Başlangıç > Dinler > Mesela…

Mesela…


Tamamen tesadüf eseri denk geldim “Caner Taslaman” isimli homo sapiensin bu videosuna… Tanımıyordum, ama Hulki Cevizoğlu gibi bir entellektuel, programına cağirdiysa, demek ki ciddiye alınan biri olmalı dedim kendi kendime.. Maalesef öyle de çıktı. İzleyin videoyu ve tartışalım birlikte…

İlgili video şunun üzerine:

Adem ve Havva‘nın çocuklarının, birbirleriyle olan cinsel ilişkileriyle tüm insanlık oluşmuş, Kuran’da net bir şekilde kardeş evliliği yasakken, nasıl olur da böyle bir şey gerçek olabilir?”

4. Sure Nisa, 23. ayet: Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kız kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız, -eğer anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur- öz oğullarınızın karıları, iki kız kardeşi (nikah altında) bir araya getirmeniz. Ancak geçenler (önceden yapılan bu tür evlilikler) başka. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. (Diyanet çevirisi)

Soru gayet net değil mi? Çok severim müslümanları böyle köşeye sıkıştırıp sacmalamalarini izlemeyi. Belli ki Hulki Cevizoğlu da bundan mazoşist bir keyif alıyor. Hayır, o kadar da kolay ki bir müslümanı köşeye sıkıştırıp salt zekayla ezmek. Uçan ata, tek bir çiftten turedigimize ve o ilk ve tek çiftin de “puf” diye oluştuğuna inanan insanlardan bahsediyoruz nitekim. Konusan yılan, ışık hızından bile hızlı ama yine de kanatla uçabilen meleklere, dumansız yanan bir ateşten oluşan şeytana, 9 yaşında bir çocuğu arzulayacak pedofilinin muhtesemliğine, kendi oğlunu tanrısına sunmak için kafasını kesmeye yeltenen bir psikopatin babaligina, öldükten sonra “hostel” filminden daha yaratıcı iskenceler yapacak olan Allah isimli bir tanrıya, karıncalarla şakalaşan, konuşan bir kuşu olan peygambere, 600 kişinin kafalarının kesilerek yapılmış bir katliamın “çok doğru ve mantıklı” olduğuna inanan insanlardan bahsediyoruz. Bu listeyi sabaha kadar uzatabilirim bu insanların kafasını anlatabilmek için. Çok da keyif alıyorum listelerken. Muhteşem bir kafa bu… Keşke ben de ancek 3-4 yaşlarındayken inanabildigim keloglan masallarindan da uçuk olan bu hikayelere inanacak bir kafaya sahip olsaydım. Bak, yeni peygamberi müslümanların, 10 yıldır çalıyor, çırpırıyor, öldürüyor, düdüklüyor, ama bu kafanın insanları yine de toplanıp itaat etmeye devam ediyorlar. Yok yok, düşündüm de, ben bu kafayı istemem be arkadaş… Zaten dünyadaki canlılar familyasinda, zekamız dışında en güçsüz, en yeteneksiz, en zorlama ve başarısız evrimlesenlerindeniz… E o zekadan da vazgeçince ne kalır ki geriye?

Filozof olduğunu iddia eden ve yukarıda anlattığım geyiklere tüm kalbiyle inanan “çok zeki” arkadaşın savunmaları da şöyle:
1. Kuran’da geçmiyor, sadece hayali senaryolar üretebiliriz. (evet, güzel gidiyorsun..)
2. Kardeş evliliği yasağı, Adem’le Havva’nin çocuklarının ilişkilerinden sonra gelmiştir… (Hmm… ilginç, kuranli savunma…)
3. Cinsel temas olmamıştır, şimdinin suni dollemesi gibi ortaya çıkmıştır yeni çocuklar. (Abi, ne yaptın?)
4. Evreni yaratan Allah, bunları kolayca halleder, çok önemli bir mesele değil. Bunları merak etmeyi gereksiz görüyorum… (Merak etmeyen filozof??)
5. Felsefi açıdan önemli olan nedir? Allah’in varlığı… (?!?)
6. İnanmak, inanmamaktan daha rasyoneldir. (İnanmak ve rasyonellik bir arada..)
7. Bu Adem’le Havva meselesi yerine bunları tartışalım. (Hoca çalıştığım yerlerden sorsana biraz…)
8. Sen merak etme diyemeyiz kimseye.. Ama ben merak etmiyorum.. (Ah be abi…)
9. Sonra hızla yapılan bir laf kalabalığı… Arada bir konuya geri dönüş; “evrensel midir kardeş evliliği? Bilemeyiz..” gibi vs. vs.

Dindar ülkelerde din üstüne fikirler defeke ederek bundan servet, şan, şöhret kazananlar hiç tükenmez. Harun Yahya en basarılısıdır bunlarin arasinda bence. Adam, hepsinin altına bmw’ler çekebileceği 20-30 kadar cok tuhaf genç kadınları yaşatıyor hareminde. Sanki bir prototip ürünü her biri de. Her cümlede en az bir kez “şallah”la biten kelimeler duyuyorsunuz: “inşallah hocam, maşallah hocam”. Sesi kısıp izleyince “tutti frutti” izliyor sanırsınız kendinizi. Birazdan soyunup sevisirler herhalde dersiniz, hic bilmeseniz. Kırmızı nokta konurdu 25 yil once ShowTv’de yayinlansa, o derece… Kamera arkasında da kitaplar yaz(dır)ıyor, Kuran’li mucizeli siteler açtırıyor, ateist sitelere davalar açtırıyor, tehditler göndertiyor o homo sapiens de… Arada da cahil halkın gözünde kendini yüceltecek “mehdi” geyikleri ekledi mi olay bitiyor. Bravo, ne diyeyim…

Gerçekten de en kârlı ve en rahat iştir din tüccarlığı. Hani yukarıda bahsi geçen filozof. inanmayı daha rasyonel buluyor ya? Tam tersi, inanan insanlar zaten rasyonellikten çoktan uzaklasmıslardır. En kolay yolunacak insan tipi de budur.

Bakın size bir anımı anlatayım…

Dedemin ikinci eşidir anneannem. Hem de hali hazırda bir eşi de varken aldığı ikinci eşi. Haliyle medeni olarak nikahsizdir anneannem. Hatta üvey teyzelerimin en büyüğüyle de yaşıttır bu da yetmez gibi… Devam edeyim… Dedem 40 yaşındaymış anneannemi ikinci eşi olarak anneannemin babasından “satın” aldığında… Anneannem de 15-16. O zaman büyük teyzem de 16’larindaymış. Bir sonraki teyzem 12-13, dayım da 7-8 olsa gerek. 16 yaşında, okuma yazma bilmeyen, cahil bir köylü kızı, babası yaşında, hem de 3 tane de neredeyse yaşıtı çocuklara sahip bir amcayla evlendiriliyor. Dramayi görüyor musunuz? 66 yıl önce yaşanmış bir drama bu. 66 değil, 666 yıldır ne değişti peki? Hiçbir şey…

Abdullah Gül, Cumhurbaşkanlığı köşkünde yasal olarak ikamet eden bir müslüman homo sapiens. 1950 doğumlu. Eşiyse 1965 doğumlu. Evlendikleri tarih de 1980. 30 yaşında bir adam, 15 yaşında bir çocukla evleniyor. Çok ilginç değil mi? Dedemle Abdullah Gül arasında bir de benzerlik var. İkisi de Muhammed’i muhteşem bir insan olarak görüyorlar… Eh, örnek insan Muhammed de, eşlerinden biri olan Ayşe’yle evlendiğinde 50’sini geçmiş bir adamdı. Ayse’yse daha 9 yasinda bir çocuk. (Aslında evlilik 6 yaşındayken, zifafsa 9 yaşındayken oldu, sahih hadislere göre…) Dokuz yaşında bir çocuk… İlkokul 3. sınıf öğrencisi.. )

65. Sure Talak, 4. ayet:  Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir. (Diyanet)

Talaaq 65,4: Such of your women as have passed the age of monthly courses, for them the prescribed period, if ye have any doubts, is three months, and for those who have no courses (it is the same): for those who carry (life within their wombs), their period is until they deliver their burdens: and for those who fear Allah, He will make their path easy. (Yusuf Ali)

Eh, Allah izin vermiş, henüz adet görmeyen kız çocuğuyla nasıl ve hangi durumda seks yapilacagine… Cumhurbaşkanına mi kalmış bu kararı sorgulamak, dedeme mi…

Yazık…

Anneannem hala hayattadır. Namazını hiç kaçırmaz. Hacca gitmek hayaliyle yaşar, ama bunun için gereken cesareti hiç bulamamıştır kendinde. Çok cahildir anneannem… Çok da inançlı… Cennet’e gideceği hayaliyle yaşar. Ölmekten de çok korkar. Müslümanlığının kuvvetiyle gurur duyar. Neredeyse emindir Cennet’teki kendisine en manzaralı, en güzel köşklerden birinin verileceğine… Dedemi de göreceksin, özledin mi diye sorarım. “Şeytan görsün yüzünü” der. Çok hüzünlenirim onun için. Hiç aşk yaşamamıştır. Hiç tutkulu bir şekilde sevdiğiyle öpüşememiştir. Hiç sevdiğinin kollarında hiç konuşmadan güneşin batışını izleyememiş, ama babası yaşında hacı kocasına 4 tane çocuk vermiş, görevini yapmış bir Müslüman kadındır o. O sapsarı muhteşem saçlarını hiç kimse görememiştir anneannemin. Ama çok iyi müslümandır anneannem. Aslında Müslümanlık bilgisi her gün defalarca kendi kendine tekrarladığı arapça sureler, dualardan ibarettir sadece. Namaz kılarken izlerim onu bazen. Duasını ederken sesi bir yükselir, bir kısılır, ama hep duyulur vaziyette okur arapca ezberlerini. Kendinden geçer adeta. Anlamlarını hiç bilmez. Merak da etmez. Muhammed’den bahsedildiğinde içi sevgiyle, özlemle dolar.. Gözleri ışıldar. Onu göreceği günü iple çeker. Ama ölmekten de bir o kadar da çok korkar.

Ha, anima geri döneyim… 2001 yılıydı. Doyamiyorum ben okumaya bir türlü.. 2. kez yüksek lisans yapmak istiyorum. Ama yeterince param yok. Yurtdışında yaşıyorum ve tatil için ailemin yanındaydım. Anneannem, hem dedemin , hem kendi babasının ölümünden sonra gayet zengin ve varlıkli bir kadın olmuş. Bir sürü evi, dükkânı var kirada… Tarlaları var. Gayet yüklü de bir banka hesabı… Benim ailem orta direkten hallice bir aile. Ha diyince çıkartıp beni yurtdışına gönderip yıllarca takviye çıkarabilecek kadar rahat da değil. Ama hiç de çekinmeden harcarlar çok sevdikleri evlatları için. Hayallerim hayalleridir. Gözlerini kırpmazlar hayallerimin gercek olmasi için. Çok saygı duyulasi muhteşem insanlardır benim ailem.

Neyse… Gideyim, anneannemden borç para isteyeyim dedim. Ilk erkek torunuyum Değerliyimdir herhalde gözünde. Özlüyordur gurbetteki torununu. Gittim, istedim.

– “Anneannecim, benim bir süre daha öğrenci olmam lazım icab ediyor, hayallerimi gerceklestirebilmem icin. Bana biraz maddi olarak yardımcı olabilir mısın?”

– “Ne isin var yeğenim oku oku. Yaşın olmus 23. Evlen, çoluk çocuğa karış artık. Dön hem o gavur ellerden…”

– “Anneanne, benim yapmam gereken seyler var önce. Benim bu okulu okumam gerekiyor, artık hayatımda ne yapmak istediğimi biliyorum ama onun icin bu eğitimi almam lazim. Yardım etmeyecek misin torununa? Hem cok para kazanacağim okulum bitince. Hemen geri de öderim sana, borç istiyorum senden.”

– “Olur yeğenim.” (Nedense torunum demek yaşını gösterdiği için böyle bir taktik geliştirmiş kendine, tüm torunlarına yeğenim der, yaşını saklar falan. Tatlı kadın..) Devam eder… “Ne kadar vereyim, $200 yeter mi? ”

$200 benim bir dönemlik kitap masrafimi bile karşılamaz. Ama nereden bilecek.

– “Yok anneanne, sen onun yanına bir sıfır daha koy, işte en az o kadar istiyorum.” dedim ve 2 yıl sonra geri ödeyeceğimi de ekledim. Yaklaşık bir $500 koptu gönlünden. Aslında bu bozuk para gibiydi onun için. Ama gönlü, eğitime yönelmiş torunu, pardon yeğeni için bu kadar genisleyebildi sadece… Okulla birlikte hamallık, şoförlük, şeflik, boyacılık ve sayamayacağım kadar bilimum başka işlerde çalıştım. Okulumu bitirdim. Anneannemin verdiği $500 kadar parayı da tümüyle geri ödedim ona. O da kabul etti.
Sonra bir gün, teyzemin çok fanatik derecede dindar oğlu, kuzenim, gitmiş anneannemin yanına… Bu hikayeyi üçüncü kişilerden duydum elbet, çünkü pek ortak noktamız olmayan bu kuzenimle en son görüştüğümde yanılmıyorsam Mesut Yılmaz başbakandı… O kuzenim de para istemek için gitmiş. Ama kendisi için değil, Filistin’de savaşan müslümanlar, veya benzeri bir müslüman gruba yardım toplayan bir örgüt adına gitmiş. Anneanneme garantiyi de vermiş: “Sevap, hacca da gidemedin anneanne, Cennet’lik kadinsin, paylaş paranı acı çeken Müslümanlarla, zekâttır bu. Allah da Cennet’in en güzel bahçelerinde yerini hazırlar zaten…”

Anneannem ona da gönlünden koptuğu kadar çıkartmış vermiş… $20.000. O para borç da değil. Ama geri dönüşümü çok daha sağlam. Bir çuval dolusu sevap…

Dedim ya, dindar ülkelerde, dini ve inanci kullanmak en kolay, en kârlı meslektir. Daha çook filozoflar, matematik profesörleri, bilim insanlari izleriz evrimi reddeden ama uçan ata, konuşan karıncaya, şakacı kuşa inanan.

İyi haftasonları dilerim herkese…

Kategoriler:Dinler Etiketler:
  1. emir
    Temmuz 3, 2014, 6:49 pm

    Yazının tamamını okumadım ..Ben bildiğimi yazayım.Kur’an’da Adem ve eşi olarak geçen olaylarda insanlığın serüveni anlatılmaktadır.Bunu yoruma göre değil gramere göre söylüyorum.İnin oradan aşağıya derken cennetten kovulurken .
    .Kovulan 10 milyar kişi de olabilir.Zaten Adem diye biri varsa ve cennetten kovulmuşsa onun günahını ben niye yükleneyim.
    Adem yani il insan ya da insan grupları.Bir çift mi yarattı ilkinde yoksa birden fazla mıydı.Bunu tam olarak bilmiyoruz.

    Kuran ‘ın gayble ilgili anlattığı hikayeler metaforiktir.

  2. emir
    Temmuz 3, 2014, 7:07 pm

    Yani Tanrı bizi dünyaya gelmeden önce yarattı.Bedensiz bir haldeydik…Dünyaya geliş serüvenimizle ilgili muhtelif teoriler var.Emaneti dağlara taşlara teklif ettik onlar kabul etmedi insan kabul etti diyor kur’an.
    Emanete irade özgürlüğü diyenler var.Kaşınmışız yani…Zaten insanları cinleri ibadet etsinler diye yarattık ayeti bana göre bir sonucu gösteriyor ..Nedeni değil.Öncesinde olanlardan sonra … Hikayenin öncesi parça parça anlatıyor.Anne karnındaki durumumuzu hatırlamadığımız gibi o durumu da hatırlamıyoruz.Bir teoriye göre ise; Şeytanın ilahlığı konusunda varlık alemi 3’e auyrılır.Kesinlikle reddedenler….Yani melekler…Kabul edenler yani cinler…Arada kalan yani insan…Kur’an’da parça parça geçen ayetler..Ben sizin Rabbiniz deği miyim ? Bu soru ancak bi karışıklıktan sonra sorulur öyle değil mi? Başka Şeytan ; Ben sizin daha önce ilahlık teklifinizi reddetmiştim diyor…Mele-i alada bir çatışma olduğundan bahsediyor.Melekler insanın kan dökeceğini biliyor vs…Ha tabi ki tüm bunların hepsine metafor diyenler de var.Şeytan kötülüğü ya da insandaki eksiklikleri sembolize ediyor…Melekler ve diğerleri de… O zaman da şu sorunla karşı karşıya kalıyoruz.Tanrı bu evreni ve bizi niye yarattı.Bu sorunun cevabı yok.Ha tabi tüm bunlar tesadüfen oldu diyorsanız o zaman yapılacak birşey yok….:)

  3. emir
    Temmuz 3, 2014, 7:50 pm

    Kur’an bir bilim kitabı değildir.Ancak bilimle de taban tabana zıt şeyler de söylemez…. Kur’an bir ahlak ve öğüt kitabıdır.Adem ve eşi derken aynı zamanda tüm insanlığının atasının da ortak olduğunun altını çiziyor.Olaya bu açıdan da bakmalıyız…
    Adem bir kişi miydi…Yoksa uzun bir evrimsel süreçten sonra mı insan oldu ? Bunu bilmiyoruz. Bilimle din çatışmaz…Çünkü bilimin de dinin de kaynağı Allah’tır.Çatışan yobazlardır.Bilim putuna tapanlarla, Tanrıyı kendisi gibi cahil sanan dinci yobazlar…
    Allah’a inanıyorsak eğer bilimin ve tüm bilginin kaynağının da o olduğunu da aklımızdan çıkarmamalıyız….

  4. emir
    Temmuz 3, 2014, 8:17 pm

    Yazı da yine Ayşe validemizin konusu geçiyor:) Bu konu 1000 yıl daha sürer.Paparazzi konusu:)

    Aişe annemiz Halife Ebubekir’in kızıdır ve ruh sağlığı yerinde bir insandır .Kızını 9 yaşındayken evlendirmez.Cahiliye Arapları kızın yaşını adet gördükten sonra hesaplamaya başlıyorlar…

    Ayrıca 15 diyenler…18 diyenler var…

    Ben şu anda 44 yaşındayım..Kızım 20 yaşında…Boşandım..Bir daha evlenmeyi düşünüyorum.Genç biriyle evlensem galiba bu yazıyı yazan bana da bozulacak….:)

    Evliliklerde önemli olan huzurdur…

    O dönemde Hazreti Ebubekir için en önemli mutluluk vesilesi kızını en yakın arkadaşıyla evlendirmesiydi. O evlilik o topluma huzur getirmişti…

    Türk toplumu tabusu çok olan bir toplum..

    Arkadaşını kız kardeşiyle evlenemezsin…Anadolu bazı yerlerde öyledir…Arkadaşının boşandığı eşiyle de evlenemezsin…Ayıptır filan adam bozulur.Onla bunla evlenemezsin.

    Bunlar tabu.

    Yaşlı bir adam genç bir kadınla evlenebilir.

    Uğur Dündar 70 yaşında eşi kaç yaşında…

    Ona niye birşey demediniz…

    Ya da Peygamberimiz 25 yaşındayken 40 yaşında bir kadınla evlenince…

    53 yaşında evlendi zaten 10 yıl sonra vefat etti.

    Eşlerinin çoğu yaşlıydı…

    Politik evlilikler.

    Bence sadece peygamberin değil hiç kimsenin özel hayatıyla ilgilenmeyin.:)

  5. emir
    Temmuz 3, 2014, 8:20 pm

    Cümle yanlış olmuş..Aişe annemiz Halife Ebubekir’in kızıydı.Hazreti Ebubekir aklı başında bir insan olduğu için kızının kaç yaşında evlenip evlenmeyeceğini biliyordu..

  6. emir
    Temmuz 3, 2014, 9:03 pm

    Anneannenizin cinsel hayatı konusunda bu kadar emin olmayın…Yani hiçbir şey yaşamamış filan…

    Eski insanlar bu konularda mahcupturlar anlatmazlar.

    Cinsellik bir içgüdü…Yatak odasında papaz, haham …Dindarı dinsizi ateisti hepsi benzeşen konseptlerde çalışmalar yapar.

    Bu arada anneannenizle ilgili benim yazmamdan rahatsız oldunuz değil mi?

    Siz peygamber hakkında konuşurken inanın dindar insanlar da aynı şeyi hissediyor.

    Gerçi size değil Buhariye ya da kendi sapıklıklarını gerçekleştirmek için peygamberi konuşturanlara kızmak lazım.

  7. emir
    Temmuz 3, 2014, 9:15 pm

    Karıncayla konuşan peygamberden neden şunu çıkarmıyorsunuz; Hayvanların da bir iletişim dili vardır…Bu dilin kodları çözülebilir…

    Kuşlarla konuşuyordu…

    Kuşların da bir dili vardır onu anlatıyor olamaz mı?

    Hayvan sevgisi filan çıkartmıyorsunuz da neden başka bir şey….

    600 kişiyi kim nerede öldürmüş…

    İbni Hişamdı galiba onu yazan

    Arkadaş orada mıymış olay olurken….

    Kur’an’da tek çözemediğim olay İbrahim’in kurban olayıdır.

    Soren Kiekard korku ve Titreme diye kitap yazmış…

  8. Temmuz 13, 2014, 6:24 am

    إِنَّ هَٰذَا لَفِي الصُّحُفِ الْأُولَىٰ
    صُحُفِ إِبْرَاهِيمَ وَمُوسَىٰ
    İnne hâżâ lefî-ssuhufi-l-ûlâ
    Suhufi ibrâhîme ve mûsâ

    18,19. Şüphesiz bu hükümler ilk sayfalarda, İbrahim ve Mûsâ’nın sayfalarında da vardır.

    YARATILIŞ VE MEZMURLAR incelendiğinde çoğalma ve yaşa dair bilgiler verilir.

    Orjinalleri olsaydı doğrulama olurdu aslında

    Ama Allah ben herşeyi ayrıntılı bir şekilde açıklayıcı indirdim diyorsa bu beyyinesiz değildir.

    kesin daha çok araştırma yapılması lazım.

    Arapça Metin

    وَلَقَدْ صَرَّفْنَا فِي هَٰذَا الْقُرْآنِ لِلنَّاسِ مِنْ كُلِّ مَثَلٍۚ وَكَانَ الْإِنْسَانُ أَكْثَرَ شَيْءٍ جَدَلًا

    Velekad sarrafnâ fî hâżâ-lkur-âni linnâsi min kulli meśel(in)(c) vekâne-l-insânu ekśera şey-in cedelâ(n)

    Yemin olsun, biz, bu Kur’an’da, insanlar için her türlü örneği değişik ifadelerle gözler önüne koyduk. İnsan ise varlığın, tartışmaya en çok tutkun olanıdır.

    ARKADAŞLAR bu ayeti iyi benimseyerek bilgileri anlatalım ve kontrol edelim.

    Sonra haşa kitap yüklü eşek ayetine girmeyelim. 🙂

  9. Temmuz 13, 2014, 9:13 am

    Gıdıkla ki yanlışlıklar hatalar varsa, olur da olmaz değil

    Kusursuzluk ALLAH’ a mahsustur.

    Janos senin gibi ARKADAŞLARI seviyorum.

    Bu arkadaşı sanmayın ki düşman bence bu adamlar olmasa bizlerin bir şey yapacağı olmaz 🙂
    Esenlikle kal aynı şekil devam et ciddiyim.

    İncele araştır severim böyle insanı. Eferim sana

    Şimdi arkadaşım;
    Burada çirkinlikler hat safaya gelmiş Allah bunun sınırlanması gerektiği husus da ayeti emri vaki yapmıştır.

    Eski Suhuflardan bir örnek;
    Yaratılış :
    1 Adem karısı Havva ile yattı. Havva hamile kaldı ve Kayin’i doğurdu.
    ‹‹RAB’bin yardımıyla bir oğul dünyaya getirdim›› dedi.
    2 Daha sonra Kayin’in kardeşi Habil’i doğurdu.

    burada üremenin davamını açık görürsün lakin yasağında neden konduğunu.

    4. Sure Nisa, 23. ayet ayrıca diyerek 24 ayette kendini gösterir.

    23
    Size şunlar yasaklandı:
    Anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren analarınız, süt bacılarınız, karılarınızın anaları;
    Kendileriyle gerdeğe girdiğiniz karılarınızdan olup, evlerinizde bulunan üvey kızlarınız

    ((Eğer onlarla gerdeğe girmemişseniz kızlarıyla evlenebilirsiniz.))

    Öz oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi bir arada almanız… Mevcut evlilikler bu yasanın dışındadır.
    ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    24
    Velmuhsanâtu mine-nnisâ-i illâ mâ meleket eymânukum(s) kitâba(A)llâhi ‘aleykum(c) ve uhille lekum mâ verâe żâlikum en tebteġû bi-emvâlikum muhsinîne ġayra musâfihîn(e)(c) femâ-stemta’tum bihi minhunne feâtûhunne ucûrahunne ferîda(ten)(c) velâ cunâha ‘aleykum fîmâ terâdaytum bihi min ba’di-lferîda(ti)(c) inna(A)llâhe kâne ‘alîmen hakîmâ(n)

    Ayrıca yeminlerinizin / anlaşmalarınızın hak sahibi oldukları hariç,* evli kadınlar… Bunlar, ALLAH’ın üzerinize farz kıldığı yasalardır.
    Bunların dışındakiler, iffetli yaşamanız, zina etmemeniz ve mehirleriyle istemeniz koşuluyla size helaldir.** Onlardan hoşlandıklarınıza, bir farz olarak mehirlerini ödeyin. Bu farzı yerine getirirken mehri ayarlamak için karşılıklı anlaşmanızda bir sakınca yoktur. ALLAH Bilendir, Bilgedir.

    Ma meleket eymanukum” ifadesi geleneksel çeviriler tarafından
    “ellerinizin altındakiler” olarak çevrilmistir.

    Bu çeviri, erkeğin kontrolu altında özgürlüklerini kaybetmiş cariyeler olarak anlaşılmıştır.

    Bu geleneksel anlayış Kuran’ın diğer ayetleriyle çelişir.

    Zira Kuran köleliği müşriklerin bir adeti olarak değerlendirir ve yasaklar
    (79:24; 12:39-42; 90:13; 4:25).

    İlginç bir detaylama örneği olarak bu ifadedeki “YeMİN” sözcüğün çoğulu olan “EYMAN” Kuran’da sürekli olarak “sözleşmeler, yeminler” anlamında kullanılır.
    (2:224-225; 3:77; 4:33; 5:53, , 108; 6:109; 9:12-13; 16:38, 92, 94; 24:53; 35:42; 58:16; 63:2; 66:2;)

    Öyleyse söz konusu ifade söyle çevrilebilir:
    “sözleşmelerinizin hak sahibi olduğu kişiler,” veya “sözleşmelerinizle üzerlerinde hakka sahip olduklarınız” veya, EYMAN (sözleşmeler) kelimesini özne yerine tümleç olarak okursak o zaman: “sözleşmelerinize sahip olanlar”.

    Evlilik, kural olarak her iki tarafın ailesinin onayı ve katılımıyla oluşan bir sözleşme ve ilan olayıdır.

    Kocası boşamadan evli bir kadınla evlenilmez.

    Ancak, kocası müslümanlarla savaş halinde olan düşmanların saffında yer alan müslüman bir kadın müslümanların ülkesine göç ederse o kadınla sözleşme yapılarak evlenilebilir
    (60:10).

    Bu durumda, kadın düşman saffında yer alan kocasından boşanmadığı halde hukuken boşanmış sayılıyor.

    Kendisiyle yapılan anlaşma normal evlilik anlaşmasından farklı olduğu için bu ilişki böyle bir ifadeyle betimleniyor.

    Bu durum, karısı düşman safında yer alıp da müslümanların ülkesine göç eden erkekler için de söz konusudur.

    Bak: 24:31 ve 33:55.

    Sözleşme ile bir başkası için çalışan kişi için de aynı ifade kullanılır.
    Bak: 16:71; 30:28.
    Ayrıca bak: 4:25, 36; 23:6; 24:58; 33:50; 33:52; 70:30).

    ** Rabbimiz, evlenilmesi yasak olan yakın akrabaları 14 madde halinde belirttikten sonra, sayılanların dışındakilerin helal olduğunu açıkça bildirmektedir.

    Ne var ki, hadis, sünnet ve mezhep kitapları, peygambere yaptıkları bir iftira ile bunlara bir madde daha ekleyerek 4:24’deki hükmü inkar etmektedirler.

    Bir kadını, teyzesi veya halası ile birlikte nikahlamanın haram olduğunu iddia edenler, hem Allah’ı unutkanlıkla suçlamış oluyorlar ve hem de Kuran’ı bize ileten peygamberin Kuran’la çeliştiğini iddia etmiş oluyorlar.
    (6:19, 38, 114; 12:111; 19:64; 25:30)

    Sayın edip yüksel beye teşekürler.

    Bilen ve Bilge olan ALLAH’ dır.

  10. serkan selimoğlu
    Mayıs 11, 2015, 11:39 am

    Klasik bir ”ehli mushaf yanılgısı” üzerinde inşa ettiğin teorilerinin hemen hepsi uydurmadır.Aslına bakarsan senin de Allah’a,insan ve dünya hayatının anlamına,peygamberlere ve hatta vahiylere yüklediğin saçma sapan anlamlandırmalar ile tipik bir ehli mushaftan hiç bir farkın yok.Geçmez bir paranın iki yüzü gibisiniz.
    Allah’ı,O’nun indirdiği Zikri(tevrat,zebur,İncil,Avesta,Kuran gibi tüm vahiyler ve tüm değerler sistemi bunun içindedir) ve o tüm canımın içi peygamberlerimin-ki onların arasında asla ayrım yapmam- kötü nitelendirmelerden tenzih ederim.
    Körsün,sağırsın ve gaflettesin.Umarım eğer hakedişin varsa bu derin uykudan uyanır ve ne yaptığının farkına varırsın yoksa ”yarın” çok ama çok MAHCUP olacaksın..

    Selam (Benden sana kötülük gelmez,iyilik barış ve esenlik gelir)

  11. Ferda Yamanoğlu
    Eylül 8, 2015, 7:31 am

    Sayın editör, bilimden hiç söz etmemişiniz.Mitokondriyal D.N.A sayesinde Havva’ya kadar ulaşıldı.Yani Havva’yı doğuran bir kadın yok.Genetik bilimi sizin yazdıklarınızın hepsini çürütüyor.Sitenizde de Kurandaki bilimle ilgili ayetler hakkında tek bir eleştiri yok.

  12. Ferda Yamanoğlu
    Eylül 30, 2015, 6:52 am

    En çok ateistlerin sorduğu ama tüm insanların merak ettiği bir soru vardır.
    Madem ALLAH kendi kendine var oluyor,evrende neden kendi kendine var olmasın?
    Çok haklı ve mantıklı bir sorudur.İsra suresi 85. Ayet bu soruyu cevaplamış.Ayet ,ruh hakkında çok az bilgi verildiğini yazıyor.Kuran ,ruhların kaynağının ALLAH olduğunu yazar.
    Şimdi bilimde Kuranın bu ayetinin doğru olduğunu teyit ediyor.Bilim büyük patlamanın olduğu on üzeri eksi 43 saniye ye kadar gidebiliyor.Yani acizliğini itiraf ediyor.
    Adem ve Havvanın çocuklarına gelince.Nahl suresi 101. ayet zamana göre değişen ayetler olduğunu yazar.Bir de zina,iftira haram yemek gibi ALLAH’ın değişmeyen kanunları olduğunu yazar ,Kuran.O devirde kardeş evlilikleri Demircan Hocanın dediği gibi helaldi.Sonradan yasaklandı.Site bunu sanki bir yanlış yakalamış gibi ikram etmiş.
    Neden ateistler yazdıklarıma cevap vermiyor?Belki de beni adam yerine koymuyorlardır.

  13. Eylül 30, 2015, 2:04 pm

    Seni adam yerine koyar ateistler merak etme. Ama senin inandigin allah seni adam yerine koymuyor onu da unutma.. Itaat etmezsen kocan sana dayagi atar, oturursun yerine. Miras da erkek kardesinin yarisini alirsin. Sahitlik gerekirse senin gibi bi kadin daha getirirsen bir adam edersiniz. Zina yaparsan taslarlar seni, oldururler. Ama “ateist”ler seni hic bir zaman kadin oldugun icin asagilamaz. Sen kendini asagilayanlari ovmeye devam ettigin surece de ateistler sana cevap vermez.

  14. Ferda Yamanoğlu
    Ekim 1, 2015, 5:56 am

    Bana ,zina yapanın taşlandığını hangi ayette yazdığını söylersen ellerin dert görmesin ,derim.
    Ama bir kaç satırda şu mitokondiriyal Havva konusunu yaz.Doğruları yazsanız ne olur sanki.Şu fani dünya gerçekleri saptırmaya değer mi?

  15. kubilay
    Ekim 11, 2015, 2:55 pm

    kurana göre her şey var melekler şeytan cinler sonramı yaratıldı bilmiyorum tanrı zaten olayı kurgulamış önce şeytanı niye yarattığı malum ayağını kaydıracak insanıda sonra yaratıyor ve cennetten yeryüzüne geliyorlar iyi güzel bunlar her boku gördü ne diye yeryüzünde yaşıyorlar onu anlamıyorum ..

  16. ismail
    Kasım 8, 2015, 5:40 am

    Yoruma bile gerek duyulamiyacak ağir aşağilamalar var yazida. Art niyet ile yazildiği çok belli. Şöyle diyelim. Adem ile havva yaratildi. İnsanlar erkek ve kiz olmak uzere ki kişi yaratilmiş. Bunlardan üreyecek. Baska insan yok çunku. Bu durumda dogan çocuklar mecburen kardeş kardese evlenecek. Ama kizli erkekli ikiz doğuyorlar. Kendi ikiziyle evlenmek yasak. O zaman bile yasak var. Bu yasağa uymayan kabil katil olarak lenetlendi cehenneme gidecek.
    Kardeş kardeşe evlenmede baska cikar yolu yoksa ortada garip bir durum yoktur. Herşey normaldir. Sakat çocukta olmaz, çunku Allahin korumasi vardir. Yukarida bahsedilen ayet ise farkli doneme aittir. İlk insanlarin donemini bağlayacak bir durum yoktur ortada.iste size iki tavsanin ureyerek yuzlerce oldugunu gosterelimde Adem havva örneğinin ispati olsun.

    Ördeğine ‘arkadaş’ olsun diye tavşan aldığını, yeğeninin de bir tavşan getirdiğini anlatan Genç, “İki tavşanla İstanbul’a gittim, sayıları 18 olunca döndüm. Şimdi 100’den fazla tavşanım var” dedi. İlçeye bağlı Gölbaşı Köyü’nde tek katlı ahşap evde yalnız yaşayan Sabire Genç, yaklaşık 1 yıl önce iki ördeğinden biri ölünce yalnız kalmasın diye komşusunun verdiği tavşanı alarak beslemeye başladı.
    Yeğeninin de bir tavşan getirdiğini anlatan Genç, “İstanbul’a akrabalarımın yanına giderken tavşanları yalnız bırakmamak için yanıma aldım. Bir süre sonra tavşanların sayısı 18 oldu” diye konuştu.
    BİR ANDA ÇOĞALMIŞLAR
    Tavşanların bu kadar çabuk çoğalacağını beklemediğini kaydeden Genç, şunları söyledi: “18 tavşanı evin alt katında beslemeye başladım. Ama günden güne sayıları arttı, 1 yılda 100’ü aştı. Çoğaltmak için bir çabam olmadı ama sayıları artınca da atmaya kıyamadım. Buğday, mısır ve yeşillikle besliyorum ama bakmakta zorlanıyorum. Haftada yaklaşık 50 kilo yem yiyorlar. Tek başına 100’ü aşkın tavşanla uğraşmak çok zor. Bakmak isteyen olursa veriyorum, para da istemiyorum. Evcil hayvan oldukları için doğaya bırakamam. Çok sevimliler. Özellikle dişilerine kıyamıyorum. Hepsi hamile. Günaha giremem. Ama erkek tavşanları bazen pazara götürüp satıyorum.” Komşusunun verdiği ilk tavşanı ‘Bıddık’ın hala yaşadığını kaydeden Sabire Genç, tavşanları vermek için gösterdiği çabayi anlatti

  17. ismail
    Kasım 8, 2015, 5:51 am

    627 de 400kişiye yada 600 kişiye katliam yapilmasi meselesi yahudiler muslumanlarla anlasmalari olmasina ragmen buna uymayip mekkeli musriklerler islam alehine işbirligine girdiler. Mekkeli musrikler muslumanlari hendekteki savaşta sıkıştırdılar yok edecekler. Sayilarida çok ustun. Muslumanlar bu savunma savasinda gunlerce açkaldi. Namazlarini kilamadi. Tam herkes islam yok oluyor diye duşunur iken cikan bir firtina müsrik ordusunu perisan etti. Onlarda çekip gittiler. Gelen vahiy uzerine peygamberimiz düşmanlarla işbirliği yapan o yahudi gurubunun üzerine yurudu. Islam yokolacağini kalleşlik yapan düşman yokedildi. Durup duruken olmadi bu. Böyledir bu işler yaptigin anlasmaya sadik kalmazsan bir daha hiç kimse güvenip seninle anlaşma yapmaz. Kendini güvene almak içinde gerekirse seni yok eder.

  18. Ali
    Kasım 8, 2015, 5:21 pm

    Ateist olmanda, senin ruhunda derin yaralar açan anneannenin bu tutumunun büyük etkisi olduğunu düşünüyorum. İnsan kararlarında mantığın etkisi %6 diyordu bir kaç gün önce Habertürk’e seyrettiğim bir profesör. Standford Üniversitesi’nde yapılmış bu araştırma. İnsan kararlarını mantıkla değil maalesef duyguları ile alıyor.

  19. olcay dinçkan
    Nisan 10, 2016, 11:56 am

    araştırmadan ateist forum sitelerini ziyaret ettiğimde ne kadar zeki insanlar diyordum fakat çok değil bıraz araştırmaya başladıktan sonra ne kadar gerizekalı insanlar oldugunu gördüm

  20. pinar
    Mart 23, 2017, 6:21 am

    Talak 4 u yanlis yorumlamissiniz. Sureyi basindan sonuna okuyup tekrar yorumlamayi deneyebilirsin. Bosandiktan sonra adet gormeyen kadinlar icin tekrar evlenme suresinden bahsesiliyor. Surenin geneli bosanmis, dul kadin ne zaman tekrar evlenebilir bunu anlatiyor.

  21. Mart 23, 2017, 10:28 am

    Hic bir sure kadina hic bir sey anlatmaz. Islamda kadinlar adamdan bile sayilmaz. Iki kadinin sahitligi bir erkege bedeldir seriatta. 4 kadin ayni erkekle evlenip sesini bile cikartamaz. Miras, bosanma hakkiniz yok, kapanip evinizde oturup cocuk dogurmaktan ve kocalariniza itaat etmekten baska sizden hicbir beklenti yok. Ha pardon, bir de cok alimli gorunmemeniz, yururken efendi efendi yurumeniz beklenir. Hepsi ayetle emredilir. Gerekirse dayagi yer yine oturursunuz. Bugun gelip burda yorum yazabiliyorsaniz Ataturk’e dua edin siz. Kuran’da kadina yonelik bir emir varsa, bu da yine erkekler araciligiyla verilir, “kadinlariniza soyleyin” diyerek. Yanlis yorum falan yok, siz bence kurani bastan sonra bir kere daha okuyup sizi bu kadar asagilayan bir kitabi sorgulayin.

  22. cevap
    Mart 23, 2017, 11:04 am

    Firavunun eşi asiye annemiz firavuna rağmen müslümandir. Firavun onu dinden çikartmak adına işkencelere başlar. İşkenceler sebebiyle çok aci çeker asiye annemiz. Ama asla inancindan taviz vermez. İşler ölüm noktasina doğru gidiyordur. Gok kapilari açilir asiye anamiza. Cennette kazandiği saraylar gosterilir. Gülmektedir asiye anamiz kendisine bahşedilenleri gordukce. İşkenceciler delirdi bu kadin aklini kaybetti demektedirler. Çünkü cehaletin gözleri kördür. Onlar hicbirşeyi göremezler. O halde şehit olup cenneti kazanir asiye ana.
    İki kadinin şahitliği bir erkeğe bedelin sebebi kadin bedenen gucsuz olduğundan kocasinin gudumundedir. Yalan soylemek zorunda birakilabilir. İki kadininda ifadesi ayni olursa boyle bir durumun olmadiği anlaşilir. Birde hakikatten kadinlarin mahkemelerde yalan soylediği cok vakadir. Kadin adama hakaret ediyor araba parki sebebiyle adamda kadina. Kadin mahkemeye veriyor. Adam oda bana hakaret etti diyor. Kadin etmedim yalanina siğiniyor. Yoksa tazminat koparamaz. Adam ne diye hakarete uğramadan hakaret etsin. Hakaretler karşilikli oluyor.
    4 kadin bir erkekle evlenebilir meselesi.çok sık savaşlar oluyor.çok erkek hayatini kaybediyor. Kadinlar dul kaliyor. Ortada kalan kadin muhtaç kalan kadindir. Evlenebilsin diye.ikinci eş olarak gidip kötü yola duşmesin diye. Kadinda savaşmak zorunda değildir. Onlarada bu kolaylik var. Ayrica bir erkeğe dört kadinla evlenebilme izini fuhşa duşülmesin diye. Kadin hasta oluyor adam ozürlü durumdaki kadindan uzak duruyor. Sizin için en hayirlisi birdir demek bir kadinla evlenin demektir. Yani sadece açik kapi birakilmiş anormal durumlara karsi. 4 kadinla evlenerek hakkini veremeyen cezasini görür.
    Birde hristiyanliğa bakalim. Din adamlari evlenmiyor. Cinsel ihtiyaçlari doğunca kiz çocuklarina yapsalar hamile kalacak kiz olay ortaya çikacak. Erkek çocuklarini kuytuda beceriyorlar, ne oluyor o zaman. Afrikadaki o çaresiz hastaliklar evlenmeyen misyonerlerin erkekleri becermelerinden sebeptir. Birden fazla evlenildi diye boyle bir durum oluyormu hayir.
    Kadinin miras hakki islamdan evvel hiç yoktu. İslamla uçte bir olarak geldi bu hak. Neden ucte bir. Çunkü kadin çalismak zorunda değil. Kocasi bakmak zorunda, o yoksa ağabeyi, oda yoksa devlet. Kadin çalişirsa çocuk yapmiyor. Almanya orneği var önumuzde. 1980 lerden beri takip ederim nufusunu hep ayni duruyor. Kadin çalistiği için, çalişan kadin kocadada durmuyor.
    Bak atatürk dönemi kadini anlatayim. Osmanli döneminden iki eşli adam. Medeni kanun çikiyor. İkinci eş boş duşuyor kendiliginden. Birinci eş kiskanip şikayet ettimmi ikinci eş namuslu olsa bile zinakar durumuna duşuruluyor. Erkek zinada yakalansa serbest. Kadina vesika veriliyor. Hapis gerektiren durumda oda var. Miras meselesi herkes biliyorki medeni kanundada bugundede herşey sadece kağt uzerindedir. Miras mallari ve mulkleri genelde erkekler tarafindan onceden yağmalaniyor. Çok az kadin hakkiyla miras alabiliyor. Kanunlarda bir şeylerin var olmasi onlara hakkiyla miras dustuğunu gostermez, kadini insandan saymayan anlayiş mallari damadami yedireceğim diyor ve kendi kizinin yada kardeşinin miras hakkini çaliyor.
    Kurani kerim tek nusha iken kadin muhafaza etmiştir. Kadina çocuk bakmaktan başka gorev vermez islam. Kadin çalismak zorunda degildir. Erkek çalişip kadina bakacak. Oldu ya kadin çalismak zorunda kaldi. Erkek kadinin parasina kazancina goz koyamaz.
    Namuslu kadinin ibadetlerini yapip duzgun çocuk yetistirmesidir onu cennete goturecek olan. Başka zorluk yoktur kadina. Yuk erkeğin omuzlarindadir.

  23. Nilgün
    Haziran 3, 2017, 5:30 pm

    Yazdıklarınız dini kullananların inanmamaya hazır kişilerdeki etkinin sonucudur.

  24. dilek
    Haziran 7, 2017, 9:50 am

    Allah hidayet nasip etsin, Göremeyen gözlerin, Algılayamayan dimağın ölümünden önce şifa bulur İnşallah.

  25. ismail
    Haziran 11, 2017, 3:11 am

    Nilgun karnindan konuşma derdini açik açik soylede ona gore cevap verelim.

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: