Başlangıç > Dinler > Mucizelerdeki Arayis

Mucizelerdeki Arayis


Uzun suredir aklimi kurcalayan bir konu var ki artik bir yazi yazmam gerektigini dusundum. Basin ve gorsel medyadaki kokusmuslugun hepimiz farkindayizdir. Hepimiz sikayetciyiz ama bir yandan da arz/talep unsuru da su goturmez bir gercek. Biz istedigimiz icin mi kokusmus yayinlar var, yoksa kokusmus yayinlar oldugu icin mi biz izliyoruz? Gun gecmiyor ki bir hurafe haberi olmasin. Bilimdeki gelismeleri, egitici programlari, belgeselleri, “gercek” sanati ve sanatcilari hice sayan medya, her gun bir hurafe haber verip ekranlarini sadece sovmen ve soytarilara ayiriryor. Bazen once derin bir nefes alip o hurafe haberler icin yazilmis okuyucu yorumlarini aciyorum ve gercekten cok karamsarliga kapiliyorum. Allah diyen aslan, icinde Allah yazisi olan agac kutugu, yaprak, domates, biber, patlican ve daha nice sacmaliklar birbiri ardina siralaniyor. Bugunku gazetelerde de mansetlerde bir bebek vardi, vucudunda arapcayi andiran lekeler oldugu soylenen, bu yazilarin kuran ayetleri oldugu iddia edilen, vs vs. Bir de yazinin altina bir not dusulmus ki, tuyler urpertici. Bebegi inceleyen “hemsire“, “bunu tibben aciklamak mumkun degil” diye gorus belirtiyor, ve Turkiye’nin medya kuruluslari arasinda “saygin” diye tabir edilenleri de aynen yayinliyorlar cok yetkili kisiden yapilmis bu onemli bilimsel tespiti…

Merak ettigim sudur ki, neden bilincli olarak insanlar hurafelere, mucizelere yonlendirilmeye calisiliyor? Insanlarin ihtiyaci bu yonde mi? Yoksa insanlari bilincli olarak bir uyutma ve mayistirma terapisi midir bu yapilan? Bir kurbagayi kaynar su dolu olan bir kaba attiginizda kurbaga kendini kurtarmak icin cirpinir. Ama ayni kurbagayi soguk su dolu bir kaba atip suyu yavasca kaynattiginizda kurbaga sessizce bekler ve kaynayarak oldugunu farketmez bile… Acaba insanlara yapilmak istenen de ayni sey midir? Bundan kimin ne gibi bir cikari olabilir? Gundemi bu tip hurafelerle mesgul ederken arka planda farkedilmeyen cikarlar mi saglanmaktadir?

Hepimizin de farkinda olmadan kullandigi bir taktik degil midir bu? Faka bastigimizda konuyu degistirmeye cabalariz. Sokakta yururken dusen birisi cevresini kontrol eder goren oldu mu diye. Belki cok cani yaniyordur ama sanki hicbir sey olmamis gibi kalkar ve hizla yurumeye devam eder. Dolmusa binerken kafasini carpan biri cikan kuturtuye ragmen sanki bu olay olmamis gibi davranir ve yerine oturur, kafasini ogusturmak icin ici giderken. Aslinda aci icindedir, ama gundemi degistirdigini sanir belki de. Biz bunu amatorce yaparken, yukarida bahsettigim hurafelerin bizlere duzenli olarak sunulmasinin hic de amatorce olmadigi dusuncesindeyim.

Ha, yukarida bahsi gecen cocuga gelirsek, sadece biraz beklersek eminim ki hepimiz de gorecegiz bunun altinda yatan aci gercegi. Sahsi fikrim, o zavalli cocugun hemen devlet guvencesine alinmasi ve eger bu durumun bir hastaliktan olmadigi anlasilirsa (ki oyle oldugunu tahmin ediyorum), anne babasinin da acilen psikolojik tedaviye sokulmasidir.

Bu tip hurafeler sadece Islam’a ozgu degildir tabii ki. Fanatik Hristiyanlarin da bir gunleri yoktur ki benzer hurafeleri sunmaya calismasinlar. Bir gun bir kilisede Meryem Ana heykeli kan aglar, bir baska gun Isa’nin silueti belirir bir baska kilisenin duvarlarinda. Yine insanlar o heykeli gorup tapinmak icin siraya girerler, tipki Muslumanlarin hurafeleri sonucu “Allaaah” diye aglasan garip inananlar gibi.

Uzun yillar evvel, ben daha bir cocukken arabamiza dolusmus haftasonu gezisine cikmistik ailece… Aslinda bu gezinin ana kahramani yuksek inancli babaannemdi. Babam, onun istegi uzerine babaannemi kutsal bir mekana goturuyordu. Ben de gezme firsatini kacirmiyor babaannemin kucaginda zevkle ve heyecanla bekliyordum yeni gorecegim yerleri. Gittigimiz yerin ismi “Ashab-i Kehf” idi. Tabii ki bilmiyordum ne demekti bu Arapca isim ve neden bana bu kadar yabanciydi bu kelimeler. Magaraya vardigimdaysa yasadigim “hayal kirikligi ve muz kabuguydu” sadece 🙂 (Pepe ve balonunu hatirlayaniniz var mi?) Corak bir arazi, kucucuk bir magara, yanda bir cami, coraplarini cikarmis ayaklarini yikayan (abdest alan) sakalli adamlar, kan ter icinde kalmis insanlar, aglasan cocuklar, o sicakta kat kat giysiler icinde terden kokan ama yuzleri dahi kapali kadinlar, bagrismalar, gurultu… Ben haftasonu gezimin boyle olmasini istemiyordum. Annemin ellerine siki siki sarilmistim ite kaka magaraya dogru yaklasirken. Icine girdigimizde bogulacak gibi olmustum. Babam zaten klostrofobisi olan bir insan oldugu icin yaklasmamisti bile bu cermekese. Inancsiz ama tipki benim gibi son derece merakli annemse en ondeydi gorebilmek icin “mucizeyi”. Babaannemse dualar okuyor, Allah’inin mucizesini gorebilmenin verdigi sevinc ve heyecanla son derece mutluydu. Magarada sirtini duvarlara surten, aglasan peceli kadinlar beni hayrete dusurmustu. Anneme sormustum, “neden bu tuhaf kadin sirtini duvara surtuyor anne” diye. Annem gulerek “sifa ariyor oglum” demisti. Bilmiyorum nemli magara duvari ona verdi mi aradigi sifayi… Sonra annem kisaca anlatti o magaranin neden bu kadar kutsal oldugunu. Yillar sonra Kuran’i incelerken bu magaranin hikayesini orijinalinden, “Allah’tan” dinleyecektim ve hatirlayacaktim bu animi.

Mucize kisaca soyleydi: Sayisini Muhammed’in de bilmedigi, (Belli ki bu hikaye bilinen ve anlatilan bir hikayeydi, ama kahramanlarin sayisinda anlasamiyordu insanlar. Muhammed de emin olmadigi ve hata yapmaktan korktugu icin “sayiyi sadece Allah bilir” diyerek kapatacakti bu tartismayi)  birkac genc, toplumlarinin putlara tapmasindan rahatsiz olurlar. Sonra birisi, (kim oldugu tabii ki belli degil) “o zaman magaraya gidin de Allah size iyilik yapsin” gibi son derece anlamsiz  ve alakasiz bir cumle kurar. Bunun uzerine bu birkac delikanli, yanlarinda kopekleriyle magaraya girerler ve uyurlar. Ama oyle bir uyurlar ki, birisi gorse tuyleri urperir. (Yine son derece anlamsizdir bu ifade, neden uyuyusunu gorunce urpersin bir insan? Kurt adama mi donusuyolar uyurken? Vampirler mi?) Ve magarada 300 yil uyurlar. 9 yil daha eklerler bu 300 yila. (Bu ne demektir acaba?) Ama yine emrolunur Muhammed’e “bu apacik hikayeyi anlat” diye, ayni ayetler arasinda, hikaye pek apacik olmasa da. Neyse, ben sizi Diyanet’in sitesinden alinmis ayetlerle basbasa birakayim da okuyun bu “delillerle dolu” mucizeyi…

Herkese iyi haftasonlari dilerim…

Kehf Suresi (9-27. ayetler):

9.
Yoksa sen, (sadece) Ashab-i Kehf ve Ashab-i Rakîm’i mi bizim ibret verici delillerimizden sandin? Hani o gençler magaraya siginmislardi da, “Ey Rabbimiz! Bize katindan bir rahmet ver ve içinde bulundugumuz su durumda bize kurtulus ve dogruluga ulasmayi kolaylastir” demislerdi. Bunun üzerine biz de nice yillar onlarin kulaklarini (dis dünyaya) kapattik. (Onlari uyuttuk) Sonra onlari uyandirdik ki, iki zümreden hangisinin bekledikleri süreyi daha iyi hesap ettigini bilelim. Biz sana onlarin haberlerini gerçek olarak anlatiyoruz: Süphesiz onlar Rablerine inanmis birkaç genç yigitti. Biz de onlarin hidayetlerini artirmistik. Kalkip da, “Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. Ondan baskasina asla ilah demeyiz. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemis oluruz. Sunlar, su kavmimiz, ondan baska tanrilar edindiler. Onlar hakkinda açik bir delil getirselerdi ya! Artik kim Allah’a karsi yalan uydurandan daha zalimdir?” dediklerinde onlarin kalplerine kuvvet vermistik. (Içlerinden biri söyle dedi:) “Madem ki onlardan ve Allah’tan baskasina tapmakta olduklarindan yüz çevirip ayrildiniz, o halde magaraya çekilin ki, Rabbiniz size rahmetini yaysin ve içinde bulundugunuz durumda yararlanacaginiz seyler hazirlasin.” (Orada olsaydin) günes dogdugunda onun; magaralarinin sag tarafina kaydigini, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittigini görürdün. Kendileri ise magaranin genis bir yerinde idiler. Bu, Allah’in mucizelerindendir. Allah kime hidayet ederse iste o, dogru yolu bulandir. Kimi de sasirtirsa, artik ona dogru yolu gösterecek bir dost bulamazsin. Uykuda olduklari halde sen onlari uyanik sanirsin. Biz onlari saga sola çeviriyorduk. Köpekleri de magaranin girisinde iki kolunu uzatmis (yatmakta idi.) Onlari görseydin, mutlaka onlardan yüz çevirip kaçardin ve gördüklerin yüzünden için korku ile dolardi. Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onlari uyandirdik. Içlerinden biri: “Ne kadar kaldiniz”? dedi. (Bir kismi) “Bir gün, ya da bir günden az”, dediler. (Digerleri de) söyle dediler: “Ne kadar kaldiginizi Rabbiniz daha iyi bilir. Simdi siz birinizi su gümüs para ile kente gönderin de baksin; (sehir halkindan) hangisinin yiyecegi daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rizik getirsin. Ayrica, çok nazik davransin (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakin sezdirmesin.” “Çünkü onlar sizi ele geçirirlerse ya taslayarak öldürürler, yahut kendi dinlerine döndürürler. O zaman da bir daha asla kurtulusa eremezsiniz.” Böylece biz, (insanlari) onlarin halinden haberdar ettik ki, Allah’in va’dinin hak oldugunu ve kiyametin gerçeklesmesinde de hiçbir süphe olmadigini bilsinler. Hani onlar (olayin mucizevi tarafini ve asil hikmetini birakmislar da) aralarinda onlarin durumunu tartisiyorlardi. (Bazilari), “Onlarin üstüne bir bina yapin, Rableri onlarin halini daha iyi bilir” dediler. Duruma hakim olanlar ise, “Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacagiz” dediler. (Ey Muhammed!) Bazilari bilmedikleri sey hakkinda atip tutarak: “Onlar üç kisidirler, dördüncüleri köpekleridir” diyecekler. Yine, “Bes kisidirler, altincilari köpekleridir” diyecekler. Söyle de diyecekler: “Yedi kisidirler, sekizincileri köpekleridir.” De ki: “Onlarin sayisini Rabbim daha iyi bilir. Zaten onlari pek az kimse bilir. O halde onlar hakkinda (Kur’an’daki) apaçik tartisma (yi aktarmak) dan baska tartismaya girme ve bunlar hakkinda onlardan hiçbirine bir sey sorma. Hiçbir sey hakkinda sakin “yarin sunu yapacagim” deme! Ancak, “Allah dilerse yapacagim” de. Unuttugun zaman Rabbini an ve “Umarim Rabbim beni, bundan daha dogru olana ulastirir” de. Onlar magaralarinda üç yüz yil kaldilar. Buna dokuz daha eklediler. De ki: “Kaldiklari süreyi Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybini bilmek O’na aittir. O ne güzel görür, O ne güzel isitir! Onlarin, ondan baska hiçbir dostu da yoktur. O hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez.” Rabbinin kitabindan sana vahyedileni oku. O’nun kelimelerini degistirecek hiçbir kimse yoktur. O’ndan baska asla bir siginak da bulamazsin.

Yoksa sen, (sadece) Ashab-i Kehf ve Ashab-i Rakîm’i mi bizim ibret verici delillerimizden sandin? Hani o gençler magaraya siginmislardi da, “Ey Rabbimiz! Bize katindan bir rahmet ver ve içinde bulundugumuz su durumda bize kurtulus ve dogruluga ulasmayi kolaylastir” demislerdi. Bunun üzerine biz de nice yillar onlarin kulaklarini (dis dünyaya) kapattik. (Onlari uyuttuk) Sonra onlari uyandirdik ki, iki zümreden hangisinin bekledikleri süreyi daha iyi hesap ettigini bilelim. Biz sana onlarin haberlerini gerçek olarak anlatiyoruz: Süphesiz onlar Rablerine inanmis birkaç genç yigitti. Biz de onlarin hidayetlerini artirmistik. Kalkip da, “Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. Ondan baskasina asla ilah demeyiz. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemis oluruz. Sunlar, su kavmimiz, ondan baska tanrilar edindiler. Onlar hakkinda açik bir delil getirselerdi ya! Artik kim Allah’a karsi yalan uydurandan daha zalimdir?” dediklerinde onlarin kalplerine kuvvet vermistik. (Içlerinden biri söyle dedi:) “Madem ki onlardan ve Allah’tan baskasina tapmakta olduklarindan yüz çevirip ayrildiniz, o halde magaraya çekilin ki, Rabbiniz size rahmetini yaysin ve içinde bulundugunuz durumda yararlanacaginiz seyler hazirlasin.” (Orada olsaydin) günes dogdugunda onun; magaralarinin sag tarafina kaydigini, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittigini görürdün. Kendileri ise magaranin genis bir yerinde idiler. Bu, Allah’in mucizelerindendir. Allah kime hidayet ederse iste o, dogru yolu bulandir. Kimi de sasirtirsa, artik ona dogru yolu gösterecek bir dost bulamazsin. Uykuda olduklari halde sen onlari uyanik sanirsin. Biz onlari saga sola çeviriyorduk. Köpekleri de magaranin girisinde iki kolunu uzatmis (yatmakta idi.) Onlari görseydin, mutlaka onlardan yüz çevirip kaçardin ve gördüklerin yüzünden için korku ile dolardi. Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onlari uyandirdik. Içlerinden biri: “Ne kadar kaldiniz”? dedi. (Bir kismi) “Bir gün, ya da bir günden az”, dediler. (Digerleri de) söyle dediler: “Ne kadar kaldiginizi Rabbiniz daha iyi bilir. Simdi siz birinizi su gümüs para ile kente gönderin de baksin; (sehir halkindan) hangisinin yiyecegi daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rizik getirsin. Ayrica, çok nazik davransin (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakin sezdirmesin.” “Çünkü onlar sizi ele geçirirlerse ya taslayarak öldürürler, yahut kendi dinlerine döndürürler. O zaman da bir daha asla kurtulusa eremezsiniz.” Böylece biz, (insanlari) onlarin halinden haberdar ettik ki, Allah’in va’dinin hak oldugunu ve kiyametin gerçeklesmesinde de hiçbir süphe olmadigini bilsinler. Hani onlar (olayin mucizevi tarafini ve asil hikmetini birakmislar da) aralarinda onlarin durumunu tartisiyorlardi. (Bazilari), “Onlarin üstüne bir bina yapin, Rableri onlarin halini daha iyi bilir” dediler. Duruma hakim olanlar ise, “Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacagiz” dediler. (Ey Muhammed!) Bazilari bilmedikleri sey hakkinda atip tutarak: “Onlar üç kisidirler, dördüncüleri köpekleridir” diyecekler. Yine, “Bes kisidirler, altincilari köpekleridir” diyecekler. Söyle de diyecekler: “Yedi kisidirler, sekizincileri köpekleridir.” De ki: “Onlarin sayisini Rabbim daha iyi bilir. Zaten onlari pek az kimse bilir. O halde onlar hakkinda (Kur’an’daki) apaçik tartisma (yi aktarmak) dan baska tartismaya girme ve bunlar hakkinda onlardan hiçbirine bir sey sorma. Hiçbir sey hakkinda sakin “yarin sunu yapacagim” deme! Ancak, “Allah dilerse yapacagim” de. Unuttugun zaman Rabbini an ve “Umarim Rabbim beni, bundan daha dogru olana ulastirir” de. Onlar magaralarinda üç yüz yil kaldilar. Buna dokuz daha eklediler. De ki: “Kaldiklari süreyi Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybini bilmek O’na aittir. O ne güzel görür, O ne güzel isitir! Onlarin, ondan baska hiçbir dostu da yoktur. O hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez.” Rabbinin kitabindan sana vahyedileni oku. O’nun kelimelerini degistirecek hiçbir kimse yoktur. O’ndan baska asla bir siginak da bulamazsin.

Kategoriler:Dinler Etiketler:, ,
  1. özgürlük
    Kasım 6, 2009, 2:35 pm

    diyelim ki çocuktaki lekeler yalan.kuran’ın mesajını değiştirmez ki.
    diyelim ki gerçek , e yine değiştirmez.

    ne demek istiyorsun ki bu yazıda.

    Hayatta mantıklı olmadığı halde varolan yani gerçek olan bir sürü şey var.her mantıksız şey sahte midir

    not:çocuktaki işaretlerin benim için kıymet-i harbiyesi yoktur…..

  2. İmansız
    Kasım 8, 2009, 6:21 am

    Janos yeni yazılarını bekliyoruz. Yazısızlıktan dolayı cahilleşmeye başladık 😀

  3. kocakaptan
    Ocak 1, 2010, 4:20 pm

    Janos kardeşimiz yazıda islamdaki saçma inanışları ve insanların ne kadar cahil olabildiklerini vurgulamış yazıda bunu anlatıyor,kuranın mesajıyla ne alakası var.Albert Anştayn ölümünden yıllar sonra geçen yıl ortaya çıkan notlarında din olgusu için 4 kelime yazmış.Dinler insanoğlunun uydurduğu efsanelerdir… demiş inanmayan varsa araştırabilir.Dünyada yaşamış en güçlü beyin dini araştırıp bunu söylüyorsa geriye diyecek bir şey kalmıyor zaten.

  4. Kasım 15, 2016, 11:24 am

    Kuran’daki Enlem-Boylam Mucizelerine Yeni Bir Örnek (sayısı onbeşi bulan mucize )
    NEBE & ABESE sureleri ve ;SVALBARD KÜRESEL TOHUM DEPOSU”

    Yine, Kur’an’dan ilginç koordinat tespitlerine şahit olmak için, PDF formatındaki şu linke bakınız.

    http://www.yenimucizeler.com/tohum.pdf

    http://www.yenimucizeler.com/nebe-abese-sureleri-ve-svalbard-kuresel-tohum-deposu/nebe-abese-sureleri-ve-svalbard-kuresel-tohum-deposu-t83.0.html

    diğer mucizevi keşifler için :

    http://www.yenimucizeler.com

  5. T.TAŞPINAR
    Ocak 14, 2017, 2:17 am

    ANKEBUT SURESİNDEKİ İNANILMAZ

    ENLEM-BOYLAM MUCİZELERİ

    http://www.yenimucizeler.com

    http://www.yenimucizeler.com/index.php?topic=8.0

    Ankebut suresinde böylesine açık ve net bir mucizenin olabileceğine inanamayacaksınız.

    Ankebut suresinin sure numarası 29 dur. Bu surenin 38. ayetinde Semud ve

    Ad kavminden bahsedilerek, onların yaşadıkları yerler hakkında beyanda

    bulunulduğu ve açıklama yapıldığı belirtilmektedir. İster istemez tam bu ayette

    bu kavimlerin yaşadığı yerler hakkında açıklama yapıldığının belirtilmesi, bu

    yer belirlemenin bir çeşit navigasyon koordinatıyla gerçekleşebileceğini

    düşündürdü. Dünya üzerinde bildiğiniz üzere ancak paralel ve meridyenlerle

    (enlem-boylam) bir yer belirleme mümkündür. Bunun için iki veri gereklidir:

    Enlem ve boylam değerleri.

    Kuran-ı Kerim?deki ayetlerin de bir koordinatı bulunur. Bunlar o ayetin Kuran?ın neresinde olduğunu anlamamıza

    yardımcı olur. Tahmin edeceğiniz üzere Ankebut suresi 38. ayetin koordinatı olan

    (29: 38) verilerini enlem ?boylam değeri olarak uyarladığımızda ortaya çok

    şaşırtıcı bir mucize çıkmaktadır. Gerçekten de 29. Kuzey paraleli ile 38. doğu

    meridyenin birleştiği nokta, ayette geçen kavimlerin yaşadığı bölgeye isabet

    etmektedir. Semud kavmi, Ad kavminin devamı olan bir toplumdur. Ad kavmi helaka

    uğradıktan sonra ilk yaşadıkları bölge olan Arabistan Yarımadasının güneyinden,

    kuzeye göç etmişler ve Semud kavmini oluşturmuşlardır. Aynı bölge bu bakımdan Ad

    ve Semud?un yaşadığı yerlere karşılık gelmektedir. Aynı şekilde 36. ve 37

    ayetlerde bahsedilen Medyen kavminin yaşadığı bölge de tam olarak 29. paralel

    ile 36. Ve 37. meridyenlerin birleştiği yerlere karşılık gelmektedir. Üstelik

    Semud kavmnin yaşadığı yerle ilgili olarak Medine (Hicaz) ile Şam arasındadır

    deniyor ve Medine ile Şam arasına bir doğru çizdiğimizde tam orta noktası 29.

    kuzey paraleli ile 38. doğu meridyeninin kesiştiği noktaya rastlıyor. Bu coğrafi

    bölgelerin haritaları ve haritalar üzerindeki enlem-boylam gösterimleri ilgili

    çalışmada kaynaklarıyla birlikte mevcuttur.

    Bunlarla da bitmiyor. Lut

    Gölü?nün coğrafi konumu ve Hz. Musa?nın denizi yardığı tahmin edilen bölgelerin

    de koordinatları sure ve ayet numaralarıyla işaretlenmiş.

    Neden kuzey

    paralelleri ve doğu meridyenlerinin esas alınması gerektiğinin de çok basit bir

    açıklaması vardır. Sure ve ayet numaraları doğal olarak pozitif tamsayılardan

    oluşmaktadır. Koordinat düzleminde her iki unsurun da pozitif olduğu bölge (+x,

    +y), dünya haritasına uyarlandığında kuzey paralelleri ile doğu meridyenlerine

    karşılık gelmektedir. (Ekvatoru x- ekseni, 0 derece boylamını da y- ekseni

    olarak varsayıyoruz. )

    Ayrıca neden Ankebut?… Ankebut örümcek anlamına

    gelir. Surenin bir ayetinde örümceğin evinden bahsedilir ve sure adını bu

    ayetten alır. Örümceğin evi, bilindiği üzere örümcek ağındandır. Örümcek ağı

    şekil itibariyle doğadaki yapılar içerisinde paralel ve meridyenlere en çok

    benzeyenidir. Üstelik El-Ankebut kelimesi teknik bir terim olarak, lehva

    üzerindeki şebeke ( ağ, örgü, ızgara) anlamına gelmektedir. Tıpkı bir haritanın

    üzerindeki enlem- boylam çizgileri gibi?

    Daha ne kadar açık bir mucize

    bekleyebiliriz ki?

    www. yenimucizeler. com

    Bu konuların dışında yeni

    tespitlerimden biri olan, Hz.Adem ve Havva’nın yeryüzüne indirildiği yerin

    koordinatlarıyla ilgili olan ve National Geografic kurumunun yürüttüğü

    Genografic Project çalışmasına dayanan mucizevi uyumu da incelerseniz çok

    sevinirim.2/Bakara:36 ayetiyle 2:36 koordinatlarının nasıl mucizevi bir şekilde

    uyum gösterdiğine tanık olacaksınız

    http://www.yenimucizeler.com/index.php?board=75.0

    Ayrıca şu konunun da mutlaka incelenmesinde fayda vardır:

    http://www.yenimucizeler.com/index.php?topic=15.0

    BU VE DİĞER BİRÇOK MUCİZENİN İNSANLIĞA DUYURULARAK İSLAM

    İNANCININ YAYILMASINA KATKIDA BULUNMANIZI RİCA EDERİM…

    EĞER MESAJIMI

    OKUDUYSANIZ KISA BİR YORUM GÖNDERİRSENİZ SEVİNİRİM..

    ALLAH`A EMANET

    OLUN..

  6. T.TAŞPINAR
    Ocak 14, 2017, 2:20 am

    UZAYDA İLK İNSAN: “GAGARİN” ve KURAN’IN MUCİZEVİ İŞARETİ (RAHMÂN) 55:33

    http://www.yenimucizeler.com/uzayda-ilk-insan-gagarin-ve-kuranin-mucizevi-isareti-rahman-55-33/uzayda-ilk-insan-gagarin-ve-kuranin-mucizevi-isareti-rahman-55-33-t71.0.html

    (KURAN’DAKİ ENLEM -BOYLAM VE SURE -AYET NUMARALARIYLA İLGİLİ MUCİZEVİ UYUMLARA BİR ÖRNEK.İLGİLİ HARİTALARI YUKARIDAKİ ADRESTE BULABİLİRSİNİZ)

    UZAYDA İLK İNSAN: “GAGARİN”
    ve
    KURAN’IN MUCİZEVİ İŞARETİ (RAHMÂN) 55:33
    Diyanet Meali :
    55:33 – Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Büyük bir güç (SULTA) olmadıkça geçip gidemezsiniz.
    ….
    İnsanoğlunun uzaya ilk çıkışı (birçoğumuzun belleğinde olmakla birlikte) araştırıldığında, ilk çıkan insanın Sovyet kozmonot Yuri GAGARİN olduğu bilgisine bir çok kaynakta ulaşabiliriz.
    ****Uzaya çıkan ilk insan olan Yuri Gagarin’in adını taşıyan ve doğduğu şehir olan Rusya’daki Gagarin şehri 55 derece.33 dakika enlemi üzerinde bulunmaktadır.****
    Gagarin şehri Rusya’nın Smolensk Oblast eyaletinde bulunmakta ve 55. kuzey enlemi ile 33. doğu boylamının kesişim noktası da bu yönetim birimi sınırlarının merkezi denebilecek bir noktaya denk gelmektedir.
    Yukarıdaki açıklamalardan da hemen fark edileceği üzere, iki önemli husus vardır:

    1- Yuri Gagarin’in adını taşıyan şehrin merkezine yakın bir bölgeden, 55 derece 33 dakika enlemi geçmektedir.

    2- İnsanoğlunun uzaya çıkışından bahsedilen ayet Kuran’da Rahman suresinde, yani 55:33’te geçmektedir. Gagarin şehrinin bağlı bulunduğu Smolensk Oblast eyaletinin merkezine yakın bir bölgede 55. kuzey enlemi ile 33.doğu boylamı kesişimini tam olarak vermektedir.

    Bu iki özelliğin bir arada bulunması ve ayetin anlamının insanlığın uzaya çıkışıyla ilgili olması beraber düşünüldüğünde artık bunları tesadüf olarak niteleyebilmek çok zor olacaktır. Aslında, 55. enlem ile 33. boylamın kesiştiği bölgenin uzaya insan gönderen ilk ülke olan Sovyetler Birliği ve günümüzdeki mirasçısı olan Rusya’nın sınırları içinde olması bile zaten yeterince ilginçtir. Bu özellik yetmezmiş gibi yukarıda belirttiğimiz şekilde Yuri Gagarin’in adı verilen şehrin merkezinden 55 darece 33 dakika enlemi geçmesi tesadüfü ortadan kaldırmaktadır.
    Yuri Gagarin’in doğduğu yer ve memleketi olan Smolensk Oblastından (oblast=eyalet) geçen enlemler arasında, bu eyaletten geçen kısmı en uzun olan enlem 55.kuzey enlemidir. Aynı şekilde bu eyalet sınırlarından geçen boylamlar arasında bu bölgeden geçen kısmı en uzun olan boylam ise 33. doğu boylamıdır. Bu durum 55:33 koordinatlarının tesadüfi olmadığı yönünde yine bir fikir vermektedir.
    Şimdi 3 şıklı bir soru:

    (a)Yuri Gagarin’in doğduğu Klushino kasabasını Gagarin olarak değiştiren Sovyet hükümeti, bunu sırf 55° 33’ enlem boylamında olduğunu görerek Kuran’a uysun diye mi değiştirdi, (b) veya Peygamber ve arkadaşlarının bir uydusu mu vardı, ki yerküreyi ölçülendirecek bilgiyi toplayıp Dünya’nın koordinat sistemini kurarak gaybi bir haberle 55:33 ayetini mi oluşturdular, (c) yoksa Kuran’da göklere çıkış ile ilgili net bir bilgi olarak yer alan bu biricik ayet; geçmişi, an’ı ve geleceği bilen Yüce Yaratıcının bir ölçüsü sonucu mu 55:33 olarak ayarlandı? Seçim serbest.
    ….
    Haritaları iyi incelersek, Gagarin şehrinin bağlı olduğu Smolensk Eyaleti’nin tam ortasından geçen paralel, 55. paralel olup, eyaletin sahip olduğu en uzun paraleldir. Yine eyaletin tam ortasını kesen meridyen ise, 33. meridyendir. Bu da Smolensk eyaletinin sahip olduğu en uzun meridyendir.

    Gagarin şehri ise, yine haritada görülebileceği üzere 55. paralelin 33 dakika kuzeyine düşer. Yani 55 derece, 33 dakikadaki koordinat Gagarin şehir merkezini gösterir.

    http://www.wolframalpha.com/input/?i=+Gagarin+coordinate

    Bundan çıkan sonuçlar:

    1- 55. Kuzey paraleli ile 33. Doğu meridyeninin kesiştiği nokta, Gagarin şehrinin bulunduğu Rusya coğrafyasını gösterir. Dünya coğrafyasının tümü ele alındığında sadece bu nokta bile başlıbaşına mucizevi bir işarettir. Örneğin bu koordinat herhangi bir okyanusun herhangi bir yerine denk gelebilirdi, ama öyle değil.

    2- 55. Kuzey paraleli ile 33. Doğu meridyeninin kesiştiği nokta, Gagarin şehrinin bağlı bulunduğu Smolensk Oblast’ın tam orta yerini gösterir. Bu durum mucizevi işaretin olasılığını kat kat azaltır.

    3- Gagarin şehrinin koordinatı ise tam olarak 55 derece, 33 dakikadır. Bu durum ise, mucizeyi işaret olmaktan çıkarır ve tam bir mucize kılar.

    1400 küsür yıl önce 55:33 ayetinin anlattıkları ile sure ve ayet numarasının, günümüzde gerçekleşen ilk uzay yolculuğunu yapan Gagarin’in doğduğu Gagarin şehrinin koordinatıyla aynı çıkması Kuran’ın gaybi bir haberidir.

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: