sumer inanislari, Babil inanislari vb. inanislarin Yahudilige, Hristiyanliga ve Islam’a olan etkileri uzerine ilginc  bulacaginizi dusundugum konulari maddeler halinde sunacagim. Bu makale, Muazzez Ilmiye Cig’in “Kur’an, Incil ve Tevrat’in Sumer’deki Kokeni”, Samuel Noah Kramer’in “History Begins at Summer”, S.N. Kramer’in “The Sumerians: Their History, Culture, and Character”, Stephanie Dalley’in “Myths from Mesopotamia: Creation, the Flood, Gilgamesh, and Others” kitaplarindan alintilar kullanilarak yazilmistir.

1. Sumer Tanrilari tipki insanlar gibi degisken ruh hallerine sahiplerdir. Sinirlendiklerinde asabilesebilirler, sorumlu olduklari sehirleri dahi yok edebilirlerdi… Tanri Enlil, Akad krallarina kizar ve Agade sehrini yokeder. Aslinda Agade’yi yokeden, komsu kralliklardan birisinin ordularidir. Ama bu, Enlil’e maledilmistir. Yehova da Yahudilere kizdiginda onlara saldirmistir sectigi “insan” ordulariyla… Kur’an’in Tanrisi da pek tabii sinirlendiginde bir cok milleti yok etmistir. Ama o da tipki diger tanrilar gibi aracilar vasitasiyla yapabilmistir bu eylemi.

– (Savasta) onlari siz öldürmediniz, fakat Allah onlari öldürdü. Attigin zaman da sen atmadin, fakat Allah atti. Mü’minleri, tarafindan güzel bir imtihanla denemek için Allah öyle yapti. (Enfal Suresi, 17. ayet)

2. Sumer Tanrilari, insanlar icin herseyi yaratmis ve onlara sunmustur bu yarattiklarini… Tipki Kur’an’in Tanrisi gibi:

– Allah yarattiklarindan sizin icin golgeler yapti, daglarda sizin icin barinaklar yaratti ve sizi sicaktan koruyacak elbiseler, savasta koruyacak zirhlar yaratti. (Nahl Suresi, 81. ayet) (Bu ayeti gercekten ilginc bulmusumdur. Tanri’nin golgeler yapmasiyla ovunmesinin mantigini cozemiyorum. Daglardaki magaralarin da gunumuzde kimin ne isine yarayabilecegini, bunun icin minnet mi duymamiz gerektigini cozemiyorum. Dindar olanlar hemen “hayir, o zamanlar ise yaramistir” gibi yorumlar yapabilir, fakat o zaman Kuran’in da evrensel ve tum zamanlara hitab eden bir kitap olmadigini kabul etmelidirler. Ayete geri donecek olursak, ‘Sicaktan koruyan elbise!!!’ Ben henuz boyle bir elbise gormedim ama olsaydi harika olurdu. 🙂 )

3. Sumerlilere gore insanlar, oldugunde “kur” adli karanlik yeralti dunyasina giderler. Acil durumlarda rahiplerin cagrisi uzerine ruhlar yeryuzune cikabilir. Babillilerse olulerin tekrar dirilecegine inanmistir. Bu, Zerdustlukte de benzerdir. Zerdustlukte olunun ruhu uc gun durduktan sonra “Sinvat” (bize Sirat olarak yansir daha sonra) koprusunden gecer. Hatta kursun kaynayan kazanlara atilir akabinde. Iyi olanlar bundan aci duymazlar ama kotulerin vay haline… Cennet ve Cehennem konsepti de ilk olarak Zerdustlukte ortaya atilmistir. Kur’an’da “Sirat koprusu” olmasa da Tevrat’ta bu ayrintili bir sekilde anlatilmistir. Ortalama bir Musluman, Sirat koprusunun Islam’da da anlatildigini dusunur, ama yanilir. Kursun kaynayan kazan da, icinizde Kur’an okumus olanlara hic yabanci gelmese gerek:

– O zaman onlar, boyunlarinda demir halkalar ve zincirler oldugu halde kaynar suda sürüklenecekler, sonra da ateste yakilacaklardir. (Mumin Suresi, 71-72. ayetler)

4. Sumerliler, dunyadaki tum olaylarin tanrilar tarafindan gokteki yildizlarda yazildigina inanmislardir. Bu, Muslumanlikta da pek farkli degildir. “Levh-i Mahfuz” denen “seyde”, herseyin yazili olduguna inanir Muslumanlar…

– Gökte ve yerde gâib (gizli) hiçbir sey yoktur ki apaçik bir Kitap’ta (Levh-i Mahfuz’da) olmasin.

5. Sumerliler, yeralti dunyasinin yedi kapisi olduguna inanirlar. Muslumanlar da Cennet’in yedi kapisi olduguna…

6. Sumerliler Tanrilarini sevindirmek, onlardan bir istekte bulunmak (adak) icin kurban kestirirlerdi. Sakatsiz ve hastaliksiz olmasi gereken bu kurbanlarin sag kalcasi ile ic organlari Tanri’ya sunulurken, geri kalan et cevredekilere dagitilirdi. Muslumanlar da ayni nitelikte kurbanlarin ayni parcalarini kendileri alir ve geriye kalanlari cevredekilere dagitirlar.

7. Sumerliler, her insanin ve ailenin sahsi Tanrilari olduguna inanirlardi. Muslumanlar da her insanin melekleri olduguna inanirlar:

– Üstelik, biri insanin sag tarafinda, biri sol tarafinda oturmus iki alici melek de (onun yaptiklarini) alip kaydetmektedir. Insan hiçbir söz söylemez ki onun yaninda (yaptiklarini) gözetleyen (ve kaydeden) hazir bir melek bulunmasin. (Kaf Suresi, 17-18. ayetler)

8. Sumer Tanrilari gokte duku denilen yerdedirler. Kuran’in Tanrisiysa gokte Ars’tadir.

9. Sumer efsanesine gore evrende ilk olarak tanrica Nammu adinda ucsuz bucaksiz bir su vardi. Tanrica o sudan buyuk bir dag cikardi. Oglu Enlil (Hava Tanrisi), onu ikiye ayirdi. Ustu gok, alti da yer oldu. Bilgelik Tanrisi ile Hava Tanrisi yeri bitkiler, agaclar ve sularla donattilar. Sonra hayvanlari yarattilar. Hepsini idare etsin diye de farkli farkli tanrilar yarattilar. Tevrat’a gelelim 🙂

– Sularin yuzu uzerinde Allahin ruhu hareket ediyordu. Allah, ‘sularin ortasinda kubbe olsun, sulari ayirsin’ dedi ve Allah kubbeyi yapti. Altta olan suyu ustte olan sudan ayirdi ve Allah kubbeye gok, alttaki kuru topraga ‘yer’ dedi. (Tevrat Tekvin 1:2-9)

Kuran’daysa yine benzer sekilde anlatilmisti ilk yaratilis:

– Gokler ve yer yapisik iken onlari ayirdigimizi, butun canlilari sudan meydana getirdigimizi bilmezler mi? (Enbiya Suresi, 30. ayet) (Aslinda daha bir cok ayette buna benzer ‘yaratilis’ tekrarlari yapilir ama daha onceki yazilarimda bu konuya cok degindigim icin sadece bir ayetle yetiniyorum)

10. Insanin yaratilisi ve eski inanislarla benzerlikler konusunda ayrintili yazimi okumak icin “Biz insani suzme camurdan yarattik” linkine tiklayiniz.

11. Sumer’de Ask Tanricasi Inanna, bir agacin altinda uyuya kalir. O sirada bahcenin sahibi bahcivan Inanna’ya uykusunda tecavuz eder. Inanna cok kizar ve o sehre felaketler yagdirmaya baslar. Felaketlerden ilkiyse pek tanidiktir… Sehirdeki tum kuyulardan su yerine kan cikmaktadir. Insanlar icecek su bulamaz. Bu olayin bir benzeri de Firavuna kizan Tanri’nin Misir’daki Nil nehrini kana donusturmesi olayidir. Bir kisiye olan ofkesini tum halktan cikarir Tevrat’in ve Kuran’in Tanrisi. Insanlar icecek su bulamaz. Bu olay Tevrat’ta cok ayrintili bir sekilde anlatilir, Kuran’daysa Araf Suresinin 132. ve 133. ayetlerinde kisaca deginilir.

12. Sumerlilerle ilgili en bilindik hikaye, Gilgamis destaninin sonunda anlatilan, ayni zamanda Asur tabletlerinde de yine Sumerlilere maledilmek uzere anlatilan “Tufan” hikayesidir. Ilgili yazimi (Nuh Tufani) okumanizi oneriririm. Olay kisaca soyledir: Insanlar o kadar cogalmis, o kadar gurultulu hale gelmislerdir ki, dort buyuk Sumer Tanrisi (ayrintili bilgi icin Sumerlerde Din yazimi okumanizi oneririm) artik uyuyamaz hale gelmislerdir. Artik bu insanlari yok edelim diye kararlastirirlar ve bir tufan gonderirler. Yalniz Bilgelik Tanrisi Enki, insanlari cok sevdigi icin dayanamaz ve Utnapistim’e giderek durumu haber verir. Ona bir gemi yapmasini, sevdiklerini de yanina alip tufandan korunmasini onerir. Gemiyi nasil yapacagini da ayrintili bir sekilde anlatir. Utnapistim 7 gunde gemiyi tamamlar ve tufandan hemen once sevdiklerini, sehrinde yasayan sanatcilari ve kirlarin evcil hayvanlarini da yanina alarak gemiye biner. 6 gun suren tufanin sonunda 7 gun daha bekler Utnapistim… Sonra bir guvercin salar, ama guvercin konacak yer bulamaz ve geri doner. Derken bir kirlangic gonderir, ama o da geri doner. Son olarak gonderdigi kuzgun geri donmeyince sularin cekildigine kanaat getirir ve yanindakilerle birlikte gemiden iner. Kurtuluslarini kutlamak icinse Tanrilara kurbanlar verir.

Bu olay Tevrat’ta oldukca benzer sekilde anlatilir. Nuh Tanri’nin sevdigi bir insandir ve Tanri tum insanlari yoketmeye karar vermistir. ama Nuh’a bir gemi yapip icine neler almasi gerektigini bildirir. Tufan baslar ve 40 gun surer. Sularsa 150 gunde cekilir. Ararat dagina oturan gemide Nuh 40 gun daha bekler. Sonra sularin tamamiyla cekilip cekilmedigini anlamak icin bir guvercin ucurur. Guvercin geri doner. Tekrar ucurur ama guvercin yine geri doner. Ucuncu ucurusunda guvercin donmez. Bunun uzerine gemiden inerler ve Tanri’ya kurbanlar sunarlar 🙂

Muhammed, bu hikayeyi iyi ogrenememis olacak ki Kuran’da fazla ayrintili anlatamaz bu olayi… Tevrat Nuh’un 950 yil yasadigini, bu kadar uzun yasamisinin sebebininse Tanri’nin yaptigindan pismanlik duyup Nuh’a uzun omur vermesi olarak anlatir. Kuran ise soyle der Ankebut Suresinin 14. ayetinde: ” O, onlarin arasinda, elli yil eksigiyle bin yil yasadi.”  Bir de Ararat dagini Cudi seklinde degistirir. 🙂

Simdilik bu yaziyi burada noktalayip benzer hikayeleri ve benzerlikleri yazinin ikinci bolumune birakiyorum.

Üstelik, biri insanin sag tarafinda, biri sol tarafinda oturmus iki alici melek de (onun yaptiklarini) alip kaydetmektedir.
18.
Insan hiçbir söz söylemez ki onun yaninda (yaptiklarini) gözetleyen (ve kaydeden) hazir bir melek bulunmasin.
Kategoriler:Dinler
  1. OZGE KABATAS
    Eylül 10, 2009, 5:21 am

    Allah yarattiklarindan sizin icin golgeler yapti, daglarda sizin icin barinaklar yaratti ve sizi sicaktan koruyacak elbiseler, savasta koruyacak zirhlar yaratti. (Nahl Suresi, 81. ayet) (Bu ayeti gercekten ilginc bulmusumdur. Tanri’nin golgeler yapmasiyla ovunmesinin mantigini cozemiyorum. Daglardaki magaralarin da gunumuzde kimin ne isine yarayabilecegini, bunun icin minnet mi duymamiz gerektigini cozemiyorum. Dindar olanlar hemen “hayir, o zamanlar ise yaramistir” gibi yorumlar yapabilir, fakat o zaman Kuran’in da evrensel ve tum zamanlara hitab eden bir kitap olmadigini kabul etmelidirler. Ayete geri donecek olursak, ‘Sicaktan koruyan elbise!!!’ Ben henuz boyle bir elbise gormedim ama olsaydi harika olurdu. )

    GÖLGELER YARATMASAYDI SERİNLİKLER OLMAZDI MAĞARALAR OLMASAYDI O ZAMANIN İNSANLARININ YAŞAMA ALANLARI OLMAZDI VE SENDE VAROLMAZDIN SICAKTAN KORUYAN ELBİSEDE SENİN YAZIN GİYDİĞİN T-SHIRT ZAMANSIZ ÇIKARTTIĞINDA GÜNEŞ SENİ NASIL YAKAR Bİ DÜŞÜN..
    DÜŞÜNMEDEN KONUŞUOSUN ARKADAŞIM EĞER ZAMANIM OLSAYDI BÜYÜK BİR SABIRLA BU KONUDAKİ HER YORUMUNA MANTIKLI Bİ CEVAP VEREBİLİR KENDİ KENDİNE KURDUĞUN DÜNYANI KARARTA BİLİRDİM.

  2. Eylül 10, 2009, 9:19 am

    ZamaninIz olursa once turkce konusunda egitiniz kendinizi, daha sonra kendi dunyanizi aydinlatiniz benimkini karartmak yerine. Siz magarada mi yasiyosunuz? Sicak olunca golgede mi serinliyosunuz? Pece mi takiyosunuz? Hangi cagda yasiyosunuz? Lutfen zamaniniz olmasin da karanliginizla birlikte gidin.

  3. özge kabataş
    Eylül 10, 2009, 9:54 am

    turkçe konusundaki anlatımımı öncelikle yeterli buluorum.evet güneş çıkınca EN UFAK ÖRNEĞİ apartmanların gölgelerinden yürümeyi tercih etmezmiyiz yada sizin bilmem kaç kuşak atalarınız havuzlu villalardamı yaşamışlar mağaralar yerine 🙂 çok mantıksızsınız ama yazılarınızı okuyup dalga geçmek keyifli oluyor

  4. Eylül 10, 2009, 11:10 am

    🙂 Ozge hanim, keyiflendiginize sevindim. Inandiginiz dinde siz eksiksiniz, takip ettiginiz anlayisa gore de yarim akilli. (Bunu ben soylemiyorum.) En azindan burada kendizi onemli ve zeki hissedebilmeniz hos 🙂
    Kuranda kadinin yeri konulu yazima da lutfen aydinlatici fikirlerinizi yaziniz ve dalganizi geciniz duzgun Turkcenizle…

  5. noname
    Ekim 11, 2009, 4:02 pm

    Tufan olayı, ve diğer hadiseler Tevrat ve İncil’in dışında, Sümer, Asur-Babil kayıtlarında, Yunan efsanelerinde, Hindistan’da Satapatha, Brahmana ve Mahabharata destanlarında, İngiltere’nin Galler yöresinde anlatılan bazı efsanelerde, İskandinav Edna efsanelerinde, Litvanya efsanelerinde ve hatta Çin kaynaklı öykülerde birbirine çok benzer şekillerde anlatılır.

    Birbirinden ve Tufan bölgesinden hem coğrafi hem kültürel olarak bu kadar uzak kültürlerde, Tufan’la ilgili bu denli detaylı ve birbiriyle uyumlu bilgi nasıl yerleşmiş olabilir?

    Sorunun cevabı açıktır: Eski dönemlerde birbirleriyle ilişki kurmuş olmaları imkansız olan bu toplumların yazıtlarında aynı olaydan bahsedilmesi, aslında bu insanların bir ilahi kaynaktan bilgi aldıklarını gösteren açık bir kanıt durumundadır. Görünen odur ki, tarihin en büyük helak olaylarından biri olan Tufan, farklı uygarlıklara gönderilen birçok peygamberler tarafından ibret için anlatılmış ve bu şekilde Tufan’la ilgili bilgiler çeşitli kültürlere yerleşmiştir.

    Bununla birlikte, Tufan olayı ve Nuh Kıssası bir çok kültür ve dini kaynaklarda anlatılmasına rağmen, kaynakların tahrif edilmesi veya yanlış aktarma ve kasıtlar sebebiyle birçok değişikliğe uğramış, aslından uzaklaştırılmıştır. Yapılan araştırmalardan, temelde aynı olayı anlatan ancak aralarında birtakım farklılıklar da bulunan Tufan anlatımları içinde, eldeki bilimsel bulgulara uygun yegane anlatımın Kuran’daki olduğunu görüyoruz.

    Allah hiç bir kavmi peygambersiz bırakmamış, onlara hakkı tebliğ edecek peygamberleri göndermiştir. Bu nedenle sümerlerin peygamber olmadan yaşadıklarını iddia etmek yanlıştır. Çünkü, 124.000 peygamberin insanları tebliğ için gönderildiği hadiste belirtilen bir hakikattir. Ayrıca tüm peygamberlerin en büyük davası tevhid ve iman hakikatlerini insanla tebliğ etmektir. Bu nedenle sümerlerin destanlarında bahsedilen bazı şeyleri tevrat, zebur incil ve Kur’anda olması gayet normaldir. Çünkü, peygamberlerin davası bir olduğu gibi, muhataplarıda insan, o dinlerin sahibi de Allah’tır. Bunda garipsenecek herhangi bir taraf yoktur.

  6. Sibirya
    Ekim 14, 2009, 5:07 pm

    Tabii, yukaridaki yaratici soykirimi yapip haberini ulastirmis degil mi Satapatha peygamberine, Galler’deki peygambere, Iskandinav peygambere… Bi de bu peygamberleri anlatsaydin bize, kimmis bunlar ogrenseydik. Sahi, kadin peygamber de var mi acaba? Saka maka, Amazon kadinlarina bir erkek peygamber gonderse kafasini keserler ha 😉 Gerci sizin ilahi yaratici kadinlari pek sevmez, onlari toptan cehenneme gonderiyodur di mi? Bi de bi soru daha, 200 bin yillik insanlik tarihinde tanrinin secmece adamlarindan Muhammed disinda sadece Yahudi olanlari mi biliyorsun? Kesin bir rakam verdin de bi de isim versen? 124000 🙂

    Eski donemlerde bilinen hikayelerin yayilma sebebi sadece peygamberlerdir degil mi? Baska turlusu olamazdi zaten. Gunumuzde de hic bir bilgi, peygamberler olmasa bilinemezdi degil mi? Herseyi onlar getirdi bize gokten ogrenip. Biz yazarak, gocerek, anlatarak ogretemiyoruz ya hicbir seyi. Ama yazik bize yahu, eskiden ne guzel geliyomus peygamber, aracilik yapiyomus. Bizim sucumuz ne? Ben de istiyorum peygamber kardesim. Hatta ben sahsen kendim bizzat adayim 🙂

    124,000 peygamber ha 🙂 Vay canina… Biz insanlar da amma kaz kafaliymisiz, 5 stadyum dolusu cevher gelmis, anlatmis da anlatmis, hala siz ve hristiyanlar yahudileri sevmezsiniz, yahudiler de sizi 🙂 Cinlilerin, Hintlilerin zaten dunyadan haber yok enayilerin. Zavalli Hintliler daha da kaz kafaliymis ki Satapata, Matapata gibi kimbilir onbinlerce cevher delikanli o kadar ugrassa da binlerce tanriya inaniyolar, yazik onlara da. Hepsi de yanacak garibanlarin. Herkes senin gibi sansli degil tabi Musluman dogsun. Afrikali yamyam kabilelerin peygamberleri nasildi acaba? Onlar da yamyam peygamber miydi ki? Kizilderili peygamberlere de bizon avinin inceliklerini mi ogretmis yukaridaki? Magarada yasayan diger Homolara da (neyse artik cinsleri) kendi cinslerinden peygamber mi gelmis? “uh ah” diyerek namaz kilmayi mi anlatmis 🙂

    Ilahi kaynagi bugune kadar (sizin meshur peygamber disinda) goren yok di mi, bilmiyorum. Ama hic supheniz yok varligindan, helal be. Biz ateistlerin inandigi Spagetti canavarini da goren yok, ne tesaduf. Acaba ikisi kavga etse kim yener?

    Bi de seyi merak ediyorum, hani siz Isa peygamberdir diyosunuz, annesi bakire diyosunuz, tanri ruhundan uflemis diyosunuz. E bu acikca Isa’nin Tanri’nin oglu oldugunu gostermiyo mu? Resmen bi bakire secip hamile birakiyo iste. Bizim bildigimiz yontemlerle degil de ruhani yontemlerle (nasi oluyosa). E Tanrinin oglu iste? Bi de kiyametten sonra Isa yine gelecek diyosunuz. Hani Muhammed son peygamberdi? Degil iste? Isa peygamberse eger, yeniden gelecekse, nerde kaldi Muhammedin son peygamberligi? Janos sunu bi yazsan da ogrensek, aklim almiyo bunu. Muslumanlar, goruyo musunuz celiskiyi? Hadi aydinlatin beni bakalim 🙂

  7. noname
    Ekim 15, 2009, 3:09 pm

    Sayın Sibirya, bakıyorumda durmadan gülüyorsun kendi yazdıklarına kendin bile gülüyorsun sanırım komik iddialar olduğunun farkındasın

    PEYGAMBER SAYISI
    Peygamberlerin Adedi ve İsimleri Kur’an-ı Kerim’de her millete mutlaka kendi içinden seçilen bir peygamber gönderildiği açıkça beyan edilmiş ise de, (el-Fâtır, 35/24; Yunus,10/47; el-İsrâ, 17/15) peygamberlerin adedi ve her birinin ismi bildirilmemiştir. Nitekim en-Nisa süresinde (4/ 164)

    “Peygamberlerin bir kısmını bundan önce sana haber verdik, bir kısmını ise haber vermedik” buyurulmuştur. Gerçi peygamberimizin bir sahih hadisinde yüz yirmi dört bin gibi bir sayıdan bahsedilmiş ise de; bu adet kesin değildir. Kur’an’da yalnız 25 peygamberin isimleri zikredilmiştir. Bunlar, Âdem, İdris, Nûh, Hûd, Sâlih, Lût, İbrahim, İsmail, ishak, Yakub, Yusuf, Şuayb, Musa, Harun, Davud, Süleyman, Eyyub, Zülkifl, Yünus, İlyas, İlyesa, Zekeriyya, Yahya, İsâ ve Muhammed (s.a.s) hazretleridir.

    KADIN PEYGAMBER NEDEN OLMAMAMIŞTIR
    Peygamberliğin pek çok özellik ve şartı vardır. Bunlardan birisi de erkek olmasıdır.
    Bu husus Yusuf sûresinin 109, Nahl sûresinin 43. ve Enbiya sûresinin 7. âyetlerinde açıkça ifade edilir.

    Meselâ Nahl sûresinin 43. âyetinin meali şöyledir:

    “Ey Resulüm! Senden önce de kendilerine vahiyde bulunduğumuz erkeklerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bunu bilmiyorsanız, bilgi sahiplerine sorun.”

    Âyetin mealindeki “erkekler” ifadesi her üç sûrede de “ricalen” olarak geçer.
    Kadından peygamber gönderilmemesinin hikmetleri hususunda da şunlar söylenebilir:

    Peygamberlik ağır bir yük, güç bir vazifedir. Kadın ise yaratılışı itibarıyla nazik ve zayıf olduğundan böyle ağır ve zor bir işin üstesinden gelemez. Çünkü peygamberlik devamlı bir şekilde sabır ve mücadele etmek ister. İstisnasız bütün peygamberler hak dini anlatırken, çeşitli belâlara ve sıkıntılara mâruz kalmışlardır.

    Hz. Âdem’den Peygamber Efendimize kadar bütün peygamberlere çeşitli iftira ve hakaretler yapılmış, pek çoğu işkence görmüş; başta Hz. Zekeriya, Hz. Yahya ve Hz. Cercis (A.S.) olmak üzere yüzlercesi de şehid edilmiştir. Peygamberlerin hepsi de bütün bu zulüm ve eziyetlere karşı tam bir sabır ve tahammül göstermişlerdir. Cenâb-ı Hak böyle zor ve ağır bir vazifeyi kadınlara yüklememiştir.

    evet Hz. İsa’nın peygamberliğine inanıyoruz. İmanın şartlarından biride Allah’ın gönderdiği peygamberlere iman etmektir. Hatta şu anki büyük oranda tahrif edilmiş İncil’e bile içinde Allah’ın sözü olabileceği düşüncesiyle temkinli yaklaşmaktayız.

    KURANDA Hz. MERYEM
    16- (Ey Muhammed!) Kur’ân’daki Meryem kıssasını da an (insanlara anlat). Hani o, ailesinden ayrılarak (evinin veya mescidin) doğu tarafında bir yere çekilmişti.

    17- Sonra ailesiyle kendisi arasına bir perde koymuştu. Biz ona meleğimiz (Cebrail)i gönderdik de ona tam bir insan şeklinde göründü.

    18- Meryem: “Ben senden Rahmân (olan Allah) a sığınırım. Eğer Allah’dan korkuyorsan (dokunma bana)” dedi.

    19- Melek: “Ben, sana temiz bir oğlan bağışlamak için, Rabbinin gönderdiği bir elçiyim” dedi.

    20- Meryem: “Benim nasıl çocuğum olabilir? Bana hiçbir insan dokunmamıştır. Ben iffetsiz de değilim” dedi.

    21- Melek: “Bu, dediğin gibidir. Ancak Rabbin buyurdu ki: Bu (babasız çocuk vermek), bana pek kolaydır. Hem biz onu nezdimizden insanlara bir mucize ve rahmet kılacağız. Hem, bu önceden (ezelde) kararlaştırılmış bir iştir.” dedi.

    22- Nihayet (Allah’ın emri gerçekleşti) Meryem İsa’ya gebe kaldı ve o haliyle uzak bir yere çekildi.

    DİĞER DİNLER
    Kur’anda yasaklanan muhabbet, Hak din olan İslâm’a kavuştuktan sonra Yahudiliğe yahut Hıristiyanlığa meyletmek ve sevgi beslemektir. Bu yasaktan kaçınmak şartıyla, bir Hıristiyan’la iyi komşuluk ilişkileri kurulabilir, ticaret yapılabilir, ortak düşmanlara karşı birlikte hareket edilebilir. Bütün bunlar Hıristiyanlığı sevmek demek değildir.

    Bir adam zatı için sevilmez. Belki muhabbet, sıfat ve san’atı içindir. …. Binaenaleyh, Müslüman bir sıfatı veya san’atı istihsan etmekle iktibas etmek neden câiz olmasın? Ehl-i kitaptan bir haremin olsa elbette seveceksin!

    Ehl-i kitaptan bir kadınla evlenen Müslüman, hanımını elbete sevecektir, ama bu sevgi onun dinini sevmesi manasına gelmez.

    ALLAH’IN VARLIĞI
    herşeyi maddede arayanların akılları gözdedir göz ise maneviyatta kördür. şimdi sana soyut kavramları göremiyormusun diye sormayacağım. sana bilim yoluyla anlatacam
    İslam, hiçbir zaman, hiçbir meselede fenne ters düşmemiş, bilakis onu teşvik etmiştir. Dini kaynaklar, bunun güzel örnekleriyle doludur. Allah’ın iki kitabı vardır: biri kur’an-ı kerim’ dir ki, “kelam” sıfatından gelir, diğeri kainattır ve “kudret” sıfatının eseridir.

    İlim adamları, dine inansalar da, inanmasalar da kainat kitabını okumakta ve yaratanın eserlerini tefsir etmektedirler. Fabrika sahibini tanımadan çalışan işçiler gibi! Her fen, kendine has bir dil ile mütemadiyen Allah’tan bahsediyor. Mesela, botanik ilmi, bize bir ağacın özelliklerini anlatır. Ağacın topraktaki gıdaları nasıl aldığını, yapraklara kadar nasıl taşıdığını, meyvelerin nasıl meydana geldiğini, büyümenin ne şekilde olduğunu gösterir. Böylece, karşımıza hücrelerden oluşan, kökü, gövdesi, dalı, yaprağı, çiçeği ve meyvesiyle mükemmel bir makine çıkar. Üstelik de canlıdır.

    Şimdi insafla düşünelim: bu harika makineyi akılsız, şuursuz, ilimden, iradeden ve kudretten mahrum basit bir toprak nasıl yaratır? Bitki alimlerinin, dev laboratuarlarda bile bir tek yaprağını yapamadıkları bir gerçekken, ağaç, başka bir ifadeyle odun, o harikulade çiçekleri ve meyveleri nasıl yapar? Her bir ağaç, o mucizevi yaratılışıyla isimleri ve sıfatları sonsuz bir zatı ispat etmez mi?

    Keza zooloji ilmi, aklımıza bir hayvanın iç dünyasının kapılarını açtı. Her hayvanın harikulade birer fabrika olduğunu anladık. Zehirli sinek bal yapıyor. Elsiz böcek ipek dokuyor, dilsiz koyun süt üretiyor. İlim gösterdi ki, basit bir saman ve sudan, latif bir gıda olan sütü yapmak, o akılsız koyunun işi değildir. Koyun, arı, ipek böceği ve benzeri bütün hayvanlar, ressamın fırçası, yazarın kalemi, marangozun çekici gibi birer alettirler. Yaratmak fiilinin faili ise, şüphesiz bu kainatın da ustası olan rabbimizdir.

    Astronomi ilminin penceresinden bakarak, dünyanın uzaydaki halini gördük. Güneşin etrafında mermi hızıyla uçan dev bir tayyare. Kanatsız, motorsuz, pilotsuz, gürültüsüz ve olabildiğince büyük. Üstündeki yolcular ise gayet rahat seyahat etmekteler. Çoğu zaman uçtuklarının bile farkında değiller. Bir yandan da dünya, kendi ekseni etrafında dönüyor. Geceler, gündüzler ve mevsimler bu iki dönüşün ürünü. Güneşe yaklaşsak tehlike, uzaklaşsak tehlike. Güneşin çevresinde uçan sadece dünya da değil, diğer gezegenler de var. Onlardan birisiyle çarpışması işten bile değil. Fakat hiçbir aksaklık olmuyor, her şey yolunda gidiyor. Bu düzen, milyonlarca seneden beri hiç bozulmuyor.

    Astronomi okuyan herkesin düşünmesi ve şu soruları kendi kendine sorması gerekmez mi: bu hassas dengeyi kim kurdu? Dünyayı yaşanacak hale kim getirdi? Pilotları da bulunduğu halde bazı uçakların çarpıştığı bir gerçekken, bu dev cisimleri çarptırmadan döndüren ve uçuran hangi ilim ve kudrettir?

    Hele, yaratıklar içinde biri var ki, o başlı başına bir mucizedir. Adına insan derler. Düşünür, hayal eder, araştırır, anlar, sever, acır, nefret eder… Binlerce kabiliyetle donatılmıştır. Daha da önemlisi kendi varlığının şuurundadır. Kainat onun idrakiyle ışıklanır. Bu muhteşem canlının ruh, kalp, akıl ve hayal gibi manevi cihazları bir yana, maddi yapısı da bir sanat şaheseridir. Gözün en güzeli, elin en kullanışlısı, saçın en latifi, dilin en tatlısı, endamın en mevzunu, boyun en mutedili, uzatmaya ne hacet, her şeyin en iyisi ona verilmiştir.

    Tıp ilmiyle anlaşıldı ki, vücudunun dışı gibi, içi de harikalar harikası. Tonlarca kan pompalayan kalbi, yemekleri kolayca sindiren midesi, kan temizleme makinesi olan akciğerleri, kilometrelerce uzunluktaki damarları, daha bilmem nesi ve nesiyle gerçek bir şaheser. Heykel, heykeltıraşını göstersin de, tıp ilmiyle mükemmelliği anlaşılan insan vücudu ustasını tanıtmasın, mümkün mü?

    İşte fen ilimleriyle uğraşanlar, bu ilimlerin kaynağını bir yaratıcıya dayandırmasalar bile, her bir fen kendine mahsus bir dille Allah’ tan bahsediyor. Öyleyse bu ilimleri dinlemek gerekiyor.
    Özetle Allah’ın varlığının işareti bizzat kendisin.. bu gerçeği ancak düşünen ve akıl sahibi insanlar anlayabilir.

  8. Sibirya
    Ekim 15, 2009, 4:32 pm

    Geyiksiniz geyik, ben de ona guluyorum zaten. Kadinlar narinmis, zayifmis. O yuzden mi dovuyosunuz karilarinizi allahin emriyle?
    Yahudiden baska peygamber ismi biliyo musun diye sordum, yazmamissin, cunku yok di mi? Hepsi Yahudi. Kitabiniz tevrattan calinti oldugu icin haliyle yahudiden baska peygamber yazamiyosunuz. Isanin tanrinin oglu oldugu da cok acik, oraya bi kac ayet yazmissin da sonuc degismedi ki? Resmen bakireden cocuk yapiyo sizin tanri. Ha sizin ayetlere gore melek gondermis, ona bitirtmis isi. Araci kullanmak diyoz buna biz. Filmi de cikiyo ya hani yakinda bruce wilis, neydi adi? 🙂

    Sen inanmaya devam et bakalim Cinli peygambere, yamyam peygambere, hintli peygambere… Adini da bilmiyosun, varligini da bilmiyosun, hicbir sey bilmiyosun, ama bi ayet demis ya, her topluma peygamber gonderdik tamam, artik lami cimi yok. E hani Turk peygamber kim o zaman? Ben Turk peygamber dururken Araba niye inaniym kardesim? Kim bizim milletin peygamberi madem her milleten peygamber var?

    Hemen klasik geyiginiz de sudur: Tahrif edilmis incil, bozulmus tevrat. Guzelim, Incil diye bisey gonderilmedi ki? Isa oldukten bilmem kac yil sonra rahipler yazdi o kitabi zaten. Neyi tahrip etmekten bashediyosunuz ha kuzum? Sizin kuranin sacmaligi zaten burdan cikiyo. Incili yazanin rahip oldugunu hristiyanlar bile biliyo, kabul ediyo, siz kendi kafanizdan allah gonderdi diyosunuz, sonra yine kendi kafanizdan bozuldu diyosunuz. Cok geyiksiniz cook. Ya bi dusun su yazdiklarimi, korkma carpilmazsin, otur bi dusun lan ben napiyorum diye 🙂

    Dunya pilotsuz ucuyomus, hic kaza olmuyomus, hicbir aksaklik olmuyomus, demek ki Allah yaratmis. Duydugum en geyik iddia da bu. Bi kere uzay goktasi kayniyo. Her gun binlercesi atmosfere girip ya kayboluyo, veya carpiyo dunyaya. Senin tanri, gokte kayan yildiza yemin ediyo ya, iste o kayan yildiz falan degil, bildigin astreoid. Ama senin Tanri fazla bilgili degil anlasilan uzay hakkinda 🙂 Sonra gulup duruyo diyosun, ben nasil gulmeyim su inandigin tanrina 🙂 Bizim sistem gibi milyarlarcasi var uzayda. Hic de dedigin gibi kazasiz belasiz akip gitmiyolar. Gayet de carpismalar oluyor, patlamalar oluyor, kara delikler nasil olusuyo saniyosun? Ayin yuzeyi niye delik desik? Hic mi gormedin meteor cukurlari? Turkiyede bile kayniyor. Bodrum’a git bi tekne turuna cik, meteor deligine gotursun seni 🙂 Gozun gonlun de acilir, cehennemlik afetleri gorur bakarsin 😉 Olmadi 4 tane de nikahina alirsin, hakkin varmis ya 😉
    3 tane goklu, yildizli ayet okuyosunuz, bilimi cozdugunuzu saniyosunuz. Siz birakin uzayi, dunyadan haberiniz yok daha 🙂 Yaz ama yaz, cok sevdim ben senle tartismayi, inandigin Allah senden razi olsun 😉

    Diger dinlerle soyledigine kendin inaniyo musun? Daha gecen gastede okumustum, yahudi veya dinsiz veya icki icin komsu ister misin sorusuna muslumanlarin verdigi cevabi. Hicbiriniz de istemiyosunuz. Nerde kaldi dostluk, sevgi, kardeslik. Tissss, hikaye. Ayni kitabiniz gibi lafta bunlar 🙂 Iciniz nefret dolu, aciyosunuz bi de, en cok da bu komigime gidiyo. Sen simdi benim icin uzuluyosun muhtemel, “salak gidicek cehenneme” diyosun di mi 🙂 Gideriz gideriz, eglencenin krali orda zaten 😉

  9. noname
    Ekim 16, 2009, 4:01 pm

    Yüce Kitabımız Kuran’a göre erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Kuran’da en başta öğüt verin deniyor..dövme olayı başkaldıran kadınlar içindir. zevk olsun diye dövme gibi bi anlam çıkmıyor.

    Yahudi peygamberler
    Hz. Musa ile Hz. İsa arasında, bir çok Peygamber gelmiştir. Ancak Kur’an’da adı geçen peygamberler olarak: Hz. Davud, Hz. Süleyman, Hz. İlyas, Hz. El-Yasa, Hz. Zulkifl, Hz. Yunus, Hz. Zekeriya, Hz. Yahya gelmiştir.

    Bunların dışındakiler Hz. Âdem, Hz.İdris,Hz. Nûh, Hz.Hûd, Hz. Sâlih, Hz. Lût, Hz.İbrahim, Hz.İsmail, Hz.ishak, Hz.Yakub, Hz.Yusuf, Hz.Şuayb olarak bilinmektedir.

    “O inkârcılar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Kâfirler, hoşlanmasa da, elbette ki Allah, nurunu tamamlayacaktır. Müşrikler hoşlanmasa da, dinini bütün dinlere üstün kılmak için peygamberini hidayet ve hak din ile gönderen odur”(Tevbe, 9/32-33)

    Kur’an’ın Dışındaki İlâhî Kitablar Tahrif Edildiklerine Göre, Bunlara İman Nasıl Olur?

    Biz Müslümanlar, Hz. Musa, Hz. Dâvud ve Hz. İsa Aleyhimüsselâm’a Tevrat, Zebur ve İncil adını taşıyan İlâhî kitaplar gönderildiğine ve bu kitapların hak ve tevhid dînine aykırı hiçbir hüküm taşımadığına inanırız. Fakat ne var ki, bu kitaplar sonradan muhafaza edilemeyerek asılları kaybolmuştur.
    Bugün Yahudi ve Hıristiyanların ellerinde bulunan kitapların içinde, peygamberlere indirilmiş olan vahiylerden hiçbir şey yoktur diyemeyiz. Fakat, içine hurafe ve bâtıl itikadların karıştığı da bir vakıadır. Bu sebeple, bu kitaplara karşı ihtiyatlı davranırız. İçinde bulunan Kur’an’a uygun hükümlerin, vahiy mahsulü olduğunu kabul ederiz. Kur’an’a zıd düşen hükümlerin ise, sonradan o kitaplara ilâve edildiğine ihtimal veririz. O kitapların Kur’an’a uygunluk veya zıd düşme durumu söz konusu olmayan haberlerinde ise, sükût ederiz. Ne kabul, ne de reddederiz. Çünkü onların vahiy eseri olma ihtimali olduğu kadar, olmama ihtimali de vardır.
    Bu hususta Ebû Hüreyre (R.A.) şöyle demiştir: «Ehl-i Kitab, Tevrat’ı İbranice (metni) ile okurlar, Arab diliyle de Müslümanlara tefsir ederlerdi. Bu hususta Resûlüllah (A.S.M.) ashabına şöyle buyurdu:

    “Siz ehl-i kitabın sözlerini ne tasdik, ne de tekzib ediniz. Ancak deyiniz ki: ‘Biz Allah’a, bize indirilen Kur’an’a; İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yâkub ve torunlarına indirilenlere; Musa’ya ve İsa’ya verilenlere ve (bütün) peygamberlere Rabları katından gönderilen (kitap ve âyetler)’e îman ettik. Onlardan hiçbirini (kimine inanmak, kimini inkâr etmek suretiyle) diğerlerinden ayırt etmeyiz. Biz (Allah’a) teslim olmuş Müslümanlarız.’ (Bakara, 136).”

    Aslında kendinde söylemişsin “Bizim sistem gibi milyarlarcasi var uzayda. Hic de dedigin gibi kazasiz belasiz akip gitmiyolar. Gayet de carpismalar oluyor, patlamalar oluyor, kara delikler nasil olusuyo saniyosun? Ayin yuzeyi niye delik desik? Hic mi gormedin meteor cukurlari? ” yani dünyamızı Allah atmosferiyle koruyor..

    Tabiki İslam hoşgörü ve barış dinidir Bazıları dinimize terör ibaresini ekliyor insan üzülüyor doğrusu islam ve terör birbirine en uzak kelime. Bize göre bir insanı haksız yere öldüren tüm insanlığı öldürmüş gibidir.
    Bana göre inançsız insandan korkulur çünkü her şey beklenir kaybedeceği bi şey yoktur zati inancına göre yok olup gidecektir.
    İçkide aynı şekilde insan bilincini kaybediyor. Başkalarına zarar verme ihtimali var.
    Sayın Sibirya sana acımıyorum doğrusu zarara rızası ile gidene merhamet olunmaz. Ama müslümana lanet ve beddua yakışmaz. Rabbim inşallah doğru yola iletir.

  10. kimiz ki
    Kasım 10, 2009, 10:39 am

    sibirya sorum olucak sana?
    demokratik birisi misin.demokrasiye inanır mısın ,gerekli midir sence.

  11. Sibirya
    Kasım 10, 2009, 7:59 pm

    Kimiz Ki, cevabim olacak sana: SANANEEE!!!

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: