Başlangıç > Dinler > Kimdir Bu Allah?

Kimdir Bu Allah?


Daha onceki yazilarimda birlikte Cennet‘in nerede oldugunu, Kuran’in nasil hatalarla dolu oldugunu, eski inanislari ve uc buyuk dinin bunlardan etkilenisini, insanlarin inanma ihtiyaclarini ve nedenlerini irdelemestik. Bu yazidaysa Kuran’in o korku duyulan, cezalandirici, hani biraz da ‘psikopat’ diye tanimlayabilecegimiz buyuk yazari Tanriyi, ya da tum Muslumanlarca bilinen adiyla “Allah’i” irdeleyelim… Kimdir bu Allah?

    – Yazardir. Eserlerini uc ana ciltte (Tevrat, Incil, Kuran) topladigina inanilir. (Hristiyanlar bu inanisa katilmazlar. Onlar, kendi ciltlerinin “Allah” tarafindan yazildigini dusunmezler. Yahudilerse Kuran’in, Muhammed isimli peygamber tarafindan yazildigina inanir.) Eserlerinden sonuncusu ve Muslumanlarin iddiasina gore tek orijinalligini koruyabileni olan Kuran, 1400 yildir yayinlanmasina ragmen hic bir zaman en cok satan kitaplar siralamasinda bir numaraya yukselememistir. (Incil birincilikteki yerini kimseye kaptirmamaktadir.)
    – Yaraticidir. Ama yarattigi hicbir sey, kendisinin iddia ettigi gibi mukemmel degil, aksine hatalarla doludur. Kendisine inananlarin reddetmesine ragmen, evrimle bu yaratiklar daha iyiye dogru yol alirlar.
    – Asabidir. Kitabinda biz insanlari yarattigini iddia eder, devamli olarak tapinma ihtiyacina dem vurur ve yapacagimiz hatalarda bize yapacagi iskenceler (derimizi yuzmek, irin icirmek, yakmak, zincirlere baglamak, kaynar su icirip midemizi haslamak, vb.) konusunda bilgi verir.
    – Irkcidir. Koleligi savunur. Kolenin efendisiyle kiyaslanamayacak kadar asagilik olduguyla ilgili ornekler verir. Kadinlari yarim akilli olarak niteler ve erkek egemenliginin dogalligini savunur.
    – Soykirimcidir. Hani tek tek degil, soykirim diyebilecegimiz katliamlar yapmis ve bununla da gurur duymaktadir. Insanlari nasil bogdugunu, nasil yaktigini, ezdigini gururla anlatir ve kalanlari da (biz) bununla tehdit eder.

    – Genetik uzmanidir. Yine evrimi reddeden takipcilerinin aksine, insani “geri-mutasyon()!)” teknigiyle maymunlara ve domuzlara cevirmistir.

    – Kibirlidir. Koskoca evreni yaratmis, o evren icinde kucucuk kalan Samanyolu Galaksisinin, minicik Gunes Sistemindeki, mini minicik bir gezegen olan dunyada yasayan zavalli biz insanciklarla ugrasir durur. Bu kadar buyuk seyleri sadece “ol” diyerek yaratan bir gucun, bizim gibi minik, onemsiz, muhtac, zavallilarla boylesine ugrasmasi cok enteresandir. Bizi hem sever, hem dover, hem tehdit eder, hem affeder. Oldukca dengesizdir. Ama bir yandan da bizi kendisine muhattap bile almaz. Bir araci ile insanlardan sectigi bazilarina haber gonderir. Bu aracilara melek, secilmis insanlara da peygamber denir. Her topluma bunlardan gonderdigini iddia etse de bildigimiz kadariyla bir tanesi (Muhammed) disinda hepsi de Yahudidir.

    – Tuhaftir. Biz minik insanlardan yilda bir ay ac kalmamizi, gevis getiren hayvanlarin kafasini kesip kanini akitmamizi ve kendisine kurban olarak sunmamizi, dunyanin en verimsiz, en cirkin bolgelerinden birisi olan Arabistan’da, kup seklindeki bir binanin cevresinde yedi kez donmemizi, yerden tas alip gosterdigi bir tarafa dogru firlatmamizi, gunde bes kez tuhaf denilebilecek tarzda rituellerle sessizce ona yalvarmamizi sart kosmustur. Bunun disinda yine kendi yarattigi bazi insanlarla (Yahudi) savasip onlarin ellerini ayaklarini caprazlama kesmemizi, buldugumuz yerde onlari oldurmemizi, kadinlari dovmemizi, vb. ister. Aksi takdirde bizi cok agir bir sekilde cezalandiracaktir. (Bkz. Asabi maddesi)

    – Henuz kendisini goren olmamistir. Peygamber oldugu soylenen insanlarin bazilari O’nu gordugunu iddia etse de hicbirisi tatmin edici bir kanit sunamamislardir.

    – Her seyi yarattigini iddia etse de, son yuz yilda bizim acikladigimiz evrenle ilgili hicbir bilgisi olmadigi intibai uyandirir. Gokleri direksiz tuttugu iddiasi, daglari yeri sabitlemek icin yarattigi teoremi, ayi nur sacan (isik kaynagi) bir cisim olarak tanimlamasi, gunumuzde bizlere oldukca komik gelmektedir. Dunya atmosferine giren ve alev alan meteorlaraysa “kayan yildiz” diyerek uzay hakkindaki bilgisizligini iyice ortaya koymaktadir. Ama uzay hakkindaki bilgisizligine ragmen inananlari O’nun herseyi yarattigini dusunurler.

    – Yemin etmeye bayilir. Batan gunese, kayan yildiza, aya, goge, doguya, batiya, akliniza gelecek herseye yemin eder.

    – Comerttir. Dunyada Muslumanlara (ozellikle kadinlara) herseyi yasaklamasina ragmen, oldukten sonra herkese (ozellikle erkeklere) bakire genc kizlarla sinirsiz seks, alkol, tembellik, yesillik, ipek giysiler, irmaklar(!) ve golgeler(!) vaadeder. Henuz bu vaadlerle ilgili yazdigi kitap disinda bir kanit sunmamistir.

Peki, bu maddelerden sonra biraz daha irdeleyelim, kimdir bu Allah. Muhammed, peygamberligini kirk yasinda deklare ettiginde babasi Abdullah coktan vefat etmistir. Abdullah, Abd-Allah kelimelerinin birlesimiyle “Allah’in kulu” anlamina gelip, Muhammed’in peygamberligini aldigini iddia ettigi Allah ile aynidir. Peki nasil olur da Allah, ya da Arapcasiyla Al-Ilah (El-Ilah), Muhammed daha O’nu insanlara anlatmadan once bilinmekte, dogan cocuklara “Allah’in kulu” anlamina gelecek “Abdullah” ismi verilmektedir? Yoksa, yoksa Allah, yani El-Ilah, zaten Arap toplumunca kabul edilmis, bilinen bir Tanri midir? Yoksa siz Muslumanlar, yine kandirildiniz mi?

“Allah is found . . . in Arabic inscriptions prior to Islam” (Encyclopedia Britannica, I:643). (Islam oncesi Arapca yazilarda… Allah ismine rastlanir – Britanika Ansiklopedisi I:643)

“Allah” is a pre-Islamic name . . . corresponding to the Babylonian Bel’ (Encyclopedia of Religion, I:117 Washington DC, Corpus Pub., 1979). (Allah, Islam oncesine ait bir isimdir… Babil kaynaklarina gore. – Dinler Ansiklopedisi, I:117 Washington DC, Corpus Yayini, 1979)

“The Arabs, before the time of Mohammed, accepted and worshipped, after a fashion, a supreme god called Allah” (Encyclopedia off Islam, I:302, Leiden: E.J. Brill, 1913, Houtsma). (Araplar, Muhammed oncesinde Allah isminde bir tarniya inanmis ve ibadet etmislerdi. – Islam Ansiklopedisi, I:302, Leiden:E.J. Brill, 1913, Houtsma)

“Allah was known to the pre-Islamic . . . Arabs; he was one of the Meccan deities” (Encyclopedia off Islam, I:406, ed. Gibb).(Allah, Islam oncesinde bilinmekteydi… Mekke Tanrilarindan bir tanesiydi. – Islam Ansiklopedisi, I:406)

“Ilah . . . appears in pre-Islamic poetry . . . By frequency of usage, al-ilah was contracted to Allah, frequently attested to in pre-Islamic poetry” (Encyclopedia off Islam, III:1093, 1971). (Ilah, Islam oncesi edebiyatiynda gorulurdu. Al-Ilah ismi, Allah sekline donusturuldu ve Islam oncesi edebiyatinda siklikla kullanildi – Islam Ansiklopedisi, III:1093, 1971)

“The name Allah goes back before Muhammad” (Encyclopedia of World Mythology and Legend, I:41, Anthony Mercatante, New York, The Facts on File, 1983). (Allah ismi Muhammed oncesine dayanir. – Dunya Mitolojileri ve Efsaneleri Ansiklopedisi, I:41, Anthony Mercatante, New York, Dosyalardaki Kanitlar, 1983)

“The origin of this (Allah) goes back to pre-Muslim times. Allah is not a common name meaning “God” (or a “god”), and the Muslim must use another word or form if he wishes to indicate any other than his own peculiar deity” (Encyclopedia of Religion and Ethics, I:326, Hastings). (Allah’in orijini Muslumanlik oncesine dayanir. Allah Tanri anlaminda kullanilan genel bir isim degildir, ve Muslumanlar kendi tanrilari disinda bir anlamda kullanacaklarinda baska bir format kullanmalidirlar. – Din ve Etik Ansiklopedisi, I:326, Hastings)

“Allah was already known by name to the Arabs” (The Bible and Islam: or, The Influence of the Old and New Testament on the Religion of Mohammed, New York, Charles Scribner’s Sons, 1897, p. 102). (Allah, Araplar tarafindan zaten bilinmekteydi. – Tevrat ve Islam, Eski ve Yeni Testimonilerin Muhammed’in dinine etkileri, New York, Charles Scribner’in Ogullari, 1897, sayfa 102)

“The name Allah is also evident in archeological and literary remains of pre-Islamic Arabia” (The Call of the Minaret, New York: Oxford University Press, 1956, p. 31). (Islam oncesi Arap kalintilarinda Allah ismine rastlanir – Minarelerin cagrisi, New York: Oxford Universitesi Yayinlari, 1956, sayfa 31)

Ayasofya, kubbesinde hilalle camii’e donusur

Sumerlerin tapindiklari bir Ay Tanricasi vardir, ismi Nannadir. Semboluyse ‘Hilal’dir. Eski Yunanda Ay Tanricasina Selene, Artemis, Phoebe isimleri verilmistir. Roma Mitolojisinde Luna, Diana isimlerini alir yine ayni Ay Tanricasi. Misirdaysa Chons, Thoth isimleri ile anilmaktadir. Araplar icin Ay Tanrica degil Tanridir, yani erildir. Tanrica olarak Gunese tapilir. Ay Tanrisinin ismi El Ilah, yani Allah’tir. El-Ilah’in uc tane de kizi vardir, al-Lat (Lat), al-Uzza (Uzza) ve Manat (Menat) isimlerindeki bu Ilaheler Araplar icin oldukca kutsal kabul edilir. El-Ilah’in sembolu, tipki eski Sumer inanislarindaki Nanna’da oldugu gibi hilaldir. Tum Muslumanlarca kutsal kabul edilen, minarelerin ve kubbelerin tepesine konan, cogu Musluman ulkenin (ulkemiz dahil) bayraginda da bulunan “hilal”in, El-Ilah, yani Allah’in, ta Sumerler zamanindan beri olan ay tanrisinin sembolu oldugunu biliyor muydunuz? Peki bilmiyorduysaniz, neden minarelerin tepesinde ‘hilal’ oldugunu hic dusunmus muydunuz? Hristiyanlarin ‘hac’ sembolunu elestiren Muslumanlarin, ‘hilal’ sembolunun anlamini dahi bilmemesi sizce ilginc midir?

El-Ilah ve kizlari

M.O. 8. YY’da yapildigina inanilan Kabe’de Muhammed’in yasadigi donemlerde 360 tane put bulunmaktadir. Bunlardan en buyugu ve en kutsali El-Ilah, yani Ay Tanrisidir. Gunes Tanrisindan olan kizlari Lat, Uzza ve Menat da bundan sonra en cok tapilan putlari olusturmaktadirlar. Araplar, ozellikle bu uc ilahe ve Allah icin, Islam oncesinde de yuzlerini Kabe’ye donmekte, gunde dort veya bes kez “salat” etmekte (namaz kilmaktadir), Ramazan aylarinda Oruc tutmakta ve kurban kesmekte, Kabe’yi yedi kez tavaf etmekte, seytan taslamakta (Seytan inanci, Zerdustilik inancindan Araplara gecmistir.), kutsal olduguna inanilan “Hacerü’l-Esved” tasini (siyah tas) opmektedirler. Muhammed peygamberlik iddiasiyla ortaya ciktiginda aslinda Araplara yeni bir inanis veya yeni bir Ilah sunmamis, inandiklari Allah’i da ellerinden almamis, sadece zaten inanilmakta olan Allah’in ‘tek tanri’ oldugunu soylemistir. Bu sayede Allah’in diger Araplarca kabulu de daha kolay olmustur.

Dört farklı açıdan Ay Tanrısı. Göğüs kafesine kazınmış hilale dikkat ediniz.

Herkesin kulaktan duyma olarak bildigi ama eminim ki cogunuzun aslini bilmedigi “seytan ayetleri”nde de yine konumuzla pek alakali tespitler cikarabiliriz… Olay ozetle soyledir. Muhammed bir gun Kuran’dan ayetler (Necm Suresi) okur, cevresinde inanan ve inanmayanlar onu dinlerken El-Ilah’in kizlari olan Lat, Uzza ve Manat’a atifta bulunur ve bu uc ilaheden ovguyle soz eder ve soyle der (Buhari’nin hadislerinde anlatilir):

Lat ve Uzza ve bir üçüncüsü olan Memat. Bunlar yüce turnalardir. (Kugular) ve bunlarin sefaati kesinlikle umulur.

Bunu yaparken de secdeye varir. Bunun uzerine Muhammed ile birlikte herkes (Musluman olmayanlar da) secdeye varirlar. Bu olay daha sonra Muslumanlar arasinda tepkilere yol acacaktir. Sonrasindaysa Muhammed’e durumu kurtarmaya yonelik ayetler iner. Hacc Suresinin 52-55. ayetleri ilkleridir bunlarin:

Senden önce hiçbir resül ve nebi göndermedik ki, bir sey temenni ettigi zaman, seytan onun bu temennisine dair vesvese vermis olmasin. Ama Allah seytanin vesvesesini giderir. Sonra Allah âyetlerini saglamlastirir. Allah hakkiyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Allah seytanin verdigi bu vesveseyi, kalplerinde hastalik bulunanlar ile kalpleri kati olanlara bir imtihan vesilesi kilmak için böyle yapar. Hiç süphesiz ki o zalimler derin bir ayrilik içindedirler. Bir de kendilerine ilim verilmis olanlar onun, Rabbinden gelen hak oldugunu bilsinler, böylece ona iman etsinler ve sonuçta da kalpleri ona saygi duysun diye Allah böyle yapar. Hiç süphe yok ki Allah iman edenleri dogru yola iletir. Inkar edenler, kendilerine kiyamet ansizin gelinceye, yahut da onlara kisir bir günün azabi gelip çatincaya dek o Kur’an’dan bir süphe içinde kalirlar.

Ve bu ayetler sonunda, Lat, Uzza ve Menat’a ovguler duzen ayetin Muhammed’e seytan tarafindan soyletildigi aciklanir ve bu ayetler Kuran’dan kaldirilir. Necm Suresinde 19-20. ayetler soyle degisir:

Lât ve Uzza’ya ve diger üçüncüsü Menat. Erkek size de, disi O’na mi? Öyle ise bu çok insafsizca bir paylastirmadir.

Muhammed’in yandas toplamak icin uc ilaheye yonelik ovguler soyleyisi ters tepince bunu yine Kuranla aynen yukaridaki gibi duzeltir. Sucu Seytana atar. Kendini kurtarmak icin de, tum peygamberlerin basina bu olayin geldigini de eklemeyi ihmal etmez.

Sonra Isra Suresi 73-75. ayetlerde de soyle soylenir:

Onlar, sana vahyettigimizden baskasini bize karsi uydurman için az kalsin seni ondan sasirtacaklardi. (Eger böyle yapabilselerdi) iste o zaman seni dost edinirlerdi. Eger biz sana sebat vermis olmasaydik az kalsin onlara biraz meyledecektin. Iste o zaman sana, hayatin da, ölümün de katmerli acilarini tattirirdik. Sonra bize karsi kendine hiçbir yardimci bulamazdin.

Artik yuk Muhammed’in omuzlarindan kalkmis, Allah tarafindan yumusak bir sekilde kendisini uyarmayi da ihmal etmemistir. 🙂 Sonuncundaysa ugruna kainatlar yaratilan peygamber, pek tabii affedilmistir.

Bir sonraki yazida gorusmek uzere… 🙂

  1. Abdullah TUNA
    Ocak 14, 2010, 4:17 am

    Yine muhteşem bir yazı olmuş. Müslümanlar biraz korkularını yenip mantıklı düşünmeye başlasalar durumun saçmalığını farkederlerdi. Nasıl oluyorda şeytan Allahın ayetlerini kafasına göre yazıp peygambere okutturuyor ve nasıl oluyorda peygamber şeytanın yazdığı ayetleri Allah ın ayetlerinden ayırt edemeyip sanki allah yazmış gibi aynen okuyor. kaldı ki kuranın bir başka yerinde denir ya “eğer şüphe ediyorsanız hadi bir benzerini getirin” işte şeytan getirmiş o kadar benzer ki peygamber bile ayırt edemiyor. benzemiyosa peygamberin kasti olarak bunu okuduğu ortaya çıkar ki o daha fena =) kısacası olayın neresinden bakarsak bakalım kabak yine muhammedin başına patlar =)

  2. Özgün
    Ocak 15, 2010, 8:38 am

    Desem ki şurda bi tahta var ve denizde yüzüyo..
    hadi lan salak dersin…
    ama o tahta bir gemi oluyo
    kendiliginden olmuyo dimi?
    o tahta bile kendiligden olmuşmazken insanlık
    kendiliğinden mi oluştu ?
    Yaradan elbette var..

  3. Ahmet_
    Ocak 15, 2010, 9:22 am

    Başta senin bilgili olduğunu düşünüyodum ama birkaç yazını okuduktan sonra anladım ki hiçbir şey bildiğin yok. Başta bi kere orucu aç kalmak olarak nitelerken onun insana nasıl faydalarının olduğunu görmezden geliyorsun açıklamıyorsun. Kurban kesmeyi de aynı şekilde kan akıtmak olarak niteliyorsun. Halbuki sen hiç et yemiyorsundur değil mi? Veya çok gidilen o fast food restoranları hayvan kesmeden elde ediyorlar o etleri… Kurban bayramında kurban kesilir ve etlerin yarısından fazlası fakirlere ÜCRETSİZ OLARAK dağıtılır. Böylelikle hayatında doğru düzgün doymamış insanlar bile kurban bayramında et yiyor. Bunu cehalet, boş yere kan akıtmak olarak görüyorsan yazık diyorum!

    Asabidir. Kitabinda biz insanlari yarattigini iddia eder, devamli olarak tapinma ihtiyacina dem vurur ve yapacagimiz hatalarda bize yapacagi iskenceler (derimizi yuzmek, irin icirmek, yakmak, zincirlere baglamak, kaynar su icirip midemizi haslamak, vb.) konusunda bilgi verir. diyosun

    “Onlar bilmiyorlar mı ki, gerçekten Allah kullarından tevbeleri kabul edecek ve sadakaları alacak olan O’dur. Şüphesiz, tevbeleri kabul eden, esirgeyen O’dur.”

    “Sonra Allah’dan korkup, sakınanları kurtaracağız ve zalimleri de toptan cehennemde bırakacağız.”

    Kimlerin cehenneme gideceğini, derisin yüzüleceğini vs anlamışsındır umarım…

    kadinlari dovmemizi, vb. ister diyosun

    Peygamberin ifadesiyle “Kadın-erkek bütün insanlar, tarak dişleri gibi birbirlerine eşittirler.”

    “Kadınlar sizin elbiseniz, örtünüz; siz de onların elbisesi, örtüsüsünüz.”( Bakara Sûresi, 187)

    “Özellikle erkeklerle kadınlar arasında yekdiğerinizin makamına göz dikerek kıskançlık ve kötü arzular beslemeyiniz (rekabet edip üstünlük taslamayınız). Allah’ın bazısına diğerinden fazla olarak bahşettiği üstünlükleri temenniye de kalkışmayınız. Erkekler çalışma ve emeklerinin karşılığını alacaklar, kadınlar da çalışma ve emeklerinin karşılığını göreceklerdir.”

    Peygamberimiz kimin daha fazla hürmete layık olduğunu soran bir sahabiye de üç defa “Annen” cevabını verdikten sonra dördüncüde “Baban” demişti.

    Hz. Peygamberin 130.000 kişi huzurunda, Veda Haccı’nda verdiği hutbesinde yer alan, kadınlarla ilgili şu temel kaideyi hatırlatacağız:

    “Ey insanlar ve ey ashabım, size kadınlar hakkında hayırlı olmanızı vasiyet ederim. Onlar sizin hayat ortağınızdır. Allah’ın size bir emaneti olan bu kadınlarla aile yuvası kuruyorsunuz. Onların sizin üzerinizde hakları ve sizin de onlar üzerinde haklarınız mevcuttur. Bunlarla iyi geçinmek en önemli borcunuzdur. Ey insanlar, tebliğ ettiğim bu sözlerimi de iyi anladınız mı?” ( Akseki, Ahmet Hamdi, Yeni Hutbelerim, Ankara, 781-782)

    Yazının tamamını okumadım, gerek duymadım. Ama umarım sen bunları okursun…

    VE BU TÜR YAZILARI OKUYANLAR LÜTFEN BU KİŞİLERİN BİR TAKIM (!) AMAÇLARININ OLABİLDİĞİ İHTİMALİNİ GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURSUNLAR.. KİMSE HİÇBİR ÇIKAR GÜTMEKSİZİN BÖYLE İNTERNETE SAYFALARCA YAZI YAZMAZ…

  4. Agnostik
    Ocak 15, 2010, 11:48 am

    “Kadın-erkek bütün insanlar, tarak dişleri gibi birbirlerine eşittirler.” demiş Muhammed öyle mi?
    O halde;
    * İlk olarak erkeğin sonra, erkeğin kaburgasından kadının yaratılması,
    * Erkek istediği gibi giyinirken kadınlara el yüz ayak hariç heryerin kapattırılması,
    * İki kadın şahitin bir erkeğe eşit olası,
    * Mirasta erkeğin, iki kız kardeşin aldığı kadar alması,
    * 1 erkeğin 4 kadınla evlenebilmesi, Muhammed’in 10 kadınla evlenmesi,
    * Erkek kadını boşayabilirken, kadının erkeği boşayamaması,
    * Erkeğin gerektiğinde kadını dövebilmesi,
    * Hiç kadın peygamberin olmaması,
    da kadınlarla erkeklerin tarağın dişleri gibi eşit olduğunu gösterir değil mi Ahmet?

  5. Agnostik
    Ocak 15, 2010, 12:03 pm

    “Kibirlidir. Koskoca evreni yaratmis, o evren icinde kucucuk kalan Samanyolu Galaksisinin, minicik Gunes Sistemindeki, mini minicik bir gezegen olan dunyada yasayan zavalli biz insanciklarla ugrasir durur. Bu kadar buyuk seyleri sadece “ol” diyerek yaratan bir gucun, bizim gibi minik, onemsiz, muhtac, zavallilarla boylesine ugrasmasi cok enteresandir.”
    Okumadığın için kopyala yapıştır yapmak zorunda kaldım. Bence burası herkesin okuması gereken bir yer.

    Evet bu tür siteleri yapanların çok büyük amaçları var. Mesela insanlığı aydınlatmak, gerçekliğe iletmek, cahilliği uzaklaştırmak. Bunun, böyle siteler yapan kişilere hiç bir maddi faydası yoktur. Fakat insdanlığı aydınlatabilmek bazı kişilere mutluluk verdiği için bu kişiler insanlığı aydınlatmak ister.

    Size göre kimse ödül almadan iyilik yapmaz tabi. Bu salaklık olur değil mi. Bir başkası müslümanlık hakkında internet sitesi açıp misyonerlik yaparsa ödülünü allahtan alır o halde Janos’un da ödülünü aldığı biri mutlaka vardır değilmi size göre. Yoksaki böyle siteler açmazdı.
    HAYIR. Zannettiğiniz gibi değil işte. Amaç sedece başkalarına iyilik yapmak. Hem de sizin yaptığınız gibi değil; birisinden karşılık beklemeden.

  6. mesut
    Ocak 15, 2010, 12:29 pm

    peqi bu yazıyı yazan ve agnostik denen adam bana neye inandığnızı söylermisinz nasıl bir varlığa inanıyorsunuz?

  7. Ahmet_
    Ocak 15, 2010, 6:27 pm

    “Kadın-erkek bütün insanlar, tarak dişleri gibi birbirlerine eşittirler.” demiş Muhammed öyle mi?
    O halde;
    * İlk olarak erkeğin sonra, erkeğin kaburgasından kadının yaratılması,
    * Erkek istediği gibi giyinirken kadınlara el yüz ayak hariç heryerin kapattırılması,
    * İki kadın şahitin bir erkeğe eşit olası,
    * Mirasta erkeğin, iki kız kardeşin aldığı kadar alması,
    * 1 erkeğin 4 kadınla evlenebilmesi, Muhammed’in 10 kadınla evlenmesi,
    * Erkek kadını boşayabilirken, kadının erkeği boşayamaması,
    * Erkeğin gerektiğinde kadını dövebilmesi,
    * Hiç kadın peygamberin olmaması,
    da kadınlarla erkeklerin tarağın dişleri gibi eşit olduğunu gösterir değil mi Ahmet?

    İlk olarak kadın yaratılsa ne olacaktı ki Agnostik bütün soruların, sorunların son mu bulacaktı?

    İkinci sorunun yanıtı kadının erkekten daha tahrik edici olması olabilir mi? Ve Kuran’daki ayet “örtünün” şeklindedir. Mesela saçlarınızı örtün diye bir ayet yoktur. Bu arap kültüründen gelen birşey. Orada sıcaktan korunmak için insanların başlarını örtmesi burada din haline getirilmiş bana sorarsan. Ama bunun sorumlusu Allah veya Peygamber değildir.

    Kadının peygamber olmamasını bende küçükken din öğretmenime sormuştum o da erkeğin yapısının kadından daha güçlü olduğu için böyle olduğunu söylemişti. Hepimiz biliyoruz ki bir erkek her zaman kadından daha güçlüdür, dayanıklıdır.

    Diğer sorularının cevaplarını yine bu sitede başka bir konuda vermiştim. Bulabilirsen oku…

    Din de bir yanlış, çelişki yok. Çelişkiler sizin kafanızda…

  8. Ahmet_
    Ocak 15, 2010, 6:43 pm

    Bu arada Janos ve Agnostik söylesenize sizin amacınız daha iyi, daha adil, daha mutlu bir dünyada yaşamak değil mi? Biz inananların amacı da bu. Zaten bu soruya başka türlü yanıt verecek kaç insan vardır yeryüzünde bilmiyorum.. İnsanlar daha iyi bi ortama yaşamak için çaba göstermezler mi? Sizin mesela sırf “etik değil” diye birşeyi yapmadığınız olmuyo mu? Biz o “etik değil”in yanına bir de “hem de günah” diyoruz ondan yapmıyoruz.Bizi 2 şey tutuyor.. Peki o halde iki tarafta kendini dünyada bir şekilde kısıtlıyor. Bir kısım “etik değil” diye bir kısım “hemde günah” diye bu önemli değil. O halde biz inananlar Allah olmasa bile bir zarara uğrar mıyız? Diğer bir deyişle Allah olmasa ne kaybederiz? Tersine bi adaletsizlik karşısında bunun bir de ölümden sonrası var, herkes hakettiğini bulacak diye düşünüp kendimizi rahatlatarak sizden bir adım öne geçmiyor muyuz? Veya çok kötü, yalnız hissederken hayır yalnız değilim Allah yanımda diyerek bunalımlardan kurtulmuyor muyuz? Öldükten sonra toprağın altında bedenimi kurtlar yiyecek tamamen yok olacağım diye de düşünmüyoruz. Dolayısıyla sizden daha huzurlu bir yaşam sürmüyor muyuz? O halde sorun nedir?

    Neden Janos o yüzyıllardır hiçbir müslümanın dikkatini çekmeyen (!) ama kendisinin bir bakışta kavradığı engin bilgilerini sorgulamadan açığa çıkarıyo? Biz böyle mutluyuz. İnanmak istemeyen bir insan inanmaz bu kadar basit. Bu siteye yazmamın amacı sizi müslüman yapmak değil. Benim ateist olmam ne kadar zorsa sizin de müslüman veya hristiyan veya yahudi olmanız da o kadar zor farkındayım. Ama bu yazdıklarınızı sırf Allah’a inandığı için kötülük yapmayan insanların okuyabileceğini de unutmayın. Amacınız insanları bilgilendirmek, aydınlatmaksa onların inançlarına saldırmak yerine ahlaki açıdan onlara yarar sağlayacak yazılar yazın. Bir insan “ah ulan bi yazı okudum şimdi Allah’a karşı hiçbir inancım kalmadı veya -artık dinlere inanmıyorum- bu gazla ben zaman makinası bile icad ederim” demez.

  9. Agnostik
    Ocak 16, 2010, 4:34 am

    1931 tarihinde okurtulan “Lise 2 Tarih Kitabı, 90-91. sayfaları”:
    “Muhammedin koyduğu esasların toplu olduğu kitaba Kuran denir. Bu esasları ihtiva eden cümlelere ayet, ayetlerden mürekkep parçalara da sure derler. İslam an’anesinde bu ayetlerin Muhammed’e Cebrail adında bir melek vasıtası ile Allah tarafından vahiy, yani ilham edildiği kabul olunur.

    Muhammet birdenbire Allah’ın Resulüyüm diye ortaya çıkmamıştır. O, Arapların ahlak ve adetlerinin pek fena ve pek iptidai ve ıslaha muhtaç olduğunu anlamış, bunları ıslah için tenha yerlere çekilerek senelerce düşünmüş ve yıllarca tefekkürden sonra kendisinde vahiy ve ilham fikri doğmuştur.

    Vahiy insanda fikir olarak doğmaz ve bir insan hiç bir şekilde vahiy almaya karar veremez. Bir insanın kendisinde vahiy fikrinin doğması, ancak çevresine böyle bir telkinde bulunarak insanlar üzerinde etki sağlamaya çalışması fikrine kapılması şeklinde açıklanabilir. Burada da Muhammed’in aynı kavram içinde bulunduğu çok açık bir şekilde belirtilmektedir. Tenha yerlere çekilerek, yıllarca tefekkürden kastedilen Hira dağında geçirdiği zamandır.

    Vahiy, ilham fikri Muhammetten evvel de Araplarca meçhul değildi. Bütün iptidai kavimler gibi, Araplar da, şairlerin akıl erdiremedikleri kuvvetlerden ilham aldıklarına inanırlardı.Bu kuvvetler Araplar için cinlerdi. Cinler güya, kahinlere gayıptan haber vermek kudretini ilham ederlerdi. Bu nevi itikatlar Arabistan da herzaman o kadar canlı ve derin olmuştur ki, Muhammed dahi cinlerin vücuduna samimi olarak inanmıştır.

    Araplar şairleri bir kahin gibi telakki ederlerdi. Muhammed’in Musa, İsa, dinlerine dair öğrendikleri de, kendisinde bu itikadı kuvvetlendirmiştir. Bu peygamberler de melekler vasıtası ile ilham aldıklarını söylemişlerdi.

    Muhammet uzun bir devirdeki tefekkürlerin mahsulü olan ayetleri luzum ve ihtiyaçlara göre takrir ediyordu. Bununla beraber kendisini tahrik eden kuvvetin tabiat fevkinde bir mevcudiyet olduğuna samimi surette kani idi. Muhammedi harekete getiren ilk amil bu samimi heyecanlar olmuştur.”

    Sanırım bu bilgi, dinin neden iyi gibi gözüktüğünü, karanlıkta yakılan bir mum olduğunu biraz daha isbatlar. Çünkü arapları büyük ölçüde düzeltmiş ve geliştirmiştir.

    Dinlerin zaralarını söyleyeyim sana:
    * Okuldan, hastaneden fazla cami olması ,
    * Öğretmenden, doktordan fazla imam olması,
    * Diyanetin yıllık bütçesi 2 milyar 454 milyon TL olması,
    * Tarih boyunca yapılmış ve günümüzde hala yapılan dini savaşlar, ve bu savaşlarda giden ekonomik ve bilimsel kayıplar.
    * Kıyamet ve ahiret inacından dolayı yapacakların konusunda isteksizleştirmesi,
    * 60 yıllık hayatın varsa, inancının derinliğine bağlı olarak 2-12 yılını ibadetle geçireceksin,
    * Hakkında en çok kitap yazılan ve satılan konunun din olması,
    * Kadınları 2. plana atması,
    * Nazar, büyü, cin, fal, ruh gibi şeylerle insanı cahilleştirmesi, korkutması,
    * Din istirmarcılarına yol açılmış olması,
    * (Bölgesine göre)Tesettürlülük ve oruç tutmanın vücuda zararı,
    * Şehit olma veya Allah’a yakınlaşma adına bir çok şeyden vazgeçilmesi ve çok potansiyeli olan birinin bu gibi yollara kendini adaması,
    * Cadı avcılığı, sivas katliamı gibi olayların çıkmasına sebep olması,
    * Bilimi engellemesi (tarih boyunca Osmanlı’da ve Avrupa’da çok görülmüştür)(günümüzde de organ bağışı ve genetiği biraz engellemektedir)
    * CEHALET, CEHALET, CEHALET.

    Dinin yararları,
    * İnsanların ahlağını %5-15 arttırması,
    * Şehitlik kavramı ile savaşlarda morali arttırması,
    * İnsanları ülke içinde birliğe toplaması,
    * Verilen fetvalar ile halkın kolayca istenilen yöne çekilmesi,
    * Ahiret inancından dolayı insanın başına kötülükler gelse bile bir uyuşturucu gibi insanları mutlu eder.

    Bu durumda din mi yararlı yoksa dinsizlik mi sen karar ver.

    Mesut, biz inandığımız varlıklar “Mantık”, “Bilim” ve “Gerçekler” üçlüsü.

  10. Ahmet_
    Ocak 16, 2010, 8:34 am

    Vahiy Hz. Muhammed’e Hira dağında gelmiştir evet ama Hira dağına Hz. Muhammed şuraya gideyim de bir vahiy alayım diye gitmemiştir. Zaten 40 yaşına gelmiş ve çevresi tarafından saygılı, güvenilir olarak tanımlanan bir insan buna ihtiyaç duymaz. Son günlerim bunlar, rahat rahat geçireyim der. Kalan hayatını din savaşlarına ayırmayı cazip bulmaz.

    Buraya şunun için gelmiştim;

    Erkek kadını boşayabilirken, kadının erkeği boşayamamasını açıklamamı istemişsin;

    “Karı ile koca arasında bir ayrılık olacağından korkarsanız koca tarafından bir hakem, karı tarafından da bir hakem gönderin. Onlar aralarının düzelmesini isterlerse Allah onlara bu hususta başarı verir.” (Nisa suresi 25. ayet) Burda hem erkeğe hem kadına hitap ediliyor.Sadece erkeğin istediği gibi yürüyemeyeceğini açıklıyor.

    “Kadın, kocasının kendisine eziyet edeceğinden, yahut kendisini ihmal edeceğinden korkarsa karıyla kocanın, kendi aralarında uzlaşıp barışmaları hususunda her ikisine de vebal yok ve barış, daha hayırlıdır da.” (Nisa suresi 128. ayet)

    “Karıyla koca ayrılacak olurlarsa Allah, her birini lütuf ve keremiyle ihtiyaçtan kurtarır” (Nisa suresi 130. ayet) Koca ayrılırsa demiyor. Karıyla koca ayrılacak olursa diyor. Kocalar kadınlarından ayrılacak olursa demiyor. Kadına da ayrılma hakkı veriliyor.

    “Hepiniz de birsiniz, birbirinizden türediniz.” (Nisa suresi 25. ayet) Kadınla erkek birdir diyor. Erkeği yüceltip kadını yermiyor.

    Bu kısmı Allah’ın Kulu’nun yazdığını kopyalayarak açıklıyorum;

    Nisa 3:(Bismillahirrahmanirrahim)Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikahlayın.Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur.

    Buradaki bir emir değil izindir.2.,3. eş evlenmek zorunda da değildir.O zamanlar ekinler,hayvancılık gibi ağır işler mevcuttu.Bu işlerde çalışmak insan gücü gerektirir ve zaten yoksulluk hesaba katıldığı vakit mal varlığı olmayan insanın kabul edeceği şartların mevcudiyeti görülür.Şartlar böyleydi.Erkekler çoğunlukla savaşlarda kaybedildiğinden kadın nüfusu boşta kalıp ne kendini koruyabiliyor ne de geçimini sağlayabiliyordu.Durum böyle olunca da kişiler birden fazla eşle şartlar gereği evlenmek durumunda kalıyordu.Buna karşın dinimiz adaletin yerine getirilemeyebilineceğini hesap edip bunun adalet temin edilezse yapılmamasının daha doğru olacağını öngörmüştür.Cariye dediğimiz kişiler de cinsel açıdan helal değildir.Haa,cariye anlayışı cinsel istismara tarihin farklı dönemlerinde maruz kalmış olabilir bu tamamen haramdır,zinadır bir suçtur.Günümüzde islam anlayışı dışında kadına biçilen rol düşünüldüğü vakit islamın kadına verdiği değer onu bir cinsel(hem de toplumsal düzeyde-reklamla,gazeteyle,cinsel filmlerle-) unsur olmanın çook ötesine çıkarmıştır.Bu anlayışın dışında kalan bölgelerde toplum düzeni tamamen çökmüş(en gelişmiş diye nitellendirdiğimiz),ergenlik mahvedilmiş,tecavüzler,cinsel yolla bulaşan hastalıklar artmıştır.

    Mirasta erkeğin, iki kız kardeşin aldığı kadar alması,

    Miras konusunda şöyle bir durum söz konusu.Erkek ailenin geçimini sağlamakla görevlidir.Bu anlamda kadın evleneceği erkeğin de zaten aynı şartlarda olacağını düşünürsen(mirasın çoğunu evleneceği erkek te alacak kendi ailesinden) bu durumda herhangi bir problemin söz konusu olmadığını görürsün.

    Ama bunun günümüz şartlarında adaletsiz olduğunu düşünürsen bir de şöyle bir ayet var ki günümüze hitap ediyor;

    Şüphe yok ki Allah, emânetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adâletle hükmetmenizi emrediyor. (Nisa suresi 58. ayet) Demiyor ki adaletsiz olsa bile kadına erkeğin yarısı kadar miras pay edin.

    Size göre bir de din kadınların çalışmasını istemiyordu değil mi?

    “Bir de Allah’ın bazınıza diğerinden fazla verdiği şeyleri istemeyin. Erkeklere çalışmalarından bir pay, kadınlara da çalışmalarından bir pay vardır. Çalışın da Allah’tan lütfunu isteyin.” (Elmalılı Hamdi Yazır’ın çevirisi) Burda hem erkeği hem kadını çalışmaya teşvik ediyor.

    Nazar, büyü, cin, fal, ruh gibi şeylerle insanı cahilleştirmesi, korkutması demişsin dinin zararlarından birine. Ama bilmiyor musun ki Allah büyüyü ve falı kendisini şirk koşmak sayarak yasaklamıştır. Nazar’ı enerji olarak düşünebilirsin daha çağdaş bi yorum olur. Ruh da insanın kafasını bulandırmaz, korkutmaz. Cinlerle de genelde inancı kuvvetli olanların değil de zayıf olanların sorunu olduğunu görürsün.

    Bilimi engellemesi demişsin yine başka bir din zararına;

    İlim öğrenmek kadın, erkek herkese farzdır.
    İlim Çin’de bile olsa gidiniz.
    Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz.
    Her şeyin bir yolu var. Cennetin yolu ilimdir.
    Alimin uykusu cahilin -nafile- ibadetinden hayırlıdır.
    Mahşer günü alimin mürekkebi, şehidin kanından daha kıymetlidir.
    Hikmet (ilim) müslümanın kayıp malıdır. Nerede bulursa alsın.
    Ben ilim şehriyim, Ali de bu şehrin kapısı
    İnsanların en kötüleri, ilmini kötüye kullanan alimlerdir.
    Alimin ölümü alemin ölümü gibidir.

    Evet tam da ilimi engelleyecek hadisler. İnsanın bulaşası gelmiyor hele bir de şunları gördükten sonra….

    “ De ki: “ Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Zümer : 9
    “ De ki: Rabbim ilmimi arttır!” Tâhâ : 114
    ” Hikmeti (ilmi) dilediğine verir. Hikmet verilen kimseye çok hayır verilmiştir. Bunu ancak sağduyu sahipleri düşünüp anlarlar.” Bakara : 269
    “ Aklınızı kullanmıyor musunuz?” Bakara : 44
    “Bilmiyorsanız ilim erbâbına sorunuz. ” Nahl : 43

    Şimdi bunları tekrar okudum ya büsbütün soğudum ilimden! 😀

    Dediğim gibi siz dine değil onun uygulanış şekline (ya da saptırılmasına diyelim) kızıyorsunuz aslında..

  11. Ahmet_
    Ocak 16, 2010, 8:48 am

    “Sabah namazı kılmakla, ilim sohbetlerine katılmanın lezzeti olmasaydı hayat çekilmez olurdu.” Hz. Ömer
    “ Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” Hz. Ali
    “ İlim servetten üstündür. Çünkü sen serveti korursun, ilimse seni.” Hz. Ali
    ” Talebe-i ulumun ( ilim talebesinin ) rızkına ben kefilim” İmam-ı Şafi

    Sizlerle bakış açılarımız çok çok farklı. Ama dediğim gibi siz eğer insanlığı aydınlatmak istiyorsanız dini çürütmeye çalışarak değil inanmasanız bile dinin bazı çevrelerce yontulan, saklanan yerlerini ortaya çıkararak bunu yapabilirsiniz…
    Eğer siz bizim inancımıza laf ederseniz biz kendimizi savunmaktan başka birşey yapmayız. Yani “aydınlanmayız”. Ama eğer siz TÜM İNSANLIK İÇİN birşey yapmak isteyip onları ilme, ahlaka davet eden yazılar yazarsanız (din ayrımı yapmadan) o projede ben bile görev alabilirim.

    Bu son yazım çünkü sizlerle uğraşmanın ne kadar boşa çaba olduğunu anlıyorum. Siz dine “burda bir yanlış olmalı” diyerek bakıp ona göre yontuyor, yorumluyorsunuz ayetleri. İşinize gelmeyenleri ise görmezden geliyorsunuz. Üstte yazdıklarım gibi…

    Allah sizlere akıl fikir versin diyerek ne bana ne size ters düşen bir dilekle aranızdan ayrılıyorum…

    Esen kalın… 🙂

  12. Agnostik
    Ocak 16, 2010, 10:06 am

    İlim ile bilim ayrı şeylerdir. Mesela Said Nursi, Cübbeli Ahmet Hoca, İmam-ı Azam vb. bunlar ilim adamıdır. Einstein, Newton, Darwin vb. bunlar ise bilim adamıdır. Bilmiyorum şimdi “ilim” ile “bilim” arasındaki farkı anladın mı?
    Bu hadislerde ise “bilim”den değil “ilim”den bahsediliyor.

    Zaten dinler direkt olarak değil dolaylı yoldan bilime karşıdırlar. Mesela matbaa gibi önemli icatlar gavur icadı diye Osmanlı’da kullanılmamıştır. Ya da orta çağda Avrupa’da bisiklet şeytan icadı olarak görülmüş, dünya yuvarlaktır diyen idam edilmiştir. Günümüzde ise genetik mühendisliğine “Allah’ın yarattığını bozmak” olarak bakıldığı için pek sevilmemektedir. Şimdi diyorsun ki dinlerde bozukluk yok. Evet belki dinlerde görünür teknoloji düşmanlığı olmayabilir ama insanlara bunu yaptıracak potansiyele sahip olduğu için bence teknoloji düşmanıdır.

    Dönelim kadın konusuna. Bir insan bir kadını himayesi altına alabilmek için illa evlenmek zorunda mıdır? Savaşta kocası öldüyse ona bakmak için evlenmek zorunda değilsin ki. Haftada bir yiyecek giyecek falan götürürsün olur biter. Yada kocası öldüyse ona bakacak oğlu veya kızı da mı yok?
    Bir de diyorsunuz ki islam dışında kadın daha bi mal gibi kullanılır. Hayır hiç de değil. Reklamlarda oynayan kadınlar kendi istekleri ile gelirler, reklamda yapacaklarını yaparlar sonrada parasını alıp giderler. Yani alan razı veren razı. Ama cariyeler öyle mi oluyor. Cariyeler cariye olmaktan razı mı acaba? Veya istedikleri zaman cariyeliği terk edebiliyorlar mı?
    “…. o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur.” burada sahip olduğunuz cariyelerle yetinin derken ne söylenmek isteniyor acaba. Yada “Avret mahallerinizi eşleriniz ve köleleriniz dışında kimseye göstermeyiniz.” hadisinde ne denmek istiyor acaba?

  13. Agnostik
    Ocak 16, 2010, 10:16 am

    Lütfen aramızdan ayrılma da bizim yanlış bildiğimiz şeyleri düzelt.

  14. ali
    Ocak 16, 2010, 2:14 pm

    allah muhammed ya ali.. arkadaşlar.öyle bir gün gelecek ki….neler olacak neler….ama yaratan kullarını seviyor……yine de tövbe edenleri kabul ediyor…..biraz mantıklı düşünün….size rızkı evi arabayı çocuğu veren o…..herşey ondan geliyor….şükretmek bu kadar mı zor…..hiç uyumamayı deneyin yada uyuyup ta bir daha uyanmamayı…..yüce allah uyarıyor……..kafirleri ve allahın ayetlerini inkÂr edenlere gayet acı bir azap var…..ne kötü bir sondur o.

  15. Ahmet_
    Ocak 16, 2010, 2:49 pm

    Aşağıdaki alıntılar Ferit Devellioğlu’nun, 1962 yılında yayınlanan Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lugat’ından.

    İlm(arapça, çoğul: ulüm): 1. bilme, biliş; bir şeyin doğrusunu bilme. 2. okuyarak öğrenilen bilgi, nazari bilgi
    Aşağıya ilim dallarından sadece birkaç tanesini örnek olarak alıyorum:
    İlm-i ahlak: ahlak bilgisi
    İlm-i arz, ilm-ül arz: jeoloji
    İlm-i beden , ilm-ül ebdan: hekimlik bilgisi
    İlm-i ezeli: Allah’ın ezeli bilgisi
    İlm-i hal: din bilgilerini öğretmek üzere yazılmış kitap
    İlm-i hayvani: zooloji
    İlm-i hesap: aritmetik
    İlm-i hilaf ü cedal: münakaşa yollarını öğreten ilim
    İlm-i iktisad: ekonomi politik
    İlm-i ilahi: teodise, fr. Théodicé
    İlm-i nebatat: botanik
    İlm-i ruh, ilm-ür-ruh: psikoloji
    İlm-i terbiyei etfal: eğitbilim, pedagoji

    Ulüm: (ilmin çoğulu): İlimler, bilgiler
    Dar-ül–ulüm: medrese, mektep, dershane
    Ulüm-i aklıyye: tabiat ve matematik gibi akıl esasına dayanan bilgiler
    Ulüm-i aliye: tefsir ve hadis ilimleri
    Ulüm-i diniyye: din bilgisi
    Ulüm-i nakliyye: hadis, tefsir, fıkıh gibi nakil ve rivayet üzer,ne kurulmuş olan bilgiler
    Ulüm-i siyasiyye: siyasi bilgiler
    Ulüm-i tabiiyye: tabiat bilgileri
    Ulüm-i fünun: ilimler ve fenler, teorik ve pratik bilgiler

    Alim: Bilen, Bilgin
    Ulema: alimler, ilim sahipleri, bilginler (Evvelce müderris, kadı gibi ilmiye mensuplarına denirdi)

    Alıntılardan da anlaşılacağı üzere Osmanlıca’da ilim olarak adlandırılan dallar günümüzde istisnasız ‘Bilim’ olarak adlandırılmaktadır. İstisnasız dememe rağmen bazı kişilerin belirli dalları ilim olarak adlandırdıklarını biliyorum, ama bu adlandırmanın Türkçe’nin gelişmesine sağladığı katkının sırrını çözemiyorum. Eskiye bağlılık mı dersiniz?. Türkçe’ye gerçekten katkıda bulunmak istiyorsak, özellikle hukuk çevrelerinde, ‘ilim’ yerine ‘bilim’ sözcüğünün kullanılmasının dili kavram kargaşalığından kurtaracağını düşünüyorum.

    İlimden bilime geçişin en iyi örneğini Türk Hukuk Kurumu’nda görüyoruz. Bu kurum 1960 ın ortalarına kadar ilim kelimesini kullanmış. 1960 yılında kurumun bir ‘İlim Heyeti’ var. 1957 yılında ‘ilmi araştırmayı teşvik amacıyla bir müsabaka’ düzenleniyor.

    1963 senesinde ilim sözcüğü yerini bilim sözcüğüne bırakıyor. Bu tarihte kurumun bir ‘Bilimsel Araştırma Kurulu’ var. 1990 yılında ‘Türk Hukuk Kurumu’ nun “Bilim Kurulu” nun oluşturulması çalışmalarının organize edilmesi ve bu kurum içindeki faaliyetlerin Türk Hukuk Kurumu Temsilcileri olarak hareket etmek üzere, Ahmet Kılıçoğlu, Anıl Çeçen ve Tezcan Çakır’ın görevlendirilmelerine karar verildi (Kurum’un İnternet sayfasından).

    Kölelik ve cariyelik İslam’ın getirmediği, ama önce ıslah ettiği ve zamanla tamamen kalkmasını hedeflediği bir statü idi, dünya milletlerinin de aynı noktaya gelmeleri sonunda geri dönüşsüz olarak tarihe karıştı.Yine de;

    “Onlar/Müminler, mahrem yerlerini günahlardan korurlar. Yalnız eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri ile ilişki kurarlar”(Müminûn, 23/5-6).

    “Eğer (birden çok evlilikte kadınlar arasında) adaleti gerçekleştirmekten endişe ederseniz, bir kadınla veya eliniz altında olan cariyelerle yetinin”(Nisa, 4/3).

    – Cariyelerle ilgili olan evlilik, ayette: “eliniz altında bulunanlar” şeklinde ifade edilmiştir. Buna “milkü’l-yemin” veya “akdu’l-milk” da denilir.

    İslam fıkhında bu konuyla ilgili önemli bir kavram da “Teserri” kavramıdır. Bunun anlamı; cariye olarak elde edilen bir köle kadını eş olarak almaya, onunla birlikte olmaya karar vermek demektir.

    Nur Sûresinde meâlen şöyle buyurulur:

    “Bir de içinizden bekârları ve kölelerinizle cariyelerinizden sâlih olanları evlendiriniz. Eğer fakir iseler, Allah onları kendi lütfundan zengin eder.” Böylece kölelerin kendi aralarında bir nevi eşitlik sağlanmış olur.

    Her vesile ile kölenin hürriyetine kavuşturulmasını tavsiye eden dinimiz, cariyenin de nikahlanarak ev hanımı yapılmasını teşvik etmiştir. Bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz bu hususu şöyle ifade ederler:

    “Sizden cariyesi olan biriniz onu en güzel bir şekilde terbiye eder, yetiştirir de sonra azat edip onunla evlenirse, onun için iki sevap vardır.”

    Bir insan sahip olduğu cariyesini azat edip hürriyetine kavuşturabildiği gibi, onu bir başkasına hediye olarak da verebilirdi. İşte Mısır hükümdarı Mukavkıs’ın Peygamber Efendimize (a.s.m.) gönderdiği iki cariye de bu kabildendir. Zaten bu iki cariye Mısır’dan gelirken yolda Müslüman olmuşlardı. Bilindiği gibi Peygamberimiz bu cariyelerden Mâriye’yi kendi nikâhı altına almıştı. Daha sonra Hz. Mâriye’den Hz. İbrahim dünyaya gelmişti. Hz. İbrahim’in doğumundan sonra Peygamberimiz Hz. Mâriye’yi hürriyetine kavuşturdu. Böylece Mâriye, diğer Peygamber hanımlarının gıpta edeceği bir mevkie yükselmişti. Şîrin isimli diğer cariyeyi de Peygamberimiz, şâiri Hassan bin Sabit’e verdi.

    Bu hadiseyi misal getirerek, bugün gayr-ı müslim ülkelerden “cariye” olarak nikâhsız bir şekilde kadın alınamaz. Çünkü artık tarihî bir hadise olan cariyelik müessesesi günümüzde hiçbir şekilde tatbik edilmemektedir. Diğer taraftan Peygamberimize hediye edilen “cariye”, Mukavkıs’ın yanında da cariye idi. Yoksa Mukavkıs kendi milletinden bir kadını Peygamberimize “hediye” olarak göndermiş değildi.

    Ayrıca artık uygulanmayan bir sistem sizi neden rahatsız ediyor?

    Şayet Hz. Muhammed korumak istediği kadınlarla evlenmeseydi bu sefer de “lan olaya bak yardım ediyorum diye kimbilir neler oluyo o kapalı kapılar ardında. Bari evlenseydi o zaman bişey demezdim” diyecektiniz. Ayrıca Hz. Muhammed kadınlarla zorla evlenmiyor ki.

    Peşinen söylemek gerekir ki onun aile reisi olarak çizdiği portre de hayranlıkla izlenecek mükemmelliktedir: Sabrın, merhametin, teennili davranışın, anlayışlılığın, inceliğin, hoşgörünün ve sorumluluğun timsalidir, o Peygamber. Ve bu faziletler belki de hiç kimsede kendini bu denli güzel ifade edememiştir.

    Allah katında aile reisinin değeri, eşine ve yakınlarına verdiği değerle ölçülür. Bu konuda Hz. Peygamber (s.a.s.): “En hayırlınız, aileniz için hayırlı olandır. Bana gelince ben, aileme karşı sizden en hayırlı olanınızım” buyurmuştur. İnsan fıtratında var olan eğlenme ve şakalaşma ihtiyacını bilen Rasûlullah (s.a.s.) buna da imkân tanımış ve bizzat eşleriyle şakalaşmıştır. Muhtelif seferlerde Hz. Âişeile koşu yarışması yaptığını vâlidemiz kendisi söyler.

    “Mü’minlerin iman bakımından en kusursuzu, ahlâkı en güzel olanıdır. Ahlâkı en güzel olanınız da, kadınlarına en güzel davrananınızdır.” (Ebû Dâvud, Tirmizî, Dârimî)

    Ama yok siz inanmak istemiyorsunuz. Beni bırakın kim ne derse desin inanmayacaksınız. Bu yüzden zamanımı boşa harcamak istemiyorum. Zaten bunca açıklamaya rağmen hala aynı soruları soruyorsunuz. Bu sorularınızı yanıtlamak için açılmış siteler var sorularınızın muhatabı ben değilim. O sitelere sorun sorularınız. Benim bunları cevaplayacak kadar sabrım yok ne yazık ki..

  16. fettullah gülenin gözyaşı
    Ocak 16, 2010, 5:34 pm

    İnsanlar gibi karar veren bi tanrının varlığına inanmıyorum.Günün 5 vakti ilgiye muhtaç olan bir tanrıya inanmıyorum.Neden adil davranmayan bi tanrının varlığına inanıp ona şükredim ki ? Bu yaşıma kadar kaybettiklerimin arkasından aptal aptal yasini şerif okudum “Biz, onların boyunlarına halkalar geçirdik. O halkalar çenelere kadar dayanmaktadır. Bu yüzden kafaları yukarı kalkıktır.” dedim bu sözlerin onları cennete göndereceğine inandırıldım.Bu site olmasaydı okumaya devam edecektim.Duaları da geçtim küçükken bana anlatılan o hikayeler,cinler,insan kılığına giren melekler…
    Sizin dininiz psikolojimi bozmaktan başka bir işe yaramadı.

  17. Oğuzhan
    Ocak 17, 2010, 8:05 am

    İnsanlar gibi karar veren bi tanrının varlığına inanmıyorum.Günün 5 vakti ilgiye muhtaç olan bir tanrıya inanmıyorum.
    “Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet ediniz ki takva mertebesine nâil olasınız.” Ayetinde bunun cevabı verilmektedir. İbadetin neticesinde ortaya çıkan bir mahsûl var: “İnsanın takva mertebesine erişmesi.” Yâni, ibadetin faydası insana ait. İbadetin neticesi Cennet. Cennete muhtaç olan ise biziz. Oradaki sonsuz nimetlerden biz istifade edeceğiz.

    Acaba bir hasta, o hastalık hakkında, şefkatli bir hekimin ona nâfi’ ilâçları içirmek hususunda ettiği ısrara mukabil, hekime dese: “Senin ne ihtiyacın var, bana böyle ısrar ediyorsun?” Ne kadar manasız olduğunu anlarsın.

    Neden adil davranmayan bi tanrının varlığına inanıp ona şükredim ki ?
    “Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.”

    “Kadınlar hakkında senden fetva isterler. De ki: Onlar hakkındaki fetvayı size Allah veriyor: Yazılmış hakları olan mirası kendilerine vermediğiniz ve nikahlanmayı istemediğiniz öksüz kızlar ve zavallı çocuklara ve bir de yetimlere adaletle davranmanız hakkında Kitap’ta size okunan âyetler vardır. Sizin her yaptığınız iyiliği, muhakkak Allah bilir.”

    “Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan ve kendiniz, ana-babanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa, yalnız Allah için şahitlik eden kimseler olunuz. Zira zengin de olsa, fakir de olsa, Allah ikisine de (sizden) daha yakındır. Nefsinizin arzusuna uyarak adaletten uzaklaşmayın. Eğer (şahitlik ederken) dilinizi eğer, bükerseniz veya çekinirseniz, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”
    Adaletsiz bir Tanrı nasıl bunları söyleyebilir?

    Bu yaşıma kadar kaybettiklerimin arkasından aptal aptal yasini şerif okudum “Biz, onların boyunlarına halkalar geçirdik. O halkalar çenelere kadar dayanmaktadır. Bu yüzden kafaları yukarı kalkıktır.” dedim bu sözlerin onları cennete göndereceğine inandırıldım.

    17. “Bizim vazifemiz, açık bir şekilde Allah’ın buyruklarını size tebliğ etmekten başka bir şey değildir” dediler.
    18. (Bunun üzerine onlar:) Doğrusu siz bize uğursuz geldiniz. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun sizi taşlarız. Ve bizden size mutlaka fena bir kötülük dokunur, dediler.
    Allah’ın elçilerini taşlamakla tehdit eden insanlar için söylenmiştir o “Biz, onların boyunlarına halkalar geçirdik. O halkalar çenelere kadar dayanmaktadır. Bu yüzden kafaları yukarı kalkıktır.”

    Aynı surede şunlar da yazar;

    26. Ona: Cennete gir” denilince. “Keşke, dedi, kavmim bilseydi!”
    54. O gün hiçbir kimse en ufak bir haksızlığa uğramaz. Siz orada ancak yaptıklarınızın karşılığını alırsınız.
    55. O gün cennetlikler, gerçekten nimetler içinde safa sürerler.
    54. Ayete dikkat et!

    Bu site olmasaydı okumaya devam edecektim.Duaları da geçtim küçükken bana anlatılan o hikayeler,cinler,insan kılığına giren melekler…
    Sizin dininiz psikolojimi bozmaktan başka bir işe yaramadı.

    “Onlar `Muhammed’e bir melek indirilseydi ya’ dediler. Eğer melek indirseydik, onların işleri bitirilir, kendilerine hiç mühlet tanınmazdı.”
    İnsanlara doğru yola çağıran bir rehber geldiğinde ona inanmalarına engel olan tek şey onların “Allah bir insanı mı peygamber olarak gönderdi?” şeklindeki sözleridir.
    De ki; “Eğer yeryüzünde rahatça gezinen melekler yaşasaydı, onlara gökten melek kökenli peygamber indirirdik.” (İsra Suresi: 89-95)
    Cinler hakkında ise benimde bilgim var ama psikolojimi bozmuyo nedense… Seninki işine öyle geldiği için bozuluyo olmasın?

  18. Fettullah Gülen'in gözyaşı
    Ocak 17, 2010, 8:48 am

    Bana neden kitabın üzerinden açıklama yapıyosun,senin kitabının anlam veremediğim şeylere bu şekilde açıklama getirmesi beni ikna etmiyor ki.Sen etkileyici buluyor olabilirsin ama gerçekten etkileyici olsaydı herkese mantıklı gelirdi, herkes inanırdı bu kadar eleştirilmezdi.Ama siz inanmayanlar sayesinde farklı olduğunuzu düşünecek kadar bencilsiniz.Muhafazakar aileleriniz sayesinde böylesiniz.Bastırılmış duygularınız var.Ezan sesinin kulağa hitap etmediğinin siz de farkındasınız ama sizden daha üstün olduğunu düşündüğünüz bir varlığa inandırıldığınız için size 40 numaralı senfoni gibi geliyor.40 numaralı senfoni bile belli bi süreden sonra kabak tadı veriyor arkadaşım.Bu mu sizin tanrınızın müzik anlayışı.Hem dünyadaki herkesin kitabınıza inandığını düşünsene ne kadar sıkıcı olurdu değil mi ? Size malzeme olmazdık.Ama ben empati kurabiliyorum.Ben de sizin gibi yetiştirilebilirdim.Her ne kadar fazla inançlı bi ailenin çocuğu olmasam da müslüman bi ailenin çocuğuyum.Aile fertlerimin cennet gibi şeylerden medet umması beni deli ediyor.Dünyanın 7 harikasını değil cennetten geçen ırmakları merak ediyor.Dinini neden müdafaa ettiğini biliyorum.Ama siz de biraz empati kurun kitaba göre değil kendinize göre değerlendirin.Çünkü bu kitapta gerçekten de çok abes cümleler geçiyor.

  19. Oğuzhan
    Ocak 17, 2010, 9:41 am

    😀
    gülerek başladım çünkü Ezanı müzik olarak algılaman çok komiğime gitti
    Ezan namaza çağrı anlamında okunur bunu bildiğini varsayıyorum!!! ( Yoksa daha islamı anlamadan onu yalanlamaya mı kalkışıyosun!!!)

    Bide benim amacım seni ikna etmek değil Benim amacım yalan yanlış düşüncelerinizle Müslüman olan olmayan arkadaşlarımı kandırmanızı engellemek. vay be çok bencilim dimi 😀

    Kuran beni mutlu ve huzurlu yapıyor.Eminim bir çok insanada aynı duyguyu veriyordur.

    “Muhafazakar aileleriniz sayesinde böylesiniz.” demişsin
    nerden biliyosun ailemin muhafazakar olduğunu ?
    yoksa beni tanıyosunda çaktırmıyo musun ?

    Belki eski ateistim ? Olamadığımdan emin olablir misin? yada benim gibi düşünen eski ateistleri saymam mı gerekir senin için ?

    Bunun aileyle ilgisi falan yok anlıcan

    bence İslam dinine bu kadar karşı çıkmadan önce iyi bi araştır.Araştırarak hiç bişey kaybetmezsin. Eski ateist Engin Noyan nerdeyse 12 sene Kuran’ı araştırmış.Her kafasına takılanı iyice araştırmış bu 12 yılını almış düşün.Bence ne yap ne et onunla irtibata geç dediğim gibi hiçbişey kaybetmezsin ama ona sor bakalım neden islamı seçmiş.Nasıl sorularının cevabını almış.İnanmayan inanmasın ama başkalarının kafasını karıştırmasın YALAN YANLIŞ KONUŞMASIN!!!

  20. Oğuzhan
    Ocak 17, 2010, 9:49 am

    Ayrıca sen İslamı eleştiriyorsun bense sana eleştirilerinin yanlış ve asılsız olduğunu söylüyorum ve gösteriyorum. Bundan doğal ne olablir?

  21. Fettullah Gülen'in gözyaşı
    Ocak 17, 2010, 10:10 am

    Ben ezanı müzik olarak algılarım çünkü düz bir ses tonuyla okunmuyor makamlara göre okunuyor.Bunu bilmediğin için senin bana yaptığın gibi seni ayıplamayacağım bunu bilmiyor olman benim komiğime gitmiyor.Hatta buraya da yazayım.

    Sabah Ezanı (Saba Makamı)
    Öğle Ezanı (Rast Makamı)
    İkindi Ezanı (Hicaz Makamı)
    Akşam Ezanı (Segah Makamı)
    Yatsı Ezanı (Uşşak makamı)
    Cuma İç Ezan (Hicaz Makamı)
    Cuma İç Ezan (Rast Makamı)
    Sala (Hüseyni Makamı)

    Senin beni kandırmadığından bu kadar emin olman beni düşündürdü ve araştırmaya teşvik etti.Evet çok bencilsin çünkü saldırganlık eğilimi doğuştan olan insanları cehennem gibi bir yere layık görebiliyorsun.

    Son olarak , ailen muhafazakar olmasa bile sen de birilerinin etkisi altında kalarak müslüman oldun.Çevren müslümanlarla değil de budistlerle dolu olsaydı yine de müslüman mı olacaktın ? Janos’un bununla da ilgili bir yazısı var.

    https://meraklininguncesi.com/2009/05/26/ben-bir-muslumanim-cunku/

    Müslüman olmak için zaman kaybetmeyeceğim, ben tanrı varsa tarzının müslümanlar gibi olduğunu sanmıyorum.Eğer cennet de dediğiniz gibi gerçekten varsa orda sizlerle zaman geçirmek istemezdim zaten.İyi eğlenceler.

  22. Ahmet_
    Ocak 18, 2010, 6:09 am

    Gördüm ve yazmadan geçemeyeceğim;

    Ezan evet belli makamlara göre okunur ama bunun nedeni onun müzik olması değil belli bir düzen içinde okunmasının sağlanmasıdır. Ezanın temel özelliği onun makamlı okunması değil, namaza çağırmasıdır.

    “Bu mu sizin tanrınızın müzik anlayışı” yazarken ciddi olmadığını umuyorum çünkü Allah bize ezanın notalarını verip buna göre okuyun dememiştir. Bunu biliyorsan ezanın Allah’ın müzik zevkiyle uzaktan yakından alakası olmadığını da biliyorsundur. Ve kaldı ki ezanın makamının belirlendiği zamanlarda insanların müzik zevki ne kadar gelişmişti? Zamana göre makamını değiştirsek ezanın, demet akalın şarkılarının moda olduğu şu günlerde ezanın bi ciddiyeti kalmaz. 😀 Ve zaten ezanın sözlerinin anlamlarına bakarsan sade bi okunuşun daha yerinde olacağına kendin de kanaat getirebilirsin..

  23. Ocak 18, 2010, 6:55 am

    E artık pes diyorum; Allah’ı inkar etmekteki aklınızı birazda düşünmek için kullansanız hiç fena olmaz..
    Aslında siz ne kadar inkar etsenizde Allah’ın varlığını kabul ediyorsunuz..Kendinizi kandırmayın..eninde sonunda hepimiz ona döndürüleceğiz e hadi kudretiniz varsa ölümede karşı çıkın topraktan yaratıldığınızıda inkar edin…

  24. Fettullah Gülen'in gözyaşı
    Ocak 18, 2010, 8:15 am

    keşke allah size notalarını verip buna göre okuyun deseymiş.

  25. Fettullah Gülen'in gözyaşı
    Ocak 18, 2010, 8:26 am

    keşke size notalarını verip buna göre okuyun deseymiş.ne kadar da düşüncesizmiş ben olsaydım biraz daha düşünceli davranırdım,kimsenin uykusunu bölmezdim.ezanın zaten benim için bi ciddiyeti yok.adamın biri rüyasında görmüşmüşte peygamber bilalin sesi daha uygun demişmişte.

  26. Ahmet_
    Ocak 18, 2010, 9:53 am

    Ne kadar saçma sapan şeylere takılıyosun ya! Biraz mantıklı yaklaş. Sen aslında ateist bile değilsin. Ateistler en azından biraz daha mantıklı yaklaşıyor. Allah ezanın makamını beğenmeyip “değiştirin, alın bu notalarla okuyun” diyecek kadar sabırsız olsa, insanların müzik zevkine kadar herşeye kendi karar verecek olsa insana irade vermezdi hatta ateistleri bu dünyada yaşatmazdı bile! 😀

    Ha bu arada “ne kadar da düşüncesizmiş ben olsaydım biraz daha düşünceli davranırdım” diyerek önceki mesajlarından birinde yazdığın “İnsanlar gibi karar veren bi tanrının varlığına inanmıyorum” cümleni de kendi kendine çürütmüş oldun! 😀

  27. Fettullah Gülen'in gözyaşı
    Ocak 18, 2010, 10:27 am

    ateist değilim,ateistler de sizden daha mantıklı düşünüyor evet.o kitap da muhammedin ürünü zaten o yüzden varsa bile insanlar gibi karar verdiğine inanmıyorum.artık laf yetiştirmek için enerjimi tüketmeyeceğim.çünkü gerçekten de dünyada geniş anlamda adaletin sağlanması mümkün değil.

  28. Agnostik
    Ocak 18, 2010, 11:15 am

    Kendinizi kandırmayın diyen arkadaş!

    1) Sence biz manyak mıyız ki cehennemde yanacağımızı bile bile müslümanlıktan çıkalım. Müslümanlığın %100 yanlış olduğunu idrak ettiğimiz için dinsiz olduk biz. Zaten %1 şüphemiz olsaydı, ya gerçekse diye korkar ve müslümanlıktan çıkmazdık.

    2) İnsanların ölmesi ahiretin var olduğu anlamına gelmez. Yani ölüme çare bulamamam senin haklı olduğunu göstermez.

    3) Yaratıldığımı inkar ediyorum. Hele hele topraktan yaratıldığımı hepten inkar ediyorum. Çünkü Tanrı olsaydı eğer bizi yaratmak için toprak kullanmazdı. Ayrıca vücudundaki maddelerin çoğusunun toprakta buluması senin toprak olduğun anlamına gelmez. Vücundunda bulunan elementler topraktan başka hamurda, ağaçta, kömürde, havada, suda vb. çoğu materyalde de bulunur. Nasıl ki havadan, sudan, taştan ve hamurdan yaratıldık veya biz bu maddeleriz diyemiyorsak; aynı o şekilde topraktan yaratıldık veya biz toprağız diyemezsin.

  29. Ocak 19, 2010, 7:54 am

    Agnostik size…

    vay vayyy ve gene vay vay halinize diyorum; demek ki herşeye bulacak bir cevabınız var öylemi?
    Tabi siz akıllı mantıklısınızya müslüman olanlar yada diğer dinlere mensup olan herkes akılsız ve boş şeylere inanıyorlar öylemi?
    dünyada birtek ataistler akıllı öylemi? vay be kim vermişki size bu kadar zekayı ve aklı…
    hım tabi unutmuşum;sizde insansınız sonuçta bir baba ve anneden dünyaya teşrif ettiniz dolayısıyla sizin yaratıcınız bu durumda anne ve babanız! sizin pencerenizden bakarsak tabiki!!…merak ediyorum anne ve babanızda sizin kadar akıllımı? sizde bu kadar akıl olduğuna göre!!
    Diğer merak ettiğim şey, Müslümanlığın %100 yanlışları neymiş e hadi yanlışmışya size göre! siz o süper zekanızla ve mantığınızla hiçmi doğru bişey bulamadınız islam dininde… buraya yazdığınız biçok zırvada bile mantık ve doğru(size göre) bulup çıkaran sizler nasıl olduda islam dininde doğru ve mantık bulamadınız??
    Oysa islam dininde hiçbir soru cevapsız kalmaz. ha cevapsız kalan soru olsada o zaman inanç devreye girerki asıl sorunda bu zaten inanmak istemeyişiniz…unutmadan benimde size bir sorum olucak lütfen size en yakın bir yerde bir ayna bulup karşısına geçin ve kendinize uzunca bakın ve şöyle bir soru sorun; ben gerçekten Allah’ı inkar ediyormuyum? gerçekten Allah yokmu?
    iç sesinize güvenin eğer oda inkar ediyorsa vay halinize diyorum..hım şimdi siz herşeyi inkar ediyorsunuzya hani yokya!!Allah’ı peygamberleri ahiret gününü, ya öldüğünüzde hepsi gerçekse o zaman sizi kim kurtarıcak söylermisiniz??
    Toprağa karışan o üstün beyninizmi yoksa her şeye cevap bulan o dilinizmi???

  30. Agnostik
    Ocak 19, 2010, 10:03 am

    Annem babam ilkokul mezunu ben ise şu anda kaliteli bir liseye gidiyorum. Ben hiç bir zaman akıllı olduğumu iddia etmedim ama SBS sınavında yaşıtlarımın %99,7’sinden(1 milyon kişiden 3000. yim) daha iyi bir sonuç yapınca millet bana akıllı gözü ile bakmaya başladı.

    Enerji hiç bir zaman yok edilemeyeceği veya yoktan var edilemeyeceği için yaratma veya yaratılma denen kavramlara inanmıyorum. Yani beni evebeynlerimin yarattığını iddia etmiyorum. Ben sadece herkesin olduğu gibi sperm ve yumurta hücrelerinin birleşmesiyle oluşan hücrenin gelişmiş haliyim.

    İslam dininde çok doğru şeyler var fakat bunlar az sayıda. Ayrıca ilahi bir şey olduğu için tamamının doğru olması gerekir çünkü tanrıdan yanlış bir şey gelemez. Bir tane yanlışın bile olması bunun tanrıdan gelmediğinin göstergesi olur.

    Mantığımla düşününce Tanrının %99 ihtimalle var olmadığını düşünüyorum. Ama vicdanım bu %1’lik tanrı inancı yüzünden “Ateistim ben” dedittirmiyor bana. Bu yüzden agnostiğim.

    İslamdaki yanlışları bu yorumda anlatmama gerek yok çünkü bu sitedeki tüm yazılar islami yanlışlaı gösteriyor. Bu yanlışların çoğusuna verilen cevaplar var ama bu cevaplara dikkatlice bakarsan akıllıca olmadığını kavrayabilirsin.

    Ben herhangi bir dine ait insanların aptal olduğunu hiç bir zaman söylemedim. Benden kat kat daha akıllı müslümanların olduğuna eminim. İnsanların bir dine ait olmasındaki tek sebep yıkanmış bir beyin, döngüsel mantık ve korkudur. Akılsızlık aptallık değildir.

    Evet, ben dünya üzerindeki dinsiz olmayan her insanın yanılgıda olduğunu biliyorum. Bunda bana kızacak bir durumun olamaz çünkü sende dünya üzerindeki müslüman olmayan herkesin yanılgıda olduğunu zannediyorsun. Aramızda pek bir fark yok. Sen de ben de yaklaşık aynı sayıdaki insanın yanılgıda olduğunu düşünüyoruz. Sen 5999 tane dini inkar ederken ben 6000 tanesini inkar ediyorum.

    Ayrıca ya müslümanlık doğruysa demişsin. Peki ya hristiyanlık, satanizm, budizm, sikhizm, yunan mitolojisi, mısır tanrıları falan gerçekse. Ya sen öldüğünde Zeus, Ra, Cuvcuv, Thor, Spagetti Canavarı veya herhangi başka bir tanrı ile karşılaşırsan o zaman seni kim kurtarıcak. Yani demek istediğim bu işlerde ya şöyle olursa ya böyle olursa diye değerlendiremezsin.

  31. Ocak 21, 2010, 6:28 am

    Kusura bakma ama yazdıkların ve bu sitedeki inkar yazıları beni hiç etkilemedi etkileyemezde…Sen herşeye akıl ve mantık çerçevesinden bakıyosun; oysaki gerek dinde gerekse bilimde akıl ve mantıkla izah edilemeyecek şeyler vardır..dolayısıyla herşeye bu açıdan bakmak doğru değildir..
    Yukardaki yazında hristiyanlık ve diğer zırvalardan bahsetmişsin..Hristiyanlığı diğer yazdıklarınla aynı kefeye koyamazsın çünkü oda yaratıcıdan peygamber vasıtasıyla gelen bir dindir..ha diğer yazdığın şeylere dönersek bana göre onlar sadece insanların uydurduğu insan menşeli zırvalardan ibarettir..

    Yukardaki yazında gene vicdanın yüzünden %1′lik Allah inancının olduğunu yazmışsın düşün bakalım eğer gerçekten Allah yoksa neden vicdanın seni rahatsız ediyor %1′lik bile olsa bu Allah’ın varlığının delili değilmidir??
    Ayrıca sen ne kadar islamı araştırdın ki az doğru ve çok yanlışlarının olduğunu düşünüyosun..Eğer yanlışlar varsa bile bunlar insanların sonradan çıkarmış oldukları hurafelerden ibarettirki bunuda Allah’a maledemezsin…Şüphesiz Allah doğruyu bilendir…Peki söylermisin Kur-anı Kerim 1400 yıl öncesinden nasıl dünyanın yuvarlak olduğunu, çekim yasasını daha bir çok şeyi haber veriyorken bunun insan uydurması bir kitap olduğu yanılgısına nasıl düşüyorsunuz madem akıllısınız düşünün bakalım 1400 yıl önceki insanlar bunları nasıl bilebilir ve kitap yazabilir…Sen ne kadar akıllı olsanda 1400 hatta 2000 yıl sonra ne olucağını söyleyebilirmisin hayal bile edemezsin 2000 yıl sonra ne olucağını öyle diymi??
    Onun için mantık oyunlarını ve aklınızın yanılgılarını bir kenara bırakıp doğruya ve hakka yönelin…

  32. first lady
    Ocak 22, 2010, 5:05 am

    ‘kendinizi kandırmayın’a katılıorum bide bişiey sorucam yaa bu metni yazanlar we buna inanıp cvp yazanlar gerçekten sizi başka biri mi yarattı kime inanıosunuz siz?

    (Niceleri geldi , neler istediler,
    Sonunda dünyayı bırakıp gittiler:
    Sen hiç gitmeyecek gibisin , değil mi?
    O gidenler de hep senin gibiydiler)……………

  33. Agnostik
    Ocak 22, 2010, 8:27 am

    Kuranın hiç bir yerinde “Üzerinde yaşadığınız yer yuvarlaktır.” veya “Üzerinde yaşadığınız yer size bir çekim kuvveti uygular.” gibi ayetler geçmez.

    Bazı akıldan hastalığı olan insanlar;
    “Allah geceyi gündüze dolar, gündüzü de geceye dolar”
    “Kasabaların halkı, geceleri uyurken onlara gelecek baskınımızdan güvende midirler? Yahut kasabaların halkı, kuşluk vakti eğlenirken, baskınımızın kendilerine gelmesinden güvende midirler?” gibi ayetlerden, Kuran’da dünyanın yuvarlak olduğunu yazdığını çıkarabiliyor.

    Bir başka grup manyak insan ise;
    “Hayır o sinenlere yemin ederim. Akarak yuvalarına girenlere.” ayetinden dolayı kuranda çekim kuvvetinin yazdığını idddia ederler.
    Yani İslamda geçen sözde mucizelerin hepsi fos mucizeler senin anlayacağın.

    Tanrı inancına sahip olmakla ile müslüman olmak aynı şeyler değildir. İçimde tanrının olabileceğine dair %1lik inanç var ama müslümanlığın gerçek olabileceğine dair hiç bir inanç yok. Yani bana göre “Sihirli Annem” dizisi ne kadar gerçekse müslümanlık da o kadar gerçektir.

    Ayrıca bilimin mantıkla açıklayamayacağı hiç bir şey yoktur. Sadece henüz bilinmeyen şeyler vardır ve onlar da bir gün elbet bulunacaktır.

    Gerçek hayatta mantıksız şeyler göremezsin. Mantıksız bir şey gerçek olamaz. Akıl ve mantık demek gerçekler demektir. Herşeye akıl ve mantık çerçevesinden bakmazsan gerçekleri göremezsin. Ayrıca dinin mantıksız olduğunu sen de kabul etmişsin daha ne diyeyim sana.

    Bizim mantık oyunlarına kandığımız falan yok. Tam tersi kuranda dünyanın yuvarlak olduğunun yazması gibi mantık oyunlarına sen inanıyorsan sen mantık oyunlarıyla kandırılmışsın demektir.

  34. Kendinizi kandırmayın
    Ocak 22, 2010, 9:49 am

    Agnostik size…

    “İnkarcılar dediler ki: bu Kur’an’ı dinlemeyin, okunurken gürültü edin; belki bu suretle üstün çıkarsınız.”(Fussilet 26)

    Sizin gürültünüzde atalarınızdan kalma galiba onun için bu kadar sesiniz yüksek çıkıyor; ama ne yapsanızda asla başarılı olamıycaksınız Kur-an gerçeği her zaman sizin tezlerinizi çürütecektir… siz kabul etmesenizde…

    Yukarda verdiğin ayetlere gelirsek,kur-anı hiç okumadığın yada anlamadığın yerleri tefsirlerinden bakmadığın çok iyi anlaşılıyor..sana tavsiyem biraz daha araştır…zira hala kurtuluşun var; yüce Allah ona ortak koşmadığı müddetçe kullarını affediyor henüz geç değil kendine gel ve tevbe et…

    Bak yukarda kendinde kabul etmişsin bilimde hala açıklanamayan şeyler olduğunu,mantıkla açıklananlar olsada bu tatmin edici değildir elbetteki bilinmeyenlerde birgün bilinecektir eğer yaradan izin verirse herşey onun inayetinte..

    Ayrıca yazdığım şeyleri saptırma, ben dinin mantıksız olduğunu yazmadım
    dinde ve bilimde akıl ve mantıkla açıklanamayan şeyler vardır dedim bu senin yazdığınla aynı şey değildir küçücük farkları bile ayırt edemiyosun
    yada öyle işine geliyor…

    Ayrıca müslümanlıkla kıyas yaptığın şeye bak bir tv dizisi bu nasıl bir anlayıştır ya; inan bazen yazdıkların beni güldürüyor ve üzüyor…
    Keşke daha geniş bir çerçeveden bakabilsen dünyaya hayata ve bu kadar inanan insanın neden inandığına burdaki zırvalarla doldurmasan dimağını ve kirletmesen inan senin adına üzülüyorum…

    Ayrıca vicdanın yüzünden % 1’lik Allah inancının olduğunu yazmıştın bu sevindirici senin adına; hiç inanmamaktan iyidir..buda demek oluyorki senden hala umut var… diğer yazında lisede okuduğunu yazmışsın bu demek oluyorki yaşın küçük sana kardeş tavsiyesi yada abla henüz geç kalmış sayılmazsın daha iyi araştır kulaktan dolma bilgilerle hem dünya hem ahiretini mahvetme…

  35. Kendinizi kandırmayın
    Ocak 22, 2010, 10:02 am

    Herkesin düştüğü kendi inançsızlık tuzağında
    Düşüncesini alkışlaması ne de aptalca!
    Eğer İslâm teslim olmaksa Allah’a,
    Hepimiz doğuyor ve ölüyoruz İslâm’da. (Goethe)

  36. Agnostik
    Ocak 23, 2010, 3:28 pm

    Bilimde mantıksız şey yoktur, keşfedilmemiş şeyler vardır. Keşfedilmemiş şeyler tabiki olacak, 😀 ne sandın her şey bir anda keşfedilebilirmi, tüm bilgiye bir anda ulaşılabilir mi? Yavaş yavaş tüm keşfedilmemiş şeyler elbet bir gün keşfedilcek.

    Fakat dindeki bu mantıkla açıklanamayan şeyler asla açıklanamayacak. Çünkü müslümanlık kendini geliştiren, evrimleşen bir yapıya sahip değildir. Bu yüzden dindeki mantıkla açıklanamayan şeyler asla açıklanamayacaktır.
    Ayrıca mantıkla açıklanamayan şeylere bizim orda “mantıksız” denir.

    ESPRİ:
    Dinsizleştiricileştiremeyebileceklerimizdenmişsinizcesine davranmayın lütfen 😀

  37. Agnostik
    Ocak 23, 2010, 3:34 pm

    Bu sitede yazılanların neresi kulaktan dolma bilgiler söylermisin. Adam açıklaya açıklaya, kanıtları gözümüze soka soka yazılar yazıyor ve sen bunlara kulaktan dolma bilgiler diyorsun. Ayrıca bir kaç kişi, karısını aldatırken yakalanan adam gibi, durumu düzeltmeye çalıştı (noname mesela) ama biraz daha ıkınsalardı başka şeyler çıkacaktı vallahi.

  38. KENDİNİZİ KANDIRMAYIN
    Ocak 23, 2010, 4:26 pm

    Sana ne diyim bilmemki beni bir kez daha güldürdün ve hayal kırıklığına uğrattın; hayal kırıklığımın nedeni seni akıllı sanmamdı neyse yapıcak bişey yok…:)Benim yazdıklarımı hala anlamayışın ve saptırışın gerçekten enteresan buda bazı gerçeklerden kaçmak için bir yol olsa gerek…

    Müslumanlığın kendini geliştiremeyen bir din olduğunu yazmışsın;islamı biraz araştırma zahmetine girsen kur-anda her türlü bilginin olduğunu ve kur-anın her asra hitab ettiğin anlıycaksın

    Tevrat ve İncil belli bir kavme hitap ederken, Kuranın hitabı ise bütün insanlığadır. ( Tevrat genel olarak israiloğullarından , İncil ise Hz. İsa’nın hayatından bahsetmektedir. ) Kur’an ise daha ilk suresi olan Fatiha’da gayenin insanlığı dosdoğru bir dine , sırat-ı müstakime çağıran davet olarak karşımıza çıkmaktadır

    Burdaki bilgilerin kulaktan dolma ve saçma şeyler olduğunu yineliyorum…
    çünkü kanıt dediğin şeyler sadece bu yazıları yazan kişinin kafasında ürettiği doğruları ve bunu kabul ettirmeye çalıştığıda aşikar…ayrıca sizin gibi insanlarda onun doğrularını bu kadar savunduğuna göre başarmışda malesef…

    gelelim esprine hiç komik değildi madem yaratıcıyı inkar ediyosun; daha yaratıcı bir espri yapabilirdin…:)

    VE AYRICA FARKINDAMISIN AMA YAZININ EN SONUNDA YARATICIYI ŞAHİT TUTARIM MANASINA GELEN VALLAHİ KELİMESİNİ KULLANMIŞSIN BU NE TEZAT BİR DURUM HEM İNKAR EDİYOSUN HEMDE YARATICIYI ŞAHİT TUTUYOSUN………

  39. KENDİNİZİ KANDIRMAYIN
    Ocak 23, 2010, 4:44 pm

    Ayrıca sana bir kitap tavsiye ediyorum…

    Ünlü İngiliz felsefeci Antony Flew’un “YANILMIŞIM TANRI VARMIŞ!” kitabı umarım alıp okursun… umarım alma ve okuma cesaretin vardır…

  40. MEHMET ALİ
    Şubat 6, 2010, 2:46 pm

    biz tatlı suyla tuzlu suyu salıverdık onlerınde bır bent vardır onlar onu asla asamazlar.hala gormeyecekmısınız .ornegı cebelı tarık bogazındadır.gıdın arastırın fıravunu ınceleyın hala anlamıyorsanız ben nedıyebılırım kı ALLAH ISLAH ETSIN yok yıne olmazsanız Allah HER SEYI BILIR VE GORUR AMİN…

  41. Bir Dost
    Şubat 7, 2010, 2:40 pm

    Mehmet Ali sanirim asagidaki iki sureden bahsediyorsun:

    (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar’(Rahman Suresi 19. ayet)
    (Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar.’ (Rahman Suresi 20. ayet)
    (Sureler Diyanet’in web sitesinden)

    Denizin suyu nasil aci olur konusuna her zamanki “Arapca’da o oyle ama bu demektirde, birbirine gore aci tatli vs.” tartismalarina girmek istemedigim icin deginmiyorum bile ama Islam dunyasinin yaptigi iliskilendirme zaten bastan yanlis.

    Aci ve tatli olayi aciklandi diyelim, Cebeli Tarik Bogazi’ndaki durum ise sizlerin sandiginin tam tersi yani sular karisiyor. Enteresanlik fizikteki yuzey gerilimi teorisiyle aciklaniyor ki yuzey gerilimide sadece o bogazda yasanmiyor. Eminim internetten kolayca yuzey geriliminin ne oldugunu bulabilirsiniz.

    Zaten at gozluklerinizi cikarip baktiginizda atomlari ayni olan iki sivinin, bu durumda tuzlu su ve biraz daha tuzlu su oluyorlar, karismamasinin mumkun olmadigini sizde gorursunuz ama “ya bu nasil olur” diye arastirmak yerine “oyleymis, hocam oyle soyledi” demek ve koru korune inanmak daha basit elbette.

    Bu iki surenin yuzey gerilimiyle uzaktan yakindan alakasi olmadigi icin bence “sular karismiyor ve Kur’an bunu onceden bildi” konusunu unutun, hic duymamis ve bilmiyormus gibi yapin ki gulunc duruma dusmeyin.

  42. bornova
    Şubat 11, 2010, 8:57 am

    simdi ben alaha inancim olan ve hiristiyan biri olarak bana sunumu diyorsunuz hersey koskoca biryalan peygamberler yalan anlatilan kitaplar yalan incil kuran ve tevrat yalan peki biz nerden geldik bizler birer raslantimiyiz diyelimki raslantiyiz tanri yok birazda evreni gordumuzde olaylarin ust uste olmasi sanis sa ozamnan binbag deneyini bir turlu anlayamadilar halan belcikada cevirip cevirip duruyorlar atomu ama hicbirsey yok bir kitap okumustum kitapda raslantilar dan basediyordu peki diyelimki raslantiyiz hic birsey deyiliz neden baska gezegenlerde raslantilar yok veyat neden bukadar duzenli calisan bir evren deyiz neden neden sorusu cokk ben suna inaniyorm eskiler derdiki ne yaparsan ne kotuluk yaparsan gunun birinde cesasini bu dunyada gorursun bu olay doru arastirmaci kardesim sumerlileri orendik bize hindistandaki tanrilari anlat arastir bakalim ne bulucaksin karsina ne gelicek onlarin dini daha bizimki incil tevrat ve kuran yoken onlarin tanrilari vardi hadi git arastirbakalim ne bulacaksin sabirla bekliyorum yazilarini takip ediyorum enteresan seyler yaziyorsun bunuda soyleyeyim tesekurler

  43. deniz26
    Şubat 11, 2010, 9:48 am

    gecenlerde bir yerde ayni sizin yazilariniz gibi bir yasi okudum yazida su yaziyordu hz mohamet turk tu sumerliler turk topluluguydu
    simdi yazim size deyil irk cilik kadar kotu ve lanet birsey yok gecen lerde firansada belediyiyeden hanima kimlik cikarmak icin siraya girdim tabi numra alip sonra yukari cikiyorsunuz yanliz sunu aciklayayim ben firansiz vatandasiyim herneyse ogulum2 yasinda olumal sen yukarda bekle ben numarayil alip gelicem dedim hanimma oda oglumu alip yukari cikti onumde 30kisi vardi bekledim bana sira geldin de bir bayan kisa boylu birbayan orada calisan birbayan bu bana nicin geldin dedi bende gayet kibarca dedimki ben kimlik uzatmak icin geldim deiki sizin icinmi hayir dedim hanima oda dediki car gelsin deimki yaninda cocuk var usumesin diye yukarda bekliyor dedim aynen serit sekilde car gelsin tama dedim haklisiniz cariyayim dedim arkamdan bagirarak dediki tekrar siraya gir tabi ben cogugumu alip karimla tekrar siraya girdim sonra sira bize geldi koyun surer misgibi bize al dedi ben de dedimki bayan isterseniz tekrarsiraya gireyim dedim
    sonra yukari ciktik icerdeki bayan uzaktan tanidim biri 30daka gecmeden bizi carip dosyayi verdim iceri o anda yine o aksi kadin yine geldi beni rencide edercesine bak sikayet ediyorsun ama baskasanini sirasini aldin dergibi bagirdi beni once alan bayanda dediki cocuk durmuor diye beyfendiyi aldim once dedi tabi bagirarak konustu sahseyetsiz bayan simdi ben orada sunu gordum bana yapilan bir haksiz lik var ama eliniz kolunuz bagili cunki hanimima oturm vermezler veyat zorluk cikarirlar simdi size soruyormum irkcilik veyat kendi irkiniz diyip dunyada bunca insanhaklarina hakaret edilirken ben nasil irkim deyip hzmohamt turk olsa nolur arap olsa nolur sonucta insan ve insaniz irkki one surenler ve irkcilik yapanlar birgun dunaya sizin istediniz gibi olmayacak insana insan oldugunu alhin kulari olarak onu basarirsak dunyada kotuluk kaybedecek iyilik kazanicak bu tanri da olabilir veyat estlik ilkeside olabilir veyat ta sol dusunce de olabilir basaricaz elbete

  44. sadık
    Şubat 22, 2010, 10:42 am

    selam hidayete tabi olanlara.Allah ı tartışıyorsunuz? Görünmüyen bir Allah olurmu? Allaha şekil ve şema atfıdıyorsunuz? 1] ihlas süresi 1-4 ayetleri buna delildir.Örneğin ayak ve dişinizde ağrı var ama göremiyorsunuz? Beyniniz var ama içindeki aklınızı göremiyorsunuz? Neden? 2)Kadının Hz Ademin kaburgasından yaratıldığını? Fakat Nisa süresi1.Ayet te(1- Ey insanlar, Rabbinizden korkunuz. Ki O sizi tek bir kişiden türetti, o tek kişinin eşini de kendi özünden yarattı, sonra bu çiftten çok sayıda erkek ve kadın meydana getirerek yeryüzüne yaydı. Karşılıklı dileklerinizi adına bağladığınız Allah’tan ve akrabalık bağlarını çiğnemekten sakınınız. Hiç kuşkusuz Allah sizi sürekli gözetmektedir.) Yani aynı özden,yani ikiside eşittir. 3)Peygamberin evliliğinden bahsetmişsiniz.peygamberlik peygambere geldiğinde köle soylu,zengin fakir ayırımr vardı.Kadınlar elbise gibi değiştriliyordu.Kadın hakları yoktuvb..?

  45. pardalyan
    Şubat 24, 2010, 12:17 pm

    inanan kardeşlerim… insan en çok kendisine yalan söyler. bize yalan söyleyin hiç sorun değil. ama kendinize söylemeyin.

    şimdi hangi akıllı insan ölülerin yeniden ete bürüneceğini biraraya geleceğini felan manalı bulur,… yalan abicim yalan.. derin derin uyuyorsunuz… tık tık tık … uyanın abicim

    şimdi ben bi adam gelse de bize deseki ben allahla konuştum, bana sen peygambersin, insanlara söle senin dediklerini yapsınlar dedi… ne deriz…? ben hass..tir derim

    iyi iş ha… hayır yiyecek salak varsa ben talibim peygamberliğe… hem 10-15 karı alırım, sonra zekat diye bişey uydururum bir payını ben alırım, yan gelir yatarım… salaklar da çalışsın dursun…

    var mı öle salak… kaldı ki adam ölürken ne demiş… ” ben sadece size nasihat ettim”..

    ALLLLOOOOO…. UYANIN ABİCİİİİMMM…. UYUMAYIIIIN… HER ŞEY GİBİ BU İŞ DE RANTLA ALAKALI… UYANIN… YADA UYANMAYIN. MEMLEKETE SALAK DA LAZIM

  46. pardalyan
    Şubat 24, 2010, 12:25 pm

    hayır… bide şu ayşenin olayı var biliyosanız… valla pembe dizi gibi… dur analatayım;
    şimdi ayşe muhammedin karısı… tutturuyo ben de savaşa gelecem diye… savaş bitiyo, herkes toplanıyo ve gidiyo, geri döndüklerinde bi bakıyolar ayşa yok… arama tarama felan… yok allah yok,
    sonra iki gün sonra ayşe bir bedevinin terkesinde geliyo… soruyolar niye diye… ben kolyemi kaybettiydim, onu ararken siz gitmişsiniz, sonra bu bedevi beni buldu getirdi diyo

    e tabi insanlar salak değil… başlıyolar ooo ayşe xxx felan diye konuşmaya… he he … insan işte …

    tabi muhammed kaldıramıyo bu muhabbeti… sonra ayet geliyo (!!!) ayşe masumdur felan diye (uzun uzun yazardım ama manası bu) üstelik inanmayan da dinden çıkar diyo…

    sonra (işin komik yeri bu) bi ayet daha geliyo ” eğer bi günah işlerseniz ve kimse görmezse, içinizde tutun diye… pu hahahahah

    abi benim bundan anladığım şu; muhammet böle söylentileri kesmek istemiş ama sonra dan ya ayşe kalkarda “he verdiydim ” derse ne olacak diye kasmış… şimdi siz ayşenin gerçekten allahın dağında kocası 60 yaşındayken taş gibi bedevi ile 2 gece öle masum masum durduğuna inanıyormusunuz? efenim?

  47. Kendinizi kandırmayın
    Şubat 24, 2010, 4:32 pm

    pardalyan bu ne ahlaksızca konuşma uslubudur böyle yazıklar olsun size ve sizin gibilere…

    Kendinize saygınız yok belli bari inanan insanların değerleriyle alay etmeyin…madem hakaretten anlıyorsunuz ve tarzınız bu ” o kadar dar beyinlisinizki daha fazlasını anlamaya kapasiteniz yetmiyo ” neyse size ve sizin gibilere cevap yazmaya bile değmez ama hakaretleriniz beni çileden çıkardı…ortalık sizin gibi kendini uyanık sanıpta uyuyanlarla dolu asıl siz uyanın ve artık hakikatleri görün ….

  48. sadık
    Şubat 25, 2010, 5:37 am

    selam hidayete tabi olanlara sayın parlayan şahız fazla parlamayın iyi değil alay ve hakaret müslümana yakışmaz siz nasıl istiyorsanız öyle yapın ama birgün hesp vereceksiniz….? dirilmeyi inkar ediyorsunuz? benden size tavsiye kolunuz üzerindeki deriyi soyun ve bekleyin yeni bir deri oluşacak bunuda inkar edin…?

  49. pardalyan
    Şubat 25, 2010, 12:10 pm

    ya ben kimseye hakaret etmedim ki… sadece olanları anlattım… bide benim nick im michel zevagonun kahraman tiplemesi PARDALYAN … parladığım felan yok yahu…
    şimdi benim yazımda neresi hakaret? yazdıklarım olmuş abicim… sadece ben biraz halk dili ile söyledim. olay vuku bulduğunda ayşe 18-19 yaşında ve 10 yıldır kadın (???) ben ne dedim yahu… yoksa… yoksa peygamber dediğiniz (bana göre çok zeki bir insandır o ayrı) şahıs 9 yaşında kızla yatağa mı girmiş??? aaaa… evet öle… ne olmuştu hatırlayalım biraz… ayşe altı yaşında muhammede nikahlanır, ama malum daha o işe müsait değil… ondan dolayı kendi evinde kalıyo… (oha dedirtecek ama) bi gün salıncakta (evet salıncakta) sallanırken kız adet görür (9 yaşında) anası hah der… sen oldun… sonra götürürler muhammedin evine … işte gelinin derler…
    ya lütfen ya… bunu yapan adama iyi diyene ben salak dediysem çok mu? bunu da hakaret olarak almayın lütfen… ben sadece hulüsi kalple inanalara salak diyorum yanlış anlaşılmasın; yoksa münafıklar zeki sayılırlar 🙂
    benim kızdığım ne biliyo musunuz? yazık o ayşeye… kıza yazık olmuş…

  50. pardalyan
    Şubat 25, 2010, 12:20 pm

    bi de şu dirilme olayı var… bak şimdi canım kardeşim… derinin atından deri çıkar çünkü alttaki deride canlılık vardır… şimdi senin dedenin dedesinin dedesinin yok olmuş cildi ile benim cildim bir değil… sen hiç ölüp üstünden 100 yıl geçipte ete kemiğe bürünmüş birini gördün mü? ben görmedim. olmaz öle şey… neden mi? çünkü bilime aykırı…
    abi benden size bir tavsiye. boş bir odaya gidin. oturun. kimse olmasın. ve ben size orada bir ayı olduğunu söyleyeyim. siz nerede deyin. bende sana göremezsin o görünmez diyeyim… ama orada diyeyim… ya allah (!!!! :)) aşkına bana ne dersiniz…
    ALOOOOO UYANIN BABAM UYANIN… yemeyin bu numaraları..
    bu konuda benim bi teorim de var… bence bu din denen şeyi zenginler uydurmuş, neden mi? çünkü fakirin bi hakkını savunmuyo… mesela ÇALMAYIN emri… ülen adamın bi malı yoksa çalınmaz ki zaten… yada başkasının karısına sarkmayın… adamın karısı yoksa kim sarkcakki… yada hakkınıza riayet edin… yahu adama hak mak veren yok ki, kim hakkını çiğneyecek… dikkat buyurun sevgili müminler bunların hepsi zenginleri korur… çünki herkesin başına bir polis koyamazsın ama herkesin içine vicdan koyabilirsin. böylece o salağa(:)affedin dayanamıyorum) “ölünce seninde olacak canııımmmm” der sömürürsün… ahhh ahhh… takdir ediyorum aslında bir nihilist olarak bu dini uyduran zatı şahaneyi… yani daha büyük bir dümen düşünemiyorum he he he

Comment pages
1 2 3 5
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: