Başlangıç > Dinler > Tarihteki En Ünlü Epilepsi Hastası

Tarihteki En Ünlü Epilepsi Hastası


Hipokrat, M.O. 400 yılında “On the Sacred Disease” (“Kutsal Hastalık Üzerine”) adıyla epilepsi üzerine ilk kitabı yazmistir. Insanligin bu hastaligi anlamasi icinse henuz bir 2400 yila daha ihtiyaci vardir. Bu hastaliga sahip olanlar ya seytanla ozdeslestirilecek veya tanrisal guce ulastigina inanilip peygamber sifatiyla takip edileceklerdir. Epilepsiyi beyin rahatsızlığı olarak tanımlayan Hipokrat, bu hastalığın, genel görüşün aksine, Tanrılardan gelen bir lanet olmadığını ve bu hastalığa yakalanan insanların “peygamberlik” gücüne sahip olmadığını iddia etmiştir. Pek tabii bu görüşüne halkı inandıramamış, Mezopotamya ve Yunan diyarlarinda bu hastalığa sahip olanları, rahipler, dualar ve ritueller ile seytanlardan arındırmaya çalışmıştır. 2000 yil sonraysa halen Avrupa’da bu hastaligin belirtilerini gosteren kadinlar, cadi diyerek yakilacaklardir.

Tarih boyunca peygamberler, bazı kutsal liderler, filozoflar ve sanatçılar bu hastalıktan muzdarip olmuşlar, ama bir yandan da bu hastaligin nimetlerinden(!) bolca faydalanmislardir. 19. yüzyılın en ünlü epilepsi hastası ve -kisisel fikrim- insanlık tarihinin de en büyük yazarı Fyodor Dostoevsky, epileptik nobetlerin, yaratıcılık kalitesine yönelik olumlu etkileri olduğunu iddia etmiştir. İnanılmaz bir duygusal coşku ve zamanın durması olarak tanımladığı nobetlerin, İslam’in peygamberi Muhammed’te de benzer olduğunu söyleyen Dostoevski, “muhtemelen Muhammed de buna benzer zamanlarda Allah’in mekânlarını gezdiğini söylemiş ve bunu, bir sürahi suyun boşalmasindan daha kısa sürede gerçekleştirdiğine inanmıştır.” demiştir.

Tarihte bilinen ünlü epilepsi hastalarından bir demet sunayım sizlere:

Aristo, Socrates, Van Gogh, Charles Dickens, Niccolo Paganini, Jean-Jacques Rousseau, Blaise Pascal, Molière, Michelangelo, Leonardo da Vinci, Alexander the Great, vb… Ama en ünlüsünü yazının sonuna bırakıyorum, teşhisini siz koyun, bakalım koyabilecek misiniz… 😉

Peki, analize devam edelim, nedir epilepsi, veya halk arasinda bilinen adiyla sara hastaligi?

Epilepsi, nörolojik bir rahatsızlık olup sinir sistemini etkiler. Genellikle 2 nöbetten sonra diagnoz edilebilir. Çoğunlukla sebebi bilinmese de beyin travmaları sonucu olusabilecegi veya genetik olarak sonraki kusaklara aktarildigi düşünülür. Beynin korteks bölgesindeki geçici elektrik fonksiyonu değişimleri, hastanın davranislarindaki ani değişimlere neden olur ve bu anı değişimler nöbet olarak tanımlanır. Nöbet öncesi, nöbet anı ve nöbet sonrasında farklı davranışlar ve yan etkiler gözlemlenmiştir. Bunlardan en bilinenleri şöyle listelenebilir (epilepsy.com):

Nöbet öncesi:

  • Tuhaf sesler duymak
  • Tuhaf duygular yaşamak
  • Korku ve panik
  • Zevk verici duygular yaşamak
  • Düşünceler fırtınası yaşamak
  • Baş Ağrısı
  • Sersemleme

Nöbet anı:

  • Baygınlık
  • Zihin karışıklığı
  • Kendinden geçme
  • Korku ve panik
  • Konuşmada zorlanma
  • İstem dışı geviş getirme ve dudak kıpırdatmak
  • Ağız şapırdatmak
  • Terlemek
  • Titremek
  • Kalp atışlarında hızlanma
  • Vücut dışı (fizik ötesi) deneyimler yaşamak
  • Nefes alış verişlerde zorlanma

Nöbet sonrası:

  • Hafıza kaybı
  • Zihin karmaşıklığı
  • Şaşkınlık
  • Korku
  • Susama
  • Bitkinlik
  • Depresyon

Gelelim teşhisini sizin koyacağınız hastamizdaki belirtilere… (Aşağıda listeleyecegim hadisler sahih hadisler olarak bilinir ve gerçekliği tüm İslam alimlerince kabul olunur.)

(râvi: Ümmü`l-mü`minîn Âişe) (Sahih Buhari’den)  (Not: râvi, “rivayette bulunan kisi” anlamina gelir)

Şöyle demiştir: Hâris b. Hişâm radiya`llâhu anh Resûlu`llâh salla`llâhu aleyi ve sellem`den: “Yâ Resûllâ`llâh, sana vahiy nasıl gelir?” diye sordu. Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Ahyânen bana çıngırak sesi gibi gelir ki bana en ağır geleni de budur. Benden o hâl zâil olur olmaz (Meleğin) bana söylediğini iyice bellemiş olurum. Ahdânen Melek bana bir insan olarak temessül eder. Benimle konuşur. Ben de söylediğini iyice bellerim. -Âişe radiya`llâhu anhâ der ki: Resûl`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`i soğuğu pek şiddetli bir günde kendisine vahiy nâzil olurken görmüşlüğüm vardır. (İşte öyle soğuk bir günde bile) kendisinden o hâl geçtiği vakitde şakaklarından şapır şapır ter akardı.

(râvi: Ubadetu’bnu’s-Samit) (Muslim, Hudud 13, 1690. H. Ebu Davud, Hudud 23, 4415; Tirmizi, Hudud 8, 1434.)

Ubadetu’bnu’s-Samit (radiyallahu anh) anlatiyor: “Resulullah (aleyhissalatu vesselam)’a bir vahiy geldigi zaman, vahiy sebebiyle onu bir gam ve keder alir, yuzunun rengi ucardi. Bir gun Cenab-i Hakk yine vahiy indirmisti ki ayni han onu sardi. Keder hali acilinca: “(Zina haddiyle ilgili hukmu) benden alin. Allah onlar hakkinda yol kildi (yani cok acik sekilde had beyan etti): Bekar bekarla zina yapmissa cezasi yuz sopa ve bir yil surgundur. Dul dilla zina yaparsa yuz sopa ve recm’dir.”

(râvi: Ibnu Abbas) (Buhari, Tefsir, Kiyamet 1, 2, Bed’u’l-Vahy 4, Fedailu’l-Kur’àn 28, Tevhid 43; Muslim, Salat 147, (448); Tirmizi, Tefsir, Kiyamet, (3326); Nesai, Salat 37, (2,149,159))

 

 

Ibnu Abbas (radiyallahu anhuma), “Ey Muhammed! Cebrail sana Kur’an okurken, unutmamak icin acele edip onunla beraber soyleme (sadece dinle)” (Kiyamet 16) mealindeki ayet hakkinda su aciklamayi yapti: “Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) vahiy geldigi zaman buyuk bir siddet (ve agirlik) hissederdi. Bunun tesiriyle dudaklarini kimildatirdi. Bunun uzerine su ayet indi. (mealen): “(Ey Muhammed, Cebrail sana Kur’an okurken acele edip onunla beraber soyleme (sadece dinle). Onu toplamak ve okutmak bize aittir” (Kiyamet 16). Ibnu Abbas devamla der ki: “Ayette gecen “onun toplanmasi” tabirinden murad “(yeni nazil olan) ayetin Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)’in kalbinde toplanmasi, yerlesmesi, sonra da Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) tarafindan okunmasidir.” “Biz vahyi okudugumuz zaman, sen onun kiraatine uy” (18. ayet) ayetinde de, “Dinle ve sus, sonra onu sana biz okuturuz” denmektedir. Bu vahiyden sonra, Cibril (aleyhisselam) vahiyle gelince, sadece dinlerdi. Cibril gidince yeni gelen vahyi, kendisine nasil okunmus ise, oylece okurdu.”

(râvi: Aişe ) (Buhari, Bed’u’l-Vahy, Enbiya 21, Tefsir, Alak Ta’bir 1; Muslim, Iman 252, (160); Tirmizi, Menakib 13, (3636))

 

“Resulullah aleyhissalatu vesselam’a vahiy olarak ilk baslayan sey uykuda gordugu salih ruyalar idi. Ruyada her ne gorurse, sabah aydinligi gibi aynen vukua geliyordu. (Bu esnada) ona yalnizlik sevdirilmisti. Hira magarasina cekilip orada, ailesine donmeksizin birkac gece tek basina kalip, tahannus’de bulunuyordu. -Tahannus ibadette bulunma demektir.- Bu maksadla yanina azik aliyor, azigi tukenince Hz. Hatice radiyallahu anha’ya donuyor, yine ayni sekilde azik alip tekrar gidiyordu. Bu hal, kendisine Hira magarasinda Hak gelinceye kadar devam etti. Bir gun ona melek gelip:

“Oku!” dedi. Aleyhissalatu vesselam:

“Ben okuma bilmiyorum!” cevabini verdi. (Aleyhissalatu vesselam hadisenin gerisini soyle anlatir: “Ben okuma bilmiyorum deyince) melek beni tutup kucakladi, takatim kesilinceye kadar sıktı. Sonra birakti. Tekrar:

“Oku!” dedi. Ben tekrar:

“Okuma bilmiyorum!” dedim. Beni ikinci defa kucaklayip takatim kesilinceye kadar sıktı. Sonra tekrar birakti ve: “Oku!” dedi. Ben yine: “Okuma bilmiyorum!” dedim. Beni tekrar alip, ucuncu sefer takatim kesilinceye kadar sıktı. Sonra birakti ve:

“Yaratan Rabbinin adiyla oku! O, insani bir kan pihtisindan yaratti. Oku! Rabbin kerimdir, o kalemle ogretti. Insana bilmedigini ogretti” (Alak 1-5) dedi.”

Resulullah aleyhissalatu vesselam bu vahiyleri ogrenmis olarak dondu. Kalbinde bir titreme (bir korku) vardi. Hatice’nin yanina geldi ve:

Beni ortun, beni ortun!” buyurdu. Onu orttuler. Korku gidinceye kadar oyle kaldi.

(râvi: Yahya İbnu Ebi Kesir ) (Buhari, Bed’u’l-Vahy, Bed’ul-Halk 6, Tefsir, Muddessir, Tefsir, Alak, Edeb 118; Muslim, iman 257, (161))

“Ebu Seleme İbnu Abdirrahman’a Kur’an’dan ilk inenin ne olduğunu sordum. “Ya eyyuhe’l-Muddessir (ey örtüsüne bürünmüş)! (süresi)dir!” dedi. Ben: “İyi ama, başkaları ilk inenin İkra’bismi Rabbikellezi halak (süresi) dir diyorlar” dedim. Bunun üzerine Ebu Seleme: “Ben bu hususta Hz. Cabir radiyallahu anh’a sormuştum. O bana: “Sana, Resulullah aleyhissalatu vesselam’in söylediğinden başka bir şey söylemeyeceğim. Aleyhissalatu vesselam: “Bir ay kadar Hira mağarasına mücavir oldum (itikafa girdim). Mucaveretimi (itikafimi) tamamlayınca, dağdan indim. Derken bana bir seslenen oldu. Sağıma baktım, hiçbir şey görmedim. Soluma baktım, yine bir şey görmedim. Arkama baktım bir şey görmedim. Derken basımı kaldırdım, bir şey gördüm, ama (bakmaya) dayanamadım. Hemen Hatice’nin yanına geldim: “Beni örtün!” dedim. Derken su ayetler nazil oldu. (Mealen): “Ey örtüsüne bürünen! Kalk! (insanları ahiretle) korkut! Rabbini buyukle, elbiseni temizle. Pislikten kaçın..” (Muddessir süresi). Bu vahiy namaz farz kilinmazdan önceydi.”

(râvi: Ömer) (Tirmizi, Tefsir, Mu’minun, (3172))

“Resulullah aleyhissalatu vesselam’a vahiy indiği zaman, yüzünün yakınlarında arı uğultusu gibi bir ses işitilirdi. Bir gün, O’na vahiy indirildi. Bir müddet öyle kaldı. Sonra o hal açıldı. O da Mu’minun süresinden ilk on ayeti okudu: “Mu’minler kurtuluşa ermiş, umduklarına kavusmuslardir. Onlar namazlarını Allah’tan korkarak, hürmet ve tevazu içinde ve tadil-i erkan ile kılarlar. Onlar dünya ve ahiretlerine faydası dokunmayan her türlü şeyden yüz çevirirler. Onlar nail oldukları her türlü nimetin zekâtını aksatmadan verirler. Onlar namuslarını korurlar. Ancak hanımlarına ve cariyelerine karşı müstesna; bunlarla olan yakinliklarindan dolayı kinanmazlar. Kim helal sınırını asarak bunların ötesine geçmek isterse, işte öyleleri haddini aşmış olanlardır. O mu’minler ki, Allah’a ve kullara karşı olan emanet ve mesuliyetlerini yerine getirirler ve sözlerinde dururlar. Onlar namazlarını devamlı olarak, vaktinde ve şartlarına riayet ederek kılarlar. işte onlar varislerin ta kendileridir. Onlar Firdevs cennetine varis olurlar. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır” (Mu’minun, 1-11). Arkadan dedi ki: “Kim bu on ayeti yerine getirirse cennete girer.” Sonra kıbleye yöneldi ve ellerini kaldırıp: “Allahım (hayrimizi) artır, bizi (iyilik yönüyle) noksanlastirma. Bize ikram et, zillete düşürme. Bize ihsanda bulun, mahrum etme. Bizi tercih et, (düşmanlarımızı) bize tercih etme. Allahım, bizi razı kıl, bizden de razı ol!” buyurdular.”

(râvi: Ibnu Mes`ud) (Ebu Davud, Sunnet 22, (4738))

“Allahu Zülcelâl hazretleri vahiy suretiyle konuştuğu zaman sema ehli bir ses ısıtır ki bu, demir bir zincirin düz bir kaya üzerinde hareket etmesiyle çıkan çıngırak sesine benzer. Sema ehli bu sesi duyunca korku ve hasyetten bayılırlar. Cibril (aleyhi’s-selam) kendilerine gelinceye kadar bu halde devam ederler. O gelince korku, kalplerinden açılır. Hemen: “Ey Cibril, Rabbiniz ne buyurdu?” diye sorarlar. O: “Hakkı söyledi” der. Sema ehli hep bir ağızdan: “el-Hak, el-Hak” diye söyleşirler.

(râvi: Zeyd b. Sâbit)

“Resulü’llâh … Efendimize gelen vahyi yazardım. Vahiy nâzil olduğu vakitte (onu) bir sıkıntı kaplar, inci taneleri gibi şiddetli bir ter dökerdi de ondan sonra açilirlardi. Kendileri bana imlâ buyurur, ben de yazardım…”

(râvi: Ebû Hüreyre)

“Vahiy nâzil olurken en evvel vücûd(una) bir titreme gelirdi“; “Vahiy nüzûl ederken kendilerini (taşa ve kaygı kaplar yüzü kül gibi olur), gözlerini kaparlar ve horultuya (benzer) şiddetli şiddetli nefes alırlardı

Hastamızın adı sizin de tahmininiz uzere Muhammed’tir. Muhtemelen simdi olsa tedavi edilecekken, 1400 yil onceyse, gecirdigi bu hastalik sonucu peygamberligini ilan etmistir. 🙂

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere…

Kategoriler:Dinler Etiketler:,
  1. Nisan 22, 2010, 7:32 pm

    Muhammed’in epilepsi hastası olduğu ve dolayısıyla Allah’tan vahyedildiğini sandığı sözlerin aslında beyin yanılgıları olduğu varsayımı, en azından kendisinin yalancı olmadığını, söylediklerine gerçekten de inandığını içeriyor.

    Doğrusu ben kendisi hakkında bu kadar iyimser görüşe sahip değilim. Kuran’daki birçok sure ve ayetin yaşadığı dönemde var olan dinlerden (üstelik çokça yarım yamalak ve karıştırarak) ‘alınmış’ olduğu ve bir o kadar da sure ve ayetin bariz bir şekilde somut durumda kendi menfaatlerini korumaya yönelik kurgulanmış olduğu gerçeği, Muhammed’in hasta’dan çok, işini bilen bir yalancı olduğu varsayımını muhtemel kılıyor bence.

    Ama belki de, her iki açıklamanın da belli ölçüde bir doğruluk payı vardır.

    Her halükarda değerli çalışma için teşekkür ederim. Elinize sağlık…

  2. Nisan 22, 2010, 8:18 pm

    Baslangicta, Cebrail diye tanimladigi goruntunun gercek olduguna inandigini saniyorum. Kendisini korkutmasi, uzerine bir agirlik gibi cokup sikistirmasina (hastaligi dolayisiyla) inandigini dusunuyorum. Tabii cevresindeki kalabalik cogaldikca cikarina gore yuzlerce ayet uydurdugu konusunda sana kesinlikle katiliyorum. Ozellikle Muhammed’in finansal ve seks hayatina yonelik ayetler bunun cok acik delili.

  3. shafak
    Nisan 23, 2010, 2:39 am

    SÖYLEDİĞİNİZ GERÇEKSE, ŞİMDİKİ EPİLEPSİ HASTALARIN NİYE HEPSİ PEYGAMBER DEĞİL?:)SAÇMALAMAYIN, OLAYLARI GÖRMEK İSTEDİĞİNİZ GİBİ GÖRÜYORSUNUZ, İŞİNİZE NASIL GELİRSE ARTIK. SİZ BİLİRSİNİZ, SEÇMEKTE HÜRRSÜNÜZ.SADECE YAZIK DİYORUM………..

  4. Ateist
    Nisan 23, 2010, 9:14 am

    Şafak, dediğin şey çok saçma. Muhammed epilepsi hastasıdır ama her epilepsi hastası Muhammed değildir. Tıpkı şunun gibi: Sen bir insansın ama her insan sen değil.
    Peygamberlik makamı(veya din, mezhep, cemaat kuruculuğu yada başkanlığı) ise sahtekarlığın ve akıl hastalığının ortak bir alt koludur. Mesela her peygamber, akıl hastası yada sahtekardır. Ama her akıl hastası veya sahtekar, peygamber değildir.
    Bu kişilere örnek olarak Muhammed bin Abdullah’ı, Joseph Smith’i veya Lafayette Ronald Hubbard’ı gösterebiliriz.
    Lafayette Ronald Hubbard’ın bir sözü:
    “Kelimesi bir cente (hikaye) yazmak saçmalıktır. Eğer biri gerçekten 1 milyon dolar kazanmak istiyorsa, bunun en iyi yolu kendi dinini kurmasıdır”

  5. shafak
    Nisan 26, 2010, 9:35 am

    asıl sizlerin söyledikleri saçma, Peygamberimizin işine geldiğini veya kafasından söylediğini nasıl ve neye istinaden söyleye biliyorsunuz. Bu zamana kadar binlerce bilim adamları alimler(dünyanın her yerinden ve her mezhepten) bu ayelerin açıklamalrını araştırmışlar ve hala bu araştırmalar devam etmekte, çünkü Kuran tüm zamanlar için yazılmış bir mucize kitaptır ve batını vardır ve batının da batını vardır ve bitmez –bunu bir insan söyleyemez!
    Bırakın epilepsi şizofren hastalarının da kendi farklılıkları vardır her hastalığın olduğu gibi…Peygambere bu tür şeyleri nasıl söyleye bilirsiniz, ”ne konuştuğunu bilmeyen”in lafının peşine bunca asırlar bu kadar bilim adamları ,arifler ve s. nasıl gidebilir ki…

    Maymunun evrim geeçirerek insan olduğunu destekleyen arkadaşlara soruyorum: şimdiki maymunlar niye evrim geçirmiyorlar? Şimdiye kadar bilim adamları niye ufak bir sinek”yaratamamışlar”, bir gezegeni istedikleri yöne çevirememişler? Ellerinde bir kanıt yok ama konuştukları zaman ağızları köpürüyor.

  6. Esin
    Nisan 26, 2010, 5:04 pm

    ‘Shafak’ ne kullanıyorsun bana da önersene?!

  7. Ateist
    Nisan 27, 2010, 10:04 am

    Bu büyük bir yalan Şafak. Tarihte gerçek bilim adamı diyebileceğimiz hiç kimse Kuran’ı büyük bir kitap olarak görüp araştırmasını yapmadı. İlahiyatçıları bilim adamı yerine koyuyorsan durum farklı tabi. Zaten gerçek bilim adamlarının (fizikçi, kimyacı, biyolog vs.) büyük bir çoğunluğu dinsizdir.

    Maalesef ne konuştuğunu bilmeyen insanların peşinden bir çok insan gidebiliyor. Mesela şu Mormonizm denen dini icat eden adamın şu anda yüzbinlerce müridi vardır.

    “arif” dediğin insanlar ise dine bu kadar çok inandıkları ve dini uyguladıkları için arif olan insanlar. Yani bir dine bağlı olmasalar zaten arif olmuyorlar.

    Şu ana kadar kaç tane evrim ile ilgili kitap okudun(evrimi yalanlayan değil, evrimi destekleyen)? Ya da kaç kere evrim sitelerine girip evrimin ne olduğunu inceledin? Sorduğun sorular gerçekten ama gerçekten çok “aptalca”. Bence sen sinirden köpürdüğün için saçmalamaya başlamışsın.
    Sence minicik bir insan koskoca gezegeni ters yönde çevirebilir mi? Yapılabilir bir şey olsa bile insanlar niye böyle bir şey yapsın? Kime ne faydası olur böyle bir şeyin?
    Veya sinek yapmak. Şu anda sinek yapamayacak kadar teknolojiye sahip olmadığımızdan sinek yapılamıyor olabilir mi? Hiç bunu düşündün mü? Yoksa işine gelmediğinden düşünmek mi istemiyorsun?

    Evrim’in ne olduğunu anlamak istiyorsan Google’a “Evrim nedir?” yazıp aratarak merakını giderebilirsin. Ayrıca şu maymun olayını sana başka bir yorumda açıklamıştım.

  8. kocakaptan35
    Haziran 15, 2010, 1:07 am

    Güzel bir araştırma yazısı olmuş,böylece Muhammedin hem taklitçi bir palavracı hem de beyin özürlü bir hasta olduğunu öğrenmiş oluyoruz.Olaylara at gözlüğüyle bakanlar için bu yazılar sadece dine yapılan küfürden ibarettir ve bir sürü arap yazarın bi tarafından uydurup yazdığı safsataları ilim diye sunmaya kalkarlar,peygamberin teharetlenme olayı var mesela,hacetten sonra üç tane taşla poposunu silermiş ve kömür kemik parçaları vs gibi şeyler kullanırmış.Bir gün cinin biri gelmiş ey peygamber biz kömürü yiyecek diye kullanıyoruz sen onunla poponu silme demiş.Bunu hadis kitabı yazıyor bazıları da yiyor,sorarım size koca arabistanda popo yıkamak için su yokmuymuş neden bu adam poposu için kullanmamış.Şu an araştırabilirsiniz resmi olarak islamda cinin varlığı kabul edilir en yüksek otoritede bile cinden hastadan medet bekleyen toplumdan ne olacağını petrolleri olmasa hallerine köpeklerin güleceği arap ülkelerine bakarak görebilirsiniz.Saygıyla kalın başarılar.

  9. sadık
    Haziran 15, 2010, 5:53 am

    ooookadar saçmalamışsınız bir çocuk bile sizin söylediklerinize inanmaz.Hz Muhammed sizin dediğiniz gibi haşa bir hasta,bir akıllı,bir deli veya çok kurnaz ise bende size söylüyorum çok akıllı profesörler veya akıllı ateistler,okuma yazması olmayan bir peygamber bu kadar güzel kurallar emirler getiriyor da peki siz akıllı profesörler siz ne yapıyorsunuz..? insanları,dinleri eleştirmekten başka ne biliyorsunuz.sizde yenilikler yapın…?yaşadığımız toplumda sizde adalet,özgürlük,ırk ayırımı yapmadan eşitliği,doğruluğu getirin bizde rahat bir hayat yaşıyalım.

  10. turan
    Temmuz 11, 2010, 9:10 am

    allah yazdıklarınız için sizi affetmesin muhammed sav uzanan diller kırılsın efendimiz allahın elçisidir.o inen ayetlerde allahın emirleridir.kurban oluruz inen tek bir ayetin tek bir harfine , peygamber efendimizin bize yaydığı dine kurban oluruz.nasıl konuşuyorsunuz ya allah sizi affetmesin biz allahtan geldik ve onun kuluyuz peygamber efendimizde bizim önderimizdir.ben bir epilepsi hastasi olarak allahtan dilegim peygamber efendimizin çektiği sınıntıları bana yüklemesidir.allahım bu dileğimi kabul eyle yarabbim.

  11. Ateist
    Temmuz 12, 2010, 1:12 pm

    Puhahaha, i am Rolling On the Floor and Laughing 😀 😀 😀 😀 😀 😀

  12. TEKBİR
    Temmuz 15, 2010, 9:34 am

    SİZİ ŞEYTANINIZLA BAŞBAŞA BIRAKIYORUM,PİS DÜŞÜNCELERİNİZLE BOĞULUP GİDİCEKSİNİZ,YİNEDE ALLAH ISLAH ETSİN,ACINACAK HALDESİNİZ,ALLAHA VE PEYGAMBERİNE DİL UZATANLAR SİZE ACIDIM İNANIN,ÇOK VAHİM VAH VAH HALİNİZE,ASIL SİZE PUAHAHA MAL

  13. yerinde
    Ağustos 4, 2010, 12:59 am

    Kimse boş yere “yok Allah sizi ıslah etsin”,”şöyle pis düşünüyorsunuz” diye garabet bir umacı tavırla yaklaşmasın.Hayır,bir de sidik yarıştırır bir edayla söylüyorsunuz bunları.Ben inancı olan biriyim fakat,İslam ya da herhangi bir dine inanmıyorum.Kendimce yaşadığım,yalnızca vicdanıma hesabını verdiğim bir inancım var…

    Amaaaa..Burda durum biraz farklı…Dinlerin hemen hepsinin safsata olduğunun gerek bilimsel,gerek sosyolojik göstergeleri açıktır.Bunları görüp çıldıran,dini bir töre ya da geleneksel bir kabulden öteye götüremeyecek hiç kimsenin sözüne itibar edilmez.O yüzden yok sizi allah ıslah etsinmiş,yok size acıyorummuş gibi akıl yoksunu şeyler yazmayın.Okuyan da itimat etmesin bunlara…

    Onlar gerçek olmadığını bilmekten korkuyorlar ancak.E,tabi,kolay da değil…Asırlarca bir saçmalığın üzerine inşa edilmiş hayatları,geçmişleri var.Bunu inkar edebilmek,doğruyu görebilmek her er kişinin harcı değil…

  14. Ahmed
    Ağustos 20, 2010, 3:33 pm

    Sadece hakaret etmeyi bilirsiniz, hayatın gayesini izah etmekten acizsiniz. Hakaret ettiğiniz o zatı tanısaydınız bu çirkinlikleri sergilemezdiniz. İleride kimmiş deli, kimmiş akıllı göreceksiniz. İnanmadığınız melekler inkarcı ruhlarınızı alırken artık geriye dönüş olmayacak. Siz iman etmekten mahrum bırakılmışsınız. Sadece konuşur ve alay edersiniz, alay ettiğiniz şeyler bir gün sizi çepeçevre kuşatacaktır. Bu kadar konuşursunuz da Kur’an’ın kendisinin tek bir süresinin benzerini yapma konusunda meydan okumasına cevap veremezsiniz. Bir insanın böyle bir eser meydana getiremeyeceğini siz de biliyorsunuz. Ama siz hakaret etmeye devam edin, atalarınız da aynısını yapmıştı zaten. Benim peygamberime iman etmeyebilirsiniz, dinde zorlama yoktur. Ancak yoluna canlar feda olan o Zata yönelik bu yazılarınızdan dolayı sizi Allah’a havale ediyorum. Bir Müslüman olarak kimsenin değerlerine dil uzatmadım, zaten dinim bunu yasaklıyor. Sizler bu sitede bu çirkin yazıları yazmışsınız ya, sizi Rabbime havale ediyorum. Bir Müslüman olarak hakkımı ebediyyen size helal etmiyorum. Tabi hakka inancınız varsa…

  15. Luca
    Ağustos 27, 2010, 5:27 pm

    Ahmed efendi , madem o kadar heveslisin bizi tanistir bu peygamberle? sanki kendisi tanimiz gibi konusuyor , maalesef sen evrimin hatalarindan birisi olarak kalacaksin .

  16. kirazos
    Ağustos 28, 2010, 8:08 pm

    Sayın Ahmet (rumuzlu) arkadaşım.
    Merak ediyorum ben agnostik halimle zar zor buluyorum böyle kafadengi yazarları
    sen bir müslüman olarak kafanı karıştıracak bu yazarları nasıl bulabiliyorsun?
    Buralarda dolaştığına göre aklına takılan bir şeyler olsa gerek. Yok aklına takılan bir şey yoksa, sabırlı ol, “ölümden sağ kurtulduğunda” göğüsleri henüz tomurcuklanmış hurilerin cennette seni bekliyor olacaklar. Bizkeri zaten sonsuz bir azap bekliyor. Bizim gibilere acıyarak bakacağına buralarda dolaşıp biz zavallılara laf yetiştirmeye çalışman gerçekten ilginç. Bizleri yola getirip secabını katlamayı ve cennetteki villanın mevkisini iylieştirmeyi düşünmeni anlayışla karşılıyorum. Ancak buralarda fazla vakit geçirirsen maazallah elindeki huri dolu villandanda olabilirsin. Uyarmadılar demeyin diye yazıyorum. Bırak cehennemlikler cehennemine rahat rahat hazırlansınlar değil mi?

  17. yeliz
    Eylül 16, 2010, 6:59 am

    ilginç bir yazı.. daha önce bende muhammedin şizofren olabileceğini düşünmüştüm.

  18. akeneton
    Eylül 22, 2010, 12:06 pm

    SAYIN LUCA:PEYGAMBERİ TANIMAK İSTİYORSAN ÖLMÜŞ DEDELERİNİ GETİRDE BİZDE ONLARI TANIYALIM

  19. poli
    Ekim 1, 2010, 9:05 am

    bu yazıyı okudum sabırla. sonra tüm siteyi dolaştım , sonra yorumlara baktım. bu ateistler işine geldiğinde bilime işine geldiğinde söylentilere işine geldiğinde filozoflara atıf yapıp birşeyler yazmışlar. büyük bir tutarsızlık içindeler. doktor olmadan hastayı görmeden hastaya tanı koymuşlar.
    statikte ( tabiii bunu inşaat mühendisleri bilir) çerçeve hesabı yaparken bazı kabuller yapıyoruz kat sayılar kullanıyoruz. o zaman ateistlerin inşaat mühendisi olmaması lazım. çünkü katsayılar ( çerçeve haszbında redörler kullanılır. ) varmış gibi hesap kesit tesirleri seçilen orjinin olası gereken böglesinin simetrisinde çıkarsa katsayı ( redör) yeniden değerlendirilir. bunu inşaat mühendislerine sorun bu redör nedir diye . size mantıklı gelmemesi lazım çünkü bir kabuldur yani soyuttur somut değil . kimyada avagadro satyısı vardır 6,02×10000000000000000000000 diye (6,02×10 üzeri 23 ) bir moldeki atom sayısı olarak kabul edilir. kimyanın temel kabullerindedir. o zaman ateistler kimyacı da olmaz.
    ama yukarıdaki gibi doktor oluyor.

    çoookkk komiksiniz.

  20. Ekim 1, 2010, 3:34 pm

    Ateistler bilime de, felsefeye de, dinlere de, soyut kavramlara da, sizin gibi cok bilgili insaat muhendislerinin elestirilerine de ayni mantikla yaklasir sevgili poli. Bu mantigin ilk adimi da sorgulamadir. Yukaridaki yazi da bir analiz yazisidir. Eldeki veriler sunulmus ve (redor icermeyen) mantik cercevesinde bir tespitte bulunulmustur. Aksini iddia ediyorsaniz “yazi” uzerine, ama lutfen daha duzgun bir gramerle (sizin gibi bilgili bir muhendise boylesine bozuk bir Turkce’yi hic yakistiramadim) yorumlarinizi bekleriz.

  21. Müslim
    Kasım 7, 2010, 11:07 am

    Ben hiç öyle düşünmüyorum. Konularınızda sadece konunun işinize gelen, çarpıtılabilir yanlarını ele alıyorsunuz, işinize gelmeyen yanlarını ise saklıorsunuz. Sonrada size cevap yazan müslümanlara “lütfen objektif olun, lütfen mantıklı düşünün” gibi cevaplar yazıorsunuz. İşinize gelmeyen yorumlara bile cevap yazamayıp konuyu saptırıyor ya da yeni bir gereksiz konu açıyorsunuz. Lütfen bideha böyle yorumlar yazmadan önce kendi yorumlarınıza bir göz atın. 😉

  22. Dursun demir
    Kasım 15, 2010, 6:15 pm

    Epilepsi olması muhtemel olabilir ama sizin gibileri öngören
    Kur’an; bir sure, olmazsa bir ayet benzerini getirin diye meydan okuyor.
    Bu meydan okuma halen devam ediyor.
    Agnostik olmanın da bir edebi vardır. Düşünce vardır, hakaret değil.
    Hadi bir ayet getirin siz sahip olduğunuz bütün hastalıklarların beraberinde.
    Allah size gnostiklerin nurunu ve aydınlığını nasip etsin

  23. HİRANUR
    Kasım 17, 2010, 11:41 am

    PEYGAMBER EFENDİMİZE HASTA DİYEN ASLINDA KENDİDİR HASTA OLAN YAZIKLAR OLSUNKİ SİZNGİBİ DÜŞÜNEN CAHİL KÖR BEYİNLERE İŞLLAH DOĞRUYU GÖRENLERDEN OLURSUNUZ

  24. Ateist
    Kasım 18, 2010, 7:43 am

    Konuşmayacağım diyordum ama tutamadım kendimi 😀

    Kuran’ın eşini benzerini görmek isteyen “The True Furqan” diye Google’de aratabilir.

  25. Müslim
    Kasım 19, 2010, 3:45 am

    Kurana benzetilip yazılmış hiçbir değeri olmayan kitap. Aklınca bişeyler yapmaya çalışıyorlar. Bi kitabın kopyasını çıkarıp değiştirmekle onun eşi diye bi şey söylenemez, iyice saçmalamayın lütfen.

  26. Kasım 22, 2010, 2:42 am

    The True Furqan
    Yukarıdaki ifadenin anlamı, ‘Doğru Furkan.’ Atıf yaptığı şey Kur’ân-ı Kerim. Bu sözde Kur’ân, Kuveyt’te basılıyor.

    İki Amerikalı basım şirketi, Wine Press ve Omega tarafından ‘True Furqan’ veya ‘The 21st Century Quran’ (Yirmibirinci Yüzyıl Kur’ânı) adı altında basılıyor. İsteyenler, http://www.amazon.com sitesinden kitabın kapağını ve tanıtım yazısını okuyabilirler.
    Bismillah yerine, Hıristiyanlıkta bilinen üç ruhu anlatan uzun bir çeviri ile başlayan bu sözde Kur’ân, 366 sayfa olup, hem Arapça hem de İngilizce olarak basılıyor.

    Bu sözde Kurân’da İslâmî inançları zedeleyen birçok yazı bulunuyor. Bir ayetinde birden fazla kadın ile evlenmenin zina olduğu (evlilik dışı cinsel ilişki olarak kabul edildiği) boşanmanın kesinlikle kabul edilmediği ve vasiyetlerin (vefat edenin ardında bırakılan vasiyetin dağıtımı hakkında) yeni bir sistem şeklinde dağıtılmaya çalıştığı anlatılıyor.
    Bu ne şimdi ateist, yakıştıramadım sana inan. Çaresizlikten mi acaba böyle şeyi önermen 🙂 ..
    Ha bu arada bu katap da arapça 🙂 Yine tercüme gerekiyo galiba….

  27. Şubat 3, 2011, 8:09 pm

    Benim asıl merak ettiğim tüm bunlar değil.Şimdi ;

    Dinlere göre bir yaratıcı var ve tüm Dünyayı gezegenleri galaksileri herşeyi yarattı.

    Şimdi diyoruz ki evrim var. Peki bu nerede başladı ?

    Atıyorum toz bulutu- taş oldu – kütle oldu – dünya oldu – doğa oluştu – doğa canlıları ortaya cıkardı evrim sonucu vs vs.

    Peki toz bulutu nerden oldu ? Onun olduğu şey nerden oldu ? Onun dahada olduğu şey nerden oldu ? Bütün inanışlarda başlangıç olarak kabul edilen her ne ise o neden oldu ? Onun öncesi nasıl oldu 🙂 Bunun sonu yok :S

  28. ahmet
    Şubat 17, 2011, 6:58 am

    ALLAH sizi ve sizin gibileri isslah etsin siz kimsiniz peygamber efendimize ve yuce rabbimize dil uzatiyosunuz musluman dogdunuz icin sukredeceginiz yere nerelere gidiyosunuz madem gideceginiz yeri biliyosunuz cenenizi kapatin we kendi pisliginiz de yok olun baska insanlari ve yuce RABBIMIZLE dinimize araya karistirmayin eger sen tirnaginin parcasini kesip tekrar yaratabilirsen bize haber wer iste o zamn sna inanacaz ama eger bole bise yapamazsan sus ki inannalarin nefretini kazanma ALLAH islah etsin ALLAH dogru yola getirsin ins.

  29. dj enkidu
    Şubat 20, 2011, 8:37 pm

    #14 Ahmed demiş ki “Bu kadar konuşursunuz da Kur’an’ın kendisinin tek bir süresinin benzerini yapma konusunda meydan okumasına cevap veremezsiniz. Bir insanın böyle bir eser meydana getiremeyeceğini siz de biliyorsunuz” Kendisine tek tavsiyem biraz dünya edebiyatı, şiir okuması sanat tarihine göz atmasıdır. Sana çocukluğundan beri söyleye söyleya inandırmışlar resmen papağan gibi “Kuran en kusursuz eserdir” diye. “Siz de biliyorsunuz” demişsin, hayır bilmiyoruz çünkü yalan. Kim karar veriyormuş en büyük eserin ne olduğunu? Bence Mona Lisa tablosu Kuran’dan daha etkileyici bir eserdir. Kuran politik ve toplumsal anlamda daha etkili olmuştur ama eser anlamında değil. Nasyonal-sosyalizm de bir ara kitleleri peşine takmıştır ama bu o ideolojiyi “büyük bir eser” yapmaz, içinde derin anlamları, hayatın sırrını barındırdığını falan göstermez.

  30. dj enkidu
    Şubat 20, 2011, 9:02 pm

    #19 poli inşaat mühendisi olmuş nasıl nerden olmuşsa ama matematik-fizik nedir anlamamış. bilimin ve mühendisliğin amacı dünyayı açıklamak değildir, deneylere en yakın, en tutarlı hipotezler geliştirip, bu hipotezleri daha çok deney yaparak geliştirmek/düzeltmek yoluyla uygun ve pratik modeller geliştirmektir. burada kendisinin anlamadığı terim “model” sanırım. model bir resim gibidir, gerçeğin kendisi değil, belli bir pratik amaç için kullandığımız kavramsal yapıdır. üstelik bilimde bu modeller ve teoriler hiçbir zaman mutlak gerçek kabul edilmez, her zaman yalanlamaya açıktır, din gibi etrafına duvarlar örüp karşıt fikirleri savuşturmaya kalkmaz, tam tersine “beni çürütün ki ortaya gerçeğe daha uygun bir model çıksın” der. sonuçta ortaya yüzyıllardır çürütülemeyen bir bilimsel teori çıksa da gerçek bir bilim insanı bu siz dindarların mantalitesiyle bunu “evrenin gerçekliği” olarak görmez, bunun bir teori olduğunu geliştirilebileceğini, pratik bir amaca yönelik olduğunu, belli bir dil ile mesela matematik dilinde formüle edildiğini ama başka ifade biçimlerinin de mümkün olabileceğini bilir. fizikteki katsayıların “ne anlama geldiğini” açıklayıp huzura ermek gibi bir amacı yoktur fizikçinin. o formüllerle ilgilenir, avogadro sayısının anlam ve önemi metafizik veya din adamlarının kafa yorduğu bir konudur. inancını çürütülmeye açık tut, dinde mantığa aykırı, çelişik ifadelerin din inancını çürütebileceği fikrinden korkma, ondan sonra din ile bilimi yarıştırmaya kalkış. doğrudan bilim kullanarak “uçan spagetti canavarı dini” de yalanlanamaz, ama bilimsel olması da imkansızdır çünkü böyle bir yaratığı gören olmadığı için deney veya istatistik kullanmak mümkün değildir. bu durumda sizin görüşünüze göre islam ile “uçan spagetti canavarı dini” aynı derecede gerçektir, ikisi de bilimsel olarak “yalanlanamaz”. ama durum böyle değil, çünkü bilimin işleme şekli uydurma kavramları tek tek yalanlamak şeklinde değil, deneyler üzerinden sonuçlar bulmaya dayanır, dolayısıyla bilim ile din asla bu şekilde karşılaştırılamaz. bilmediğini düşünerek bu linki de ekliyorum, belki bilimsel yöntemin ne olduğunu anlamak konusunda bir çıkış noktası olur ve avogadro sayısının öyle zannettiğin gibi dinsel bir saçmalık olmadığını görürsün: http://tr.wikipedia.org/wiki/Bilimsel_yöntem

  31. dj enkidu
    Şubat 20, 2011, 9:13 pm

    #27 evren, açıklayamadığımız şeyler olabilir, sonuçta evrende küçücük noktalarız ve ne olduğunu henüz göremediğimiz bir şeyi algılamaya çalışıyoruz. daha 600 yıl önce dünyadaki koskoca amerika ve avustralya kıtlarından bile habersizdik. şimdi bilmediğimiz, açıklayamadığımız (belki de kapasitemiz nedeniyle asla anlayamayacağımız, karıncaların galaksi hareketlerini anlayamayacağı gibi – kulağa hoş gelmeyebilir ama kimbilir) konular var diye bunlara mantıksal bir yama icat edip tek sonuca bağlamak ne kadar doğru? bilmiyoruz diye uydurmak mı zorundayız?

  32. dj enkidu
    Şubat 20, 2011, 9:19 pm

    #28 ahmet, şu anda insan tırnağı yapamıyor olabiliriz ama ileride yapılırsa bunu senin gibi “şimdi yapılamıyor, o halde hiç yapılamaz” diyenler değil bizim gibi düşünenler yapacak. bu yüzden her açıdan geri kaldınız zaten, bize de köstek oluyorsunuz.

  33. dj enkidu
    Şubat 20, 2011, 9:21 pm

    not: bazı yorumcular “bize neden cevap vermiyor bu kafirler, işlerine gelmiyor” tadında şeyler yazdıkları için elimden geldiğince cevap vermeye çalıştım, şimdi başka tür savunmalar geliştirsinler bakalım, aynaya bakmak yok tabii kendilerini görürler bakarlarsa çünkü!

  34. Müslim
    Şubat 22, 2011, 1:55 pm

    Anlamadığım şey neden halen türlü türlü saçmalıklar üretip kendinizi bilimle bağdaştırıyorsunuz. Hiç halkıp da müslüman bilim adamlarını araştırdınız mı? Yani batıl olan her şeyi müslümanlıkla bağdaştırmayalım lütfen.

  35. suzi
    Mart 13, 2011, 9:26 pm

    Acikcasi bir doktor olarak tani konulma yonteminin cok avami oldugunu soyleyebilirim, bence bu tarz bir yaziyi en azindan noroloji uzmani birisinin yazmasi gerekiyor.

    herhangi bir kitaptan hastaligin semptomlarini alip burada su tanidir seklinde ifade etmenin dogru taniyi vermeyecegini dusunuyorum, ayrica hastaligi degerlendirirken ‘prognosis’ dedigimiz hastaligin gidisatini bilmek de onemli, bu kadar agir bir epilepsi hastasi izole semptomlarla bu hayat kalitesinde -ustelik antiepileptikleri kullanmadan- bu kadar stabil bir klinik tablo ile hayatini surdurmez.

    sizofren iddiasina deginmiyorum bile, sizofreni pozitif ve negatif semptomlarinin haricinde kognitif fonksiyonlari ciddi bir bicimde etkileyen, ayni zamanda sosyal iliskilerde de buyuk sorunlara yol acan bir hastaliktir..

  36. Nisan 1, 2011, 4:09 am

    islam dinini ve Peygamberimizi[s.a.v]kötülemek için elinize bir fırsat geçtiğini düşünüyosunuz ama buna ancak sizin gibi saçma düşünen insanlar inanır.bırakın artık her fırsatta dinimizi kötülemeyi

  37. Hüdaverdi
    Nisan 16, 2011, 7:32 am

    sayın ateist ve diğerleri peygamberimiz hakkında epilepsi iddialarınız yeni değil mal bulmuş mağripli gibi saldırmışsınız epilepsi ile ilgili öncesi ve sonrası durumları yazmışsınız varsayalım bu teşhisler doğru ve peygamberimizin yaşadığı durumlarla da örtüşüyor bugün birçok hastanede epilepsi teşhisi konulmuş binlerce hasta var bu insanlardan benim çevremde de var (sizde de olabilir) nöbet esnasında kendinden geçme istemsiz hareketler hırıltılı sesler terleme kasılma vs durumlar ortaya çıkıyor ama hiçbiri bu durum geçtikten sonra veya esnasında hiçte kuran ayetleri gibi bir cümle kurmayı bırak, doğru dürüst konuşamıyorlar bile ….Bunun yanında gelen ayetlere baktığımız zaman birbiriyle çelişen bi durum yok eğer bir epilepsi hastası olsaydı dün söylediğini unutur veya tersi birşey söylerdi.
    Ayrıca nöbetleri geçtikten sonra peygamberimizin söyledikleri ile yaptıkları birbirine ters davranışlar değildir.
    Bak ateist kardeş biliyorum ön yargılarından uzaklaşıp inanma konusunda çaba sarfetmeyeceksin Hiç inanan bilim adamı yok demişsin bilmem descartesi tanırmısın modern matematiğin kurucusu yada Newtonu ki Einsteinden daha zeki olduğu kabul edilir müslüman bilim adamlarını sayayımmı bi zahmet neler yapmışlar ona da sen bak ha buarada enbüyük epilepsi hastası demişsin bak bu konuda kimse Nietzsche’nin eline su dökemez biliyorum sevdiğin biridir kızkardeşine aşık olan yol artasında atlara sarılıp ağlayan ve hastanede çıldırarak ölen biri …..Daha çok şey var ama benim zamanım yok bu arada peygamberimiz para kazanmak için yapmadı bu işi öldüğünde bir devesi ve bir kalkanı vardı kendisi evinde para bulundurmazdı Allahtan korkarım derdi bu para bende iken ölürsem hesabını veremem diye

  38. gökçen
    Mayıs 2, 2011, 8:59 am

    bir epilepsi hastası çıkıyor, bir düşünce üstüne bir din kuruyor, bu kurulan din 1400 küsür yıl boyunca milyarlarca insanı peşinden sürüklüyor, insanlık tarihini değiştiriyor ve bunu epilepsi hastalığına bağlıyorsunuz öyle mi?

    herşeyi bilimsel çerçevede incelediklerini savunan insanlar olarak insanlık tarihinin bu en önemli olayını “epilepsi”ye bağlamanız gerçekten gülünç. savunduğunuz (bana göre batıl olan) teziniz hakkında daha elle tutulur, bilime dayanan veriler okumak istiyoruz. eğer varsa tabi..

  39. ömer faruk
    Mayıs 4, 2011, 10:07 am

    çok güzel saçmalamış arkadaş.öncelikle şunu söyleyeyim Kur’an müthiş bir matematik denkleminin üzerine kuruludur üzerinde 19 vardır.Bir harfi bile değiştirsen bu matematik sistemi bozulur.Bu mükemmel sistemi epilepsi hastalığına bağlayan ziyniyeti alkışlıyorum.Gerçeklerden kaçmaya devam edin.

  40. naz irem
    Haziran 11, 2011, 5:57 pm

    4 4 LÜK BİR ZIRVA OLMUŞ.KARDEŞİM İNANÇ MESELESİ BU.PEYGAMBERİNİ SEWEN VE İNANAN HİÇ BİR İNSAN VAHYİ BÖYLE DEĞERLENDİRMEZ..NE ALAKA NE ALAKA EPİLEPSİ NÖBETLERİ VE VAHİY GELMEDEN ÖNCAKİ HALLER…VALLA ADAMI HASTA EDERSİNİZ YAAAAAAA

  41. yusufhan
    Temmuz 6, 2011, 2:10 pm

    Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemde meydana gelen bu tür değişik halleri gören Kureyşliler, bazen O’na kâhin(7), bazen sihirbaz, bazen de şâir ve mecnun(8) demişlerdi. O’nda görülen bu halleri birçok Avrupalı müsteşrik sara illeti zannetmişlerdi. Bütün bu iddialar, O’nun manevî cephesini anlayamamaktan ileri gelmektedir. Bu iddianın batıllığını şu şekilde açıklayabiliriz:

    a) Saralı, nöbetten sonra bütün uzuvlarında şiddetli bir ağrı ve bitkinlik hisseder. Durumundan dolayı üzülür, hatta nöbetlerinde karşılaştığı bu haller sebebiyle, bazıları intiharı bile düşünür. Peygamberimize vahiy esnasında arız olan hal saradan dolayı olsaydı buna üzülür, geçmesi halinde ise sevinirdi. Fakat durum bunun aksinedir. Nitekim vahyin kesildiği fetret döneminde, iştiyakla vahiy meleğini aramıştır.

    Vahiy, her zaman kendinden geçme, horlama gibi değişiklikleri ortaya çıkarmıyordu. Bazen melek, insan suretinde geliyordu. Rasulullah onun Cibrîl olduğunu bildiği halde, normal hâli devam ediyordu.

    c) Tıbben sâbittir ki, saralı, nöbet sırasında idrak ve düşünme kabiliyetini tamamen kaybeder, etrafında olup bitenin farkına varmaz, kendisine ne olduğunu bilmez, şuuru durur. Hâlbuki Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem vahyi müteakip insanlara hukukun, ahlâkın, ibadetin, edebî ifadenin, öğütlerin en mükemmellerini ihtiva eden Kur’an ayetlerini tebliğ etmiştir. Bir benzerini getirmekten bütün insanları âciz bırakan bir kelâm, hiç saralının eseri olabilir mi?.

    d) Saralı nöbeti sırasında saçmalar. Hz. Peygamber’de böyle bir durum, kesinlikle yoktur. O’nun vahiy durumunu müteakip tebliğ ettiği Kur’an elimizdedir; dost ve düşmanın ittifakıyla Kur’an’ın beyanındaki mükemmellik ortadadır.

    e) Bu dünyadan yüz binlerce saralı insan gelip geçmiştir. Fakat bunlar içinde böylesine bir din getiren, makul esaslar ve sözler söyleyen, bir muvazene örneği olan şahsiyete rastlanmamıştır.(9)

    Netice olarak diyebiliriz ki, elbette bir beşerin kendine ait normal özellikleriyle Yüce Allah’ın kelamına muhatap olması çok zordur. Hz. Peygamber’de bazen vahiy aldığı esnada bir takım değişiklikler olmaktaydı. Ancak bu değişiklikleri epilepsi (sara) hastalığına benzetmek çok yanlıştır.

    karl marx: “tüm kalbimle inanıyorum ki, hz. muhammed tarihin gördüğü en büyük devrimcidir. putları yıkıp daha eşit ve daha özgür bir düzen kurmuştur. ayrıca allah’ın kulu ve elçisidir.” (das kapital, 5. cilt, sayfa 476).

  42. yusufhan
    Temmuz 6, 2011, 2:11 pm

    karl marx ek bilgi:D

  43. murat
    Temmuz 25, 2011, 6:23 pm

    ben de bir ateistim ama “silkmek” kelimesinin, yazinin sonlarina dogru, defalarca “L” harfi unutularak kullanilmasini uzuntu ile karsiladim.

    bizler inancli insanlara saygi gostermezsek onlar bu cehaletleri ile neler yapabilirler hayal bile edemeyiz, oyle degil mi.

    saygilar.

  44. Temmuz 25, 2011, 9:27 pm

    🙂 Murat, silkmek degil SIKMAK fiili olacak o. Asla boyle bir duzeysizlige giremem. Klavyemde turkce karakterler yok. Ama uyarin icin tesekkur ediyorum, hemen ‘potansiyel’ yanlis anlasilir kelimeleri duzeltecegim.

    Tesekkur ederim.

  45. zeynep
    Ağustos 5, 2011, 1:12 pm

    turan :allah yazdıklarınız için sizi affetmesin muhammed sav uzanan diller kırılsın efendimiz allahın elçisidir.o inen ayetlerde allahın emirleridir.kurban oluruz inen tek bir ayetin tek bir harfine , peygamber efendimizin bize yaydığı dine kurban oluruz.nasıl konuşuyorsunuz ya allah sizi affetmesin biz allahtan geldik ve onun kuluyuz peygamber efendimizde bizim önderimizdir.ben bir epilepsi hastasi olarak allahtan dilegim peygamber efendimizin çektiği sınıntıları bana yüklemesidir.allahım bu dileğimi kabul eyle yarabbim.

    sen beni güldürdün umarımki allahında seni güldürür.

  46. Eylül 5, 2011, 6:05 am

    Yazılan din dışı yorumlar çok pervasızca ve kanıtsız. Siz ki içinize bir korku düştüğünde, başınız dara sıkıştığında, hastalığa düştüğünüzde, Allah’a yönelmiyor musunuz ? Ben bir epilepsi hastasıyım. Yazılan ahlaksız yorumları hiç doğrulamadım. Hiç duymuyor musunuz siz ? Kuran-ı Kerim’e kötü niyetle yaklaşan, onu yakan, yırtan kişilerin sonunun ne olduğunu, dünyaca nasıl tanındıklarını hiç duymuyor musunuz? Peygamber Efendimiz hastalığına sığınarak bir kitap çıkartsaydı ve bu çıkarları sonucu ortaya çıkan, bütün dünyaya yayılan, kitabın yolunda gidildiğinde doğru yola götüren bir kitap sizce bu kadar değerli olabilir miydi ? Sizler diyorsunuz ki kendi hastalığına sığınarak bunları yapmış. Sizler bunları söyleyerek hastalığı için derman bulmayacak olan kafirlersiniz. Rabbim hiç bir kuluna taşıyamayacağı yük vermezmiş. Ben hastalığımı seviyorum. Epilepsi olduğum için Rabbime şükrediyorum. Bana böyle bir hastalık vermiş ki taşıyabilceğimi düşünüyor. Sizlerse kendi faşist düşüncelerinizi en olgun ve modern bir biçimde dünyaya yaymak istiyorsunuz. Sizlere son sözüm. ALLAH sizleri ıslah etsin!

  47. mert aker
    Eylül 7, 2011, 4:49 am

    İstanbulda kuştepede bir caminin minaresi devrilmişti ve altında 1 kişi kalarak can verdi. O bir kişinin herkesçe bilinen bir özelliği de hergün Allaha kitaba küfretmesiydi. İnanmayan buyursun gelsin Kuştepeye.

  48. memet ak
    Eylül 13, 2011, 6:30 am

    ortalık nöroloji uzmanlarıyla kaynarken araya girmek olmaz dedim ama dayanadım.sayın doktor arkadaşlar teşhisi koymadan önce bari bi MR,EEG sonuçlarına baksaydınız.sizin gibi bilim insanlarına yakışıyomu. iki parça rivayetle epilepsi yaptınız adamı.başka hastalarımda var onlarada bakarmısınız? madem epilepsi ne tür bi epilepsi subkortikal,frontotemporal ?..generalize,paralize
    nöbetleri nasılmış tonik klonik,grand mall,
    bu kadar bilimden dem vuran insanların 14oo yıl öncesine bu kar bilimden uzak bi şekilde saldırmaları.ironi değilde nedir.
    bahsettiğiniz adam bazılarının yüce peygamberidir.(ve de benim)söyledikleri hoşunuza gitmiyor olablir. ama ona deli saçması bilgilerle saldırmak,iftira atmakta bilim insanlarına yakışmaz.varsın oda bilimin açıklayamadığı milyonlarca şeyin içinde kalsın.
    yukarda ki arkadaşın söylediği gibi sinek yapamıyosak belki bilim o kadar gelişmediği içindir.
    öyleyse sinek yapılıncaya kadar.bekleriz.

  49. Mustafa Ozab
    Kasım 14, 2011, 4:27 pm

    ben epilepsinin zihin kanallarını genişlettiğini ve algıda önemli ölçüde genişlik yarattığını biliyorum. evet teziniz kısmen doğru sayılabilir. yani Hz. Muhammed bir epilepsi hastası olabilir ancak, bu O`nun peygamberliğini ilan etmesine sebep değil yalnızca bir yardımcıdır.

    İnsan vücudu tabiatiyle bir çok ses frekansını, mor ve kızılötesi ışınları algılayamaz. evet her epilepsi hastası da bunları görmez ama yapılan araştırmalar ve kendi tecrübem de dahil olmak üzere bir çok epilepsi hastası bayılma anlarında; ince bir çığlık, tiz bir ses duymuştur. Bana kalırsa beyindeki mevcut elektriğin yükselmesi algıyı genişletmeye başlar. Böylece fısıldanan şeyleri duyabilirsiniz.

    Hz. Muhammed`deki durumda -bana kalırsa- böyle olabilir. Evet bir epilepsi hastası olabilir ama O gerçekten bir peygamberdir. Ayrıca meleklerin de kızıl ve mor ötesi ışınlardan yaratıldığı fikrini bilim kabul etmiştir. Yani Hz. Muhammed, Allah`la ve Cebrail`le iletişim halindeyken, beynindeki elektrik seviyesinin yükselmesiyle onları algılayabilir ve duyabilir. Epilepsi hastası olmayan insanlar, uzun ve derin düşüncelerin nelere sebep olabileceğini bilmezler-ki bunu sadece hastalar bilir-. Ancak Hz. Muhammed`in algısını kuvvetlendiren temel etken olarak epilepsiyi sayabiliriz. Tutup onun bazı şeyleri epilepsi semptomları sonucu uydurduğunu iddia edemeyiz.

    Mustafa Ozan ÇAYIR.

  50. Mustafa Ozab
    Kasım 14, 2011, 4:33 pm

    Ayrıca Allah, yaratılmak, yaratmak, varoluş gibi ucu bucağı gelmeyen tartışmalara bir fıkra:

    Bir gün insanlar Tanrı`nın(tanrı yazıyorum ki herkes kendi dinine göre yorumlasın, sonra sorun çıkıyor) huzuruna çıkmışlar ve kendilerinden emin bir tavırla:
    -Biz var ya, senin yarattığın her şeyi yaratabiliyoruz.
    -İnsan da yaratır mısınız? Kök hücre olmadan ?
    -Elbette yaparız!
    -Öyle mi? Mesela bir insan yaratında görelim..
    -Tabiki..
    İnsanlar tam eğilmiş, yerden bir parça toprak alacakken, Tanrı;
    -Hoop! Kendi toprağınızdan,kendi toprağınzdan..!

    .
    .
    .

Comment pages
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: