Arşiv

Posts Tagged ‘Muhammed’

Muhammed, Oglu Zeyd ve Gelini Zeynep’in Buruk Hikayesi

Nisan 20, 2013 30 yorum

Simdi size cok ilginc bir masal anlatacagim sevgili Meraklinin Guncesi okurlari… Muslumanlar’in efendisi, ugruna kainatlar yaratilan Muhammed, Muhammed’in 7. karisi Zeynep ve yine Muhammed’in evlatlik edinip sonra da olume gonderdigi zavalli oglu Zeyd uzerine…

Hikayemiz Muhammed’in kendisinden 15 yas buyuk karisi Hatice’yle evlendigi gun baslar. Henuz 25 yasinda bir delikanlidir Muhammed. Patronunun kalbini calmistir ve evlenme teklifi almistir bu saygin is kadinindan. Hani Muslumanlarin inandirildiklari o unlu Cahiliye devrinde gecer, bu kadindan gelen evlilik teklifi. Hem de cok zengin bir is kadinindan, altinda calisan, gelecegiyse pek bir parlak delikanliya. Hani guya kizlarini dogar dogmaz canli canli gomerlermis de, Muhammed gelmis kurtarmis ya bu cahil Araplari… Iste Hatice demek gomulmeyenlerdenmis… Neyse.. Genc Muhammed, dugun heyecaniyla o zamanki tek kolesini azat eder ve kolesiz kalir. Mutlu ve zengin gelin de genc kocasini sevindirmek ister ve ona genc bir oglan kole hediye eder. Zeyd’dir bu kolenin ismi ve Kuran’da ismi gecen “sansli” azinliktandir. Ama hayati pek de herkesin yasamak isteyecegi tarzda bir hayat degildir bence… Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Dinler Etiketler:, , , , , ,

Tarihteki En Ünlü Epilepsi Hastası

Nisan 2, 2010 82 yorum

Hipokrat, M.O. 400 yılında “On the Sacred Disease” (“Kutsal Hastalık Üzerine”) adıyla epilepsi üzerine ilk kitabı yazmistir. Insanligin bu hastaligi anlamasi icinse henuz bir 2400 yila daha ihtiyaci vardir. Bu hastaliga sahip olanlar ya seytanla ozdeslestirilecek veya tanrisal guce ulastigina inanilip peygamber sifatiyla takip edileceklerdir. Epilepsiyi beyin rahatsızlığı olarak tanımlayan Hipokrat, bu hastalığın, genel görüşün aksine, Tanrılardan gelen bir lanet olmadığını ve bu hastalığa yakalanan insanların “peygamberlik” gücüne sahip olmadığını iddia etmiştir. Pek tabii bu görüşüne halkı inandıramamış, Mezopotamya ve Yunan diyarlarinda bu hastalığa sahip olanları, rahipler, dualar ve ritueller ile seytanlardan arındırmaya çalışmıştır. 2000 yil sonraysa halen Avrupa’da bu hastaligin belirtilerini gosteren kadinlar, cadi diyerek yakilacaklardir.

Tarih boyunca peygamberler, bazı kutsal liderler, filozoflar ve sanatçılar bu hastalıktan muzdarip olmuşlar, ama bir yandan da bu hastaligin nimetlerinden(!) bolca faydalanmislardir. 19. yüzyılın en ünlü epilepsi hastası ve -kisisel fikrim- insanlık tarihinin de en büyük yazarı Fyodor Dostoevsky, epileptik nobetlerin, yaratıcılık kalitesine yönelik olumlu etkileri olduğunu iddia etmiştir. İnanılmaz bir duygusal coşku ve zamanın durması olarak tanımladığı nobetlerin, İslam’in peygamberi Muhammed’te de benzer olduğunu söyleyen Dostoevski, “muhtemelen Muhammed de buna benzer zamanlarda Allah’in mekânlarını gezdiğini söylemiş ve bunu, bir sürahi suyun boşalmasindan daha kısa sürede gerçekleştirdiğine inanmıştır.” demiştir.

Tarihte bilinen ünlü epilepsi hastalarından bir demet sunayım sizlere:

Aristo, Socrates, Van Gogh, Charles Dickens, Niccolo Paganini, Jean-Jacques Rousseau, Blaise Pascal, Molière, Michelangelo, Leonardo da Vinci, Alexander the Great, vb… Ama en ünlüsünü yazının sonuna bırakıyorum, teşhisini siz koyun, bakalım koyabilecek misiniz… 😉

Peki, analize devam edelim, nedir epilepsi, veya halk arasinda bilinen adiyla sara hastaligi? Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Dinler Etiketler:,

Müslüman Argümanları

Mart 10, 2010 53 yorum

Siz hiç bir Müslüman’la oturup dinler ve inanışlar üzerine sohbet ettiniz mi? Ben çok ettim. Gerçekten deneyimliyim bu sohbetlerde. Bakın size kendi tecrübelerimi anlatayım neler bekler sizi bu sohbetlerde 🙂

Müslüman, başlar anlatmaya… “Dünyamız çok bozulmuştu” der. Tarihi kaynakları iyi araştirmiştir belli ki. İslami kaynak dışında bir araştırma da dahil midir bilgi arayışına, şüpheli… Ama iyi araştırmıştır Müslüman. Devam eder anlatımına gülümseyen nur yüzüyle… “Tıpkı bundan önce bozulduğunda Allah’in müdaheleleri gibi, o zaman da bir düzenleme gerekti” der. “Ve yüce peygamberimiz, Muhammed S.A.V. efendimiz gönderildi” diye devam eder. Muhammed öncesinde Arapların nasıl kokuştuğu, hem de nasıl cahil olduklarını anlatır bir süre. Sonra ‘karıncayı dahi incitemeyecek’ kadar sevgi dolu peygamberle nasıl alay edildiğini, o yüce insanın nasıl da ezildiğini anlatır. Ama Muhammed o kadar yücedir ki, tıpkı İsa gibi, bir yanağına tokat atıldığında diğer yanağını çevirir, ona da vursun diye kafir… “Allah, mucizevi bir kitap olan Kuran’ı indirir” diye devam eder Müslüman. Sonra o kokuşmuş kafir Arapların azgınlıkları yüzünden Muhammed savaşmak durumunda kalır, mecburen, hem de hiç istemeyerek… Başkaldıran nankör, hain, geberesice Yahudileri de “mecburen” öldürtmek zorunda kalır. Savaşlar yüzünden, kadınlar ve kızlar yalnız kalmasın diye, yine mecburiyetten, onlara evlenerek sahip çıkar yüce peygamber. Kuran tamamlandıktan sonra da ölür sevgili Peygamber. “Ya işte böyle” der Müslüman… Sözü bırakmak istemez ve devam eder anlatmaya… “İslam barış ve hoşgörü dinidir, Islam’da zorlama yoktur” der. “İslam tüm dinleri kabul eder. Tüm kitapları kabul eder. Ama o kitaplar hep bozulmuştur, o yüzden Allah, İslamı göndermiştir. İslam ve Kuran bozulmayacaktır. Çünkü Allah korur o mucize kitabı… İslam temizliği emreder. İslam çalışmayı emreder. İslam bilime önem verir. İslam, islam, islam…” Bu güzel ve güler yüzlü anlatım sürer gider. Gülücükler saçarak anlatır size bunu bir Müslüman. Ta ki…

Daha fazlasını oku…

Kimdir Bu Allah?

Ocak 13, 2010 212 yorum

Daha onceki yazilarimda birlikte Cennet‘in nerede oldugunu, Kuran’in nasil hatalarla dolu oldugunu, eski inanislari ve uc buyuk dinin bunlardan etkilenisini, insanlarin inanma ihtiyaclarini ve nedenlerini irdelemestik. Bu yazidaysa Kuran’in o korku duyulan, cezalandirici, hani biraz da ‘psikopat’ diye tanimlayabilecegimiz buyuk yazari Tanriyi, ya da tum Muslumanlarca bilinen adiyla “Allah’i” irdeleyelim… Kimdir bu Allah? Daha fazlasını oku…

Mirac Mucizesi

Haziran 1, 2009 11 yorum

That’s one small step for man, one giant leap for mankind.” (Bu, bir insan icin atilmis kucuk bir adim, insanlik icinse dev bir adimdir.)

Astronot Neil Armstrong, 21 Temmuz 1969’da Ay’da ilk adimini attiginda tarihe gececek bu sozleri soyluyordu. Ne var ki yanildigi bir sey vardi. Bu adimin atilmasina henuz dunyanin tamami hazir degildi. Bir sehir efsanesi gibi buyuyecek dedikodu, Islam ulkeleri arasinda hizla yayilmaya baslamisti bile. Dedikoduya gore Neil Armstrong ve diger astronotlar, ayda yururken muzige benzer bir ses duyuyorlar ve bunun kaynagini bir turlu bulamiyorlardi. Ayin bir atmosferinin olmamasi, sesin ilerlemesi ve canlilar tarafindan duyulabilmesi icin hava, su gibi  ortamlara ihtiyac duyulmasi, bu ortamlardaki molekullerin dalgalar halinde ilerleyebilen ses tarafindan titrestirilmesi gerektigi, bu yuzden vakumdan olusan uzayda sesin kesinlikle duyulamayacak olmasi, konu din olunca onemsizdi. Neil Armstrong’un konusmalarinin bu bolumu NASA tarafindan silinecek, ama Islam ulkelerinin ajanlarindan gizlenmeye calisilan bu sir kacmayacakti. Yillar sonra Misir’da turist olarak gezen Neil Armstrong ayda duyduguna benzer bir melodi duyacak, ve cevresindeki muslumanlara sordugunda bunun ezan oldugunu ogrenip hemen Muslumanligi sececekti. Hayatinin geri kalanini da Lubnan’da gecirecekti. Evet, Islam ajanlarinin hakli olduklari bir nokta vardi. Neil Armstrong gercekten de Lubnan’da (Lebanon) yasiyordu. Ama Amerika Birlesik Devletlerinin Ohio eyaletindeydi bu Lubnan. Saka gibi olan bu iddialarin devamli gundeme getirilmesi uzerine 14 Temmuz 1983’te, Neil Armstrong yazili bir aciklama yapmak durumunda kalacak ve bu iddialarin gercek olmadigini soyleyecekti.

Halen insanin ayak basabildigi en uzak noktadir dunyanin uydusu olan ay. Veya sadece uzaya arac gonderebilen ulkeler boyle dusunurler. Uzaya arac gondermek bir yana, ekonomilerinin %90’indan fazlasi, Amerika ve Ingiltere’nin basi cektigi ulkelerin sirketlerince cikartilan petrole dayali olan ve teknolojiyi sadece batidan satin alabilen Arap ulkeleriyse ayni fikirde degildir. Onlara gore aslinda bundan cok daha buyuk bir yolculugu yasamistir insanoglu. Hem de bundan 1400 yil once… Hem de kanatli bir atla. Uzay yolculugunu at sirtinda gerceklestiren, Neil Armstrong gibi soguktan korunabilmek ve nefes alabilmek icin, diger astronotlarla ve merkezle konusabilmesini saglayabilmesi icin telsizlerle ve ozel kiyafetlerle donatilmayansa, ugruna kainat yaratilan Muhammed’in ta kendisidir. En buyuk mucize olarak anlatilir Islam alimlerince bu olay. Mirac’tir adi bu mucizenin. Ulkemizde de o gece muslumanlar camilere dolusur, namaz kilar, dualar eder bu mucizeyi anmak icin. NASA belki de once acip Kuran’i okumalidir, aya insan gonderebilmek icin milyarlarca dolarlik yatirim yapip, yillarca suren arastirmalar yapacagina…

Daha fazlasını oku…

Kategoriler:Dinler Etiketler:, , , ,