Başlangıç > Dinler > Tarihteki En Ünlü Epilepsi Hastası

Tarihteki En Ünlü Epilepsi Hastası


Hipokrat, M.O. 400 yılında “On the Sacred Disease” (“Kutsal Hastalık Üzerine”) adıyla epilepsi üzerine ilk kitabı yazmistir. Insanligin bu hastaligi anlamasi icinse henuz bir 2400 yila daha ihtiyaci vardir. Bu hastaliga sahip olanlar ya seytanla ozdeslestirilecek veya tanrisal guce ulastigina inanilip peygamber sifatiyla takip edileceklerdir. Epilepsiyi beyin rahatsızlığı olarak tanımlayan Hipokrat, bu hastalığın, genel görüşün aksine, Tanrılardan gelen bir lanet olmadığını ve bu hastalığa yakalanan insanların “peygamberlik” gücüne sahip olmadığını iddia etmiştir. Pek tabii bu görüşüne halkı inandıramamış, Mezopotamya ve Yunan diyarlarinda bu hastalığa sahip olanları, rahipler, dualar ve ritueller ile seytanlardan arındırmaya çalışmıştır. 2000 yil sonraysa halen Avrupa’da bu hastaligin belirtilerini gosteren kadinlar, cadi diyerek yakilacaklardir.

Tarih boyunca peygamberler, bazı kutsal liderler, filozoflar ve sanatçılar bu hastalıktan muzdarip olmuşlar, ama bir yandan da bu hastaligin nimetlerinden(!) bolca faydalanmislardir. 19. yüzyılın en ünlü epilepsi hastası ve -kisisel fikrim- insanlık tarihinin de en büyük yazarı Fyodor Dostoevsky, epileptik nobetlerin, yaratıcılık kalitesine yönelik olumlu etkileri olduğunu iddia etmiştir. İnanılmaz bir duygusal coşku ve zamanın durması olarak tanımladığı nobetlerin, İslam’in peygamberi Muhammed’te de benzer olduğunu söyleyen Dostoevski, “muhtemelen Muhammed de buna benzer zamanlarda Allah’in mekânlarını gezdiğini söylemiş ve bunu, bir sürahi suyun boşalmasindan daha kısa sürede gerçekleştirdiğine inanmıştır.” demiştir.

Tarihte bilinen ünlü epilepsi hastalarından bir demet sunayım sizlere:

Aristo, Socrates, Van Gogh, Charles Dickens, Niccolo Paganini, Jean-Jacques Rousseau, Blaise Pascal, Molière, Michelangelo, Leonardo da Vinci, Alexander the Great, vb… Ama en ünlüsünü yazının sonuna bırakıyorum, teşhisini siz koyun, bakalım koyabilecek misiniz… 😉

Peki, analize devam edelim, nedir epilepsi, veya halk arasinda bilinen adiyla sara hastaligi?

Epilepsi, nörolojik bir rahatsızlık olup sinir sistemini etkiler. Genellikle 2 nöbetten sonra diagnoz edilebilir. Çoğunlukla sebebi bilinmese de beyin travmaları sonucu olusabilecegi veya genetik olarak sonraki kusaklara aktarildigi düşünülür. Beynin korteks bölgesindeki geçici elektrik fonksiyonu değişimleri, hastanın davranislarindaki ani değişimlere neden olur ve bu anı değişimler nöbet olarak tanımlanır. Nöbet öncesi, nöbet anı ve nöbet sonrasında farklı davranışlar ve yan etkiler gözlemlenmiştir. Bunlardan en bilinenleri şöyle listelenebilir (epilepsy.com):

Nöbet öncesi:

  • Tuhaf sesler duymak
  • Tuhaf duygular yaşamak
  • Korku ve panik
  • Zevk verici duygular yaşamak
  • Düşünceler fırtınası yaşamak
  • Baş Ağrısı
  • Sersemleme

Nöbet anı:

  • Baygınlık
  • Zihin karışıklığı
  • Kendinden geçme
  • Korku ve panik
  • Konuşmada zorlanma
  • İstem dışı geviş getirme ve dudak kıpırdatmak
  • Ağız şapırdatmak
  • Terlemek
  • Titremek
  • Kalp atışlarında hızlanma
  • Vücut dışı (fizik ötesi) deneyimler yaşamak
  • Nefes alış verişlerde zorlanma

Nöbet sonrası:

  • Hafıza kaybı
  • Zihin karmaşıklığı
  • Şaşkınlık
  • Korku
  • Susama
  • Bitkinlik
  • Depresyon

Gelelim teşhisini sizin koyacağınız hastamizdaki belirtilere… (Aşağıda listeleyecegim hadisler sahih hadisler olarak bilinir ve gerçekliği tüm İslam alimlerince kabul olunur.)

(râvi: Ümmü`l-mü`minîn Âişe) (Sahih Buhari’den)  (Not: râvi, “rivayette bulunan kisi” anlamina gelir)

Şöyle demiştir: Hâris b. Hişâm radiya`llâhu anh Resûlu`llâh salla`llâhu aleyi ve sellem`den: “Yâ Resûllâ`llâh, sana vahiy nasıl gelir?” diye sordu. Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Ahyânen bana çıngırak sesi gibi gelir ki bana en ağır geleni de budur. Benden o hâl zâil olur olmaz (Meleğin) bana söylediğini iyice bellemiş olurum. Ahdânen Melek bana bir insan olarak temessül eder. Benimle konuşur. Ben de söylediğini iyice bellerim. -Âişe radiya`llâhu anhâ der ki: Resûl`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`i soğuğu pek şiddetli bir günde kendisine vahiy nâzil olurken görmüşlüğüm vardır. (İşte öyle soğuk bir günde bile) kendisinden o hâl geçtiği vakitde şakaklarından şapır şapır ter akardı.

(râvi: Ubadetu’bnu’s-Samit) (Muslim, Hudud 13, 1690. H. Ebu Davud, Hudud 23, 4415; Tirmizi, Hudud 8, 1434.)

Ubadetu’bnu’s-Samit (radiyallahu anh) anlatiyor: “Resulullah (aleyhissalatu vesselam)’a bir vahiy geldigi zaman, vahiy sebebiyle onu bir gam ve keder alir, yuzunun rengi ucardi. Bir gun Cenab-i Hakk yine vahiy indirmisti ki ayni han onu sardi. Keder hali acilinca: “(Zina haddiyle ilgili hukmu) benden alin. Allah onlar hakkinda yol kildi (yani cok acik sekilde had beyan etti): Bekar bekarla zina yapmissa cezasi yuz sopa ve bir yil surgundur. Dul dilla zina yaparsa yuz sopa ve recm’dir.”

(râvi: Ibnu Abbas) (Buhari, Tefsir, Kiyamet 1, 2, Bed’u’l-Vahy 4, Fedailu’l-Kur’àn 28, Tevhid 43; Muslim, Salat 147, (448); Tirmizi, Tefsir, Kiyamet, (3326); Nesai, Salat 37, (2,149,159))

 

 

Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma), “Ey Muhammed! Cebrail sana Kur’an okurken, unutmamak icin acele edip onunla beraber soyleme (sadece dinle)” (Kiyamet 16) mealindeki ayet hakkinda su aciklamayi yapti: “Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) vahiy geldigi zaman buyuk bir siddet (ve agirlik) hissederdi. Bunun tesiriyle dudaklarini kimildatirdi. Bunun uzerine su ayet indi. (mealen): “(Ey Muhammed, Cebrail sana Kur’an okurken acele edip onunla beraber soyleme (sadece dinle). Onu toplamak ve okutmak bize aittir” (Kiyamet 16). Ibnu Abbas devamla der ki: “Ayette gecen “onun toplanmasi” tabirinden murad “(yeni nazil olan) ayetin Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)’in kalbinde toplanmasi, yerlesmesi, sonra da Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) tarafindan okunmasidir.” “Biz vahyi okudugumuz zaman, sen onun kiraatine uy” (18. ayet) ayetinde de, “Dinle ve sus, sonra onu sana biz okuturuz” denmektedir. Bu vahiyden sonra, Cibril (aleyhisselam) vahiyle gelince, sadece dinlerdi. Cibril gidince yeni gelen vahyi, kendisine nasil okunmus ise, oylece okurdu.”

(râvi: Aişe ) (Buhari, Bed’u’l-Vahy, Enbiya 21, Tefsir, Alak Ta’bir 1; Muslim, Iman 252, (160); Tirmizi, Menakib 13, (3636))

 

“Resulullah aleyhissalatu vesselam’a vahiy olarak ilk baslayan sey uykuda gordugu salih ruyalar idi. Ruyada her ne gorurse, sabah aydinligi gibi aynen vukua geliyordu. (Bu esnada) ona yalnizlik sevdirilmisti. Hira magarasina cekilip orada, ailesine donmeksizin birkac gece tek basina kalip, tahannus’de bulunuyordu. -Tahannus ibadette bulunma demektir.- Bu maksadla yanina azik aliyor, azigi tukenince Hz. Hatice radiyallahu anha’ya donuyor, yine ayni sekilde azik alip tekrar gidiyordu. Bu hal, kendisine Hira magarasinda Hak gelinceye kadar devam etti. Bir gun ona melek gelip:

“Oku!” dedi. Aleyhissalatu vesselam:

“Ben okuma bilmiyorum!” cevabini verdi. (Aleyhissalatu vesselam hadisenin gerisini soyle anlatir: “Ben okuma bilmiyorum deyince) melek beni tutup kucakladi, takatim kesilinceye kadar sıktı. Sonra birakti. Tekrar:

“Oku!” dedi. Ben tekrar:

“Okuma bilmiyorum!” dedim. Beni ikinci defa kucaklayip takatim kesilinceye kadar sıktı. Sonra tekrar birakti ve: “Oku!” dedi. Ben yine: “Okuma bilmiyorum!” dedim. Beni tekrar alip, ucuncu sefer takatim kesilinceye kadar sıktı. Sonra birakti ve:

“Yaratan Rabbinin adiyla oku! O, insani bir kan pihtisindan yaratti. Oku! Rabbin kerimdir, o kalemle ogretti. Insana bilmedigini ogretti” (Alak 1-5) dedi.”

Resulullah aleyhissalatu vesselam bu vahiyleri ogrenmis olarak dondu. Kalbinde bir titreme (bir korku) vardi. Hatice’nin yanina geldi ve:

Beni ortun, beni ortun!” buyurdu. Onu orttuler. Korku gidinceye kadar oyle kaldi.

(râvi: Yahya İbnu Ebi Kesir ) (Buhari, Bed’u’l-Vahy, Bed’ul-Halk 6, Tefsir, Muddessir, Tefsir, Alak, Edeb 118; Muslim, iman 257, (161))

“Ebu Seleme İbnu Abdirrahman’a Kur’an’dan ilk inenin ne olduğunu sordum. “Ya eyyuhe’l-Muddessir (ey örtüsüne bürünmüş)! (süresi)dir!” dedi. Ben: “İyi ama, başkaları ilk inenin İkra’bismi Rabbikellezi halak (süresi) dir diyorlar” dedim. Bunun üzerine Ebu Seleme: “Ben bu hususta Hz. Cabir radiyallahu anh’a sormuştum. O bana: “Sana, Resulullah aleyhissalatu vesselam’in söylediğinden başka bir şey söylemeyeceğim. Aleyhissalatu vesselam: “Bir ay kadar Hira mağarasına mücavir oldum (itikafa girdim). Mucaveretimi (itikafimi) tamamlayınca, dağdan indim. Derken bana bir seslenen oldu. Sağıma baktım, hiçbir şey görmedim. Soluma baktım, yine bir şey görmedim. Arkama baktım bir şey görmedim. Derken basımı kaldırdım, bir şey gördüm, ama (bakmaya) dayanamadım. Hemen Hatice’nin yanına geldim: “Beni örtün!” dedim. Derken su ayetler nazil oldu. (Mealen): “Ey örtüsüne bürünen! Kalk! (insanları ahiretle) korkut! Rabbini buyukle, elbiseni temizle. Pislikten kaçın..” (Muddessir süresi). Bu vahiy namaz farz kilinmazdan önceydi.”

(râvi: Ömer) (Tirmizi, Tefsir, Mu’minun, (3172))

“Resulullah aleyhissalatu vesselam’a vahiy indiği zaman, yüzünün yakınlarında arı uğultusu gibi bir ses işitilirdi. Bir gün, O’na vahiy indirildi. Bir müddet öyle kaldı. Sonra o hal açıldı. O da Mu’minun süresinden ilk on ayeti okudu: “Mu’minler kurtuluşa ermiş, umduklarına kavusmuslardir. Onlar namazlarını Allah’tan korkarak, hürmet ve tevazu içinde ve tadil-i erkan ile kılarlar. Onlar dünya ve ahiretlerine faydası dokunmayan her türlü şeyden yüz çevirirler. Onlar nail oldukları her türlü nimetin zekâtını aksatmadan verirler. Onlar namuslarını korurlar. Ancak hanımlarına ve cariyelerine karşı müstesna; bunlarla olan yakinliklarindan dolayı kinanmazlar. Kim helal sınırını asarak bunların ötesine geçmek isterse, işte öyleleri haddini aşmış olanlardır. O mu’minler ki, Allah’a ve kullara karşı olan emanet ve mesuliyetlerini yerine getirirler ve sözlerinde dururlar. Onlar namazlarını devamlı olarak, vaktinde ve şartlarına riayet ederek kılarlar. işte onlar varislerin ta kendileridir. Onlar Firdevs cennetine varis olurlar. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır” (Mu’minun, 1-11). Arkadan dedi ki: “Kim bu on ayeti yerine getirirse cennete girer.” Sonra kıbleye yöneldi ve ellerini kaldırıp: “Allahım (hayrimizi) artır, bizi (iyilik yönüyle) noksanlastirma. Bize ikram et, zillete düşürme. Bize ihsanda bulun, mahrum etme. Bizi tercih et, (düşmanlarımızı) bize tercih etme. Allahım, bizi razı kıl, bizden de razı ol!” buyurdular.”

(râvi: Ibnu Mes`ud) (Ebu Davud, Sunnet 22, (4738))

“Allahu Zülcelâl hazretleri vahiy suretiyle konuştuğu zaman sema ehli bir ses ısıtır ki bu, demir bir zincirin düz bir kaya üzerinde hareket etmesiyle çıkan çıngırak sesine benzer. Sema ehli bu sesi duyunca korku ve hasyetten bayılırlar. Cibril (aleyhi’s-selam) kendilerine gelinceye kadar bu halde devam ederler. O gelince korku, kalplerinden açılır. Hemen: “Ey Cibril, Rabbiniz ne buyurdu?” diye sorarlar. O: “Hakkı söyledi” der. Sema ehli hep bir ağızdan: “el-Hak, el-Hak” diye söyleşirler.

(râvi: Zeyd b. Sâbit)

“Resulü’llâh … Efendimize gelen vahyi yazardım. Vahiy nâzil olduğu vakitte (onu) bir sıkıntı kaplar, inci taneleri gibi şiddetli bir ter dökerdi de ondan sonra açilirlardi. Kendileri bana imlâ buyurur, ben de yazardım…”

(râvi: Ebû Hüreyre)

“Vahiy nâzil olurken en evvel vücûd(una) bir titreme gelirdi“; “Vahiy nüzûl ederken kendilerini (taşa ve kaygı kaplar yüzü kül gibi olur), gözlerini kaparlar ve horultuya (benzer) şiddetli şiddetli nefes alırlardı

Hastamızın adı sizin de tahmininiz uzere Muhammed’tir. Muhtemelen simdi olsa tedavi edilecekken, 1400 yil onceyse, gecirdigi bu hastalik sonucu peygamberligini ilan etmistir. 🙂

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere…

Kategoriler:Dinler Etiketler:,
  1. Şubat 1, 2012, 2:23 pm

    Burdaki konu Tanrını var olup olmadığı değil Saptırmayın konuyu. Düşünün ey akıl sahipleri koskoca evreni 7 günde yarratığını idda ediyorsunuz nasıl bir tanrıdır ki bu bir kitabı 23 yılda indirmeyi başarıyor 🙂 açın gözünüzü Muhammed bu ayetleri o anki olaylara göre yorumlamıştır.

  2. atx
    Mart 8, 2013, 5:05 am

    yere dusen bir cam kiriliyor da bardak olmuyorda kendiliginden bir yapan ele ihtiyac oluyor da…..nasil bir gül kahverengi ve kokusuz bir topraktan rengarenk ve mis gibi kokulu cikiveriyor ve milyonlarca meyve ve sebze….demek ki ALLAH ?!!!!!””!

  3. Mrym
    Mayıs 27, 2013, 4:33 pm

    Peki nasil oluyorda gelen vahyi o an etrafindakilere söylüyordu.
    Ve gelen vahy’de bulunduklari durumla alakali zekice cözümlerdi?
    Veya devenin üzerindeyken vahy geldiginde deve neden cöktü?

  4. Ahmet Fahrettin Uz
    Ağustos 10, 2013, 11:04 am

    Ateist’lere….Niye bukadar alakadar ediyor sizleri..?? Yoksa gizli bir inanma ihtiyacınızmı var
    acaba..?? Şunu unutmayın … ‘Sizlerin söylediği doğru ise benim bir kaybım yoktur,Amma benim söylediğim doğru ise..szlerin kaybı çoktur..Sonunuzu düşünmek bile çok acı..ne kadar
    zavallısınız…

  5. batsinbudunya
    Ekim 15, 2013, 6:07 pm

    Ya tamam isteyen inansın da, ben de deistim. Yani inanmak kolay, sorgulamak zordur. Şimdi peygamberler 4 tane değil, yüzlerce, binlerce peygamber var tam sayısı aklımda değil. Günümüzde de pekçok hasta insan tanrıyla konuştuğunu, tanrıdan mesajlar geldiğini iddia ediyor. Arada tek fark kimi insanları inandırmış, kimisine ise ‘deli’ diyorlar. Hangi kritere göre belli değil. Bence peygamber olanlar karizmatik, iyi hatip, etkileyeci kişilermiş, zamanla müritleri olmuş. Bir arkadaş niye insan sinek yaratamıyor diye sormuş, ateist değilim bir Allah’a inanıyorum ama genetik bilimi, dna’larla oynamalarla, kök hücreden yakında diş yapılacak ve insanlar takma dişten kurtulacak, daha yakın bir gelecekte kök hücreden böbrek yapılacak, kimse böbrek yetmezliğinden ölmeyecek, şu anda bilmiyoruz ama Amerika’da, Rusya’da ve belki başka ülkelerde gizli laboratuvarlarda bilmediğimiz türleri yapay olarak yaratıyorlardır bile, bunun vahim sonuçları bile olabilir (Frankenstayn gibi) ben bazen kendimizin bile bir laboratuvar ürünü olabileceğimizi düşünüyorum. Belki bizden çok çok zeki insanlar bu gezegende bir deney yaptılar ve bizler o yüzden böyle kimimiz merhametli, iyi, kimimiz kötü, ahlaksız olduk. Allah’ın yarattığı canlılar olsak mükemmel olurduk, hangi canlı kendi kızına tecavüz edecek kadar kötü? İnsan! Dinler insanlığa barış, huzur getirecek diyoruz ama o da yalan tam tersini yapıyor. Keşke hiç din olmasaymış. Allah kainatı yaratmış ama ötesine karışmıyor galiba. Ha keşke karışsaydı yani şu hayvanlara işkence edenler, sübyancılar vs. hepsini taş etseydi keşke. Ama yapmıyor seyrediyor demek ki, Allah dünyayla ilgilenmiyor ilgilense seyretmez mani olurdu kötülere. Sitenizi çok beğendim, özellikle Amen makalesindeki ‘enter’ benzetmesine hayran kaldım. (gerçek adımı yazamadım kusura bakmayın yobazlardan çekiniyorum hiç farklı fikirlere tahammülü yok)bir de artık kıyamet kopsun yeter valla şu fokların, kürk hayvanlarının canlı canlı haşlanan istakozların çilesi bitsin..

  6. regulated
    Kasım 17, 2013, 8:46 am

    kimsenin Allah’ın evreni yedi günde var ettiğini iddia ettiği yok, o sizin zaman tanımınızla yedi gün, zaman tanımlamasının ne kadar farklılık gösterdiğini tartışmak istiyoryasanız kuantumu buraya eklemek gerek,,,

  7. doktor
    Kasım 18, 2013, 6:11 pm

    Sayin Vector

    Kurani kerimin 23 senede indirilmesinin pek cok hikmeti vardir. Oncelikle Allahu teala insanlarin inanmasi icin gokten bir kitabi indirip bizim onumuze koymamistir. Kuran i Kerim’de size kendi aranizdan dininizi anlatmasi icin bir elci sectik diye bahseder hep. O elci de Peygamberimizdir. Ve emirleri indirirken toplu degil yavas yavas indirmesi insanlara bunlari anlayacak, sindirecek ve uygulayacak zaman vermek icindir. Siz de tahmin edersiniz ki toplumlarin aliskanliklarini degistirmek zordur. Peygamber efendimiz ise bu zor ise talip olmustur. Eger siyer kitaplarini okursaniz pek cok sahabinin hayat hikayesini ogrenebilirsiniz. Bunlardan bir kismi koleler ya da fakir insanlar iken bir kismi doneminde guclu ve zengin insanlardir. Mesela Musab bin Umeyr kendisi zengin ve yakisikli bir genc iken Peygamber efendimizin mesajini duymus ve muslumanligi secmistir. Ailesi onu vazgecirmek icin evlerinde hapsetmis, ihtiyaclarindan mahrum birakmistir. Daha sonra Musab bin Umeyr Medine’ye hicret etmistir. Bu insan daha sonra musriklerle yapilan savasta sehit olmustur, sehit oldugunda uzerini ortecek bir sey bulamamislardir.. Bunlari ajitasyon amaciyla soylemiyorum ama bir insan donemin dusunce yapisina ters gelen bir dini benimseyip, pek cok seyi arkasinda birakip neden bu sekilde olmeyi tercih eder.. Bir insani bu derece davasina adanmis yapan seyler nelerdir? Ve Allah Kuran ve peygamberimizle bu donusumu nasil saglamistir? Bunlar insan psikolojisi acisindan onemli sorular..

  8. Monoteist
    Kasım 25, 2013, 3:13 am

    Bu hadisleri okumak bile İslamiyetten çıkmak için çok yeterli bir sebeptir.

  9. TAHSİN
    Ocak 23, 2014, 9:41 am

    epilepsi hastalığını iyi algılamak lazım tanılara dikkat edip nasıl bir tedavi yöntemi uygulanmalı ona göre hareket etmeli doktorlarımızın çoğu herhangi birbulguya RASTLAMADIKLARI HALDE DALMA VEYE BAYILMA GİBİ VS. GÖRDÜKLERİ ANDA HEMEN EPİLEPSİ DİYORLAR .YANLIŞ SONRA İLAÇLAR TABİKİ HEPSİ BOŞ TEŞHİSİ DOĞRU KOYMAK LAZIM .ARAYAN KARDEŞLERİMİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ.05369118767

  10. Ferhan
    Mart 4, 2014, 6:52 am

    Tayyip de aynı o da muhtemelen epilepsi.

  11. swezgin
    Eylül 15, 2014, 4:46 pm

    Epilepsi Budur:

    Ardından kendim şahit olduğum bi epilepsi nöbetini anlatayım:

    Kuaförde çırak olarak işe girdiğim ilk gün müşterilerden biri SADECE SABAH İLACINI almadığı için epilepsi krizi geçirdi 7-8 yaşlarındaki oğlunun gözü önünde adam çenesini öyle bi kasmıştı ki eğer adamın ağzına fön makinasının tarağı sokulup dili dışarı çıkarılmasa çocuğunun gözü önünde ölücekti adam.Bu işlemi yapan kalfanın 2 parmağını adamın dişleri kesiti…

    http://www.youtube.com/watch?v=jAuk5Y4G1bs

    Şimdi Janos’ta farkına varıcak ki bir epilepsi hastası krizden sonra kalkıcak ve ömrü boyunca Arapçanın zor teleffuzuna rağmen binlerce adet ayet okuyacak ve 40 yaşına kadar hiç kriz geçirmicek hatta herkes hakkında deli -şair-sihirbaz diye hitap etse bile delil olarak falanca yerde kriz geçirdi gibisinden bişi söylimicek ?

    Şimdi sizin mantığınıza bırakıyorum…

  12. tuba
    Temmuz 24, 2015, 6:39 am

    ne gariptir ki Allah a ve peygambere inanmayan bu adam hadislere inanıp yorum yazıyor.garip bi beyin yapın var .önce kendi zayif beynini arastır haddini asma…

  13. ismail
    Ekim 20, 2015, 6:20 am

    Peygamber efendimiz eğerki epilepsi yada diğer bir deyim ile sara hastasi olsaydi emin olun hiçbir arkadaşi olmazdi, çunkü kendilerinde bulunan rahatsizlik dıger insanlarin onlardan uzak durmasina sebep olacakti. Şoyle diyelim 25 sene öncesinde böyle bir arkadaşim var idi. Hiç çekilmiyordu. Tutarsiz dengesiz davranişlari sebebiyle sürekli ondan kaçiyordum. Çunkü rahatsizlik veriyordu, onun seviyesine düşuyordum. Karisi hakime beni boşayin kurtarin beni bu adamdan öldürecek yoksa diye yalvararak ifade vermiş o şahsi gören hakim kadina hak vererek boşamişti. Ben iş değişikliği sebebiyle onu belki 10-15 senedir zaten gormuyorum. Allah şifa versin ayri mesele.
    Şimdi gelelim esas mevzuya, bu hastalik peygamberimizde mevcut olsa idi eğerki hiçkimse o na o derece değer vermezdi. Sözlerine deli deyip geçerlerdi. Değil çok zengin olan hz. Hatice ile evlenmek yada sonrasinda diğerleri ile yuzlerini bile göremezdi. Düşününki peygamber efendimiz savaş yapiyor ve savaş sirasinda epilepsi nöbeti tuttu. Ölüyor telaşiyla O savaş aninda bozgun olurdu. Onuda geçtik peygamberimizin vefati yine sara nöbetiyle olmasi lazimdi. İnsanda özellik neyse ölüm sebebinde öne çikan odur çunku.
    Orta birinci yani bugünku deyimle altinci sinifa gidiyor iken bir 31 aralik, gunu hava müthiş karli ve soğuk tipi var diyelim. Okul uzak o zamanlar servis yok yaya olarak eve dönuyorum. Yari yola geldimki arkamdan azili bir köpek havladi aniden. Korkudan siçradim. Eve geldim o korkuyla bir gün hasta yattim. O kadar. Bende ne epilepsi hastaliği görüldü nede diğer deliliklerden. Sadece korku yaşadim.
    Peygamberimizin yaşadiğida Allah korkusundan vahyin ağirliğindan gelen korku ve hastalanmadir. Yoksa saraymiş epilepsimiz hiçbir alakasi yok. Sara mikrobik hastalik beyne zarar veren bildiğim kadariyla. Bakin tam aksine kişinin beyni ne kadar temiz ve sağlikliysa o derece gördüğu ruyalar birebir çikar. Beyin hucreleri çok sağlikli çalişabildiği için olur bu durum. En çok Allah korkusunuda böyle kişiler yaşar.

  14. dr.muhammed
    Ocak 2, 2016, 3:21 am

    bir doktor epilepsi hastası olsa ve en iyi tedaviyi o yapsa ona gitmeyecekmisin öyle bir doktor ki insanlığa en iyi tedaviyi sunmuş ve yaşadığı devire asr-ı saadet demişler..

  15. Fatih
    Nisan 14, 2016, 8:45 am

    Makalelerini, tezlerini inceledim. Eleştirilerinin bir çoğuna katılıyorum. Fakat Yaratıcı ve Kur’an ile ilgili elle tutulur ne mantıklı ne mantıksız herhangi bir ciddi delilin yok. Kur’anı hadisler ve rivayetler üzerinden eleştiriyorsun bu komik olmasına rağmen sana katılıyorum bu konuda. (Eleştiride Kur’anı merkeze alıp hadis leri sorgulaman gerek). Çünkü islamı, dini yaşadığımızı zanneden biz müslümanlar Allahın dinini bırakıp tamamen ataların dini üzerine yaşıyoruz. (atalar dini BAKARA 170–MAİDE 104) – Anne, babamızdan ne gördüysek onları taklit ediyoruz. (Oysa Allah taklitin her türlüsünü yasaklamış ve taklitçilerin maymundan daha aşağılık olduğunu söylüyor Bakara suresi 65. ayetinde yahudilerin c.tesi yasağı meselesinde düşmanlarını taklt ettikleri içinin maymunlarda daha aşağılık olun ayeti tüm taklitçilere geçerlidir.) ve %90 ımız hayatımızda 1 kere alıpda Kur’anı anlamaya yönelik herhangi bir gayretde bulunmamışız. Nakil üzerine dini yaşamaya çalışıyoruz. Başta KADER MEVZUSU olmak üzere bize aktarılan sözde hadislerin %95 inden daha fazlası uydurulmuş ve Kur’ana aykırıdır. Akletmiyoruz ,düşünmüyoruz,sorgulamıyoruz. sorgulamayı yasak kılıyoruz. Felsefeyi yasaklıyor ,bilimi araştırmayı yasaklıyoruz. Oysa Kur’anda rabbimiz defalarca akletmezmisiniz,tefekküretmezmisiniz,tedebbür etmezmisiniz diye uyarıyor. Ondan dolayı Ateistlerden,hristiyanlardan,yahudilerden önce biz Müslümanların dinimizi ögrenmesi gerekir. Kur’andan bihaber olduğumuz içini başta ateislerin basit tezlerine cevap üretemiyor, ve barbar batınında ikide bi Kadın hakları ve cihat konusundaki sıkıştırmalarına mantıklı bir yol açıklama yapamıyoruz. Oysa Kur’an da herşey detaylıca vardır. İşte Kur’andan habersiz olduğumuzdan dolayı ateistler ateizmle alakası olmayan ateizmi asla desteklemeyen EVRİM MESELESİ’ni alıp yaratıcıyı inkarın kaynağı yaptılar. (Oysa darwinin tezinde yaracının yokluğu ile ilgili bir gönderme bulunmuyor). Darvinden önce İslamın düşünürleri, felsefecilerinden olan başta İbn Haldun, ibn Rüşd , ibn sina evrim ile ilgili tezin temelleerini atmışlardır. EVRİM TEORİSİ YARATILIŞLA ÇELİŞMİYOR. Bakara 30 da rab meleklere yeryüzüne halife tayin edeceğim dediginde melekler diyorki “Seni övgüyle yüceltip takdis eden bizler dururken, orada bozgunculuğa ve yozlaşmaya yol açacak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın? dediler. ” Melekler bunu nereden bildi ??? Yani Ademden önce yeryüzünde canlı var ve Allah bunlara beşer diyor yani ruh üflenmemiş hali. İslam araştırmacılarıda beşerin ”Homo sapiesns”yada homo ailesinden der. (bu arada ruh demek can demek degildir). Bilimin bugün ispatlamış olduğu 13 küsür milyar yıllık evrenin başlangıcından beri hercanlının sudan yaratılmasını Kur’anda Nur suresi 45. ayet Yine her tür canlıyı sudan yaratan da Allah’tır” diyor. Yine ademden önce ademlerin olduğunu ve canlıların uzun süreçler geçirdigini anlatan ayet NUH SURESİ 14 ”Oysa ki sizi uzun süreçler içinde halden hale geçiren yaratan O’dur.” EVRİME VE EVREN’in YARATILIŞ AŞAMALARINA ATIF YAPAN EN ÇARPICI AYET İNSAN SURESİ 1 VE 2 ”’ İnsanın üzerinden, o tarih sahnesine çıkıncaya (kadar), tüm zamanlar içinden belirsiz ve uzun bir süre geçmemiş miydi (ki), henüz o (bu süre zarfında) anılmaya değer bir varlık bile değildi? İnsanoğlunu katmerli bir karışım olan hayat tohumundan Biz yarattık ”’ tekrar İNSAN SURESİ 28 Onları Biz yarattık ve bütünün parçaları arasında sımsıkı bir bağ kurduk; ve eğer Biz istersek onları benzerleriyle kökten değiştiririz..

    VE ŞUDA VAR. ALLAH HİÇ BİR PEYGAMBERİ HİÇ BİR KİTABI ateizme karşı göndermemiştir. Yani ateizm evrende hiç bir zaman ciddi problem olmamıştır. Kitaplar ve peygamber ler Allah’ın birliği ve tevhidin pekiştirlmesi şanının yüceltilmesi için ve yeryüzünde adaletin sağlanması için gönderilmiştir.

    H.z Muhammed nasıl bir epilepsi hastasıdırki ;

    *Davet boyunca ne malı artıyor ne tek kuruş alıyor kimseden
    *Kızların diri diri gömüldüğü toplumun bütün cahilliğini yerle bir ediyor
    *Kadınların insanmı degilmi tartışmalarının olduğu, köleleştirip en ufak bir değeri olmadığı bir toplumda kadınların degeri iade ediliyor. Kadınlar toplantılara katılıyor fikir belirtecek pozisyona geliyor.
    * Zekat ve infak emrini tüm topluma yayıp sosyalizmin kalıcı temellerini atıyor.
    * İnsanlar putların önünde eğilip şerefini beş paralık edip Kula kul olurken, Muhammed tüm bunları kaldırdı sadece Allah’a kulluk etmeyi sağladı
    * Güçlülerin zayıfları ezdiği toplum adalet içerisinde yönetildi.

    daha yüzlerce örnek var yazmaya ne zaman var ne gerek var.

  16. ismail
    Nisan 14, 2016, 11:38 am

    Fatih evrimi geç. Varmiş yokmuş nedir önemli olan. Nerede Allah yok din yalan diyen var evrime tutunarak yapiyor bunu. Maymundan insana dönüş yok kardeşim dna yani yazilim farkliliklari ortada. Sen şimdi evrime direkt destek veren açiklamalar yaparsan inançsizlarin ekmeğine yağ sürer bizide uğraştirirsin. Neyin ne olduğunu Allah biliyor. Sana yada bana boyumuzdan buyuk konuşmak duşmez. Ademin ne şekilde yaratildiğida Kurani Kerimde açikca belirtilmiştir.

  17. Fatih
    Nisan 14, 2016, 2:46 pm

    İsmail kardeş ben maymundan insana geçişin olduğunu iddia etmedim. Ademden önce ademlerin olduğunu söylemeye çalıştım. Bunu darwinden önce müslümanların konuşması gerektiğini vurguladım. Ademin çömlekten yaratıldığı ve havvanında onun kaburgassından meydana getirildiği rivayeti bize mesihiyattan geçmiştir. Aynı şekilde ademden doğanların çaprazlamasına evlenmiş olmasıda tamamen uydurma hadislerdir.Çünkü sünetullaha aykırıdır.. ”Allahın sünnetinde kanununda hiç bir değişiklik bulamazsınız ” (ahzab 62 ve fetih 23). Bu bütün insanlık için geçerlidir… Kur’anda ademin topraktan yaradıldığını söylüyor rabbimiz. Aynı zamanda bütün insanlığın topraktan yaratıldığınıda söylüyor. Bizde inkar etmiyoruz. Ben ve sende topraktan yaratıldık. Bu elementer yapısısır. Evrime inanmak kişiyi ateist yapmaz tam tersine Allahın azametini gösterir…. Ben Allah’ın varlığını ispat ile yükümlü değilim. Bu tuzağa müslümanlar düşmemelidir. Allah her canlının her hücreside her saniye kendisini ispatlıyor çünkü. Allah yok diyen dil hareket ederken Allah der farkında degiliz.. Hangi ateist olursa olsun en zor sıkıntılı zamanında farkında olmazsada Allahı zikreder. Çünkü insanın genetik kodlarında Allah vardır. üzerini istedğin gibi boya kes kodları değiştirmen mümkün değildir. Biz müslümanların görevi Allahın şanını yüceltmektir. ve insanları tevide çağırmaktır.

  18. ismail
    Nisan 14, 2016, 11:28 pm

    Sen o halde Kurani kerimde ademler ifadesini bulman lazim. Ayrica 2 tavşanin yuzlerce tavşan olduğunu gösteren örnegi buradada vermiştik. Yani o yuz kusur tavşanin 2 tavşandan uremesini adem havva örneğine delil gösterdik. Dendiki bu sitede Havvanin annesinin olmadiği bilimsel olarak ispatlandi. Ferdanin yazisina bak. Havvanin ademin kaburga kemiğinden yaratildiği hadislerde vardirki zaten erkeğin kaburga kemikleri kadina göre bir eksiktir. Birde hadislerin arasinda arada uydurma olanlar olmakla birlikte tamamina yakini doğrudur. Arada art niyetli sokuşturmalarda yok değildir. Hadisleri yok sayarsak islam çöker diyen alim dolu. Bizim görevimiz Ademden önce ademler aramak değildir.bak sana Ademin ilk insan olduğunu şoyle ispat edeyim. Ademin büyük oğlu kabil insanlar arasinda ilk defa cinayet işleyendir. Bu sebeple kiyamete kadar ışlenen butun cinayetlerden kendisine gunah olarak pay ayrilacaktir. Buradan anla neyin ne olduğunu. Allah yok diyen yok zaten. Araya yanliş bilgiler doldurursan sıkıntı orada kendini gösterir. Evrimide geç, Allah insanlari yaratirken seni yada beni bu yaratilişa şahit tutmadi.

  19. ismail
    Nisan 15, 2016, 6:42 am

    Geçen sene yazdiğim bilimsel felsefenin hiç işine gelmezdi benim cevaplari yazmak. O sebeple hemen onaylamaz saatlerce bekletirdi. Ama yinede orasi bile bu kadar çok bekletmezdi. Bir kaç saatliğinede olsa zafer kazanmiş gibi gözükmek ne güzel değilmi. Geçici olarak mutluluk verirdir sizlere.

  20. ismail
    Nisan 15, 2016, 6:45 am

    Bu arada ben yorumumu 1435 te yaptim saat 642 yi gosteriyor. Sabah 730 da cevaben yaptiğim yorim ortada yok.

  21. ismail
    Nisan 15, 2016, 9:13 am

    Yazdiğim cevabi bekliyorum.

  22. ismail
    Nisan 15, 2016, 9:30 am

    Bak fatih ademden önce ademlerin var olduğu Kurani kerimin neresinde yaziyor. Bunu ispatlaman lazim. Hz havvanin Ademin kaburga kemiğinden yaratildiği hadislerde vardir. Erkeğin kadina gore bir kaburga kemiği eksiktir. Ademden doğanlar mecburen çaprazlama evlendi çünkü dunyada başka insan yoktu. Oradada kendi ikiziyle evlenmek yasaği vardi.yaşar nuride Kurani kerimden bir suru ayet okuyor ama nasil oluyorda o ayetlerden haşa Allah yok Allah kainatin kendisidir çikarimi yapiyor anlamak mümkun değil. Ayetleri kafana gore yorma. Biz daha önce tavşan örneğini gösterdik. İki tavşandan ureyen tavşanlarin sayisinin yuze ulaştiğini anlattik. Bunu Adem ile havvanin durumuna delil gosterdik.
    Bak sana hemen ademin ilk insan olduğunun delilini veriyorum. Kabil Ademin buyuk oğlu. İslama göre ve diğer dinlere göre ilk defa cinayet işleyen insandir. Bu sebeple kiyamete kadar işlenen cinayetlerden kendisine pay ayrilacaktir. Kardeşini gommeyi kargadan öğrendiği bile yazilir Kuranda. Yani o zamana kadar hiç ölen olmadiği için insan gömülmemiş.
    Hadislerin yuzde 95 i uydurma değildir. Arada art niyetlilerin sokuşturduğu bazi uydurma rivayetleri vardir o kadar. Çok islam alimi hadisle olmasa islam çoker bile diyor önemine binaen.
    Allah Adem ile havvayi yaratirken seni şahit tutmadi. Sen o sirada orada değildin.Kendi kafandan kurup kurup doldurma. Şu evrim hikayelerinide birak artik. İspati yok. Atelere yaranmaya uğraşma. Ateist siteleri boş birakirsak herkes biliyorki binlerce insanin imanini uçururlar.s

  23. batsin bu dünyaya cevap
    Ağustos 20, 2016, 6:28 pm

    Ya tamam isteyen inansın da, ben de deistim. Yani inanmak kolay, sorgulamak zordur. Şimdi peygamberler 4 tane değil, yüzlerce, binlerce peygamber var tam sayısı aklımda değil. Günümüzde de pekçok hasta insan tanrıyla konuştuğunu, tanrıdan mesajlar geldiğini iddia ediyor. Arada tek fark kimi insanları inandırmış, kimisine ise ‘deli’ diyorlar. Hangi kritere göre belli değil. Bence peygamber olanlar karizmatik, iyi hatip, etkileyeci kişilermiş, zamanla müritleri olmuş. Bir arkadaş niye insan sinek yaratamıyor diye sormuş, ateist değilim bir Allah’a inanıyorum ama genetik bilimi, dna’larla oynamalarla, kök hücreden yakında diş yapılacak ve insanlar takma dişten kurtulacak, daha yakın bir gelecekte kök hücreden böbrek yapılacak, kimse böbrek yetmezliğinden ölmeyecek, şu anda bilmiyoruz ama Amerika’da, Rusya’da ve belki başka ülkelerde gizli laboratuvarlarda bilmediğimiz türleri yapay olarak yaratıyorlardır bile, bunun vahim sonuçları bile olabilir (Frankenstayn gibi) ben bazen kendimizin bile bir laboratuvar ürünü olabileceğimizi düşünüyorum. Belki bizden çok çok zeki insanlar bu gezegende bir deney yaptılar ve bizler o yüzden böyle kimimiz merhametli, iyi, kimimiz kötü, ahlaksız olduk. Allah’ın yarattığı canlılar olsak mükemmel olurduk, hangi canlı kendi kızına tecavüz edecek kadar kötü? İnsan! Dinler insanlığa barış, huzur getirecek diyoruz ama o da yalan tam tersini yapıyor. Keşke hiç din olmasaymış. Allah kainatı yaratmış ama ötesine karışmıyor galiba. Ha keşke karışsaydı yani şu hayvanlara işkence edenler, sübyancılar vs. hepsini taş etseydi keşke. Ama yapmıyor seyrediyor demek ki, Allah dünyayla ilgilenmiyor ilgilense seyretmez mani olurdu kötülere. Sitenizi çok beğendim, özellikle Amen makalesindeki ‘enter’ benzetmesine hayran kaldım. (gerçek adımı yazamadım kusura bakmayın yobazlardan çekiniyorum hiç farklı fikirlere tahammülü yok)bir de artık kıyamet kopsun yeter valla şu fokların, kürk hayvanlarının canlı canlı haşlanan istakozların çilesi bitsin.
    ……….
    Batsin bu dünya yazan arkadaşa cevap verelim.deistmiş insan inanir ve aklini kullanir. Bunun adi sorgulamaktir zaten. Gelen elçi sayisi 24000,124000 deniyor 240000 deniyor her neyse. Peygamber olan var olmayan makami küçük olan var. Ama hepside elçi. Bazi Rüyalar Allahtan insanliğa mesajdir. Ama bu kişiyi peygamber yapmaz. Yani peygambere böyle bir mesaj geliyorsa sen peygambersin denmediği surece ben peygamberim diyemez. Bu görev verilmiş olacak. Direkt Allahla görüşme değilde melekleri vasitasiyla haber alma tabiiki vardir. Adamin yaşantisi bozuk. Herkes biliyor. Kişi geliyor bana gaipten mesajlar geliyor, bu adama kim inanir. Hiç kimse. Tabiiki hadi oradan deli diyecekler. Etkileyici kişiler değil hakikatten mucize gösterebilenler var peygamberlerin arasinda. Düşününki peygamber efendimize ya hemde her firsatta suikast girişimi var ama eceliyle ölüyor. Kadinin biri zehirliyor. Diger zehirlenen ölüyor peygamberimiz sağ, uhudda Muhammedi öldürdük diye bağiriyorlar peygamber yine sağ mağarada buluyorlar yerini bir örümcek aği sayesinde kurtuluyor. Daha onlarca var böyle. Kim koruyor. Etkileyici kişi olduklarindan değil hakikatten haktan gelen temiz güvenilir bilgilerle geliyorlar insanlara. Ve pis çarpim bir düzenin kokuşmuşluğunu goren insanlar durustlüğü görerek inaniyorlar. Temiz kuluna ilim yağdirir Allah o kulda bunu diğer kişilere bildirir. Kim günahindan para kazaniyorsa işte o ve benzerleri ölduresiye düsman olurlar peygamberlere. Tefecilik yapan kari satan, inanç diye sapkinlik ticareti üzerinden kazanci olan. Hücreden ek yeni organlar yapilabilir. Tamam ama kişi kanserliyse o kanser o organa sirayet eder.haydi yok kanser kişinin arizalari üretilen yeni organlarla gideriliyor yedek parça misali. İnsan beyindir gerçeğini ne yapacağiz peki. Beyin tükenince ömür tükenmiş olacak. Yeni beyin ürettiğin zaman o beyin bir başkasidir artik. Yapay canli yaratmak yok yeni türler üretiliyor insanlik bunun zararini çekiyor, vahşi arilarda olduğu gibi.şizofrenik kurgulari birakta insanlae neden iyi kötü oluyorlarin cevabini ben vereyim. Kişi Allahi unutuyor çikari gereği haksiz kazanç eldeediyor. Bunun karşiliği hemen yeni bir günahtir. Mesela birinin kizina kem gözle bakmak. Buda duşman kazanmak demekti. Öyle olmadi gittin kumar oynadin. Az para kazandin yedin o parayi. Haram girdi vucuda. Kimseye zarar verecek gucun yok. Sigara içer kendine zarar verirsin. Haram harami çeker. Ahlaksiz derken tecavuzcude, çalanda, rüsvet alanda, haram yollardan kazananda misal faizci, kumarhaneci keraneci hangisi ahlakli bunlarin. Kötülügün karşiliğidaa kötülüktür. Karşidaki kimsede kötülük olarak veriyor cevabi. Yada kötü olan iyi olanida bozabiliyor. Ahlak namazla dine sarilarak korunabiliyor. Kimkı kötülük yapiyor hem bu dünyada hem öte dünyada çekiyor cezasini. Pek azi mustesna. Ahrete kalanda var. İslamda sübyancilik yoktur. Kimi kizillarin islam duşmanlarinin alçakca karalamalari vardir. Buda biline.
    Şimdi diyeceksinizki o zaman feto neden darbe yapti. Sözlerine yaptiklarina bakalim. Diyorki peygamber gelse şöyle şöyle yap dese dinlemem. Ne bu ben peygamberden buyukum diyor. Vatikan ile gorüşen kiliselere para yağdiran mason biri. Kriptolardan olduğu söyleniyor tvlerde bile. İslami kullanan bu yolla soygun sistemi oluşturan ama asla samimi musluman olmadiği çok belli olan birisi zaten. Yoksa dindar biri ne diye vurdursun bu devleti kendi uçak ve tanklariyla. Alacak öcleri varmiş demekki 100 yil öncesinden onu almaya uğraşti. ABD verirse cezasini çeker. Vermezsede zaten onlardan olduğundan vermez.
    Dinler tabiiki bariş huzur getirecek. İzin veren kim. 7.5 milyar insan var dünyada. Dünya servetinin yarisi 62 kişinin elinde. Yüzde 99 u birkaç bin kişinin elinde. İşte bunlardir dunyayi parmağinda oynatan. İstedikleri ülkelede iç savaşlar çikarttirip bunu dini islamin uzerine atan. Amaç hem islami kötülemek, güçlenmesini önlemek. Hemde o ülkelerin kaynaklarina el koymuş olmak. Bu dünyayi kendi cennetlerini kurmak ve korumak adina insanlara cehennem edenlerdir keşke dinler hiç olmasaydi diyenler.
    Allah dünyayla ilgilenmiyorda ne diye yağiyor yağmur. Neden yerden yiyecekler bitiyor. Madenler ne diye var. Ceza vermiyor anlaminda söylüyorsan. Depremler, tsunamiler, sel felaketleri yanardağ patlamalari hep ilahi ikazdir anlayana. Kötülere cezasini vermiyor diyorsan çoğuna veriyor kimisininki ahrete kaliyor. Herkes hemen cezalandirilsa dunyada insan kalmaz.
    İkinci dünya savaşi bence kötülerin birbirini yemesidir. O savaş islamida vurmuştur. Ama az. İstese muslumanlar tamamen dişinda kalirdi o savaşin. Rusya ve orta asya muslumanlari çok kayip verdiler. Akilli davransalardi onlarda. Sadece rus gavuru için öldüler. Orta asyada alman tehlikesi yoktu.
    her ölüm kişinin kiyametini koparir zaten o sebep ile aceleye gerek yok. Kiyamet kopacaği zaman kopar. Deizmde Allaha inanç var. Peygamber yani insanlari uyaran yok. O zaman Allah ne diye var. Yaptirim gucu olmayan emir ve yasaklarini bildiremeyen bir Allah olmuş yada olmamiş ne fark edecek. Emir ve yasaklari bildirmez ise sorumluda tutmamasi lazim. Ama peygamberler var emir ve yasaklarda bildiriliyor. Ne için ödül ve ceza sistemi konduğu için. Yani iyi olup ibadet etmenin mükafati cennet. Kötü olmanin gunah işlemenin ise cehennem. Allah varsa cennet ve cehennemde vardir ve o Allah insanlari bir kere yarattiysa bir daha yaratmaya gucu yeter cünkü onda bu işin daha pekçok formulu vardir. vaad ettiği herşeyde mutlaka gerçekleşecektir.
    Avlanmak zaruret miktari ihtiyaç kadar serbesttir. Katliam boyutunun hesabi sorulur.

  24. Önder
    Eylül 22, 2016, 7:39 am

    Sadece gülüyorum yazar sana… İlahi vahyin peygamber üzerinden melek vasıtası ile gelişi posta yoluyla olmalıydı, e-posta, değil mi?. Ne de olsa sonsuz evrende ve yaratılmışların mucizevi milyarlarca iletişim yöntemi yerine sizin bildikleriniz, biliminizin geldiği, telefon, e-posta. Yaw he he.

  25. cevap
    Eylül 22, 2016, 11:29 pm

    Bu olaydan burada bahsetmişmiydim bilmiyorum. Yil 1985in ilk yarisi. Hamza D. Anlatti mahallemizden. Eniştesi feridun şoför idi. Kamyon şoförü, hemde uzun yol. Birgun kamyonda seyirhalinde iken direksiyon başinda uyuyakalmiş. O zamanlar gidiş geliş için ayri bölünmüş yollar yok. En azindan onu sürdügü yol öyle değil. Her neyse bu adam uyuduğu sirada ermişyada derviş kilikli bir adam beliriyor birden önunde. Bir çakmiş buna tokadi.kaybolmuş aninda. Feridun yediği sanal tokat ile gözlerini açtiği gibi karşisinda yolcu otobusunu göruyor. Burun buruna çarpişacaklar. Direksiyonu kirdiği gibi hem kendini ölümden kurtarmiş hem bir otobus insani. Benzeri olaylar öyle çokki. E posta nerede burada.ihtiyaç varmiymiş.

  26. muhammed
    Eylül 28, 2016, 7:25 am

    Sn.Vector,

    ‘’Burdaki konu Tanrını var olup olmadığı değil Saptırmayın konuyu. Düşünün ey akıl sahipleri koskoca evreni 7 günde yarratığını idda ediyorsunuz nasıl bir tanrıdır ki bu bir kitabı 23 yılda indirmeyi başarıyor🙂 açın gözünüzü Muhammed bu ayetleri o anki olaylara göre yorumlamıştır.’’ (diyorsunuz)

    NEDEN KUR’AN’IN BÜTÜN AYETLERİ BİR DEFADA İNDİRİLMEDİ?

    Cevap:

    1-Eğer kur’an haşa hz.Muhammed’in yorumu olsaydı,neden bazı ayetlerle kendini eleştirip itap ediyor? Neden ayetlerle kendi hatalarını söyleyip kendi yüzüne vuruyor? Bakınız bu öz eliştiri de değildir,çünkü kur’an daki uslup öz eleştiri şeklinde diğil.Peki bir kitabın yazarı böyle yapar mı ?

    -Neden hz.peygamber hem kendine,hem de müslümanlara farz olan günlük namazlarından ziyade ayrıca kendine her gece namaz kılmayı da farz kılsın?

    -Neden her sene bir ay oruç tutmayı,her gün beş vakit namaz kılmayı vs.insanın nefsine çok zor gelen bu şekildeki ibadetileri hem kendine,hem de inananlara farz kılısın? Halbuki farz ettiği ibadetler çok az olsaydı,nefslerin hoşlarına gitseydi,ona uyanlar belki daha da fazla olurdu,ama o kendiliğinden hareket eden biri değildi,onu vahiy ile yönlerinden evrenin yaratıcısı idi,

    Ayrıca sahih rivayetlerde geçtiği gibi ayağı şişinceye kadar geceleri hep namazla,ibadetle geçirirdi,eğer kur’an daki ayetler ona ait olsaydı neden kendini bu kadar yorgun ve uykusuz bırakıyordu? Demek ki,kur’an,onun yorumlarıyla oluşmuş değildir.O evreni yaratan yüce Alleh’ın kelamıdır.

    ————————————–

    2-Bir kere 7 gün ifadeniz yanlıştır,kur’an’a göre evren 6 (يوم ) yevm,yani 6 uzun evrede yaratılmıştır,Ama siz 7 diye yazmışsınız,demek ki,okuyup araştırmadan,bir yerden kopylayıp yapıştırıyorsunuz.

    -Kur’an daki 6 gün bir kere dünyamızın kendi ekseni etrafındaki dönüşüyle meydane gelen gün (zaman dilimi) değildir.Çünkü evren yaratılmaya başladığı zaman ne dünya gezegeni ne de güneş vardı.

    Arapçada ise, (يوم )‘’yevm‘’kelimesi kimi yerde dünyanın kendi ekseni etrafındaki bir dönüşünü,kimi yerde süresi belli olmayan çok uzun bir zaman/evreyi ifade eder.İşte evrenin yaratılışından söz eden ayetlerde geçen yevm kelimesi de çok uzun bir zamanı/uzun bir evreyi ifade eder.Mesela.Kur’an da ( يوم الاخرة) yevmul ahire,diye geçiyor.Peki Ahiret günü dediğimizde buradaki gün hangi anlama gelir? 24 saatlik zaman dilimi mi,yoksa sonu olmayan,ilelebed devam edecek olan zaman mı?

    Ahiret günü ( يوم الاخرة ) ‘’yevmul ahiret’’ ne demektir?

    Ahiret günü,bu dünyanın ömrü tükendikten sonra yeniden başlayacak ve SONSUZA kadar devam edecek olan zamandır. Bu zamanın başlangıcı,kıyamet dediğimiz dünya hayatının sonudur.

    Bu nedenle kur’an da geçen (يوم) kelimesi insanların dünya gezegeni üzerindeki yaşantısıyla veya ibadetleriyle ilgili ise,dünya günleri kast ediliyor,ama evrenin yaratılışı,kıyamet,ahiret vs.sözkonusu ise,farklı uzun zaman dilimleri ifade ediliyor.Ayrıca zaman izafeli olup,cismin hareket hızına göre değişir.Mesela:Diğer Gezegenlerindeki gün süresi dünyanınkinden farklıdır.

    ————————-

    3-Yüce Allah dileseydi elbette kur’an’ı kerimi bir defada toptan indirebilirdi,bu zor bir şey midi? Ama o,en uygun şekli ne ise onu yapmıştır.

    Mesela:İnsanın herhangi bir şeye alışıp onu idrak etmesi gibi,öğrenip alışkanlık haline getirdiği bir davranışı terk etmesi de zaman ve çaba gerektirir.işte bu sebebe bağlı olarak kuran zaman aralıklarıyla indirilmiştir.”

    Zira o güne kadar insanların yapageldikleri kötü ahlâk ve fena huylar ruh ve damarlarına öylesine işlemişti ki, bunları teker teker söküp atmak; ayrıca yerlerine yüksek ahlakı, güzel huyları getirip yerleştirmek ayrı ayrı işlerdi.Kur’ân bir anda bütün emirleri ile birden gelip onların karşılarına dikilseydi,altından kalkamazlardı.

    Günümüzden misâl verecek olursak; bir kısım sigara,içki müptelası veya sokaklarda gezme hastası, yahut kahvede oturma alışkanlığı olan kimseler düşünelim. Bunların başlarını kesseniz ve “Arkadaş kahveye gidersen öleceksin” deseniz, o yine bir takım bahaneler ileri sürerek gidecektir. Eğer bir gün kahveye gitmeyip evde kalsa, evinde bir köşeye oturacak, üf-üf edecek ve fırsat bulunca da kahvenin yolunu tutacaktır. Çünkü alışageldiği hayat şekli değişmiştir. Halbuki o, lüzumlu olmayan basit bir adetini terk etmiştir.

    Şimdi bir de, sigara tiryakisini ele alalım; nikotik olmuş bir adama diyorsunuz ki: “Vücuduna zararlı olan bu sigarayı terk et. Çünkü senin sigara içmen yavaş yavaş intihar etmek gibidir. Sanki elindeki hançeri birdenbire değil de, yavaş yavaş sinene saplıyor ve âheste âheste intiharı tamamlamış oluyorsun.” Hatta bunu bir hekime anlattırsanız, yâni doktor dese ki: “Sigarada, hiçbir fayda olmadığı gibi, şöyle şöyle, zararları da var.” bu adam sigarayı terk etmek için bir hayli tereddüt geçirecektir. Bırakın onu, bildiği halde doktorun kendisi de vazgeçmiyor ya…

    Bir de alkolik kimseyi ele alınız; adam mest olmuş, iç alemi başkalaşmış. O kadar ki, bir adım daha atsa kendinden aşağı tabakadaki mahlûklara benzeyecek. Şimdi bu kimseye birden: “İçkiyi bırak” demek, “fıtratını değiştir” demek gibi olacaktır.

    Böylesine,insanların huy haline gelmiş ve damarlarına işlemiş âdetleri, kötü ahlakdan binlerceye çıkarınız ve sonra Kur’ân’ın inişindeki zamanın geniş tutulmasını düşününüz…
    Evet dikenleri kesip evvela çapa yapıyor, kötü şeyleri tahliye edip temizliyor.Sonra süslemeye başlıyor.Yani kötü huyları onların ruhlarından çıkararak,âli huyları getirip yerleştiriyor ve kısa denecek bir zamanda binlerce iş yapıyor.Bu nedenle kur’an’ın indirilmesi toptan değil,peyderpey olmuştur.Mesela:İlk ve orta öğeretim sürecinden geçmeyen biri ünüversiteyi okuyabilir mi? İşte kur’an’ı kerim de toplumu uygun bir süreç içinde eğitmek, kötü tutum ve davranışlarını değiştirmek,alışageldikleri kötü huyları söküp atmak amacıyla peyderpey 23.sene içinde indirilmiştir.

    Ayrıca görüyoruz ki, bizim hayatımızda, “şu sene şartlar şöyle gitti, bundan dolayı şöyle bir sosyal denge ve düzen gerekiyor.” deyip gelecek sene şartların değişeceği hesap edilerek, plân elâstikiyeti ona göre ayarlanıyor; daha sonraki senelerin şartlarına göre, detaylardaki değişmelerin dizaynı yapılıyor: derken zamanın akıcılığı ve eşyanın tabiatına uygunluk aranarak yaptığımız şeylerin sürekliliğini temine çalışıyoruz. Bunun gibi saadet devrinde de, müslümanlar tıpkı bir ağaç gibi büyüyor âheste âheste yeni şartlara adapte oluyor ve fıtrî olarak gelişiyorlardı. Müslümanlığa hergün yeni katılımlar, ısınmalar oluyor, yeni yeni fikirler, şuurlar kazanılıyor; onlara alıştırmalar yapılıyor ve derken fertler, sosyal fertler haline geliyordu. Bunlar yavaş yavaş oluyordu ama; bütün olmalar âhenk içinde birbirini takip ediyordu.İşte, bu seyr içindeki çeşitli safhalar, ebedlere kadar devam edecek olan İslâm hakikatının mikro planda, zaman boyutuna ait bütün hususiyetlerini aksettiren bir ayna oluyordu.

    Bu,23 senede değil de, birden bire yapılmak istenseydi, bir ölçüde o bedevî cemiyet bu işe dayanamayacak ve ölecekti. Bunu, şuna benzetebiliriz. Meselâ: bir insan güneşe maruz kaldığı zaman, cildinde değişmeler olur. Soğuk memleketlere götürüldüğü zaman da bu defa ona göre bir takım küçük küçük değişmeler meydana gelir, ama katiyyen 20 mutasyon ağırlığında ciddi bir değişiklik birden olamaz. Olsa, bu türlü seri fizikî değişmelerde canlı öldüğü gibi, bunda da öyle olur. Bu tıpkı 1 (bir) atmosfer basınç altında duran birinin birden bire 20 bin fitlik bir irtifaya çıkması gibi bir şey olur ki, insan orada hemen ölüverir. O noktaya uçaklar dahi çıkarken, oksijen maskeleri ve sâire ile sizi ihtiyatla çıkarıyorlar.

    İşte böyle birden 20 bin fit irtifaa yükselmek nasıl öldürüyor; öyle de hayat anlayışı,aile anlayışı, ferd anlayışı sıfır derecede olan bir cemiyete, birden bire, Kur’ân inip aynı günde hemen: “İşte hükümler ve kanunlar, tatbik edin. Bu kitaptaki hükümlerin hepsini eksiksiz yaşayın.” diye karşılarına çıksaydı, o cemiyetten hiç kimse bunu kabul etmezdi. Çünkü bu, birden bire cemiyetin 20 bine fite yükselmesi demekti ki o cemiyet buna dayanamayacaktı. Öyleyse Kur’ân-ı Kerim’in, hükümlerini insanlara 23 senede getirmesi, yavaş yavaş, adım adım telkin etmesi, insan yaratılışına uygunluğun gereğidir ve insanın yapısına da en uygun olanıdır.

    İnsanı kâinattan ayıramayacağımıza göre,onu kâinatın içindeki hadiselerin seyrine göre ele alma mecburiyetinde olduğumuzu ve onu kâinattaki gelişmelerin dışında değerlendiremeyeceğimizi,kabullenme mecburiyetindeyiz.Kâinatta nasıl ki,bazı gelişmeler yavaş yavaş ve basamaklarşeklinde oluyor ve kanunlar o doğrultuda hareket ediyor,insanın olgunlaşma ve terakkisi de,aynı şekilde olacaktır,o ilerlemenin esası ve prensipler mecmuası olan Kur’ân-ı Kerim de,işte bu esasa binaen 23 senede nâzil olmuştur.‘’alıntı’’

    Saygılarımla.

  27. muhammed
    Eylül 28, 2016, 2:06 pm

    ‘’Gelelim teşhisini sizin koyacağınız hastamizdaki belirtilere…(Aşağıda listeleyecegim hadisler sahih hadisler olarak bilinir ve gerçekliği tüm İslam alimlerince kabul olunur.)
    Şöyle demiştir: Hâris b. Hişâm radiya`llâhu anh Resûlu`llâh salla`llâhu aleyi ve sellem`den: “Yâ Resûllâ`llâh, sana vahiy nasıl gelir?” diye sordu. Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Ahyânen bana çıngırak sesi gibi gelir ki bana en ağır geleni de budur. Benden o hâl zâil olur olmaz (Meleğin) bana söylediğini iyice bellemiş olurum. Ahdânen Melek bana bir insan olarak temessül eder. Benimle konuşur. Ben de söylediğini iyice bellerim.-Âişe radiya `llâhu anhâ der ki: Resûl`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`i soğuğu pek şiddetli bir günd e kendisine vahiy nâzil olurken görmüşlüğüm vardır. (İşte öyle soğuk bir günde bile) kendisinden o hâl geçtiği vakitde şakaklarından şapır şapır ter akardı. (yukarıdaki yorumdan alıntı)

    Yukarıdaki iddialara cevap:

    Bu vb.rivayetlerin doğru olup olmadığını,hadis kriterlerine uyup uymadığını araştıralım;

    Hz.peygamberden bu sözü duyduğunu iddia edilen kişi Ebu Cehil’in kardeşi haris bin Hişam dir.Bu rivayeti sened bakımından incelediğimiz de görüyoruz ki,ravi zincirinde tutarsızlık olup hadis ilmi kriterlerine uymadığından sahih olarak kabul edilemez!!! Bunun izahı aşağıdadır.

    ‏ ‏قوله : ( أن الحارث بن هشام ) ‏
    ‏هو المخزومي ، أخو أبي جهل شقيقه ، أسلم يوم الفتح ،…….. ‏

    Aşağıdaki gerekçelerle bu vb.rivayetlerin sahih olmadığını görüyoruz.

    -Bu rivayete göre konuyla ilgili hz.peygambere soru soran Haris İbni Hişam’dır,yani Ebu Cehil’in kardeşidir,ki o da Mekke fethinden sonra,yani hz.peygamberin vefatına az bir zaman kala müslüman olmuştur,peki o zamana kadar kimse vahyin iniş şeklini sormamış da bu mu sormuş? Neden bütün zamanlarını hz.peygamberle geçiren hz.Ebu Bekir,Ömer, Osman,Ali vs .gibiler bunu merak edip sormamışlardır?

    Yukaradaki rivalerin zinciri sırasıyla şöyledir.

    a)..…Abdullah bin Yusuf Malik’ten,o da İbni Hişam bin Urve den,İbni Hişam da babasından,o da hz. Aşe’den,hz.Aişe’de Ebu Cehil’in kardeşi Haris Bin Hişam’in konuyla ilgil soruyu hz.peygambere somuş olduğunu rivayet ediyor.
    ففي مسند أحمد ومعجم البغوي وغيرهما من طريق عامر بن صالح الزبيري عن هشام عن أبيه عن عائشة عن الحارث بن هشام قال : سألت . وعامر فيه ضعف

    b) Yine sözkonusu rivayete ismi geçen ravilerden Abdullah bin Yuasuf ile Malik bulunmasına rağmen, Ahmed’in müsnedinde,Bağavi’nin Mu’ceminde ve diğer yollarla gelen aynı rivayete ise bu isimlerin bulunmadığını,bunların yerlerinde Amir bin Salih ez-Zubeyri bulunduğunu görüyoruz.Yani ravayet zincirinde TUTARSIZLIK vardır.Bu nedenle vahiy ile ilgili bu rivayetin de Hadis ilmi kriterlerine ters düşmüş olduğundan ona itibar edilemez.
    .

    c) Böyle bir durum olsaydı niye hemen hemen her zaman vahyin inişinde hazır bulunan hz.Aişe,bunu başkasının ağzından,yani Ebu Cehil’in kardeşinden duyuyor ve rivayet ediyor? Bunun mantıklı bir izahı var mı? Neden hz.Aişe bunu kendi eşinden (hz. Peygamberden) değil de,başkasından rivayet ediyor?

    ———————————————–

    2-Ubadetu’bnu’s-Samit (radiyallahu anh) anlatiyor: “Resulullah (aleyhissalatu vesselam)’a bir vahiy geldigi zaman, vahiy sebebiyle onu bir gam ve keder alir, yuzunun rengi ucardi. Bir gun Cenab-i Hakk yine vahiy indirmisti ki ayni han onu sardi. Keder hali acilinca: “(Zina haddiyle ilgili hukmu) benden alin. Allah onlar hakkinda yol kildi (yani cok acik sekilde had beyan etti): Bekar bekarla zina yapmissa cezasi yuz sopa ve bir yil surgundur.Dul dilla zina yaparsa yuz sopa ve recm’dir.” (yukarıdaki yazarın yorumdan alıntı)

    Bu rivayetler uydurma olup,hz.peygamberle hiçbir alakası yoktur.

    Zira kur’an da belirtilen zina haddi herkes için 100 kamçı olmasına rağmen,yukarıda gösterilen riveyete göre,bu had ,evli olmayana 100 sopa ve ek olarak bir yıl sürgündür,dul ve evli olanlara ise, hem 100 sopa,hem de ek olarak da recmdir.Yani burada kur’an da olmayan,kur’an’a aykırı cezalar vardır.Böyle bir hadis olur mu?? Böyle bir durum olsaydı,çevresindekiler ya Muhammed,söylediklerin ile vahiy yoluyla Allah’tan almış olduğun kur’an birbiriyle uyuşmuyor diye itarazda bulunmayacaklar mıdı? Bunun kur’an’a aykırı olduğunu söylemeycekler midi? Böyle bir tutarsızlığı nasıl kabul etmeleri mümkün müydü? Veya inanmayanlar böyle bu durumu peygamberin aleyhine bir propaganda malzemesine çevimeyedekler midi? Neden ona karşı her türlü fırsatı kollayan müşrikler,münafıklar bunu yapmadılar?

    İşte Kur’an’la çelişen ve tutarsız olan bu vb.rivayetlerin hiçbiri hz.peygambere ait olamaz. ,bunlar vefatından asırlar sonra hz.peygambere uydurulmuş bulunan rivayetlerdir. Ayrıca müslümanların çoğu bu rivayetlere ve kaynaklara itibar etse de yine durum değişmez.
    Özetle,hz.peygamberin vafatından asırlar sonra yazılan Buhari,Müslim ve sözüm ona diğer hadis kitapların da bulunan rivayetlerin kahir çokluğu sahih değildir,Sedece mütavatir olanlara sahih diyebiliriz-ki,sayıları da çok azdır.(İmam Ebu Hanife’ye göre 17 tanedir.) Bunlar da ibadetlerle ilgili olup bize tevatür yoluyla ulaşmıştır… Mütevatirlerin dışında kalanlara sahih diyemeyiz.

    ——-

    Ayrıca hz.peygamber hadislerin yazılmasına ve kayıt altına alınmasına müsaade etmediğini ve yasaklandığını kaynaklardan öğreniyoruz. Bu nedenle vefatından yaklaşık 200-250 seneye kadar hadisler yazıya dökülmediği ve kayd altına alınmadığı için mütevatir olmayan hadisler korunamadı. Mütavtir sünnet ise korunmuştur ki,bunlarda çok az olup müslümanların yaptıkları ibadetlerle ilgili olanlardır.

    Zira Kur-an’da peygamberin sözlerinin yazılmasının Allah tarafından istendiğine dair herhangi bir ayete rastlayamıyoruz. Ayrıca hadislerin kendisi de peygamberin ve arkadaşlarının bu sözleri tıpkı Kur-an gibi yazdırmak,düzenlemek,bir araya getirmek,tashihleri yapmak ve onları kitaplaştırmak gibi bir girişimi olduğuna dair bir delil ortaya koymuyor. Fakat aynı hadis kitapları sahabelerin Kur-an’ın yazımıyla ilgili çok kapsamlı çalışmalar ortaya koyduğunu haber veriyor.

    Allah bize Kur-an’ın korunmasının garantisini verdiği halde hadislerle ilgili böyle bir garanti vermiyor.

    15: 9 Zikri (kur’an’ı) biz indirdik,elbette onu biz koruyacağız.

    İşte Ebu Hanife’ye göre‘ sikka ‘’yani güvenilir ve mütevatir hadislerin sayısı 17 taneyi geçmiyor, onlar da ibadetlerle ilgilidir,bu nedenle hem kendisi,hem de İmam Malik gibi zatların onların döneminde ağızdan ağıza dolaşan ve daha sonra Buhari,müslim ve diğer hadis kitapların yazarları tarafından tedvin edilen hadislerin bir çoğu hz.peygamberin sünnetine aykırı olduğu gerekçesiyle her iki imam da bunlarla amel etmemiştir…Kaynak :Tarihul İslam / Dr.İbrahim Hasan …/ C / 3 / sayfa 330’da geçen konuyla ilgili metin aşağıdadır….

    a ) ‘’وروي ان ابا حنيفة لم يثق الا بسبعة عشر أحاديث من بينهن .. الامام مالك وابو حنيفة لم يعملا بكثير من الاحاديث التي وردت في البخاري ومسلم حيث انها تخالف السنة …الخ
    a ) ‘’وروي ان ابا حنيفة لم يثق الا بسبعة عشر أحاديث من بينهن .. الامام مالك وابو حنيفة لم يعملا بكثير من الاحاديث التي وردت في البخاري ومسلم حيث انها تخالف السنة …الخ
    b) ‘’….فان ابا حنيغة لم يثق الا بسبعة عشر حديثا ومن ذلك تبين لنا ما وصل اليه التحريف في الحديث … الخ

    Kaynak: ‘’تاريخ الاسلام – دكتور ابراهيم حسن – ج – 3 – ص – 330

    Ayrıca Epilepsi hastası olan bir zat bunca insanlara kendini nasıl inandırabilmiştir? Nasıl kendini onlara beğendirmiştir? Nasıl onların gönlünde taht kurabilmiştir? Bütün bunların mantıklı bir izahı var mıdır?

    Saygılarımla.

  28. Ocak 28, 2017, 6:56 pm

    Bre Salak; İnsan Melekler den de Şeytanlar dan vahi alır .. Melekler den gelir ise Peygamber Nebi olur ve söyledikleri gerçek olur .Şeytan dan senin gibi pislikler peydah olur
    Şizofreni Cin Şeytanların manipülasyonudur.geri zekalı ateist yahudi şeytan döller :))

  29. Tugba
    Şubat 2, 2017, 2:46 am

    Ben ve ailem, hatta sülalem epilepsi hastasıyız. Hepimizin nöbetleri farklı farklı. İçimizden ölenler oldu onların nöbetleri ağızdan salyalar gelen veya kendini yerden yere atma şeklindeydi. Ben olağan üstü rüyalar görmekteyim. Bazen bu bir uyarı sesi oluyor. Epilepsi olmadan evvel mavi ışın (Blue Project Beams) benzeri bir teknoloji ile beynimin kontrol altına alınmaya çalışıldığını düşünür, beynimi kontrol altına almamaları için teknolojik ortamlardan kaçar dağlara ava geziye gider gibi gidip geceleri kalır beynimdeki sesleri yargılardım.
    Benim uyanıkken nöbetim, aklıma gelen tuhaf sözler, konular, olaylardır. Bu olayları çözümleyemediğim zaman burnumdan kan veya sade su gelir. Titrer, konuşamayacak hale gelir ne yapacağımı bilemez halde olurum. Uzun bir süre sorna sakinleşince keşke şöyle deseydim öyle yapmsaydımlarla içim pişmanlıklarla dolar. Haydi diyelim HzMuhammed AS de benim gibi bir epilepsi.
    1-O zaman Hz Muhammed de bazı nöbetleri atlatamaması ve krizler geçirmesi lazımdı. Oysa o her halinde bir Kuran ayeti çıkardı
    2-Bu nöbetler esnasında beyin farklı şekilde çalııyorr. Anlamlı şeyler anında oluşmuyor. Eğer sen onları parça parça kaydedersen, beynin normal çalıştığında onu ilham olarak kullanıp bir eseri harikaya çevirebilecek unsur olarak kullanabiliyorsun. Oysa Hz Muhammed anında olumlu cümlelere dönüştürebiliyordu. Kriz sonrasını beklemiyordu yani.
    3-Biz birka dil biliyor, klavye, dokunmatik ekran ve elle yazım biliyoruz. Hz Muhammed ise bilmiyordu. Hiç yazı yazamıyordu. Okuyamıyordu. Söyle bakalım. Hadi o hastaydı diyelim. Diyelim ki hastalığı ona öğretti. Haydi bana anlat kimdi ona tek tek harfleri öğretecek kadar düzenli periyodik milli eğitim bakanlığı ders çizelgesi gibi harfleri öğretip okutacak? Böyle bir epilepsi varsa lütfen bandda gelsin bilmediklerimi öğretsin. Örnek olarak ben iinsanların var olmasından buyana bütün kavimleri, olayları bir bir bilmek istiyorum. Bu epilepsiye söyleyin bana da gelsin
    4-Biz kaç tür sistemde yazma ve okuma biliyoruz. Peki biz ve siz ataistler veya deistler bu kadar teknolojiye bilme yakınken neden böyle bir mucizeyi gerçekleştiremiyorsunuz? Yoksa sizin epileptikleriniz az mı geldi?
    5-Epilepsilerin gaybı ve dünya dışı olayları bilme yeteneği varsa neden iki denizin bir araya gelip birbirine karışmadığını bilim dünyası söyleyememişti? Yoksa Hz Muhammed en epileptik kişimiydi? Gelmiş geçmş en ağır hasta ise yani 1000 yılında ” hastr lan öyle şey mi olur” derken 1500 yılında ” bilim felanı keşfetti” dedirtecek veya şimdi “bütün dünya bir ova gibi dümdüz” sözünü ataistler şimdiki bime göre ” böyle salakça birşeye inanılır mı” derken bütün bilim adamlarını peşinden koşturuyor? Bu çelişki nasıl oluyor? İsrail, Nasa ve Çin tuhaf savaş veya kültür koruma bahanesiyle duvarlarla örttükleri bölgelerde dünyadan açılan bir gedik peşine koşuyor?
    Bütün bunlara mantıklı cevabınız olsa bile İslamiyet haydi bir epileptik din diyelim. Zararı nedir? Ben bir müslüman olarak, hırsızlık yapmamaktan, başkasının karısını dikizlememekten, iftira atmamaktan, cinselliğimi insanlığım üzerine çıkarmamaktan hiçbir kaybım olmaz. Genelde İslam dışılar örtünmeye karşıdır. Örtünme ve nikah konularında islamı zorlamaya çalışırlar. Derler ki “kadınlara özgürlük, arap örtüsü, cesaretin engellenmesi, sanatın indirgenmesi” sebebiyle “islamcılar bacak gördüler mi azarlar, oysa modern yaşamı savunanlar bacaklarla derdi yoktur” sözleri ile savunurlar. Haydi bakalım güzel bacaklı bir kız geçti, daracık giymiş, kıvırta kıvırta gidiyor. Parfümleri ye beni diyor. Hadi bakalım bir modern olarak etkilenme de göreyim? Eğer etkilenmiyorsan ya erkekliğini aldırdıni ya da bel soğukluğun var demektir. Diğer husus ise erkek olarak hissetmiyorsun demektir. Aynı şey kadınlar içinde geçerli. Deli fişek birisi çıktı, dbleri düşmüyorlarsa gidip doktora görünsünler. Bu dünyanın gerçeği. Artık insanlar anneleri veya kızkardeşleri hatta kızları ile cinsel deneyim peşinde
    Siz bunun neresindesiniz?
    Belki de epileptik olanlar sizlersiniz
    Bence bir doktora görünün
    Hatta epilepsi değilseniz en azından cinsel sorunlar yaşıyorsunuzdur

  30. Şubat 4, 2017, 6:54 am

    Hz.muhammed in tebliğ ettiği kitabın Allah kelamı olduğunu mesela şu aşağıdaki adreste anlatılanlar gösteriyor.
    http://www.yenimucizeler.com/yasin-suresi-ashab-ul-qarye/yasin-suresi-ashab-ul-qarye-t60.0.html

  31. ahmet
    Ekim 28, 2017, 2:43 pm

    Allah belani versin.

  32. mert
    Kasım 2, 2017, 5:38 pm

    Beyinsiz,kâfirliğini ilan eden şapşal epilepsiyle bu Hadislerin ne ilgisi var,tamamen senin zannın ya da insanları kandırmaya yönelik kurduğun bağlantı.Epilepsiyi bilmiyoruz mu sanıyorsun

Comment pages
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: